DÖNEM : 21
CİLT : 4 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
24 üncü Birleşim
27 . 6 . 1999 Pazar
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili (2), sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/239)
2. – 86 ncı Uluslararası Çalışma Konferansında kabul edilen 189 sayılı Tavsiye Kararı ile “Çalışmaya İlişkin Temel Haklar ve İlkeler” başlıklı ILO bildirgesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulacağına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/240)
III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – 1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/1; 1/2, 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S. Sayıları:
3, 4, 8, 9)A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
1. – İçişleri Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – İçişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Emniyet Genel Müdürlüğü
1. – Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
b) Jandarma Genel Komutanlığı
1. – Jandarma Genel Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Jandarma Genel Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
c) Sahil Güvenlik Komutanlığı
1. – Sahil Güvenlik Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Sahil Gü
venlik Komutanlığı 1997 Malî Yılı KesinhesabıB) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI
1. – Ulaştırma Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Ulaştırma Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Telsiz Genel Müdürlüğü
1. – Telsiz Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Telsi
z Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı KesinhesabıC) BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANLIĞI
1. – Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Bayındırlık ve İskân 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Karayolları Genel Müdürlüğü
1. – Karayolları Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Karayolları Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
D) ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANLIĞI
1. – Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a)
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi1. – Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
b) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
1. – Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
E) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
1. – Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü
1. – Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
F) SAĞLIK BAKANLIĞI
1. – Sağlık Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Sağlık Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Hudut ve S
ahiller Sağlık Genel Müdürlüğü1. – Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
G) ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
1. – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
H) TURİZM BAKANLIĞI
1. – Turizm Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Turizm Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
IV. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. –
Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması2. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in Gruplarına sataşması nedeniyle konuşması
3. – Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması
4. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın partisinin ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendilerine atfetmesi nedeniyle konuşması
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 10.00’da açılarak üç oturum yaptı.
Birinci ve İkinci Oturum
Macari
stan’a gidecek olan Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’na, Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarılarının (1/1; 1/2; 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S. Sayıları: 3, 4, 8, 9) görüşmelerine devam olunarak;
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
Vakıflar Genel Müdürlüğü,
Diyanet İşleri Başkanlığı,
Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı,
Adalet Bakanlığı,
Yargıtay Başkanlığı,
Çevre Bakanlığı,
Millî Savunma Bakanlığı,
Orman Bakanlığı,
Orman Genel Müdürlüğü,
1999 malî yılı bütçeleri ile 1997 malî yılı kesinhesapları
kabul edildi.Nejat Arseven
Başkanvekili Burhan Orhan Cahit Savaş Yazıcı Bursa İstanbul Kâtip Üye Kâtip ÜyeÜçüncü Oturum
1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarılarının (1/1; 1/2; 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S. Sayıları : 3, 4, 8, 9,) görüşmelerine devam olunarak;
Dışişleri Bakanlığı,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı,
1999 malî yılı bütçeleri ile 1997 malî yılı kesinhesapları
kabul edildi.27 Haziran 1999 Pazar günü saat 10.00’da toplanmak üzere birleşime 00.25’te son verildi.
Ali Ilıksoy Başkanvekili Hüseyin Çelik Mehmet Ay Van Gaziantep Kâtip Üye Kâtip Üye
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 10.00
27 Haziran 1999 Pazar
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Vedat ÇINAROĞLU (Samsun), Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 24 üncü Birleşimini en iyi dileklerimle açıyor, saygılar sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının, komisyonun görev bölümüne dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili (2), sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/239)
17.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu başkan, başkanvekilleri (2), sözcü ve kâtip seçimi için 17.6.1999 Perşembe günü saat 13.00'te toplanmış ve kullanılan 19 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda ad ve soyadı belirtilen üyeler karşılarında gösterilen oyları alarak başkan, başkanvekili (2), sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Mehmet Mail Büyükerman İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan: Dr. Sema Pişkinsüt Aydın (18) oy Başkanvekili: Sebgetullah Seydaoğlu Diyarbakır (19) oy Başkanvekili: Metin Ergun Muğla (18) oy Sözcü: Bahri Zengin İstanbul (18) oy Kâtip: Faruk Demir Ardahan (17) oy
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kâtip üyenin istifası nedeniyle, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının kâtip seçimine dair bir ek tezkeresi daha vardır; okutuyo
rum:
26.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu kâtip seçimi için 26.6.1999 Cumartesi günü saat 13.00'te toplanmış ve kullanılan 16 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda ad ve soyadı belirtilen üye karşısında gösterilen oyu alarak kâtip seçilmiştir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Dr. Sema Tutar Pişkinsüt Aydın Komisyon Başkanı
Kâtip: Mustafa Eren Karabük (16) oy
BAŞKAN– Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, 1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarıları üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.
Program uyarınca, bugün dört tur görüşme yapacağız.
Dokuzuncu tur görüşmelerine başlıyoruz.
III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMiSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞ
LERl.- 1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/1; 1/2; 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S.Sayısı: 3, 4, 8, 9) (1)
A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
1. – İçişleri Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – İçişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Emniyet Genel Müdürlüğü
1. – Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
b) Jandarma Genel Komutanlığı
1. – Jandarma Genel Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Jandarma Genel Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
c) Sahil Güvenlik Komutanlığı
1. – Sahil Güv
enlik Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi2. – Sahil Güvenlik Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
B) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI
1. – Ulaştırma Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Ulaştırma Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Telsiz Genel Müdürlüğü
1. –
Telsiz Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi2. – Telsiz Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN – Dokuzuncu turda, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve Telsiz Genel Müdürlüğü bütçeleri yer almaktadır.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Sayın milletvekilleri, soru sormak isteyen milletvekillerinin kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürmeksizin, kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermeyecek şekilde hazırlayacakları sorularını, gruplar adına yapılacak konuşmalar bitinceye kadar yazılı olarak Başkanlık Divanına göndermeleri gerekmektedir. Gruplar adına yapılacak konuşmalar tamamlandıktan sonra gönderilecek sorular kabul edilmeyecektir.
Dokuzuncu tu
rda, grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:Grupları adına: Fazilet Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik, Tokat Milletvekili Sayın Bekir Sobacı; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Tokat Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Balak, Manisa Milletvekili Sayın Mustafa Enöz; Anavatan Partisi Grubu adına, Aydın Milletvekili Sayın Cengiz Altınkaya, Antalya Milletvekili Sayın Cengiz Aydoğan; Demokratik Sol Parti Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Cihan Yaz
ar, Ordu Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Konyalı, Antalya Milletvekili Sayın Mustafa Vural; Doğru Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız.Şahısları adına: Lehte, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa; aleyhte, Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz.
İlk söz, Fazilet Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik'e aittir.
Süreyi eşit mi paylaşıyorsunuz?
FARUK ÇELİK (Bursa) – Evet efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelik. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
FP GRUBU ADINA FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve Fazilet Partisi Grubu adına Yüce Meclise ve aziz vatandaşlarıma saygılarımı sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, İçişleri Bakanlığı, ülkenin huzur ve güvenini, emniyet ve asayişini sağlamak ve kamu düzenini korumakla görevli en önemli bakanlıklarımızdan biridir. İnsan bünyesinde yaşam için nasıl vazgeçilemeyecek organlar var ise, devlet yönetiminde de İçişleri Bakanlığı bu mesabededir. Takriben dörtyüz yıllık geleneği olan bu Bakanlığımıza bağlı çok önemli genel müdürlükler, genel komutanlıklar vardır ve Bakanlığımız, hizmetl
erini bu birimlerle yürütmektedir.Bakanlık mensupları arasında istisnalar çıksa da, kanaatimiz odur ki, tamamına yakınının milletimize hizmetten başka amaçları yoktur; bu vesileyle, huzur ve güven ortamının tesisi için hayatlarını kaybeden güvenlik mensuplarına Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemiz jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip bir ülkedir; herkesin gözü bu topraklarda... Tarih boyunca işimiz zordu, bugün de işimiz zor, yarın da işimiz zor olacaktır; çünkü, güzel bir ülkeye sahibiz ve kıtalararası köprü olan bir ülke sahibiyiz.
Bildiğiniz gibi, uzun süredir terör belasıyla mücadele eden güvenlik güçlerimiz, önemli başarılar elde etmişlerdir. Hele, teröristbaşının ele geçirilmesiyle, güneydoğuda sosyal ve ekonomik açıdan bozulan dengelerin kurulması için önemli bir fırsat elde edilmiştir. Hükümet, bir daha güvenlik güçlerine ihtiyaç duyulmayacak şekilde, bu bataklığı kurutacak tedbirleri almalıdır.
Bildiğiniz gibi, 56 ncı hükümetin Başbakanı Sayın Ecevit döneminde, güneydoğu için, Türkiye'nin bir günde ödediği faiz tutarı olan yaklaşık 40 trilyon lira ayrılmıştı ve bu 40 trilyon lira da üç yıl içerisinde güneydoğudaki durumun düzeltilmesi için kullanılacaktı; ama, geliniz görünüz ki, bu para gitme
diği gibi, eğer, bundan sonra da, güneydoğu hadiselerinde, güneydoğunun rehabilitesi konusunda 57 nci hükümet de böyle bir yol izleyecekse, bu yolun çıkış yolu olmadığını ifade etmek istiyorum; daha ciddî, daha köklü tedbirler alınması gerektiğini burada belirtiyorum.Güneydoğu meselesinin bundan sonra da güvenlik güçlerinin sırtından götürülmesi doğru değildir; bölgede gerekli altyapı hazırlanmalı, normalleşmeye bir an önce dönülmelidir.
Değerli milletvekilleri, sosyal devlet, sorunlarını her gün aza indirgeyen, her gün sorunlarını çözen devlettir. Ülkemizin yönetim yapısına baktığımız zaman, maalesef, aşırı merkeziyetçi bir yapı içerisinde olduğunu müşahede etmekteyiz, görmekteyiz ve bu aşırı merkeziyetçi yapı neticesinde de, ülkemiz, pek çok tehlikeli s
onuçlarla karşı karşıya kalmıştır. Merkeziyetçi anlayış, bir taraftan havaleciliği, diğer taraftan bedavacılığı, diğer taraftan ihaleciliği, son olarak da karşımıza çeteciliği beraberinde getirmiştir. Ayrıca, inisiyatifin merkezde olması sonucu, âdeta bir kurtarıcı kültürü oluşmuş; dolayısıyla, merkez, kurtarıcı rolünü üstlenmiş, aşırı yük altındaki siyaset, siyasetçi, bürokrat ve bürokrasi, âdeta sürmenaj olmuştur.Devletin küçültülmemesi, hizmetlerin mahalline bırakılmaması, kaynak israfına sebep olmaktadır. Problemlerin çözülmemesi, fertleri de, müesseseleri de psikolojik yorgunluğa, yılgınlığa, bezginliğe ve ümitsizliğe sevk etmektedir; bu da, İçişleri Bakanlığının yükünü artırmaktadır.
Bakınız, toplumumuzda intiharların artması, boşanma davalarının artması, trafik kazalarındaki korkunç tablo, uyuşturucu kullananların sayısının artmasının yanında, yaş ortalamasının düşmesi, hırsızlık, gasp ve cinnet olaylarına baktığımızda ise her yıl artarak devam ettiğini görmekteyiz. Birkaç rakam vermek istiyoru
m:Bakınız, boşanma davalarında son üç yıl, 1996, 1997 ve 1998 yıllarında 329 292; takriben 330 000 dava açılmıştır; bu, aile yapımızın hangi noktada olduğunu göstermesi açısından son derece önemlidir. Trafik kazalarına baktığımızda ise, 1968-1977 yılları arasındaki dokuz yıl içerisinde 48 bin ölü, yine 1985-1994 yılları arasında ise 72 000 ölüm vakası gerçekleşmiştir, meydana gelmiştir. İntiharlara baktığımızda ise, yine çok acı bir tabloyla karşı karşıyayız; 1997-1998 yılları arasında 10 464 kişi intihar
etmiştir, hayatına kıymıştır, hayatına son vermiştir.21 inci Yüzyıla girerken bu tablolar hepimizi düşündürmeli. Bu tabloların durup dururken meydana gelmediğini düşünmemiz gerekiyor. Aziz milletimiz de, bizi, bu Yüce Parlamentoya gönderirken, bu tablolara, bu yanlış gidişata dur dememiz için göndermiştir; çözüm mercii burasıdır ve bu olumsuz gelişmeler, devlet anlayışımızda yeni bir yapılanmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. İnşallah, 21 inci Dönem parlamenterleri olarak, yerinden yönetim, yerel yön
etimler reformunu gerçekleştiririz ve çağdaş yönetim anlayışıyla, inşallah, Türkiye'yi iç içe getirmiş oluruz; Türkiye'yi, bu sıkıntılardan, elbirliğiyle, birlikte kurtarırız.Değerli milletvekilleri, güvenlik güçlerimizin, bir yandan kanun hâkimiyetini tesis ederken, öte yandan temel hak ve özgürlükleri de özenle korumak gibi görevleri vardır. Gösteri ve yürüyüş, düşünce ve düşünceyi ifade, haberleşme hürriyeti, hatta, özel hayatın gizliliği gibi haklar neredeyse ihlal edilmekte ve kullandırılmamaktadır.
Bazı şüpheli şahıslar bahane edilerek, işte, Cumhurbaşkanının dinlenildiği, Başbakanın dinlenildiği, milletvekillerinin, Genelkurmay Başkanlığının, gazete yöneticilerinin ve gazetecilerin dinlenildiğini gazetelerde manşet manşet takip ediyoruz, okuyoruz. Biz, tabiî, buradan Sayın Bakanımıza ve Bakanlığımıza soruyoruz: Kim bunlar; kimin adına kimi dinliyorlar? Bu sorunun mutlaka cevabı alınmalıdır. Vatandaşın güvenliğinin teminine görevli memur, vatandaşın özgürlüklerini tehdit eden bir unsur haline gelmemelidir; gelmişse, problem, sanıldığı kadar da küçük bir problem değildir. Problemlerin boyutu çok daha üst düzeylerde, çok daha büyüktür diye ifade etmek istiyorum.Bunların kim olduğu mutlaka ortaya çıkmalıdır. Bu telekulak hadiseleriyle ne yapılmak isteniliyor, Türkiye nereye sürüklenmek isteniliyor; özellikle, Sayın Bakanımız kurumun içinden geldiği için, inşallah bu karanlık noktaları ortaya çıkaracak ve toplumun bu konuda rahatlamasına vesile olacaklardır.
Değerli milletvekilleri, bir hususu daha belirtmek istiyorum: Bir toplumda eğer hukukî müeyyideler artıyorsa, o toplumda ahlakî özellikler geriliyor demektir. Hukukî müeyyideler, aslında, insanların özgürlüklerini sınırlayan birer temel taşlardır. Hukukî müeyyidelerle toplumsal huzuru temin etmek mümk
ün değildir; aslolan, ahlakî müeyyideleri önplana çıkarıp, toplumsal huzuru sağlamamız gerekiyor. Eğer, biz, huzur ve barış ortamı istiyor isek, İçişleri Bakanlığının yükünü hafifletmek istiyor isek, hukukî mevzuata boğulmayan, ahlakî değerleri önplana çıkaran bir sisteme geçmeliyiz; bu, hem Bakanlığımızın iç eğitimi açısından son derece önemlidir hem de ülkemizin genel eğitim sistemi açısından son derece önemlidir. Aksi takdirde, telekulak, en yetkililer tarafından gerçekleştiriliyorsa, o olayı gerçekleştiren en yetkilinin üzerine bir başka yetkiliyi de koyamayacağınıza göre, hukukî müeyyideler bir yerde tıkanıp kalıyor ve ahlakî müeyyidelerin önemi de burada ortaya çıkmaktadır.Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığımızın içerisinde son günlerde yapılan bir değişiklikle, kaymakam adaylarının stajının en önemli bir bölümü ve dört ayı aşan bir bölümü, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğince gerçekleştirilmektedir. Oysa, Bakanlığın, Eğitim Dairesi Başkanlığı ve eğitim tesisleri vardır; kaymakam adayla
rının neye ihtiyaç duyduklarının en iyi bu birim tarafından bilinip yürütülmesi gerekir. Son günlerde, vali yardımcılarına da iki grup halinde, anılan sekreterlikçe oriyentasyon kursları düzenlendiği dikkate alınırsa "hizmetiçi eğitim konusunda, Eğitim Daire Başkanlığının yetersiz mi kaldığı" sorusu aklımıza gelmektedir.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çelik, 1 dakika süre veriyorum.
Buyurun efendim.
FARUK ÇELİK (Devamla) – Sayın Bakandan rica ediyorum, bu birimi, görevini yapacak güce kavuştursunlar diyorum.
Değerli milletvekilleri, bir önemli konuya daha temas etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, bu vatan için şehit olanların, bizleri istikbali için, ülkenin istikbali için şehit olanların dul ve yetimlerine, gazilere, yeteri kadar sahip çıkmadığımız da ortadadır. Şehitlerin yaptıklarına bizim karşılık vermemiz mümkün değildir; ama, hiç olmazsa, onların yakınlarına, onurlu bir şekilde bu toplumun içerisinde yaşamalarına olanak sağlayalım diyorum ve netice olarak, onaltı yıldır deva
m eden terörle mücadele ve olağanüstü halin, yöre vatandaşları üzerindeki psikolojik etkileri, kapatılan siyasî partiler, nereden düğmeye basıldığı belli olmayan son günlerdeki Fethullah Hoca Efendi ile ilgili ithamlar, değerlendirmeler, insan haklarını hiçe sayan bazı uygulamalar, hukukun siyasallaşması görüntüsü, geniş halk kitlelerimizin devletimize olan güvenini sarsmaktadır. Bundan dolayı, şu hususları, Sayın Başkanımızın...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Arkadaşınızın süresin
i kullanmak isterseniz, buyurun efendim.FARUK ÇELİK (Devamla) – 1 dakikasını kullanıyorum efendim.
Milleti hiçe sayarak, devlet yönetimi olmaz aziz kardeşlerim; olur; olmaz diye bir şey yok; olur da, bunun adı demokrasi olmaz.
Bildiğiniz gibi, bugünlerde, geniş halk kitleleri "irtica" diye bir tehlikeden bahsedilerek rahatsız ediliyor. İrticadan İslamiyeti anlayacaksak, yazık; çünkü, İslamiyet, hepimizin de ifade ettiği gibi, aydınlıktır. İrticadan İslamiyeti kastetmiyorsak, böyle bir tehlikenin olmadığını ifade etmek istiyorum; çünkü, biz de halkın içerisindeyiz. İnanç değerlerimiz, dolayısıyla millî değerlerimiz, devletimizin hiçbir kurumuyla çatışmaz; vatandaşımıza güvenmeliyiz diyorum ve bu konuda, her kesime, hepimize, bütün bakanlıklara, İçişleri Bakanlığımıza da önemli görevler düştüğünü ifade ediyorum.
Son olarak da, olumsuzların en aza indirgendiği, güçlü, huzurlu, mutlu ve umutlu 21 inci Yüzyıl Türkiyesi temennisiyle, İçişleri Bakanlığı bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.
Fazilet Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı, Tokat Milletvekili Sayın Bekir Sobacı.
Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Sobacı, süreniz 9 dakikadır.
FP GRU
BU ADINA BEKİR SOBACI (Tokat) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlamadan önce, geçen hafta pazar günü, Tokat'ta meydana gelen çok yoğun bir dolu afetinde zarar gören hemşerilerime geçmiş olsun diyorum. Ülke ekonomisine ve Tokat ekonomisine 7-8 trilyon kadar katkı sağlayacak tarımsal üretimi yok eden bu afetle ilgili olarak, ilgili bakanlık, hükümet ve kuruluşlarımızın dikkatini çekiyorum; teşekkürler ediyorum.Ulaştırma, ekonominin temelidir ve ulaştırmanın ana öğeleri, karayolu, demiryolu, deniz ulaşımı, hava ulaşımı ve de çağımızın en hızlı gelişen sektörü olan iletişim ve haberleşmedir.
Türkiye açısından ulaştırma sektörüne, uluslararası boyutu, ulusal boyutu ve ülkemizin jeostratejik önemi bakımından ikisinin kesiştiği kombine taşımacılık açısından üç boyutlu bakmak mümkündür.
Türkiye, jeostratejik açıdan önemlidir diyoruz yıllardır. Allah bize bu ülkeyi bahşetmiş; ama, gelişen keşifler, yatırımlar ve teknoloji, jeostratejik konumdan ülkeleri hızla uzaklaştırmaktadır; bir Süveyş Kanalının yatırımı, Cebelitarık'ın önemini azalttığı gibi...
İşte bu açıdan baktığımız zaman, işin lafla geçiştirilecek zamanı yoktur ve maalesef, uluslararası ulaştırma politikaları açısından Türkiye geç kalmıştır özellikle transit taşımada.
21 inci Yüzyılın ilk çeyreğine gelindiğinde, dünya gayri safî millî hâsılasının, üretiminin yüzde 67'si Asya'da yapılacaktır. İşte Türkiye, Asya'da oluşacak -Çin ortada, Ortaasya cumhuriyetleri ortada- bu büyük üretimin taşınmasında, intikalinde nasıl bir pay alacaktır; uzun vadeli projeksiyonları nedir; yatırım planlamaları nedir? Maalesef, bu noktada, Türkiye, transit taşımacılıkta, 1980'li yıllarda elde ettiği gelirden hızla kayıplar yaşamaktadır. Bu noktada, güzergâh değişiklikleri Türkiye'
yi vurmuştur.İran onbeş yılda -devrimden sonra- Güney İran'daki Benderabbas Limanından, kuzeydoğudaki Meşhed'e ve Türk cumhuriyetlerine, zor coğrafî şartlarda, 1 500 kilometre demiryolu yaptı; ama, biz, elliyedi yılda 1 300 kilometre demiryolu yapabildik. Bugün, Dubai gibi önemli ticaret merkezlerine, Ortaasya transit taşımacılığını İran çekmiştir.
Şimdi, İran yayılmacılığını önlemenin yolu laf değildir; yatırımdır. (FP sıralarından alkışlar) İşte bu noktada, düşmanlıklardan ziyade, Batının bize yaptığı gibi, çoğu kere, dostluk anlaşmalarıyla ülkelerin önüne geçilir; bu, bir diplomasi ayağıdır. Burada dikkatlerinizi çekiyorum; işte bu noktada da, Türkiye, maalesef, gerekeni yerine getirmemiştir.
Yine, 1980'li yıllarda, ülkemize çok büyük döviz kazandığımız, Karadeniz limanlarımızı canlı tutan, karayollarını TIR'larla dolduran transit Avrupa-Asya taşımacılığı da sona ermiştir, TIR'ların sayısı azalmıştır; niye; İran, Köstence, Batı Karadeniz ve Gürcistan Soçi limanlarını kullanarak, oradan da Bakü'de kendi
Hazar kıyılarında Bender Anzali'yle, doğuda da Bender Türkmen Limanını kullanarak, bu transit taşımacılığı kendi ülkesine kaydırmıştır. İşte Türkiye, bu transit taşımacılığa karşı yatırım yapmak zorundadır, Kars-Tiflis yeterli değildir.15-17 Aralık 1997'de İstanbulda yapılan İkinci Demiryolu Kongresinde, maalesef, Türkiye transit demiryolu yatırımları konusunda hiçbir önermede bulunulmamıştır, yeni ara hatlar önerilmiştir.
Cumhurbaşkanımıza da bir vesileyle ifade etmiştim; bu noktada Türkiye'nin yapacağı, doğudan batıya en kısa güzergâhta bir transit demiryolu yatırımıdır arkadaşlar. Bunun da güzergâhı, şu anda TTEK Projesi olarak bilinen Bakü-Tiran E-80 karayoludur. Buna paralel yapılacak bir demiryolu, Erzincan'dan, Kelkit Vadisinden Niksar-Erbaa-Taşova
-Merzifon-Osmancık-Tosya-Gerede'den Arifiye'ye bağlanacak olan en kısa güzergâh olan demiryolu transit taşımacılığı, aynı zamanda, Zonguldak-Filyos yöresinde düşündüğümüz sanayi havzasını ve bu paralel yola dikey inen Samsun-Sıvas demiryolu ve Zonguldak-Çerkeş demiryoluyla da ülkemiz çok büyük bir hareketlilik kazanacaktır. Sayın Bakanımız ve ilgili kuruluşların bu projeye dikkatlerini arz ediyorum.Bu yatırımlar hangi bütçe imkânlarıyla yapılacak dersek; dün burada iki bakanımız konuştu -53 üncü ve 55 inci hükümetlerin ekonomi kaptanlarıydılar- hep şikâyet ettiler; ama, şikâyet ettikleri konularda yaraları kendileri derinleştirdi. Şikâyet etmeye hakları yok. O noktada, çok manidar bir anekdotu da Yüce Heyetinize arz etmek istiyorum:
Refahyol döneminde Avrupa
'daki işçilerimizin biriktirdiği paralardan yüzde 10 faizle 1,5 milyar dolar para geldi. Bugün, bankalar, dolar bazında yüzde 30 faiz veriyor ve bu konjonktürde Refahyol döneminin Ziraat Bankası yöneticileri, bu 1,5 milyar doları niye getirdin diye devlet güvenlik mahkemesinde yargılanmaktadır. Hangi zalim el, gizli güç bu yargılamayı sağlamaktadır?!Şimdi, bu noktada, yine, Sayın Bakanımızın, Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşmaları gerçekten müspet ifadeler içeriyor. İnşallah, bundan sonra yapılacak ihalelerde, Türkiye'deki güçlü lobilerin ve tezgâhtarların oyununa gelmez. Ben, özellikle güveniyorum ve itimadımız tamdır.
Türkiye'de, önce, reel ekonomiyi ve üreteni sevmek lazım. Bunu becerebilirsek, şu anda birer dünya şirketi olma noktasında olması gereken TÜLOMSAŞ, TÜVASAŞ, TÜDEMSAŞ gibi kuruluşlar, bugün büyükşehirlerin raylı sistemlerini kurabilirdi, damgasını vurabilirdi; bize de milyarlarca dolar döviz getirebilirdi; ama, bugün, hâlâ, Türkiye, demiryolu rayı ithal eden bir ülkedir. Türkiye'deki demir-çe
lik sektörünün teknoloji birikiminin, demiryolu rayı üretiminin üstesinden gelebileceğine inanıyorum ve zararın neresinden dönülürse kârdır diye düşünüyorum.Yine, ülkemizde, Arifiye-Sincan hızlı demiryolu projesi var; Sayın Bakanımızın tutanaklardan gördüğüm ifadelerinde "bu proje, şu anda revize ediliyor, yeni bir projeyle hazırlanıyor..." Şimdi, Türkiye'de yatırımların uzun sürdüğünü zaten biliyoruz; acaba, bir yığınak hatası mı vardı bu projenin, yirmibeş yıl önce projelendirilirken?!. Milyonlarca dola
rı şu anda çöpe atmakla karşı karşıya kaldık! Teknolojik gelişmeler, bu proje hazırlanırken, fizibilitesi göz önüne alınmamalı mıydı; onun için, bu noktada da, Bakanımızdan, inşallah, doyurucu bilgiler istiyoruz.Yine, bu projenin devamı olan İstanbul demiryolu Boğaz tüpgeçişi... Çok önemli bir projedir; ama, Türkiye'de, maalesef, Sarıyer ve Beykoz ormanlarının arazilerini yağmalayan ve peşkeş çektirmek isteyen lobi, üçüncü köprüde ısrar ediyor. Yapılan objektif değerlendirmeler, Türkiye'de köprülerin İsta
nbul trafiğine çare olmadığını göstermiştir. Birinci köprü kurulduktan sonra, 1972-1974 arasında Boğazdan geçiş yapan araç sayısı yüzde 170 artmış, insan sayısı sadece yüzde 4 artmış; biri aritmetik dizi, biri geometrik dizi... İkinci köprü açıldıktan sonra araç sayısı yüzde 1180 artmış, insan sayısı sadece yüzde 170 artmış. Köprü çare değil; bunu bütün bağımsız kuruluşlar ortaya koymuştur. Onun için, Boğaz geçişi, sadece bir demiryolu transit geçişi değil, toplutaşıma raylı sistemini de içermelidir ve burada Sayın Bakanımızdan bir istirhamım var; malumuâlileri, kendi ifadeleri "Halkalı-Gebze demiryolunu metro şekline çevireceğiz" diyor; güzel bir fikir; ama, şu anda İstanbul'daki Gebze-Halkalı demiryolu malumuâliniz ki, hep, sahil kesiminden gitmektedir. Avrupa yakasında hızlı tramvay ve metro yatırımları bir noktada trafiği rahatlatmıştır; ama, Asya yakasında E-5 güzergâhının güneyi şu anda zaten imara meşbudur, doymuştur; ama, kuzey kesimi, özellikle, Gebze hattına doğru çok yoğun bir nüfus kesafeti arz etmektedir ve Gebze kuzeyindeki organize sanayi bölgeleri, orada çok büyük bir nüfus yoğunluğunu da karşımıza çıkaracaktır. Şimdi, Sayın Bakanımdan istirhamım şudur: İstanbul Büyükşehir Belediyesi birkaç yıl önce, E-5 güzergâhı üzerinde, orta refüjde raylı sistem taşımacılığıyla ilgili bir proje hazırladı; ama, siyasî amaçlarla tasdik edilmedi. Şimdi, düşündüğünüz bu sistemle Boğaz tüp geçişiyle beraber eğer, bu projeyi tevhidini ve telifini sağlarsak, hem o nüfus kesafetinin olduğu bölgeye yakın bir taşımacılığı elde etmiş hem de verimliliğin artmış olacağını düşünüyorum.Vakit yetmediği için, Hava Yollarına kısaca bir bakmak istiyorum. Türk Hava Yollarının ve özel sektörün yaptığı yatırımlarla filoda koltuk sayısı artmıştır, sevindiricidir; ama, karşımızda, Türk Hava Yollarındaki uçak alımlarındaki şaibe, Kurtköy Havaalanı, ulaştırma sektöründe bir leke olarak karşımızda durmaktadır.
Şimdi, bu noktada, Türk Hava Yolları, geçen yıllarda Avrupa'daki kendi işadamlarımızın acentelerini zarara soktu. Ben biliyorum ki, çok insan, tutuklanmamak için oradan kaçtı, geldi. Teşvik primi veriyordu. Türk Hava Yolları; o acenteleri uyarmadığı için Alman maliyecilerle başını derde sokmuştur ve yazık oldu. Onun için, yöneticilerin daha dikkatli olmasını arzu ediyorum...
(Mik
rofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Sobacı, 1 dakika süre veriyorum; buyurun.
BEKİR SOBACI (Devamla) – 3 dakika mümkün mü efendim?
Çorlu Havalanı Rus charter uçaklarına açılması olumludur; ancak, bu yetmez. İtalya, şu anda havaalanları, otelleriyle, 1 milyon metrekarelik Rus pazarı inşa etti. Biz, kaçırdığımız Rus pazarını... Çorlu Havaalanının etrafının bir serbest bölge gibi-ki, Çerkezköy, Çorlu bir tekstil ve deri bölgesidir- olmasını sağlarsak kaçan pazarı yeniden elde etmiş olu
ruz diye düşünüyorum.Şimdi, bu noktada kısa keseceğim. Bizim devletimiz büyük bir devlettir; Türkiye, on sene içerisinde dünya devleti olur; Osmanlı yıkıntı döneminde, Hicaz demiryolu gibi bir ağır projeyi gerçekleştirmiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti Osmanlının düyunu umumiyesini omuzladı; ama, onun bıraktığı çekirdek coğrafya olarak bizler, onun bıraktığı tarihî mirası da omuzlamakla müşterisi olmak, onun ısrarcısı olmak zorundayız. Dün Mostar'da köprüyü uçuran Sırp, seksen doksan sene önce Hicaz demiry
ollarını uçuran Lawrance, bizi oralardan bu eserleri yok ederek kovmak istemiştir; ama, heyhat!.. Şimdi ülkemde Lawrance yok; ama, on asırdır bu ülkenin oluşturduğu barış köprülerini uçuran Levantenler, Sabbatayistler ve yerli Lawranceler var.(Mikrofon oto
matik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sobacı.
BEKİR SOBACI (Devamla) – Bir fetret dönemini yaşıyoruz. Nasıl ki, millî mücadele bir fetret dönemiydi, Nene Hatunlarla, Şahin Beylerle, Sütçü İmamlarla, Gazi Mustafa Kemal'le bu fetret dönemi aşıldı, bu fetret dönemi de aşılacak ve hepimiz huzura, rahata kavuşacağız.
Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sobacı.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk söz, Tokat Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Balak'a ait. (MHP sıralarından alkışlar)
Sayın Balak, Partinizden iki arkadaşımız söz almış; süreyi eşit mi paylaşacaksınız?
HASAN HÜSEYİN BALAK (Tokat) – Sayın Başkan, eşit kullanıyoruz.
BAŞKAN – Eşit kullanıyorsunuz.
Peki, buyurun efendim.
Süreniz
10 dakikadır.MHP GRUBU ADINA HASAN HÜSEYİN BALAK (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı ve ona bağlı kuruluşlar hakkında, Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunuyorum.
3046 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunla, içgüvenlik kuruluşları, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü, yurdun içgüvenlik ve asayişini, kamu düzeni ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumak, sınır, kıyı, karasularımızın
muhafaza ve emniyetini sağlamak, karayolları trafik düzenini sağlamak ve denetlemek, suç işlenmesini önlemek, suçluları takip etmek ve yakalamak, her türlü kaçakçılığı men ve takip etmekle görevlendirilmiştir.Aynı kanunun 29 uncu maddesin göre, içgüvenlik kuruluşları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığıdır.
Günümüzde, Emniyet Genel Müdürlüğü 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunuyla, Jandarma Genel Komutanlığı 2803 sayılı Jandarma Görev ve Yetkileri Kanunuyla, Sahil Güvenlik Komutanlığı da 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunuyla görevini sürdürmektedir.
Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yer alması sebebiyle, ben, burada, bilhassa Emniyet teşkilatıyla ilgili görüşlerimi açıklayacağım. Zira, polis, nüfus kesafetinin ağırlıklı olduğu şehir merkezlerinde görev yapmaktadır. 1997 yılında yapılan nüfus sayımı göz önüne alınacak olursa, kentsel kesimde; yani, polis sorumluluk bölgesinde yaşayan insan sayısının 41 milyon 257
bin kişiye ulaştığı ve polisin, Türkiye nüfusunun yüzde 65'ine hizmet götürdüğü görülmektedir.Avrupa standartlarına göre her 250 kişiye bir polis düşmesi lazım gelirken, ülkemizde 418 kişiye bir polis düşmektedir. Demek ki, ülkemizin yüzde 65'ine hizmet götüren Emniyet teşkilatı, bu hizmetini, 1937 yılında çıkarılan Emniyet Teşkilat Kanununa bağlı olarak ifa etmektedir. Bu durum ise, hizmetin aksamasına sebebiyet vermektedir. Hızla gelişen polis teşkilatının bu kanunla yürütülmesi mümkün görülmemektedir.
Her ne kadar, 3201 sayılı Kanunda bugüne kadar bazı değişiklikler yapılmışsa da, hızla gelişen ve büyüyen Emniyet teşkilatına uyum sağlayamamıştır. Bu sebeple, 3201 sayılı Kanunun, günümüzün gelişen ve değişen şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.Yukarıda belirtildiği gibi Emniyet teşkilatı, İçişleri Bakanlığı bağlı kuruluşları içerisinde, altmışiki yıldır aynı kanunla yönetilmeye çalışılan yegâne teşkilattır. Nitekim, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, kamu hizmetlerinde etkinliğin artırılması projesi ve kamu kesiminde ücret adaletinin sağlanması (adalet ve güvenlik hizmetleri) açıklama bölümünde; "güvenlik hizmeti veren kuruluşların yeniden yapılandırılması için master planı hazırlanması ve 1999 yılı sonuna kadar, İçişleri Bakanlığının
3152 sayılı, Emniyet Genel Müdürlüğünün 3201 sayılı, Jandarma Genel Komutanlığının 2692 sayılı teşkilat kanunları, bu kuruluşların, bugünün ve geleceğin ortaya koyacağı her ortamda başarılı olmalarını sağlayacak bir yapıya kavuşturulacaktır" denilmesine rağmen, böyle bir çalışmanın olmadığı, teessürle müşahede edilmiştir.Ülkemizin içerisinde bulunduğu coğrafî konumu, stratejik ve jeopolitik konumu, ülkemizin hızla kalkınma gayreti, dışgüçler tarafından gıptayla karşılanmasına rağmen, yine, bu güçler tarafından engellenmek istenmektedir. İnsanlarımızı ve ülkemizi bölmeye yönelik faaliyetlerinde, yerli işbirlikçilerini de yanlarına alarak ülkemiz üzerindeki kötü emellerini gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu sebeple, ülkemiz, yıllardır, iç ve dışkaynaklı t
erör olaylarına sahne olmaktadır. Güçlendirilmiş, güçlü bir polis teşkilatı, bu sorunu halledecek güçte olacaktır.Ülkemizde terör olayları ne zaman gündeme gelse, Avrupa "insan hakları" kavramıyla karşımıza çıkmakta ve içgüvenlikten sorumlu kuruluşlar, işkence, kötü muamele, zorla göç gibi konularla suçlanmaktadır.
Hızla artan nüfusumuz, diğer yandan, çeşitlenen suçlar ve yeni suç teknikleri ve insan kaynakları sorunları karşısında, polisimizin suç ve suçlularla hukuk kuralları içerisinde mücadele edebilmesi için, teknik açıdan kendini yenilemesi ve suçlunun kullandığı teknolojiden daha üstün bir teknolojiye sahip olması gerekmektedir.
Meydana gelen bir suçun aydınlatılmasına, sanıklarının tespitine yarayan her türlü ispat vasıtası olarak tarif edilen delilin, hukuka uygun yollardan elde edilmesi için, gelişmiş ülkeler polisi tarafından kullanılan teknolojinin Emniyet teşkilatı tarafından da kullanılması, insan hakları kapsamında zikredilen tüm iddiaları çürütecektir.
Emniyet teşkilatının ihtiyacı olan, araç-gereç, bina, personel ve elinde bulunan projeleri gerçekleştirmesi için paraya ihtiyacı vardır. Güvenlik hizmetleri pahalı hizmetlerdir.
Emniyet teşkilatının devlet bütçesinden aldığı payın, yıllar itibariyle yapılan bütçe incelemelerine göre, yüzde 3 olduğu hayretle müşahede edilmiştir. Halbuki, genel bütçeden ayırılan bu payın yüzde 10'lar seviyesine yükseltilmesi lazım gelmektedir.
İçişlerine bağlı içgüvenlik kuruluşlarından sadece Emniyet teşkilatı 657 sayılı Kanuna tabiîdir; diğer kuruluşlar ise, kendi özel kanunlarına tabidir. 19.2.1980 tarihinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa eklenen ek geçici 54 üncü maddesiyle Emniyet teşkilatı personel kanunu çıkarılmasına imkân sağlanmıştır; ancak, aradan ondokuz yıl geçmesine rağmen, bu çalışma gerçekleş
ememiştir. Bir an önce çıkarılması gereken Emniyet teşkilatı personel yasası, Emniyet teşkilatı mensuplarımızın tüm özlük haklarının, daha verimli, etkin ve hızlı bir şekilde yasal çerçevede düzenlenmesine imkân sağlayacaktır.Emniyet teşkilatı mensuplarına, aylık, ekgösterge, kıdem ve taban- aylığı, fazla mesai ücreti, emniyet hizmetleri makam tazminatı ile iş riski ve iş güçlüğü teminindeki güçlük zammı ve tayın bedeli ödenmektedir. Emniyet teşkilatı mensuplarına verilen maaş bordroları incelendiğinde, a
ylık ödeme ve ekgöstergelerinin çok düşük olduğu görülmektedir.Aylık tazminat ve zamların tespitinde, hizmetin özelliği, sürekliliği ve hayatî riski göz önüne alınarak, polisin lehine bir durum yaratılması lazım gelirken, aksine değerlendirme yapılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki diğer meslek sınıfları, ücret yönünden polisin önüne geçmiştir. Polis memurlarına yüzde 77 ile yüzde 93 oranı arasında emniyet hizmetleri tazminatı ödenirken, öğretmenlere yüzde 85 ilâ yüzde 100 oranında eğitim hizme
tleri tazminatı ödenmektedir.Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, kamu kesimininde ücret adaletinin sağlanması amacıyla, adalet ve güvenlik hizmetleri zikredilmiş olup, uygulamada, sadece adaletle ilgili kuruluşlara imkân sağlandığı görülmüştür.
Diğer taraftan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Personeli Ekgösterge Cetveline bakıldığında, daire başkanının ekgöstergesinin 7 000, müdürün ekgöstergesinin 4 800 ilâ 6 400 arasında, müdür yardımcılarının 5 500, yükseköğrenim gören r
ehber, kalemkâr, kalfanın 5 500, 2 nci derece kalfanın 4 800, aşçıbaşı, şef garson, başbahçıvan, başbekçi (2 nci derece) için ekgöstergenin 3 900, şef, amir için 5 500 ekgöstergedir. Bu personelin hayatî riskinin, bir polis memurunun hayatî riski ve çalışma saatleriyle karşılaştırılıp kıyaslanması asla mümkün değildir. Emniyet örgütünde çalışan yüksek tahsilli bir polis memurunun ekgöstergesi, hâlâ 800'dür.Diğer yandan, ekgöstergelerin düşük olması, polis emeklilerinin maaşını da olumsuz yönde etkilemektedir. Emekliye ayrılan bir polis, çalışırken aldığı maaşın yarısını almaktadır.
Mevcut sisteme göre, Emniyet teşkilatında üst düzey yönetici durumunda olan emniyet amiri ve yukarı rütbelerdeki ihtiyaç fazlası yığılmalar, büyük olumsuzluklar yaratmaktadır. Bu olumsuzlukların giderilmesi için yasal düzenlemeler gerekmektedir. Aksi halde, bu boşluk, siyasal baskılarlarla doldurdulmaya çalışılmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Balak, 1 dakika eksüre veriyorum, buyurun efendim.
HASAN HÜSEYİN BALAK (Devamla) – Halen, emniyet müdürü unvanını haiz 3 000'den fazla personel bulunmasına rağmen, aktif hizmetleri ihtiva eden makam sayısı 500 civarındadır. Üst rütbelerde yığılma olmasına mukabil, alt rütbelerde sayısal azalmaların görüldüğü dikkati çekmektedir. Bu hususun da, en kısa zamanda, yasal düzenlemeyle, halli cihetine gidilmesi gerekmektedir.
Polisin çalışma saatleri düzene sokulmamıştır. Büro hizmetleri haricindeki bütün personele 24 saat görev verilmekte veya 12 saat çalıştırılmakta, 12 saat ise istirahat ettirilmektedir. Yani, diğer devlet memurlarına göre, haftada 24 saat fazla çalışmaktadırlar. Çoğu zaman, fevkalade hallerde, hafta tatillerinin kesilmesi gelenek halini almıştır. Bayram yok, hafta tatili yok, gece yok, gündü
z yok, kelle koltukta mütemadiyen çalış... Maddî durumu bozuk olduğu için, yıllık izninde seyahat edemez. Çoluk ve çocuğunun kıyafetinin bozukluğundan dolayı, arada bir de olsa polisevlerine gidemez, mahcubiyet duyar, sürekli olan görevi esnasında çoluk çocuğunun rızkını düşünerek, bir simitle nefsini köreltir.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Balak, süreniz dolmuş bulunuyor. Arkadaşanızın süresinden kullanmak isterseniz...
HASAN HÜSEYİN BALAK (Devamla) – Sayın Başkanım, 1 dakika
rica edeyim.BAŞKAN – Hayhay; buyurun efendim.
HASAN HÜSEYİN BALAK (Devamla) – Hastalanan eş ve çocuklarını görev sebebiyle doktora götürmekte güçlük çeker. Baba sevgisine muhtaç olan çocukları, babalarını, ya uyurken yatakta ya işe giderken kapıda görür. Huzurlu bir aile ortamı yoktur. Evde, mütemadiyen koca yolu bekleyen bir hanım, baba ve şefkat bekleyen çocuklar. İşte, şimdiye kadarki hükümetlerin polise verdiği değer!..
Bunca olumsuzluğa rağmen, polisimiz, vicdanında tecelli eden vatan ve millet aşkıyla hareket edip, hamiyetleri icabı sessizce görevlerine devam etmektedir.
Bu teşkilatın bütün sorunlarına, Milliyetçi Hareket Partisi olarak vâkıfız. Tek başımıza iktidar olduğumuzda, bu sorunlara mutlaka çözüm getireceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle, bütçenin, devletimiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diler, hepinize saygılarımı sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Balak.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, ikinci söz, Manisa Milletvekili Sayın Mustafa Enöz'ün. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Enöz.
Süreniz 9 dakika.
MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ENÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesi hakkında, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ulaşım ve haberleşme, insanoğlunun var olduğu andan itibaren, yemek, içmek gibi doğal ve vazgeçilmez, zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir. İnsanlar, toplum halinde yaşamaya başladıkları andan itibaren, birbirleriyle haberleşme ihtiyacını duymuşlar, sosyal ilişkiler yanında, mal ve hizmetlerin talep edilen yerlere ulaştırılması için en uygun yolları ve vasıtaları aramışlardır.
Teknolojik gelişmeler, ulaştırma ve haberleşme sistemlerini de etkilemiş, toplumlararası siyasî, sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkiler büyük ölçüde gelişme göstermiştir.
2000'li yıllara hazırlandığımız şu günlerde, ulaştırma sistemi, tüm dünyayla birlikte, bizim için de son derece önemlidir. Ülkemiz kaynaklarının etkin ve verimli şekilde kullanılması, bölgelerimiz arasındaki gelişmişlik farkının en aza indirilmesi, ekonomik bütünleşmenin sağlanması, ülke bütünlüğünün korunması için ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinin en iyi şekilde verilmesi gerekmektedir.
Ülkemizin ekonomik kalkınmasında, ulaştırma ve haberleşmenin rolü çok büyüktür. Ulaştırma sektörü, tarım, sanayi, turizm, ithalat ve ihracat gibi diğer sektörlerin altyapısını da oluşturmaktadır. İyi bir ulaştırma sistemi bulunmayan bir ülkenin, kalkınmış bir ülke olarak vasıflandırılması da müm
kün değildir.Ulaştırma Bakanlığımız, millî gelirden kendisine tahsis edilen sınırlı bütçe imkânlarıyla, ulaştırma ve haberleşme hizmetlerini en iyi şekilde vermenin gayreti içinde olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
Hizmet bakanlıklarımızdan olan Ulaştırma Bakanlığına, 1999 yılı için genel bütçeden ayrılan toplam 49 trilyon 745 milyar lira ödeneğe baktığımızda, bunun, 10 trilyon 225 milyar lirasının cari giderlere, 31 trilyon 935 lirasının yatırım giderlerine, 5 trilyon 363 milyar lirasının da transfer
giderlerine ayrıldığını görmekteyiz. Yani, Bakanlık, bütçesinin yüzde 68 gibi büyük bir bölümünü, kamulaştırma ve yatırıma kanalize etmiştir. Ancak, Ulaştırma Bakanlığına 1999 yılı için öngörülen bu ödeneği yeterli bulmak da mümkün değildir.Bir önceki yıla, yani 1998 yılına bakıldığında, mukayese edildiğinde, yüzde 58'lik bir artış yapılmıştır; ancak, zaten yetersiz olan bütçenin bu artışı da ihtiyacı karşılayamamaktadır.
İmkânlar zorlanarak, bu, hizmet ve yatırımcı bakanlığımıza, özellikle demiryolu sektörü olmak üzere, genel bütçeden daha fazla ödenek ayrılmasının uygun olacağı kanaatindeyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz kalkınmasının sağlanabilmesi için, deniz ve demiryolu ulaşımına ağırlık verilmelidir. Ülkemizde, hızlı elektrifikasyon temin edilmiş trenyolu ağı geliştirilmelidir. İç alanlarda yolcu ve yük nakliyatının, karayolu yerine demiryoluna kaydırılması şarttır. Bu, hem ekonomik olacak hem de karayolu politikalarının faturalarının azaltılmasına da katkı sağlayacaktır.
Ülkemizde
demiryolları ihmal edilmiştir. Bu ihmal sonucu, karayoluna dayalı olarak yürütülen yanlış ve çarpık ulaşım politikaları nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında, her yıl, yaklaşık 10 000'e yakın vatandaşımız ölmekte, 100 000'den fazla insanımız da yaralanmaktadır. Yılda, 1,5-2 katrilyon lira tutarında da maddî kayıplarımız olmaktadır. Bugün, ülkemizde, yolcu ve yük taşımalarının yüzde 90 gibi büyük bir bölümü karayoluyla gerçekleştirilmektedir. Ulaşımın karayolları ağırlıklı olması nedeniyle, enerji savurganlığımız her geçen gün biraz daha artmakta, akaryakıt tüketimi fazlalaştıkça, petrol yönünden dışa bağımlılığımız da gün geçtikçe artarak, petrol tekellerine daha çok döviz öder hale gelmekteyiz. Demiryolu, karayoluna göre çok daha güvenlidir, daha az enerji tüketilmektedir. Demiryolu yapım maliyeti, karayolu yapımından da daha ucuzdur. Çok daha az toprak kaybı meydana gelmekte, daha uzun ömürlü ve ekonomik olmaktadır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün yeniden yapılanması konusundaki çalışmaların, bir an evvel, gerçekleştirilmesini de arzu etmekteyiz. Öte yandan, mevcut demiryolu altyapısının rehabilitasyonu da tamamlanmalıdır. Ülkemiz ekonomisine sağlayacağı katkıların yanı sıra,
siyasî özellikleri de bulunan, 93 kilometrelik kısmı ülkemiz sınırları içerisinde, 32 kilometrelik kısmı ise Gürcistan sınırları içerisinde kalan toplam 125 kilometre uzunluğundaki, Türkiye'yi Kafkasya üzerinden Ortaasya'ya, oradan da Çin'e bağlayacak olan Türkiye - Gürcistan yeni demiryolu projesinin; ayrıca, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine demiryoluyla bağlayacak olan demiryolu boğaz tüp geçişi ve demiryolu banliyö hatlarının metroya dönüştürülmesi projesiyle, iki yaka birleştirilecektir. Büyük önem arz eden bu projelerin daha fazla sürüncemede bırakılmamasını ve derhal hayata geçirilmesini de arzu etmekteyiz.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hava ulaşımındaki çok önemli gelişmeleri görmemek mümkün değildir. Ancak, bunlar, tabiî ki yeterli de değildir. Dışhatlarda başarıyla çalışan Türk Hava Yolları ile bazı özel havayolu şirketlerimiz mevcut; ama içhatlardaki gelişmeler arzu edilen seviyede de değildir. İçhatlarda sivil hava ulaşımına açık havaalanı bulunan illerimize Türk Hava Yollarının yanı sıra özel hava yolu şirketlerinin de tarifeli uçak seferleri koymalarını arzu ediyoruz. Bu konuda Ulaştırma Bakanlığımızın gerekli yardım ve destekleri yapacağına da inancımız tamdır.
Özellikle turizm ve ihracat potansiyeli yüksek bölgelerimizdeki havaalanl
arı yatırımlarına öncelik verilerek, mevcut havaalanlarımızın hizmet kapasitelerinin ve şartlarının yükseltilmesine yönelik çalışmaları da memnuniyetle karşılamaktayız. Ayrıca, diğer illerde kurulması düşünülen havaalanları için gerekli yatırımların bir an önce hayata geçirilmesini de bekliyoruz.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeye sahip olmamıza rağmen, deniz ulaşımı ve nakliyatı için altyapımız bütünüyle yetersizdir. Bunun için, limanların geliştirilmesi, denizyollarının canlanması, limanlar ile demiryolları bağlarının artırılması şarttır. İç bölgelerin en kısa yollarla limanlara bağlanması ve limanların altyapı imkânlarının geliştirilmesiyle bu alanda bir devrim yaşanabilir. Ülkemiz etrafının denizlerle çevrili
olması nedeniyle, limanlarımız da çok önem taşımaktadır. Bir taraftan mevcut limanların kapasiteleri artırılırken, yeni limanların yapılması da zorunlu görülmektedir.Ulaştırma Bakanlığımızın sınırlı bütçe imkânlarıyla bu yatırımları tamamlamak, elbette ki zordur. Yeni hizmete verilen Antalya Dışhatlar Terminal Binasında olduğu gibi, özellikle, turizm bakımından, yat limanı yapılmasında da yap-işlet-devret modelini destekliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Enöz, 1 dakika
süre veriyorum; buyurun efendim.MUSTAFA ENÖZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, elektronik haberleşme sistemlerinin, günümüz insanının hayatının hemen her safhasına girmiş olduğunu ve hatta, bu hayatın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu iddia etmek mümkündür. Hatta, daha da ileri giderek, gelecekte, ülkelerin ekonomilerini birinci derecede haberleşmenin etkileyeceğini söylemek de mümkündür. Günümüzde, iletişim sektörünün etkisiyle, dünyamız her gün biraz daha küçülmektedir. Yeni dünyanın bir ucunda olan bitenleri anında izlemek imkânlarına da sahibiz.
Ülkemiz, haberleşme alanında, özellikle son yıllarda büyük mesafeler katetmiştir. Dünyanın birçok ülkesiyle ya da gelişmiş birçok ülkeyle birlikte en son haberleşme teknolojisi ülkemize getirilmiş, insanlarımızın hizmetine sunulmuştur. Bu konu, elbette, üzerinde önemle durulacak bir konudur ve sevinilecek de bir konudur; ancak, burada bizleri üzen, maalesef, son teknoloji bu sistemlerin büyük çoğunluğunun, serbest rekabetin verdiği rehavet
içerisinde, yurt dışından, çok büyük miktarlarda...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ENÖZ (Devamla) – ... dövizler ödenmek suretiyle ithal edilmiş olmasıdır.
Ulaştırma Bakanlığımızın bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Enöz, teşekkür ediyoruz efendim.
Anavatan Partisi Grubu adına, ilk söz, Aydın Milletvekili Sayın Cengiz Altınkaya'ya aittir.
Buyurun Sayın Altınkaya. (ANAP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
ANAP GRUBU ADIN
A CENGİZ ALTINKAYA (Aydın) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; İçişleri Bakanlığı ve bağlı kuruluşları olan; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının 1999 yılı bütçeleri üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi, en içten saygılarımla selamlıyorum.Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanlığımız, devletimizi devlet yapan kavramların konuşulduğu, görüşüldüğü, bu program ve siyasetin hazırlandığı, yürütüldüğü önemli bir birimimizdir ve çok geniş bir alana ve kitlelere hizmet vermektedir. Yine, yurdumuzun içgüvenliği ve asayişin sağlanması, kamu düzeninin korunması gibi, devlet ve toplum hayatımız bakımından önemli görevler yürütmektedir.
Coğrafî konumumuz ve bölgedeki özelliğimiz nedeniyle, Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız ve Sahil Güvenlik Komutanlığımız, huzurun sağlanması ve ülke bütünlüğümüz açısından hayatî görevleri de üstlenmiş bulunmaktadır.
Ülkemizin bütünlüğü ve güvenliğinin sağlanması esnasında, yapmış oldukları mücadelede şehit düşen emniyet mensuplarımıza, askerlerimize ve vatandaşlarımıza, bu vesileyle, Allah'tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Şehit yakınlarımıza ve gazilerimize, devletimizin bugüne kadar sahipl
endiği düzeyin daha da ileriye gitmesi, elbette ki hepimizin beklentisidir, arzusudur ve şehit yakınlarımız için, gazilerimiz için, devletimiz ne yapsa -Anavatan Partililer olarak düşüncemiz- azdır. Güvenlik güçlerimizi, gerek Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizde gerekse yurdumuzun diğer yerlerinde canlarını hiçe sayarak sürdürdükleri bu görevlerden ötürü kutluyor ve onları saygıyla selamlıyorum.Emniyet Genel Müdürlüğümüzün, yasalardan kaynaklanan, adlî, idarî, siyasî ve trafikle ilgili görevleri vardır. İdarî görevleri; asayiş, amme ve şahıs emniyeti ile mesken masuniyetini korumak, halkın can ve malını muhafaza etmektir. Siyasî görevlerine baktığımızda; anayasal rejimimizi korumak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü muhafaza etmek ve
bütünlüğünü bozmak isteyen her türlü bölücü ve bölgeci mihraklara karşı tedbirler almak olduğunu görmekteyiz. Ayrıca, trafikle ilgili görevlerine baktığımızda ise, duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek gibi çok ciddî görevleri de üstlenmişlerdir.Gö
rüldüğü gibi, tüm bu görevler, toplumun her kesimiyle ilgili görevler olup, çalışma şartları açısından, 24 saat, gece gündüz, yaz kış demeden çalışmayı gerektirmektedir.Bu görevleri yerine getirmekle yükümlü olan Bakanlığımızın ve bağlı kuruluşlarımızın 1999 yılı bütçe tekliflerine baktığımızda ise, toplam 1 katrilyon 135 trilyon lira civarında bir ödenek tahsis edildiğini görmekteyiz. Bu ödeneklerle, büyük çapta, personel giderleri karşılanmaktadır. Örneğin, Emniyet Genel Müdürlüğü, 1999 yılında, 580 tr
ilyon lira kullanacaktır. Bu miktarın 480 trilyon lirası personel ödemelerine, ancak 36 trilyon lira kadarı da yatırımlara ayrılabilmektedir. Elbette ki, gönül isterdi ki, bu önemli kuruluşlarımızın yatırım ödenekleri çok daha yüksek düzeylerde yapılabilsin; ancak, inanıyoruz ki, bütçenin elverdiği imkânlar ölçüsünde, kendilerine tahsis edilen bu ödeneklerle, bu kuruluşlarımız, görevlerini en iyi şekilde yürüteceklerdir.Bu kuruluşlarımızın daha dinamik bir yapıya kavuşturulması, elbette ki, beklentimizdir ve kaçınılmazdır. Hizmet gecikmeleri, malzeme ve zaman kayıpları mutlaka önlenmeli ve bu çerçevede, bugüne kadar alınmış olan tedbirlere ilave olarak da Emniyet teşkilatının ciddî boyutlu ekipman ve teçhizatla donatılması gerekmektedir. Bu amaçla, teşkila
tın güçlendirimesi için hazırlanan plan dahilinde, helikopter, zırhlı araç, deniz botu, haberleşme otomasyon, kriminal laboratuvarlar, teknik bürolar, trafik, kaçakçılık, asayiş ve istihbarat projeleri gerçekleştirilerek, hizmetlerin yüksek teknolojiyle yürütülmesine de bir an önce geçilmelidir diye düşünüyoruz.Hizmetlerin oluşturulması, geliştirilmesi, yeni merkezlerin oluşturulması, suç işleyen ve suça yönelen çocuklara ilişkin özel önlemlerin alınmasıyla ilgili çalışmaların yapılması ve insan hakları konusunda eğitimlerin tamamlanması da, elbette ki önümüzdeki dönemin hizmetleri olacaktır.
Değerli milletvekilleri, 57 nci hükümetimiz, 21 inci Yüzyıla girerken, demokrasimizin eksikliklerini gidermeyi, insan haklarını geliştirmeyi, düşünce ve özgürlüğün önündeki engelleri kaldırmayı, organize suç örgütleriyle, çetelerle ve yolsuzluklarla mücadeleyi her türlü yasal imkân ve vasıtalardan yararlanarak sürdürmeyi öncelikli görevleri arasında saymış ve bu hususlar hükümet programında yer almıştır.
Bu amaçla, gü
venlik güçlerinin sorumlulukları gözden geçirilerek, etkin, tarafsız, insan haklarına saygılı güvenlik hizmeti verilmesi için yasal düzenlemelere de başlanılmaktadır.Halkımızın ve kentlerimizin terör ve suç örgütlerinden ve her türlü yasadışı eylemlerden korunmasına özen gösterilmekte ve bu hususlarda gerekli tedbirler alınmaktadır. Bölücü akımlara ve her türlü teröre karşı, devlet güvenlik güçlerinin özverili ve başarılı mücadelesi, kesin sonuç alınıncaya kadar kararlılıkla sürdürülecektir. Bu çerçevede
, 55 inci hükümet döneminde alınan kararlardan ve atılan adımlardan taviz verilmeden mücadelenin sürdürülmesi esas alınmalıdır.Güvenlik güçlerinin harekât yeteneğini ve etkinliğini artırıcı yatırımlara öncelik verilmeli ve bu yatırımlar aksatılmadan gerçekleştirilmelidir. Yine 55 inci hükümetin başlattığı yatırım projeleri de aksatılmadan sonuçlandırılmalıdır.
Diğer yandan, Mahallî İdareler Yasasında, günün ihtiyaçlarına cevap verecek; hatta, çağın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir düzenleme yapılması artık zaruret haline gelmiştir ve bütün toplumda, artık, bu konuda herkes hemfikirdir; çünkü, Türkiye'de, yönetim sorunları ve sıkıntıları duvara dayanmıştır. Bütün siyasî parti sözcülerimizin, bu konudaki duyarlı davranışları, ifadeleri ve yaklaşımları m
emnuniyet vericidir. İnşallah, bakanlık düzeyinde hazırlanmış olan ve geçmiş hükümetler zamanında da çeşitli uzlaşma hükümleri ilave edilerek 20 nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiş olan; ama, seçim nedeniyle kadük olan mahallî idareler reformu, bu dönem, hep birlikte yapacağımız çalışmalarla kanunlaşsın ve ülkemizin yönetim sorunları, en az onbeş yirmi yıl ülkenin önünü açacak şekilde bertaraf edilsin; yerel yönetimler, çağdaş, daha etkili, daha iyi kaynak kullanan, bölge önceliklerini yerinde tespit eden, daha demokrat, daha katılımcı, daha şeffaf ve yerinden denetlenebilir bir şekle kavuşsun. Buna, Türkiye'nin önemle ihtiyacı var; çünkü, bugün ortaya çıkmış olan birçok sıkıntının, hatta dava konusu edilmiş olan problemlerin, daha doğmadan yerinde çözülecek olması, ülkemizde, hem toplum huzurunu hem de kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlayacaktır ve bu konuda atılacak her adım, herhalde, Allah katında büyük bir sevap olarak da kayda geçecektir.Değerli milletvekilleri, bilgi ve teknolojinin ülke sınırlarını aştığı bu küreselleşme döneminde, ülkemizde de, emniyet hizmetlerine özel bir önem verilmesini Sayın Bakanımızdan bekliyoruz. İçişleri Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarına, 1999 yılı çerçevesinde, üstün başarılar diliyoruz.
Sözlerimi bitirmeden önce, yine, Emniyet Genel Müdürlüğümüzün önemli hizmetlerinden birisi olan trafik konusunda, kısaca bir iki hatırlatmada bulunmak istiyorum. Yapılan istatistikler ve elde edilen donelere göre, son yıllarda, trafik kazalarında, ölümlü
kaza oranında bir azalmayı nispeten görmekteyiz. Özellikle, şehiriçi kazalarında, 1994 yılını endeks kabul ettiğimiz takdirde, örneğin, 1998 yılında, şehiriçinde, ölümlü kazalarda...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Altınkaya,
1 dakika süre veriyorum; buyurun efendim.CENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
... ölüm endeksi 1998 yılında 66'ya kadar düşmüştür. Özellikle şehir içine tekrar döndüğümüz zaman -1994 yılını 100 kabul edersek- önceki yıllarda 108 olan, 106 olan, 1993'te 115 olan endeks, bakınız, 1998'de 66'ya kadar düşürülebilmiştir. Bu konuda, tabiî, bu sonucu elde eden, tedbirleri alan, uygulayan, şehiriçi hem altyapı hem de trafik denetleme olaylarını yürütenleri tebrik etmek istiyorum. Türkiye'de
trafik kazalarında kayıp sayımız, 7 000'lerden, 7 500'lerden -ki, bu rakam 1986'nın rakamı- 1998'de 4 852'ye kadar düşmüştür.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Altınkaya, arkadaşınızın 1 dakikasını verebilirim; buyurun efendim.
C
ENGİZ ALTINKAYA (Devamla) – Bütün bu hizmetleri, insanımızın huzuru için, daha sağlıklı ve uzun ömürlü yaşaması için yaptığımıza göre, trafik konusunda ele alınacak her türlü projeyi, her türlü iyileştirmeyi sonuna kadar destekleyeceğimizi bir kere daha ifade ediyorum.Sözlerime son verirken, 1999 yılı bütçemizin, ülkemize, milletimize, İçişleri Bakanlığımıza ve bağlı kuruluşlarımıza hayırlı uğurlu olması temennisiyle saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altınkaya.
Anavatan Partis
i Grubu adına ikinci söz, Antalya Milletvekili Sayın Cengiz Aydoğan'ın.Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Süreniz 9 dakikadır.
ANAP GRUBU ADINA CENGİZ AYDOĞAN (Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, değerli dinleyenler; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sözlerime başlarken, sizleri şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Bütçesini görüşmekte olduğumuz Ulaştırma Bakanlığı, çok geniş bir alana ve kitlelere hizmet veren, şu anda 12 genel müdürlüğü ve 200 bine yakın çalışanı bünyesinde barındıran büyük bir kuruluştur; ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinin teknik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara, kamu yararına ve millî güvenlik amaçların
a uygun olarak yürütülmesi ve geliştirilmesi için görevlendirilmiştir.21 inci Yüzyıl bilgi çağı olacaktır. Bilgiye en hızlı ulaşan ve en iyi değerlendiren, en güçlü olacaktır. Bu çerçevede, tüm ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler, süratli, güvenli ve yeterli ulaştırma ve haberleşme hizmetleriyle gerçekleşebilecektir.
Ulaştırma ve haberleşme sektörünün gelişiminde cumhuriyetin kuruluşundan beri etkin faaliyet gösteren Bakanlık, önemli yatırımlar gerçekleştirmiştir. Son dönemde gündeme getirilen projeler, ülkemiz ulaştırma sektörü açısından büyük önem arz etmektedir. Avrupa Birliğiyle entegrasyon açısından ulaştırma politikalarında uyum sağlanmasının yanı sıra, bağımsız Türk devletleriyle gelişen ekonomik ve uluslararası ilişkilerin gerektirdiği ulaştır
ma altyapısındaki eksikliklerin bir an önce giderilmesi ve ülke yararları doğrultusunda ve ülke olanakları ölçüsünde yeni ulaşım hatlarının vakit kaybedilmeden tesisi gereklidir.Coğrafî konumu itibariyle Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Uzakdoğu ulaşım yollarının kesiştiği bir bölgede bulunan ülkemizde, taşıma türlerinin hemen hemen hepsi ayrı ayrı önem arz etmektedir. Bu nedenle, demiryollarımızın modernizasyonu ve yeterli duruma getirilmesi başta olmak üzere, tüm havayolu, karayolu, denizyolu sistemlerinin geliştirilmesine, büyük projelerin bir an önce tamamlanmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, İstanbul Boğazı tüp geçiş projesinin hayata geçirilecek olması, Alanya-Antalya demiryolu hattının yap-işlet-devret metoduyla yapılabilmesi için YPK'dan izin alınması, An
kara-İstanbul hızlı demiryolu projesine ağırlık verilmiş olmasını öğrenmek sevindiricidir.Bakanlığımız, hayata geçireceği bu projelerle Asya ve Avrupa'yı demiryoluyla birbirine bağlayacak, İstanbul'un trafik sorununa kalıcı bir çözüm getirecek, mevcut yükü azaltacak, trafik kazalarını ve hava kirliliğini azaltıp, daha kısa sürede, daha çok yolcu taşınmasını sağlayacaktır.
Türkiye'deki demiryolu sistemlerinin en kısa zamanda daha çağdaş ve verimli hale getirilmesi amacıyla, Bakanlığın gündeminde bulunan projeler ve demiryolu hatlarının tamamlanması için gerekli olan finansmanın sağlanması, en büyük dileğimizdir. Demiryolu taşımacılığının ülke genelinde yaygınlaşmasıyla enerji, döviz, zaman tasarrufu sağlanacak; gürültü ve hava kirliliğinde de azalma meydan
a gelecektir.Bakanlık, işletmecilik standartları bakımından yeterli düzeyde olmayan demiryollarını yeniden yapılandırmalıdır. Türkiye'de demiryolunun ulaştırma sektörü içindeki pazar payı, özellikle son kırk yıl içinde giderek azalmış, yurtiçi yük taşımalarında yüzde 7'ye, yolcu taşımalarında ise yüzde 4'e düşmüştür. Buna karşın, karayolunun taşıma payı aynı oranda yükselmiştir. Oysa, gerekli olan, karayolu ile demiryolunun birbirlerini dengeli ve mantıklı bir çerçevede tamamlamalarının planlanması ve bunu
n sağlanmasıdır.Demiryolu sektöründe Trabzon-Sarp, Çanakkale-Biga-Bandırma, Karadeniz Ereğlisi-Adapazarı, Çankırı-Çorum, Isparta-Antalya-Alanya, Kars-Tiflis, Van Gölü kuzey geçişi, Bandırma-Bursa-Ayazma-İnönü demiryolu etüt ve projelerinin tamamlanması ve bu projelerin inşaatlarına başlanılması önem arz etmektedir.
1999 yılında 27 adet projeyle sürdürülecek demiryolu çalışmalarının da, mevcut olan ve yeni planlananlarla düşünülen hedef, 2 000 kilometrelik yeni hattın yapılmasıyla toplam 12 508 kilometrelik ulusal ağa sahip olarak, Ortaasya ve Ortadoğu ile irtibat kurarak, başta Karadeniz, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere, bütün Anadolu'ya ekonomik canlılık kazandırmak olmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin dışa açılan kapıları durumunda olan hava meydanlarımız, özellikle turizm hareketleri açısından büyük önem arz etmektedir. Ulaştırma Bakanlığının son yıllarda gerçekleştirdiği havaalanı projeleri, ülkemizin bu sektördeki büyük bir eksikliğini gidermiştir. Diğer tarafta
n, Ulaştırma Bakanlığının, her ile bir stol havaalanı yapımı ile, askerî havaalanlarından sivil havacılık alanlarında yararlanılmasına yönelik yürüttüğü faaliyetleri olumlu buluyor ve destekliyoruz.Bu çerçevede, Gazipaşa, Kaş Havaalanı gibi havaalanlarının da bir an önce tamamlanarak hizmete verilmesi için, Bakanlığımızdan gerekli ödeneğin tahsisini talep etmekteyiz.
Mevcut ,yılda 40 milyon yoluculuk kapasitenin, hedeflenen yılda 80 milyon yolcuya bir an önce ulaşabilmesi için, yap-işlet-devret metotlarından yararlanılmasında fayda vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç tarafı denizlerle çevrili ve 8 300 kilometre uzunluğunda kıyı şeridine sahip bulunan ülkemiz, denizin sunduğu avantajlardan en iyi şekilde faydalanmalıdır. Bu amaçla, Ulaştırma Bakanlığı, Karadeniz Bölgesinde Filyos Limanı, Marmara Bölgesinde Tekirdağ Limanı, Ege Bölgesinde Kuzey Ege Limanı, Akdeniz Bölgesinde de Mersin Konteyner Limanı ile İskenderun Limanı tevsi projelerini başlatmış bulunmaktadır. Bu projelerin gerçekl
eşmesiyle, hizmet vermekte olduğu uluslararası ticaret ve içticarette en ucuz taşımacılık olan deniz ulaştırması sektörünün gelişmesine imkân sağlanmış olacaktır.Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünce, Samsun, Haydarpaşa, Derince, İzmir, Mersin ve İskenderun Limanlarında mevcut kapasiteyi artırıcı ve iyileştirici yatırımlara devam edilmelidir. Bu limanlarımızdan özellikle İstanbul bölgesine hizmet veren Haydarpaşa ve Derince Limanları, her türlü ekipman ve teçhi
zat yönünden takviye edilmelidir.Mevcut 50 milyon ton/yıllık kapasitenin, hedeflendiği gibi, 2015 yılına kadar özel sektör imkânlarıyla birlikte 400 milyon ton/yıla ulaşabilmesi, denizciliğimizin gelişmesi ve uluslararası alanda rekabet edilebilir bir düzeye gelebilmesi için her türlü tedbir alınmalıdır.
Ulaştırma Bakanlığınca başlatılan ve genel bütçe imkânlarıyla gerçekleştirilmesi -Alanya ve Gazipaşa yat limanlarında da olduğu gibi- uzun yıllar alacak olan yat limanlarını bir an önce hizmete vermek amacıyla, yap-işlet-devret modelinin bu sektörde de hızla uygulamaya konulması gereklidir.
Yat turizminin, ülkemizle, gerek istihdam gerekse döviz girdisi sağlaması imkânları göz önünde bulundurularak bu sektördeki projeler hızlandırılmalı, 10 500 yatlık kapasite hedeflendiği gibi 25 000 yat kapasitesine ulaştırılmalıdır. Ayrıca, uygun durumda bulunan balıkçı barınaklarının yat limanı ve yat yanaşma yerlerine dönüştürülmesine yönelik projeler tespit edilerek, bu yöndeki çalışmalar hızlandırılmalıdır.
Yine, Ula
ştırma Bakanlığınca yapımları gerçekleştirilen balıkçı barınaklarıyla ilgili projelerin, ülkemiz balıkçılığı açısından ve kıyı kesiminde yaşayan halka ve balıkçılara hizmet vermesi bakımından bir an önce tamamlanarak, sürüncemede bırakılmadan, ekonomiye kazandırılması önem arz etmektedir. Balıkçı barınağı inşaatlarının, Alanya balıkçı barınağı inşaatında da olduğu gibi, uzun yıllar sürdüğü hepimizin malumudur. Balıkçı barınakları için yeterli ödeneğin ayrılması ve projelerin bir an önce bitirilerek halkın hizmetine sunulması gereklidir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilim ve teknolojiden tam olarak yararlanabilmek için, ulaştırma ve haberleşme yatırımlarına çok özel bir önem verilmesi gereklidir. Ulaştırma Bakanlığının da bu sorumluluk ve bilinç içerisinde görevlerini yürüteceğini ümit ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Aydoğan, 1 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun efendim.
CENGİZ AYDOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim efendim.
Bilgi toplumunu oluşturabilmek amacıyla, üretilen bilginin yaygın kullanımına imkân veren bir enformasyon altyapısının kurulabilmesi için bilgi ağı planlamasına bir an önce başlanmalıdır. Bu ağın, küresel bilgi ağlarıyla bütünleşmesi için gerekli kriterlere uyum sağlanmalı ve yasal altyapı ivedi
likle hazırlanmalıdır.Globalleşen dünyamızda yeni teknolojiler hızla yayılmakta ve ülkemiz insanı da, bu hizmetlerin geciktirilmeden sunulmasını beklemektedir. Ulaştırma Bakanlığının bünyesinde hizmet veren Haberleşme Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ve sektörde düzenleyici bir kurum haline getirilmesi oldukça gecikmiştir. Bu Genel Müdürlük, çağın gereklerine uygun olarak bir an önce yapılandırılmalı ve haberleşme sektöründeki yerini almalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilgi ve teknolojinin ülke sınırlarını aştığı bu kültürel, siyasal ve ekonomik küreselleşme döneminde, ülkemizde de, ulaştırma ve haberleşme yatırımlarına özel bir önem verileceğini umuyor; ulaştırma camiasının, başta Sayın Bakanı olmak üzere, tüm çalışanlarına başarı
lar diliyorum.Sözlerime son verirken, Ulaştırma Bakanlığının 1999 yılı bütçesinin ülkemize ve Bakanlığımıza hayırlı olması dileğiyle hepinize, tekrar, şahsım ve Grubum adına saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydoğan.
Demokratik Sol Parti Grubu adına, ilk söz, Manisa Milletvekili Sayın Cihan Yazar'a aittir.
Sayın Yazar, Grubunuzdan üç sözcü var, 20 dakikalık süreyi nasıl paylaşacaksınız efendim?
M. CİHAN YAZAR (Manisa) – 7'şer dakika olarak paylaşacağız .
BAŞKAN – Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
DSP GRUBU ADINA M. CİHAN YAZAR (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz İçişleri Bakanlığının terör, uyuşturucu ve mahallî idarelerle ilgili konuları üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
İçişleri Bakanlığı, yurdun içgüvenliğinin ve asayişinin sağlanması, kamu düzeninin korunması, genel yönetimle ilgili verimli çalışan bir taşra yönetim mekanizmasının tesis edilmesi, mahallî idarelerimiz açısından yön verici düzenlemelerin yapılması, kaçakçılığın men ve takibi ile devlet ve toplum hayatımız bakımından önem arz eden hizmetleri yerine getirmekle görevli bir bakanlıktı
r. Bakanlığın teşkilatı ve bu teşkilatın her kademesindeki mensupları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, demokratik, laik ve sosyal devlet anlayışına, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık, temel hak ve özgürlüklere saygı ilkelerini esas alarak, etkin ve tarafsız bir hizmet yarışı içinde bulunmaktadır.Değerli milletvekilleri, devletimiz, tam onbeş yıldır terör konusunda amansız bir mücadele vermektedir. Güvenlik güçlerimiz, vatanın bölünmez bütünlüğü, hukukun üstünlüğü, insan hak ve özgürlüklerine saygı esasına dayalı demokrasi ilkelerine bağlı kalarak, amansız bir mücadeleyi sürdürmektedir. Bu anlayış ve inanç sonucu, terör, biçimi ve teröre sağlanan destek ne olursa olsun, sonuçta devletin sarsılmaz gücü karşısında yok olacaktır.
Devletimiz, doğu ve güneydoğu bölgelerimizde terör belasını yok edebilmek için bütün gücünü kullanmaktadır. Örgüt, büyük sıkıntılar içerisindedir; bu yüzden, eylemlerini batı illerimize ve Karadeniz Bölgesine sıçratma gayreti içerisine girmiştir.
Her geçen gün deneyim kazanan,
modern silah ve teçhizatlarla donatılan güvenlik güçlerimiz, gerektiğinde sınırötesi harekâtları gerçekleştirerek, teröristleri adım adım izlemektedir. Ne yazık ki, terör örgütü, konuyu uluslararası platforma taşımakta, eylemlerini insan hakları savunuculuğu ve hak mücadelesi olarak göstermeye çalışarak, asıl amacı olan, devletimizi bölme gayesini perdelemektedir.Bu arada, terör örgütlerini karşılarına almamak düşüncesiyle terörist eylemlere gözyuman dost ve komşu devletlerin, bu tutumlarını şiddetle kını
yoruz.Bütün olumsuzluklar karşısında dahi, güvenlik güçlerimiz, kararlı ve başarılı mücadelesiyle örgütü çökertmiş ve can çekişme noktasına getirmiştir. Terör örgütünün başı yakalanmış ve bağımsız Türk adaletine teslim edilmiştir.
Terörle mücadelede başarıda, güvenlik güçlerimizin yanı sıra, hükümetimizin çok önem verdiği ekonomik, sosyal ve eğitim amaçlı çalışmaların da büyük bir önem taşıyacağı inancındayız. İşsizliğin azaltılması, yöre halkının yaşam düzeyinin yükseltilmesi için alınan 193 sayılı teş
vik tedbirlerinin, eğitimde başlatılan büyük hamlenin, bu mücadelede bizi başarıya götüreceğine olan inancımız tamdır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güvenlik güçlerimizin sürdürdükleri bu mücadelenin, elbette bir bedeli vardır. Bu bedel, maddî kaynaklardan da öteye, verilen şehitlerimiz ve yaralılarımızdır. 1998 yılı ocak ayından günümüze kadar yurt düzeyinde meydana gelen toplam 4 448 terör nitelikli olayda, subay, assubay, polis, erbaş, er ve geçici köy korucusu olmak üzere, 495 şehit verdik; yar
alı sayımız ise 1 316'dır. Aynı dönem içerisinde, 201 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 742 vatandaşımız da yaralanmıştır. Bu dönem içerisinde, 2 019 terörist ölü, 164 terörist yaralı, 21 800 militan ve sempatizan da sağ olarak ele geçirilmiştir. Kalplerimizde yaşattığımız şehitlerimize, terörist saldırılarda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Sol Parti Grubunun uyuşturucuyla ilgili görüşlerine gelince: "Altın Hilal" bölgesinden, yani, Pakistan ve Afganistan'dan Avrupa'ya, Türkiye, İran ve Bağımsız Devletler Topluluğu üzerinden taşınan uyuşturucunun, ancak çok küçük bir kısmı yakalanabilmektedir. Ülkemizde uyuşturucu trafiğini tahrik eden en önemli fakt
örlerden biri terördür; çünkü, terör, parasal ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü uyuşturucu ticaretinden elde etmektedir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Programı tarafından yayımlanan rapora göre, uyuşturucu ticaretinde dönen para 500 milyar dolardır. Bu miktar, dünya toplam ticaretinin yüzde 8'ini oluşturmaktadır; bu da, terör odakları için çok büyük bir cazibe taşımaktadır.Uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu kullanımında hızlı bir artış olduğu da bilinen bir gerçektir. Son yıllarda, kokain üretiminde 2, eroin üretiminde 3 kat artış olduğu belirlenmektedir. Dünya genelinde, 13 milyon eroin bağımlısı, 8 milyon da kokain bağımlısı olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, terör örgütünün işini son derece kolaylaştırmaktadır. Kahraman güvenlik gü
çlerimiz, PKK'nın ana beslenme damarlarından olan uyuşturucu madde kaçakçılığı bağlantılarını çökertmekte üstün bir başarı sağlamaktadır. 1998 yılı ocak ayından itibaren, ülke düzeyinde toplam 2 700 olayda, 6 336 kilogram esrar, 4 570 kilogram eroin, 754 kilogram bazmorfin, 145 kilogram afyon sakızı, 604 kilogram kokain, 18 bin kilogram asitanhidrit ele geçirilmiş ve faili durumunda bulunan toplam 6 912 sanık adlî mercilere sevk edilmiştir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mahallî idarelerle ilgili olarak Demokratik Sol Partinin görüşlerine gelince. Anayasamızda, mahallî idareler il, belediye veya köy halkının mahallî hizmetlerini gören kamu tüzelkişileri olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte mahallî hizmetler, ağırlıklı olarak...
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Yazar, 1 dakika eksüre veriyorum; buyurun efendim.
M. CİHAN YAZAR (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
...merkezî idare tarafından yürütülmektedir. İdare sistemimizin iki unsuru olan merkezî idare ile mahallî idareler arasındaki hizmetin niteliğine ve ülke gerçeklerine uygun bir görev bölüşümü sağlamak; etki, yetki, teşkilat ve malî imkânlara kavuşturmak suretiyle idare sistemimizi sağlıklı bir yapıya dönüştürmek ve sonuçta toplumsal mutluluğu sağlamak mümkün
olacaktır.Demokratik Sol Parti, 21 inci Yüzyıla güçlü, özerk, demokratik, katılımcı bir mahallî idare reformuyla girmeye hazırlanmaktadır. 55 inci cumhuriyet hükümeti tarafından merkezî idare ile mahallî idareler arasında görev bölüşümü ve hizmet ilişkilerinin esaslarının düzenlenmesi ve çeşitli konularda mahallî idarelerle ilgili değişiklikler yapılması hakkında kanun tasarısı hazırlanmıştır. Tasarının kanunlaşmasıyla ülkemizde gerçek bir idarî reform ve yapısal dönüşüm yolunda önemli bir adım atılmış ol
acaktır.Sayın milletvekilleri, İçişleri Bakanlığı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Yüce Meclise partim ve şahsım adına teşekkür edip saygılarımı sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yazar teşekkür ediyor, ayrıca geçmiş olsun
diyoruz.Demokratik Sol Parti Grubu adına ikinci söz, Ordu Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Konyalı'ya aittir.
Buyurun Sayın Konyalı. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 7 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ KONYALI (Ordu) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; Demokratik Sol Parti Grubu adına, İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerindeki görüşlerimizi ifade etmek için huzurlarınızdayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi ve televizyonları başında bizi izleyen değerli yurttaşlarımızı en içten sevgi v
e saygılarımla selamlıyorum.Yurdun bütünlüğü ve ulusun birliği için aziz canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum; gazilerimize de, geçmiş olsun dileklerimle birlikte, bundan sonraki yaşamlarında da sağlık ve mutluluklar diliyorum ve 57 inci hükümete de şükranlarımı sunuyorum, programında şehit ve gazilerimizin konut edinme sorunlarına çözüm getirme aşamasına girdiği için.
Değerli milletvekilleri; bugün İçişleri Bakanlığının bütçesini görüşürken, İçişleri Bakanlığı bütçesinde yüzde 59, bağlı kuruluşlar olarak Bakanlık Teşkilat Yasasında yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesinde yüzde 71, Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinde yüzde 79 ve yine, Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesinde de yüzde 79'luk bir artış olduğunu; reel artışın da yüzde 9, yüzd
e 21, yüzde 29 olduğunu görüyoruz. Tabiatıyla, bu en mükemmeli değil, cumhuriyet hükümetinin verdiği en mükemmel ödenek değil; ama, şu kıt kaynakla içinde, ekonominin içinde bulunduğu darboğazlara karşın, bu durumda verilen en iyidir diye düşünüyorum; hayırlı olsun.Değerli milletvekilleri, Yüce Mecliste İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken her zaman güvenlik güçleri ağırlık kazanır; özellikle de polis burada masaya yatırılır eksisiyle artısıyla. Neden bu böyledir; oysa, yasanın verdiği yetki nedeniyle -ki İçişleri Bakanlığının da en büyük özelliği bu- bir tür, mülkî idare amirleri vasıtasıyla diğer bakanlıkların taşra teşkilatı üzerinde denetimi, yönetimi ve değerlendirmeleri var.
Ayrıca, yine mülkî idare amirlerimizin, yani, vali ve kaymakamlarımızın, genel güvenlik, kamu güvenliği, kamu esenliği, tasarrufa müteallik hizmetleri, artı, sahil ve kıyı güvenliği gibi, güvenlik açısından da sorunlarının en önemlisini, en değerlisini yerine getirmek durumundadırlar. O halde, izninizle, polis ile mülkî idare a
mirlerini, burada birlikte değerlendirelim diye düşünüyorum.Konuşmamın başında, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesi üzerinde görüşürken de ifade ettiğim gibi, Jandarma Genel Komutanlığının ve Sahil Güvenlik Komutanlığının, bildiğiniz gibi, eğitimi, öğretimi Genelkurmayca sağlanıyor; ama, yüzelli yılı aşan bir süredir, jandarma teşkilatımızın, polis teşkilatının olmadığı kırsal kesimde ve henüz yeni kurulan ilçelerde kamu güvenliğini ve esenliğini sağla
dığı, Sahil Güvenlik Komutanlığının da, sahil kesiminde, eskiden jandarmanın olan görevleri, kıyı kesiminden karasularına kadar her türlü zabıta görevlerini ve kurtarma işlemlerini yaptığı malumlarınız.Polis teşkilatımızın, son derece ağır, son derece meşakkatli bu görevlerinin yanı sıra, aldığı ücretin çok düşük olduğu ve kadro eksikliği nedeniyle üç vardiyayı iki vardiyaya sığdırmak suretiyle yorgun, bitkin düştüğü, son hizmet yaptığım iki yerde de, yüzde 25 - 30 eksik kadroyla çalıştığı tarafımızdan g
özlemlenmiştir.Polisin bu kadar eleştirilme nedenlerinden biri veya bu kadar Meclis gündeminde olmasının nedenlerinden biri ve birincisi, kanımca, bireyin içgüdüsünde olan güvenlik, toplumun öncelikli görevlerinden olan güvenlikten kaynaklanması, artı, 1970'li yıllardan sonra ülkemizin içerisinde bulunduğu terör ve anarşiden ve 1984'lerden sonra da, ülkenin ayrı bir bölgesi ve ayrı bir etnik grubu gözetilerek yurdun birliği, bütünlüğünün girdiği tehlike.
Polisin, başka doğal görevleri de çok önemli, terör ve anarşi dışındaki olağan görevleri de çok daha karmaşık; çünkü, demokratik bir ülkede, anayasanın öngördüğü temel hak ve özgürlüklerin söz konusu olduğu bir ülkede, polisin görevi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Çünkü, polis, hem can ve mal güvenliğini
sağlayacak hem suçluyu takip edecek hem terör ve anarşiyi önleyecek; ama, hem de insan haklarını zedelemeyecek. Polis, hem ruhsatsız yerleri men edecek hem kaçakçılığın men ve takibini yapacak, ama, hem serbest ticaret özgürlüğünü engellemeyecek; hem lâik cumhuriyeti koruyacak, ama, din ve vicdan özgürlüğünü zedelemeyecek.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Konyalı, 1 dakika süre veriyorum; buyurun efendim.
HASAN FEHMİ KONYALI (Devamla) – O halde, polisin, bugün, bu üstün görevlerini ifade ederken ve büyük bir feragatla ifa ederken, eğitim düzeyinin yüksek olması, çıtayı yukarıya kaldırmamız gerektiğini, ideal olanın da askerî liseler gibi dört yıllık polis kolejlerinin yaygın hale getirilmesi olduğunu ifade ediyor; eğitim sürec
i içerisinde, polise temel hak ve özgürlükler ve demokrasi kültürünün aşılanmasını, ama, seçiminin de, özellikle polis amirlerinin seçiminin de mülkî idare amirleri valilerle birlikte, artık siyasetten arındırılmasını, ister adına konsey deyin, ister şûra deyin, ama, mutlaka tarafsız bir komisyonca adayların tespitini, ama, tasarrufun yine hükümete bırakılmasını ve bu görevlilere, gerek mülkî idare amirlerine gerek polis teşkilatımıza, devlet ve hükümet mümessilliği ve 24 saat, yaz kış demeden, gece gündüz demeden çalışan bu feragatlı görevlilere kendi görevleriyle mütenasip ücret ödenmesini, ama, bunun, hiç değilse önümüzdeki yıllar içinde değerlendirilmesini diliyorum ve İçişleri Bakanlığının böyle üç beş dakikada görüşülmeyeceğini takdirlerinize bırakarak, Yüce Meclise en derin saygıylarımı sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Konyalı.
Demokratik Sol Parti Grubu adına son söz, Antalya Milletvekili Sayın Mustafa Vural'ın.
Buyurun Sayın Vural. (DSP sıralarından alkışlar)
Sür
eniz 6 dakikadır.DSP GRUBU ADINA MUSTAFA VURAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığının 1999 yılı bütçesi üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken, Grubum ve şahsım adına, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizin yepyeni bir ulaştırma politikasına gereksinmesi vardır. Tercihlerini bugüne kadar karayolu üzerine yapan Türkiye, değişen ve gelişen dünya konjonktüründe bu tercihini yeniden gözden geçirmek, çağdaş uygulamalara uygun politikalar geliştirmek zorundadır. Bu politikaların da demiryolu ve denizyolu ağırlıklı olması ,çağımızın bir gerçeğidir.
Gerçi "1983-1993 Ulaştırma Anaplanı" adı altında, ülkemize özgü koşullar bağlamında ulusal bir plan yapılmıştır. Ne var ki, bu plan, gerçekleşme şansına kavuşamamıştır. Eğer anaplan uygulanabilseydi, bugüne kadar döviz karşılığı satın alınan milyonlarca metreküp petrol tasarrufu sağlanacak, trafik kazalarında binl
erce kişinin ölümü, onbinlerce kişinin de yaralanması önlenmiş olacaktı. Bu olumsuzlukların ve tıkanıklıkların ülkemize maliyeti ise, milyarlarca Amerikan Doları olmuştur. Bu ürkütücü tablo, Türkiye'nin acilen yeni bir ulaştırma master planı hazırlamasını zorunlu kılmaktadır.Gerek hükümet protokolü ve programında gerekse Ulaştırma Bakanı Sayın Öksüz'ün Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunuş metninde, 57 nci hükümetin demiryolu taşımacılığı ile kıyı şeridinde denizyolu taşımacılığına verdikleri önem sevindirici
dir.Daha çağdaş daha güvenli ve daha ucuz taşımacılık için, yolcu ve yük taşımacılığının yüzde 90'ının yapıldığı karayollarımız üzerindeki yükün azaltılarak demiryollarına kaydırılması ve demiryollarının taşıma payının artırılması için de altyapı yatırımlarına hız verilmesi gerekmektedir. Özellikle, kıyı bölgelerimizde deniz taşımacılığına, yat turizminin geliştirilmesi için de yat limanları yapımına özel önem verilmelidir.
Hava ulaşımı yaygınlaştırılmalı, sivil havacılık sektörünün içine düştüğü sıkıntılardan bir an evvel kurtarılması sağlanmalıdır.
Ayrıca, kent içi ulaşımında da -özellikle büyük kentlerimizde- raylı sisteme dayanan toplutaşıma sistemlerinin geliştirilmesi gerekir. İstanbul'a önerilen "zemin altından Boğaz geçişi projesi"ni de, Demokratik Sol Parti olarak doğru buluyoruz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu vesileyle, gecikmiş bir teşekkürümü de yerine getirmek istiyorum. Seçilmeden önceki görevim nedeniyle birçok yabancı havayolu şirketiyle seyahat etme fırsatı buldum. Kişisel inancım odur ki, Türk Hava Yollarının seyahat ettiğim bu şirketlerden aşağı kalır yeri yoktur; özellikle de, uçaklarının yeniliği ve personelinin içtenliğiyle de çoğundan üstündür. Eksikliklerini de bilerek, Türk Hava Yollarının bugünkü duruma gelmesinde emeği
geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum.Seçim çevrem Antalya'daki yatırımlarla ilgili görüşlerimi de aktarıp, iletişim konusuna değinmek istiyorum. Ulaştırma Bakanlığı çalışma programında, Antalya-Alanya arasında planlanan 121 kilometre uzunluğundaki demiryolu ihalesinin 1 Temmuz 1999 tarihinde yapılacak olmasından, Antalya Havalimanı uçak ve yolcu trafiğini rahatlatmak için planlanan Gazipaşa Havaalanının bir an evvel tamamlanmasına gösterilen çabadan ve stol tipi havaalanı olarak planlanan Kaş Ha
vaalanı proje ve ihale çalışmalarının hızlandırılmasından duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iletişimde teknolojik gelişmenin hızı, baş döndürüyor; yaşadığımız şu günlerde de, baş ağrıtıyor. Türkiye, gerek teknoloji ve gerekse hizmet itibariyle, bu gelişimin gerisinde kalmamalıdır; zira, toplumumuz, şehirde olsun kırsal alanda olsun, çağdaş teknolojinin özelliklerini ve zorunluluklarını artık algılamıştır. Hem seçim kampanyası döneminde hem de seçimlerden sonra yu
rttaşlarımızın şikâyetleri, özellikle kırsal alanda, kapasitesi yetersiz, teknolojisi geri telefon santrallerinin yarattığı sorunlara ilişkindir.2000 yılında üçüncü haberleşme uydusunu da uzaya atacak olan Türkiye, yerdeki iletişim sorunlarını çözecek teknolojik yatırımları kısa sürede tamamlamalıdır. Ülkemiz, hem kablolu TV hem de internet altyapısı konusunda önemli yatırımlar yapmıştır ve yapmaktadır; ancak, nedendir bilinmez, hizmeti sunmada yavaş kalındığı da yaşanan bir gerçektir. Sokak başlarına kad
ar getirilebilen dağıtım kutularından abonelere ulaşılmakta yetersiz kalınması, hizmet karşılığı elde edilecek kazançlardan, ülke bütçesini yoksun bırakmaktadır.İletişim sistem ve hizmetlerinin gelişmesine katkıda bulunacak her yaklaşım desteklenmelidir. Kamu kaynaklarının sınırlı ve yetersiz olduğu dikkate alınarak, ulusal güvenliğimizi de göz önünde tutarak, özel sektör ve yabancı sermaye, yatırımlara katılmaya çağrılmalıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemin ekonomik güçlüklerini biliyorum; bu güçlüklerin üstesinden kısa sürede geleceğine de inanıyorum. Ben, ülkemin geleceğine umutla bakıyorum.
Tüm içtenliğimle, Ulaştırma Bakanlığı bütçesinin ulusumuza ve Bakanlığımıza hayırlı olmasını diler, Grubum ve şahsım adına hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Vural, teşekkür ediyorum ve özellikle zamanı iyi kullandığınız için, ayrıca teşekkür ediyorum.
Gruplar adına son söz, Doğru Yol Partisinin.
Doğru Yol Partisinde ilk söz, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik't
e.Buyurun Sayın Çelik. (DYP sıralarından alkışlar)
Sayın Çelik, zamanı eşit mi kullanacaksınız?
KEMAL ÇELİK (Antalya) – Evet efendim.
BAŞKAN – Süreniz 10 dakika, buyurun.
DYP GRUBU ADINA KEMAL ÇELİK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığının bütçesi üzerinde görüş ve düşüncelerimi açıklamak üzere, şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi, en samimî duygularımla selamlıyorum.
Hepinizin çok iyi bildiği gibi, İçişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyetinin en temel bakanlıklarından biridir. İçişleri Bakanlığı menupları, çok iyi bir şekilde, Bakanlıkça hazırlanan çok önemli bir eğitimden geçtikten sonra görev alırlar. İçişleri Bakanlığı denilince, genellikle, sadece, Emniyet Genel Müdürlüğü
, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı olarak bilinir; ama, İçişleri Bakanlığının başka görevleri, ülke için çok önemli başka birimleri de vardır. Merkezî idarenin, taşra teşkilatının temsilcisi olan, devletin ve hükümetin temsilcisi olan vali ve kaymakamlarımız da, İçişleri Bakanlığına bağlı teşkilatların başındaki mensuplarımızdır. Yine, mahallî idareler teşkilatı da İçişleri Bakanlığına bağlıdır.Bu kadar önemli görev ve fonksiyonu ifa eden İçişleri Bakanlığının bütçesi, ne kadar artırılırsa artırılsın, maalesef, son derece düşüktür. İçişleri Bakanlığının bu hakkını hepimiz teslim edelim, bu görev ve fonksiyonlarını teslim edelim. Şu da görülüyor ki, Türkiye'de en çok eleştirilen bakanlık da İçişleri Bakanlığıdır. Tabiî ki, çalışan ba
kanlık eleştirilecektir; biraz sonra biz de eleştireceğiz.Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, ülkemiz, onbeş yıldan bu yana, dünyanın en kanlı terör örgütünün saldırısına maruz; 30 bin civarında polisimiz, askerimiz ve vatandaşımız PKK tarafından katledilmiş, şehit olmuşlardır; ama, şu da bir gerçek ki, Türkiye Cumhuriyeti, onbeş yıldan bu yana, terörle mücadelede her zaman kararlı bir şekilde çalışmıştır; cumhuriyet hükümetlerinin hepsi, terörle mücadelede son derece başarılı adımlar atmışlardır. Ülken
in birlik ve beraberliğinin ve üniter yapısının bozulmaması için, İçişleri Bakanlığı mensupları, askeri, polisi, üzerine düşeni en iyi şekilde yerine getirmiştir. Özellikle 1993'ten sonra, modern teknik ve cihazlarla, o günkü hükümetimizin sağladığı imkânlarla, terörle mücadelede çok önemli mesafeler alınmıştır. Hatırlayacaksınız o günleri; okullar kapalı, saat 15.30'dan sonra dışarıya çıkılamaz, maalesef, gazeteler dağıtılamaz haldeyken, devlet, kararlı bir şekilde, güvenlik güçlerine sağladığı destekle bu mücadelenin üstesinden gelmiş ve o gün başlatılan, o tarihlerde kararlı bir şekilde başlatılan mücadele sonucu, bugün, terör örgütünün başı, İmralı'da hesap verir hale gelmiştir.Değerli arkadaşlarım, tabiî, teröristle mücadeleyi çok başarılı yürüttük; ama, teröristle mücadele yapılırken, terörle mücadeleyi de hiçbir zaman gözardı etmememiz gerekiyor; yani, teröre maruz kalan o bölgenin ekonomik ve sosyal konuları üzerinde durmamız, vatandaşlarımızın, özellikle gençlerimizin terör örgütüne meylini önleyic
i ekonomik ve sosyal tedbirleri almamız gerekiyor, oradaki işsizliği gidermeye yönelik tedbirleri özellikle almamız gerekiyor.Burada görülen bir şey var; her cumhuriyet hükümeti, o bölgeye büyük imkânlar sarf etmiştir; ama, görülen sıkıntı şu: Bölgeye verilen krediler, sağlanan imkânlar, maalesef, merkeziyetçi yapımız nedeniyle, o bölgede kalmıyor, başka yerlere kayabiliyor. Doğuya gittiğiniz zaman görürsünüz ki, her yerde yarım kalmış tesisler vardır. Her dönemde, yarım kalmış tesisler için paketler açılır; ama, o paketlerden de hiçbir şey çıkmaz.
Şimdi, yapılması gereken şu: Bizim, orada, devletimizin temsilcisi olan valiler var. Valilere güvenelim; kredilerde, yatırımlarda, merkeziyetçiliği bırakalım ve bu yatırımların bitirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması yetkilerini, doğrudan doğruya valilere verelim. Bu konu son derece önemli. Artık ihaleler merkezden yapılırken, o ihalelerin, oraya harcanan paraların yerinde kalmadığını görüyoruz. Bu nedenle, devletin ve hükümetin temsilcisi olan valile
re öncelikle güvenelim.Değerli arkadaşlarım, terörle mücadelede bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri de şudur: Haklı mücadelemizi dünyaya anlatamıyoruz. Maalesef, dünya, bugün, Türkiye'yle ilgili insan hakları, işkence ithamlarında bulunuyor; polisimiz, askerimiz, hak etmediği ithamların altında kalıyor; ama, biz, dünyaya haklılığımızı ilan edemiyoruz. İşte, bu İmralı'daki karardan sonra, şu şekilde karar verirseniz Avrupa Birliğine giremezsiniz, şu şekilde karar verirseniz Avrupa Konseyinden çıkarsınız g
ibi şeyler oluyor. Bu nedir; bu, biz kendimizi dışarıda iyi anlatamıyoruz, onun için...Geçenlerde de söyledim; maalesef, özellikle 55 ve 56 ncı hükümetlerimiz, Avrupa'yla ilişkilerini kopardılar "Avrupa defterini kapattık" dediler; bugün, haklı mücadelemizi bile, maalesef, anlatamaz hale geldik. Onun için, dışarıya haklılığımızı anlatalım, daha çok çalışalım.
Bakınız, bir gazetemizde Avrupa'daki patronların başı, önemli bir şahıs diyor ki: "Türkiye bazı haklar sağlamalıdır o bölgede." Birisi soruyor: "Acaba, PKK terör örgütü Türkiye'de kaç insanın, kaç askerin, polisin canını aldı, biliyor musunuz?" "Hayır, onların, öyle, bir kişiyi öldürdüklerini, askeri öldürdüklerini bilmiyorum" diyor. Yani, bütün hükümetlerle temas halinde olan bu kişinin, etkili bir k
işinin bile, maalesef, bundan haberi yok. Bu konuyu son derece iyi anlatmamız gerekiyor.Kuzey Irak konusu da terörle mücadelede çok önemlidir. Geçenlerde anlattım. Kuzey Irak' konusunda, maalesef, Türkiye, 1996'daki Barzani ve Talabani'yi Ankara'da buluşturma sürecini, Ankara sürecini çok iyi değerlendirememiş ve Washington'da, Kuzey Irak'la ilgili federe devletin temelleri atılır olmuştur. Bu, bizim, terörle mücadelemiz açısından büyük bir zafiyetin yanında, Türkiye'nin geleceği açısından da son derece t
ehlikeli bir durumdur.Değerli arkadaşlarım, polis, jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, gerçekten, görevlerini gayet güzel yaptılar. Jandarmamız, kırsal kesimde her zaman başarılı oldu; gayet disiplinli bir şekilde görevini yürütüyor. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, sahillerimizin güvenliği açısından da, hiçbir probleme meydan vermeyecek şekilde başarılı sonuçlar alıyor. Ancak, özellikle son günlerde, polisimizi yıpratıcı beyanlar çok fazla. Bunlara, tabiî ki, İçişleri Bakanlığı gerekli cevabı verecek.;
ama, şurada... Geçenlerde bir televizyon programında, bana "Sayın İçişleri Bakanı, Emniyet kahvehaneye dönmüş dedi; siz ne diyorsunuz" diye sordular. Tabiî, ben buna son derece üzüldüm; böyle bir beyanın olabileceğini düşünemiyorum, ben duymadım, ama, söylenmişse yanlış söylenmiş dedim. İnşallah söylenmemiştir. Bana göre talihsiz bir beyandır. Bunu ifade etmek istiyorum.Biliyorsunuz, son günlerde bir telekulak olayı var. Bu konu, müfettişler tarafından soruşturuluyor. Mülkiye müfettişlerinin en doğruyu bulacağını biliyorum. Yargıya intikal etti, o konu yargıda da çözülecek; ama, şunu hatırlatmak istiyorum: 11 kişiyi Sayın Bakanımız görevinden aldı, görevden uzaklaştırdı. Bana göre, zamanında alınmıştır, doğru bir karardır; ama, şunu da hatırlatmak istiyo
rum sayın milletvekillerimize: Bu 11 kişi, 55 inci hükümet döneminde alınmıştır ve bu dönemde de görevlerine son verilmiştir. Bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.Bakanlığımızın yapacağı da şudur: Bu dinleme olayını daha iyi araştırmalı ve kamuoyuna aydınlatmalıdır. Kamuoyunda şu var: Polis herkesi dinliyor. Vatandaşlar bize de "beni de dinliyorlar mı" diye soruyor; ama, polis herkesi dinlemez, polis suçluları dinler ve mahkeme kararıyla dinler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çelik, 1 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun efendim.
KEMAL ÇELİK (Devamla) – Münferit bazı hatalar, yanlışlar olmuş olabilir, yanlışlıkla izlenmeler olmuş olabilir; ama, bu konuda, bana göre, polisi yıpratmadan... Çünkü, şu var; bazıları da diyor ki: "İşte, bu, münferit olaydır." Evet, münferit olay olduğu için bunu söyleyeceğiz; yani, Emniyet Teşkilatında, her zaman polis dinleyici değildir; amirlerimiz de, gayet iyi biliyorum ki, bu konuda, astlarına hiçbir zaman emir falan da vermezler. Yani, Türk
Milleti, bu konuda, aslında, müsterih olmalıdır; münferit olaylarda üzerine gidilmiştir, bundan sonra da gidilecektir.Bu konuda, maalesef, Türkiye'de şu var: Enformasyon hukuku Türkiye'de gelişmemiştir. Emniyet Genel Müdürlüğümüz, özellikle üniversitelerle işbirliği yaparak, Türkiye'de enformasyon hukukunu geliştirmeli ve yeni bir hukukî düzenlemeye gidilmelidir. Yani, biliyorsunuz, bilgisayar suçları var, dinleme olayları daha çok teknik olmuş, teknolojik suçlar var; bu konularda, İçişleri Bakanlığı Emni
yet Genel Müdürlüğü üzerine düşen...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çelik, mutakabatınız varsa, arkadaşınızın süresini kullanabilirsiniz.
KEMAL ÇELİK (Devamla) – 1 dakika, müsaade ederseniz...
BAŞKAN – 1 dakika...
Buyurun efendim.
KEMAL ÇELİK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, zaman kısa; ama, bazı önerilerimi burada belirtmek istiyorum:
Organize suçlarla mücadele yasası bir an önce bitirilmelidir; çok önemli bir konudur.
Bir de, şehit askerlerin tıpkı yaşıyormuş gibi terfi ettirilerek, ailelerinin maaş almalarına ilişkin bir tasarının Meclise sunulduğunu duyduk. Şehit polis ailelerinin de bu imkândan faydalanması yönünde bir düzenleme yapılması çok önemli. Şehit aileleri bize bunu ilettiler.
Değerli arkadaşlarım, polislerin maaşları son derece düşük; polislerimiz İstanbul'a gitmek istemiyor. Polislerin maaşı, tabiî, bu arada, diğer tüm güvenlik birimlerimizin maaşı, bana göre, son derece önemlidir.
Bir de, polisler, branşlaşma ve uzmanlaşmayı esas alan bir eğitimden geçirilmeli ve o eğitimden çıktıktan sonra polisin branşı ve uzmanlık alanı belirlenmelidir.
Kimlik bildirme kanunu son derece önemli. Artık, bilgisayar teknolojisine geldiğimiz şu günlerde, nüfus hareketlerini izleyebilecek, Hakkâri'den buraya hareket eden, otelde kalan bir kişinin, hangi otelde kaldığını bilebilecek şekilde bir iletişim ağı, bir an önce kurulmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, sözümü daha fazla uzatmak istemiyorum; arkadaşımın zamanı az kaldı.
Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkış
lar)BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.
Gruplar adına son söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız'ın.
Buyurun Sayın Yılmazyıldız. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz 9 dakika.
DYP GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığının 1999 malî yılı bütçesi üzerinde, DYP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına, Yüce Meclise saygılarımı sunarım.
Ulaştırma Bakanlığı, çok geniş bir kitleye hizmet eden, şu anda, bağlı ve ilgili kuruluşlar dahil 12 genel müdürlüğü ve 210 000 civarında çalışanı bünyesinde barındıran, ülkemizin, haberleşme ve ulaştırma hizmetlerini yerine getiren büyük bir teşkilattır. Bu Bakanlığın genel bütçe
den 1999 malî yılı için almış olduğu ödeneğe baktığımızda, 57 nci hükümetin bu Bakanlığa 1999 malî yılı bütçesinden ayırmış olduğu ödenek miktarı, 49 trilyon 745 milyar liradır. Bunun yatırımlar için ayrılan bölümü, 31 trilyon 935 milyar Türk Lirasıdır.Bi
z, DYP olarak, bu bakanlığımız vasıtasıyla, bir çok projeyi daha önce hayata geçirdik; birçoğunu da bitirmemize rağmen, açılışları bize nasip olmamıştır; ancak, açılışlarının yapılması da, Doğru Yol Partisi olarak, bize mutluluk vermektedir.Ulaştırma Bakanlığımıza, 1999 malî yılı bütçesinden tahsis edilen ödeneğin ne kadar küçük ve yetersiz olduğunu görmek açısından bir kıyaslama yapmak gerekirse, ülkemizin ödemiş olduğu birbuçuk günlük dışborç faizine tekabül etmektedir; yani, ülkemizin ödediği birbuçu
k günlük dışborç faizi, az önce bahsettiğim 12 genel müdürlüğü bünyesinde barındıran Ulaştırma Bakanlığının bütçesi oluşturmaktadır. Gerek ulaştırma gerekse haberleşme yönünden bu kadar önemli olan bakanlığımıza genel bütçeden ayrılan ödeneklerle hizmetlerin ne derece sağlıklı yürütüleceğinin kuşkusunu taşımaktayım.Bilindiği gibi, çağımızda, tüm ekonomik, sosyal, kültürel ve turistik faaliyetler, süratli, güvenli ve yeterli ulaştırma ve haberleşme sektörüyle mümkün olabilmektedir. Küreselleşme olgusu içinde, serbest piyasa ekonomisini tercih etmiş olan ülkemizin, uluslararası ilişkiler ve diğer sektörlerin menfaatları ve uyumları açısından makro seviyede dengeli bir ulaştırma politikası üretmesi, buna paralel olarak yatırımlarını dinamik bir yapı içerisind
e programlayıp realize etmesi ve bu husustaki zamanlamaya itina göstermesi zorunluluğu vardır.Ulaştırma sektörünün alt sektörlerini oluşturan, karayolu, havayolu, denizyolu ve demiryolu sistemleri birbirinden bağımsız olarak düşünülemez. Ülkemizin tüm demiryolları, tüm ulaştırma limanları, yat limanları, balıkçı barınakları ve hava meydanları inşaatlarını gerçekleştirmek üzere görevli olan bir genel müdürlüğün 197 projesi için 31 trilyon 710 milyar TL ödenek ayrılmış bulunmaktadır. Ayrılan bu ödeneklerle,
ortalama her proje için 161 milyar Türk Lirası ödenek ayrılmış olmaktadır ki, bununla, hiçbir ulaştırma altyapısının kısa zamanda ve hatta, orta vadede yapımı mümkün değildir.Günümüzde en küçük bir havaalanının bile yaklaşık 25 trilyon Türk Lirasına mal olduğu düşünülürse, bu ödeneklerle, 1 havaalanının 155 yılda; yaklaşık olarak 2,5 trilyon Türk Lirasına mal olan balıkçı barınağının 15-16 yıl gibi bir zamanda bitirilmesi mümkün olabilecektir.
Buradan çok açık bir şekilde görüleceği gibi, ülkemizin ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinin yürütülmesiyle görevli ve sorumlu bulunan bir bakanlığın hizmet yapısının ne derece zor ve hatta, imkânsız olduğu ortadadır.
Demiryollarımız, dünyanın en geri kalmış demiryolu şebekesine sahip olup, yolcu taşımacılığında yüzde 4'lük ve yük taşımacılığında da yüzde 5'lik bir paya sahiptir. Bu nedenle, zararın her yıl katlanarak devam etmesi kaçınılmaz bir neticedir. Bu durumdan bir an önce kurtarılabilmesi için, özellikle iki metropolü birbirine bağlayacak olan Ankara-İstanb
ul hızlı demiryolu, bir an önce ele alınarak gerçekleştirilmelidir. Kısa vadade bu yapılmazsa, mevcut Ankara-İstanbul demiryolu, en kısa zamanda rehabilite edilmelidir.Diğer taraftan, iki kıtayı birbirine, gerçek anlamda birbirine bağlayacak olan boğaz tüpgeçidinin bir an önce hayata geçirilmesi çok büyük önem taşımaktadır.
Ülkemizin, Gürcistan üzerinden Ortaasya Türk cumhuriyetlerine bağlanmasını sağlayacak Kars-Tiflis demiryolu projesinin, mümkün olan en kısa zamanda ele alınarak ihalesi yapılmalı; böylece, demiryollarımız dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünün malî yapısı düzeltilerek, sürekli zarar eden, yükümlülüklerini karşılayamayan, gelir yaratamayan, faiz ve kur farklarının altında ezilen, faaliyet dışı giderlerdeki artışı önlenemeyen büyük işletmecilik sıkıntılarını ortadan kaldırmak için yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır.
Demiryollarımızın, rehabilitasyon programı dahilinde elektrifikasyon ve sinyalizasyon tesisleri yenilenmeli, anahat yük lokomotifleri ihalesi sonuçlandırılmalıdır.
Bölgemiz için hayatî öneme sahip Bandırma-Bursa-Osmaneli demiryolu hattının etüt projesi artık bu yıl tamamlanmalıdır. Balıkesir İlindeki Savaştepe-Soğucak arası 27 kilometrelik yol yenilenmesi için 2 trilyonluk bir ödenek gerekmektedir; bu tamamlanmalıdır. Özellikle, Bandırma-İzmir arasındaki demiryolunun mutlaka iyileştirilmesi lazım. İstanbul'dan Bandırma'ya kadar 1 saat 45 dakikada hızlı feribotla geliyorsunuz; ama, Bandırma'dan İzmir' 6 sa
atte zor varıyorsunuz.Bunun dışında, karayollarımızın hali içler acısıdır. Trafik kazalarında büyük can ve mal kayıpları ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun değiştirilmesi, ancak karayollarının yükünün hafifletilmesiyle mümkündür. Yük ve insan taşımacılığında en güvenli ve en ucuz yol olan demiryolu taşımacılığını geliştirmemiz gerekir. Tüm dünyanın benimsediği en güvenli ve en ucuz taşımacılık olan demiryolu taşımacılığı hayata geçirilmeli, mevcut demiryollarının iyileştirilmesinin yanı sıra yeni demiryolları yapılmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; limanlarımıza gelince: Ülkemizde kamu limanlarının mevcut kapasitesi 40-50 milyon ton/yıl civarında olup, buna, kamu iskeleleri, özel sektör liman ve iskeleleri ve akaryakıt tahliyesi de eklendiğinde yaklaşık 200 milyon ton/yıl civarında bir kapasiteye ulaşmaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili ve yaklaşık 8 300 kilometrelik bir kıyı şeridi olan ülkemizin, bu kadar düşük kapasiteli limanlarla Avrupa ülkeleriyle rekabet etmesi mümkün değildir.
Limanlarımızda, 2015 yılına kadar 200 milyon ton/yıl ilave kapasite artırımıyla 400 milyon ton/yıla ulaşılması planlanmıştır. Halen en önemli limanlarımızı işletmekte olan Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünce, Samsun, Haydarpaşa, Derince, İzmir, Mersin ve İskender
un Limanlarında, mevcut kapasiteyi artırıcı ve iyileştirici ekipman ve tesisat yatırımları gerçekleştirilmelidir.Bandırma Limanı, ülkemizin dördüncü büyük limanıdır. Çevresinde büyük sanayi kuruluşları bulunmaktadır. Yakın bir zamanda, Balıkesir ve Gönen deri oranize sanayi bölgeleri de hizmete girecektir. Bursa-Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi de bu limanden istifade etmektedir. Limanın konteyner altyapısı bittiği halde, bu limana tahsis edilen grenler, Derince ve Samsun Limanlarına kaydırıldığı için,
konteyner yüklemesi yapılamamaktadır. Bir an önce, bu grenlerin temin edilerek, Bandırma Limanının da konteyner yüklenebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Erdek feribot İskelesi ve çekek yeri inşaatı da kısa zamanda tamamlanmalıdır. Bu limanın, özellikle, İzmir'e doğru bağlantısını sağlayan Susurluk ve Bandırma, Karacabey ve Bursa'ya doğru bağlantılarını sağlayan karayollarının, acilen iyileştirilmesi lazımdır; deve sırtı gibi son derece kötü, bozuktur, standardının yükseltilmesi lazımdır.Yine, Ç
anakkale köprüsü yapıldığı takdirde, Körfez Havaalanının ve Balıkesir Havaalanının istifade edeceği Ayvacık-Akçay-Edremit-Havran-Körfez yolunun da bir an önce tamanlanması gerekmektedir.Yük ve yolcu taşımacılığında teknolojik imkânları kullanarak, hızlı ve güvenilir bir deniz taşımacılığı sağlayabiliriz. Özellikle, yolcu taşımacılığında yakın mesafelerde kullanılan deniz otobüsleri, uzun mesafeli taşımacılıkta da kullanılabilir.
Ülkemiz Akdeniz'deki yat limanı kapasitesinde, İtalya, Fransa ve Yugoslavya gibi ülkelerin gerisinde, ancak, beşinci sırada bulunmaktadır. Yat turizm sektörünün üçüncü sıraya yükselebilmesi için, kapasitenin 25-30 bin yata çıkarılması halinde, yat limanlarındaki turizm gelirimiz en az 4 misli artarak, 2 milyar dolardan 8 milyar
dolara çıkacaktır. Bu meyanda, Marmara yat limanının da bir an önce yapılmasını talep etmekteyiz.Denizin sunduğu avantajlar en iyi şekilde kullanmalı ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, limanlarımızı da geliştirmeliyiz. Turizm altyapısını oluşturan yat limanları, yap-işlet-devret modeliyle geliştirilmelidir.
Binlerce köylü ve balıkçı vatandaşlarımıza hizmet veren balıkçı barınaklarının, bir an önce bitirilmesinde zaruret görülmektedir. Bu çerçevede, Bandırma, Erdek, Şahinburgaz ve Avşa-Türkeli Köyü, Avşa-Yiğitler Köyü, Marmara Adası Çınarlı Köyü balıkçı barınakları inşaatları bir an evvel bitirilmelidir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, 1 dakika süre veriyorum; buyurun.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Havameydanlarımıza gelince; son yıllarda havameydanlarımızın yapımında gözle görülür bir ilerleme sağlanmıştır. Bunun en büyük dilimi, DYP'nin iktidarda olduğu zamanlarda başlattığı "her ile bir havaalanı" projesi sayesindedir.
Burada geçmişi hatırlatmadan geçemeyeceğim. Geçtiğimiz yasama döneminde, İstanbul Kurtköy Havaalanı ihalesi için hazırlanmış olan protokol hükümleri dikkate alınmadan ihalenin NATO ENF Dairesi tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle görevini kötüyü kullandığı iddiasıyla Başbakan Mesut Yılmaz hakkında 9/18 esas nolu Meclis Soruşturması Komisyonu kurulmuş ve bu komisyonda da oy çoğunluğuyla, görevini kötüye kullanmaktan suçlu bulunmuştur. Bu tür usulsüzlüklerden kaçınılmalıdır. Ülke kaynakları çarçur edilmemelidir.
Bunun dışında, son yıllarda telekomünikasyon yatırımlarına tahsis edilen ödenekler azalmıştır. Örneğin, telefon santral kapasitesi için Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında 2000 yılı sonu değeri 24 milyon hat, fiberoptik kablo uzunluğu 110 bin kilometre olmasına ka
rşılık, mobil telefon sayısı 1,5 milyondan 2,5 milyona çıkmış, bugün için bu değerler, 19 milyon hat ve 53 bin kilometredir; yani, planın yarı yarıya gerisindedir. Bunun telafisi için yatırımlar hızlandırılmalıdır.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Maalesef grup adına süreniz tamamlanmış oluyor.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Bu duygularla, bütçenin haylırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılmazyıldız.
Böylece, grup
lar adına konuşma süresi tamamlanmış bulunuyor.Alınan karar gereğince, şu andan itibaren gönderilecek sorular, işleme konulmayacaktır.
Şimdi, Hükümet söz talep etmiştir; Hükümetin toplam konuşma süresi 20 dakikadır; önce, İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan konuşacaklardır.
Buyurun efendim. (Alkışlar)
Sayın Bakanımız, konuşma süreniz 10 dakikadır
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Teşekkür ederim efendim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Bakanlık mensupları adına hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Sayın konuşmacılarımızın ve milletvekillerimizin sözlü ve yazılı sorularına, yazılı cevap verilecektir; bilgilerinize sunuyorum. Ancak, Bakanlık olarak, milletvekillerimizden, seçilmiş oldukları bölgelerinde resmî veya gayriresmî suçlularla irtibatlı ve halkın süratle gündeminden uzaklaşması gereken hususların da bildirilmesini talep etmekteyiz. (Alkışlar)
Malumları olduğu veçhile, dünyamızda ekonomik, siyasî ve teknolojik gücün beraberinde getirdiği sınır tanımaz özellikler ve bu özelliklerin neticesinde, ülkelerin egemenlik haklarının ihlali ve bu üç unsurun altında ezilmiş unsurların beraberinde getirdikleri hususlara bakıldığında, bozulmuş idarenin ve bu idarenin düzeltilmesi için halkın beklentileri ve halkın, bunun çözülmesi
için aktif konuma gelmesi hususundaki çalışmalar...Bütün bunların ışığı içerisinde, Bakanlığımızın üstlenmiş olduğu görev düzenine bakıldığında, yıllardan beri gelen ve hiçbir ıslahat hareketi şeklinde düzenlemesi yapılmayan, sadece şeklî olarak, o günkü koşullar altında düzenlemeye gidilen ve bugünlere gelindiğinde, bozulmuş idarenin ve bu idarenin düzeltilmemesi hususunda mücrimlerle işbirliği yapan gizli ve tehlikeli fikirli siyasetçiler, suçlularla ilişkili avukatlar, doktorlar ve diğer mensuplar, siy
asî ve malî ceza sistemiyle ceza sistemimiz, onun yarattığı adlî yargı ve nihayet, adi ve aptalca etkilere karşı son derece süratle etki altında kalan halkımız...Bütün bunların ışığı altında, bugüne kadar kendilerine yasal olarak verilmiş yetkileri adaletli bir şekilde uygulamaya çalışan vali, kaymakam ve güvenlik güçlerimiz ve onların, çok az maaş alarak, hayatlarını âdeta ölüme terk edercesine çalışmaları neticesinde halkın beklentileri...
Bütün bu unsurların içerisine bakıldığında, güvenlik güçleri içerisinde birkaç kişinin yapmış olduğu hatalardan dolayı bütün teşkilatın üzerine doğru yönlenen halkın nefreti ve o nefreti ortadan kaldırmak için, o günkü siyasetçi ve bürokratların, bütün bu pisliği kökten kurtarmak için halkın reaksiyonundan dolayı ıslah
ata gidememesi.Biz göreve gelir gelmez, Bakanlığımızı süratle denetime aldık. Bunu yapmamızın nedeni, halkın, kendisinden hizmet beklediği görevlilerden, adaletli şekilde görev yapılmasını sağlamak için hukukî ve teknik bütün aksaklıkların ortaya çıkarılması ve günümüz dünyasında bu konuda yetişmiş olan uzman insanların önüne soruların konulması ve bütün hukukî ve teknik eksikliklerin giderilmesiyle ilgili düzenlemeler süratle yasalaştırılarak, gelişen dünyada nitelikli insan yetiştirilmesi için süratle eğitimin planlanması.
Görüleceği gibi, 57 nci hükümet programına, polis teşkilatının eğitim düzeyinin yükseltilmesi için madde de konulmuştur. Şerefli güvenlik güçlerinin içerisinde, kendi vücutlarıyla hareket eden hainler vardır, bunların, süratle bu teşkilatlardan uzaklaştırılmasının artık zamanı gelmiştir. (ANAP, DSP, MHP ve FP sıralarından alkışlar) Bu konuda, önümüzdeki günlerde, gerek eğitim alanında ve gerekse bütün yasal düzenlemeler içerisinde Yüce Meclisinize her hususta yasa tasarıları gelecektir
ve bu yasal boşluklar doldurulduğunda, inanıyorum ki, güvenlik güçleri ve onun ışığında vali ve kaymakamlarımız, halkımıza hizmet eden bir yapıda olacaklar ve halkın beklentileri de o düzeydedir. Bizim görevimiz de, sizlerin desteğiyle halkımıza en iyi şekilde hizmet vermektir. Bu hizmetin amacı, kanun hakimiyetinin mutlak suretle uygulanması, bunun uygulanabilmesi için nitelikli insan yetiştirilmesi ve bütün bunların ışığında da sizlerin, seçilmiş olduğunuz bölgelerinizde bütün aksaklıkların ortadan kaldırılması için Bakanlığa destek verilmesi...Eğer, münferiden, sadece güvenlik güçlerinin veya kamu görevlilerinin şeklî davranışlarından dolayı kişisel çıkar uğrunda hareket tarzı yapılacak olursa, halkımızın beklentilerine cevap verme şansı son derece az olur. Onun için, dileğimiz odur ki, Bakanlığımızın, sadece kendi bakanlığımın değil bütün bakanlıkların önünü açan bir yapıda olduğu hususu dikkate alındığında, yapacağı hizmetler, süratle ekonominin düzeltilmesine, halkın güvenliğinin sağlanması neticesind
e halkımızın güvenli ortam içerisinde çalışmaya yönlendirilmesine ve ekonomik gücünün artırılmasına yönelik olacaktır ve İçişleri Bakanlığının görevi son derece önemlidir.Bunu bildiğimizden dolayı, sizlerin, bu konuda bize desteğinizin sonuna kadar tam olmasını, güveninizin eksiksiz olmasını diliyor ve görevde her türlü aksaklık olduğu zaman, aksaklıkları bire bir söyleminizi ve bunun da, bizim tarafımızdan süratle yerine getirileceğini bilmenizi istiyorum.
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar
)BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Şimdi, söz sırası, Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz'ün.
Buyurun efendim. (Alkışlar)
Süreniz 13 dakikadır Sayın Bakan.
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Ulaştırma Bakanlığının 1999 malî yılı bütçesinin görüşülmesi vesilesiyle, sözlerime başlamadan önce, şahsım ve Bakanlığım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Zamanın kısalığı dolayısıyla bir özetleme yapmak durumundayım; çünkü, sorular, daha uzun hazırlamış olduğum konuşmamın önemli bir bölümünü meşgul ettiğinden, müsaade ederseniz, süremi bu şekilde değerlendirmek istiyorum.
Yüce Meclisimizin gerek grupları ve gerekse şahısları adına konuşan değerli üyelerinin çalışmalarımıza yön verecek olan teklif, tenkit ve temennilerine şimdiden teşekkür ediyorum.
Malumları olduğu üzere, yaşadığımız yüzyılda, tüm ekonomik, sosyal, kültürel ve turistik faaliyetler, süratli, güvenli ve yeterli ulaşım ve haberleşme sistemleriyle mümkün olabilmektedir. Ulaştırma ve haberleşme hizmetlerini çağımızın standartlarına uygun bir şekilde, gereği gibi yerine getirebilmek ve aynı zamanda, ekonomik gelişmemize yardımcı olacak şekilde planlamak ve işletmek özel bir önem arz etmektedir. Bu bakımdan, çağdaş ve ekonomik
nitelikli ulaştırma ve haberleşme sistemlerini tüm yurt sathına yayma arzusu ve kararı içerisindeyiz.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımız, 1999 malî yılı bütçesi ve yatırım programının hazırlıklarında, uygulamada önemli aşama kaydederek, kısa sürede tamamlanıp, ekonomiye katkı sağlayacak projelere öncelik vermiştir. Ulaştırma Bakanlığının 1999 malî yılı bütçe teklif toplamı 49 trilyon 745 milyar Türk Lirası olup, bunun 10 trilyon 225 milyar Türk Lirası carî giderlere, 31 trilyon 935 milyar
Türk Lirası yatırım giderlerine, 5 trilyon 363 milyar Türk Lirası da transfer giderlerine ayrılmıştır.1999 malî yılında bakanlık merkezî için ayrılmış bulunan toplam 31 trilyon 935 milyar Türk Lirası yatırım ödeneğinin sektörler itibariyle dağılımı şu şekildedir: Demiryolları altyapı inşaatlarına 8 trilyon Türk Lirası, ulaştırma, liman altyapı inşaatlarına 7 trilyon 80 milyar Türk Lirası, havameydanları inşaatı ve donanımına 6 trilyon 490 milyar Türk Lirası, turizm sektöründe yer alan yat limanlarına 3 tr
ilyon 940 milyar Türk Lirası, tarım sektöründe yer alan balıkçı barınaklarına 6 trilyon 200 milyar Türk Lirası ödenek ayrılmıştır.Diğer taraftan, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığımız yatırımlarında kullanılmak amacıyla, Maliye Bakanlığı bütçesine 1 trilyon 500 milyar Türk Lirası eködenek verilmiştir. Bakanlığımız yatırım kamulaştırmaları için de, toplam 2 trilyon 222 milyar Türk Lirası ödenek ayrılmış bulunmaktadır.
Ayrıca, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması için 160 milyar Türk Lirası, Haberleşme Genel Müdürlüğümüzce gerçekleştirilecek olan sektördeki düzenlemelere ait muhtelif etütlerle bilgisayar sistemleri kurulması için toplam 30 milyar Türk Lirası ve Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğümüzün ihtiyacı olan bilgisayar sistemi
kurulması için de 30 milyar Türk Lirası ödenek ayrılmış bulunmaktadır.1999 yılı Bakanlık bütçemizin taransfer harcama kalemleri içinde yer alan 5 trilyon Türk Lirası da, Demiryollarımızın yol, bakım ve onarım giderlerini karşılamak üzere teklif edilmiştir
.1999 yılı için Bakanlığımız ile bağlı ve ilgili kuruluşlarımızın toplam yatırımları ise, 399 trilyon 535 milyar Türk Lirası olarak planlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karayollarımızdaki taşıt sayısının artması, karayolu taşıma sektörünü önemli ölçüde etkilemiş bulunmaktadır. Bu artış, karayolu sektörümüzde bazı düzenlemeler yapmayı zorunlu hale getirmiştir. Halen yürürlükte olan ulusal ve uluslararası yolcu ve eşya taşımacılığını düzenleyen yönetmeliklerin yetersiz kalması nedeniyle da
ha geniş kapsamlı ve sektörün bütününü düzenlemek amacıyla hazırlanmış olan karayolu taşıma kanunu tasarısı taslağına, kamu kurum ve kuruluşlar ile meslekî teşekküllerin görüşleri alınarak son şekli verilmiş olup, en kısa sürede Başbakanlığa sunulacaktır.S
ayın Başkan, değerli milletvekilleri; taşıma sistemleri içerisinde en güvenli ve en ucuz taşımacılık olan demiryolu taşımacılığını ülkemizde de hayata geçirme azmi ve kararlılığı içerisindeyiz.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; denizcilik sektörünün yönlendirilmesi Bakanlığımızın uhdesinde olmamakla birlikte, Bakanlığımız bu sektörde, liman, iskele, yat limanı ve balıkçı barınaklarının yapımıyla ilgili hizmet vermekte olup, 1999 yılında toplam 17 trilyon 220 milyar Türk Lirası ödenekle, denizcilik sek
töründe 151 proje üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.Bugün için ülkemizde iç ve dışticarete hizmet veren 21 adet kamu limanı bulunmaktadır. Bunların yıllık kapasitesi 50 milyon ton/yıl civarındadır. Bu kapasite, özel sektör liman ve iskeleleri ile, akaryakıt da dikkate alındığında, toplam kapasite 200 milyon ton/yıla ulaşmaktadır. Bakanlığımız, 2015 yılına kadar 200 milyon ton/yıl kapasite ilavesiyle ülke genelinde liman kapasitemizin 400 milyon ton/yıla çıkarılmasını hedeflemiş bulunmaktadır. Zonguldak
'taki Filyos Limanı ve Derince Konteyner Terminali işlerinin, yap -işlet- devret modeliyle ihaleleri yapılmış olup, Tekirdağ Limanı, İzmir-Çandarlı Limanı, Mersin Konteyner Limanı ve İskenderun Konteyner Terminali inşaatlarının, yap -işlet- devret modeliyle ihaleleri önümüzdeki aylarda yapılacaktır.1999 yılında, ulaştırma limanı altyapı inşaatlarına 30 proje için öngörülen ödenek 7 trilyon 80 milyar lira olup, Ordu-Fatsa İskelesinin uzatılması, Çanakkale Liman inşaatı, Balıkesir-Erdek Feribot İskelesi inşaatı, Mersin Limanı konteyner rıhtım uzatılması, Sinop Vapur İskelesi uzatılması, Trabzon-Yomra sahil tahkimatı ve Samsun Limanı-Eğitim Fakültesi arası sahil tahkimatı inşaatlarının bitirilmesi hedeflenmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halen yapımları devam eden 17 adet yat limanımız ile ihalesi yapılacak olan 8 adet yat limanımızla birlikte toplam 25 adet yat limanımızın yapımı genel bütçe imkânlarıyla gerçekleştirilecektir.
İnşaatları devam eden yat limanlarımızın tamamı 2000 yılına kadar kademeli olarak bitirilip, yaklaşık 14 500 yatlık ilave bir kapasite daha elde edilerek, 10 500 olan yat bağlama kapasitemiz 25 000'e ulaşacaktır. Böylece, Akdeniz ülkeleri arasındaki halen yüzde 5 olan yat bağlama kapasitemiz yüzde 12'ye yükselecek ve yıllık 2 milyar dolar olan yat turizmi gelirimiz ise 8 milyar dolara ulaşacaktır.
Balıkçı barınaklarımızın yer aldığı tarım sektöründe ise, 1999 yılında 7 trilyon 200 milyar Türk Lirası ödenekle 96 proje üzerinde çalışmalara devam edilecektir.
Telefon hizmetin
in kırsal alana götürülmesini teminen 9 190 adet kırsal alan yerleşim yerine telefon santralı tesis edilmiş, böylece çevrelerindeki yerleşim yerleriyle birlikte 40 108 kırsal alan yerleşim yerinde evlere kadar telefon hizmeti verilir duruma gelmiştir.Kırsal kesimde, coğrafî şartların elverişsizliği sebebiyle kablolu şebekeyle ulaşılamayan yerlere hizmet götürmek amacıyla, 150 bin abone kapasiteli kablosuz telefon sistemi ihale edilmiş olup, sistemin kurulmasına başlanılmıştır.
Ülkemiz, uydusu olan sayılı ülkeler arasında olup, halen uzayda çalışır durumda TÜRKSAT 1-B ve TÜRKSAT 1-C isimli 2 uydumuz bulunmaktadır. Yeni nesil uydu serisinden olan TÜRKSAT 2-A uydusunun üretimi sürmekte olup, söz konusu uydunun, 2000 yılının ilk çeyreğinde, yörüngesine oturtu
larak, hizmet vermeye başlaması öngörülmektedir.Telekomünikasyon alanında, 1999 yılında 1 milyon 100 bin hatlık telefon santralı ilavesiyle, telefon santral kapasitesi 19 milyon 660 bin hatta çıkarılacaktır. Buna bağlı olarak, abone sayısının 18 milyon 60 bine ulaşmasıyla, yıl sonunda telefon abone yoğunluğunun yüzde 28'e ulaşması planlanmış bulunmaktadır.
Türk Telekomu özelleştirme çalışmalarına ilaveten, özelleştirme sürecinde, Türk Telekom Anonim Şirketinin değerini düşürmemek kaydıyla, diğer katmadeğerle telekomünikasyon hizmetlerine de lisans verilmesi çalışmaları sürdürülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bağlı ve ilgili kuruluşlarla Ulaştırma Bakanlığı camiası, ulaştırma ve haberleşme alanında, büyük milletimizin layık olduğu ve çağın gerektirdiği bütün hizmetleri verebilme arzusu ve gayreti içerisindedir.
Genel olarak, bakanlık bağlı ve ilgili kuruluşlarımız açısından durum şu şekilde özetlenebilir: İnsangücü ve kalite sıkıntımız yoktur denilebilir. Proje stoklarımız yeterli olup, ek yapma ve gözden geçirme çalışmalarımıza zamanında ulaşabilmekteyiz, zamanında bunu ele alabilmekteyiz. Ulaştırma Bakanlığı olarak bizim eksiğimiz, kaynak yetersizliğidir. Zaten, sayılan proje ve maliyetler ile, ayrılabilen kaynaklar dikkate alındığında,
mesele kendiliğinden açıkça ortaya çıkabilmektedir.Kaynak ile hizmet birbirine bağlı olarak yürütülebilmektedir; ancak, zaman, emek, verimlilik ve kaliteli hizmet anlayışımız, kararlı bir şekilde devam ettirilecektir.
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakanımız.
Sayın milletvekillerimiz, şimdi, şahısları için söz isteyen değerli milletvekillerimize sıra geldi.
Lehinde konuşmak üzere, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa'yı davet ediyorum.
Buyurun efendim. (FP
sıralarından alkışlar)Süreniz 10 dakikadır.
EYÜP FATSA (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Dünya, teknoloji ç
ağını yaşıyor. Sosyal ve iktisadî kalkınma, yüzyıllar boyu ulaşımın ve iletişimin yoğun olduğu bölgelerde kendini göstermiştir. Ulaştırma deyince aklımıza ilk gelen, ulaşım araçlarındaki güvenilirlik, hız, konfor ve maliyet gibi unsurlardır. Hızlı, güvenilir ve ucuz bir ulaşım sistemi, Türkiye'nin kalkınmasında, olmazsa olmaz bir şarttır.Bugün, karayollarımızı ele aldığımızda, ulaşımın çok da güvenilir olmadığını görüyoruz; gerek yol kalitesi, otoyolların eksikliği ve gerekse bireysel ve teknik hatalardan kaynaklanan millî gelir kaybı, çok ciddî boyutlara ulaşmıştır. Karayolu taşımacılığının, Türkiye'de, riski yüksek taşımacılık olduğu bilinmesine rağmen, yıllardır aynı hatalar tekrarlanarak, yanlış projelere, zamanı gelmemiş yatırımlara milyar dolarlar,
âdeta heba edilmiştir. Yatırımlar yapılmadan önce, mutlaka, ülkemizin ihtiyacı olan öncelikler tespit edilerek öncelik sırasına konulması, zaten yetersiz olan Bakanlık bütçesinin reel yatırımlara kaydırılması uygun olacaktır. Örneğin, yat limanı yapımına ayrılan yaklaşık 4 trilyon paranın bir kısmının da Karadeniz sahillerindeki balıkçı barınaklarına ayrılması gerekmez miydi? Bakanlık bütçesi, böylesine riskli yatırımlara değil, bilakis, ticaret merkezlerimize, finans ve mal piyasalarının bulunduğu yerlere, üniversite kentlerine, sağlık merkezlerine, sanayi ve liman kentlerine en ucuz ve en hızlı zamanda konforlu bir ulaşımı sağlayabilecek raylı sistemlerin kuruluşuna tahsis edilmelidir. Bir memleketin gelişmişlik seviyesinin en önemli göstergelerinden birisi ulaşım ve iletişim hizmetlerinin gelişmişliğiyle ölçülür. Bu hizmetlerin gelişmişlik ölçüleri de şöyle sıralanabilir; hız, güvenlik, ekonomiklik, konfor.Gelişmiş memleketlerde plan ve projeler bu temel vazgeçilmezlere göre planlanır. Memleketimizde maalesef, siyasî kaygılar yatırımların yönünü ve miktarını belirlemektedir. Bu temel bir sorundur. Gönül isterdi ki, şimdi, memleketimizi batıdan doğuya, kuzeyden güneye kuşatan hızlı demiryolu projelerini tartışalım, bu mümkün olamıyor; bu imkânsız değil; anc
ak, kalkınma için öncelikli olan enerji ve ulaşıma ayrılan payın, hükümet bütçesinde ciddî bir ağırlık taşıması gerekmektedir. 1999 yılı Ulaştırma Bakanlığı bütçesine bakıldığında yaklaşık 50 trilyon Türk Lirasıdır. Bu, 1998 yılı Ulaştırma Bakanlığı bütçesinin yüzde 58 fazlasıdır. Halbuki, 1999 yılı genel bütçe artış oranı 1998 yılına oranla yüzde 84'tür. Bu oran, Ulaştırma Bakanlığı bütçesinin geçen yıla göre reel olarak yüzde 24 küçüldüğünü göstermektedir.Bu şartlarda, hayatî önem taşıyan demiryolları, denizyolları ve havayolları projelerine büyük kaynaklar aktarmak mümkün olmamaktadır. Samsun'dan Sarp sınır kapısına kadar sahil karayolunu rahatlatacak bir demiryolu projesinin acilen hükümetlerimizin gündemine alınması gerekmektedir. Bu demiryolu, şartlar
mümkün olduğu ölçüde Türkî cumhuriyetlerine kadar uzanmalıdır.Günümüzde en hızlı ulaşım havayoluyla sağlanmaktadır. Ancak, bu ulaşım şekli çok ekonomik değildir. Hız olarak havayoluna alternatif en yakın ulaşım demiryolu ulaşımıdır. Demiryollarının cumhuriyet tarihimizdeki yatırım serüvenlerine bakar isek, bu konuya gerekli ehemmiyetin gösterilmediğini rahatlıkla anlayabiliriz. 1940 yılından önce, ortalama, yılda 200 kilometre demiryolu yapılırken, 1950-1960 yılları arasında, bu, yıllık 30 kilometreye ka
dar düşmüştür. 1925 yılında 3 957 kilometre olan ray uzunluğu 1940'da 7 380 kilometreye ulaşmış, bu yıllardan sonra âdeta duraklamış ve 1997 yılında, bu uzunluk, ancak 8 607 kilometreye ulaşabilmiştir.Bu duraklamaya, karayolundaki yatırımlara hız verilmesi yol açmıştır. Halbuki, gelişmiş ülkelere bakıldığında görülecektir ki, demiryolu yatırımlarına büyük ağırlık verilmektedir. Hatta, bu ülkelerde, şehiriçi ulaşımı bile, hızlı raylı sistemler devreye sokularak sağlanmaktadır.
Ulaştırma Bakanlığı bütçesinden, yaklaşık 4 trilyon TL'nin turizm sektöründe sadece yat limanına tahsis edilmesi, kesinlikle rasyonel bir politika olmayacaktır. Bugün, yat turizmi çerçevesinde Türkiye'ye gelen turistlerin belli bir gelir düzeyinin üzerinde olduğu ve kendi yatlarıyla g
eldikleri ve tüm ihtiyaçlarını yatlarındaki stoklardan karşıladıkları bilinmektedir. Hatta, öyle ki, Türkiye'ye ayak basmadan geri dönmektedirler.Bu çerçevede, Türkiye'de acil ulaşım ihtiyaçları varken, bugün için daha az önem arz eden bir sektöre ciddî bir pay ayırmak, yine, rasyonel bir tercih olmayacaktır.
Yat turizmine yönelik limanlara ayrılan payın yarısı, Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla boğuşmak zorunda kalan balıkçılarımızın barınaklarına harcanmış olsaydı, bölgemize önemli bir ekonomik canlılık kazandıran balıkçılık sektörü rahat bir nefes almış olacaktı.
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin, tabiî asfalt kabul edilen deniz ulaşımından azamî ölçüde faydalanamaması üzücü ve üzücü olduğu kadar da düşündürücüdür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bu söylenenleri yapmak için, aslında, büyük paralara ihtiyaç yoktur; üzülerek belirteyim ki, Türkiye'nin birbuçuk günde ödediği faiz miktarı kadar bir payın, 70 milyon nüfusa ulaşmış, gelişmekte olan bir büyük ülkenin Ulaştırma Bakanlığına
ayrılmış olması, büyük bir talihsizliktir. Tabiîdir ki, bu bütçeyle ülkemizin ihtiyaç duyduğu ulaştırma hizmetlerini sağlayabilmek mümkün olmayacaktır.Burada, şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Bütün imkânsızlıklara rağmen, bütçeden Ulaştırma Bakanlığına ayrılan pay, ülkemizin ulaştırma alanındaki öncelikleri tespit edilerek adaletli bir şekilde bütçe uygulamasına gidilmiş olsa, yine de bazı projeleri gerçekleştirmek mümkün olabilir; ancak, pratik uygulamalar, üzülerek belirteyim ki, bu şekilde olmamak
tadır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye'de yük taşımacılığının yüzde 90'a ulaşan kısmının karayollarıyla yapılıyor olması, çok ciddî bir maddî kayba yol açmaktadır. Bu durumun ortadan kaldırılmasının temel şartı, öncelikle demiryollarına gerekli ağırlığın verilmesi, belli merkezler arasında hızlı tren projelerinin bir an önce gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Konya, Kayseri gibi, büyük merkezlerde şehiriçi ulaşımı için hafif raylı sistemle
re gerekli destek verilmesi gerekmektedir.Diğer taraftan, Türk Hava Yollarının bir an önce özelleştirilmesi ve kapasitesinin artırılması zorunludur.
Türkiye'de şu anda gerekli disiplinin sağlanamadığı sivil havacılığın disiplin altına alınarak, gelişmesi önündeki engellerin kaldırılması ve bu konuyla ilgili mevzuatın bir an önce icraya konulması için gerekli çalışmaların başlatılması zorunludur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insan iletişiminde büyük bir aşama olan telsiz cep telefonu kullanımı bir felç haline gelmiştir. Aradığımız telefonlardan, hepimizin tanıdık olduğu "ulaşılamaz" mesajlarından başka bir ses gelmemektedir. İletişimimizi sağlayan iki özel şirketin, bu konuyla ilgili teknolojiyi sağlıklı olarak kullanmalarının, Ulaştırma Bakan
lığımız tarafından sağlanması gerekmektedir. Özellikle büyük şehirlerimiz başta olmaz üzere kablolu TV yayınlarının gerçekleştirilmesi, kalitesinin artırılması ve yaygınlaştırılması, haberleşme ve bilgi ağının gelişmesi açısından faydalı olacaktır.(Mikrof
on otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Fatsa, 1 dakika eksüre veriyorum.
EYÜP FATSA (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle, 1999 yılı Ulaştırma Bakanlığı bütçesinin milletimize ve memleketimize hayırlı olmasını diler; Sayın Bakanımıza, ülkemiz adına yapacağı hayırlı ve faydalı hizmetlerde başarılar diler; Yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Fatsa.
İçişleri ve Ulaştırma Bakanlıkları bütçeleri üzerindeki son söz, Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz'ün.
Sayın Karagöz, aleyhte konuşacaklardır. (FP sıraladından alkışar)
Buyurun efendim.
Süreniz 10 dakikadır.
HÜSEYİN KARAGÖZ (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi ve bizleri izlemekte olan sevgili vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, yaşadığımız yüzyılda, bütün ekonomik, sosyal, kültürel ve turistik faaliyetler, süratli, güvenli, yeterli ulaştırma ve haberleşme sistemleriyle mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla, ulaştırma ve haberleşme hizmetleri, tüm ülke ekonomisini ve kalkınmasını etkileyecek mahiyettedir. Bu noktadan hareketle, koalisyon protokolü, hükümet programı ve Bakanlığın bütçesi i
ncelendiğinde, bu çok önemli ülke meselesine gerekli ehemmiyetin verilmediğini, maalesef, üzülerek görmekteyiz.Tabiî, biz, bunları konuşurken -yine üzülerek ifade edeyim ki- bugün, Ankara'ya 130 kilometre mesafede, seçim bölgem Çankırı'da, bazı köylerimize ulaşmak bile bir meseledir. Takriben 40-50 köyümüzün suyu olmadığı için -af buyurun- hayvan sırtında su taşınmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakanlığın 1999 yılı bütçesi yuvarlak 50 trilyon TL.dir. 1998 yılı bütçesine göre, arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi, yüzde 58 artış yapılmıştır. Bu 50 trilyon liralık bütçenin, yine ifade edildiği gibi, Türkiye'nin iki günlük faiz ödemesinden daha az bir rakamı ifade etmesi, bu hükümetin genel politikalarının, maalesef, Ulaştırma Bakanlığının
bütçesine de yansıdığını göstermektedir.Diğer yandan, hâlâ bir ulaştırma master planı belirlenmemiş, hangi ulaşım sistemine, ne zaman, ne ölçüde öncelik verileceği bilinmemektedir.
Son yıllarda, gelişmiş ülkelerin ulaşım sistemlerine bakıldığında, hepsinde, karayollarına oranla demiryollarının geliştirilmesine önem verildiği açık olarak görülmektedir. Ülkemizin içerisinde bulunduğu Avrupa kıtasında, ayrıca yüksek hızlı demiryolları da yaygınlaşmaktadır.
Avrupa'da, yüksek hızlı demiryollarının yaygınlaştırılması planlarının arkasında, başlıca sebepler olarak, karayolu ve özellikle havayolu taşımacılığında giderek artan tıkanmaların Avrupa'nın ulaştırma sistemini tehdit etmesi, demiryollarının çevre ve enerji sorunlarına karşı en uygun bir ulaştırma türü o
lması, ulaştırma sistemlerinin Avrupa düzeyinde entegrasyonu gösterilmektedir. Başta, Fransa, Almanya ve İspanya olmak üzere, birçok Avrupa ülkesinde hızlı demiryolu projeleri planlanmış ve çoğu da gerçekleştirilmiştir. Avrupa'da durum bu iken, Avrupalılaşmayı hedef alan ülkemizde demiryollarının durumu nedir?Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde son elli yıldan beri sürdürülen yanlış ve plansız ulaştırma politikaları nedeniyle, demiryollarına gereken önemi vermek şöyle dursun, tabiri caizse, âdeta üvey evlat muamelesi yapılmıştır. Osmanlıdan devralınan en gelişmiş ulaştırma altyapısına demiryolları sahip olduğu halde, İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra, 1940 ve onu izleyen yıllarda demiryolu yapım çalışmaları çok yavaşlamıştır. 1950'lerden s
onra ise demiryollarımız, karayollarının rekabeti karşısında güçsüz ve desteksiz bırakılmıştır. 1950 - 1998 yılları arasında karayollarımızın uzunluğu yüzde 80 artarken, demiryollarımızın uzunluğu sadece yüzde 11 artmıştır. Osmanlı'dan devralınan toplam 4 559 kilometre hat uzunluğu, bugün toplam 10 508 kilometredir; yani, mevcut demiryollarının yarıya yakını cumhuriyetin ilanından önce yapılmıştır. 1923 - 1950 yılları arasında, yılda, ortalama 172 kilometre demiryolu yapılırken, 1950'den sonra -demiryolu yapımı neredeyse durduğu gibi, rehabilitasyon faaliyetlerine dahi kaynak ayrılamamış ve- yılda ortalama 27,5 kilometre yol yapılabilmiştir. 1920 - 1950 arası, Türkiye'nin imkânları ve teknolojisi ile günümüz Türkiye'sinin imkânları ve demiryolu inşası konusundaki teknolojik gelişmeler dikkate alındığında, demiryolları konusunda, yarım asırdır, neredeyse çivi çakılmadığı görülmektedir.Ulaştırma sektörü içerisindeki yatırım payı ise, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planından itibaren, karayolları için yüzde 70, demiryolları için ise yüzde 15 civarında olmuştur. Dolayısıyla, 1950'li yıllarda, genel ulaştırma sistemleri içerisinde, yolcuda yüzde 42, yükte yüzde 78 olan demiryolu taşıma payı, 1998 yılında yolcuda yüzde 4'e, yükte ise yüzde 7'ye düşmüştür. Karayolları
nın payı ise, yolcu taşımacılığında yüzde 95, yük taşımacılığında ise yüzde 93 civarındadır. Bazı Avrupa ülkelerine bakıldığında, demiryoluyla yolcu taşıma payı, İtalya'da yüzde 24, Portekiz'de yüzde 30, Hollanda'da ise yüzde 45'tir. Yük taşıma payı ise, Fransa'da yüzde 28, Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 38, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya'da ise yüzde 55 ile 80 arasında değişmektedir.Görüldüğü gibi, ülkemizde, yolcu ve yük taşımacılığında karayolu tek sektör durumuna gelmiştir. Netice ise, tam manasıyla vahimdir. Hızla artan nüfusumuz, hızlı şehirleşme eğilimi, taşıt sayısının hızlı artması ve giderek artan iç ve dış turizm hareketleri sonucu yetersiz kalan karayolu kapasitesine, mevcut karayolunun yüzde 70'inin standartların altında kalmasına,
yapılan taşımacılığın dağınık ve düzensiz oluşunu da eklersek, meydana gelen karayolu trafik kazalarında, yılda, büyükçe bir ilçe nüfusunun kaybedilmesine, büyük bir ilimiz nüfusu kadar vatandaşımızın da yaralanmasına kadar varan bir sonuçla karşılaşmaktayız. Bu gerçeklere karşı duyarsız kalmamız mümkün değildir. Türkiye, savaşa girmeden, yılda 6-7 000 vatandaşını trafik kazalarında kaybetmektedir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüldüğü üzere, Türkiye'nin her sektörde yapması gerektiği gibi, ulaştırma sektöründe de acilen bir devlet politikası belirlemesi ve bu politikayı süratle realize etmesi, küreselleşme olgusu içindeki dünyamızda coğrafî konumu, siyasî ve ekonomik etkinliği açısından son derece önem taşımaktadır.
Yine, bu politika çerçevesinde
hazırlanacak master planlarda yatırımlar planlanmalı ve gerekli finansman kaynakları da bu planlarda mutlaka belirlenmelidir.Bugün için, elektrik enerjisinden istifadeyle ulaşım yapabilen tek sistem demiryolu sistemidir. Dolayısıyla, Türkiye gibi petrolde dışa bağımlı bir ülkenin, tamamen petrole dayalı ulaşım sistemi üzerinde ısrarcı olmasını anlamak mümkün değildir. Demiryolu sektöründe yapılan en büyük yanlışlık, 1970'li yıllarda dizelizasyona geçilmsesi olmuştur. Oysa, buharlı çekimden doğrudan elektr
ikli çekime geçiş şansına sahip olan Türkiye, elektrifikasyona harcayacağı kaynağın birkaç mislini, dizelizasyonun özelliği nedeniyle akaryakıt, yedek parça, tamir-bakım giderleriyle, eğitim ve atölye giderleri olarak harcamıştır. Bundan dolayı, Türkiye, ivedi olarak elektrikli tren işletmeciliğine geçme durumundadır.Diğer taraftan, etüt ve proje çalışmaları tamamlanan demiryollarının yeterli finansmanı temin edilerek, demiryolu ağına ilave edilmelidir. Maalesef, İstanbul-Ankara demiryolunu kısaltacak ve ulaşım süresini düşürecek olan yeni güzergâh çalışmaları bundan yirmibeş yıl önce başlamasına rağmen, hâlâ oyalanmaktadır; Ayaş tüneli çalışmaları neredeyse askıya alınmıştır.
Etüt proje çalışmaları devam etmekte olan Çankırı-Çorum-Amasya demiryolunun, Divriği'den Karabük'e yapılan cevher transit taşımacılığının ithalat ve ihracata katkıları olacaktır. Samsun Limanının mevcut Irmak-Ankara hattına bağlanması amacıyla yapılacak bu yolun uzunluğu 239 kilometredir. Sayın Bakanın bu
yolun bir an önce tamamlanarak işletmeye alınması konusunda gereğini yapacağı ümidini taşıyorum.Bu arada, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün davet usulüyle Uşak, Gazipaşa, Muş terminal binaları ile diğer emanet usulü verilen ihaleleri ve Atatürk Havalimanı üçüncü pist ihalesini incelemeye almasını, bazı yanlışları ve ileride sizi ve bizi üzecek durumları önlemesi açısından bilgilerine arz ediyorum.
Herşeye rağmen, Bakanlık bütçesinin ülkemiz adına hayırlı ve verimli çalışmalara vesile olmasını diler, Yüce Heyetinizi ve sevgili vatandaşlarımızı saygıyla selamlarım. Sayın Bakana ve bütün ulaştırma camiasına başarılı çalışmalar dilerim (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karagöz.
Sayın milletvekilleri, dokuzuncu turdaki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, soru-cevap işlemine ve daha sonra da cetvellerin oylanmasına geçeceğiz. Ancak, 16 ncı Birleşimde alınan karar uyarınca saat 13.00'te birleşime ara vermemiz gerekiyor. Uygun görürseniz, dokuzuncu tur görüşmeleri bitinceye kadar görüşmeler
e devam edelim.Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Başkanlık Divanımıza, 45 adet soru intikal etmiştir, 1 soru geri alınmıştır. Soruların okunması ve cevap verilmesi için, yine, 16 ncı Birleşimde alınan kararla 20 dakikalık süre ayrılmıştır; bu süreye, müsaadenizle, hassasiyetle uyacağım ve soru sahibinin sorusunun okutulması için Genel Kurulda mevcudiyetini arayacağım.
İlk soru, Hakkâri Milletvekili Sayın Evliya Parlak'a aittir.
Sayın Parlak?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının görüşülmesi programı gereğince, 27.6.1999 günü, dokuzuncu turda ele alınacak bulunan İçişleri Bakanlığının bütçesinin görüşülmesi sırasında, aşağıdaki sorularımın Sayın Bakana sorulmasını takdirlerinize arz ederim.
Evliya Parlak Hakkâri
1. – 1978 yılından beri yirmibir yıldır normal bir idare görmeyen Hakkâri İli gibi halen olağanüstü hal uygulaması sürdürülen illerimizde, gelecekte normal idareye geçişi sağlayacak bir hükümet planlaması veya düşüncesi var mıdır? Bu amaçla alınması gerekli tedbirler düşünülmekte midir?
2. – Hakkâri'den Elazığ'a kadar karayollarında sık aralıklarla yapılan ve yolcuları bıktıran aramaların belli noktalarda elektronik cihazlarla yapılarak, kolaylık sağlayıcı bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?
Saygılarımla.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap vereceğim.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
2 nci soru, yine Sayın
Evliya Parlak'a ait.Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının görüşülmesi programı gereğince, 27.6.1999 günü, dokuzuncu turda ele alınacak bulunan Ulaştırma Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında, aşağıdaki sorumun ilgili Bakana sorulmasını takdirlerinize arz ederim.
Evliya Parlak Hakkâri
Soru: Yıllardır yapımı planlanan, fakat henüz arazi kamulaştırması bile tamamlanamayan Hakkâri İli Yüksekova İlçesi havaalanının yapımı, bu yıl ihale edilerek başlatılabilecek midir?
Saygılarımla.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Bakan, yazılı olarak mı cevap vereceksiniz efendim?
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Hayır, şimdi cevap vereceğim.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Hakkâri Yüksekova Havaalanı, yatırım programımızda 98-E-030240 proje numarasıyla yer almaktadır. 1999 yılı yatırım programına kamulaştırma için 1 trilyon Türk Lirası ödenek konulmuştur. Bütçe kanunu çıkar çıkmaz, kamulaştırma işine derhal başlanaca
ktır.Diğer taraftan da, ÇED etüdü devam etmekte olup, Yüksekova Havaalanı bu yıl içerisinde ihale edilebilecektir. Bu havaalanını yapmakta kararlı ve ısrarlı olduğumuzu beyan ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
3 üncü soru, Erzurum Milletvekili Sayın
Lütfü Esengün'e ait.Sayın Esengün?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Sayın İçişleri Bakanı tarafından cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.
Lütfü Esengün Erzurum
Soru: Son günlerde, e
mniyette bazı görevliler tarafından, devletin en üst yetkililerinin -Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Bakanlıklar ve benzeri- telefonlarının dinlendiğine dair iddialar ortaya atılmış ve olay soruşturma konusu olmuştur.Bu telefonları kimler dinlemiştir?
Dinlenen telefonlar devlete ait olduğuna göre, bu dinlemeler kimin adına, kimin hesabına ve kimin çıkarına yapılmıştır?
Telefon dinleme sonucu elde edilen bilgiler kimlere, nerelere aktarılmıştır?
BAŞKAN – Sayın Bakan...
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
Sayın milletvekilleri, sorular bir hayli uzun; otururak okunmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Teşekkür ederim
.KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, isterseniz, bütün sorular okunsun; ondan sonra, ilgili bakan, bu sorulara yazılı veya sözlü cevap versin.
İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – Olmaz öyle...
BAŞKAN – Efendim, devam ediyoruz.
4 üncü soru, Sayın Esengü
n'e ait.Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başakanlığına
Aşağıdaki sorumun İçişleri Bakanı tarafından cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.
Lütfü Esengün Erzurum
Soru: İstanbul Milletvekilimiz Sayın Merve Kavakçı'nın Türk vatandaşlığından çıkarılması işlemine esas teşkil eden belgenin mahiyeti nedir? Geçerli, onaylı, yasal şekilde elde edilmiş bir belge midir? Nereden, nasıl temin edilmiştir? Bakanlığınıza nereden intikal etmiştir?
BAŞKAN – Sayın Bakan...
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
5 inci soru, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa'ya ait.
Sayın Fatsa?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Delaletinizle aşağıdaki soruların Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından cevaplandırılmasını istiyorum.
Arz ederim.
Eyüp Fatsa Ordu
1- Yeni bir yüzyılın eşiğinde telekomünikasyon çağında Ordu İlimizin onlarca köyünde telefon hizmeti bulunmamaktadır. Mevcutların kapasitesini artırarak telefonu olmayan merkezlere telefon ulaştırmayı düşünüyor musunuz?
2- Son yıllarda Karadeniz Bölgesinde ve özellikle Ordu İlimizde meydana gelen terör olaylarıyla mücadelede kullanılmak üzere kırsal bölgelere kurulacağı ifade edilen telsiz telefon santralları ne zaman devreye girecektir?
3- Sahil yolu trafiğini büyük ölçüde rahatlatacağı aşikâr olan Samsun-Sarp demiryolu yapımıyla ilgili projeniz var mıdır?
4- Orduluların yıllardır özlemi haline gelen Or-Gi havalimanını hangi tarihte b
itireceksiniz?5- Karadeniz sahil boyunca, özellikle Bolaman-Gülyalı arasında, kaç tane balıkçı barınağı yapmayı düşünüyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Bakan...
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Kısaca cevaplandırmak istiyorum müsaade ederseniz.
Telsiz telefon sistemi ihale edilmiş ve peyderpey ithal edilmektedir. Ordu İlimize de bu sistem tahsis edilmiştir; ancak, sistemin çalışabilmesi için transmisyon altyapısına ihtiyaç vardır. Şu an, altyapı çalışması yapılmaktadır. Sistemin montajının eylül
ekim aylarında yapılması planlanmıştır.Ordu İlimize telekomünikasyon alanında özel önem verilmektedir. Gerek şehiriçi gerek kırsal alanda mevcut santrallara ilave yapılmakta ve ayrıca, yeni kapasite yaratılmaktadır. 1999 yılında 6 merkezde 2 627 hat devreye alınmış, ayrıca 33 merkezde 10 600 hat devreye alınmak üzeredir.
Demiryoluyla ilgili konu; Karadenizdeki mevcut Trabzon, Rize ve Hopa Limanlarının demiryoluyla Sarp Sınırkapısına bağlanması amacıyla planlar mevcuttur. Hattın fizibilite etüdü yapılmış ve hat fizibl çıkmıştır. 2 trilyon 462 milyar Türk Lirası proje maaliyeti vardır ve inşaat maliyeti 388 trilyon Türk Lirasıdır. Ödenek yetersizliğinden ihale edilememiştir. Konu, DPT'ye iletilecektir ve buradan gelen duruma göre programa alınması düşünülme
ktedir.Havalimanıyla ilgili konu; 25,3 trilyon proje bedeliyle dış kredili olarak gerçekleştirilmesi için, Yüksek Planlama Kurulu kararıyla, Bakanlığımız, DLH İnşaat Genel Müdürlüğü yatırım programına almıştır. Ancak, söz konusu projenin, dış kredili olarak ihalesi için Hazine Müsteşarlığınca uygun görüş beklenmektedir. Bu projenin durumu dikkatle değerlendirilecek; varsa, herhangi bir yanlışlığa meydan verilmeyecektir.
Balıkçı barınakları: Karadeniz sahillerinde halen 42 adet balıkçı barınağı mevcuttur. 1 695 kilometre olan Karadeniz sahil şeridinde her 40 kilometreye ortalama bir balıkçı barınağı düşmektedir. Türkiye ortalaması ise, 61 kilometredir. Elbette ki, bunlar yeterli değildir. Halen yapımı devam eden 53 adet balıkçı barınağının bitirilmesiyle,
10 bin olan balıkçı teknesi kapasitemiz 15 bin adede yükselecektir.Türkiye'deki 137 balıkçı barınağının 42'si halen, Karadeniz Bölgesinde bulunmaktadır.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
6 ncı soru, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa'ya ait.
Sorusunu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Delaletinizle, aşağıdaki soruların İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan tarafından cevaplandırılmasını istiyorum.
Arz ederim.
Eyüp Fatsa Ordu
1- Genel olarak Karadeniz Bölgemizde özel ol
arak da Ordu İlimizde meydana gelen terör olaylarının önlenmesiyle ilgili olarak ek tedbirler almayı düşünüyor musunuz; hangi tedbirleri alacaksınız?2- Ordu İlinde terörle mücadele kapsamında gönüllü koruculuk uygulamasına geçecek misiniz?
3- Ordu İlimizde PKK terörüne kurban giden kaç şehidimiz vardır?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
7 nci soru, Malatya Milletvekili Sayın Yaşar Canbay'a aittir.
Sayın Canbay?.. Burada.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkan, delaletinizle Sayın Ulaştırma Bakanına aşağıdaki suallerimi sormak istiyorum.
Saygılarımla arz ederim.
Yaşar Canbay Malatya
1- Malatya Vagon Onarım Fabrikası yıllardır çürümeye terk edilmiştir. Bu dev tesisin ekonomimize kazandırılması için Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?
2- Malatya Erhaç Askerî Havaalanı şehir merkezine 30 kilometre uzaklıktadır. Hem askerî havaalanı olması hem de çok uzak olması sebebiyle bir sivil havaalanına ihtiyaç vardır. Bakanlığınızın bu konuda bir çalışması var mıdır?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Arz ediyorum efendim.
Bu konu, dikkatle değerlendirilmiştir. Vagon üreten ve tamir eden 2 fabrikamız mevcuttur; Adapazarı Vagon Fabrikası, Sıvas Vagon Fabrikası. Malatya'da yeni bir vagon fabrikasının yapılması, atıl bir kapasite meydana getirmektedir. Malatya Valiliği, bu alanın özel idareye verilmesini talep etmiştir; talebi değerlendirilmektedir. Vali
lik, özel sektörle işbirliği yapmak istemektedir ve biz de, bu konudaki çalışmalarımızı bitirmek üzereyiz.BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
8 inci soru, İstanbul Milletvekili Sayın Ziya Aktaş'a aittir.
Sayın Aktaş?.. Burada.
Okutuyorum.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığınaİçişleri Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında, aşağıdaki sorumun ilgili Sayın Bakan tarafından cevaplandırılması için gereğini saygılarımla dilerim.
Ziya Aktaş İstanbul
Soru: Bir süredir üzerinde çalışılan MERNİS P
rojesi;a) Ne zaman işletime açılacaktır?
b) Vatandaş kimlik numarası ne zaman uygulanacaktır?
c) Nüfus cüzdanı ne zaman yenilenecektir?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir efendim.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
9 uncu soru, Niğde Milletvekili Sayın Mükerrem Levent'e aittir.
Sayın Levent?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın İçişleri Bakanımızdan aşağıdaki soruları cevaplandırmasını tensipler
inize arz ederim.Soru 1- Niğde Polis Okulunun eylül ayında açılması için çalışmalar devam ediyor mu?
Soru 2- Niğde Ulukışla Çiftehan'da yapılan polisevinin özel idareye devrinin yapılmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır?
Mükerrem Levent Niğde
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
10 uncu soru, Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal'a aittir.
Sayın Ünal?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük M
illet Meclisi BaşkanlığınaAşağıdaki sorumun Sayın İçişleri Bakanımız tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.
Şükrü Ünal Osmaniye
Bilindiği gibi, emniyet mensuplarımız, büyük güçlükler ve zor şartlar içerisinde hizmet vermektedirler.
Polislerimiz
i sosyal ve ekonomik yönden rahatlatacak düşünce ve programlarınız var mıdır?Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Bu konuda ıslah çalışmasını başlattığımı az önce arz etmiştim; çalışmalar devam etmektedir.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) – Sayın Başkan, müsaade buyurursanız, bir şeyi arz etmek istiyorum.
Efendim, 10 uncu sorudayız, daha 35 soru var; zaman yetmez. Bana kalırsa, arkadaşlarım da takdir buyurursa, soruların okunarak, yazılı cevap verilmesini istiyorum Bakanlardan; yoksa, çıkmayan arkadaşların hakkı burada mağdur olmaktadır.
BAŞKAN – Efendim, süre dolduğu zaman, bu hususu arz edeceğim kendilerine.
Teşekkür ederim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bundan önce
ki uygulamamızda, her partiye bir soru sorma konusunda bir adalet vardı.Sayın Başkan, ben, yıllarca Başkanvekilliği yaptım...
BAŞKAN – Sayın Başkan, zatıâlinizin uygulaması zatıâlinizin dönemine aittir.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim...
BAŞKAN – Müsaade eder misiniz; devam edelim, zamanımızı israf etmeyin. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
KAMER GENÇ (Tunceli) – Orası keyfî kürsü değil herhalde...
BAŞKAN – 11 inci soru, Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman Aslan'a aittir.
Sayın Osman Aslan?.
. Burada.Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkanım, aracılığınızla aşağıdaki yazılı sorularıma Sayın İçişleri Bakanlığımızın cevap vermesini saygılarımla arz ederim.
Osman Aslan Diyarbakır
Sorular:
1- Yıllardır Mahallî İdareler Yasası değişti değişecek, bugüne kadar bir netice alınamadı. Bu konuda düşünceleriniz nelerdir? Bu yasanın bir an evvel çıkması için çalışmanız olacak mı?
2- Merkezî yönetimle, mahallî idareler yönetiminde merkezden yönetime devam mı, yerinden yönetime yetki verilip merkeziyetçilikten vazgeçilecek mi? Düşüncelerinizi belirtmenizi saygılarımla arz ederim.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Bu konuda çalışmalar devam etmektedir.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
12 nc
i soru, Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal'a aittir.Sayın Şükrü Ünal?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Sayın İçişleri Bakanımız tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.
Şükrü Ünal
Osmaniyeİskenderun ile Osmaniye arasında Amanos Dağlarında yöre halkının yararlandığı yaylalar vardır. Halen bu bölgede süren terör faaliyetleri nedeniyle halkımız yaylalarına çıkamamaktadır.
Bu konuda ne gibi önlem almaktasınız ve yöre halkı bu yaz sezonunda yaylalarına rahat bir şekilde çıkabilecek midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
Diğer soru, İstanbul Milletvekili Sayın Bozkurt Yaşar Öztürk'e aittir.
Sayın Öztürk?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İçişleri Bakanımızın cevaplamasını istediğim sorumu arz ederim.
Saygılarımla.
Bozkurt Yaşar Öztürk İstanbul
Güzel İstanbulumuzda amaçdışı çalışan, aslında kumar kulübü olarak kullanılan dernekler mahallelere kadar açılıyor. Bu konuda ne gibi tedbirler alındı veya alınıyor?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
14 üncü soru, Afyon Milletvekili Sayın Müjdat Kayayerli'ye aittir.
Sayın Müjdat Kayayerli?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan'ın aşağıdaki sorular hakkında b
ilgi vermesini arz ederim.Müjdat Kayayerli Afyon
1- Kocatepe Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencisi Osman Nedim Tokman bilinmeyen şahıslarca üç gün önce Afyon'da kaçırılmıştı. Bu gencimiz hakkında bugüne kadar ne yapıldı; bulunmamışsa neden bulunamamıştır?
2- Afyon İlimiz, Antalya-İzmir-Kütahya ve Konya arasında yoğun trafik akışının bulunduğu bir kavşakta yer almaktadır. İstatistiklere bakıldığında en fazla trafik kazası bu bölgede olmaktadır. Trafik kazalarının olmaması için bu bölgede hangi tedbirleri düşünüyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Birinci soru hakkında, çalışmalar devam etmektedir; ikinci soruya yazılı cevap verilecektir.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
15 inci soru Elazığ Milletvekili Sayı
n Mustafa Gül'e ait.Sayın Mustafa Gül?.. Yok.
Soruyu işlemden kaldırıyorum.
16 ncı soru Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman Aslan'a ait.
Sayın Osman Aslan?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkanım, aşağıda yazılı soruma Sayın İçişleri Bakanımız tarafından cevap verilmesini arz ederim.
Osman Aslan Diyarbakır
Soru:
Olağanüstü hal bölgesinde istihdam edilen kadrolu ve geçici köy korucularının özlük haklarıyla ilgili bir sosyal güvence düzenlemesine gidilecek mi?
Sağlık ve tedavi yönünde sıkıntıları telafi edebilmek için bir çalışma var mı; yoksa, bu konudaki hizmetleriniz ve düşünceleriniz ne olacak?
Cevap verilmesini saygılarımla arz ederim
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN (İstanbul) – Bu konuda çalışmalar yapılmaktadır.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
17 nci soru İstanbul Milletvekili Sayın Bozkurt Yaşar Öztürk'e ait.
Sayın Bozkurt Yaşar Öztürk?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ulaştırma Bakanımıza sorulması için gereğini arz ederim.
Bozkurt Yaşar Öztürk İstanbul
İstanbul-Ankara arası yolcu taşımacılığı yapan trenlerimizde restoranlar meyhane gibi çalışmaktadır. Yolcular ihtiyaçları konularında rahatsız olmaktadır. Sayın Bakanım, bu konuda neler düşünüyorlar; çözüm bekliyoruz.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Sayın Başkan, yazılı cevap vereceğim.
BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap verecekler.
18 inci soru, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Edip Özbaş'a ait.
Sayın Özbaş?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda sunduğum sorunun Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından cevaplandırılmasına delalet buyurulmasını arz ederim.
Edip Özbaş Kahramanmaraş
Soru: Türk Hava Yoll
arınca haftada üç gün olarak gerçekleştirilen Kahramanmaraş-Ankara-İstanbul seferlerinin artırılması düşünülüyor mu?Bir sanayi ve ticaret merkezi haline gelen Kahramanmaraş'ın günbegün artan yolcu ihtiyaçları da dikkate alınarak cevaplandırılmasını diliyo
rum.BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Bu sorunun sadece uçuş kısmı bizimle ilgili, o konudaki müracaatlar değerlendiriliyor. Müsaade ederseniz, bu konuda arkadaşlarımızdan çok fazla soru geldiği için konuyu biraz açmak istiyorum
.BAŞKAN – Hayhay efendim.
Müsaade ederseniz, bir şey eklemek istiyorum. Oylama ve müdahaleler sebebiyle 20 dakikamız dolmuş olmasına rağmen 2 dakikalık süre ekliyorum efendim.
Buyurun Sayın Bakan
ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) – Türk Hava Yolları Özelleştirme İdaresine bağlıdır, bizim bir müdahalemiz olmamaktadır; ancak, hizmetin gereği, Türk Hava Yolları Ulaştırma Bakanlığına bağlanmalıdır diye düşünüyoruz. Görüşlerimizi iletmekten başka burada yapabileceğimiz, belki, Yüce Meclisimizin dikkatine sunu
lması gereken, hükümet programıyla ilgili ve görüşlerimizle ilgili konuyu arz ediyorum.Türk Hava Yollarının özelleştirilmesinin Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz; çünkü, hava ulaştırması özel ihtisas gerektirmektedir ve yoğun işleri dolayısıyla Özelleştirme İdaresinin mevcut yapısı çok sağlıklı ve hızlı neticelendirmeye mâni gözükmektedir. Bu bakımdan, müsaade ederseniz, böyle bir uygulamanın kamuoyunu da çok yakından ilgilendirmesi bakımından hükümet programındaki bi
r maddeyi hatırlatmak istiyorum."Özelleştirme konusunda uzun süredir yürütülen programlara karşın, istenilen doyurucu sonucun alınamaması bu konuda yeni bir strateji belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Hükümetimiz, özelleştirmenin, kamuoyuna güven veren şeffaf ve kamu yararını gözeten bir biçimde hızla yapılmasını sağlayacaktır. Özelleştirme uygulamalarında iş güvencesine de özen gösterilerek sermayenin tabana yayılması amacıyla, halka hizmet yönünden, önem verilecektir.
Stratejiler belirlenirken, özelleştirmenin sağlıklı kurallara bağlanarak hızlandırılmasına, özelleştirmenin önündeki önemli engellerden biri olan uluslararası tahkim konusuna temel ulusal çıkarlarımıza ters düşmeyen bir çözüm getirilmesine, özelleştirmede şeffaflık ve güvenceye özen göster
ilecektir.Özelleştirilmeleri zamana bağlı olan veya özelleştirmedışı kalan kamu iktisadî teşebbüsleri, kaynak tüketen durumdan çıkaralırak, kaynak üretir ve kalkınmaya hız katar duruma getirilecektir. Siyasal etkiden arındırılarak katılımcı yönetime kavuşturulacaktır" denilmektedir.
Burada özelleştirmede vönemli olan havayoluyla ilgili bir konuyu müsaadenizle arz ediyorum: Özelleştirme İdaresinin, özelleştireceği kurumların yönetimine direkt müdahale etmiş olması, yani aynı idare, ihtisası olmadığı bir kurumu, hem yönetiyor hem denetliyor hem de özelleştirmeye çalışıyor. Böyle bir uygulamanın sonu ise, tabiî ki, gecikmelerin önemli sebebi oluyor. Bu konuda, maruzatlarımızı, Yüce Meclisimizin dikkatlerine arz etmiş bulunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, soru ve cevap için ayrılan süre tamamlanmış bulunuyor; ancak, sorular bize intikal ettiğinde, fotokopileri çekilmek suretiyle, sayın bakanlara sunulmuştur. Bu sorulara yazılı cevap verilmesini Sayın Bakanları
n takdirlerine arz ediyorum.A. TURAN BİLGE (Konya) – Sayın Başkan, soru soran arkadaşlarımızın isimlerini zikrederseniz çok iyi olur.
BAŞKAN – Süratle okuyayım efendim.
Müsaade ederseniz "Sayın" kelimesinin hepsine ait olduğunu ve milletvekili seçildiği illeri de geçerek okuyorum: Sayın Ali Arabacı, Ali Güner, Mehmet Elkatmış Ahmet Karavar, Ali Gebeş...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, milletvekillerimizin il adını zikretmek suretiyle okumanızda fayda var; çünkü, zaten, Tüzüğümüz gereği uygulama da böyle. İzniniz olursa, bu uygulamayı gerçekleştirirseniz iyi olur efendim; çünkü, uygulama sırasında, birkısım partilere mensup olan milletvekilleri, haklı olarak, önceden müracaat ettiler ve o sual hakkını da aldılar, birkısım partilere mensup ola
n bazı arkadaşlarımız hiç almadı.BAŞKAN – Hay hay... Hay hay...
İlleriyle beraber okuyorum efendim.
Bursa Milletvekili Sayın Ali Arabacı, Iğdır Milletvekili Sayın Ali Güner, Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Ahmet Karavar, Konya Milletvekili Sayın Ali Gebeş, İstanbul Milletvekili Sayın Bozkurt Yaşar Öztürk, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç, Kayseri Milletvekili Sayın Hasan Basri Üstünbaş, Eskişehir Milletvekili Sayın Mehmet Sadri Yıldırım, Edirne Milletvekili S
ayın Şadan Şimşek, yine Sayın Şimşek'in bir sorusu daha var, Hakkâri Milletvekili Sayın Hakkı Töre, Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı, İçel Milletvekili Sayın Akif Serin, Eskişehir Milletvekili Sayın Mehmet Sadri Yıldırım, Malatya Milletvekili Sayın Basri Coşkun, Antalya Milletvekili Sayın Cengiz Aydoğan, Muğla Milletvekili Sayın Metin Ergun, Osmaniye Milletvekili Sayın Birol Büyüköztürk, Antalya Milletvekili Sayın Cengiz Aydoğan, Ankara Milletvekili Sayın M. Zeki Çelik, Eskişehir Milletvekili Sayın Mehmet Sadri Yıldırım, Ordu Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Konyalı, İçel Milletvekili Sayın Hidayet Kılınç, İçel Milletvekili Sayın Cahit Tekelioğlu, Muğla Milletvekili Sayın Metin Ergun.Sayın milletvekilleri, şimdi, sırasıyla, dokuzuncu turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım. İçişleri Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
1.– İçişleri Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu A ç ı k l a m a L i r a
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 81 959 450 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
111 Mahallî İdareler Hizmetleri 16 929 200 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
112 Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri 16 228 100 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
113 Sivil Savunma ve Seferberlik Hizmetleri 3 130 250 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler 15 350 500 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri 374 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
T O P L A M 133 971 500 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İçişleri Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2.– İçişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– İçişleri Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını
okutuyorum:İçişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
- Genel Ödenek Toplamı : 56 572 912 609 000
- Toplam Harcama : 55 682 583 808 000
- İptal Edilen Ödenek : 1 711 290 789 000
- Ödenek Dışı Harcama : 820 961 988 000
- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 377 050 980 000
BAŞKAN– (A) cetvelini kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İçişleri Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabı kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, İçişleri Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesi ile 1997 malî yılı kesinhesabı kabul edilmiştir; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederim.
Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
a) Emniyet Genel Müdürlüğü
1.– Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu A ç ı k l a m a L i r a
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 159 503 300 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
111 Güvenliği Sağlama ve Düzenleme Hizmetleri 412 575 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler 3 35
2 500 000 000BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri 3 970 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
T O P L A M 579 400 800 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2.– Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamları okutuyorum:
Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
- Genel Ödenek Toplamı : 235 520 742 580 000
- Toplam Harcama : 227 034 135 241 000
- İptal Edilen Ödenek : 9 607 083 038 000
- Ödenek Dışı Harcama : 1 732 762 284 000
- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Ger.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 612 286 585 000
- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kre
dilerinden ErtesiYıla Devreden : 4 945 168 429 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 malî yılı kesinhesabı kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, şimdi, Jandarma Genel Komutanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
b ) Jandarma Genel Komutanlığı
1.– Jandarma Genel Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu
A ç ı k l a m a L i r a101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 55 303 500 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
111 Güvenlik Hizmetleri 350 349 500 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmişt
ir.T O P L A M 405 653 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2.– Jandarma Genel Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Jandarma Genel Komutanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Jandarma Genel Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E
T V E L İL i r a
- Genel Ödenek Toplamı : 139 378 609 945 000
- Toplam Harcama : 129 293 333 415 000
- İptal Edilen Ödenek : 10 510 025 118 000
- Ödenek Dışı Harcama : 469 613 728 000
- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Ger.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 44 865 140 000
- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 7 817 573 792 000
BAŞKAN– Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Böylece, Jandarma Genel Komutanlığı 1997 malî yılı kesinhesabı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Sayın milletvekilleri, Sahil Güvenlik Komutanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
c )
Sahil Güvenlik Komutanlığı1.– Sahil Güvenlik Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu A ç ı k l a m a L i r a
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 1 235 650 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
111 Sahil Güvenlik Hizmetleri 14 691 900 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
T O P L A M 15 927 550 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sahil Güvenlik Komutanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2.– Sahil Güvenlik Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Sahil Güvenlik Komutanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölüm toplamlarını okutuyorum:
Sahil Güvenlik Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
- Genel Ödenek Toplamı : 4 535 270 726 000
- Toplam Harcama : 3 954 502 924 000
- İptal Edilen Ödenek : 580 866 435
000- Ödenek Dışı Harcama : 98 633 000
- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 365 800 907 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sahil Güvenlik Komutanlığının 1997 malî yılı kesinhesabı bölümleri itibariyle kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Ulaştırma Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
B) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI
1.–
Ulaştırma Bakanlığı 1999 Malî Yılı BütçesiA – C E T V E L İ
Program
Kodu A ç ı k l a m a L i r a
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 7 507 350 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
111 Ulaştırma Politikasının Düzenlenmesi 1 179 523 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
112 Ulaştırma İnşaatı İşleri 33 204 127 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transfe
rler 5 363 000 000 000BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri 2 491 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
T O P L A M 49 745 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Ulaştırma Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesi bölümleri itibariyle kabul edilmiştir.
2.– Ulaştırma Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Ulaştırma Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Ulaştırma Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
- Genel Ödenek Toplamı : 23 514 798 583 000
- Toplam Harcama : 21 693 933 408 000
- İptal Edilen Ödenek : 1 794 032 856 000
- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Gel.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 26 832 319 000
- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 92 928 726 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Böylece, Ulaştırma Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, şimdi, Telsiz Genel Müdürlüğünün 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
a) Telsiz Genel Müdürlüğü
1.– Telsiz Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu A ç ı k l a m a L i r a
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 496 390 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
111 Telsiz ve Monitör Hizmetleri 1 048 610 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler
52 600 000 000BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
T O P L A M 1 597 600 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Katma bütçe olması hasebiyle, (B) cetveli de var.
(B) cetvelini okutuyorum:
B – C
E T V E L İGelir
Türü A ç ı k l a m a L i r a
2 Vergi Dışı Normal Gelirler 1 097 600 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 Özel Gelirler, Hazine Yardımı ve Devlet Katkısı 500 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
T O P L A M 1 597 600 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Telsiz Genel Müdürlüğünün 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2.– Telsiz Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Telsiz Genel Müdürlüğünün 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamlarını okutuyorum:
Telsiz Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
- Genel Ödenek Toplamı : 701 750 000 000
- Toplam Harcama : 513 407 442 000
- İptal edilen Ödenek : 142 068 494 000
- 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Ger.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 46 274 064 000
- 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 750 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin kesinhesap bölümünü okutuyorum:
B – C E T V E L İ
L i r a
- Tahmin : 479 500 000 000
- Tahsilat : 1 313 757 020 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Böylece, Telsiz Genel Müdürlüğü 1997 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Telsiz Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçeleri ile 1997 malî yılı kesinhesapları kabul edilmiştir. Bütçelerin, öncelikle kurumlarına, sonra da milletimize ve ülkemize hayırlı
olmasını diliyor, dokuzuncu tur görüşmelerinin tamamlandığını arz ediyorum.Sayın milletvekilleri, öğleden önceki çalışma süremiz tamamlanmıştır.
Görüşmelere kaldığımız yerden devam etmek için, saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati:13.33
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir), Vedat ÇINAROĞLU (Samsun)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 24 üncü Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.
Çalışmalara kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Onuncu tur görüşmelere başlıyoruz.
III. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMiSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
1. — 1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/1; 1/2; 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S.Sayıları: 3, 4, 8, 9) (Devam)
C) BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANLIĞI
1. —Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Karayolları Genel Müdürlüğü
1. —Karayolları Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Karayolları Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
D) ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANLIĞI
1. —Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi2. —Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Petrol İşleri Genel Müdürlüğü
1. —Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
b) D
evlet Su İşleri Genel Müdürlüğü1. —Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN – Onuncu turda, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bütçeleri yer almaktadır.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Sayın milletvekilleri, soru sormak isteyen milletvekillerinin, kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürmeksizin, kişilik ve özel yaşama ilişkin konulara dokunmayacak şekilde hazırlayacakları sorularını, gruplar adına yapılacak konuşmalar bitinceye kadar, yazılı olarak Başkanlık Divanına göndermeleri gerekmektedir. Gruplar adına yapılacak konuşmalar tamamla
ndıktan sonra gönderilecek sorular kabul edilmeyecektir.Onuncu turda, grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:
Gruplar adına: Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Yusuf Kırkpınar, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven, Niğde Milletvekili Sayın Mükerrem Levent; Anavatan Partisi Gurubu adına, Rize Milletvekili Sayın Ahmet Kabil, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Güneş; Demokratik Sol Parti Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın A. Sancar Sayın, Kon
ya Milletvekili Sayın M. Emrehan Halıcı, İstanbul Milletvekili Sayın Ziya Aktaş; Doğru Yol Partisi Grubu adına, Çanakkale Milletvekili Sayın Nevfel Şahin, Konya Milletvekili Sayın Mehmet Ali Yavuz; Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan, Konya Milletvekili Sayın Teoman Rıza Güneri.Şahısları adına: Lehte, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven ve Isparta Milletvekili Sayın Mustafa Zorlu; aleyhte, Ankara Milletvekili Sayın M. Zeki Çelik.
Grupları adına konuşmaya, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Yusuf Kırkpınar'la başlıyoruz.
Buyurun Sayın Kırkpınar. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 7 dakika.
MHP GRUBU ADINA YUSUF KIRKPINAR (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ülkemizin kalkınabilmesi için çözüme kavuşturulması gereken en önemli hususların başında ulaşım sorunları yer almaktadır. Ulaşım ağı, ülkenin kan dolaşımını sağlayan damarlar, enerji ise üretimin ana unsurudur. Ulaşım sistemi, karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayoluyla birlikte entegre bir sistemdir. Ulaşım sistemiyle ilgili planlama yapmak ve bu planları geliştirmek, plan ve program olarak, ülke kaynakları göz önünde b
ulundurularak kısa sürede ülke ihtiyaçlarına cevap veren ulaşım sistemini kurmamız gerekiyor.Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, ulaşım sisteminin en önemli bir kesitini oluşturan karayolu ulaşımının yapım, bakım, işletmesinden ve trafik güvenliğinin sağlanmasından sorumludur.
Günümüzün güncel konularından biri de, önemli sorunları olan karayolu ulaşımıdır. Dünyada ve Türkiye'de karayolu taşımacılığının ulaştırma sektörü içindeki payı giderek, artan bir eğilim göstermektedir. Bunun en temel nedeni karayolu taşımacılığının kapıdan kapıya yapılmasıdır. Yük taşımacılığının yüzde 93'ü, yolcu taşımacılığının ise yüzde 95'i karayoluyla yapılmaktadır.
Bugün için, 62 000 kilometrelik devlet ve il yolu 1 726 kilometrelik otoyol ağına sahip bulunan ülkemizde, günün şartlarına elverişli yol ağı, yeterli seviyede olmadığı gibi, gelişen ülkemizdeki sosyal ve ekonomik gelişmelere cevap verebilecek durumda bulunmamaktadır.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığımıza karayolu ağının geliştirilmesinde ve mevcut yol ağının iyileştirilmesinde önemli görevler düşmektedir. Kapasite yönünden, satıh yönünden, turizm yönünden bazı yörelerimizde var olan stabilize, toprak ve geçit vermeyen yolların ıslahı yönünden önemli çalışmaların yapılması zorunlu olmaktadır ve olmalıdır.
1999 yılı bütçesi incelendiğinde, özellikle, karayolları bütçesine bakıldığında, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına ayrılan bu ödenek ve imkânlarla, bu işlerin nasıl yapılacağı merak konusudur. Yaptığım incelemede, millî bütçeden, geçmiş yıllarda yüzde 13, yüzde 10 pay alan
karayollarının payının 1992 yılında yüzde 2,7'ye, 1995 yılında yüzde 2,1'e, 1996 yılında ise yüzde 1,6'ya ve 1998 yılında da, maalesef, yüzde 1,5'e düştüğünü, hayretle, öğrendim. 1999 yılı bütçesinin daha da azaldığı, 1998 yılına göre, yatırım ödeneklerinin de yüzde 60 gerilediğini tespit ettim.Ulaşım sistemi ve bunun önemli bir parçası olan karayolu ulaşımı ülkemizin kan damarıdır. Bunları en iyi şekilde yapmamız ve işletmemiz gerekmektedir. Plan ve Bütçe Komisyonunda Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın'ın takdim ve isteklerini dikkatle izledim. 12 metre genişliğindeki satıh kaplamalı bir yolun kilometre maliyetinin 120-130 milyar liraya, asfalt, beton yolun 1 kilometresinin 250 milyar liraya, bölünmüş yolun ise 1 kilometresinin, en az 400 milyar liraya mal olduğu göz önüne alındığında, karayolu ulaşımı yapım, bakım, onarım ve işletmesi ile trafik güvenliğinden sorumlu olan Karayollarına, 153 trilyon ödenek ayrılması gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Sayın Bakanın istekleri değerlendirilmeli, Karayo
llarına yeterli ödenek ayrılmalıdır.Ülkemizi her yöresinde yolla ilgili sorunlar vardır. Yetersiz ödenekler nedeniyle, başlanılan işler on yıldan önce bitirilememektedir.
Turizm, ticaret yönünden ülkemizin önemli bir yöresi olan Ege Bölgesi ve İzmir'de dahi, önemli yol sorunları vardır. İzmir-Manisa bölünmüş yolu, Menemen-Manisa yolu, Torbalı-Bayındır yolu, Aliağa-Ayvalık yolu, Otoyol Kavşağı-Seferihisar arası yollarına gereken hız verilmeli, en kısa sürede bitirilmelidir.
Mevcut yollarda da önemli sorun
lar vardır. Artık, çizilmemiş yol, işaretleri eksik yol olmamalıdır. Trafik kazalarının inanılmaz seviyelere çıktığı ülkemizde, yol güvenliği de istenilen seviyeye çıkarılmalıdır.Ülkemizin karayolu ulaşımını planlarken, komşu ülkelerle olan bağlantıları da planlı bir şekilde ele almak ve o ülkelerle olan ilişkileri geliştirmek gereklidir
(E) yolları ağı çalışmaları :
Ülkemizde (E) yolları olarak bilinen Avrupa uluslarası yol ağı, üyesi bulunduğumuz Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonunca, ülkeleri birbirine bağlayan karayollarının geliştirilmesini teşvik amacıyla kullanıma konmuş bir sistemdir.
Kuzey-Güney Avrupa Otoyolu (TEM) Projesi:
Kısa adı "TEM" olarak bilinen, Kuzey-Güney Avrupa Otoyolu Projesi, 1977 yılında Helsinki Nihai Belgesi Kararları doğrultusunda 10 Avrupa ülkesinin katılımıyla, ECE (Avrupa Ekonomik Komisyonu) ve UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) desteğinde başlatılmış ve halen devam etmekte olan uluslararası bölgesel bir projedir. TEM Projesinin Türkiye ulusal koordin
atörlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.TEM Projesi çalışmaları kapsamında, projelendirme, yapım, bakım ve işletme standartlarında ortak ve uyumlu uygulamalar hedeflenmektedir.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİP) Projesi:
Türkiye
, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna'nın üyesi olduğu bu projenin karayolu ulaşım konusundaki en önemli hususu, ilk aşamada üye ülkelerin ana akslarından oluşan yol ağının belirlenmesi ve belirli standartlara ulaştırılmasıdır.Bu proje kapsamında sürdürülen Karadeniz ring koridorunun belirlenmesi çalışmalarına ilaveten Pan Avrupa koridorlarıyla entegrasyonu konusunda da çalışmalar mevcuttur.
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO):
Başlangıçta, Türkiye, İran ve Pakistan arasında ekonomik, sosyal, teknik ve ticarî alanlarda işbirliği amacıyla kurulmuştur. 28-29 Kasım 1992'de İslâmabad'da yapılan Bakanlar Konseyi toplantısında, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Afgani
stan ve daha sonra da Tacikistan'ın katılımıyla, ECO'nun üye sayısı 10'a yükselmiştir. Ayrıca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de gözlemci olarak katılmaktadır.Yeni katılımlarla birlikte, bölgesel işbirliğinde rolü ve önemi artan ECO çerçevesinde, kesintisiz bir karayolu ulaşımı için ilave güzergâhlara ihtiyaç duyulmuş olup, bu konuda çalışmalar sürdürülmektedir.
Asya Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu:
1974 yılında, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ECOSOC) tarafından kurulan Birleşmiş Milletler, Asya ve Uzakdoğu Ekonomik Komisyonunun (ECAFE) ismi, aynı yıl, Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Ekonomik Sosyal Komisyonu olarak değiştirilmiştir.
ESCAP'ın görev alanı, Asya'da, İra'dan Pasifik'teki Cook Adalarına kadar uzanan bir bölgeyi kapsamaktadır. Mevcut, 50'ye aşkın üyesinden 5'i bölgeden değildir. Bunlar da, Fransa, Hollanda, Rusya Federasyonu, İngiltere ve Amerika'dır.
Türkiye-Ortaasya'yı Avrupa'ya bağlayacak koridor çalışmaları sürdürülmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tara
fından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Kırkpınar, 1 dakika süre veriyorum.
İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkanım, 2 dakika da diğer arkadaşımızın süresinden lütfen.
BAŞKAN – Peki efendim.
Buyurun Sayın Kırkpınar.
YUSUF KIRKPINAR (Devamla) – Batı-Doğu Koridoru P
rojesi:Arnavutluk'ın Durres Limanını Üsküp üzerinden Sofya'ya bağlayacak bir otoyol projesi, ilk defa, Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan arasında ele alınmıştır. Bu dönemde, söz konusu projenin tamamen dışında olan Türkiye, bilahara, yolun siyasî ve ekonomik önemini göz önünde tutarak, projeye ilgi göstermiştir.
Ülkemiz'in Kapıkule-Sofya-Üsküp-Tiran-Durres güzergâhı ile Adriyatik sahiline, oradan da Durres-Venedik feri hattıyla Avrupa'ya bağlacak olan Batı-Doğu Koridoru Projesiyle ilgili olarak, 22 Ekim 1995 tarihinde, New York'ta cumhurbaşkanları düzeyinde bir deklarasyon imzalanarak, proje hayata geçirilmiştir.
Finansman sorunuyla bağlantılı olarak, söz konusu koridor üzerindeki kopuk noktaların ve hemen rehabilitasyona gereksinim gösteren kısımların projelendirilmesi önemlidir. Bu doğrultudaki çabanın, karayolları nispeten daha kötü olan Arnavutluk ve Makedonya'ya yönlendirilmesi yararlı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Kalkınma Ajansı tarafından maddî olarak desteklenmektedir.
Bu çalışmalara temel oluşturan mutabakat zaptı üye ülkelerce incelenmekte olup, önümüzdeki günlerde imzalanması öngörülmektedir.
Bunları uzun uzun konuşmanın, zamanım açısından zor olduğunu biliyorum ve sizlere başlıklar halinde sunmaya çalışacağım.
Türkmenistan
karayolu master planı, Kırgızistan karayolu master planı, çok önemli konulardır; ama, zaman darlığından dolayı başka bir konuya geçiyorum.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karadeniz duble yolu süratle bitirilmelidir. Ankara-Erzurum istikametinde duble yol projelendirilmeli ve bu yol kısa zamanda hayata geçirilmelidir. Türk cumhuriyetleri ve Kafkaslar, Karadeniz yolu ve Doğu Anadolu istikametindeki yollarla bağlanmalıdır. Kars-Tiflis demiryolu bir an önce ihale edilmelidir. Yük taşımacılığı demiryolu
ve denizyoluna kaydırılmalıdır; trafik kazalarını önleyecek en önemli hususlardan biri budur.Afet İşleri Genel Müdürlüğüne gerekli fonksiyon yeniden kazandırılmalıdır. Otuz yıldan bu yana birkısım depremzedelere konut yaptırılamamış, heyelan ve diğer tabiî afetler dolayısıyla yapılması gereken konutlar henüz tamamlanmamıştır.
Belediyelere yardımcı olan teknik işlerle ilgili genel müdürlük ile İller Bankası yeniden günün şartlarına göre düzenlenmelidir. İller Bankası, diğer bankalardan faizle para alıp, üzerine yüksek miktarda faiz uygulayarak belediyelerimizi çok büyük sıkıntılara sokmaktadır. Önemli bir reform çalışması yapılmalıdır ve İhale Kanunu, bir an önce değiştirilmelidir. Sayın Bakanımızı kutluyorum, bu konuda çalışma başlattığı için, kendilerin
e teşekkür ediyorum.Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP, DSP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kırkpınar.
İkinci söz, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven'in. (MHP sıralarından alkışlar)
İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan, kalan süremizin 7 dakikasını Sayın Nidai Seven kullanacak.
BAŞKAN – Peki.
Sayın Seven, süreniz 7 dakika; buyurun efendim.
MHP GRUBU ADINA NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi arz ederken, Yüce Meclisi ve televizyonları başında bizleri izleyen herkesi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, enerji ve tabiî kaynaklar, ekonomik ve sosyal yaşamımızın temel girdileri arasında yerini almış ve sanayileşme sürecinde olan ülkemizde Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının önemi son derece artmıştır.
Enerji sıkıntısını gidermek için, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü, yurt içinde yaptığı yoğun arama ve üretim çalışmalarının yanı sıra, 1992 yılından beri de yurt dışında gerekli çalışmaları yapmaktadır.
Aynı zamanda, stratejik bir geçiş ülkesi olan Türkiye, Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki enerji kaynakları açısından potansiyel ve büyük bir enerji pazarı olmaya da adaydır. Bu nedenle, petrol ve doğalgaz ithalatında kaynak çeşitliliği, arz güvenliği ve arz sürekliliğinin sağlanabilmesi açısından geniş kapsamlı enerji projelerinin geliştirilmesi, ülkemiz için çok büyük önem taşımaktadır.
Türkiye, coğrafî konumun da vermiş olduğu avantajla, Hazar bölgesinde üretilen petrolün, düşük fiyatla ve emniyetli bir şekilde taşınmasını sağlayacak olan Bakü-Ceyhan Hampetrol Boru Hattı Projesini -diğer adıyla mega proje- geliştirmiştir.
Bakü-Ceyhan Hampetrol Boru Hattı Projesi, Güney Kafkasya ve Orta Asya'yı, Türkiye ve Akdenize bağlaması planlanan Doğu-Batı taşıma koridorunun en önemli basamağıdır. Söz konusu proje, Türk boğazlarındaki aşırı trafik yükünden kaynaklanan geçiş risklerinin en aza indirilmesi açısından da a
çık ve önemli bir avantaj arz etmektedir.Geliştirilen projelerle, Rus, Türkmen, İran ve Irak gazlarının, öncelikle ve hızla artan gaz telebimizin karşılanmasına yönelik olarak taşınması, daha sonra da Avrupa'ya nakledilmesi planlanmaktadır.
Rusya Federasyo
nuyla doğalgaz alımına ilişkin bir diğer boruhattı projesi de yürütülmektedir. "Blue Stream" dediğimiz bu proje kapsamında inşa edilmesi planlanan hat, Rusya topraklarından başlayarak Karadeniz'i geçecek ve daha sonra, Samsun'da Türk topraklarına giriş yapacaktır. Projenin son aşamasında hat Ankara'ya uzatılacak ve mevcut doğalgaz sistemine de bağlanmış olacaktır.Diğer taraftan, BOTAŞ'ın yürüttüğü Doğu Anadolu Doğalgaz Ana İletişim Hatta Projesine kaynak teşkil edecek iki proje daha bulunmaktadır. Bunlar; İran ve Türkmen gazlarının alımına yöneliktir. Doğubeyazıt'tan ülkemize giriş yapılması planlanan İran gaz sevkiyatı da bu projelerin içerisindedir.
Türkiye ile birlikte hızla büyüyen Avrupa doğalgaz açığının da kapatılmasında önemli bir rol üstlenmesi bakımından, Türkmen gazının alımına yönelik projeyle, boru hattının, Hazar Denizini geçerek, Azerbaycan, Gürcistan üzerinden Türkiye'ye ve buradan da Avrupa'ya ulaşması planlanmaktadır.
Büyük bir hızla artan Türkiye doğalgaz talebinin en kısa sürede karşılanabilmesi amacıyla yürütülen Irak-Türkiye Doğalgaz Projesi ile sınırımıza oldukça yakın Irak doğalgaz rezervlerinin, kurulacak bir uluslararası konsorsiyum aracılığıya taşınması da planlanmaktadır.
Doğu ve güneyindeki komşularımızın, dünyanın en büyük kaynaklarına sahip olması, Türkiye'nin, büyük bir enerji köprüsü ve pazarı olarak, bu enerjinin en büyük kullanıcısı ve ileticisi olmak gibi bir önemi de arz ettiği herkes tarafından bilinmektedir.
Bununla beraber, Türk cumhuriyetlerindeki büyük enerji reze
rvlerinin Batı'daki pazarlara ulaştırılmasında tarihî bir misyon yüklenmektedir Türkiye. Toprağın altındaki enerji, Türkiye üzerinden Batı'ya ulaşacak ve böylece, bölgeye ekonomik ve siyasî anlamda büyük bir canlılık getirmiş olacaktır.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 1999 yılında Türkiye'de geliştirdiği en büyük proje, Güneydoğu Anadolu Projesidir. Bu projeyle, Türkiye'nin hayat bulduğu herkes tarafından bilinmektedir.
Kısaca bunu belirttikten sonra, ülkemizde üretilen enerji ve tüketilen enerji arasında, Türkiye'de, bugün, yüzde 20'lik bir kayıp bulunmaktadır. 1997 senesinde yapılan tespitlere göre, TEDAŞ'ta 75 milyon kilovat/saat toplam enerji alındıktan sonra, satılan enerji 59 milyon kilovat/saat olmuş ve bu k
ayıp, 1997 senesinde 16 milyon kilovat/saate ulaşmıştır. Bu, büyük bir kayıptır; üretim yapmak kadar onu en iyi şekilde değerlendirmek de ekonomik faydadır. Bu kayıpları engelleyecek yatırımlar mutalaka yapılmalıdır.Gelecek yıllarda yapılması planlanan enerji amaçlı 336 adet baraj vardır. Bunlar siyasî öncelik sırasına göre değil, gerekli öncelik sırasına göre ve kalkınma planlarındaki hedeflere uygunluk sırasına göre yapılmalıdır. Bu ise, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü gibi yatırımcı kuruluşların, siya
sî otoritelerin etkisinden kurtarılarak, işi dağıtan değil, işi ikontrol eden bir yapıya kavuşturmakla mümkündür.Ülke genelinde yapılması düşünülen baraj sayısı 700 civarındadır. Mevcut su potansiyelimizi kullanmak için yapmamız gereken çok şey var; ama, MHP'nin görüşü olarak, en azından şunları mutlaka yapmalıyız:
Yeraltı ve yerüstü sularının kullanımı beraber ele alınmalı ve her havza için su potansiyeli varlığı ve kullanımı düzenli olarak kontrol edilmelidir.
Yap işlet modelleri mutlaka desteklenmelidir
.Yüzde 20 olan elektrik kaybı mutlaka azaltılmalıdır.
Elektrik ve tarım amaçlı, mümkün olan her baraj ve yapı özelleştirilmeli ve onu kullananlara devredilmelidir.
Enerji ve sulama suyu ihtiyacını karşılayacak barajlar acilen yapılmalı ve mutlaka çalıştırılmalıdır.
Halen su potensiyelimizin yüzde 40'ını kullanabiliyoruz, kalan yüzde 60'ı için her türlü yatırım ve girişim yapılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)
BAŞKAN – Sayın Seven, 1 dakika veriyorum.
NİDAİ SEVEN (Devamla) – 2 dakika
efendim.BAŞKAN – Buyurun efendim.
NİDAİ SEVEN (Devamla) – Her bölgenin su kaynaklarının yönetiminde yerel yönetimler birinci derecede söz sahibi olmalıdır.Bununla birlikte ben, bölgemizle ilgili bazı konulara değinmek istiyorum:
Sayın Bakanım, sekiz yıldan beri, Erzurum Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğüne hiçbir eleman alınmadığı gibi, makine parkına da yeni makine girmemiş olup, birçoğu hizmetdışı kalmıştır. Gelişen iletişim ağından dolayı, Ağrı Devlet Su İşleri Müdürlüğünün, doğrudan Genel Müdürlükle ir
tibatlandırılması noktasında ilgilerinizi bekliyoruz.Yine, Sayın Bakanım, 1998 yılında Ağrı heyetiyle birlikte sizleri ziyaret ettik. Doğalgaz çevirim santralının Ağrı'da kurulması konusundaki bizlere verdiğiniz ümitleri güncelleş
tirmenizi sizden talep ediyoruz.1994 yılından beri, ihaleye verilen; fakat, ödenek yetersizliği nedeniyle inşaatı duran Ağrı-Yazıcı Barajı konusundaki değerlendirmenizi sizden arz ediyoruz.
Doğubeyazıt, Diyadin ve Taşlıçay İlçelerimizi sulayacak Yukarı Murat Barajının, eleman sıkıntısından dolayı henüz kati projesinin yapılmadığı; Tutak İlçemizde bulunan Nadirşeyh ve Karahalit Barajlarına, otuz senedir gündemde olduğu halde, eleman sıkıntısı neden gösterilerek başlanılmadığı; yarım kalan Eleşkirt Projesin
in henüz tamamlanmadığı; Patnos-II merhale Projesi olan Şekerova Barajının, kesin projelerinin hazır olmasına rağmen, henüz yatırım programına alınmadığını belirtir, bu konularda Sayın Bakanımızın ilgililere gerekli talimatı vermesi için sıcak alakalarını bekler, bütçemizin milletimize hayırlı olmasını diler, Yüce Heyetinizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına saygıyla selamlarım. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Seven.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ad
ına son söz, Niğde Milletvekili Sayın Mükerrem Levent'e ait.Buyurun Sayın Levent. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 3 dakikadır.
MHP GRUBU ADINA MÜKERREM LEVENT (Niğde) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kürsüsünde, günümüze kadar pek az zaman ayırılabilen Türk madenciliğiyle ilgili bazı gerçekleri size sunmak istiyorum.
Güçlü bir ülke olabilmenin en temel şartlarından biri, yerli kaynaklara dayalı entegre sanayie sahip olmaktır. Sanayinin lokomotifi olan madencilik, kendine has özellikleri olan, arama dönemi uzun ve gerek ülke içerisindeki istikrarsızlıklardan ve gerekse dünyadaki fiyat dalgalanmalarından anında etkilenen riskli bir sektördür.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, madencilik sektörünün, arama, üretim ve hukuk boyutu ele alınmış, 1930'lu yıllarda ardı ardına çıkarılan kanunlarla, MTA ve Etibank kurulmuştur. Bu yıllarda toplam sabit sermaye yatırımlarında madenciliğin payı, toplam yatırımların yüzde 40'ına ulaşmaktadır; ancak, ilerleyen yıllarda bu anlayışın
devam etmediğini belirtmek isterim.Dünyada gelişmiş ülkelere baktığımızda, kalkınmanın temelinde, maden ve diğer doğal kaynakların rasyonel olarak değerlendirilmediğinin yattığını görürüz.
Hammadde kaynaklarına sahip olan ülkeler, her zaman avantaj sağlamaktadır. Günümüzde, gelişmiş ülkelerin, yeraltı zenginlikleri oldukça azalmıştır. Ülkemizdeki madenleri hem her yönüyle tespit etmek hem de gelecekle ilgili programları zaman kaybetmeden planlamak zorundayız.
Ülkemizde, bugün, gelişmiş ülkelerin tükettiği hammaddenin 1/4’ü oranında hammadde tüketilmektedir. Ülkemizin yeraltı zenginlikleri, birkaç madenin dışında, çok fazla değildir. Dünya ölçeğinde rezervlerimiz, bor mineralleridir. Borda, 2 milyar ton rezervle, dünya rezervlerinin yüzde 60'ına sahibiz. Ayrıca, doğal soda 200 milyon tonla önemli bir kaynağımızdır. Bunların dışındaki diğer madenlerin rezervlerinin, çok fazla olmadığı bir gerçektir.
Bu nedenle, kaynaklarımızı her yönüyle iyi planlamalıyız. Kısa, orta ve uzun vadeli politikalar oluşturulmazsa, gelecekte, ülkemiz, hammadde darboğazıyla karşı karşıya kalabilir. Madenciliğimiz, aramadan üretime devlet politikası olarak ele alınmalıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, madencilik sektörü, ciddî sorunlarla karşı karşıyadır. Hukukî problemler çözülememiştir. 1954 yılında çıkarılan 6309 sayılı Kanun, otuz yıl eleştirilmiş ve 1985 yılında yürürlükten kaldırılarak, yerini 3210 sayılı Kanun almıştır.
Bugüne kadar, bu kanunun aksayan birçok yönünün olduğunu da belirtebilirim. Bu kanunun, bu Parlamentoda ele alınarak, mutlaka düzeltilmesi gereklidir.
Yaklaşık, yüz yıl önce yürürlüğe konulan Taş Ocakları Nizamnamesi, günümüz ihtiyaçlarına yanıt verememektedir. Bu Nizamname, her yönüyle incelenmeli, milyarlarca ton üretimi, katrilyonlara varan ekonomik boyutu olan taşocağı üretimleri, mutlaka, disipline edilmelidir.
Ayrıca, gerek Orman Kanunu ve Yönetmeliğinin gerekse Çevre Kanunu ve Çevre Etki ve Değerlendirme Yönetmeliğinin birçok maddeleri, madenciliği, yapılamaz hale getirmektedir.
(Mikrofon o
tomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN - Sayın Levent, 1 dakika süre veriyorum; buyurun efendim.
MÜKERREM LEVENT (Devamla) – Madenciliğimizi olumsuz yönde etkileyen maddeler yeniden gözden geçirilmeli, madencilik sektörünü finans yönünden desteklemek amacıyla kurulan Maden Fonu ve Maden İşleri Genel Müdürlüğünün teşkilat yasası mutlaka çıkarılmalı ve ülke düzeyinde örgütlenmesi sağlanmalıdır. Madenciliğin hukukî problemleri, mutlaka, çözümlenmelidir.
Sayın milletvekilleri, ülkemizin kömür madenciliği, yanlış politikalar sonucu, ciddî sıkıntılar yaşamaktadır. 80'li yılların başında, başta büyük şehirlerde başlayan hava kirliliğinin nedeni, ülkemizin kömürleri olarak görülmüş ve kömür ithaline başlanmıştır. Hava kirliliği birçok faktöre bağlıdır; tek ned
eni kömür değildir. Bilinçsiz ithalat sonucu, özel sektör kömürcülerimiz batma noktasına gelmiştir ve Türkiye'de linyit, taşkömürü rezervi 9,5 milyon ton olmasına rağmen, her yıl, yaklaşık 500 milyon dolar ödeyerek kömür ithal etmek zorunda kalınmıştır. Türkiye'nin kömür politikası ele alınmalı, ülkemizin kaynaklarını olumsuz yönde etkileyen politikalar tekrar incelenmelidir.Türkiye'nin yeraltı kaynakları yeterince aranmamıştır. Ülkenin yeraltı potansiyelini her yönüyle saptamak amacıyla, 1935 yılında kurulan MTA, çeşitli nedenlerle, faaliyete geçememektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, Grubunuzun söz süresi bitmiş oluyor.
MÜKERREM LEVENT (Devamla) – Teşekkür eder, saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Levent'e teşekkür ediyoruz efendim.
Anavatan Partisi Grubu adına ilk söz, Rize Milletvekili Sayın Ahmet Kabil'in. (ANAP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Kabil.
Süreyi eşit mi paylaşacaksınız efendim?
AHMET KABİL (Rize) – Eşit paylaşacağız.
BAŞKAN
– Süreniz 10 dakika.ANAP GRUBU ADINA AHMET KABİL (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini Yüce Meclise sunmak için söz almış bulunuyorum; hepinizi ve dinleyen herkesi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, konuşmama geçmeden önce, bu kürsüden, bir hususa kısaca değinmek istiyorum: İki gün önce, Türkiye'deki huzur ortamını bozmak, halkı, vatanımızın, canımızın, malımızın bekçisi, şerefli kurumlarımıza karşı tahrik etmek maksadıyla, şeref ve haysiyetten yoksun, dengesiz, dinsiz ve densiz bazı kişilerin, yüce dinimizi, Yüce Peygamberimizi ve Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerimi kirli emellerine alet etmek istediklerini esefle gördüm. Birlik ve beraberliğe ihtiyacı
mız olduğu bu günlerde, bu hain tahriki ve çirkin senaryoyu şiddetle, nefretle kınıyor, bu sahtekârlığı yapanlar için bu kürsüden millet adına suç duyurusunda bulunuyorum.Sayın Başbakan, bu densizliği yapana haddini bildirmenizi bekliyoruz. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
Tarih boyunca, yüce milletimiz, kutsal değerlerimizin istismar edilmesine, saygısızlık edilmesine müsaade etmemiş, bundan sonra da müsaade etmeyecektir. Şunu herkesin bilmesini istiyorum. Bu yüce millet, dini, diyaneti ve laik cumhuriyetinin hiçbirinden taviz vermeden kıyamete kadar yaşayacaktır.
Sayın milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, isminden de anlaşılacağı gibi, Türkiye'nin imarıyla, yatırım ve ihaleleriyle ilgili bir ihtisas bakanlığıdır. Ancak, bu bütçe imkânlarıyla değil yatırım yapmak, devam eden ve bitirilmesi gereken işleri nasıl, kaç yılda bitiririz diye arayış içerisindedir.
Niçin bu ortam doğdu, buraya nasıl geldik:
55 inci hükümet döneminde, bütün dünyayı sarsan ekonomik kriz ve diğer bütün olumsuz şartlara rağmen, ekonomik dengeler iyileştirildi, enflasyon yüzde 91'den yüzde 50'lere indirildi, devletin kurumları arasında bozulmuş olan dengeler tekrar sağlandı, terörle mücadelede başarılı olundu. Hain teröristbaşı ondört yıl saklandığı Suriye'deki inind
en çıkarıldı ve daha sonra yakalanması sağlandı. Türkiye'de, devlet bütçesinden bir kuruş vermeden, yap-işlet modeliyle onsekiz ayda, yetmişbeş yılda üretilen enerjiden çok enerji üretildi. Barajlar, santrallar, otoyollar ihale edildi; ancak, bu başarıdan rahatsız olan bazı partiler uydurma, asılsız bahanelerle azınlık hükümetini düşürüp, zamansız ve gereksiz bir erken seçim ve istikrarsız bir ortam yarattılar. Bu ortamda ekonomi kontrolden çıktı ve bütün dengeler altüst oldu. Yani, kısacası, siyasî çıkar uğruna Türkiye'nin önü kesildi. Bu durumdan siyasî çıkar sağlayan da olmadı.Şimdi, bu ekonomik koşullarda, bu bütçe imkânlarıyla Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ne yapabilir, bilmiyorum. Tek çare, yap-işlet-devret modeli diye düşünüyorum.
Bu tablonun ve ist
ikrarsızlığın vebali, tamamen siyasî hesaplarla 55 inci hükümeti düşüren partilerindir. 57 nci hükümetimizin, bu dengeleri, tekrar, eski haline getireceğine inanıyorum.Planlı ve başarılı çalışmalar yapan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı personelini kutluyo
rum.İhaleli işlerin zamanında bitirilmesi için, ihale yasalarında, bilhassa 2886 sayılı Yasanın günün şartlarına uydurulması gerektiğine inanıyorum.
Müteahhitlik karnelerinin rasgele, meslekten olmayan kişilere devrine mani olacak düzenlemelerin de yapılması gerekir diye düşünüyorum.
Sayın milletvekilleri, Karayolları Genel Müdürlüğü, kurulduğundan bu yana, günün şartlarına göre, yollarımızın fizikî ve geometrik standartlarını yükseltme gayretinde olmuştur. 1950'lerde 47 000 kilometre yolun 1 624 kilometresi asfaltken, bugün, 1999 yılında, 63 000 kilometre yolun 56 000 kilometresi asfalt kaplamadır, yenileme çalışmaları devam etmektedir.
Bugün 1 726 kilometre otoyol hizmete girmiş, 1 118 kilometre yol inşaatı devam etmektedir. Otoyollar, ANAP iktidarının eseridir. Ayrıca, 1984'lere kadar otoyol nedir bilinmezken, şehirlerarası 1 kilometre dahi otoyol yok iken, Anavatan iktidarları, otoyol kavramını Türkiye'ye getirmiştir. 1986'larda otoyol yapımına şiddetle karşı çıkan, otoyollar lükstür, israftır diyen pa
rtiler, bugün, yapılmış otoyollara sahip çıkma gayretindeler.Genel bütçeden, Karayolları Genel Müdürlüğüne ayrılan paylara bakıyoruz; 1955-1960 yıllarında yüzde 11, 1970-1975 yıllarında yüzde 7, 1992 yılında yüzde 2,7 ve 1998 yılında yüzde 1,6'ya düşmüştür
.Yatırım programına bakıyorum; 1998 yılında, yatırım harcamaları 161 trilyon; 1999 yılında, enflasyona rağmen yatırım ödeneği 154 trilyon; Ocak 1999'dan bugüne kadar, altı ayda harcanan 102 trilyon; kalan 52 trilyonla bu koca Karayolları ne yapacak bilmem; zorunlu giderler, akaryakıt, bitüm ve işletme masrafları düşerse, geride para kalmayacağı kanaatindeyim.
Bunlarla, geride kalan parayla, geçen yıldan kalan borçlarını mı ödeyecek, iş mi yapacak; bunun takdirini Yüce Meclise bırakıyorum.
Önceki yıllarda Akaryakıt Tüketim Vergisinden Karayollarına yüzde 30'luk bir pay ayrılırdı; 1995 yılında bu kaldırıldı. Bu gelirin tekrar konulması gerektiğine inanıyorum.
Ayrıca, dış krediyle yapılan projelerin, Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım tavanı dışında tutulması zorunludur. Aksi halde, Karayollarının, bundan sonra hiçbir yeni yatırım yapma imkânı yoktur. Halbuki, bizim daha çok yol yapmamız gerekiyor. Türkiye'de kilometrekareye 400 metre yol düşerken, kalkınmış ülkelerde, örneğin, Fransa, Almanya, İngiltere,
Japonya gibi ülkelerde kilometrekareye 1,5 ile 2,5 kilometre yol düşmektedir. Halil Rıfat Paşa'nın "gidemediğin yer senin değildir" sözü, yolun önemini gayet iyi belirtmektedir.Yol ağının standardı ve büyüklüğü, ülkenin kalkınmışlığının bir göstergesidir.
Üzerinde önemle durmamız gereken bir başka husus da şudur: Karayollarında, DSİ'de, Köy Hizmetlerinde çalışan teknik personel maddî yönden perişan durumdadır. Bazı meslek gruplarında iyileştirme yapılmıştır. Trilyonlarca liralık yatırımın denetimini, mesuliyetini verdiğimiz teknik personelin durumunda da iyileştirme yapmak durumundayız. 1970 yılına kadar teknik personel için 10195 sayılı Yasa vardı, o kaldırıldı. Elimdeki bordrolara göre, 1'in 4'ündeki bir bölge müdürünün aldığı aylık 310 milyon lira, aynı yerde çalışan bir bekçinin ücreti ise -ikramiyesiyle birlikte- 407 milyon liradır. Yine, 1'in 4'ündeki bir mühendisin aldığı aylık 206 milyon lira, aynı yerde çalışan bir düz işçinin aldığı ücret ise 242 milyon liradır. "İşçiye verilmesin, fazla veriliyo
r" demiyorum; ancak, teknik personel de mağdur edilmesin diyorum.Sayın milletvekilleri, Karadeniz Bölgesi, 1990'dan sonra beş yıl, hatta bugüne kadar, Türkiye'de en az yatırım alan, en çok göç veren bölge olma unvanını muhafaza etmektedir. Nisan 1995 Devlet Planlama Teşkilatı raporlarına göre -1994 fiyatlarıyla- Türkiye'de kişi başına 16 milyon liralık yatırım yapılırken, Karadeniz Bölgesinde kişi başına 3,4 milyon lira, Rize'de ise 1 milyon lira bile değil, 990 000 liralık yatırım yapılmıştır.
Yine aynı raporlara göre, kırsal yerleşim yerlerinde asfalt karayolu oranı Türkiye ortalaması yüzde 22,50 iken, Karadeniz Bölgesinde bu oran yüzde 11,80'dir; en son bölge durumundadır.
İşte, bu bölgede yıllarca ihmal edilen ve 55 inci hükümet döneminde, her türlü engellemeye rağmen, yabancı krediyle ihale edilen Karadeniz sahil yolu, kredi sorunu nedeniyle, durma noktasına gelmiştir. 57 nci hükümetimizin, bu problemi çözeceğine inanıyorum. Geçmişte, yolun ihalesine karşı çıkanlar, şimdi de bazı medya kuruluşlarıyl
a işbirliği yaparak, kamuoyunda güzergâh sorunu çıkarmak istiyorlar. Bu da asılsız, mesnetsiz bir iddiadır.Sayın milletvekilleri, ben, mühendis, eski bir Karayolcu ve iyi bir çevreci olduğumu iddia ediyorum. Mevcut güzergâh, doğaya zarar veren değil, doğayı, çevreyi koruyan güzergâhtır. İstenilen yeni güzergâh, içeriden geçirilecek; Karadenizin dik yamaçlarında 35 metrelik bir yolu geçirmek için oluşacak dik şevlerle 120-130 metrelik bir arazi şeridi tahrip edilecek. Bu dik arazide yapılacak hafriyatlar,
denize doğru, -en az 200 metre araziyi de tahrip ederse- 300 metrelik yemyeşil bir arazi şeridi tahrip edilecektir. üstelik, bu arazi şeridinde olan meskenler de kalkacak. Bu mudur doğayı korumak?! Halbuki, şimdi geçen güzergâhta, mevcut istimlak koridoruna çok az bir ilaveyle, yapılmış hafriyattan, sanat yapılarından, tünelden, köprüden, bütün altyapıdan istifade edilerek, yolun maliyetinin beşte 1 maliyetle...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kabil, 1 dakika daha veriyorum e
fendim.Buyurun.
AHMET KABİL (Devamla) – ... deniz kenarında bir nevi genişletme yapılarak güzergâh geçirilmektedir. İşte, esas çevreci, bu güzergâhı tespit edip, bu projelendirmeyi yapan, benim meslektaş mühendislerimdir, kendilerini kutluyorum.
Yine,
bu güzergâhı istismar edip, yola pürüz çıkarmak isteyen, sözde yazarlar, kin ve husumet dolu siyasî bazı kişilerin sözcülüğünü yapmaktadır; bunları da kınıyorum.Bu vesileyle, Bayındırık Bakanlığı bütçesinin memleketimize, milletimize ve ilgili bakanlığımıza hayırlı olmasını diliyor hepinize, tekrar, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kabil.
İkinci söz, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Güneş'e ait.
Buyurun Sayın Güneş. (ANAP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10
dakikadır.ANAP GRUBU ADINA MEHMET GÜNEŞ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü faaliyetleri, 1999 yılı bütçesi ve programı ile yatırımları hakkındaki görüşlerimi aktarmak üzere, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi ve televizyonları başında bizi izleyen değerli seyircilerimizi saygıyla selamlarım.
Geleneksel olarak bir tarım ülkesi kabul edilen ülkemizin 78 milyon hektar olan yüzölçümünün yaklaşık üçte 1’ini teşkil eden 28 milyon hektarlık kısmı ekilebilir araziyi oluşturmakta olup, bunun da 26 milyon hektarlık kısmı sulanabilir arazi olarak tasnif edilmektedir; ancak, yapılan etütler sonucunda ve günümüz koşull
arında, ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı 8,5 milyon hektar olarak belirlenmiş, bunun sadece 2,5 milyon hektarlık kısmı sulamaya açılmıştır.Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce, bugüne kadar 195 baraj ve 317 gölet tamamlanarak hizmete açılmıştır. Halen inşaatı sürdürülmekte olan sulama tesislerinin hizmet edeceği alanların toplamı 630 000 hektardır.
Bunlardan tarım sektöründe, Bilecik, Konya, Hatay, Antalya, Burdur, Isparta ve Adana'da 3 adet olmak üzere toplam 9 proje; enerji sektöründe ise Adana, Seyhan, Çatalan projesiyle, hizmetler sektöründe, içme, kullanma ve endüstri suyu amaçlı Antalya içmesuyu projesi 1998 yılında tamamlanmıştır. Ayrıca, Çamgazi, Beyköy, Özlüce, Batman, Sıddıklı, Bakacak ve Yayladağ barajlarında, 1998 yılı içerisinde su tu
tulmuştur.Enerji amaçlı olarak, halen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce inşaatları sürdürülen 25 hidroelektrik santralından, Kralkızı hidroelektrik santralı ticarî amaçla üretime başlamıştır.
Dicle, Batman, Beyköyü, Yenice, Özlüce, Çamlıgöze ve Kuzgun hidroelektrik barajlarının, 1999 yılında, enerji üretimi için işletmeye alınmaları planlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1998 yılında içme, kullanma ve endüstri suyu amaçlı ikmal edilen tesislerden, İzmir'e 128, İçel'e 48 olmak üzere toplam 176 milyon metreküp içmesuyu temin edilmiştir.
Yerüstü suyuyla sulanmakta olan alanların 1 500 000 hektarlık kısmı, sulama birlikleri ile diğer kurum ve örgütlere, yeraltı sulamalarının 336 000 hektarlık kısmı ise yeraltı sulama kooperatiflerine devredilmiştir. Söz konusu yeraltı sulama kooperatiflerinin kurulmasıyla, bu bölgelerde yeni bir istihdam kaynağı sağlanmıştır.
DSİ'nin, 1999 yılı yatırım programında yer alan, 247 adet sulama ve taşkın koruma, 54 adet enerji, 25 adet içme - kullanma suyu, 1 adet ekolojik korumadan oluşan 327 adet büyük su işleri projesinden; 1 adet tarım, 5 adet enerji, 3 adet hizmetler sektöründe olmak üzere, 9 adedi 1999 yılında kullanılacaktır.
Sayın milletvekilleri, hükümetlerarası ikili görüşmeler çerçevesinde, dış kredili olarak yapımı ele alınan hidroelektrik projesinden, 26 adet baraj ve hidroelektrik santralının toplam kurulu gücü 6 600 megavat, yıllık ortalama üretimi ise 22 milyar kilovat/saattır. Dış kredilerle finanse edilen projelerden Muratlı, Borçka ve Deriner Bar
ajları yapım sözleşmeleri Sayıştay Başkanlığınca tescil edilerek işe başlanmıştır. Yusufeli ve Ilısu projeleri için yapılmakta olan görüşmeler de ileri aşamaya gelmiştir.1999 yılında, Eskişehir - Yenice, Ankara - Akyar, Bilecik - Kızıldamlar, Samsun - Derinöz, Sinop - Erfelek, Antalya - Çayboğazı, Gaziantep - Karkamış, Gümüşhane - Kürtün barajlarında su tutulması planlanmıştır.
1999 yılında içme - kullanma ve endüstri suyu temin amaçlı inşaatı devam eden tesislerin tamamlanmasıyla Ankara'ya 49, İstanbul'a 48 ve Gaziantep İline 47 olmak üzere toplam 144 milyon metreküp su temin edilecektir.
Bu arada, 55 inci hükümet döneminde temeli atılan ve dış krediyle finanse edilen Şanlıurfa İçmesuyu Arıtma Tesisi ve Pompa İstasyonları Projesinin de en kısa sürede tamamlanması, arzumuz ve temennimizdir.
Sayın milletvekilleri, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1999 yılı bütçesi, Bütçe ve Hazine Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünden finanse edilmektedir.
DSİ'nin 1999 yılı için 2,5 katrilyon TL ihtiyaç talebine karşılık, 1999 yılında, 23,65 katrilyon TL olan devlet konsolide bütçesinin ancak yüzde 2,1'ine tekabül eden 497 trilyon TL'si yatırımlara ayrılabilmiştir. Tahsis bütçenin ihtiyaç bütçeye oranı geçmiş yıllarda yüzde 30 ilâ 40 iken, bu oran, 1999
bütçe döneminde yüzde 25 olmuştur. Tarım sektöründe ise, yatırım tahsis bütçesi, ihtiyaç bütçenin ancak yüzde 12'si kadar tahakkuk etmiştir.Millî bütçeden tarım yatırım projeleri için ayrılan pay, gelecekte bu oranda tahsis edilmeye devam ettiğinde, Devlet Su İşleri programındaki işlerin tamamlanması için, en iyimser hesaplamalarla otuz yıl gibi bir zaman gerekeceği gibi, başlangıçta yapılan tesisler proje ömrünün önemli bir kısmını harcamış olacaktır. DSİ 1999 bütçesinin, Türkiye'nin bu önemli olan kurum
undan beklediğimiz hizmetler ölçeğinde oldukça yetersiz kaldığı çok aşikârdır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan araştırmalar, sulu tarımda her 50 dönüm ziraî alanın işletmesinde -yani, 5 hektar içerisinde- 5 kişilik bir aileye istihdam ve iş olanağı sağlanabileceğini göstermektedir. Bu araştırma sonucuna göre, tarım işkolunda ekonomik olarak sulanabilir ziraî alanların yeterli sulama tesisleriyle donatılarak sulu tarıma açılmasıyla, ülkemizde işsizlik oranının önemli ölçüde azaltılabileceği aş
ikârdır.Türkiye geneli değerlendirmesi çok zaman alacağından, mukayese amacıyla, tarım sektörünün ve bu sektöre yapılacak yatırımın faydalarını izah etmek üzere, kendi bölgemdeki -yani, GAP bölgesindeki- durumdan bahsetmek istiyorum:
Sanayileşme çabası içerisinde olan Türkiye'de tarımın gayri safî millî hâsıla içindeki payı düşmekte ise de, Güneydoğu Anadolu'da durum oldukça farklıdır. Bu bölgenin kalkınması için tarım ve tarıma dayalı endüstri en büyük itici güçtür.
Güneydoğu Anadolu’da sulu tarım işletmeleri söz konusu olduğunda, yılda iki, hatta, bazı yörelerde üç ürün almaya müsait ziraî alanların toplamı yaklaşık olarak 2 milyon hektar civarındadır. Planlamaları ve bazılarının projeleri tamamlanmış sulama tesislerinin projelerinden Şanlıurfa-Harran Ov
asında 165 000, Mardin-Ceylanpınar Ovalarında 310 000, Bozova'da 50 000, Siverek-Hilvan Ovasında 160 000, Suruç-Yaylak Ovasında 115 000 hektar olmak üzere, yalnız Şanlıurfa ve civarında toplam 800 000 hektar alanın sulu tarıma açılmasıyla Şanlıurfa havalisinde 800 000 nüfus, tüm Güneydoğuda ise yaklaşık 2 milyon nüfus iş bulmuş olacaktır.Bu durum, bölgeden büyük ölçüde göçü önleyeceği gibi, yörenin işsizlik sorununun çözümüne de önemli katkılar sağlayacaktır. Böylece, bölge halkının geçim standardı yükselirken, eğitim, sağlık, kültür, sanayi gibi sosyal ve ekonomik altyapının gelişmesi kolaylaşacak, Güneydoğu Anadolu Projelerinin hedeflerinden büyük bir kısmı tahakkuk etmiş olacaktır.
2000 yılı bütçesinin hazırlanmasında, tarım projeleri yatırımlarının, diğer yatırım projeleri yanında ön sıralarda yer alması gerektiğine inanıyoruz.
Yüzde 70'i tamamlanan, gerek enerji gerek tarım ve gerekse hizmet sektöründeki tesislerin ekonomiye kazandırılması ve yatırım kapitalinin geriye dönüşü için gerekli bitirme ödeneklerinin tamamının tahsisi konusunda gerekli hassasiyetin hükümet tarafından gösterileceğine de inanıyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu konuda örnek olarak açıklamak istediğim bir bölüm vardır: 100 milyar lirayla 1999 yılında biteceği tespit edilen bir yatırım, 30 milyar lira gibi komik bir rakam konulduğunda, 2000 yılında 70 milyar lira gibi bir ödeneğin ihtiyacı hâsıl olmaktadır. 2000 yılında -katsayının 1.60 olduğunu varsayarsak- tekrar, o yatırımın maliyeti 112 milyar TL'ye yükselmiş olacaktır; yani, bu demektir ki, eğer bir inşaat, hastane olsun, yol olsun, sulama olsun, 50 milyarla, 100 milyarla veyahut da 150 milyarla bitiriliyorsa, bu azıcık ödeneklerle, bu sene Devlet Su İşlerine tahakkuk ettirilmiş olan 497 trilyonluk bir ödenekle bu işlerin bitir
ileceğine ben pek inanmıyorum...BAŞKAN – Sayın Güneş, 1 dakika daha süre veriyorum, buyurun.
MEHMET GÜNEŞ (Devamla) – Ancak, 2000 yılında, bu kadarlık olan ödenekler, bitmeye yüz tutmuş olan projelerimize yatırılsın ve bunlar ömürlerini bitirmeden tekrar geri dönüş yapılsın. Buna, biz, sulamayı da ele alabiliriz, bir hastaneyi de ele alabiliriz, bir okulu da ele alabiliriz. Bütün inşaat sektöründe ve bütün yapım sektörlerinde, maalesef -bugünkü koşullarda, bizim ülkemizin üzerine nasıl bir faiz katmeri git
tikçe çığ gibi büyüyorsa- bitmeyen işler de aynı şekli almıştır.Bu vesileyle, bütçemizin Türkiye Cumhuriyetine hayırlı uğurlu olmasını diler, Yüce Heyetinize saygılarımı sunarım, teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güneş.
Demokratik Sol Parti Grubu adına ilk konuşma, Antalya Milletvekili Sayın Ahmet Sancar Sayın'a aittir. (DSP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Sayın.
Süreyi eşit mi paylaşıyorsunuz efendim?
AHMET SANCAR SAYIN (Antalya) – Evet, 10'ar dakika.
BA
ŞKAN – Buyurun efendim.DSP GRUBU ADINA AHMET SANCAR SAYIN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığının 1999 yılı bütçesi üzerinde Demokratik Sol Parti Grubunun görüşlerini aktarmak amacıyla söz almış bulunuyorum. Şahsım ve Grubum adına, Yüce Meclisi ve tüm yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Yeryüzünde insanlığın oluşumuyla birlikte, ekonomik gelişmelere paralel olarak, yerleşim alanlarının fizikî yapısının da değiştiğini görmekteyiz. 20 nci Yüzyılın bir kentleşme çağı olması, bu yüzyıl içerisinde sanayileşmede yaşanan hızlı gelişmelerin bir uzantısıdır. Ülkemizde de cumhuriyetle birlikte başlayan sanayileşme çabaları, başlangıçta yüzde 90'lara varan kırsal nüfusun, bugün yüzde 42'lere kadar gerilemesine;
buna karşın, kentlerimizin hızla büyümesine yol açmıştır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, bu hızlı değişimin yarattığı talepleri büyük fedakârlıklarla karşılamaya çalışmakta ve yatırımlarıyla ülke kalkınmasında önemli yer tutmaktadır.Bakanlığın 1999 yılı bütçesinin, Karayolları Genel Müdürlüğü, İller Bankası bütçeleri ve bütçe dışı kaynakların da eklenmesiyle 959 trilyon lira dolayında gerçekleşmesi beklenmektedir.
Değerli milletvekilleri, şüphesiz, ülke kalkınmasına yönelik yatırımların arzulanan hedefler ölçüsünde gerçekleşmesi, bütçenin büyüklüğüyle doğru orantılıdır; ancak, bütçenin verimli ve doğurgan yatırımlara yönlendirilmesi de bir o kadar önemlidir. Ülkemizin bugün geldiği noktada, hızlı kentleşmenin bölgelerarası gerek fizikî gerek ekonomik gel
işmişliğin farklılaşmasına yol açtığını, yatırımların ülke genelinde dengesiz ve adaletsiz bir biçimde dağıldığını görmekteyiz.Ülkemizde yıllık nüfus artışı yüzde 2 olmasına rağmen, kentleşme hızı yüzde 6 dolayındadır; yani, yüzde 4 dolayında göçe bağlı kentleşme söz konusudur. Ayrıca, büyük aileden çekirdek aileye dönüşüm, konut gereksinimini daha da artırmaktadır. 2000'li yılların başında, nüfusumuzun yüzde 75'i kadarının kentlerde yaşayacağı tahmin edilmektedir. Bu ise, 5 milyon konut ve daha fazla alt
yapı üretimi anlamına gelmektedir.Özellikle büyük kentlerimizin çevresinde, geçmişte kazma kürekle yapılan gecekondular, artık ileri teknoloji kullanılarak, arazi mafyasınca gasp edilmiş hazine ve belediye arazileri üzerinde yapılan çokkatlı kaçak yapılara dönüşmüştür. Kaçak yapılaşmaya ve gecekondulaşmaya siyasî çıkarlar açısından yaklaşılarak, son kırk yılda 11 kez gecekondu affı çıkarılması, gecekondulaşmayı ve kaçak yapılaşmayı teşvik etmiş ve bir araziyi gasp ederek yerleşmenin meşru olduğu gibi tehl
ikeli bir geleneğin kökleşmesine yol açmıştır. Bugün, Türkiye'de anakentlerdeki nüfusun beşte 3'ü gecekondularda yaşamakta ve bu oran gün geçtikçe artmaktadır.Ükemizdeki göç hareketleri, genellikle sanayileşme hızının çok üzerinde seyretmektedir. Bu durum, köylerdeki gizli işsizliğin kentlere taşınması olarak nitelenebilecek sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan birçok araştırma, ülkemizin büyük kentlerindeki nüfus yığılmasının sahte ve sağlıksız bir kentleşme olduğunu ortaya koymuştur. H
er geçen gün artan gecekondu sorununa, 775 sayılı Gecekondu Yasasıyla çözüm getirilmeye çalışılmaktadır. Bir yandan imar-iskân uygulamalarıyla mevcut gecekondulaşmış alanlar kent bütünlüğüne kazandırılmaya çalışılırken, göç sonucu oluşan yeni taleplerin arsa üretiminin yetersiz kalması sonucu karşılanamaması bu sorunun kronik hale gelmesini sağlamaktadır. Özellikle büyük kentlerin göç sonucu gerçekleşen büyümesi, yılda 100 000 -150 000 artan nüfusun iskân edilmesi ve kentsel altyapının üretilmesi anlamına gelmektedir.Göç sonucu oluşan sağlıksız kentleşmenin çözümünün, göçün nedenlerini ortadan kaldırmak, bölgelerarası dengesizliği gidermek olduğu açıktır. Bu nedenle, mevcut İmar Kanununun sadece kentlerin fizikî planlamasını ele alan yaklaşımlarından uzaklaşarak, bölgesel planlamaya ağırlık veren yeni bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bu yaklaşım içerisinde, bölgelerin fizikî planlamasının yanında, ekonomik kalkınma planlarının da yer alması; yani, fizikî gelişme ile ekonomik gelişmenin birlikte ele alınması ger
eklidir.Demokratik Sol Parti olarak uzun yıllardan beri savunduğumuz köy-kent programının, özellikle yoğun göç baskısı altında bulunan kentlerimizin bugünü değerlendirildiğinde ne kadar doğru bir çözüm önerisi olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Köy-kent projeleri, az gelişmiş bölgelerimizde, bir yandan yaşam kalitesini yükseltirken, diğer yandan da, bu bölgelerimizin ekonomik gelişmelerini sağlayarak bölgelerarası dengesizliği giderecek ve göç sonucu bunalan kentlerimizi bu baskıdan kurtarabilecektir.
Seçim
bölgem olan Antalya İli, ülkemizin turizm başkenti ve bir dünya kenti olarak kabul edilmektedir. Ancak, biraz önce değindiğim göçe dayalı sağlıksız gelişim, Antalya'nın geleceğini olumsuz yönde etkilemektedir. Turizm, 1 kilometrelik bir sahil şeridine hapsolmuş, iç bölgelere yayılamamıştır. Tarımın turizm lehine ihmal edilmesi kent ekonomisini olumsuz yönde etkilemiş, ülkemizin iç bölgelerine olan demiryolu taşımacılığının geliştirilememesi, Antalya Limanının kapasitesinin altında kullanılmasına ve organize sanayi bölgesinin yeterince gelişememesine neden olmuştur.Değerli milletvekilleri, ülkemizin topraklarının yüzde 92'si deprem kuşağında yer almakta ve nüfusumuzun yüzde 95'i bu bölgelerde yaşamaktadır. Her deprem felaketinden sonra yaşanan acılar kısa bir süre sonra unutulmakta, etkin ve kalıcı önlemler alınamamaktadır. Son yedi yıl içerisinde yaşanan afetler değerlendirildiğinde, 1992 Erzincan, 1995 Dinar, 1998 Adana depremlerinde yaklaşık 800 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, binlerce insanımız yaralanmış, 35 000’in üzerinde yapı hasar görmüştür. Ayrıca, Ege ve Batı Karadeniz Bölgelerindeki sel felaketleriyle birlikte bütün bu felaketlerin ülke ekonomisine faturası çok ağır olmuştur. Sadece bu yıl için 62 trilyon 500 milyar Türk Lirası ödeneğe ihtiyaç var
dır. Kaynak sıkıntısı nedeniyle, otoyollar, enerji üretim projeleri gibi makro projelerin tamamlanamadığı dikkate alınırsa, ekonomik kayıpların ölçüsü daha iyi anlaşılabilir.Türkiye'de doğal afet zararlarının azaltılmasına yönelik politikalar yerine, afet sonrası yara sarma politikalarına öncelik ve önem verilmiştir. 1997 yılında (10/58) esas numaralı araştırma komisyonunun tespitleri, doğal afetler karşısındaki durumumuzu ortaya koymaktadır. Hızlı nüfus artışı ve göçler, denetimsiz kentleşme ve sanayileş
me, yoğun kaçak yapılaşma, her kademede bilgi ve eğitim eksikliği, yapı sigortası, yetkin mühendislik, denetim kuruluşları gibi yöntemlerle yerleşme ve yapı denetimlerinin gerçekleştirilememesi, doğal afetlerin risk boyutunu artırmaktadır.1985 yılında yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu da, yapıların denetlenmesine ilişkin zayıf hükümler içermekte ve etkin bir denetim sağlama konusunda yetersiz kalmaktadır. Konuyla ilgili olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığının hazırlatmış olduğu yeni imar kanunu tas
lağı ile yapı denetim ve sigorta kanunu taslaklarının ...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – 1 dakika eksüre veriyorum efendim.
Buyurun.
AHMET SANCAR SAYIN (Devamla) – ... meslek odaları ve diğer ilgili kuruluşların da önerileri doğrultusunda irdelenerek kanunlaşması ve bu önemli boşlukların doldurulması gerektiğine inanıyoruz.
Değerli milletvekilleri, ülke kalkınmasına yönelik büyük yatırımları gerçekleştiren Bakanlığımıza bağlı çalışan teknik personelin ekonomik durumu oldukça düşündürücüdür. Ayda 130-300 milyon lira gibi bir ücret karşılığında büyük sorumluluklar üstlenen personelimizin ekonomik durumunun iyileştirilmesi, verimliliği artıracak, uzun yıllarda yetişen değerli kadroların kurumdan kopmalarının önüne geçilebilecektir.
Sa
yın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındınlık ve İskân Bakanlığının 1999 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diler; sevgi ve saygılarımı sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)BAŞKAN – Sayın Ahmet Sancar Sayın'a teşekkür ediyorum.
İkinci söz, Konya Milletvekili Sayın Emrehan Halıcı'nın.
Buyurun Sayın Halıcı. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 7 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Sol Parti Grubu adına, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1999 yılı bütçesiyle ilgili görüşlerimizi aktarmak üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Partim ve şahsım adına, hepinize saygılarımı sunuyorum.
Kalkınmış ve gelişmiş bir ülke olmanın temel göstergelerinden biri de, o ülkede üretilen ve tüketilen enerji miktarıdır. Ekonomik gelişmemizi güvence altına alabilmemiz, sürekli ve güvenli enerji sağlayabilmemize bağlıdır. 1998 yılında enerji tüketimimiz 74 milyon ton petrol eşdeğeri, enerji üretimimiz ise 29 milyon ton
olarak gerçekleşmiştir. Üretim ve tüketim arasındaki bu açığın yanı sıra, fert başına enerji tüketimimiz, 1998 yılında 1 168 kilogram olmuştur. 1 680 kilogram olan dünya ortalamasının altındaki bu rakam, maalesef, OECD ortalamalarının dörtte 1'ine karşılık gelmektedir.Değerli milletvekilleri, enerji ve doğal kaynaklarla ilgili ulusal politikamızı belirleyecek temel politikalara kısaca değinmek istiyorum. Ülkemizde, toplam ve fert başına enerji tüketimi, kalkınmaya paralel olarak artırılmalıdır. Enerji tüketimindeki bu artış sağlanırken, kayıplar ve israf azaltılmalı, ayrıca, daha az enerjiyle daha fazla hâsıla sağlamaya dönük teknolojiler kullanılmalıdır. Enerjinin etkin kullanımı olarak açıklanabilecek bu hedef, refah düzeyinden ödün vermeden, daha az ma
liyetle, daha fazla hâsıla sağlamaya dönük, kalite ve performansın düşürülmediği, bir mal veya bir hizmet üretmek için gerekli olan enerji miktarının azaltılmasına dayanmaktadır.Enerji üretimindeki ve enerji tüketimindeki artışlarla birlikte, çevre kirliliği, çok daha ciddî bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Aramadan üretime kadar, enerji sektörünün faaliyetlerinin tüm aşamalarında çevre faktörü göz önüne alınmalı ve “çevre, enerji, ekonomi” üçlüsünün optimizasyonunu sağlayacak çevre dostu teknolojil
er geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.Güneş, rüzgâr, jeotermal enerjiler gibi, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı artırılmalı ve ülkemizin bu alandaki teknoloji yeteneği yükseltilmelidir.
Enerji ve doğal kaynaklarla ilgili sektörümüzün özelleştirilmesi için, dünya koşulları ve ulusal çıkarlarımız dikkate alınarak, düzenleyici, kolaylaştırıcı ve serbest rekabet ortamını sağlayacak bir yapı oluşturulmalıdır.
Yatırım projelerine özel sektörün ilgi duyması hedeflenmeli ve devlet, özel sektörün yeterli olamayacağı alanlara yatırım yapmalıdır.
Değerli milletvekilleri, bahsetmeye çalıştığım bu temel politikalar dışında, aşağıdaki konuları da, yine kısaca dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Genel enerji üretim ve tüketiminde elektrik enerjisinin ora
nı, iletim ve kullanım kolaylığı ve ayrıca, temiz enerji olması nedeniyle giderek artmaktadır. Yıllık elektrik enerjisi talebimizin yaklaşık yüzde 10 artıyor olması, her yıl 5 milyar dolarlık bir yatırım yapılmasını gerektirmektedir.Hükümetimizin, finansm
an ihtiyacıyla KİT'lerin yeniden yapılandırılması ve sektörün özelleştirilmesiyle ilgili olarak düzenlemeleri gündeme getirmesi, son derece sevindiricidir.Yerli elektrik üretimi olanaklarımızın talebi karşılayamaması nedeniyle, kömür ve su kaynaklarımızın değerlendirilmesi, yeni kaynaklar geliştirilmesi, özellikle nükleer santralların yapımını zorunlu hale getirmektedir. Kamuoyunu nükleer enerji ve nükleer santral konusunda bilinçlendirme çalışmaları artarak devam etmelidir.
Enerji ihtiyacımız, büyük oranda, ithal petrol ve doğalgazla karşılanmaktadır. Dışa bağımlılığımızın azaltılması amacıyla, yerli kaynakların kullanımını sağlayacak ve artıracak projeler üretilmelidir. Petrol ve gaz sektörünü daha sağlıklı bir yapıya kavuşturacak olan petrol kanu
nu bir an önce çıkarılmalıdır.Dünya hampetrol ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 76'sının yer aldığı Ortadoğu, Kafkas, Hazar ve Rusya Federasyonu bölgelerinin merkezinde olan ülkemiz, bu coğrafi avantajı çok iyi kullanabilmeli, hem kendi ihtiyacını karşılayabilmeli hem de Avrupa'nın ve Batı'nın bir enerji köprüsü haline gelebilmelidir.
Sulamayla ilgili projelere önem verilmelidir. Güneydoğu Anadolu Projesinin 2010 yılında bitirilmesi hedefi için gerekli adımlar atılmalı, Konya Ovası Projesi kapsamında Göksu Çayından Konya Ovasına su taşıyacak olan Mavi Tünel Projesi bir an önce yaşama geçirilmelidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ekonomimizi büyütmek, yaşam standartlarımızı geliştirmek ve ülkemizin rekabet gücünü artırabilmek için gerekli olan enerjiyi temin etmek üzere, ulusal enerji politikamızı bir an önce belirlemek zorundayız ve bu politikada da, daha az finansmanla, en az çevresel ve en az sosyal maliyeti göz önünde bulundurmalıyız.
Bu düşüncelerle, 1999 bütçemizin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, Partim ve şahsım adına, hepinize, en içten sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Halıcı.
Demokratik Sol Parti Grubu adına, son söz, İstanbul Milletvekili Sayın Ziya Aktaş'ın. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Aktaş, konuşma süreniz 7 dakikadır.
Buyurun.
DSP GRUBU ADINA A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 1999 yılı bütçesi üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubu adına, bazı ekgörüş ve düşüncelerimizi sizinle paylaşmak istiyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Meclise saygılar sunarım.
Ülkemizde, kalkınmaya paralel olarak, enerji ve madenlere olan talep hızla artmaktadır. Bu talepler, kamu ve özel sektörümüz yanında, gerektiğinde yabancı sermayenin de katılımıyla karşılanmalıdır. Bunun, ekonomik, zamanında, yakıt güvencesi bakımından ülke ve kaynak çeşitlendirmesi de göz önünde tutularak, dürüst, şeffaf ve rekabete açık bir şekilde yapılması önemlidir. Bunu yaparken, ulusal ilkelerim
ize ve ulusal çıkarlarımıza ters düşmeyecek çözümler üretilmesi ve çalışanlarımızın haklarının gözetilmesi gerekir; çünkü, ülkemiz çıkarının ve halkımız yararının her şeyin önünde ve üstünde tutulması, bizim için, Demokratik Sol Parti için, çok büyük bir önem ve öncelik taşımaktadır.Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, Uluslararası Enerji Ajansı ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı -kısaca, bildiğiniz gibi OECD- adlı iki uluslararası kuruluş var. Türkiye, her ikisine de üye. Bu iki kuruluş, 1998 yılında, yani geçen yıl "dünyadaki enerji görüntüsü" diye çevirebileceğimiz bir kitap yayımladılar, bir rapor verdiler. Bu raporda yer alan bilgilerin bence en önemli yanı, 1970-1995 yılları , yani yirmibeş yıllık dönemdeki verileri alarak, bir sonraki yi
rmibeş yıl, yani 1995 ve 2020 yılları arasındaki yıllar için enerji alanında kestirimler yapabilmek. Buna göre, 2020 yılına kadar dünyadaki enerji üretiminde en çok kullanılan ve kullanılacak yakıtların ilk üç sırası şöyle verilmiş: Kömür, gaz ve nükleer yakıt.Türkiye'nin, gelecek yirmi yıl için, diğer boru hatları yanında, özellikle iki boru hattı; biri, Hazar geçişli Türkmenistan-Türkiye doğalgaz boru hattı, diğeri de Bakû-Ceyhan hampetrol boru hattı, hem Türkiye hem de tüm dünya için büyük bir önem taşımaktadır.
Türkiye, nasıl, GAP adlı bir rüya projeyi gerçekleştirme yolunda önemli adımlar atarak, sadece enerji değil, sulama ve taşkın önleme işlevleriyle halkımıza iş ve aş yaratabilecek önemli bir görev üstlenmişse, kanımca, önümüzdeki yeni bir rüya proje de, bu iki boru hattının oluşturduğu projedir. Bu yeni projeyle, tarihî ipek yolu, adını değiştirerek “enerji yolu“ olarak yeniden canlanacak, böylece, Ortaasya ve Kafkaslardaki tarih ve kültür birliğimiz olan kardeş ülkelerin, Avrupa'ya ve tüm dünyaya
Anadolu'dan açılmaları mümkün olacaktır. Bu ise, o ülkelerdeki kardeşlerimiz kadar bizim insanımıza da iş ve aş yaratacaktır. Bu projelerde son aylarda hızlanan gelişmelerin aynı hızla devamı için, sadece hükümetimizin değil, bütün partilerimizin de ellerinden gelen çabayı göstereceklerine ve katkıda bulunacaklarına inanıyoruz.Değerli milletvekilleri, az önce de söylediğim gibi, gelecek yirmi yılın kömür ve gazdan sonra en çok kullanılan üçüncü enerji kaynağı nükleer yakıt olacaktır. Türkiye, 1970'li ve 1980'li yıllarda iki kez açıp iptal ettiği ihalelerden sonra, üçüncü ihalesini 1997 yılında açmıştır. Bu ihalenin 1999 yılı; yani, bu yıl sonuna kadar tamamlanması, ülkemizin yararına olacaktır. Konunun önemi sadece enerji üretimi değildir; 2000'li yılllarl
a beraber, insanlığın geleceği bilgi çağında, teknoloji de büyük önem kazanmakta, şimdiden bilgi ve teknoloji çoğu kez beraberce kullanılmaktadır. Bilgi teknolojisi, gen teknolojisi, biyoteknoloji gibi teknolojiler yanında, nükleer teknoloji de ülkemizin geleceği için çok önemli ve yararlıdır. Bu alanda da insanımızın bilgi ve beceri kazanabilmesine, Akkuyu'da kurulacak nükleer santral çok önemli katkılarda bulunacaktır. Bu amaçla, TEAŞ, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve TÜBİTAK arasında işbirliği sağlayıp geliştirecek bir ortak araştırma, geliştirme biriminin kurulması, çok yararlı olacaktır.Değerli arkadaşlarım, ülkemizin doğal kaynaklarını yeterince değerlendirmeden kalkınmamızı tam olarak sağlayamayız. Ülkemizin dünya madenciliği içerisinde önemli sayılabilecek bir yeri olmasına karşın, örneğin sadece geçen yıl, 1998 yılında, bu alanda, yani madencilik alanında, ithalatta ödediğimiz dövizin miktarı, ihracattan elde ettiğimiz dövizden daha fazladır. Türkiye olarak bunu kabul edemeyiz, bunu sürdüremeyiz. Kür
eselleşme sürecinde madenciliğimiz ve ülkemiz çıkarlarının gözetilmesi, en temel görevler arasında olmalıdır. Madencilik sektörünün gelişmesi ve güçlenmesi için, hükümetin, gerekli çalışmaları en kısa zamanda başlatacağına inanıyoruz; zira, kaybedilen sadece döviz değil, madencilik sektörümüzdür, maden işçilerimizin işidir ve aşıdır. Bu nedenle, konu, son derece ivedi önlemler alınmasını gerekli kılmaktadır.Kısaca değinmek istediğim son konu da atamalardır. Atamalarda liyakatin aranması çok önemli bir genel ilkedir. Ancak, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki atamalarda, liyakat yanında, kurum bilgisi, konu bilgisi ve uzmanlığı aranması ve atamaların her türlü politik ve kişisel çıkar hesaplarından uzakta yapılması, pek çok bakanlıktan daha büy
ük önem taşımaktadır. Bu bakanlık bünyesindeki tüm atamalarda ve terfilerde bu ilkeye titizlikle uyulmasını istiyor ve bekliyoruz.Bu görüş ve düşüncelerle, 1999 yılı bütçesinin ülkemize ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığımıza hayırlı olmasını diler, hepinize sevgi ve saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aktaş.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, ilk söz, Çanakkale Milletvekili Sayın Nevfel Şahin'e aittir.
Buyurun Sayın Şahin. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreyi eşit mi paylaşacaksınız
efendim?NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Evet efendim.
BAŞKAN – Süreniz 10 dakika.
DYP GRUBU ADINA NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına ve şahsım adına düşüncelerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Bu vesileyle, hepinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Türkiyemizin en eski bakanlıklarından biridir. Gerçekten de, Büyük Atatürk'ün gösterdiği gibi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmamız konusunda, Bayındırlık Bakanlığı, Türkiyemizin altyapı ve üstyapı yatırımlarını yapmış ve büyük hizmetleri geçmiş bir bakanlıktır. Ben, burada, huzurunuzda, başta Bakan olmak üzere, bütün Bayındırlık Ba
kanlığı mensuplarına, ülkemizi imar ve inşa ettikleri için sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum.Bayındırlık Bakanlığı yatırımcı bir bakanlıktır, Türkiye'nin yatırımlarını yapmaktadır. O bakımdan, Türkiye bütçesine de özetle bakmak istiyorum. 1999 bütçesi, 55 inci hükümet tarafından 1998'in kasım ayında hazırlanmış, bilahara, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüş ve Meclise inmeden, geçici bütçeyle Türkiye'yi idare etmişiz. Kasım ayında hazırlanan bütçede hiçbir değişiklik yapmadan, sadece, cari harcamalara
ve faiz ödemelerine 3 katrilyon ilave edilerek, bugün, huzurumuza gelmiştir.27,3 katrilyon olan bütçenin yüzde 60'a yakını faiz ve transfer ödemelerine, yüzde 25'i ücretlilere, yüzde 9'u sosyal güvenlik kuruluşlarına, yüzde 5'i, yani sadece 1,4 katrilyonu yatırımlara ayrılmıştır.
Plan ve Bütçe Komisyonunda, yatırımcı bakanlıklar için, başta Bayındırlık Bakanlığı olmak üzere, ilave ödenekler istenilmiş; ama, yatırımlara sadece 1 trilyon lira ilave edilmiş ve böylelikle, geçen yıl, yani 1998 yılında yatırımlara 1 katrilyon lira ayrılmıştı, 400 trilyon lira da özelleştirmeden verilecekti; ama, özelleştirmeden 1 lira gelmedi; bu yıl da, aşağı yukarı aynı ödenekle, yani 1,4 katrilyon lirayla bütçe huzurumuzda...
Sayın milletvekilleri, 55 inci ve 56 ncı hükümetler hangi iddialarla iktidara geldiler; Türkiye'nin bozulan makro ekonomik dengelerini düzeltecekler, Türkiye'nin yatırımlarını artıracaklar, özel sektörün önünü açacaklar, Türkiye'de enflasyonu düşürecekler, içborcu azalt
acaklar, refahı yükseltecekler diye iktidara geldiler; ama, baktığımızda, tamamen tersi oldu. Bugün, 1999 bütçesine baktığımızda, gerçekten de, milletimizde heyecan yok, Meclisimizde heyecan yok, hükümetimizde heyecan yok. 18 Nisan seçimleri yapıldı, Türkiye'de yeni bir hükümet kuruldu; Türkiye'nin heyecanı yok. Niçin yok; işte, bu bütçe, Türkiye'ye heyecan vermemektedir. (DYP sıralarından alkışlar)Türkiye'nin içborçları 4 katrilyon liradan 16 katrilyon liraya çıktı. Türkiye, her ay 1 katrilyon lira faiz ödemek mecburiyetinde. Eğer, tatil ve bayram günlerini çıkarırsak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her gün 50 trilyon lira faiz ödemek mecburiyetinde ve bugün geldiğimiz durum açık seçik ortada; bu bütçede çiftçilere bir şey yok, bu bütçede esnafa bir şey yok
, bu bütçede memura bir şey yok, bu bütçede sanayiciye, üretim yapan insanlara bir şey yok. Kime bir şey var; Türkiye'de, sadece ranttan gelir elde eden 500 000 kişiye bir umut var; her gün 50 trilyon lira faiz... (DYP sıralarından alkışlar)1991 yılında konsolide bütçeden yatırımlara ayrılan para yüzde 14,37; 1992 yılında yüzde 14,50; 1994 krizinde yüzde 8,5; 1997'de yüzde 8; 1998'de yüzde 6,4; 1999'da, üzülerek söylüyorum ki, yüzde 5.
Yine, huzurunuzda, bazı kurumların yatırım ödeneklerine bakmak istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinin yatırım ödeneği 6,4 trilyon lira; Cumhurbaşkanlığının yatırım ödeneği 18 trilyon lira; İçişleri Bakanlığının yatırım ödeneği 8,5 trilyon lira; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yatırım bütçesi 2,5 trilyon lira. Bu 2,5
trilyon lirayla gençlere ne yapacağız, hangi ilçelere kapalı spor salonları, spor alanları yapacağız? Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yatırım ödeneği 17 trilyon lira. Küçük sanayi siteleri, organize sanayi siteleri... Çanakkale'de devam eden iki organize sanayi ve küçük sanayi sitesine bu para yetmiyor... Yine, Kültür Bakanlığının yatırım bütçesi 11,2 trilyon lira. Hangi kültür sitelerini yapacağız? Hükümetin, kültüre, gençliğe, öğrencilere verdiği değer ortada! Çanakkale 18 Mart Üniversitesinin yatırım ödeneği 1,5 trilyon lira. YÖK ve 80 üniversitenin yatırım ödeneği 145 trilyon lira. Her üniversiteye, ortalama, 1,5 trilyon lira, yatırım için para ayrılmış. Yeni kurulan üniversitelerimiz var, gençlerimiz eğitim bekliyor; ama, inşaatlar, yatırımlar tamamen durmuş; millet umutsuz. Peki, özel sektör yatırım yapıyor mu; özel sektör de yatırım yapmıyor. Niçin; çünkü, yüzde 60 reel faiz olan bir ülkede kim üretim yapar? Kaynakları, özel sektörden de devlet aldığı için, özel sektör de yatırım yapamamaktadır.Buradan
şunu açık açık söylemek istiyorum. Bu hükümetin bütçesinde, programında bir ufuk yok, insanlara bir ufuk vermemekte, ülke için bir ufuk yok. Nerede İstanbul Boğaz geçişi, nerede Çanakkale Boğaz köprüsü, nerede eğitim siteleri, nerede bölge ihtisas hastaneleri, nerede sağlık merkezleri ve nerede -Milliyetçi Hareket Partisinden bir arkadaşımız söyledi- Ortaasya otoyolu? Bunların hiçbirisi yok, olması da mümkün değil.Şimdi, ben, buradan, Milliyetçi Hareket Partili sayın milletvekillerine seslenmek istiyorum. Siz, 57 nci hükümette yeni ortaksınız. Bütçeler, hükümetlerin, ekonomik, sosyal, kültürel ve toplumsal politikalarını ve icraatlarını gösterir. Mademki 55 inci hükümetin, 56 ncı hükümetin hazırladığı projeyi kabul edecektiniz, o zaman bu Meclise niye gel
diniz?! Sizin bütçe konusunda bir öneriniz yok mu? Üzülerek söylüyorum ki, 55 inci, 56 ncı hükümetlerin hazırladığı bütçeyi burada kabul ettiniz ve Bayındırlık ve İskân Bakanınızın, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Karayolları Genel Müdürlüğüne 243 trilyon lira ilave ödenek istemesine rağmen 1 lira alamadınız. Bir şey daha söyleyeyim: Karayolları Genel Müdürlüğüne ayrılan ödenek 153 trilyon lira. 62 000 kilometre karayolumuz var; 1 700 kilometre otoyol, 30 000 kilometre devlet ve il yolu var.(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Şahin, 1 dakika daha süre veriyorum.
Buyurun efendim.
NEVFEL ŞAHİN (Devamla) – Şimdi, verilen ödenek 153 trilyon lira; ilk altı ayda harcanan ödenek 150 trilyon lira; bundan sonra kalan ödenek 3 trilyon lira; yani, Sergen'i transfer etmek için harcanacak para kadar bir meblağ. Bununla, Türkiye'nin 62 000 kilometre karayolunu, hem yeni yol yapacaksınız hem de bozulan, yama üstüne yama yapılan yolları yapacaksınız.
Bakın, gerçekten de, devlet ve il yollarında büyük sıkıntı var. İki yıldır Karayollarının bütçesine para konulmuyor ve bugün yama üstüne yama yapılan yolların yarın altyapıları bozulacak, su alacak; o zaman, şimdi gerekli olan 247 trilyon lira ödenek yerine, 1,5 katrilyona yakın ödenek ihtiyacını almak d
urumunda kalacaksınız.MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sen falcı mısın yahu!..
NEVFEL ŞAHİN (Devamla) – Karayollarına...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Arkadaşınızın süresini kullanacaksanız, mutabakatınız varsa, devam edin efe
ndim.TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz efendim...
Şimdi, burada bir hakkın suiistimali oynanmaktadır. Bakınız, bir grup üç konuşmacı ortaya koyuyor; 7'şer dakika verdiniz, 21 dakika; 1 dakika oradan gitti; 1'er dakika ilave ettiniz, 24 dakika... Bir grup 24 dakikayı kullanırken, iki konuşmacısı veya tek konuşmacısı olan gruba 1'er dakika vermek, biraz haksızlık oluyor efendim. Müsaade ederseniz, 2'şer dakikaya çıkarırsanız, daha iyi olur.
VEYSEL CANDAN (Konya) – 2'şer dakikaya çıkardığınız zaman, adalet olur.
BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) – Sizin arkadaşlarınız nerede? Siz de üç kişi konuşun.
BAŞKAN – 1 dakika süre veriyorum efendim.
VEYSEL CANDAN (Konya) – 2'şer dakika verin Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hak suiistimal edilmemiştir efendim; hesap tamamdır.
NEVFEL ŞAHİN (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gerçekten de, Karayollarına ayrılan ödenekler fevkalade azdır. Kuruluşunda yüzde 15; 1993, 1994 yıllarında yüzde 5; bugün ayrılan ödenek ise yüzde 1,2. Eğer, bu, gerçekten de Karayollarının derdine çare bulacaksa, o zaman, bizim burada konuşmalarımız boşuna olur. Burada, 1999 yılı bütçesi görüşülüyor. Karayolları ödeneklerini huzurlarınıza getirmek istiyorum: 3 trilyon lira ödenek kalmış ve Bütçe Komisyonunda da bu ödenek
artırılmamış. Gerçekten de karayollarımızın durumu perişandır, otoyollarımızın durumu perişandır.Ben, 1999 yılı bütçesinin, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına, Karayolları Genel Müdürlüğüne hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor; hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şahin.
Doğru Yol Partisi Grubu adına son konuşma, Konya Milletvekili Sayın Mehmet Ali Yavuz'un.
Buyurun Sayın Yavuz. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz 9 dakikadır.
DYP GRUBU ADINA MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji ve tabiî kaynaklarla ilgili hedef ve politikaların, ülkenin güvenliği ve refahı, ulusal ekonominin gelişmesi ve güçlenmesi doğrultusunda tespitine yardımcı olan ve enerji ve tabiî kaynakların bu hedef ve politikalara uygun olarak araştırılmasını, geliştirilmesini, üretilmesini ve tüketilmesini sağlayan, Enerji Bakanlığıdır. Bu amaçla kurulan Bakanlık, DSİ, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, EİEİ gibi bağlı kuruluşları, TEAŞ, TEDAŞ, Türkiye Taşkö
mürü İşletmesi, TKİ, Demir Çelik İşletmeleri, TPAO, BOTAŞ gibi de önemli ilgili kuruluşları da bünyesinde barındırmaktadır.Sayın Başkan, değerli üyeler; hızla gelişen dünyamızda, ülkemizi bu hıza eriştirmek için, kalkınma planının öngördüğü enerji ve tabiî kaynaklarımızın araştırılması, geliştirilmesi, üretilmesi, Enerji Bakanlığının ana görevidir. Hızla artan enerji ve tabiî kaynak talebinin, ekonomik olarak, zamanında, yeterli, güvenilir ve çevre şartları dikkate alınarak karşılanması gerekmektedir.
Hükü
metlerin stratejisi, ülkemizin elektrik enerjisi talebinin orta ve uzun vadede, güvenilir bir şekilde karşılanabilmesi için, yapımı devam eden projelerin zamanında tamamlanması, planlanan projelerin de, geciktirilmeden ele alınması gerekmektedir.Sayın Başkan, Genel Kurulun değerli üyeleri; DSİ Genel Müdürlüğü, ülkemizin önemli projelerini gerçekleştirmiş bir kuruluştur. 1929 yılında Sular İdaresi, 1939 yılında Su Reisliği, 1953 yılında da 6200 sayılı Kanunla kurulmuştur. Üç büyük iş alanıyla uğraşmaktadır: Büyük su işleri, küçük su işleri ve büyük illerin içme suyu projeleridir.
Büyük su işleri içerisinde, bugüne kadar 193 baraj ve sulama şebekeleri bitirilmiştir; halen de 105 barajın inşaı devam etmektedir. 47 barajın projesi hazır, ihaleleri beklemekte; yine, 47 barajın da projeleri hazırlanmaktadır.
1999 yılı yatırım programına baktığımızda, yatırıma verilen 460 trilyon TL'dir. 142 trilyonu fondan ayrılmıştır; DSİ bütçesinden 324 trilyon ödenek ayrılmıştır. Talep edilen de 2,2 katrilyon TL'dir. Bu par
ayla bu barajlar bitecek mi?!Hükümeti oluşturan 3 parti de vatandaşa birçok hizmet sözü verdi. Hangi parayla bunları gerçekleştireceksiniz?! Ayrıca, 55 inci hükümet döneminde 20'ye yakın baraj ihale edildi. Bundan mutluluk duymamak mümkün değil; ancak, her birinin, trilyonlarla ifade edilen proje tutarları var. Ayrılan ödenekler ise, her birine, 50 ile 250 milyar TL arasındadır.
Bu bütçeyle DSİ hangi işi bitirecek?! Bütün baraj şantiyelerinde işler durmuş durumdadır. Binlerce işçi çalışıyordu; firmalar, işçilerini çıkarmak ve işleri askıya almak zorunda kaldı. Sizden, duran şantiyelere yeniden hayat vermenizi, ödeneklerin artırılmasını bekliyoruz. Ayrıca, bu ihale edilen barajların büyük bölümü davet usulüyle ihale edildi. İhalelerinizde açıklık, şeffaflık olmalıdır. Firmalar, ihalelerde yarıştırılmalıdır; kayırma olmamalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; baraj yatırımlarının yanında, tarım sektörüne hayat verecek sulama şebekeleri de zamanında bitirilmelidir. Büyük su işleri kapsamında yer alan GAP Projesi, ülkemizin en komplike projesidir; bu proje, enerji, sulama projelerinin yanında, ekonomik, kültürel ve toprak reformu ile bölgesel kalkınma projesidir; dev barajları, Urfa tünelleri ve sulama şebekeleriyle bölgeye hayat vermiştir. Türkiye'ni
n en büyük bir gelişme projesidir.Sayın Başkan, değerli milletvekillleri; büyük su işleri kapsamında, GAP'tan sonra ülkemizin en büyük projelerinden birisi de Konya Ovası sulama projeleridir. Konya Ovasını sulama fikri, Osmanlı devrinde gündeme gelmiş ve Almanlar, 200 kilometrelik kanal ve sulama şebekeleri yaparak, Beyşehir Gölünün sularını Konya Ovasına akıtmışlardır. Yapılan birçok baraj ve gölet, ovanın sulama ihtiyacını karşılayamamış, bunun üzerine, Göksu havzasından Konya Ovasına su akıtılması çalışmalarına başlanılmıştır. Bu nedenle, 17 kilometrelik Göksu Mavi Tüneliyle, Konya Ovasına 450 milyon metreküp suyun akıtılması için, Bağbaşı ve Göksu Mavi Tüneli HES, 1994 yılı programına alınmıştır. Dördüncü kez ihalesi iptal edilen bu büyük projenin bir
an önce ihale edilmesi gerekmektedir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orta Anadolu'nun 11 ilini kapsayan KOP Projesi bağlamında, yeterli su kaynağı araştırma çalışmalarına başlanılmalıdır. Orta Anadolu'nun, Ankara, Konya, Afyon, Eskişehir, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Karaman, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Yozgat, Tokat, Çorum ve Sıvas İllerinin çorak topraklarını sulayacak suya ihtiyaç vardır. Bu su da, Kızılırmak aracılığıyla, yapılacak baraj ve tünellerle, Fırat Nehrinden getirilmelidir. Yapılacak
barajlar ve Hirfanlı'yla, Orta Anadolu'nun 11 iline bu su dağıtılmalıdır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüzey suyu olmayan, imkânı olmayan, yetersiz sulama suyu olan bölgelerde sondaj çalışmalarına devam edilmelidir.
Yeraltı sulamaları, sulama kooperatifleri marifetiyle çok gelişmiştir; kurak topraklar yeşermekte, çiftçinin hayat seviyesi yükselmektedir. Bu nedenle, sulama kooperatifçiliği geliştirilmeli, bunların elektrifikasyonu, pompa alımları zamanında yapılmalı, kuyular atıl durumda bekletil
memelidir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DSİ, enerji barajları yapıyor, TEAŞ'a devrediyor. TRT ve diğer kuruluşlar TEAŞ'tan pay alıyorlar. Özellikle belirtmek istiyorum ki, TEK'in elektrik satışlarından yüzde 5-10 gibi, baraj yapımlarına kaynak aktarılmalıdır; bu, elzemdir. Bunun için, gerekli kanun tasarısı Meclisin gündemine getirilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşlerinin yatırım ödenekleri azdır. Kamulaştırma, gölet, küçük su işleri, baraj ve sulama projelerinin ödenekleri yetersizdir. Nakit ödemeler zamanında yapılmalıdır. DSİ firmalarının, ödenek yetersizliğinden şantiyeleri kapalıdır. Geçici bütçe, en çok, büyük işleri üstlenen firmaları vurmuştur.
Genel Müdürlüğümüz, özellikle, son on senedir yeni teknik personel almamıştır. Büyük projelerin sahibi olan DSİ, kontrolörlük yaptıracak mühendis bulamamaktadır. Kati projelerini firmalara vermektedir; kati projeleri, DSİ'nin kendisinin yapması gerekmektedir. Vakit geçirilmeden, DSİ'nin, ihtiyaç duyulan dallarda mühendis a
lımına gitmesinin elzem olduğuna inanıyorum. Ayrıca, teknik elemanların maaşları da mutlaka iyileştirilmelidir. Sulama birliklerine önem verilmelidir. Geçici işçiler oniki ay çalışır hale getirilmeli ve geçici işçilere kadro tahsis edilmelidir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DSİ'nin öncülüğünde, Manavgat'tan yavru vatan Kıbrıs'a balonla su taşınmasını sevinçle karşılamıştık; ancak, Norveç firmasına, denenmeden, verilen bu ihalenin, yani, balonla su taşımanın başarısızlığa uğradığını, balonun patladığını, taşımanın durduğunu, üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. DSİ, bu başarısızlığı mutlaka gidermelidir; devletin, ihaleden dolayı zararı giderilmelidir; su taşıma işlemine, yeniden başlanılmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde, suya dayalı ve termik enerji santralları yapımı devam etmektedir; ancak, bu yapılan santrallar ihtiyaca kâfi gelmeyecektir. Bir türlü yapım safhasına geçemeyen nükleer enerji santrallarının ülkemizde kurulması kaçınılmazdır. Çevreciler, nükleer santrala karşı çıkı
yorlar; ancak, enerji açığını gidermenin tek çaresi de nükleer santrallardır. Ülkemizde, uluslararası yüksek teknoloji, sağlıklı çevre ve halkın güvenliğini önplanda tutan santrallar, acilen kurulmalıdır. TEAŞ yatırımında bulunan 1 000 megavatlık nükleer enerji santralı kurulması amaçlanmış; Silifke-Akkuyu'daki tesislerin bir an önce ihale edilmesi gereklidir. Özellikle, çevreye büyük önem veren Avrupa ülkelerinden Fransa'da, Paris'e 40-50 kilometre mesafede nükleer santrallar vardır. Ülkemizin geleceği için, mutlaka bu santralların yapımına başlanmalıdır.TEDAŞ’ın uyguladığı, tarımsal amaçlı yerüstü suyu bulunmayan yörelerde, çiftçimizin, yeraltı suyundan istifade ederek kalkınmasını sağlayacak yeşil hat projelerine özel önem verilmelidir.
(Mikrofon otomati
k cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Yavuz, 1 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun efendim.
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Sayın Başkan, herkese 2 dakika eksüre verdiniz, bana 1 dakika veriyorsunuz.
BAŞKAN – Peki, buyurun.
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Bakanlığının, 55 nci hükümet döneminde, RTÜK Kanununa rağmen, özellikle vermiş olduğu enerji ihaleleriyle ilgili birkaç hususa da değinmek istiyorum. RTÜK Kuruluş Kanununda, yüzde 10'dan fazla hissesi bulunan
medya kuruluşlarının devlet ihalelerine giremeyeceklerine dair açık hüküm bulunmasına rağmen, bu ihaleler yapılmış ve tasdik edilmiştir.Sayın Bakan diyecek ki, bu ihaleler 54 üncü hükümet zamanında yapıldı. İhalelerin, ihale ilanı, müracaatların kabulü, incelenmesi ve nihayet ihalenin tasdiki gibi bir süreçten geçtiği herkes tarafından bilinmektedir. İhalelerin ilanının ve müracaatların alınmasının 54 üncü hükümet zamanında olduğu doğrudur. 155 firma müracaat etmiştir; ancak, yapılan müracaatların hukuka
uygunluğu, yeterliliklerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi fevkalade önemlidir. Bu safhada iken, 54 üncü hükümet görevden ayrılmış ve 55 inci hükümet kurulmuştur. 55 inci hükümet zamanında, yanlış değerlendirmeler sonucu, kartel medyasına ve yandaş şirketlere ihaleler verilmiştir; işte yanlış buradadır. (DYP sıralarından alkışlar) Şartnamede olmayan hususlar değerlendirme konusu yapılarak, medya iştiraklerinin ihale kazanmasına imkân sağlanmıştır. A grubu 7 firma tespiti yapılmış; bunlardan 5'i medya grubu, 2'si de medyanın şartname vermediği; yani, dosya vermediği firmalardır; ancak, Danıştay Dava Daireleri Kuruluna götürülmüş bu konu. Bu safhada şirket ortaklarının ortaklık payları düşürülmüş, başkalarına devredilmiş, dava dairelerinde görüşülmeye başlanmadan ortaklık payları göstermelik olarak kanuna uygun hale getirilerek, onanması sağlanmıştır. Burada yargı yanıltılmıştır; çünkü, ortaklar aynıdır, paylar göstermelik dağıtılmış ve ihalelerin alınması imkânı sağlanmıştır. Bu iddialar ciddî iddialardır, üzerine gidilecektir ve gidilmelidir.Özelleştirme programında bulunan santral ve dağıtım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – 2 dakika eksüre vermiştim...
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Teşe
kkür ediyorum.Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yavuz.
Fazilet Partisi Grubu adına, ilk konuşmacı, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan.
Buyurun Sayın Candan. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Candan, süreyi eşit mi kullanacaksınız?
VEYSEL CANDAN (Konya) – Arkadaşımız yetişebilirse kullanacak, yoksa ben kullanacağım.
BAŞKAN – Peki efendim.
Buyurun.
FP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Fazilet Partisi Grubu adına, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum; muhterem heyetinize saygılarımı arz ediyorum.
Ben, gündemde olması hasebiyle önemli bir konunun altını çizmek istiyorum. Millî Güvenlik Kurulunda görüşüleceği iddiasıyla, dinimize, Allah'a ve Peygamberimize ve diğer semavi dinlere hakaret eden paçavra bir rapor yayımlandı ve bundan dört gün sonra, Genelkurmay, Millî Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından "böyle bir rapor görüşülmedi" açıklaması geldi. Bu raporu hazı
rlayanları ve yayımlayanları kınarken, yalanlamayı da gecikmeli bulduğumu ifade etmek istiyorum.Acaba, Millî Güvenlik Kurulunda görüşülen irtica raporları, hep böyle, olmayanı tehdit gibi mi göstermektedir?! Onun için mi irtica yasaları dayatılmaktadır?! Millî Güvenlik Kurulunun asker ve sivil üyelerini bir kere daha uyarıyorum: Gelen raporların birkaç kaynaktan araştırılması gerekmektedir.
Ülkemiz üzerinde bir oyun oynanmaktadır. Devletin, milletiyle bölünmez bütünlüğü ve üniter yapısı ile toplumsal barışı bozacak uygulamalardan kaçınmak gerekmektedir. Bu hususta da, Türkiye Büyük Millet Meclisine büyük görev düşmektedir.
DSP milletvekilinin, dünkü konuşmasında, Kur'an tercümelerini tarif ederken "kara kitap" kelimesini kullanmasını da esefle karşıladığımı ifade etmek istiyorum. İslamda da, böyle bir tarif ve kelimenin olmadığını açıklamak istiyorum. Bu konuda, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığının neden suskun olduğunu, devletin müsaade ettiği kadar dinî konularda konuşması gibi bir hastalığa yakalandığı
nı da ifade etmek istiyorum.Acaba, dinimize, inancımıza hakaret edilen bu raporları hazırlayanlar hakkında, her konuda hassas olan Sayın Savcı Nuh Mete Yüksel'in ne yapacağını da merakla beklemekteyim.
Değerli arkadaşlar, bugün, 1999 bütçesini görüşüyoruz; tarihî seyir içerisinde bütçelere baktığım zaman, 1920'den bugüne kadar 16 defa geçici bütçe uygulaması yapılmıştır. Bu bütçelerden altı aylık sürenin aşıldığı iki dönem vardır; bunlardan bir tanesi Kurtuluş Savaşı, bir diğeri de bu yılki uygulamadır. D
üşünebiliyor musunuz; aradan yetmiş yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra, tekrar 1920'li yıllardaki ekonomik krize doğru gidiyoruz.Şimdi, elimdeki rapora bir bakalım, 1999 yılı bütçesine: Giderler 23,6 katrilyon lira, gelirler 18,1 katrilyon lira, bütçe açığı 5,5 katrilyon lira, faiz ödemesi 8,9 katrilyon lira. Şimdi, altı ay içerisinde; yani, yılbaşında alınan kararlar ile revize edilen bugünkü rakamlara baktığımız zaman, bütçede giderler 27,2 katrilyon lira, aradaki fark, altı ayda 3,6 katrilyon liradır
; gelirlere baktığımız zaman 17,9 katrilyon lira; yani, 200 trilyon lira azalma vardır. Bütçe açığına baktığımız zaman 5,5 katrilyon lira, 9,3 katrilyon liraya çıkmıştır. Faiz ödemeleri de 8,9 katrilyon liradan 10,3 katrilyon liraya çıkmıştır. Şimdi, bu rakamları özetlediğimiz zaman: Giderler artmış, gelirler azalmış, bütçe açığı çoğalmış, faiz ödemesi de artmıştır. 54 üncü hükümet döneminde "denk bütçe" telaffuz edildiği zaman hafife alanlar, alay edenlerin işteki manzara ve tablosu ortadadır. Bu tabloyla, Bayındırlık Bakanlığının da, Enerji Bakanlığının da yatırım yapması tamamen hayaldir.Değerli arkadaşlar, şimdi, bu tabloyu bu hale kim getirdi; ben orayı merak ediyorum. Yine, ilk defa, cumhuriyet tarihinde yolsuzluktan dolayı gensoruyla düşürülen bir hükümet, yine aynen hükümet etmektedir; yanına yeni bir parti almak suretiyle. Bu da cumhuriyet tarihimizin enteresan, trajikomik manzaralarından bir tanesidir.
Değerli arkadaşlar, partilerimiz farklı olmasına rağmen bazen aynı düşünebiliyoruz. Basına intikal eden bir haber var: DSP içerisinde 14 milletvekili arkadaşımız, bu krizin neden meydana geldiğini Sayın Ecevit'e takdim etmişler ve aynen diyorlar ki...
İSMAİL AYDINLI (İstanbul) – Kendi adına konuş, bizim Grubumuzun adına konuşma.
VEYSEL CANDAN (Devamla
) – "DSP'li Temizel'in övdüğü vergi reformunu yerden yere vurdular." (DSP sıralarından gürültüler)Biraz daha kibar ol bakalım, oturduğun yerden konuşma, otur, dinle şimdi.
"Nereden buldun anlayışıyla, vergi denetimi ve malî milat, ekonomiyi kilitlemiştir." Bunu DSP milletvekilleri söylüyorlar, raporda... (DSP sıralarından "yalan, yalan!.." sesi)
Okumadıysan oku, ondan sonra konuş. Çok geç kalmış bir açıklama. Senin oradan bağırmana gerek yok, rakamlar konuşuyor zaten, ne anlatıyorsun sen...
BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım efendim.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, geçen hafta, 16 Haziran 1999 tarihinde... Bakın, size enteresan bir tablo okuyacağım: "Hazine, 1 katrilyon 89 trilyon liralık içborç geri ödemesi için yüksek faize teslim oldu." Yani, Hazinenin 1 katrilyon borcu var, bunu nasıl ödüyor, bakın: "Hazine, dün düzenlediği iki ayrı ihalede toplam 1 katrilyon 81 trilyon lira borçlandı. Faiz, bono ihalesinde yüzde 111, tahvil ihalesinde de yüzde 108 oldu."
Şimdi, bunu kim yapıyorsa, suçlu odur işte.
Değerli arkadaşlar, zaman zaman bakanlarımız da enteresan şecaat arz etmektedirler. Yine, bu hükümetin devlet bakanı bakın ne diyor:" Hükümete göre, memur, enflasyonu yüzde 4 geçti”. İlk altı ayda enflasyon yüzde 26 oldu, biz de yüzde 30 verdik, dolayısıyla memura yüzde 4 daha fazla verdik. Onun için, memurlara fazla bir şey vermemiz mümkün değil diyor.
Onun için, memurlar sokaklara döküldü, boyuna protesto ediyorlar. Ayrıca, memurlar, heyet halinde Cumhurbaşkanına gidiyorlar, oradan bolca nasihat alıyorlar.
Ben hep şunu merak ediyorum; acaba bu bütçe görüşmeleri tamamlandığı zaman Maliye Bakanımız da resepsiyon verip, ağırlama yapacak mı? Yani, böyle 10 katrilyon faizi var, 10 katrilyon açığı var...Bu bütçeyi bitirdik, görüşmeler tamamlandı, çok yorulduk diye, artık, ağırlama giderleriyle birkaç milyar, 10-20 milyar harcayıp bir kutlama yapacak mı?
Değerli arkadaşlar, çok enteresan, maalesef, ben, kişisel kanaatimi de ilave ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi aşağı yukarı hemen hemen by-pass edilmiş durumda. Burada, bütçe müzakereleri filan... Mevzuatı yerine getirmekten başka hiçbir şey yapılmıyor. İki sayfalık raporu eline alan arkadaşımız, eğer, hükümet yanlısı bir milletvekiliyse lehte, muhalefet milletvekiliyse, açıkta yakaladığı bir
iki husus varsa, getirip, onu ortaya koyuyor. Burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bütçe görüşmelerinde, gelen tasarı ve tekliflerin virgülüne bile dokunma şansına ne hükümet sahip ne de milletvekilleri sahip.Şimdi, çok enteresandır; sanki, Türkiye Büyük Millet Meclisi ret-kabul makinesi gibi, by-pass edilmiş. Doğrusunu söylemek istersek, içime sindiremiyorum böyle bir Meclisi; böyle demokrasi, böyle cumhuriyet, böyle halkın iradesi... Doğrusu, merak ediyorum; bu şekilde dayatma birtakım rakamlarla, da
yatma birtakım tasarılarla nereye kadar gideceğiz?!Eskiden, hep içeride dayatma, şimdi IMF dayatıyor. Bakın, IMF, hükümet yetkililerine 4 şart koymuş, çok orijinal şartlar. Gazetede "buyruk" deniliyor da, ben "şart" diyorum. Bir: "Memur maaşlarına yüzde 10'dan fazla zam vermeyeceksiniz." Bu, bir talimattır. İki: "Tarımsal destekleme fiyatlarında IMF'nin belirleyeceği oranı geçmeyeceksiniz." O da aynen uygulanmıştır. Üç:"İçborç faizlerinde yüzde 15'ten aşağıya düşmeyeceksiniz -yıllık- ve bunları ödeyeceksi
niz." Dört: "Tahkim yasasını kabul edeceksiniz." İşte, hükümetin aldığı talimat, yaptığı iş bu.Değerli Bayındırlık Bakanımızın faaliyet raporunu dikkatle okudum; çok enteresan tespitler var. Bakınız, güzel bir tespit yapmış, diyor ki: "Bu bizim Bayındırlık Bakanlığının balans ayarı bozulmuş." Basında çıkanı söylüyorum. Diyor ki: "1999 yılında ihale açmayacağız; yapılan birkaç ihale varsa, onları tamamlayacağız. Onun dışında, Dünya Bankası kredisiyle yapılan birkaç işi de tamamlayacağız. Ayrıca 248,5 trilyo
n lira kaynağa ihtiyacım var." Benim incelememe göre, verilen rakam da 8,5 trilyon; yani, bu rakamla bir şey yapmak da mümkün değil.Şimdi, ben, esas bir konuya gelmek istiyorum: Biz, geçen dönemde, Karadeniz sahil yoluyla İlgili, Sayın Bakanın halef selef olduğu Yaşar Topçu'yla, bu kürsüde, ciddî bir tartışmaya girmiştik ve maalesef, biz orada demiştik ki: Bu ihaleleri orada 5 ayrı firmaya bölmüş ve böldüğü firmalar da dışkredi bulup getireceklerdi; ancak, maalesef, bu krediler getirilemediği gibi, Sayın
yeni Bakanın da, aynen ifadesi bu: "1999'da Karadeniz sahil yolu için 170 milyon dolar krediye ihtiyaç vardır, bu da bulunamamıştır, sebebi de, libor+20 döviz bazında faiz" Bu, Banker Kastelli’nin rakamlarından daha kötü, kaldırım tefecilerinin işi...(Mikr
ofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Sayın Candan, 1 dakika eksüre veriyorum; ikinci hatibin geldiğini de hatırlatırım efendim.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Tamam efendim.
Değerli arkadaşlar, şimdi, Bayındırlık ve İskân Bakanlığımıza beş kurum bağlı; Yapı İşleri, Afet, Teknik, Karayolları ve İller Bankası Genel Müdürlükleri. Bakanlığın raporunda, aynen alıyorum, bu rakam aynen kabul edilirse, devam eden projeler duracaktır demiştim, bir iki proje hariç. Ayrıca, Bakanlığın, şu anda parası olmadığı için, hakedişe bağlanmayan 20 trilyon da paraya ihtiyacı var.
Aslında, benim bu konuşmalarım Sayın Bakanın lehinedir, endişe etmesin. Yani, yarın birisi çıkıp da, niye bir iş yapmadın derse, işte rapor meydanda. Yani, bu parayla bu iş yapılmaz, niye; paranın gittiği yer de meydanda, kızmaya da lüzum yok. Madem, memleketini seven insanlar varsa, teklif ediyorum, bir yıl, aldıkları 11 katrilyon liralık anaparadan değil, faizinden vazgeçsin bu vatansever 20 holding; o zaman, memleketi bir düzlüğe çıkaralım
. Hep memurdan istemeyin. (FP sıralarından alkışlar) Yani, hep memurdan, işçiden istemeyin, bir kere de bunlardan isteyin bakalım gücünüz yetiyorsa.Şimdi efendim bakın, 1999 yılında otoyollar için 10 trilyon lira ödenek ayrılmış, altı aylık da 3 trilyon harcanmış, 7 trilyona ihtiyaç var. İsteyen arkadaşlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Sürem bitti mi efendim?
BAŞKAN – Sayın Candan, ikinci hatibin süresini kullanacaksanız, devam edin, yoksa süreniz tamamlandı efendim.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – İkinci hatibin süresinden 2 dakika kullanmak istiyorum efendim.
Değerli arkadaşlar, şimdi bakınız, Bakanlığın hedefleri, ilkeleri ve politikaları -Sayın Bakanın gayet güzel tespitleri var- ulaştırma anaplanının güncelleştirilmesi, karayolunda kuzey-güney koridorunun genişletilmesi, trafiğin yoğun olduğu yerlerde beton asfalt yapılması, güvenli trafik akışı ve sair tedbirler alınması...
Şimdi, kendisine âcizane tavsiyelerimi ifade edip, konuşmamı bağlıyorum: Bir kere, yapılan ihalelerin hakedişlerini yeniden gözden geçirin Sayın Bakan; sizden önce yapılan bütün ihaleleri bir kere daha gözden geçirin, hakedişlerini, yeniden bir kere daha ele alın.
İhaleler şeffaf olmalıdır. Mecbur kalmadıkça, davet usulünü tercih etmeyin, 2886'nın dışına fazlaca çıkmayın. Devletin menfaatı azamî ölçüde gözetilmelidir. Yatırımlar aciliyet sırasına göre yapılmalıdır. Yatırımlarda, ihaleye giren firmaların, partinizle, yakınınızla ilgili olup olmadığına azamî dikkat edin. Sizden ön
ce bu Bakanlığı yapan Sayın Bakan, önümüzdeki günlerde komisyondan gelen raporla birlikte Yüce Divana gidecektir.Efendim, vaktimi aştım, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Candan.
Gruplar adına son konuşma, Konya Milletvekili Sayın Teoman Rıza Güneri'nin.
Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 9 dakikadır efendim.
FP GRUBU ADINA T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerinde Grubumun görüşlerini arz edeceğim; Grubum ve şahsım adına, Değerli Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Çalışmalarımızın ve bütçenin, ülkemiz için, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, bünyesinde en çok kuruluşu ve konuyu barındıran bakanlıklarımızdan birisidir.
Enerji konusunda 55 inci ve 57 nci hükümette aynı Bakanımızın görev alması, aynı politikanın devam edeceğinin bir işaretidir. Bunun bir başka işareti de, Sayın Bakanın, Komisyondaki konuşmalarında, Bakanlığın bütün icraatını değil de sadece bu son iki hükümetin icraatını açıklamaları da bir delildir.
Şimdi, burada, önemli bir gerçeğe temas etmek istiyorum. 55 inci Hükümetin Başbakanı Sayın Yılmaz'ın beyanlarına bakıldığında, enerjiye büyük önem verdikleri gibi bir izlenim doğmaktadır; ancak, Sayın Yılmaz'ın, gerçekte enerjiye bakışının ne olduğu konusunda şüphelerimiz vardır. Sayın Yılmaz, 75 yılda yapılan y
atırımlara eşdeğer yatırımlar yaptıklarını iddia etmektedirler. İşin perde arkasına bakıldığında, durum çok farklıdır. Hükümetleri döneminde, 2010 yılına kadar yapılması gereken ihalelerin neredeyse hepsinin yapıldığını görüyoruz. Önce, müteahhitlere paylaştırılsın, sonra mevzuat düzenlenir gibi bir aceleci yaklaşımı görmekteyiz.57 nci hükümetin kuruluşu esnasında izlediğimiz görüntüler de, bu yöndeki şüphelerimizi artırmıştır. ANAP, herşeyden fazla, Enerji Bakanlığının üzerinde durmuştur. Hatta, ANAP'tan sızan haberlere göre, Sayın Cumhur Ersümer'in Başbakan Yardımcısı olacağı kamuoyunda beklenmekteyken, Başbakan Yardımcılığından, Sayın Yılmaz'ın, enerji ihalelerinin hangi müteahhitlere verileceğinin daha önemli görüldüğünün bir ispatı olarak sanki, Sayın Cumhur Ersümer'in, yine Enerji Bakanlığına getirilmiş olması, kamuoyunda böyle izlenmiş, bu izlenim meydana gelmiştir.
Sayın Yılmaz'ın enerjiye eğilmesinde iki önemli sebep görüyoruz: Birincisi; 55 inci hükümet son derece başarısız olmuş ve ihaleye fesat karıştırmaktan düşürülmüştür. Bu gerçeklerin halkın dikkatlerinden uzaklaştırılması için, birkısım parlak görüntülü icraatın olması istenmiştir ve yarım, bitirilmemiş tesislerin kurdelesi kesilmiş, mevzuatı hazır olmayan tesislerin temelleri atılmıştır. İkincisi ise, henüz mevzuatı hazır olmayan ihaleler yapılarak, yandaş müteahhitlere parsellenmiştir. Bu, öyle boyutlara ulaşmıştır ki, biraz önce de ifade ettiğim gibi, neredeyse 2010 yılına kadar yapılacak ihalelerin tamamı yapılmıştır ve bunlara dayalı
olarak da Sayın Yılmaz, yetmişbeş yıla eşdeğer enerji yatırımı yapıldığını, yaptıklarını iddia edegelmiştir. İşte, konuşmamın bu bölümünde süratle bunun üzerinde durmak istiyorum.Sayın Yılmaz göreve geldiğinde kurulu gücümüz 21 952 megavat iken, şimdi, 23 350 olmuş; aradaki fark önemsenecek boyutta değil ve Türkiye'nin ihtiyaçlarının gerisinde. Bunların büyük kısmında da, yine, sanayicilerin kendileri için kurdukları otoprodüktör sistemler var. Gündemdeki, toplam 5,5 milyar dolarlık, 5 200 megavat gücünde
ki, yap-işlet modeliyle, Ankara'da, Adapazarı'nda, Gebze'de, İzmir'de ve İskenderun'da kurulacak santralların bütün önhazırlıkları 54 üncü hükümet döneminde yapılmış olup, o dönemde değerlendirme çalışmaları dahi tamamlanmıştır. 55 inci hükümet ise, bir yıl geciktirdikten sonra, ancak, 1998 yılının sonlarına doğru ihaleyi onaylayabilmiştir. Şimdi bırakın, beyanatlarla, iddialarla halkın gözünü boyamayı da, şu enerji darboğazındaki ülkenin, her şeyi hazır bu 5 önemli yatırımının bir yıl geciktirilmesinin hesabını verin diyoruz.Yap-işlet-devret projelerine de bir göz attığımızda, hiçbir büyük projenin başlatılamamış olduğunu görüyoruz ve Marmara Bölgesinde işletmeye açılan iki adet 2X487 megavat gücündeki santralın tamamlanmadan işletmeye açıldığını da biliyoruz; henüz deneme üretimindedir ve bu santralların temeli 53 üncü hükümet zamanında atılmış, yapımına ise, 54 üncü hükümet döneminde başlanmıştır.
Enerji Bakanlığında dört yıldan fazla zamandır bekleyen, incelemesi devam eden onlarca proje vardır; inceleme konusunda gerekli, yeterli adımlar atılmamakta ve sonuçlandırılmamaktadır.
Hükümetin öncelik vermesi gereken konu, uluslararası tahkimle ilgili çözümü acilen gündemine almasıdır; ama, neredeyse hepimizde şu izlenim vardır: Hükümet, bunu geciktirmekte ve önce ihaleleri vereyim, tahkim arkadan gelsin düşüncesiyle hareket etmektedir.
Sayın Genel Başkanımız Recai Kutan, geçtiğimiz seçimlerden önce tahkimle ilgili gelecek düzenlemelere destek vereceklerini kamuoyuna ilan etmişlerdi.
Şimdi, şov amaçlı yapıldığına inandığım santrallara, yapılan icraatlara değinmek istiyorum. Yap-işlet-devret modeli bir santral olan Boyabat Barajının temelini, Sayın Mesut Yılmaz, Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber atmışlar ve de hükümetten düştükten sonra bu temel atılmıştır. Yine,
Konya-Ilgın Termik Santralının temeli de hükümet düştükten sonra atılan temellerden biridir. Aradan aylar geçmiştir. Şimdi gidip baktığımızda, bu temellerin atıldığı yerde şantiye binasını dahi görmek mümkün değildir. Hatta, ÇED raporları dahi olmayan bu tesislere çevreyle ilgili müesseseler işlem yapmaya gittiklerinde, kurulu bir şantiye binası dahi göremediklerinden, işlemi nereye yapacaklarına dair şaşırıp kalmışlardır.Yine, giderayak açılışı yapılan Çayırhan Termik Santralının 3 ve 4 üncü ünitesi hâlâ devreye girmemiştir. Çayırhan da, henüz yapım devam ederken açılış töreni yapılan tesislerden biridir.
Afşin Elbistan-B Termik Santralının ihalesi, şartnamesi, tekliflerin toplanması ve değerlendirilmesi 54 üncü hükümet, döneminde yapılmıştı. 55 inci hükümet, bunun temelini de yine geciktirerek atmıştır.
Nükleer enerjiye derhal geçilmelidir. 54 üncü hükümet döneminde ihale yapılmıştır, her türlü teklifler toplanmıştır; değerlendirilmesinin yapılması, işte, şu geçtiğimiz iki yıldır geciktirilmektedir, ihmal
edilmektedir.55 inci hükümetin kuruluşunda verilen medya desteğinin bedeli olarak 5 medya kuruluşuna A grubu şebekelerin dağıtım hakları devredilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konu üzerinde de kısaca durmak istiyorum. Sayın Bakan yaptıkları konuşmalarda, genelde, bu ihalenin 54 üncü hükümet zamanında yapıldığını ifade etmektedirler; ancak, gerçek şudur ki, 54 üncü hükümet zamanında başlatılan bu ihalenin sonuçlandırılması 55 inci hükümet zamanında yapılmıştır. Ben buradan bir gerçeği
sizlere ifade ediyorum ki, eğer, ihalenin sonucunu, 54 üncü hükümet, bu hükümetin yaptığı gibi yapsaydı, yıkılmazdı. (FP sıralarından alkışlar) 54 üncü hükümetin görevden uzaklaştırılma sürecindeki en önemli konulardan biri, işte bu ihaledir, işte bu devirdir. 55 inci hükümetin kuruluşunun hemen bir ay sonrasında bu ihalenin böyle gerçekleşmiş olması, bunun açık bir delilidir.Değerli milletvekilleri, gerçekleri, şöyle tekrar göz önüne alırsak, 7 A grubu ihaleden -bu beş medya kuruluşu girmiştir- 5’ini de, bu 5 medya kuruluşu kazanmıştır. Diğer 2 A grubu ihaleye de girselerdi, onları da bu kuruluşların kazanacaklarına dair şüphelerimiz vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TEOMAN RIZA GÜNERİ (Devamla) – Sayın Başkanım, 1 dakika daha rica edi
yorum.BAŞKAN - Sayın Güneri, 1 dakika veriyorum efendim.
TEOMAN RIZA GÜNERİ (Devamla) – Teşekkür ediyorum efendim.
Bursa Doğalgaz Santralının açılışını da, yine, Sayın Yılmaz, giderayak yapmıştır. Bu santralın temeli, 54 üncü hükümetin Başbakanı Erbakan tarafından atılmıştır; ancak, bunun yakacağı doğalgaz hâlâ temin edilememiştir.
Hamitabat gibi, birkısım çalışmakta olan santralların gazları buraya aktarıldığından, şu anda, birkısım diğer santrallar, eksik kapasiteyle çalıştırılmaya devam etmektedir.
Bur
adan doğalgaz konusuna kısaca geçersek, doğalgaz konusunda da, hükümet, gerekli adımları atmamıştır. İki hattımız vardır ve Rusya'dan gelen hattın 14,5 milyar tona çıkmasıyla ilgili takvim işlememektedir.Marmara Ereğlisi Enerji Terminalinin kapasite artırımı, yine, 54 üncü hükümet zamanında yapılmıştır. Yumurtalık ve Aliağa ile ilgili planlanan tesislerin kurulmasına henüz başlanmamıştır.
Değerli milletvekilleri, Devlet Su İşleri yatırımlarında, yine, yeterli ödenek yoktur.
Mavi Tünel yatırımı, Orta Anadolu için son derece önemli bir yatırımdır. Bununla ilgili ihaleler de, maalesef, dört defa iptal edilmiş, sonuçlandırılamamıştır.
Maden konusu da son derece önemlidir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TEOMAN RIZA GÜNERİ (Devamla) – ... ama, vaktim yetmediği için değinemiyorum.
Yüksek Heyetinizi saygıyla selamlıyor, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum.(FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güneri.
Sayın milletvekilleri, böylece, 10 uncu turda, gruplar adına yapılacak konuşmalar tamamlanmıştır.
Şu andan itibaren soru sorma imkânı kalmamıştır.
Hükümet söz talep etmiştir.
Önce, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın; buyurun efendim. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, süreniz 10 dakika.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi üzerinde söz alarak görüşlerini ifade eden arkadaşlarımızı büyük bir dikkatle izledik. Kendileri, bize yol gösterici, ufkumuzu açıcı güzel konulara temas etmişlerdir. Değerli katkılarından dolayı, bütün milletvekili arkadaşlarıma, huzurlarınızda teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Değerli arkadaşlar, 57 nci cumhuriyet hükümetinde Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak görev aldığım günden bugüne kadar, önyargısız, kimseyi hedef almadan, mevcut şartları en iyi şekilde olgunlaştırarak, geleceğe dönük bir yatırımı nasıl hızlandırabilirim arayışı içerisinde oldum. Onun için, bu yaklaşımımızla, m
ümkün olduğu kadar, ayakları yere basan, gerçekçi sözler ve hedefler belirlemeye de gayret ettim. Bu anlayışla göreve başlayan bir bakanın, elbette, yapması gereken en öncelikli iş, uhdesine aldığı bakanlığın mevcut durumunu en iyi şekilde analiz etmektir. Bunu da, gerçekçi bir şekilde yapabildiğimizi zannediyorum. Özellikle, kamuoyuna yansıyan ve burada, biraz önce söz alıp konuşan çok değerli milletvekili arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının balansı bozulmuştur sözü, doğrudur, bana aittir ve tarafımdan, seçilerek, özenle düşünülerek kullanılmış bir cümledir.Değerli arkadaşlar, bunu söylerken, geriye dönük bir eleştiri konusu yapmadan, sadece mevcut durumu tespit etmek amacıyla bu sözlerimi kullandığımı burada ifade etmek isterim; ama, sözlerime dayanak olan fikirlerimi de, müsaadenizle, burada biraz açmak istiyorum. Söz alan konuşmacı arkadaşlarımın özellikle rakamlarla ifade ettiği Bayındırlık ve İskân Bakanlığının genel bütçeden aldığı payın bütçeye olan oranının -en son
itibariyle- 1998 yılında yüzde 1,5'lara düştüğünü ,hemen hemen bütün arkadaşlarım ifade ettiler; doğrudur. Bu, cumhuriyet tarihi boyunca bütçe içerisinde Bayındırlık ve İskân Bakanlığının en alt limite indiği bir orandır. Tabiî, bunun bir seyir defteri de vardır; ama ben, burada, bu seyir defteri üzerinde burada durmak istemiyorum.1998 yılı, tarihinde, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, bütçeden aldığı pay oranı itibariyle en alt limite indiği ve yine, tarihinde en çok ihalenin yapılarak yatırımın başlatıldığı bir dönem olmuştur. Yani, ters orantı burada kurulmuştur. Bir yandan parasal imkânların en az orana indiği bir dönem, diğer yandan da en çok yatırımın yapılarak, hatta, ihale rekoru kırılarak, en fazla yatırımın yapıldığı bir dönem olması itibariyle
de, bugün, içinde bulunduğumuz 1999 yılında, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının balansı bozulmuştur. Niye bozulmuştur; bir yandan malî kaynaklar, imkânlar küçülmüştür, diğer taraftan da ihalesi yapılmış birçok otoyol, parasal olarak pastadaki limitten her otoyola düşen dilimi küçültmüş, hatta -tabiri caizse- bu dilim bir lokma haline gelmiştir ve bugün, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlı Karayolları Genel Müdürlüğünün bu yıl içerisindeki sıkıntısının kaynağı da buradan oluşmuştur; ama, bunlar bizim gözümüzü korkutmamaktadır. Bunları, hiçbir zaman, bir mazeret olsun diye gündeme getirmedik. Bütün bu konuları topyekûn omuzlayarak çözme kararlılığı ve azmimizi de, burada, siz değerli milletvekili arkadaşlarımın önünde ifade etmek isterim.Şimdi, 1999 yılında, içinde bulunduğumuz ikinci yarıda, mümkün olduğunca yeni ihale açmayacağımıza dair sözümüzün arkasında bu tespitimiz yatmaktadır. Yani, o da, bilerek, bilinçli olarak, tespit edilerek söylenmiş bir sözdür; rasgele kullanılmış bir söz değildir. Sadece
ve sadece, kredi anlaşmaları yapılmış, uygulama projeleri bitmiş işlerin ihalesini yapacağız. Bunun dışında, mümkün oldukça da, bu dönem içerisinde yeni ihale yapmamaya özen göstereceğiz.Bunu böyle yapmak zorundayız; çünkü, işin ayarını tutturmak ve önümüzdeki dönemde işleri hızlandırıp, öncelikli işler olarak belirlediklerimizi bir an önce hayata geçirerek ekonomiye kazandırmak bakımından da, bunda bir zaruret olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, önümüzdeki 2000 yılı içerisinde de, mümkün olduğu kadar, önc
elikleri belirlenmiş, hakikaten yapımına büyük ihtiyaç olan yolları ihale yaparak, sayıyı yine mümkün olduğu kadar en az limitte tutarak, daha evvel ihalesi yapılmış yolları hızlandırıp, bunları ekonomiye ve halkımızın istifadesine kazandırmayı daha uygun bulduğumu burada ifade etmek isterim.Değerli arkadaşlar, elbette ki, uhdemize aldığımız Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, bugüne kadar olan seyir defteri içerisinde, çeşitli dönemler itibariyle, tartışılır, üzerinde çokça münakaşa edilir, Meclis gensorularına varıncaya kadar muhatap olduğum bir bakanlık olduğunun bilincindeyiz. Tabiî ki, kendi yapılanması içerisinde oldukça deneyimli bürokratları da ihtiva eden Bakanlığımın kamuoyunda yaratılmış olan bu imajından kurtulabilmesini sağlamak, Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak, gündemimizdeki önemli konulardan bir tanesidir.
Bununla ilgili olarak da, ben, şahsen, Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak, yine, önyargısız, hiç kimseyi suçlama yoluna gitmeden, hiç kimseyi karşımıza almadan; ama, Türkiye'nin gerçeklerini dikkate alarak, Bakanlığımızla ilgili yaratılmış olan bu olumsuz imajı silecek birtakım faaliyetleri de yapmayı düşünmekteyiz. Bunu, bir paket program olarak hazırlamanın da uygun olduğu kanaatindeyim. Onun için, müteahhitlik karnesi alımından başlayıp
, ihale sisteminin yeniden organize edileceği, özellikle ihalenin yapımından sonraki aşama içerisinde bunun denetim mekanizmalarının özel müşavirlik firmalarına devredileceği bir paket program üzerinde bundan sonraki dönem içerisinde yoğun bir çalışma başlatacağımızı, burada, siz değerli milletvekillerimin önünde açıklamayı da bir zaruret olarak görüyorum. Bu çalışmayı yapacağımız sırada, bütün arkadaşlarımızın görüşlerinden istifade etmeye önem vereceğimizi, konuyu sivil toplum örgütleri önünde tartışmaya açacağımızı, herkesin değerli katkılarından istifade etmeye gayret göstereceğimizi de, burada, ayrıca belirtmek isterim; çünkü, bunun hassas bir konu olması ve herkesi ilgilendirmesi dolayısıyla, bu konunun tartışıla tartışıla, müzakere edile edile olgunlaştırılarak Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesinde de fayda vardır.Değerli arkadaşlar, takdir edersiniz ki, burada görüşmekte olduğumuz bakanlık bütçelerimiz, özel, hızlandırılmış bir programla görüşülüyor. Belki de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde -geriye dönüp incelemedim ama- böyle ikişer ikişer bütçe görüşmelerine ilk defa tanık olunuyor. Şimdi, böyle bir yapı içerisinde, değerli milletvekillerimizin söz alarak konuştukları konular hakkında, ben, çok fazla şey söylemek istemiyorum; ama, sabır
lı olmalarını, titizlikle çalışacağımızı ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığına da zamanı geldiğinde mührümüzü vuracağımızı, burada, herkesin huzurunda ifade etmek isterim. (MHP sıralarından alkışlar) Yoksa, söylenen sözleri, bugünü kurtarmak amacıyla, içi boş olarak söylerseniz, yarın mahcup olursunuz. Bekleyip sabretmek, ileriye dönük nelerin yapılabileceği noktasındaki gayretleri izledikten sonra konuşmak, bugün, yeni açılmış olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu güzel atmosferi içerisinde daha güzel, daha olgun bir davranış olur diye düşünüyorum; çünkü, her Meclis, yeni bir umuttur, yeni bir soluktur. 21 inci Yüzyıla altı ay kala oluşmuş olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, içerisinde bulunduğumuz dönem itibariyle, inanıyorum ki, yeni umutların, ileriye doğru, halkımızı olumlu yönde etkileyecek bir şekilde filizlenmesi, hepimizin ortak dileğidir. O bakımdan, çatısı altında olduğumuz bu Meclisin, her türlü fikrin rahatlıkla söylenebildiği, tartışılabildiği...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakan, 1 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ama, bütün bu tartışmalar neticesinde birbirimizi anlamaya özen göstermemiz gerektiğini de burada be
lirtmek istiyorum.Değerli arkadaşlar, arkadaşlarımız, tarafımızdan cevaplandırılmak üzere, bize 100'ün üzerinde soru sordular. Takdir edersiniz ki, bu süre içerisinde, burada, bunların hepsine cevap vermemiz mümkün değil; ama, ben, önemli gördüğüm bir iki soruyu cevaplandırarak, sözlerimi tamamlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, özellikle, Bilecik Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Arabacı, Ege, Akdeniz ve Orta Anadou Bölgelerini birbirine bağlayan Bozüyük-Bilecik-Adapazarı yoluyla ilgili ne yapıldığını sormuşlar.
Değerli arkadaşlar, bu yol, hakikaten, trafik yükü itibariyle, şu anda, Türkiye'nin en ağır yükünü taşıyan ve yapılmasında büyük aciliyet olan yollardan bir tanesidir; bizim de önceliklerimiz arasındadır; hatta, birinci derecede öncelik verdiğimiz konular arasındadır ve bu Bozüyük-Bilecik-Adapazarı yolunun 85 kilometrelik Bozüyük-Mekece arası, Japon OECF kredisiyle, bölünmüş yol olarak inşa edilecektir. Allah nasip ederse, önümüzdeki ay kredi anlaşmasını yaparak bu yolu hayata geçirmek yakın bir za
manda mümkün olacaktır.Ayrıca, yine, önem verdiğimiz yollardan biri olarak, Antalya-Alanya yolunu söyleyebilirim. Bu da, Bakanlık olarak önem verdiğimiz yollardan bir tanesidir. Milyonlarca insanın, özellike yaz aylarında, gidip geldiği ve dünyaya açılan bir penceremiz olması bakımından da önem verdiğimiz bir yoldur. Bu yolun Antalya-Serik arası tamamlanmıştır; 15-43 kilometreler arası yüzde 66 oranında, 43-109 kilometreler arası yüzde 24 oranında, 109-141 kilometreleri arası ise yüzde 16 oranında tamamla
nmıştır. Bugüne kadar, yaklaşık 17,5 trilyon lira harcanmıştır.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakanım, sorular sırasında cevap verme imkânınız olacak. Lütfen...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.
Hükümet adına ikinci söz, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Cumhur Ersümer'e ait.
Buyurun Sayın Bakan. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika efendim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle sizi saygıyla selamlıyorum.
Burada, gruplar adına yapılan konuşmalarda, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven'e, Niğde Milletvekili Sayın Mükerrem Levent'e, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Güneş'e, Konya Milletvekili Sayın Emrehan Halıcı'ya, İstanbul Milletvekili Sayın Ziya Aktaş'a, Konya Milletvekili Sayın Meh
met Ali Yavuz'a ve Konya Milletvekili Sayın Teoman Rıza Güneri'ye, Enerji Bakanlığı bütçesiyle ilgili yapmış oldukları konuşmalar ve katkıları için teşekkür ediyorum. Yine, aynı şekilde, 100'ü aşkın soru sorarak da katkıda bulunan milletvekili arkadaşlarımıza da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.Tabiî, bizden önce, Ulaştırma Bakanlığı bütçesini burada izleme imkânımız oldu, birlikte Bayındırlık Bakanlığı bütçesini izledik, Enerji Bakanlığı bütçesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunduk.
Netice itibariyle, bu
rada, bütün Meclisimizin üzerinde hemfikir olduğu bir konu var. Bütün bu bakanlıklar, Türkiye'nin yatırımcı bakanlıkları ve bu bakanlıkların yapması gereken yatırımlar, bu bakanlıkların talep ettikleri ödeneklerle şu anda bütçeleştirmeye çalıştığımız imkânlar arasındaki farka baktığınız zaman, gerçekten, hepimizi bir üzüntü kaplıyor.Tabiî, diyeceksiniz ki, siz hükümetsiniz, burada, gelip çareyi söylemek zorundasınız; ama, burada, bu çare de iyi kötü söylendi. Ben de, şimdi, biraz olsun değinmek isteyeceği
m.Bakıyoruz, DSİ'ye 1 katrilyon 285 trilyon lira istemişiz; devam eden işlerimizi yapmak, yeni işlerimize imkân tanımak için, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bize bu imkânı versin demişiz. Bize gelen, bize verilmeye çalışılan, neredeyse bunun onda 1'ine yakın bir rakam; yüzde 12'sini alabilmişiz. Ben bunu niye söylüyorum; şunu belirtmek için ifade ediyorum: Türkiye cumhuriyetinin, sahip olduğu imkânlarla, bir başka ifadeyle, kendi imkânlarıyla, kendi bütçesiyle bu yatırımları ya
pması mümkün değil. Aynı şeyi Ulaştırma Bakanlığı, aynı şeyi Bayındırlık ve İskân Bakanlığı için de söyleyecek durumdayız. Ne yapmışız: Her üç bakanlık da, bu manada, yap - işlet - devret projelerini devreye sokmuş; biz bir uygulama yapmışız, yap - işlet modelini devreye sokmuşuz, işletme hakkı devirleri, tamamı kredili, ikili anlaşmalarla, anahtar teslimi projelerle bu projelerimizi, bu imkânlarımızı sektöre sokma çabamızı sürdürmüşüz; ama, ne yaparsak yapalım... Biraz önce Sayın Güner'in de belirttiği gibi, birçok projemizi ihaleye çıkarmışız, firmasını belirlemişiz, yer teslimini yapmışız, Hazineden onayını almışız, Devlet Planlama Teşkilatından onayını almışız, gelmişiz, finansmanda takılmışız; şimdi onun peşindeyiz. Bunu, bu Meclisin sağlayacağına da inanıyoruz.Bu projelerin, özellikle yabancı özel sektör kaynaklarının, yani uluslararası finans imkânlarının Türkiye'ye getirilebilmesi noktasında da -memnuniyetimi ifade etmek için söylüyorum. Sayın Recai Kutan'ın da beyanları var bu manada- 57 nci hükümetin fikir birliği içerisinde olduğu, öncelikli yasaların içerisine aldığı uluslararası tahkimin sağlanması noktasındaki anayasa değişikliği var. Sanırım, bu Meclis, ilk fırsatta bu anayasa değişikliğini sağlayacak ve uluslararası tahkimin uygulanması imânını yaratacağız ve işte, bu, duran dediğimiz ve yeteri kadar kaynak tahsis edemediğimiz projelerimize de bu imkânı sağlayacağız diye düşünüyoruz. İşte, bu suretle, çeşitli seviyelerde bulunan bu işlerin hepsi yürümeye başlayacaktır.
Tabiî, sadece Anayasadak
i bu hükmün değiştirilmesiyle -Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bakımından söylüyorum- enerji sektörünün bütün işlerini bitirmiş olamayız. Biz, Meclisimizin huzuruna tekrar tekrar geleceğiz; Petrol Yasasını değiştirmek için geleceğiz, Maden Yasamızı değiştirmek için geleceğiz, elektrik piyasası kanununu sizlerin tasvibine sunmak için geleceğiz, jeotermal kanununu değiştirmek üzere, jeotermal kaynaklarımızın sektöre alınabilmesindeki imkânı artırmak üzere, yine, Yüce Meclisimizin huzuruna geleceğiz; ama, benim gördüğüm şudur: Birtakım suçlamalar, birtakım iddialar oluyor; ama, neticede, burada yapılan konuşmaların bütününde, enerji meselesinin millîliği, enerji meselesinin aciliyeti, önemi konusunda bütün gruplarımızın fikir birliği içinde olduğunu tespit etmek de, bizim için, ayrıca bir memnuniyet kaynağı oldu.Tabiî, özellikle enerji projeleriyle ilgili, enerji kaynaklarıyla ilgili değinilen hususlara hızlıca geçmek istiyorum. Gerçekten, Türkiye'nin bir Avrasya enerji koridoru olması noktasında, Hazar bölgesi petrollerinin Anadolu üzerinden Akdenize taşınması noktasında, Bakü-Tiflis-Ceyhan projesinin bir an önce gerçekleşmesi için, 54 de, 55 de, 56 da, 57 nci hükümetlerimiz de önemli işlevler yerine getirmişlerdir; ama, şimdi bir final gerçekleşecek. Aze
rbaycan, Gürcistan ve IOC'den müteşekkil heyetle iki gün önce yaptığımız görüşme sonucunda, yine, Meclisimizin Plan ve Bütçe Komisyonunun tasvipleriyle bütçe kanunu tasarısına eklenen, garanti verme imkânı yaratan maddeyle birlikte, inşallah, bütçemizin kanunlaşması halinde, o da bir kanun haline gelecektir. Biz, temmuz ayının 10'una kadar, bir yandan hükümetlerarası anlaşmayı, bir yandan evsahibi ülke anlaşmasını, bir yandan anahtar teslimi anlaşmasını, diğer yandan garanti anlaşmasını imzalama imkânına kavuşacağız. Bundan sonra ne olacaktır; bu bir finaldir, bu bir son raunttur; bundan sonra, çıkacağız, finans imkânlarını hep birlikte araştıracağız.Yine, Hazar geçişli Türkmen doğalgazının Türkiye'ye getirilmesiyle ilgili gerekli alım-satım anlaşması da imzalanmıştır. Şu anda konsorsiyum kurulmuştur; temmuzun 7'sinde, Türkmenistan'da, konsorsiyum ile yapım şirketi arasında bir antlaşmanın imzalanmasıyla ilgili çalışma başlatılacaktır.
Tabiî, Türkiye'nin doğalgaz imkânlarının çoğaltılması, alternatiflerin artırılması yönünde, Karadeniz'den geçerek gelecek Blue Stream adını verdiğimiz 16 milyar metreküplük doğalgaz alımı imkânını da sağlama noktasında gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Batı hattından almakta olduğumuz 6 milyar metreküp gazın 14 milyara çıkarıl
masıyla ilgili anlaşma da tarafımızdan imzalanmıştır. Geçtiğimiz yıl 600 milyon metreküplük bir artırım sağladık. Bu yıl, inşallah, daha da artırma imkânına sahibiz. Yurt içinde gerekli yatırımlarımızı yaptık. Loop hatlarımızı, ölçüm istasyonlarımızı bitirdik. Yani, hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın ki, açılışını yaptığımız Bursa Doğalgaz Santralı gazsız kalmayacaktır. Bunu söylemek için bilhassa bunu da belirttim.Tabiî, ihalelere değinildi. Gerçekten, Devlet Su İşlerinde, ihaleleri, şu andaki cari sisteme göre hem gazete ilanıyla hem davet usulüyle gerçekleştirdik. Benden önceki bütün hükümetler de, zaten, aynı yöntemleri kullandılar. Sayın Bayındırlık Bakanımızla konuşuyoruz. Eğer bir imkân bulabilirsek... Üzerinde, fikir jimnastiği bazında, proj
e bazında çalışmalar var. Yapılacak olan ihalelerin, sizlerin de belirttiği gibi, daha şeffaf olması noktasında, hiç kimsede en ufak bir rahatsızlık yaratmaması noktasında gerekli değişiklikleri de mutlaka sağlayacağız.Tabiî, üzerinde en çok konuşulan ve hepinizin de, herhalde, yine, merakla beklediği bir husus, bu dağıtım ihaleleri. Bunu Meclis -birkaç oldu- tartışıyor, ben de -birkaç oldu- burada dile getiriyorum; ama, her söylediğimin peşinden, tabiî, başka bir şey söyleniyor. Ben, burada çıkıp diyorum
ki, firmaların ihaleye müracaatları bizden önceki hükümet döneminde olmuştur; bu firmaların ihaleye girmesi imkânı tanınanları tespit de bizden önceki hükümet döneminde olmuştur diyorum. Şimdi, diyorlar ki: "Yine, Enerji Bakanı gelecek; ne diyecek; işte, efendim, bu iş bizden önce yapıldı." İyi de, şimdi, şurada bir olur var; 24.4.1997 tarihli. Burada diyor ki: "14.4.1997 tarihi itibariyle çalışmalarını tamamlamış olup, oluşturulacak olan değerlendirme komisyonuna devredilecek evraklara ilişkin tutanak ekte sunulmaktadır." Bunlar ne çalışmalarıdır; teklif açma ve yeterlik komisyonu çalışmalarıdır. Şimdi, teklifleri alıyorsunuz, medya mensuplarının girmesine bir itiraz etmiyorsunuz. 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde deniliyor ki: "Medya kuruluşunda yüzde 10'dan fazla hissesi olanlar ihaleye alınmaz." Niye aldınız bunları yani?! Değil mi?.. (ANAP sıralarından alkışlar)VEYSEL CANDAN (Konya) – Hayır, Sayın Bakan, sonuçlanmamış.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Bir dakika.
..VEYSEL CANDAN (Konya) – Her zaman böyle yapıyorsun sen; adama imkân da tanımıyorsun...
BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım lütfen.
LÜTFİ YALMAN (Konya) – Alınıp alınmama kararı yoktur.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Var, var. Biraz önce sözcünüz ifade etti; dedi ki: "155 firma girmiştir, 7 tanesi alınmamıştır." Alınmama kararını da siz veriyorsunuz.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Hayır, değil.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – O 7 tane firmanın alınmamasına karar veriyorsunuz da, bu 143 firmayı niye alıyorsunuz?
LÜTFİ YALMAN (Konya) – Onlar şartnamedeki yetersizlikler.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Konuyu saptırıyorsunuz.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Hayır, hayır, ben hiçbir şeyi saptırmıyorum.
Peki, bu firmaları alıyorsunuz, bu firmaların tekliflerinin değerlendirmesiyle ilgili komisyonu kuruyorsunuz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakan, 1 dakika süre veriyorum efendim.
VEYSE
L CANDAN (Konya) – Saptırıyorsunuz...ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Değerlendirme yapıyorlar.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Evet.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Niye aldınız teklifleri değerlendirme komisyonuna?
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Bakan, saptırıyorsunuz... Bu imza senin imzan...
LÜTFİ YALMAN (Konya) – Netice ne, netice... Neticeye bak.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Bir kişinin imzası değil... Saptırıyorsunuz... İmza senin imzan...
EN
ERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Hayır, hayır... Bir dakika gel, gel...VEYSEL CANDAN (Konya) – Hayır değil... Senin imzan var...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Ben geleyim, göstereyim. Bu imza kimin imzası? Benim imzam mı bu?
VEYSEL CANDAN (Konya) – Senin imzan var altında.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Konuları saptıran sizsiniz. Ben hiçbir şeyi saptırmıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
VEYSEL CAN
DAN (Konya) – Saptırıyorsunuz...LÜTFİ YALMAN (Konya) – Neticeye bak, neticeye...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Yine iddia ediyorsunuz; işte, 1,2 milyar dolara bu ihaleler peşkeş çekildi. İşletme hakkı devir bedellerini kim tespit etti? İmza kimin? Sayın Candan, özellikle size soruyorum; ben mi tespit ettim? (ANAP ve MHP sıralarından alkışlar)
NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Öğrenmek istiyoruz Sayın Bakan, imza kimin?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devaml
a) – Onlar biliyorlar.VEYSEL CANDAN (Konya) – Hayır, senin imzan var altında.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Hayır, Recai Kutan'ındır, açık söylüyorum.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Soruşturmayla yapacağız, yine gelince yapacağız.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu kısacık zamanda, tabiî, bu tartışmaları yapmamız söz konusu değil; ama, bir hususu daha belirtmek istiyorum. 55 inci hükümet döneminde Türkiye'nin yetmiş yılda sahip olduğu kurulu güce mümasil bir güç, enerji sektörüne imkân sağlanmıştır. 23 000 megavat gücün, 30 milyar dolarlık gücün bu sektöre sağlanması gerçekleştirilmiştir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen tamamlayınız.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – ... ve 55 inci hükümetin Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz'ı da siz kötüleyebilirsiniz; ama, tarih teşekkürle yâd edecektir; bunu da burada açıklıkla belirtmek istiyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, gösterdiğiniz müsamahaya teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum; sağ olun. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakana teşekkür ediyoruz.
Sayın milletvekilleri...
IV. —SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. —Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, Sayın Bakan ismimi vererek bir açıklama yaptı; ona cevap verm
ek istiyorum.BAŞKAN – Sataşma iddiasında mı bulunuyorsunuz?
VEYSEL CANDAN (Konya) – Evet... Evet...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Tutanaklara bakın Sayın Başkan...
VEYSEL CANDAN (Konya) – Tutanaklara bakın...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) –
Yerinden...BAŞKAN – Efendim, yerinden mikrofon ayarlaması 2 dakikamızı alıyor.
Lütfen, 2 dakika içerisinde izah ediniz; vaktimiz çok değerli.
Buyurun efendim.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Değerli arkadaşlarım, şimdi, ihale, 90'lı yılların sonunda 5 firmaya zaten ANAP döneminde verilmiştir; hem bilâbedel, hiçbir ücret alınmadan verilmiştir. Aradan beş yıl geçmiştir; 54 üncü hükümet döneminde müsteşar olan arkadaşımız şu anda ortadadır; canlı, daha iki gün önce görüştüm. Aldığım bütün bil
gilere göre -yani, Yüksek Denetlemenin raporlarından söylüyorum- ihaleye açılarak, iş 5 firmaya verilmiştir.Sayın Bakanın burada ifade ettiği müracaatlara gelince; 113, 143 müracaat yapılmıştır; ancak, o müracaatları kabul etmeme diye bir konu yoktur. Siz ne yapacaksınız; o müracaatları tasnif edeceksiniz. Kaldı ki, incelemenin bütün aşamasında işlemi durdurmak, bakanın yetkisindedir. Rekabet Kurulu 4 tane şart koymuştur. Sayın Bakan Rekabet Kurulunu devre dışı bırakmıştır. Şu anda da, sözleşmenin içerisi
ne konulacak maddeler konulmamıştır.Değerli arkadaşlar, ben Türkiye haritasını çıkardım; bakın, Trakya yöresi Aydın Doğan grubuna, Karadeniz Bölgesi Aydın Doğan grubuna, Ege Bölgesi İhlas grubuna, Akdeniz Bölgesi Star grubuna... ANAP'ı niye Star grubu def
aatle methetmektedir; trilyonlarca borcu var...Bakın, ben ismen söylüyorum; bütün hepsi elimde, belge var ve bunları ben ezbere konuşmuyorum; yirmi yıldır Türkiye Elektrik Kurumunu inceleyen denetleme kurulu ara raporları var elimde. Soruşturma önergesiyle Meclise, huzurunuza geleceğiz ve belgeleri tek tek açıklayacağım.
BAŞKAN – Sayın Candan, tamamlayınız efendim...
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Müsaade eder misiniz; tamamlıyorum efendim.
Şimdi, bu konuyu aşabilmek için, bunları, tek tek, belge belge buraya getireceğiz.
Değerli arkadaşlar, cumhuriyetten bu tarafa 65 milyar dolarlık enerji yatırımımız var; bunun 5 milyar doları katkı olarak yapılmıştır. Bir tek maddesini ifade edeyim sözleşmenin: "Bütün yatırımları enerji fiyatlarının içine ilave etmek suretiyle günlük enerji fiyatları değiştirilecektir." Böyle bir uygulama dünyanın neresinde görülmüştür; dünyanın neresinde?!.
Bizim, şu veya bu firmaya verildi manasında itirazımız olmaz ve Sayın Bakanın yaptığı zamanlama, geciktirmeyle, bütün firmalar, naylon şirketlerle, bu televizyon kuruluşları hisselerini yüzde 10'un altına indirmişlerdir; hileli, naylon şirketlerle... Tıpkı, İnterbankın içini boşaltanlar gibi, bunlar da, bu televizyon kuruluşlarındaki hisselerini yüzde 20'den 8'e, 9'a indirmişlerdir.
BAŞKAN – Sayın Candan, tamamlayınız efendim...
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Sayın Bakan bunlara zaman tanımıştır.
Bunu, önümüzdeki günlerde bir soruşturma önergesiyle geleceğiz ve belgelerle konuşacağız.
Saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, sorular sırasında; lütfen...
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Tamam da, sorular sırasında...
BAŞKAN – Karşılıklı konuşma usulümüz yok Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Yeni yeni suçlamalar dile getirdiler; müsaade edin de, ben de bir şeyler söyleyeyim Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hayır efendi
m; böyle bir usulümüz yok.MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sayın Başkan, sataştı...
MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sataşma var...
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkanım, sataşmaya cevap verirken yeni bir
hususu dile getirdi.MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Açıkça isim verdi.
BAŞKAN – Efendim, Sayın Bakana, yerinden, 2 dakika...
Maksat, konu açıklık kazansın.
Lütfen, kısa olsun...
ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Yerinden... Yerinden Sayın Bakan...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Kürsüden... Kürsüden...
BAŞKAN – Kürsüye giderken gelirken zaman kaybediyoruz.
Buyurun efendim.
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli üyeler; şimdi tabiî, burada bu işleri dilediğiniz gibi saptırma imkânına sahipsiniz. Sayın Candan'ın yaptığı da o. Çok yanlış bilgilendiriliyor, bu yanlış bilgilerle de Meclisin aklını bulandırıyor.
Bakın, şimdi ben, burada size bir şey okuyacağım; diyor ki Sayın Candan "yaptıkları yatırımlar tarifeye yansıtılacaktır."
VEYSEL CANDAN (Konya) – Evet, tabiî...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – 5 inci maddeyi okuyorum: "Görev bölgelerinde yapılacak tesis yatırımları finansmanının şirketçe, yatırım geri ödemesinin ise tarife yoluyla karşılanması..." Bu, Bakanlık makamına yazılan bir yazının onayı.
Yine, devam ediyorum: " 25 bölgenin otuz yıllık işletme hakkı devir bedeli olarak 2,625 milyar ABD Doları sabit bedel tespiti yapılmış; ayrıca, her yöre bölgesi için ayrı ayrı bedeller belirlenerek, söz konusu bedellerin, fiilî devir tarihi itibariyle yüzde 50'sinin peşin, kalan miktarının da iki yılda eşit taksitle alınması..." Bu da, işletme hakkı devir bedelinin tespitine dair; tarih, 9 Ocak 1997. Sayın Candan, alttaki imzayı da si
z çok iyi biliyorsunuz; Genel Başkanınız Sayın Recai Kutan'ın imzası.VEYSEL CANDAN (Konya) – Ne var orada?..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Şimdi dile getirdiniz, dediniz ki "şirketlerin yaptıkları yatırımlar tarifeyle vatandaşa dönecektir." Bunu belirleyen sizsiniz, bunun kararını veren sizsiniz; şimdi dönüp, uyguladım diye, beni niye suçluyorsunuz! (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Yaptığınız bütün kötülükleri başkasına yüklemeye alışmışsınız.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, yanlışsa düzeltelim.
Türkiye'yi büyük bir borç yükü altına sokuyorsunuz; yani, gidecek bir müteahhit, bir yatırım yapacak, gelecek, parasını cebimizden alacak. Rica ediyorum efendim
...BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde de arz etmiştim; Türkiye Büyük Millet Meclisinin, hükümeti denetim usulleri, Anayasamızda ve İçtüzüğümüzde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Bütçe kanunu, yıllık bir kanundur ve konuşmalarımızı, yalnız bir yıllık icraatla ilgili olarak sınırlarsak, zannediyorum, bütün yıllar boyunca yapmamız gereken müzakereleri çok kısa zamana sığdırmama gibi bir rahatlığa ulaşmış oluruz.
Hepinize teşekkür ediyorum.
III. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMiSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
l. — 1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/1; 1/2; 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S.Sayıları: 3, 4, 8, 9) (Devam)
C) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)
1. —İçişleri Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —İçişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Emniyet Genel Müdürlüğü (Devam)
1. —Emniyet Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Emniyet Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
b) Jandarma Genel Komutanlığı (Devam)
1. —Jandarma Genel Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Jandarma Genel Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
c) Sahil Güvenlik Komutanlığı (Devam)
1. —Sahil Güvenlik Komutanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Sahil Güvenlik Komutanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
B) ULAŞTIRMA BAKANLIĞI (Devam)
1. —Ulaştırma Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. —Ulaştırma Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Telsiz Genel Müdürlüğü (Devam)
1. —Telsiz Genel Müd
ürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi2. —Telsiz Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN – Görüşmelere, şahısları adına söz isteyen değerli milletvekilerimize söz vererek devam ediyoruz.
Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi üzerinde lehteki görüşlerimi arz ederken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bizler yeni seçildik, bu Meclise ye
ni geldik; bazı ağabeylerimizden örnek almamız gerekirken, maalesef görüyoruz, birileri kalkıp şov yapıyor, birileri kalkıp polemik yapıyor. Bu memlekete iş yapmak için, hizmet yapmak için, herkesi, taşın altına elini sokmaya davet ediyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)Türkiye'de yanlış politikalar sonucu ekonomiyi batıranlar, 18 Nisanda gereken dersi almışlardır. "Biz bu yanlışı niçin yaptık" diye oturup bunun hesabının istişaresini yapsınlar.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Onu, ortaklarınıza söyleyin.
NİDAİ SEVEN (Devamla) – Sayın milletvekilleri, biz buraya, zaman kaybetmek için gelmedik; biz, önce memleketimiz dedik, sonra partimiz dedik; dolayısıyla, bizlere sataşsanız da, bizlere ne derseniz deyin, biz yine de, önce memleketimiz diyeceğiz. (MHP sıral
arından alkışlar)Bayındırlık ve İskân Bakanlığı noktasında, bazı görüşlerimi arz etmek istiyorum. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, hepinizin malumu olduğu üzere, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü ve İller Bankasının bünyesinde olduğu bir bakanlıktır.
Bakanlık için 89 trilyon ödenek ayrılmıştır, Karayolları içinse 329 trilyon ödenek ayrıldığı bellidir. Bu bütçe, Bakanlık açısından değerlendirildiğinde 1998 yılına göre yüzde 46,9, Karayolları açısından değerlendirdiğiniz zaman da yüzde 54,1'lik bir artış kaydetmiştir. Tabiî, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Türkiye'de büyük işlere imza attığı için, bunun yeterli olması mümkün değildir; ancak, düşünülmesi gereken çok önemli bir konu vardır. 65
7 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre devlet memuru statüsünde çalışan insanlara trilyonlarca liralık projeleri getirip teslim ediyorsunuz; fakat, bu insanlar, almış oldukları ücretlerle başbaşa bırakıldığında -dürüst insanları tenzih ederek bunu belirtmek istiyorum- bazıları, vicdan ile cüzdan arasında muhasebe yapmak zorunda kalmaktadır. İşte, devletin üzerinde durması gereken en önemli olay, bize göre bu noktadır.Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım programında yer alıp da ödenmesi gereken toplam borç tutarı, devlet yolları tezyit bedelleri ile otoyol bedelleri noktasında 58 trilyon görünmektedir. Bu borcun, Bayındırlık ve İskân Bakanlığını kamuoyunda sıkıntıya soktuğu, gerçek bir olaydır.
Yine, Karayolları Genel Müdürlüğünün, 1998 yılı yatırım programında 139 adet münferit, 64 adet global proje olmak üzere, toplam 203 adet projede imzası bulunmaktadır. Devlet ve il yolları projelerinin proje tutarı, değerlendirildiğinde, aslında 2,7 katrilyon olmaktadır. Belirtilen bütçenin bu şartlarla verilmesi, bu
hizmetlerin ancak on onbeş yıl içerisinde yapılabileceğini göstermektedir; ancak, bir yol ihalesinin yapılması ve yolun bitirilip teslim edilmesi de, hepinizin malumu olduğu üzere, dört beş yıl içerisinde tamamlanmaktadır.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bazı tespitler getirerek, karayollarıyla ilgili Bakanlığımıza önerilerde bulunmak istiyoruz.
Otoyolların millî bütçeden ayrılan kaynakları çok yetersiz olması sebebiyle, bakım ve işletmelerinin özelleştirme gündemine getirilmesi tarafımızca müşahede ed
ilmektedirYine, Sayın Bakanımız, 24 Haziran 1999 Perşembe günü yaptığı basın toplantısında, boğaz köprüleri ve yoğun trafiği haiz otoyol girişlerine otomatik geçiş sistemiyle ilgili uygulamayı 30 Ağustosta başlatacağını, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü öncelikle gündeme getireceğini söylemiş; bu hususun daha sonraki uygulamalarda detaylandırılacağı da belirtildiğinden dolayı, tarafımızca bu da memnuniyetle müşahede edilmiştir.
Yine Karayollarıyla ilgili tespit ve öneri olarak yeni oluşan ekonomik merkezleri birbirine bağlayan ulaşım ağının kurularak, karayolu ağında eksikliği görülen kuzey güney koridorları bir an önce geliştirilmelidir.
Trafiğin gerektirdiği güzergâhlarda yüksek standartlı yollar mutlaka yapılmalıdır. Ağır taşıt trafiği 1 000 aracı geçen yolların asfalt beton kaplamalı olarak inşa edilmesine acilen önem verilmelidir. İhaleli yol yapım işlerinde kalitenin artırılması amacıyla özel sektör ve üniversitelerden müşavirlik ve kontrolörlük hizmetlerinin mutlaka alınması gerekmektedir.
İhale Kanununun yeniden elden geçirilmesi kaçınılmaz bir olaydır.
Stratejik bakımdan önem arz eden Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine ait yolların yapım ve asfaltlanması önem arz etmektedir. Bu bölgelerde yolların daha konforlu olması ve güvenli trafik akışının sağlanması için 2000 yılı yatırım programında bunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bakım, trafik ve kar mücadelesi hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi büyük önem arz etmektedir. Şartların çok namüsait olduğu bu dönemde bu bütçeyle tabiî ki bazı şeylerin yapılamayacağını bilmekle beraber, Türk ekonomisini düze çıkarmak da bizim görevimizdir.
Yerel yönetimlerin çeşitli kredi, kefalet, teminat mektubu taleplerini karşılayan, sigorta hizmeti veren ve Bakanlık bünyesinde bulunan İller Bankasının sıkıntıları da büyüktür. Bu sıkıntılar nedeniyle, bazı belediyelerimizin ikrazlarının kesilmesi sebebiyle, zaman zaman, belediye başkanları ile İller Bankası arasında tatsızlıklar oluyor; bunların da giderilmesi gerekmektedir.
İşte, yıllardır, zaman zaman Türkiye'nin gündeminde yer alan usulsüz ihale söylentileri, birkısım siyasîler ile çıkar çevrelerinin Türkiyemizin gündeminde yer almasına sebep olmuş, kimi bürokrat cezaevine, kimileri Yüce Divanı sevk edilmiş ve neticede bundan, Türk Milleti ve Türkiyemiz zarar gö
rmüştür.Ödenek çok önemli olmakla birlikte, zamandan tasarruf, maliyette kalite ve israf noktalarında verilen kararlarda, iyi niyet çerçevesi içerisinde gerekli kontrol ve denetim mekanizmalarının iyi çalıştırılıp çalıştırılmadığı önem arz etmektedir. İşte bu açıdan bakıldığında, her türlü yolsuzluğa son verecek, Türkiye'nin imajına ve inşasına damga vuracak bir bakanlık özlemini tabiî ki hepimiz taşımaktayız; bu özlemimizi de Sayın Bakanımızın gidereceği noktasında inancımız tamdır; özellikle insansız ih
ale yönünde attığı adımı takdirle karşılayıp, bu çabası için kendisine tam destek verdiğimizi de belirtmek istiyorum.BAŞKAN – 1 dakikanız daha var.
NİDAİ SEVEN (Devamla) – Biraz da seçim bölgemle ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum.
Ülkemizin İslam cumhuriyetleri ve Türk cumhuriyetleriyle bağlantısını sağlayan Erzurum il sınırından başlayarak, Eleşkirt, Ağrı, Taşlıçay ve Diyadin İlçesi yol ayrımına kadar giden yolun bakım ve onarımı yıllardır yapılmamaktadır.
Ağrı-Doğubayazıt yolunun Diyadin İlçesi içinden geçmesi için, seneler önce ihalesi yapılıp, büyük köprüler, menfezler yapılmış, yüzde 20 mertebesinde sanat yapıları ve toprak işleri tamamlanmış; fakat, devletin trilyonlarca parası harcandığı halde, bazı çıkar çevrelerinin engellemeleri sonucunda bu
yolun yapımı iptal edilmiştir. Sayın Bakanımın, bu noktada, bu yolun yapımı üzerinde tekrar durmasını, kendilerinden arz ediyorum; çünkü, Diyadin halkı, yedi kilometre ötede otobüsten indikten sonra, ticarî taksilerle ilçeye gitmek zorunda kalmakta ve halk, bu noktada büyük bir perişanlık çekmektedir.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Seven, 1dakika ek süre veriyorum efendim.
NİDAÎ SEVEN (Devamla) – Doğubayazıt–Suluçem Yolu, yıllardır gündemde olduğu halde -1993, 1994, 1995, 1996 ve 1998 yıllarında programa alındığı halde- gerçekleşmemiş, 1999 yılı programına da alınmıştır. Sayın Bakanımızın ilgilerini bekliyoruz.
Yine Diyadin, biliyorsunuz kaplıcalar diyarıdır ve jeotermalin yapıldığı, şu anda karbondioksit fabrikasının faaliyete geçmesi için temellerin atıldığı bir turizm bölgesidir; ancak, 7 kilometrelik yolu bozuktur. Bu konuda da Sayın Bakanımızın ilgilerini bekliyoruz.
Ağrı-Cumaçay-Kağızman Yolu ve Humak, Hamur-Tutak-Patnos karayolu konusunda da Sayın Bakanın ilgileri
ni bekliyoruz.14.6.1999 tarihinde Doğubayazıt'ta meydana gelen sel felaketi dolayısıyla 671 işyeri ve konutun hasar tespitlerinin aciliyetle yapılması gerekmektedir. Sayın Bakanımıza, bu konuyla ilgili olarak 5 milyar lira gönderdiği için, huzurunuzda teşekkür eder; bütçemizin hayırlı uğurlu olmasını Cenabı Allah'tan dilerim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Seven.
Görüşmekte olduğumuz her iki bakanlık bütçesiyle ilgili olarak son sözü alan Ankara Milletvekili Sayın Zeki Çelik, aleyhte konuşacaklar.
Buyurun Sayın Çelik. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Çelik süreniz 10 dakikadır.
M. ZEKİ ÇELİK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1999 yılı Bayındırlık Bakanlığı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, bu çalışmaların hayırlara vesile olmasını Cenabı Haktan niyaz ediyorum.
Bayındırlık, medeniyet demektir. Bir ülkeye girdiğinizde, hemen, oradaki binalardan, yollardan, sanat eserlerinden, o ülkenin kalkınmış bir ülke olup olmadığını anlamak mümkün oluyor. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı deyince, önplana çıkan, devlet yapılarıdır; karayolları, İller Bankası, diğer bakanlıklara yapılan hizmetler, imar,
afet ve diğer hizmetler de önemlidir; ancak, bu önemli hizmetlerle mütenasip bir bütçesi maalesef yoktur.Bakınız, bütçe ödenekleri yönünden 1998 ve 1999 yılları karşılaştırıldığında, artış oranının yüzde 47 ve bu konuya Karayolları Genel Müdürlüğü açısından bakıldığında, bütçede artış oranının yüzde 54 olduğunu görmekteyiz ki, bu artışların yeterli olduğu söylenemez.
Sağ olsun, Bakanımız açıkyüreklilikle ifade ettiler ve dediler ki: "Bayındırlık ve İskân Bakanlığının balansı bozulmuştur." Doğrudur, ihalelerine fesat karıştırılan, yolsuzluklara sahne olan ve 55 inci hükümetin de düşmesine sebep olan bakanlıklardan birisi olan bu Bakanlığın da ayarı bozulmuştur. Bakanımızın "Dünya Bankası kredisiyle yürütülen birkaç proje dışında devam eden projeler tümüy
le duracaktır. Bu durumun ülkemizin ekonomik, toplumsal ve siyasal yapısıyla güvenlik ve istihdam politikaları üzerinde doğuracağı olumsuzluklar gözardı edilemeyecek boyutta olacaktır" sözlerini önemsiyorum ve bu tespitine de teşekkür ediyorum.Ulaşım politikası, sadece karayolları olarak değil, makro ulaşım planı çerçevesinde, limanlarla, demiryollarıyla, havaalanlarıyla entegre bir şekilde ele alınmalı ve ana üretim merkezleri arasında, tarım, sanayi ve turizm de dikkate alınarak, dengeli ulaşım politikal
arı hızla hayata geçirilmelidir.Ülkemizde ulaşım yatırımlarının yüzde 80'i karayollarına ayrılmakta, ulaşımın yüzde 20'si ise deniz, hava ve demiryollarıyla yapılmaktadır. Karayollarına önem veriyoruz diye, demiryolu ve denizyolu taşımacılığı ihmal edilmiş. Avrupa Birliği ülkelerinde taşımacılık demiryoluna aktarılırken, bizim, karayollarında ısrar etmemiz yanlıştır.
Trafik canavarı can almaya doymuyor. Maalesef, her gün yirmibeş otuz insanımızı kaybediyoruz ve katliama benzeyen kazalar yaşanıyor. Eğitim yetersizliği, sürücü hataları, büyük bölümü niteliksiz yollar, yanlışlar; sonuç, can ve mal kaybı.
Ulaşımda yetki kargaşasına son verilmeli, İçişleri, Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlıkları arasında ciddî bir koordinasyon sağlanmalı ve ulaşımla uğraşan bütün kuruluşlar bir çatı altında toplanmalıdır.
Türkiye'de lokomotif sektör, inşaat sektörüdür. Bu sektör, amelesinden mühendisine, nakliyecisinden fabrikatörüne, satıcısından pazarlamacısına kadar çok geniş toplum kesimlerini ilgilendirmektedir. Tabiî ki, bu kadar ehemmiyetli bir alana hitap eden bu sektörün canlandırılması gerekiyor. Bırakın canlanmayı, bakın, hep geri sayıyoruz.
1960 yılında karayollarına ayrılan pay yüzde 13 iken, nüfusumuz 27 milyon, millî gelir 10 milyar dolar, karayolları da o zaman 61 000 kilometre. Bugün ayrılan pay ise, maalesef yüzde 1,5'e düşmüş, nüfusumuz 65 milyon olmuş, yani 2,5 misli artmış; ama, millî gelir 200 milyar dolar olmuş, yani 20 kat artmış, buna rağmen, karayolları hâlâ 61 000 kilometrede ve standartlar maalesef bu
işlere yetmiyor.Enflasyonun yüzde 100 olduğu bu yıllarda, kaynakları siz yüzde 1,5'e düşürdüğünüzde, bu kuruluşların halini düşününüz; ama, yine maalesef söylüyorum ki, 21 inci Yüzyıla girerken, hâlâ 5 600 kilometre stabilize, 1 200 kilometre toprak yolumuz olduğu ifade ediliyor; bu ifade edilenler, köy yolu değil, il yolu veya devlet yoludur.
Bakınız, 1999 bütçe uygulamalarında mayıs sonu itibariyle beş aylık dönemde -yuvarlak rakam olarak ifade ediyorum- giderler 10 katrilyon, gelirler 6 katrilyon; yani, beş ayda 4 katrilyon açık olduğu söyleniyor. Bunun 2,5 katrilyonunu personel gideri, 4,5 katrilyonunu borç faizi olarak ayırıyorsunuz, yatırımlara ayrılan ise sadece 294 trilyon liradır. 1999 yılı bütçesi içerisindeki rakamlara baktığınızda, 10 katrily
onun üzerinde; o da, bütçe böyle gerçekleşirse, faize ödenecektir. Yani, Maliye Bakanının da ifade ettiği gibi, günde 30 trilyon faize para ödeniyor. Bu ne demektir; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı için ayrılan 90 trilyon liralık ödenek 3 günlük; Karayolları için ayrılan 330 trilyon ödenek ise 11 günlük faiz parasıdır. Vahameti görüşlerinize sunuyorum.Önemli bir nokta, müteahhitlerin ve ticaret erbabının, yaptıkları iş karşılığında paralarını zamanında alamadıklarını biliyoruz. Devlet bu parayı ödemediği zaman herhangi bir müeyyidesi yok; ama, kendi alacağını tahsil etmediği zaman hemen gecikme cezası uygulamaktadır. Burada bir adaletsizlik söz konusudur. Bunun önlenmesi için ya devlet borcuna karşılık gecikme cezası ödemeli veya bunların alacaklarından verg
i, SSK, muhtasar, elektrik ve buna benzer borçların mahsubu yapılmalı; böylece, kısmen de olsa mağduriyetleri önlenmelidir.Müteahhitlik sicilleri ciddî tutulmalı, her önüne gelenin müteahhit olması önlenmeli, ciddî bir şekilde de takibi sağlanmalıdır. Devlet İhale Kanunu değiştirilerek, herkese açık, rekabet ortamında şeffaf, süratli bir ihale sistemi getirilmeli, işlerin zamanında bitirilmesi için tedbir alınmalıdır. Bilhassa, enflasyonun yüzde 100 olduğu, müteahhit kârının da yüzde 25 olduğu ortamda yüks
ek tenzilatla iş yapmanın mucize olduğunu ifade etmek yerinde olur. O halde, ciddî iş yapan müteahhitlere ve teknik elemanlara ihtiyaç vardır. Bilhassa, planı, programı, projesi, keşfi ve ödeneğiyle ciddî bir mahal listesi hazırlanarak götürü bedel esası ile anahtar teslimi olarak ihale yapılması yoluna gidilmeli; özel müşavirlik ve danışmanlık firmaları bu çalışmalarda görev almalıdır. Aksi halde, işler sürüncemede kalmakta, uzun yıllar sürmekte ve bitmeden eskimekte, fonksiyonunu da yerine getirememektedir. Tasarruf düşüncesiyle hareket edildiğinde de, yarım kalan hizmetler sonraki yıllarda daha büyük maliyetlere sebep olmaktadır. Burada, bütün bunlar, bilgili ve ehil teknik elemanlarca sağlanabilir.Ben de bir mühendisim; İller Bankasında -yapı işlerinde- çalıştım, bayındırlık müdürlüğü yaptım. Teknik elemanlar, aldıkları eğitimin ve yüklendikleri sorumluluğun karşılığını alamamakta; ayrıca, maalesef, haysiyet ve itibarlarıyla itham edilme riski altında görev yapmaktadırlar. Bayındırlık Bakanlığında 657'y
e tabi çalışan 1 inci derecenin dördüncü kademesindeki bir mühendis -mimar 193 milyon lira, şube müdürü 196 milyon lira, DSİ'deki bir şube müdürü 211 milyon lira, Köy Hizmetlerindeki şube müdürü 219 milyon lira maaş almaktadır; ama, 1475 sayılı Kanuna tabi -ikramiye, mesai ve diğer şeyleri dahil- bir teknisyen 348 milyon lira, şoför 359 milyon lira, sekreter 410 milyon lira, Köy Hizmetlerinde çalışan mevsimlik işçi ise 230 milyon lira almaktadır. Bu dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir.Belediyelerin devl
ete olan borçlarına çare bulmak için bir af getirilmelidir. Bilhassa Fazilet Partili belediyelerin, tarafgir tutumla ödenekleri kesilmekte ve hizmetleri aksatılmaktadır; bundan vazgeçilmesini talep ediyoruz.Ben bir Ankara milletvekili olarak şu hususları da belirtmek istiyorum : Bilhassa, büyük trafik yükü olan Ankara-Şereflikoçhisar yolunun bölünmüş yol haline getirilmesi, Evren İlçemizin karayolları ağına dahil edilmesi, Ankara-Polatlı-Sivrihisar yolunun eksikliklerinin tamamlanması, Polatlı-Haymana yol
unun standart yol haline getirilmesi -belki Ulaştırma Bakanlığını ilgilendiren bir konu ama- Ankara-İstanbul arasını 4 saate indirecek ve yirmibeş yıldır yapımı süren Ayaş Tüneli ve demiryolu yapımının sağlanması, Ankara/Temelli ve Ankara/Karapürçek gecekondu önleme bölgelerinin en kısa zamanda hayata geçirilmesi faydalı olacaktır.BAŞKAN – Sayın Çelik, 1 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun efendim.
M. ZEKİ ÇELİK (Devamla) – Kaynak nerede diye soracaksanız; bakınız, 1996 yılında faiz giderlerimiz yüzde 38; 1997'de, bu, yüzde 28'e düşmüş, 1998'de tekrar yüzde 40'a yükselmiş; yüzde 10-12 puan arasında bir fark var, işte, buradan, size, 3,5 katrilyon liralık bir kaynak. Ayrıca, akılcı şehir planlarıyla, kamu arazilerinin, şehir rantlarının satış yoluyla vatandaşa
açılması, buradan ele geçecek gelirlerle ve kaynaklarla hizmetin götürülmesi gerekmektedir; ama, netice itibariyle bütün bunları yapacak olan, insandır. Eğer, siz, insanı mükemmel yetiştiremezseniz, o takdirde, başarılı olunamayacağı da muhakkaktır.Şunu iyi bilmeliyiz ki; 75 yıllık cumhuriyet döneminde ortaya çıkan en büyük sorun, devlet ile millet arasında yaşanan ve giderek hız kazanan güven bunalımıdır; millet devlete, devlet millete güvenmemektedir. Güven bunalımının doğurduğu belirsizlik, ekonomiyle
birlikte sosyal yapıyı da altüst etmektedir. Millet ve devlet elele vererek bir Anadolu rüyası için mücadele vermedi, tam tersine, devlet, milletle, ekonomiden politikaya, kılık kıyafetten müziğe kadar her alanda değişik yoğunluklarda mücadele verdi.Bütçe
niz hayırlı olsun.Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.
Sayın milletvekilleri, onuncu tur görüşmelerimiz tamamlanmıştır.
Şimdi, sorular kısmına geçiyoruz.
Soru-cevap işlemleri, Genel Kurulun 16 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, 20 dakika içerisinde tamamlanacaktır.
Soru sahiplerinin Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını, sorularının okunması için, arayacağım.
Başkanlık Divanımıza 126 adet soru intikal etmiştir.
İlk soru, Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış'a aittir; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Delaletinizle, aşağıdaki sorularımın Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.
27.6.1999
M
ehmet ElkatmışNevşehir
Sorular :
Sayın Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı döneminde Bakanlığınızca yapılan hemen hemen tüm ihalelere fesat karıştırıldığı, yolsuzluklar yapıldığı, birkısım müteahhitlere ihalenin paylaştırıldığı iddiaları kamuoyuna yansıtıldığı gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan soruşturma komisyonlarınca da tespit edilmiştir. Bu, usulsüz, şaibeli ihaleler hakkında Bakanlığınız ne düşünmektedir? Usulsüzlüklere ve şaibelere rağmen, bu ihaleler aynen devam edecek mi?
BAŞKAN – Sayın Baka
n?..BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevap vereceğim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Yine Sayın Elkatmış'a ait olan 2 nci soruyu okutuyorum :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Delaletinizle aşağıdaki sorularımın Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.
27.6.1999
Mehmet Elkatmış
Nevşehir
Sorular :
1. İstanbul'u, Ankara ve Adana'ya bağlayacak olan otobanın Şereflikoçhisar-Nevşehir-Niğde-Ulukışla arası otoban inşaatı ne zaman başlayacak?
2. Bu yolun geçeceği güzergâhlar neresidir? İstimlak işlemleri hangi safhadadır?
3. Bu yolun güzergâhında herhangi bir değişiklik oldu mu?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplayacağım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Efendim, sorular uzun sürecek; kâtibin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü soru, Konya Milletvekili Sayın Özkan Öksüz'e ait.
Sayın Öksüz buradalar mı
efendim?ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Buradayım efendim.
BAŞKAN – Soruyu okutuyorum:
27.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkan, delaletinizle Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanına aşağıdaki sualleri sormak istiyorum.
Arz ederim.
Özkan Öksüz
Konya
1. Konya Ovası Sulama Projelerinin; yani, KOP'un en önemli halkası olan, 1996 yılından beri ihaleye çıkarılan Göksu Mavi Tünel ihalesi ne zaman ihaleye çıkarılacaktır?
2. Bu proje için ödenek ayrılmış mıdır?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bu, bize, oldukça sık yöneltilen bir soru, hemen kısaca söyleyeyim. Bu yıl, tamamı kredili olarak ihale edeceğiz.
İhaleyi niye iptal ettik; onu da söylemek istiyorum. Benim geçtiğim bakanlık dönemimde ihaleye çıktığımız bir konuydu, tamamı kredili olarak ihaleye çıktık. Biliyorsunuz, bu ihaleli sözleşmelerde iki zarf veriyor müracaat edenler, iştirak edenler; biri, temin ettikleri krediyle ilgili
, diğeri yapacakları iskontoyla ilgili. Tabiî, Hazine de, birçok krediyi uygun kredi olarak değerlendirmiyor.Biz, Hazine ile görüştük o dönemde; dedik ki: "Biz, size kredi zarflarını gönderelim; içlerinde uygun olmayanları ayırın, uygun olmayan kredilerin iskonto zarflarını da hiç açmayalım." Ancak, Hazineden "bizim uygulamamız bu şekilde değildir; siz bütün zarfları açın, bize uygun gördüğünüzü gönderin" dediler. Biz de öyle yaptık; açtık, kredi ve iskonto bakımından uygun gördüğümüzü Hazineye gönderdik.
Hazine döndü bize dedi ki: "Bu kredi uygun değildir." İlgilisine uygun kredi bulması konusunda bir iki defa mehil vermemize rağmen, netice almamız mümkün olmadı; ihale iptal edildi. Şimdi yine aynı şekilde kredili ihaleye çıkacağız. 30 milyarlık bir iz bedel koyduk; ama, bu sefer, önce bu krediyi değerlendirsinler de bize yine yine iş yaptırmasınlar diye, Hazineden daha da ısrarlı olacağız.Teşekkür ediyorum; sağ olun.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
4 üncü soru, Niğde Milletvekili Sayın Mükerrem Levent'e ait
.Sayın Levent?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Bayındırlık Bakanımıza, aşağıdaki sorumun cevaplandırılması için tensiplerinize arz ederim.
Mükerrem Levent
Niğde
1. Pozantı-Ankara otobanının, dışkredi sağlanmadığı için işe başlanmadığı belirlenmiştir. Bu firmalar için ne gibi denetimler düşünüyorsunuz?
2. Kayseri-Çamardı-Pozantı için, devlet karayoluna alma işi ne zaman gerçekleşecektir?
Saygılarımla.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplandıracağım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Yine, Niğde Milletvekili Sayın Mükerrem Levent'in başka bir sorusu var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Enerji Bakanından, aşağıdaki sorularımın cevaplandırılmasını tensiplerinize arz ederim.
Mükerrem Levent
Niğde
1. Devlet madencilik sektöründe maliyetler çok yüksek ve verim çok düşüktür. Acilen madenlerimizin özelleştirilmesi gerekmektedir. Özelleştirmenin hızlandırılması için çalışmalarınız var mıdır?
2. Karadeniz Bakır İşletmeleri özelleştirme kapsamında; yedi senedir devam eden bu kuruluşa, şu anda Eti Holding bünyesinde bulunan Küre İşletmesinin bakır tesislerinin bir an önce devredilerek, bu ihtisas kuruluşunun özelleşmesi hızlanabilir. Ne düşünüyorsunuz?
3. Enerji santralları özelleşirken ve yurt dışından kömür ithalinin Türkiye'de, hem yolsuzluklara neden olduğu ve yurt içindeki özel kömür işletmelerini zor duruma soktuğu, aynı zamanda çevre kirliliğini daha da artırdığı düşünülürse, siz ne düşünüyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkanım, Bakanlar Kurulu oluşurken madenler konusunda bir görev değişikliği de oldu; o nedenle, soru sahibi arkadaşımıza yazılı olarak cevap vereceğim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
6 ncı soru, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa'ya ait.
Sayın Eyüp Fatsa?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Delaletinizle aşağıdaki soruların Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından cevaplandırılmasını istiyorum.
Arz ederim.
Eyüp Fatsa
Ordu
1. Ekim 1997'de karayolları ağına alınan Fatsa-Kumru-Niksar ve Fatsa-Korgan-Niksar yollarının son durumu nedir? Yaz mevsiminde ihaleye çıkmayı düşünüyo
r musunuz?2. Karadeniz bölgemizin kötü talihini yenecek Samsun-Sarp bölünmüş yol projesinin, Ünye-Fatsa-Ordu şehir geçişleri dışında herhangi bir çalışma yoktur. Özellikle, Perşembe-Bolaman geçişi için acil çözümleriniz var mıdır? Bu yol kapsamında kamulaştırılan arazilerin bedel artırımı ile ödemeleri ne durumdadır?
3. Son elli yıldır ilk defa 54 üncü hükümet tarafından ihalesi yapılan ve çalışmalarına başlanılan Fatsa-Çatalpınar-Aybastı yolunun son durumu nedir?
4. İller Bankasından belediyelere tahsis edilen payların son yıllardaki ciddî düşüşünü durdurup belediyeleri rahatlatacak ödemeleri ne zaman başlatıyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplayacağım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
7 nci sor
u, Eskişehir Milletvekili Sayın Mehmet Sadri Yıldırım'a ait.Sayın Mehmet Sadri Yıldırım?.. Buradalar.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Sayın Bayındırlık Bakanımızdan cevaplandırılmasını istiyorum.
Saygılarımla.
Mehmet Sadri Yıldırım
Eskişehir
1. Evvelce tasarı halinde olduğunu zannettiğim Eskişehir-Bilecik-Adapazarı karayolunun çiftyol olması hususunda proje çalışmalarınız nelerdir?
2. Yapımı devam eden Sivrihisar Dörtyol Köprüsünün, kaza olmaması bakımından yapımını hızlandırmayı düşünüyor musunuz?
Saygılarımla.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Konuşmamda cevaplamıştım Sayın Başkan.
MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) – Efendim, birinci hususu cevapladı Sayın Bakan; ikinci husus, köprü hâlâ inşaat halindedir; denize gidecek olan vatandaşlar...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Ankara-Sivrihisar'a kadar olan bölünmüş yolu, öncelikli yol kapsamına bu sene aldık. Bu yıl sonunda o yolu tamamen bitirmeyi planlıyoruz. Sivrihisar'da yapılacak olan kavşakla ilgili olarak da gerekli ödeneği ayırdık. Onun da bu yıl sonunda bitirilmesini söyledim; ama, teknik olarak pek mümkün gözükmüyor; onu da hızlandırarak, en kısa zamanda ulaşıma kazandırmayı düşün
üyoruz.BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Diğer soru, gene Sayın Yıldırım'a ait.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun, Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanımız tarafından cevaplandırılmasını takdirlerinize sunuyorum.
Saygılarımla.
Mehmet Sadri Yıldırım
Eskişehir
Soru: Evvelce çalışması başlatılan ve tasarı halinde olduğunu tahmin ettiğim Sivrihisar dört yolundan dönülerek, Ahiler Köyünü takiben Çeltik, Yunak ve Akşehir'e ulaşacak olan yolun, devlet karayoluna alınıp alınmaması hususundaki çalışmanız ne durumdadır?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplayacağım efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
9 uncu soru, Trabzon Milletvekili Sayın Şeref Malkoç'a ait.
Sayın Malkoç?.
. Buradalar.Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanına soruları sormak istiyorum.
Arz ederim.
Sorularım :
1. Trabzon şehir geçişini sağlayan, yıllardan beri bitirilemeyen Tanjant (Yavuz-Fatih) bulvarını ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?
Geçmişteki uygulamalardan farklı bir uygulama yapacak mısınız?
2. Trabzon'un geleceğini etkileyecek olan güney çevre yolu hangi aşamadadır? Yolun yapımına başlanması için hazırlık yapılıyor mu? Yapılıyorsa, ne kadar zamanda bitireceksiniz?
Şeref Malkoç
Trabzon
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplayacağım efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
10 uncu soru, Tunceli Milletvekili
Sayın Kamer Genç'e ait.Sayın Genç?.. Buradalar.
Okutuyorum:
Sayın Başkanlığa
Aşağıdaki sorumun, aracılığınızla, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorulmasını saygılarımla arz ederim.
Kamer Genç
Tunceli
Soru: Tunceli ve Bingöl illerimizdeki TEDA
Ş'ın özelleştirilmesi hususundaki işlemlerin sonuçlanmak üzere olduğu gözlenmektedir. Çok dağlık bir arazi yapısı ve yoğun bir terör yatağı halindeki bu illerde özelleştirme yapıldığı takdirde, buralarda özel teşebbüsçe hiçbir yatırım ve hizmet götürülemeyeceği ve bölgenin karanlığa gömüleceği kuşkusuzdur.Güvenlik birimlerinin de yerinde görmediği söylenilen bu özelleştirmeden vazgeçmeyi düşünüyor musunuz?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu özelleştirme işlemleri için, biraz önce de belirttildiği gibi, şu anda, Rekabet Kurulundan bir karar bekliyoruz.
Rekabet Kurulu, bize, 4 maddeden oluşan bir kararla talimat vermişti. Bizim yaptığımız sözleşmelerde, 4 maddenin 2'si yer alıyordu. Diğer 2 madde, bizim yaptığımız sözleşmelerde hukuken ve fiilen yer alması mümkün olmayan maddelerdi. Hiç, böyle, iddia edildiği gibi, şu veya bu manada değiştirmeye yönelik değil, hukuken ve fiilen uygulanması mümkün olmadığı içi
n, biz, Rekabet Kuruluna bildirdik. Sanırım, önümüzdeki hafta başı veya hafta içinde, Rekabet Kurulu bir karar verecek; vereceği bu karara göre, biz, bu devir işlemlerini başlatacağız.Onun dışında, Danıştaydan geçerek tasdik edilen 14 bölgenin içerisinde, Tunceli de var il olarak. Tabiî, Tunceli'deki duruma baktığımız zaman, kayıp, kaçak oranı, yüzde 35,67'de; yani, biz, Tunceli'ye gönderdiğimiz 100 kilovat/saat elektriğin, 35 kilovat/saatini kaybediyoruz.
Tabiî, burada, siz, olaya, özel sektörün faaliyet
yapıp yapamayacağı noktasında bakıyorsunuz; ama, özel sektörün bize vermiş olduğu taahhütlerde, bu kayıp, kaçak oranının, normal uluslararası oranlara düşürüleceği taahhüdü var ve düşüremedikleri her oran kadar, yani, her kilovat/saat bedeli olarak da, bize, cezaî şart ödeyecekler.Bu nedenle, karar, Rekabet Kurulundan bize intikal ettikten sonra işlemlere devam edeceğiz; onu arz ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
11 inci soru, İzmir Milletvekili Sayın Burhan Bıçakçıoğlu'na aittir.
Sayın Bıçakçıoğlu?.. B
uradalar.Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından cevaplandırılması için gereğini arz ederim. 27.6.1999
Saygılarımla.
Burhan Bıçakçıoğlu
İzmir
Sorular:
1. Ülkemizin üçüncü büyük ili olan İzmir'in şehiriçi araç trafiğini rahatlatacak olan İzmir Çevre Yolu Projesinin bitirilmesi için istimlak değerleri dahil daha ne kadar ödeneğe ihtiyaç vardır?
Bütçeden, bu ödeneğin 1999 yılı için ne kadarı ayrılmıştır?
2. Adnan Menderes Havaalanı-Menderes-Gümüldür yolunun ne zaman bitirilmesi düşünülmektedir?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplayacağım Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
12 nci soru, E
lazığ Milletvekili Sayın Latif Öztek'e ait.Sayın Öztek?.. Buradalar.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ankara
Sayın Başkan, aşağıdaki suallerimin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygıyla arz ederim.
Latif Öztek
Elazığ
1. Elazığ İlimizde, uzun yıllardan beri yapımı devam eden Kuzova pompaj sulaması birincisi kısım inşaatına, 1999 yılı bütçesinde kaç lira ödenek ayrılmıştır? Ayrılan bu parayla projenin birinci kısmı tamamlanabil
ecek midir?2. Tamamlandığında 29 144 hektar araziyi sulayacak ve Elazığ İlinin ekonomisine büyük katkılar sağlayacak olan bu projenin ikinci ve üçüncü kademelerinin hızlandırılması için dış kredi bulmayı düşünüyor musunuz? Bu yönde çalışmalarınız var mıdır? Varsa, lütfen açıklar mısınız?
3. Dedeyolu Göleti ve Sulama Projesi için, 1999 yılında, kaç lira ödenek ayrılmıştır? Ayrılan bu parayla, proje, planlanan zamanda tamamlanabilecek midir?
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Kısaca cevaplandırmak istiyorum Sayın Başkanım.
Elazığ-Kuzova pompaj sulaması birinci kısım inşaatına 1999 yılı bütçesinden 630 milyar Türk Lirası ayrılmış olup, inşaat, bütçe imkânları nispetinde, önümüzdeki yı
llarda tamamlanabilecektir.Halen, birinci kısım inşaatı devam eden Kuzova Pompaj Sulaması Projesinin, bütçe imkânlarıyla yürütülmesi dışında bir dış kredi imkânı, şimdilik mevcut gözükmemektedir.
Dedeyolu Göleti ve Sulama Projesine, 1999 yılında, 100 milyar ödenek ayrılmış olup, proje, bütçe imkânları dahilinde, önümüzdeki yıllarda ancak tamamlanabilecektir.
Arz ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Diğer soru, Malatya Milletvekili Sayın Yaşar Canbay'a ait.
Sayın Canbay?.. Buradalar.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanına, aşağıdaki suallerimi sormak istiyorum.
Saygılarımla arz ederim.
Yaşar Canbay
Malatya
1. Malatya-Battalgazi ilçe karayolu genişletmesi ne zaman yapılacaktır?
2. Malatya İli arıtma tesisi ne zaman yapılacaktır?
3. Malatya-Adıyaman karayolunun kalan 34 kilometresi ne zaman yapılacaktır.
4. Malatya kuzey çevre yolu etüt ve projesi ne zaman yapılacaktır?
5. Çok tehlikeli virajların bulunduğu Malatya-Pütürge ilçe karayolu ile ilgili, bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?
6. Malatya İlini çevre illere bağlayan Malatya-Sıvas karayolu, Malatya-Kayseri karayolu, Malatya-Kahramanmaraş karayolu son derece dar ve standartları düşüktür. Bu yolların standartlara uygun hale gelebilmesi için bakanlığınızın bir programı var mıdır?
BAŞKAN – Sayın Bakan...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevaplayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
14 üncü soru, Bayburt Milletvekil
i Sayın Suat Pamukçu'ya ait.Sayın Pamukçu?.. Buradalar.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkan, aşağıdaki sorularımın, delaletinizle, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Sayın Bakanı tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygıları
mla.Suat Pamukçu
Bayburt
1. Bayburt Demirözü Barajı ne zaman bitirilecektir? Proje ile ilgili istimlak bedelleri ne zaman ödenecektir? 1999 yılı ödeneği ne kadardır?
2. BOT modeli ile yapılması planlanan Laleli Barajı ve hidroelektrik santralına ne zaman başlanacaktır? Proje hangi aşamadadır?
3. Demirözü Barajı nedeniyle bozulan Bayburt-Demirözü yolu ne zaman asfaltlanacaktır? Yol güzergâhının değiştirilen kesimleri için istimlak bedeli ödenecek midir?
BAŞKAN – Sayın Bakanlarımız...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Kısaca cevaplandırmak istiyorum Sayın Başkanım.
Demirözü Barajı inşaatı halen devam etmekte, kamulaştırma ödeneği de son derece yetersiz; ancak bir eködenek imkânımız olursa, burada da kullanmayı düşünüyoruz. 1999 yılında 1 trilyon ödenek ayırabildik Demirözü Barajımıza.
Laleli Barajıyla da ilgili, doğrudur, Laleli Barajı BOT programındaydı, teklifler alındı; ancak, gelen teklifler, normal ortalama fiyatın çok çok üstünde, pahalı tekliflerdi. O nedenle, benim geçen bakanlık dönemimde Kanada ile imzalamış olduğum ikili anlaşmayla, tamamı kredili, anahtar teslim baraj yapımı içine alındı. Şu anda Kanadalı firmayla görüşmeler eylül ayı başında başlayacak ve tamamı kredili, anahtar teslim proje olarak yapımına
başlayacağız.Demirözü Barajı inşaatı dolayısıyla bozulan Bayburt-Demirözü yoluyla ilgili inşaat halen devam ediyor; bittiği zaman da, Karayolları Genel Müdürlüğüyle protokol yaparak asfaltlamasını da yaptıracağız.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanımız, kendisiyle ilgili soruya cevap verecekler mi?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevap vereceğim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Pamukçu'nun diğer sorusunu okutuyorum:
Türk
iye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaSayın Başkan, aşağıdaki sorularımın delaletinizle Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Suat Pamukçu
Bayburt
1. Bayburt Merkez Üzengili afet konutları ne zaman bitirilecektir? 1999 yılı ödeneği ne kadardır? Yaylapınar afet konutları için ne kadar ödenek ayrılmıştır?
2. Bayburt Masat (Yıldırım) Köyünde afete maruz vatandaşlarımız için 1999 yılında konut yapımı için ödenek ayrılmış mıdır? Ayrılmış ise ne kadardır?
3
. Bayburt-İspir ve Bayburt-Dağbaşı-Araklı karayolları için 1999 yılı bütçesinde ne kadar ödenek ayrılmıştır?BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI KORAY AYDIN (Ankara) – Yazılı olarak cevap vereceğim efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
16 ncı soru, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Niyazi Yanmaz'a ait.
Sayın Yanmaz burada mı? Burada.
Soruyu okutuyorum efendim:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aracılığınızla Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımıza aşağıdaki soruyu açıklamaları içi
n sormak istiyorum.Arz ederim.
Mustafa Niyazi Yanmaz
Şanlıurfa
Soru: GAP Projesi, cumhuriyetimizin en temel projelerindendir. Atatürk Barajının hemen yanıbaşında bulunan Yaslıca, Suruç ve Baziki ovaları suya hasrettir. Millî ekonomimize büyük faydalar sağlayacak bu proje ne durumdadır?
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.
ENERJİ VE TABİî KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkanım, GAP bölgesindeki sulama projelerimizin hayatiyete geçirilmesi noktasında, bütçe imkânları dışında, ülkelerle, ikili anlaşmalar yaptığımız karma ekonomik kurul toplantıları sonucunda belirlenen kararlara göre, tamamını kredili yapma çabası içindeyiz. Yaylak sulaması da, yine aynı kapsam içinde, İsrail ile yapılmış olan anlaşmaya göre, ikili protokole göre
ihale edilecektir.Suruç Ovası sulamasıyla ilgili proje çalışmalarımız devam ediyor; ancak, GAP bölgesinde daha ziyade tercih ettiğimiz ve hızla hayatiyete geçirme imkânına kavuşacağımız bu iki anlaşmalar kapsamında, Suruç Ovalarını da bu şekilde ihale etmeyi düşünürüz.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, sorular için ayrılmış olan 20 dakikalık süre tamamlanmış bulunuyor.
146 sorunun 16'sını okuyabildik; ancak, bu soruların tamamı Sayın Bakanlara takdim edilmiştir. Bu sorulara yazılı olarak ce
vap verme kendi takdirlerindedir.MUSA UZUNKAYA (Samsun) —Sayın Başkan...
BAŞKAN—Buyurun efendim.
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, benim sorum Sayın Bakanlara değil, zatıâlinize: Genel Kurul açılmadan 15 dakika önce Genel Kurul salonuna girdim; başlama anında sorularımı gönderdim. Soruları daha önce mi alıyorsunuz; hangi zamanda alındığını öğrenmek istiyorum. (DSP ve MHP sıralarından "İşte, adil düzen bu" sesleri, alkışlar)
MEHMET GÜNEŞ (Şanlıurfa)— Hep aynı kişilerin soruları...
KADİR GÖRMEZ (Kütahya) – Başkan, şu soruların hiçbirisine veriliş sırasına göre, cevap verilmedi. Saat, tam 14.00'te verdim Başkan!..
BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul)— Sıralama neye göre yapılıyor; onu öğrenebilir miyiz.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, benim bildiğim kadarıyla, sorular sekreterya tarafından alınıyor ve gruplar konuşmaya başlayınca, onlar aldıkları tarihi ve saati, dakikayı üzerine yazıyorlar. Ben, zannediyorum, Sayın Bakanlara verilen soru kâğıtlarında da bunlar görülecektir; bunları ben görmüyorum. (MHP sır
alarından gürültüler)ALİ KESKİN (Denizli) – O zaman, sekreterya hata yapıyor!..
KADİR GÖRMEZ (Kütahya) – MHP Grubundan 30 tane soru çıktı; bir teki denk gelmedi!.. ( MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BİROL BÜYÜKÖZTÜRK (Osmaniye) – Sekreterya, biraz önce Mustafa Beyin kâğıdını aldı oraya... Niye aldınız peki; bir tur sonra almanız lazımdı; niye kabul ettiniz?!..
Sekreterya değişsin Başkan!
KADİR GÖRMEZ (Kütahya) – Sekreterya tarafsız değil Başkan!..
BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) – Bu ne biçim sıralama!..
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri; süremiz doldu efendim. Arzu ederseniz, soru sahiplerinin ismini okutabiliriz.
MEHMET ALİ BİLİCİ (Adana) – Ne gerek var!..
BAŞKAN – Soru sahiplerinin isimlerinin okunmasını isteyenler lütfen işaret etsinler... Okunmasını arzu etmeyenler işaret etsinler... Çoğunlukla okunması kabul edilmiştir.
Okutuyorum :
Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz, Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Hakkâri Milletvekili Evliya Parlak, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, Diyarbakır Milletvekili Osman Aslan, Diyarbakır Milletvekili Osman Aslan, Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, Adana Millet
vekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan, Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan, Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç, Mardin Milletvekili Veysi Şahin, Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz, Bursa Milletvekili Ali Arabacı, Rize Milletvekili Ahmet Kabil, Rize Milletvekili Ahmet Kabil, İstanbul Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk, İstanbul Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk, İzmir Milletvekili Mehmet Özcan, Bursa Milletvekili Orhan Ocak, Samsun Milletvekili Yekta Açıkgöz, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Güneş, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Güneş, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün, Samsun Milletvekili Şenel Kapıcı, Gaziantep Milletvekili Mustafa Rüştü Taşar, İstanbul Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk, İçel Milletvekili Yalçın Kaya, İçel Milletvekili Yalçın Kaya, Bilecik Milletvekili Hüseyin Arabacı, Bilecik Milletvekili Hüseyin Arabacı, Mardin Milletvekili Veysi Şahin, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Güneş, Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya, Balıkesir Milletvekili Aydın Gökmen, Aydın Milletvekili Bekir Ongun, Aydın Milletvekili Bekir Ongun, Aydın Milletvekili Bekir Ongun, Kütahya Milletvekili Kadir Görmez, Balıkesir Milletvekili Aydın Gökmen, Kütahya Milletvekili Kadir Görmez, Karaman Milletvekili Hasan Çalış, İçel Milletvekili Hidayet Kılınç, Edirne Milletvekili Mustafa İlimen, Edirne Milletvekili Mustafa İlimen, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün, Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş, Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç, Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç, Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, İzmir Milletvekili Rahmi Sezgin, Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın, İzmir Milletvekili Mehmet Çümen, Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan, Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman, Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman, İstanbul Milletvekili Erol Al, İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel, Osmaniye Milletvekili Birol Büyüköztürk, Muğla Milletvekili Metin Ergun, Muğla Milletvekili Metin Ergun, İstanbul Milletvekili Mehmet Pak, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Çanakkale Milletvekili Sıtkı Turan, Adana Milletvekili Ali Halaman, Kahramanmaraş Milletvekili Edip Özbaş, Kahramanmaraş Milletvekili Edip Özbaş, İzmir Milletvekili Mehmet Özcan, İzmir Milletvekili Mehmet Özcan, İçel Milletvekili Hidayet Kılınç, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya, İstanbul Milletvekili Yücel Erdener, Muş Milletvekili Zeki Eker, Bursa Milletvekili Ali Arabacı, Muğla Milletvekili Tunay Dikmen, Samsun Milletvekili Şenel Kapıcı, Samsun Milletvekili Şenel Kapıcı, Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas, Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas, Artvin Milletvekili Ergün Bayrak, Yalova Milletvekili Hasan Suna, İzmir Milletvekili Salih Dayıoğlu, Iğdır Milletvekili Ali Güner, Muğla Milletvekili Tunay Dikmen, Hatay Milletvekili Mehmet Şandır, Hatay Milletvekili Mehmet Şandır, Hatay Milletvekili Mehmet Şandır, Ağrı Milletvekili Nidai Seven, Ankara Milletvekili Aydın Tümen, Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, Van Milletvekili Fethullah Erbaş, Van Milletvekili Fethullah Erbaş, Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar, Gaziantep Milletvekili Ali Özdemir, Nevşehir Milletvekili Mükremin Taşkın, Iğdır Milletvekili Abbas Bozyel, Muğla Milletvekili Nazif Topaloğlu, Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar, Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar, Adıyaman Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Adıyaman Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata.BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla 10 uncu turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümleri ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım:
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
C)BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI
1. – Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu Açıklama Lira
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 31 120 400 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
111 Devlet Yapı İşleri 19 378 450 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
113 Doğal Afetlerin Zararlarını Ö
nleme ve Giderme Hizmetleri 1 509 800 000 000BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
114 Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü 1 806 350 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
900 Hizme
t Programlarına Dağıtılamayan Transferler 35 290 006 000 000BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri 434 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
GENEL TOPLAM 89 539 006 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2. – Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A –
C E T V E L İLira
— Genel Ödenek Toplamı : 82 912 671 316 000
— Toplam Harcama : 77 205 801 454 000
— İptal Edilen Ödenek : 5 460 897 875 000
— Ödenek Dışı Harcama :
891 794 000— 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Ger.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 246 863 781 000
— 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 120 804 367 000
BAŞKAN– (A) cetvelini kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Karayolları Genel Müdürlüğünün 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
a) Karayolları Genel Müdürlüğü
1. – Karayolları Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu Açıklama Lira
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 126 614 530 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
111 Karayolları Planlama, Proje ve Keşif Hizmetleri 5 321 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
112 Karayolu Yatırım Hizmetleri
136 809 000 000 000BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
113 Bakım ve İşletme Hizmetleri 46 954 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler
2 140 605 000 000BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri ile Gerçekleştirilen Hizmetler 11 970 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 329 809 135 000 000
B
AŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.(B) cetvelini okutuyorum :
B – C E T V E L İ
Gelir
Türü Açıklama Lira
2 Vergi Dışı Normal Gelirler 2 426 100 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
3 Ö
zel Gelirler, Hazine Yardımı ve Devlet Katkısı 327 383 035 000 000BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 329 809 135 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2. – Karayolları Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Karayolları Genel Müdürlüğü 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum :
Karayolları Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
— Genel Ödenek Toplamı : 201 669 101 515 000
— Toplam Harcama : 190 854 058 722 000
— İptal edilen Ödenek : 9 060 198 039 000
— 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Ger.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 1 754 844 754 000
— 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 294 179 402 000
BAŞKAN– (A) cetvelini kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
B – C E T
V E L İL i r a
— Tahmin : 124 556 874 000 000
— Tahsilat : 173 811 192 021 000
BAŞKAN– (B) cetvelini kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Karayo
lları Genel Müdürlüğü 1997 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.Sayın milletvekilleri, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmişt
ir.Bölümleri okutuyorum:
D ) ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANLIĞI
1. – Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu Açıklama Lira
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 1 186 000 000 000
BAŞKAN—
Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
111 Maden ve Enerji Kaynaklarının İşletilmesi 6 079 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler 16 090 000 000 0
00BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri 250 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 23 605 000 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiş
tir.Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2. – Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum :
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
— Genel Ödenek Toplamı : 19 803 351 000 000
— Toplam Harcama : 19 583 651 681 000
— İptal Edilen Ödenek : 219 699 319 000
BAŞKAN– (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 1997 malî yılı kesinhesabı kabul edilmiştir.
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum:
a) Petrol İşleri Genel Müdürlüğü
1. – Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu Açıklama Lira
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 295 965 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler..
. Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
111 Petrol Faaliyetleri ve Akaryakıt Politikası 282 035 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler 58 330 000 000
BAŞKAN—
Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
TOPLAM 636 330 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelini okutuyorum :
B – C E T V E L İ
Gelir
Türü Açıklama Lira
2 Vergi Dışı Normal Gelirler 7 300 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
3 Özel Gelirler, Hazine Yardımı ve Devlet Katkısı 629 030 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 636 330 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2. – Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
— Genel Ödenek Toplamı : 1 302 325 333 000
— Toplam Harcama : 1 292 033 466 000
— İptal edilen Ödenek : 10 291 867 000
BAŞKAN– (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum :
B – C E T V E L İ
L i r a
— Tahmin : 1 308 055 000 000
— Tahsilat : 1 069 975 152 000
BAŞKAN– (B) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 1997 Malî Yılı Kesinhesabı bölümleri itibariyle kabul edilmiştir.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1999 malî yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri okutuyorum :
b) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
1. – Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
A – C E T V E L İ
Program
Kodu Açıklama Lira
101 Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri 148 778 000 000 000
BAŞKAN—
Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
103 Makine İkmal Hizmetleri 17 883 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
111 İşletme ve Onarım Hizmetleri 3 566 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul e
tmeyenler...Kabul edilmiştir.
112 Büyük Su İşleri 278 392 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
113 Küçük Su işleri 31 567 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
114 Yardımcı Tesis Yapımı Hizmetleri 1 814 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
900 Hizmet Programlarına Dağıtılamayan Transferler 2 910 550 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
999 Dış Proje Kredileri 12 006 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 496 916 550 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelini okutuyorum :
B – C E T V E L İ
Gelir
Türü Açıklama Lira
2 Vergi Dışı Normal Gelirler 6 470 000 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
3 Özel Gelirler, Hazine Yardımı ve Devlet Katkısı 490 446 550 000 000
BAŞKAN—Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
TOPLAM 496 916 550 000 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, böylece, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 1999 malî yılı bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
2. – Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN– Şimdi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 1997 malî yılı kesinhesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamları okutuyorum:
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
A – C E T V E L İ
L i r a
— Genel Ödenek Toplamı : 265 040 922 302 000
— Toplam Harcama : 260 271 413 155 000
— İptal edilen Ödenek : 3 716 759 192 000
— Ödenek Dışı Harcama : 2 471 519 000
— 1050 S.K.55 inci Mad.ve Özel
Kanunlar Ger.Ertesi Yıla
Devreden Ödenek : 1 055 221 474 000
— 1050 S.K.83 üncü Mad.ve
Dış Proje Kredilerinden Ertesi
Yıla Devreden : 144 262 840 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir
.(B) cetvelini okutuyorum:
B – C E T V E L İ
L i r a
— Tahmin : 176 751 290 000 000
— Tahsilat : 242 097 547 909 000
BAŞKAN– Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Böylece, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 1997 malî yılı kesinhesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 1999 malî yılı bütçeleri ile 1997 malî yılı kesinhesapları kabul edilmiştir; öncelikle kurumlarına, sonra ülkemiz ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Sayın milletvekilleri, böylece, onuncu tur görüşmeler tamamlanmıştır.
Sayın milletvekilleri, onbirinci tur görüşmelerdeki Sayın Bakanların, hükümetin, yerini alabilmesi için, toplantıya saat 18.00'e kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati : 17.52
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 18.00
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Vedat ÇINAROĞLU (Samsun), Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 24 üncü Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Çalışmalara kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Sayın milletvekilleri, onuncu tur görüşmeler tamamlanmıştır.
Onbirinci tur görüşmelere başlıyoruz.
III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
1. – 1999 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/1; 1/2; 1/3, 3/122; 1/4, 3/123) (S.Sayıları : 3, 4, 8, 9) (Devam)
E) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
1. – Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü
1. – Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
F) SAĞLIK BAKANLIĞI
1. – Sağlık Bakanlığı 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Sağlık Bakanlığı 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
a) Hudut
ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü1. – Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 1999 Malî Yılı Bütçesi
2. – Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 1997 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN – Onbirinci turda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçeleri yer almaktadır.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Gruplar adına konuşmalara başlamadan evvel, sayın milletvekillerimizin soru sorma konusundaki tereddütlerini hep beraber ç
özmek istiyoruz.Bildiğiniz gibi, gruplar adına konuşmalar tamamlandıktan sonra soru sorma imkânı kalmayacaktır; ancak, daha konuşmalar başlamadan, Başkanlığa, önümüzdeki bütçelerle ilgili olarak, 100’ün üzerinde soru gelmiştir. Bu soruların bir sıraya konması mümkün olmamıştır; çünkü, bazı sayın milletvekilleri, sorularını kavaslar aracılığıyla ulaştırmışlar ve değişik ellerden ulaşan sorular arasında önceliği, sıralamayı yapmak, Başkanlık Divanınca mümkün olmamıştır. Bu sebeple, Başkanlık Divanı olarak,
iki yol öneriyoruz; ya soruları gruplara veririz -grup başkanvekillerimiz burada- sözlü olarak cevaplandırılmasına önem verdikleri soruları seçerler, adedi 3’ü, 4’ü geçmemek kaydıyla bize verirler; biz, onlara öncelik tanırız ve diğerleri sayın bakanlara gene verilir; onlar, yazılı olarak, bakanlarımızın takdiriyle cevaplandırılır veyahut kura çekeriz.BEKİR ONGUN (Aydın) – Aynı, biraz önce yaptığınız sıralama gibi yapılsın.
BAŞKAN – Şimdi, sıralama yapma şansımız yok. Bir adalet içerisinde olsun istiyoru
z.Başka teklif var mı efendim?..
Buyurun.
A. TURAN BİLGE (Konya) – Sayın Başkanım, bu sorular konusunda, bazı arkadaşlarımız birkaç soru sormak suretiyle diğer arkadaşlarımızın şansını azaltıyorlar. Dolayısıyla, tercih ettikleri sorunun biri baki kalmak şartıyla, diğer soruların silinmesi gerekir diye düşünüyorum.
TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Yazılı cevap verilsin.
BAŞKAN – Efendim, bir 20 dakikalık sürede soruların cevaplandırılması için karar alınmıştır. Bu karar değiştirilmediği müddetçe, buna uymak zorundayız; ama, diyorsanız ki, bu soruların tamamından vazgeçelim...
A. TURAN BİLGE (Konya) – Hayır, onu demek istemedim.
BAŞKAN – Zatıâlinizin sorusunu anladım; ancak gene de seçim sıkıntımız var. Bir adaletsizlik olsun istemiyoruz.
NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Gruplara iade edin Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gruplara iade edip, grupların seçimi söz konusu olabilir veyahut da kura çekebiliriz. Bizim aklımıza üçüncü bir şey gelmiyor. Zatıâlinizin buyurduğu husus, bu çözümler içerisinde dahi uygulanabilir. Bize zaman kazandırır. Teşekkür ederim; ama, önce, bir çözümden hangisini veya bir başka çözüm tercih ediyorsanız, onu bilmeye ihtiyacımız var.
Buyurun efendim.
YÜCEL ERDENER (İstanbul) – Efendim, grupların konuşma sıralamaları var; burada konuşurken, o sıralamalar dikkate alınarak bu yapılabilir.
BAŞKAN – O sıralamalar dikkate alınarak yapılabilir. Bu da güzel bir öneri; ama, gene de grupların soruları seçmeleri kaydıyla olur bu.
Buyurun efendim.
AHMET ÇAKAR (İstanbul) – Sayın Başkan, ya kura usulü uygulayalım veyahut her partinin birer talebini, teklifini sıraya koyarak okutalım, soralım; yani, her partiden birer teklif. Mesela, bir partinin üyesi 5 soru sormuş, 10 soru sormuş, önce de o verdiği için, diğerleri arkaya düşmüş... Bu dengesizliği o meydana getiriyor. Ya her partiden birer tane sırayla alalım -yine buradaki aritmetiğe göre olabilir veya farklı olabilir- veyahut kura usulü yapalım. İkisinden biri; adaletlisi bu.
BAŞKAN – Her partiden alınacak soruyu biz seçmeyelim, parti grubu seçsin
diyoruz.AHMET ÇAKAR (İstanbul) – Olabilir...
BAŞKAN – Efendim, ben öneriyi şöyle anlıyorum: 3’le, 5’le sınırlamayalım, her parti, kendi sorusunu sıraya koysun, 15 tanesi sıraya konulsun. Birinden başlayarak, partiler arasında da sırasıyla hepsine söz verelim; hanımefendinin buyurdukları gibi, gruplar adına, soru sırasına göre söz verelim, 20 dakika nerede tamamlandıysa, orada bitmiş olsun.
İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – Efendim, buradaki sual sorma hakkı, doğrudan doğruya milletvekilinin şahsına aittir, gruplara ait değildir; eğer, böyle bir durum meydana gelirse, grubun suali gibi bir vaziyete karar vermiş oluruz. O ayırımı siz yapabilirsiniz, partiler olarak siz ayırabilirsiniz ve kur
ayı siz çekebilirsiniz. Sual sorma, milletvekillerinin şahsına aittir efendim. Kurayı sizin çekmeniz, hem teamülidir hem daha uygundur bence.Arz ederim.
BAŞKAN – Esas itibariyle haklısınız efendim; yani, bu sorular gruplarca sorulmuyor. Biz, şu anda, İçtüzüğümüzün çözmediği bir problemi çözmeye çalışıyoruz ve soruları okuturken de, yine, grubun sorusu olarak değil, şahsın sorusu olarak okutacağız.
İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – Ben, kanaatimi arz ettim efendim.
BAŞKAN – Efendim, grupların sıralaması dışında,
bir de kura önerisi var.Başka öneri var mı?
HASAN METİN (İzmir) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun.
HASAN METİN (İzmir) – Sayın Başkan, soruların tümünü bakanlara verelim, kendileri uygun gördüklerini, zaman oranında... (FP sıralarından gürültüler) Efendim, yazılı olarak, daha sonra her milletvekiline yanıt vermek koşuluyla... Önemli gördükleri ve şu anda Genel Kurula ve kamuoyuna mesaj verecek içerikteki soruları sözlü; gerisini, milletvekillerine yazılı olarak yanıtlasınlar efendim.
BAŞKAN – Bu da başka
bir öneridir.Böylece, öneri üç oldu.
BEKİR ONGUN (Aydın) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
BEKİR ONGUN (Aydın) – Sayın Başkan, herkes birer soru sorsun; arasından, 20 dakikayı dolduracak şekilde kura çekelim. Yalnız, herkes, kaç soru soracaksa, hepsini tek bir kâğıda yazsın.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Efendim, üç öneri var.
Başka öneri yoksa; aykırılık sırasına göre oylatacağım.
Başka öneri var mı?
EROL AL (İstanbul) – Var, Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun.
EROL AL (İstanbul) – Efendim, bütçe görüşmelerinde vakit çok kısıtlı; 20 dakikada kimin ne seçeceği burada tartışma yaratır. En iyisi, hepsine yazılı cevap verilsin.
BAŞKAN – Efendim, üçüncü öneri odur. Yalnız, Sayın Bakanlara seçme imkânı veriliyor. Tabiî, burada, Sayın Bakanların seçme hususu doğru olur mu, olmaz mı bilemiyorum; takdirinize bırakıyorum.
Şimdi, dört öneri oldu efendim.
KADİR GÖRMEZ (Kütahya) – Sayın Başkan, eğer mümkünse kura sistemiyle yapalım bu işi; bir. İkincisi, kaç tane bakanlık varsa, her bakana sorulan sorular tasnif edilerek, ayrı ayrı torbalarda olsun.
BAŞKAN – O tasnifi zaten yapacağız efendim.
KADİR GÖRMEZ (Kütahya) – Yani, şu anda, mesela Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığının bütçeleri oylanıyor; Sağlık Bakanlığına sorulan sorular ayrı bir torbaya, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına sorulan sorular ayrı bir torbaya konulmak suretiyle, onların içinden eşit miktarda kura çekilsin.
BAŞKAN – Bu, kuranın kabul edilmesi halinde, usul ile ilgili bir keyfiyet olacaktır.
Şimdi, en aykırı öneriden başlı
yorum.En aykırı öneri, sorulara hiç cevap verilmesin, hepsi, yazılı olarak cevap verilmek kaydıyla Sayın Bakanlara verilsin şeklinde.
Bunu uygun görenler lütfen işaret etsinler: Kabul edenler...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, usul hakkında söz istiyo
rum.BAŞKAN – Oylamaya geçtikten sonra usul hakkında konuşulmaz efendim.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Oylama yapıldıktan sonra...
BAŞKAN – ...Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Şimdi, usul hakkında, buyurun efendim.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, Başkanlık Divanının görev ve yetkisinde olan bu husus, ayrıca, Danışma Kurulunda karar altına alınmıştır. Danışma Kurulu, beş grup başkanvekilinin yaptığı toplantı neticesinde, Mecliste bütçe görüşmeleriyle ilgili soru sorma ve cevap verme süresini 20 dakika ol
arak belirlenmiştir. Belirlenen bu hususu tekrar oylamak, usule aykırı olduğu gibi, İçtüzüğe de aykırıdır; açık söylüyorum. Bu görev ve yetki Başkanlık Divanınındır. Soruların cevaplandırılma şeklini, siz, Başkanlık Divanı olarak tayin edip, bu konuyu, milletvekillerine, ilgili bakana anlatma ve bu konuda, burayı yöneten Başkan olarak buradaki kararınızı verip uygulama konumundasınız. Dolayısıyla, özetliyorum, bu, Başkanlık Divanının görevindedir ve ilgili bakanlar, soruları 20 dakikada cevaplamak mecburiyetindedir; Danışma Kurulu kararı altına alınmıştır, değiştirmek de mümkün değildir.BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Cevap veriyorum; Danışma Kurulu buraya görüş bildirir, kararı Genel Kurul aldı; siz, Genel Kurulsunuz efendim. Biz de Başkanlık Divanı olarak sizin görüşünüze başvurmaya karar verdiğimiz için ben huzurunuzdayım.
En aykırı öneri reddedildi. (DSP sıralarından “Kabul edildi” sesleri) Evet, affedersiniz.
Şimdi, diğer önerilere geçiyorum; önerilerden bir başkası...
YÜCEL ERDENER (İstanbul) –
Kabul edildi, bitti.BAŞKAN – Hayır efendim, reddedildi.
NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Sorulara yazılı olarak cevap verilmesi kabul edildi.
BAŞKAN – Yazılı olarak cevap verilmesi reddedildi.
NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Kabul edildi...
BAŞKAN – Hayır, efendim, kabul edilmedi; beraber saydık, reddedildi.
Sayın milletvekilleri, bütçe müzakeresi yapıyoruz. Bu, aslında, çok kaybettiğimiz, yazık bir zamandır; ama, içiniz rahat etsin diye ben gayret sarf ediyorum. (DSP sıralarından “tam saydınız mı” sesi)
Biz, burad
an daha rahat görüyoruz efendim. Zatıâliniz başkan olarak geldiğinizde sayarsınız.Şimdi, ikinci öneriyi bir daha tekrarlar mısınız, ne demiştiniz efendim?
HASAN METİN (İzmir) – Soruları bakanlara verelim. Zamanı en ekonomik şekilde kullanmak için, bakanlar, kendileri -zaten bir soruya yanıt vermiş olmak için yanıt verilmez- bugün için olanakları ölçüsünde, olabilirlik ölçüsünde, zamanla özdeş olarak soruların içerisinden seçsin; gerisini arkadaşlarımıza yazılı yanıtlasın efendim.
BAŞKAN – Efendim, arkadaşımız sıralamanın takdirini sayın bakanlara bırakmak istiyor.
Bu, aykırı bir öneridir; onu da oylarınıza sunmak istiyorum: Kabul edenler lütfen işaret etsin... Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.
Efendim, şimdi, geriye, grupların seçmesi veya kura seçimi kalıyor.
CAHİT SAVAŞ YAZICI (İstanbul) – Sayın Başkan, usul hakkında...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
CAHİT SAVAŞ YAZICI (İstanbul) – Grupların olması çok zor; çünkü, biz, oraya sadece milletvekili adını ve şehrini yazıyoruz. Dolayısıyla, orada gruplara ayrılması, hepimiz yeni milletvekili olduğumuz için imkânsız. Gruplara ayıramıyoruz.
BEKİR ONGUN (Aydın) – Sayın Başkan, benim teklifim vardı. Herkesin bir soru vermesi ve sorular arasında kura çekilmesi.
BAŞKAN – Efendim, şimdi kura çekimini oylarınıza sunacağım. Kura çekiminde bazı şartlar var. Bir, her üyenin tek sorusunun cevaplandırılması; iki, bakanlıklar itibariyle kuraların ayrı ayrı çekilmesi. Zannediyorum iki bakanlık bütçesi görüşüyoruz. Binaenaleyh, kuralar da aynı şekilde çekilmek kaydıyla kur
a sıralaması sonuçlarını, bir, bir bakanlıktan; bir, diğer bakanlıktan olmak üzere gündeme getireceğim. 20 dakikanın bittiği yerde sorular da bitecek; tabiî, yazılı cevaplandırmak sayın bakanların takdirine ait olmak üzere.Önergelerin, kura usulüyle, önce
lik sıralamasının tespitini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.Bu durumda, gruplar adına konuşmalar yapılıncaya kadar yeniden soru vermek mümkün olacaktır; ancak, her sorunun yalnız birinci maddesi, soruyla ilgili tek konu dikkate alınacak, bakanlıklar itibariyle tasnif edilecek ve gruplar adına konuşmalar tamamlanıncaya kadar, sorular, kurası çekilmiş olarak huzurunuza getirilecektir.
Teşekkür ederim.
YALÇIN KAYA (İçel) – Sayın Başkan, verdiğimiz sorular geçerli değil mi?
BAŞKAN – Geçerli tabiî, geçerli; ancak, prensip kararımız devam ediyor; gruplar adına konuşmalar bitinceye kadar sorular verilebilecek.
Sayın milletvekilleri, grupları ve şahısları adına söz talebinde bulunan sayın milletvekillerinin isimleri
ni okuyorum:Gruplar adına; Anavatan Partisi Grubu adına, Edirne Milletvekili Sayın Evren Bulut, Afyon Milletvekili Sayın Halil İbrahim Özsoy; Demokratik Sol Parti Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Yücel Erdener, Uşak Milletvekili Sayın Mehmet Yaşar Ünal; Doğru Yol Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın Zeki Ertugay, Gaziantep Milletvekili Sayın İbrahim Konukoğlu; Fazilet Partisi Grubu adına, Elazığ Milletvekili Sayın Latif Öztek, Adana Milletvekili Sayın Ali Gören; Milliyetçi Hareket Part
isi Grubu adına, Erzincan Milletvekili Sayın Mihrali Aksu, Kayseri Milletvekili Sayın Hasan Basri Üstünbaş.Şahısları adına; lehte, Konya Milletvekili Sayın Özkan Öksüz, Erzincan Milletvekili Sayın Mihrali Aksu, Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Muzaffer Çakmaklı; aleyhinde, Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas.
Şimdi, gruplar adına konuşmalara geçiyoruz.
Anavatan Partisi Grubu adına, Edirne Milletvekili Sayın Evren Bulut; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Eşit olarak mı konuşacaksınız?
EVREN BULUT (Edirne) – Evet...
BAŞKAN – Süreniz 10 dakika efendim.
ANAP GRUBU ADINA EVREN BULUT (Edirne) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, değerli milletvekillerimizi ve Sayın Başkanımızı saygıyla selamlıyorum.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Türkiye’de nüfusun yüzde 45’ini ilgilendiren, açık bir şemsiye altında, Kars’tan Edirne’ye kadar her konuda tarım yapan insanlarımızı ilgilendiren önemli bir bakanlıktır; fakat, sekizinci defa, bu Bakanlık bütçesinde konuşmama rağmen, hükümetlerimizin -49 uncudan 57 nci hükümete kadar- istikrarsızlığından dolayı, gelen iyiniyetli bakanlarımız, hükümetlerimiz olmasına rağmen, T
arım Bakanlığını, bir türlü, dünyadaki değişime, Avrupa gümrük birliğine girmemize rağmen, GATT’a anlaşmalarımızı imzalamamıza rağmen... 1995’te de gümrük birliğine girerken, Türk tarımının beş sene zarfında -yani altı ay sonra- o şartlara uymamız için taahhütlerde bulunduk.Birinci tenkidim, bu Bakanlık, Türkiye’deki bütün tarım kesiminin hastalığından tutun, hayvancılığından tutun, tohumculuğundan tutun ki, Türkiye’de ziraat mühendislerimizin, veterinerlerimizin gerekli ihtiyaçlarını bu bütçeyle karşılayamayız. Yine bu bütçenin çok az olduğunu ve Türk tarımına hizmet edemeyeceğini söylemeden geçemiyoruz.
Şimdi, beni sevindiren bir tek nokta, 51, 52, 53 üncü hükümetlerde hazırlamış olduğum Tarım Sigortası Kanunudur. Bugün yine, -üç ilimizde- Bartın, Sakarya ve Kocaeli’nde sel vardır; ama, Türkiye’nin meteoroloji istatistiklerine baktığımız zaman, cumhuriyetten bu yana, dünya kurulduğundan bu yana en az 50 ilimizde bu felaket olmaktadır. Türk çiftçisi bir senelik mahsulünü, harman zamanı kaybetmektedir, kur
aklıktan kaybetmektedir, hastalıktan kaybetmektedir. Hükümetler çıkar “yaralar sarılacaktır” der; ama, mevcut kanuna göre, biliyorsunuz, yüzde 40’ın üzerindeki zararlar ödenmemektedir; böyle bir kaynak yoktur. Basit bir misal vereyim, geçen sene bu zamanda, Türkiye’nin çok büyük ilinde afat oldu; o günkü hükümetimiz, yalnız, Edirne’de 6 300 çiftçimizin zararlarını karşıladı; hatta, 1 400 ton çeltik tohumunun parasını, Bakanlar Kurulu kararnamesi çıkmasına rağmen, imkânsızlıktan ödeyemedik; bu, bakanların veya hükümetin kusuru değil.Ben, Anavatan Partisinin, seçim beyannamesine konulan tarım sigortası, prim sistemi ve kadastroyu, 57 nci hükümetimizin, hükümet programına almasından dolayı, Türk çiftçisi adına, inşallah, hayatiyete geçirmeleri bakımından da teşekkür ediyorum.
Biz, Avrupa gümrük birliğini imzaladık. Bugün şikâyet ettiğimiz 55 inci hükümetten bu yana, Türkiye, büyük miktarda tarım ürünleri istilasına uğramıştır. Bunların giriş şekilleri, gayri kanunidir; ama, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünde iş bitmemektedir, Dış Ticaret ve Hazineden sorumlu Devlet Bakanlıklarımız, Ticaret Bakanlığımızla üçlü bir organizeden dolayı. Türkiye’de tarımın, hem ekonomik yönden hem de bu girdilerden dolayı, bu yılın sonunda sıkıntıları olacaktır.
Türkiye’de, 2,5 milyon ton ayçiçeği işleyebilecek yağ fabrikaları, yalnız Türkiye’nin un ihtiyacını karşılayacak, Konya’daki un fabrikaları -ki, yalnız, Konya, bugün, Türkiye’nin un ihtiyacını karşılayacak bir kapasiteye sahiptir- yem fabrikaları, çeltik fabrikaları, bunların hepsi 12 nci ayda kapılarını kapayacaktır.
Sanki, stratejik olarak, üç beş senedir, bizim tarım kesimimizin yok olması için, önemli bir politika izleniyor; bakın, devlet desteklemelerinden vazgeçtik...
Tarım satış kooperatifleri_ Türkiye’de 16 tane birlik var ve 7 sene, seçimle, Trakya Birliğin yönetim kurulu üyeliğini yaptık, başkanlığını yaptık.
Türkiye’de, temel gıda maddeleri açığı var; biri yağ açığıdır, biri pirinç açığıdır, biri şeker açığıdır ki, onu biraz sonra izah edeceğim, şeker üretme mecburiyetimiz vardır.
Tütünde desteklememiz vardır. Bugün, biz desteklemelerden vazgeçtik, bir hububatı, bir tütünü, bir de pancarı destekliyoruz.
Bakın, bugün, 1 milyon 400 bin ton şeker var; bu Şeker Şirketinin, Pankobirlik’in günahı mıdır? Neden; çünkü, dünyadaki 220 dolarlık şeker, Türkiye’de 750 dolardır. Adamın, öyle, eroin, esrar kaçırmasına gerek yok. Bu, 1 milyon 400 bin ton şekerin kalması; işte bu, rantçıların Türkiye’ye şeker sokmasındandır. Sen, pancarcıyı da cez
alandıracaksın, kota uygulayacaksın, ekim sınırlarını daraltacaksın... Türkiye’nin, şeker politikasını, ihtiyacına göre belirlemesi lazımdır. Bunu, Şeker Fabrikaları ve çiftçiler, Samsun’un Ladik dağlarında tohumu üretip, Bolu Dağlarında tohum haline getirip, 500 kantarla ürünü fabrikalara teslim etmektedir; ama dünyada, şekerkamışıyla rekabet etmemiz mümkün değildir; çünkü, bildiğiniz gibi, şekerkamışını bir sene ekiyorsunuz, yedi sene biçiyorsunuz. Biz, bunu kendi tüketimimiz kadar planlamalıyız ve bu ithalatı mutlaka önlemeliyiz.Diğer tarım ürünleri; 285 000 ton fındık, 250 000 ton ayçiçeği... Bu kadar zengin devlet miyiz?! Bakanlıklarımız, parasızlıktan... Çiftçimize açıkladığımız buğday fiyatlarının iyi olduğunu söylememiz mümkün değildir; dünyada ise 127 dolar ilâ 160 dolardır. Nüfusu 300 milyon olan Avrupa Topluluğu -yüzde 3 ilâ yüzde 7 olan- çiftçisine 50 milyar dolar destek veriyor. Sizin bununla mücadele etmeniz mümkün değildir.
Devlet destekleme ürünlerine ödediğimiz paranın 2 milyar doları geçtiğini söyleyemezsiniz. Bugün, çiftçi, ürününün parasını almak için bir sene bekleyecek... Halbuki, mazota, ilaca, gübreye on ayda yüzde 100 zam yapılmıştır. Geçen seneki buğday fiyatları için, o günkü hükümete, 55 inci hükümete teşekkür ediyorum; 430 trily
on parayı anında ödemiş ve 8 milyon ton buğday almıştır.Türkiye, buğday ekmekten vazgeçemez, stratejik bir maldır. Bugün, kişi başına 200 kilogram buğday tüketildiğini kabul edersek, 12 milyon ton ekmeklik buğday, 2 milyon ton tohumluk, 2 milyon ton da yem sanayii için buğdaya ihtiyacımız vardır; bir de, Silahlı Kuvvetlerimizin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına vazettiği gibi, ekonomik ve harp hali için gereken buğday stokumuz 18 milyon tondur; bu sene üretilen buğday da 18 milyon tondur. Hazine Müsteşarlığından ve Dış Ticaret Müsteşarlığından sorumlu devlet bakanlarımızı uyarıyorum; 30 Haziranda yeni numaralar üretti bu rant sahipleri. Bunlar, ihraç karşılığı, tarım ürünü ithal ediyorlar. Nedir bu ihraç karşılığı; vergisi yok, fonu yok, 30 bin liraya buğda
y getireceksin, ben bunu un yapıp, makarna yapıp, irmik yapıp satacağım diye taahhüt edeceksin, iç piyasada bunu satacaksın... Eskiden TIR’larla geçiriyorlardı; işte 10 ton ihraç edeceğine 2 tane TIR kalıbına uydurulurdu; şimdi, yalnız, kâğıtlar gidip geliyor! Bunu, 30 Haziranda, mutlaka, bu hükümetin durdurması lazımdır. Namuslu sanayiciler bunlarla baş edememektedir.Türkiye, gümrükleriyle, Ticaret Bakanlığıyla, Tarım Bakanlığıyla ve işte, anlattığım, hazineden sorumlu devlet bakanları bir araya gelmedikçe... Biz, 5 grubun Tarım Komisyonu üyesiyiz ve 25 kişiyiz. İşte, DSP’den 6 milletvekili arkadaşım var ve başkanı Konyalı, başkanvekili MHP’den, ben de sözcüsüyüm. Bu 25 insan yalnız kanun mu yapacak orada; bize danışmıyor musunuz? Ben, bir buğday üretici
si olarak buğday fiyatlarını, ayçiçek fiyatlarını, çeltik fiyatlarını gazeteden mi öğreneceğim? İşte, benim burada bulunmamın anlamı budur zaten; yoksa, bu iş bize... Bizim sanatımız değil siyaset o zavallı insanların hiçbir koruması olmayan... Bugün köye elektrik getirmişsin, su getirmişsin, medeniyeti getirmişsin bunların parasını ödüyor, çocuklarını sekiz yıllık eğitimde okutuyor; peki, çiftçinin senede bir kere mahsul alan...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bulut, 1 dakika e
ksüre veriyorum; buyurun efendim.MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, konuşsun, konuşsun; çiftçilerin derdini anlatıyor.
EVREN BULUT (Devamla) – Tabiî, ben şunu söylüyorum: 550 milletvekilinde, Kars’tan Edirne’ye kadar herkesin oyu vardır. Tarım için bir genel görüşme açmamız lazımdır. Tarım iflas etmiştir, çeltikçisi de, yağ fabrikatörü de, tavukçusu da; ama, bu, bir dış baskıyla ve yanlış uygulatmalarla yapılmıştır. (DYP sıralarından alkışlar)
Ben, geçmiş dönemdeki tarım bakanlarına ve Enerji Bakanımıza teşekkür ediyorum, ilk defa tarım şûrası yapıldı. Biz, bugün Konya’da, Edirne’de, Ege’de bu tarımsal sulama işini yapmasaydık, bugün mazotla sulu tarım yapılamazdı. Bundan sonraki bakanlarımızın ve hükümetimizin biz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
EVREN BULUT (Devamla) – 1 dakika daha süre rica edebilir miyim Sayın Başkanım.
MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Devam etsin Sayın Başkan.
EVREN BULUT (Devamla) – ...burada gelecek kanunlarda çiftçinin lehine olan öncelikli kanunları çıkaracağız. Bugün, Tarım Bakanlığının 54 ziraî araştırma kurumunun ve 38 devlet üretme çiftliğinin bir iş yaptığı yok. Ne üretmiş...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bulut, arkadaşınızla mutabakatınız varsa devam edebilirsiniz.
MEHMET A
Lİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, yol aldı, devam etsin!EVREN BULUT (Devamla) – Biz, kul ile Allah arasında, toprak insanının yanında olacağız; bunu size beyan ediyor, şahsım ve Grubum adına hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.
Anavatan Partisi Grubu Adına ikinci söz, Afyon Milletvekili Sayın Halil İbrahim Özsoy’un.
Buyurun Sayın Özsoy. (ANAP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
ANAP GRUBU ADINA HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı 1999 bütçesi üzerinde Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı 1999 bütçesi 663 trilyon 123 milyar 501 milyon lirayla bağlanmıştır. Bunun yüzde 81’i personel giderleri, yüzde 7’si yatırımlar, yüzde 7’si transfer harcamaları, yüzde 5’i de cari harcamalar olarak şekillenecektir. Genel bütçedeki oranı yüzde 2,8; gayri safî millî hâsıla içindeki oranı
yüzde 4’tür. Bu yüzde 2,8’lik oran ve yüzde 4’lük oran bazı çevrelerce eleştirilecektir. Hemen hemen her bütçe görüşmelerinde bu oran ele alınır “niye daha fazla para ayrılmadı” şeklinde eleştirilir. Aslında, 1999 bütçesi, 1998 bütçesine göre yüzde 69,9 daha fazladır.Gönül ister ki, daha fazla para ayrılsın; ancak, artık gelişmiş ülkelerde, bu konu, genel bütçedeki orana göre değil, gayri safî millî hâsıladaki orana göre değil, gayri safî millî hâsıla ile kişi başına harcanan sağlık giderlerinin paralel yahut da diskordans olup olmayışına göre değerlendirilmektedir. Gayri safî millî hâsıla eğrisi ile kişi başına harcanan sağlık giderleri, 1995 yılına kadar diskordans teşkil ediyordu, 1995’ten sonra, artık paralelizm teşkil etmeye başlamıştır ki, memnuniyet
vericidir. Bunun manası şudur: Halkımız bilinçlenmiştir, sağlığına sahip çıkmaktadır, daha fazla para harcayabilmektedir.Ayrıca, 2,8 veya 4’lük eleştirilere katılmak mümkün değildir; çünkü, genel bütçede sağlık sektörüne ayrılan para, sadece Sağlık Bakanlığı bütçesiyle de sınırlı değildir; Millî Savunma Bakanlığı, tıp fakültesini bünyesinde bulunduran üniversiteler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, belediyeler, vakıflar, dernekler, tüm kurum ve kuruluşların sağlık giderleri de sağlık sektörüne ayrı
lan para olarak değerlendirilmelidir.Ayrıca, bugüne kadar yapılan istatistikler göstermiştir ki, bütçe sınırlı da olsa, doğru, zamanlaması iyi yapılan ve hedefleri doğru seçilen konularda bütçenin büyüklüğü, küçüklüğü pek önem taşımamaktadır. Şunu ifade edeyim: Ben, yeni bakanımızdan ve hükümetten, bu ayrılan bütçenin, doğru, yerinde ve zamanlaması uygun olarak kullanılacağı inancını taşımaktayım.
Değerli milletvekilleri, 18 Nisan seçimlerine katılan tüm siyasî partilerin seçim bildirgeleri ve meydanlarda yaptıkları konuşmalar incelendiğinde görülüyor ki, hemen hemen her parti, ekonomi ve terörden sonra sağlığa büyük yer vermiştir; bu, çok sevindirici bir olaydır. Dolayısıyla, bu bildirgeleri incelediğinizde, yalnız şunu özellikle vurgulamak gerekir ki,
karanlıkta el feneriyle yürüyen insan manzaraları ortaya çıkmaktadır; yani, sistemi sorgulamaktadırlar; sistemin tıkanan, çürüyen, işlemeyen, afonksiyon olan kısımları tespit edilmiş, onu iyileştirmek veya yerine koyabilmek için bazı alternatifler ifade edilmiştir. Bunların, ilerisi için, sağlığın geleceği için teminat olarak kabul edilmesi lazımdır.Aslında, sağlık sistemimiz 1989’lu yıllardan itibaren sorgulanmaya başlanmıştır; hele 1991-1997 yılları arasında sağlık reformu çalışmaları gündemden hiç düşmemiştir; âdeta, halkımız beklenti içine sokulmuştur, reform kanunu çıkacak, Türkiye’deki tüm sağlık sorunları bir anda halledilecek zannedilmiştir, o imaj verilmiştir; fakat, gerek medyada gerek basında gerek sivil toplum örgütleriyle yapılan toplantılarda
ve diğer çalışmalarda, artık, sağlık reformu bir türkü olarak söylenmiş, 1997 yılına kadar da bu türkü notaya geçirilip bir yasa tasarısı olarak Meclise sunulamamıştır.Hükümete geldiğimizde, 30 Haziran 1997’de, bu çalışmaları önümüzde bulduk. Bu çalışmalara katkıda bulunan gelmiş geçmiş tüm bakanlara huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Biz de, tabiî ki, reform çalışmalarını başlatmak mecburiyetindeydik ve bu reform çalışmalarına başlamadan evvel, Türkiye’nin bir sağlık envanterini bilmemiz gerekiyordu. Bi
r envanter çıkardık ki, devasa bir kuruluş.Bakınız, birkaç rakam vereyim: 1961 yılında kabul edilen ve 1963’te Muş’un Varto İlçesinde hayata geçirilmeye başlanılan sağlık hizmetlerini sosyalleştirme; yani, 224 sayılı Kanun gereği, o günden bugüne, ülkemizin her ilinde, ilçesinde, köyünde, beldesinde, dağında, taşında 5 274 sağlık ocağı, buna bağlı olarak 11 800 sağlık evi, 261 ana çocuk sağlığı merkezi, bir o kadar verem savaş dispanseri, sıtma savaş dispanseri, halk sağlığı vesaire gibi tüm kuruluşlar...
Ayrıca, 1998’e kadar sayısı 698 olan -bugün 727’dir- adı devlet hastanesi veya eğitim hastanesi olsun çeşitli büyüklükte hastaneler yer alıyor ve bunlarda büyük bir özveriyle 213 bin sağlık personeli çalışıyor. İşte, bunlarla beraber, sağlık reformunu gerçekleştirip, Türkiye’nin sağlık sorunlarını halletmek mecburiyetindeydik; fakat, üzülerek ifade edeyim ki, -eskiyi eleştirmek için söylemiyorum; onların da kendilerine göre gerekçeleri olacaktır- bu sağlık ocaklarının pek çoğu çalışamaz haldeydi.Sağlık ocakları, Türkiye’de, sadece aşı günleri hatırlanan birer kurum ve kuruluş halinde, afonksiyonel hale getirilmişti. Ebe sayısındaki yüksek yetersizlikten dolayı, sağlıkevlerinin çoğu kapalıydı. Hastanelerin birkısmı ise yatak işgal oranı dolayısıyla düşük k
apasiteyle çalışıyordu. Bunlara bir motivasyon vermek gerekirdi. Onun için, ilk altı ayda, 55 inci hükümet olarak “sağlıkta öncelikler” diye bir program tespit ettik ve bu programı hayata geçirmeye çalıştık. Bu programların birincisi de sağlık ocaklarının yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesiydi. İlk fırsatta da 1 478 sağlık ocağını, personel, fizikî mekân, teknoloji ve diğer ihtiyaçları karşılanmak suretiyle çalışır hale getirdik. Ayrıca, karayolu üzerinde bulunan sağlık ocaklarından sadece sağlık ocağı fonksiyonu görmesin, ilkyardım istasyonu olarak da görev yapsın diye onları, ilkyardım istasyonu olarak görevlendirdik ve dizayn ettik.Bunlarla beraber, bir taraftan, sadece karayolu üzerinde bulunan sağlık ocaklarını ilkyardım istasyonu olarak değil, karayolu üzerinde bulunan il ve ilçe hastanelerinin acillerini yeniden dizayn ettik ve Türkiye’de acil mefhumunu yerleştirmeye çalıştık; en önemli başarımız da budur. Ankara-İstanbul-Edirne, Ankara-Samsun-Rize, Ankara-Kayseri-Malatya-Elazığ, Ankara-Konya
-Adana, Ankara-Afyon-İzmir, Ankara-Afyon-Antalya yolu üzerinde olan tüm il ve ilçe devlet hastanelerinin özellikle mutfak, çamaşırhane, morg ve acil servisleriyle, yoğun bakımlarını yeniden elden geçirdik, yeniden yapılandırdık.Bunları niye yaptık özellikle veya niye yapmak istedik; reform tasarısını çıkaracaktık. Bir binanın temeli sağlam olmalıydı, halk beklenti içindeydi. Bu reformun hayata geçirilmesinde mutlaka başarı sağlamak mecburiyetindeydik, hatta mahkûmduk. Dolayısıyla, altyapıyı güçlenlendirme
k mecburiyetindeydik, altyapıyı ayağa kaldırmak mecburiyetindeydik.Bunun yanı sıra, Türkiye’de en çok eksikliği hissedilen kanser erken teşhis merkezlerinin bütün yurda...
BAŞKAN – Sayın Özsoy, 1 dakika eksüre veriyorum; buyurun efendim.
HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Devamla) – Çok haklısınız Sayın Başkan, sağlık konusu 10 dakikaya, 10’larca dakikaya sığacak bir şey değil. Daha konuşmamın, maalesef, başındaydım. O yüzden, ben, Yüce Heyetinizden özür diliyorum. Yeni Bakanımıza başarılar diliyorum. İnşallah, bu bütç
eyle pek çok şeyin hakkından geleceğine inanıyorum. Anavatan Partisi olarak, her yapılan iyi işte, doğru işte daima yanlarında, destekçisi olacağımızı ifade ediyor, Anavatan Partisi hükümetleri zamanında başlanılan işlerin bitirilmesi konusunda takipçisi olacağımızı ifade ediyor, Yüce Heyetinize ve Türk Milletine, Sağlık Bakanlığı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özsoy.
Demokratik Sol Parti Grubu adına ilk söz, İstanbul Milletvekili Sayın Yücel Erdener’in; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreyi eşit mi paylaşıyorsunuz efendim?
YÜCEL ERDENER (İstanbul) – Eşit kullanacağız.
BAŞKAN – Peki.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
DSP GRUBU ADINA YÜC
EL ERDENER (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; zamanı layıkıyla değerlendirmek için, konuşma metnini okumak mecburiyetindeyim; affınıza sığınıyorum.Görüşülmekte olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 1999 malî yılı bütçe tasarısıyla ilgili Demokratik Sol Parti Grubunun görüşlerini açıklamak için söz almış bulunuyor; Grubum ve şahsım adına hepinize saygılarımı sunuyorum. Ayrıca, Türkiye tarımına gönül veren ve dünya devletleriyle aynı finalde olma çabasını gösteren her kesimi de gönülden alkışlı
yorum.Bu bütçe tasarısında, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ana görevleri tek tek sıralanmış; yapılması gerekenler, ödenekler çerçevesinde dile getirilmeye çalışılmıştır. Görüldüğü gibi, genel amacın da, üretimin artırılması olduğudur. Gel gör ki, üretim, istenilen düzeyde artmamış; çoğu yıl, domatesin tarlada çürüdüğüne, bir tarım ülkesi olan ülkemizin buğday ithal eden ülke olmasına tanık olmak, beni ve benim gibi düşünen tarımcıları üzmüştür.
2000’li yıllara girerken, kamu kurum ve kuruluşlarındaki yapı değişikliklerinin sonuçları, bizleri yeni bir düzenlemenin yapılmasına zorlamaktadır. Yeni düzenlemelerdeki amaç; birim alandan sağlanan geliri en yüksek düzeye çıkarmaktır. Bu gelir artışındaki verimin artışı ise, tarım tekniğinin düzeyi, üretimde kul
lanılan girdilerin miktarı ve kalitesi, tarımsal yapının yeniden düzenlenmesi ile toprak ve su kaynaklarının etkin biçimde kullanılmasına bağlıdır.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ekonomik gelişme, tarım sektörünün gelişmesine bağlıdır. Tarımsal kalkınmayı kolaylaştırmak, her şeyden önce, yeterli bir altyapı, iyi bir fiyat politikası, üreticilere sağlanacak olan birtakım kolaylıklar ve örgütlenmelerle olacaktır. Bunu sağlamış olan Batı’nın sanayileşmiş ülkeleri, tarım sektörüne yatırdıkları değerlerin
kat kat karşılığını alarak sanayi toplumuna dönüşmüşlerdir. Yurdumuzda tarım kesiminin genel nüfus içindeki oranı yüzde 41, istihdamda yüzde 46, millî hâsılada yüzde 15, ihracattaki payı ise yüzde 18’dir. Nüfusumuz, her yıl, yüzde 1,6 oranında artmaktadır. Bu nüfusun beslenme gereksinimini ise, tarım sektöründen sağlamaktayız.Tüm dünya ülkeleri kendi tarım sektörlerini koruyup kollarken ve her türlü desteklemeyi yaparken, Türkiye’yi yönetenler, tarımı, vahşi kapitalizmin acımasız koşullarına teslim etmişlerdir. Sektöre yönelik sabit sermaye yatırımları hiç gelişmemiş, aksine, küçülmüştür. Gerek kamu gerekse özel sabit sermaye yatırımları hızlı bir şekilde gerilemektedir; tarım sektörü, o oranda yoksullaşmıştır. Tarım sektörünün gelişmesi, tarımda çağdaş yö
ntemleri kullanarak etkin bir üretim planlaması gerçekleşmesiyle olur. Üretim planlamasıyla, köylülerin ve çiftçilerin iç ve dışpazar koşullarındaki beklentilerine göre hangi ürün türlerine yöneleceklerini zamanında bilmeleri, ekim ve dikimde kayıp içinde olmalarını önleyecektir.Bu amaçla, her ürünün tabanfiyatı ekim mevsiminden önce açıklanacaktır. Ayrıca, gerek özel kuruluşların gerek kamu kuruluşlarının hastalıklara dayanıklı, verimi yüksek, ülkemiz toprak yapısına uyumlu tohumları geliştirmek için yapacakları araştırmalar desteklenecektir. Bu konuda, teknoloji ithalatında devlet destek olacaktır. Ürün bedelleri gecikmesi ise önlenecektir. Olumsuz doğa koşulları nedeniyle zarara uğrayan çiftçiler için tarım sigortası kurulması ise, gündemdedir.
İktidarımızla, yoksulluk, köylünün yazgısı olmaktan çıkacaktır. Son yıllarda, iktidarların görmezlikten geldiği bu gerçeğe, hükümetimiz gereken önemi verecek ve ekonomik gelişmede tarımı lider sektörler arasına alacak ve kalkınmayı köylüden başlatacaktır. Böylece
, köylü, boğaz tokluğuna çalışmaktan kurtulacak, tasarruf yapabilir hale gelecektir.İşte, çiftçilerimizin modern teknikleri etkin bir biçimde uygulayabilmeleri, kendilerine bu bilgileri taşıyacak yeterli sayıda tarım teknisyeniyle olanaklıdır. Ayrıca, hükümetimiz, yörelerinde çalışmak isteyen, boş gezen ziraat mühendislerine de böylece iş olanağı sağlayacaktır.
Hükümetimiz, hayvancılığı yeniden geliştirerek, damızlık, yapay tohumlama, besi kredilemesi ve benzeri birçok programı uygulamaya koymanın yanında, ülkemizin 1/3’ünü kaplayan otlaklar hakkında çıkan yasaların uygulanması, yeterli yapıya ulaştırılması, korunması ve hakça kullanılması için yasal düzenlemeler de getirecektir. Bu düzenlemeler, hayvancılığın gelişmesine yardım etmenin ötesinde, kırsal al
anlardaki toprak erozyonunu da durduracaktır. Tarımsal üretimden sorumlu olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, çiftçi ve birliklerin desteklenmesinde devredışı kalmış, bu yetki, başka bakanlıkların bünyesine verilmiştir. Elbette böyle bir yapılanma için hiçbir yere varılamayacaktır, Türk tarımına yön verilemeyecektir. Tarıma büyük destek veren bu kuruluşların, yanlış politika sonucu işlevsiz hale getirilmesine mani olunarak, sektördeki çarpık yapılaşma, tarımın lehine derhal düzeltilmelidir.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tarımda altyapıyı kurulduğu yıllardan itibaren başarılı bir şekilde yürüten, toprak ve su kaynaklarımızı geliştiren Toprak Su Teşkilâtı, Köy Hizmetlerine dönüştürülmüştür. Toprak, su hizmetlerinin daha etkin yürütülmesini sağlamak için,
halen Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülen, içinden geldiğim, onurlu geçmişinden kıvanç duyduğum, ülke yararına pek çok iyi hizmetler vermiş olan bu kurumun; yani, Toprak Su Genel Müdürlüğünün, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesine aktarılarak, yeniden, toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi ve kuruluştaki eski fonksiyonel haline dönüştürülmesi örgütlenmesinde, Türk tarımının yanlış uygulamalarının düzeltilmesi için ilk adım olacaktır; çünkü, Tarım Bakanlığımızın içi boşaltılmış, ilgisi olan kurumlar ilgisiz olduğu başka bakanlıklar bünyesine alınmıştır.1995-1996 yıllarında, şeker, buğday ve et üretimi Türk Halkına yetecek miktarda üretilemediğinden, bu ürünler yurt dışından satın alınarak ülke gereksinimi karşılanmış, kendi çiftçilerimizden esirgenen destekleme, Avrupa’nın çiftçilerine, hükümetlerimizin eliyle sunulmuştur. Et Balık ve Süt Endüstrisi gibi kurumlar özelleştirilerek, bu kurumlara bağlı üreticiler yalnız bırakılmıştır.
Bu tür çiftçilerimize hükümetimiz sahip çıkmalı ve mağd
uriyetlerini gidermelidir.Türkiye Ziraî Donatım Kurumu gibi kamu kuruluşları ise özerkleştirilerek, ülke üreticilerine desteği sürdürülmelidir.
Kooperatif ve birliklere gerekli ödenekler zamanında aktarılarak, hasat zamanı üreticilerin alınteri karşılığını almaları sağlanmalı, böylece, daha çok üretmeleri teşvik edilmelidir.
Üretimi fazla olan ürünler için yurtdışı pazar olanakları araştırılmalı ve sağlanmalıdır.
Kuruluşu olup da fonksiyonel olmayan pek çok kamu birimleri fonksiyonel hale getirilmelidi
r.Mutlak surette ürün planlaması yapılmalı, üretilen ürünler değerinden satılabilmelidir.
Toprak Mahsulleri Ofisi hasat zamanı yeterli ödenekle desteklenmeli, üretici serbest piyasa koşullarına terk edilmemelidir.
Devlet üretme çiftliklerinin adı “TİGEM” olarak değiştirilerek, üretim dışına itilmiştir. Arazi ve eleman sayısıyla büyük bir potansiyeli olan bu kuruluşlar mutlaka özerkleştirilmeli, yeniden üretim yapar hale dönüştürülmeli ve üzerlerinden siyasî tercih kaldırılmalıdır. Geçmiş yıllarda çif
tçinin tohum ve damızlık hayvan gereksinimini karşılayan bu kuruluşlar, eskiden olduğu gibi, yeniden, üretken, fonksiyonel hale getirilmelidir.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tarımın problemleriyle uğraşan bakanlığımız, yıllardan beri, ziraat mühendisi, ziraat teknisyenleri, veteriner hekimleri ve teknisyenlerinin istihdamını sağlayamamaktadır. Hissedilen bu eksiklik, meslek gruplarının lehinde mutlaka giderilmelidir.
Ülkemiz tarım üretiminde bugün kendi yeterliliğinin sürdürülmesinde katkısı olan tüm Türk üreticilerini, tüm meslektaşlarımı saygıyla anıyorum. Araştırma ve ıslah çalışmalarıyla yeni çeşitler geliştiren, çağdaş teknikleri geçerli kılarak uygulamaya koyan, 10 milyonluk bir Türkiye’ye yetmezken, 65 milyona, pek çok ürün açısından yetebilen
, sanayie kaynak aktarabilen, ihracatımızın bugün bile omurgasını oluşturan bu sektöre çabalarıyla damga vuran ziraat mühendislerimize, veteriner hekimlerimize, tarım ve veteriner teknisyenlerine...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Erdener, 1 dakika eksüre veriyorum efendim.
YÜCEL ERDENER (Devamla) – ...cefakâr ve vefakâr tarım üreticilerimize, grubum ve şahsım adına teşekkürlerimi sunar, bütçemizin halkımıza hayırlı olması dileğiyle, Sayın Bakanı ve bakanlık mensuplarını tarımın ve tarımcının alınteriyle sulanmış çalışmalarının ak ve aydınlık geçmişinden ders alarak aydınlık geleceğe taşımasındaki çabalarından dolayı kutlarım.
Cefakâr ve vefakâr üreticimizin önünde saygıyla eğiliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdener.
Demokratik Sol Parti Grubu adına ikinci konuşma, Uşak Milletvekili Sayın Mehmet Yaşar Ünal’ın.
Buyurun Sayın Ünal. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika efendim.
DSP GRUBU ADINA M
EHMET YAŞAR ÜNAL (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı ile Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 1999 yılı bütçesi üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubu adına söz aldım; Grubum adına, sizleri ve bu konuya ilgi duyarak bütçe gö