AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ

GENEL KURUL TOPLANTILARINA AİT RAPORLAR

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ

2004 SONBAHAR GENEL KURUL TOPLANTISI İLE İLGİLİ RAPOR

(4-8 EKİM 2004 STRAZBURG)

 

4-8 Ekim 2004 tarihlerinde Strazburg’da yapılan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi 2004 Sonbahar Genel Kurul Toplantısına Türk Delegasyonu Başkanı, Eskişehir Milletvekili Murat Mercan, Üyeler Aksaray Milletvekili Ruhi Açıkgöz, Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Gaziantep Milletvekili Abdülkadir Ateş, İstanbul Milletvekilleri Ali Rıza Gülçiçek ve Zülfü Livaneli, İzmir Milletvekilleri Zekeriya Akçam ve Mehmet Tekelioğlu, Karaman Milletvekili Yüksel Çavuşoğlu ve Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz katılmışlardır.

 

4 Ekim 2004 Pazartesi, Öğleden Sonra Oturumu

 

            Pazartesi öğleden sonra oturumunda gündemin kabulü esnasında Siyasi Komisyon tarafından “Avrupa Konseyi ülkelerinde terör sorunu” nun acil gündem maddesi adı altında görüşülme talebi Asamble tarafından kabul edilmiştir. İlk gündem maddesi Başkanlık Divanı ve Daimi Komisyonun faaliyet raporunu sunan Belçikalı parlamenter Luc Van den BRANDE, konuşması esnasında aynı sabah Büro tarafından kabul edilen KKTC ile ilgili karara da değinerek, 1376 sayılı kararda yer alan Kıbrıs Türk Toplumunun seçilmiş temsilcilerinin Parlamenter Asamble ve Komisyon çalışmalarına daha fazla katılımları tavsiyesinin kabul edildiğine de değinmiştir (sözkonusu kararla  Kıbrıs Türk toplumunun iki seçilmiş temsilcisi Genel Kurul Toplantılarına davet edilmekte, her oturum için içlerinden birisine konuşma hakkı tanınmakta, ayrıca bu iki seçilmiş temsilcinin isimlerinin Kuzey Kıbrıs siyasi partilerince belirleneceği, yine isimlerinin Asamble Listesinde Kıbrıslı parlamenterlerin yer aldığı sayfada “Kıbrıs Türk Toplumu ibaresi ile yer alacakları belirtilmektedir)

 

            Rapor üzerine Avrupa Halk Partisi adına  söz alan Güney Kıbrıs temsilcisi Pourgourides, karara atfen grubunun Kıbrıs Türk Toplumu ile ilgili olarak alınan karardan memnuniyet duyduğunu ancak bunun Kuzey Kıbrıs’daki yasa dışı rejimi tanımak ya da uluslararası toplumun özellikle de Avrupa Konseyi’nin adanın sürekli bölünmüşlüğünü kabul etmeye hazırlıklı olduğu anlamına gelmediğini dile getirmiştir.

 

            Türk Delegasyonu Başkanı Murat MERCAN ise raporda yer alan ve kendi açısından önemli olduğunu düşündüğü üç konu üzerinde durmak istediğini, öncelikle Avrupa Konseyi’nin terörle mücadelede ön saflarda yer alması gerektiğini, bugüne kadar terör sorununun Asamble’de görüşüldüğünü bundan sonra ise Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi içinde direk olarak terörizmle ilgilenen bir geçici komisyon, komisyon ya da alt- komisyon oluşturulması gerektiğini belirtmiştir.

 

            İkinci olarak kötüye gitmekte olan Irak sorunu üzerinde durmak istediğini, Irak’ta uzlaşma olmadan dünyanın güven içinde olamayacağını ve ekonomik büyümenin mümkün olamayacağını bu nedenle Büro’nun Irak için daha güvenli ve barış içinde bir model teşkil etmesi gerektiğini ifade etmiştir.

 

            Aynı sabah Büro tarafından kabul edilen karar ile ilgili olarak ise bu kararın Kıbrıslı Türkler ve Rumlar ile uzun müzakereler sonrası alınmış bir karar olduğu cihetle doğru yönde atılmış bir adım olarak kabul edilmesi gerektiğini, barışçıl bir sonuç elde etmek için uzlaşıya varılması gerektiğini Avrupa Konseyi’nde öğrendiğini, hem Büro’ya hem Başkan Schieder ve Genel Sekreter Haller’e çabalarından ötürü teşekkür etmek istediğini, bu kararın Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunu ortadan kaldırma yönündeki uluslararası  çabalara katkıda bulunacağına inandığını, geçen Nisan ayında yapılan referandumda Türk toplumunun ortaklık ve siyasi katılım temeline dayalı bir birleşmeden yana olduklarını gösterdiğini, Türkiye gibi Kıbrıs Türklerinin de halen birleşmeden yana olduklarını, Büro tarafından alınan kararı, tam olarak tatminkar olmasa da, kabul etmek istediklerini belirtmiştir.

 

            Raporun ardından Asambleye hitap eden yeni Genel Sekreter Terry DAVIS, Mayıs ayında Varşova’da yapılacak AK Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi’nin Avrupa Konseyi’nin rolünün ve diğer kuruluşlarla ilişkilerinin bir kez daha teyit  edileceği bir vesile teşkil edeceğini, diğer kuruluşlar ile ilişkilere önem vermeye devam edeceğini belirtmiş, Beslan’daki terörist saldırıyı kınayarak, terörizme karşı bir pan-Avrupa reaksiyonu gerektiğini, hiçbir ülkenin terörle tek başına mücadele edemeyeceğini, bu amaçla Avrupa Konseyi’nde terörle mücadelede yeni inisiyatifler belirlemesi için bir koordinatör atadığını ifade etmiş, Avrupa’da halen işkence ve insanlık dışı muamelenin görüldüğünü, bunlara karşı gerçek bir kampanya başlatmaları gerektiğini, Avrupa’da ayrıca Yahudi düşmanlığı, ırkçılık ve İslam düşmanlığına karşı kampanyaya öncülük edeceklerini beyan etmiştir.

 

            Ekonomik İşler ve Kalkınma Komisyonu raportörü Finlandiyalı SASI tarafından hazırlanan Doha Kalkınma Ajansı: Dönüm Noktasındaki Dünya Ticareti başlıklı raporda özetle Doha Kalkınma Gündemini zamanında ve başarıyla sonuçlandırmaları ve bu sayede istikrar, barış ve artan refah döneminin getirilmesine katkıda bulunmaları hususunda üye ülkelere çağrıda bulunulmaktadır.

 

            Müzakereler sonrası raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 6 değişiklik önerisinden 4’ü reddedilmiş, 2’si kabul edilmiştir.

 

5 Ekim 2004 Salı, Sabah Oturumu

 

Denetim Komisyonu eş-raportörleri İtalyan BUDIN ve Litvanyalı CEKUOLIS tarafından hazırlanan Sırbistan ve Karadağ’da Demokratik Kurumların İşleyişi başlıklı raporda özetle, Miloseviç rejiminin yıkılmasından sonra Sırbistan-Karadağ’ın önemli değişimler geçirdiği, bununla birlikte Miloseviç rejimi sonrası ortaya çıkan potansiyelin, yeni liderler tarafından bütünüyle hayata geçirilemediği, Miloseviç rejiminin kalıntılarını yıkmanın kolay olmadığı bununla birlikte siyasi irade bulunduğu takdirde imkansız da olmadığı, özellikle şimdiye kadar çözümlenmiş olması gereken eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ile işbirliği konusunun halen gündemde olduğu ve bunun demokratik gelişme ve ekonomik iyileşmeyi olumsuz yönde etkilediği belirtilmekte ayrıca Sırbistan-Karadağ’ın üyelik yükümlülüklerinin yerine getirilmesi sürecinin AKPM tarafından izlenmeye devam edilmesi önerilmektedir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Mevlüt ÇAVUŞOĞLU rapor ile ilgili olarak Sırbistan-Karadağ hükümetini reform sürecinde ve bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için komşuları ile ilişkilerini geliştirmesinde desteklediklerini, mevcut durumda ülkenin beklentileri yerine getiremediğini bunun anayasaların değiştirilememiş ve Anayasa Şartı ile uyumlu hale getirilememiş olmasından kaynaklandığını, Sırp kurumlarının Djindjic’in öldürülmesinin ardından reform sürecini sekteye uğratmama çabalarını takdirle karşıladığını, insanlık suçlarının cezasız kalmaması gerektiğini, Sırbistan-Karadağ’ın eski Yugoslayva Uluslararası Ceza Mahkemesi ile işbirliğini arttırması gerektiğini, Kosova’daki durum ve Kosova’daki Sırp ve diğer Arnavut olmayan topluluklar arasında duyulan güvensizliğin Sırbistan’ı negatif anlamda etkilediğini, Kosova’daki tüm toplumları uzlaşıyı ve etnik topluluklar arasında hoşgörüyü engelleyici faaliyetlerden uzak durmaları gerektiğini belirtmiştir.

 

Raporda yer alan tavsiye kararı ile ilgili olarak verilen 12 değişiklik önerisinden 11’i kabul edilmiş, 1’i reddedilmiştir.

 

Asamble’ye hitap eden Norveç Dışişleri Bakanı ve AK Bakanlar Komitesi Dönem Başkanı Jan PETERSEN konuşmasında, Beslan’da meydana gelen terör saldırısının ardından teröre karşı ortak bir çaba, küresel bir yaklaşım gerekliliğinin daha da belirginleştiğini, Terör Uzmanları Komitesi ve diğer ilgili komitelerin konu ile ilgili çalışmalarını yoğunlaştırmalarının ve de İnsan Hakları Komitesinin terör eylemleri kurbanlarının korunması ile ilgili klavuzu bir an önce tamamlamasının istendiğini, Bakanlar Komitesinin Avrupa Konseyinin terör konusunda nasıl daha etkin olabileceğine yönelik üye ülkelerden gelen önerileri incelemekte olduğunu belirterek, Balkanlardaki gelişmelere değinmiş, reform sürecinin ümit verici olduğunu ifade etmiş, Avrupa Konseyinin bölgede önemli bir role sahip olduğunu belirtmiştir.

 

Güney Kafkasya ile ilgili olarak bölgenin sürekli olarak çatışmalara sahne olduğunu, Ago raportörler grubunun genel kurul sonrası bölgeyi ziyaret edeceğini, Azerbaycan’daki siyasi durumdan kaygı duyduğunu, Azerbaycan’daki tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini, Yukarı Karabağ sorunu ile ilgili olarak Azerbaycan ve Ermenistan tarafından barışçıl çözüm yönünde sürdürülen çabaları takdirle karşıladığını, Gürcistan’da Kuzey Osetya’daki durumdan endişe duyduğunu ifade etmiştir.

 

5 Ekim 2004 Salı, Öğleden Sonra Oturumu

 

İlk gündem maddesi olarak Denetim Komisyonu eş-raportörleri İsviçreli GROSS ve Estonyalı HERKEL tarafından hazırlanan Azerbaycan Denetim Raporunun Uygulanması başlıklı raporda, AKPM’de Ocak 2004’de kabul edilen 1358 sayılı kararın uygulanması ile ilgili gelişmelere yer vermekte, AKPM ile Azerbaycan makamları arasındaki ilişkilerin işbirliği ve güven ortamında yürüdüğü, Azerbaycan’ın yükümlülüklerini yerine getirmekte ilerleme kaydettiği, bunun en sembolik örneğini siyasi tutuklu ve siyasi tutuklu olduğu varsayılanların salıverilmesinin teşkil ettiği, bununla birlikte çok sayıda güçlüğün halen devam ettiği ve çok sayıda reformun ertelendiği belirtilmekte, Azerbaycan’a Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınması, olaylar sırasında görevlilerin suistimallerinin cezalandırılması ve demokrasinin düzgün işleyişinin sağlanması çağrısında bulunulmaktadır. Raporda ayrıca siyasi faaliyette bulunanların, bunların destekçilerinin ve ailelerinin korunması gerektiği de belirtilmekte, hukuk sisteminin reformunun devam etmesi, mültecilere, yerlerinden edilmiş kişilere ve ilticacılara yardımların arttırılması gerektiği kaydedilmektedir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Mevlüt ÇAVUŞOĞLU rapor ile ilgili olarak Azerbaycan makamlarının Azerbaycan’ın yükümlülüklerini yerine getirme konusunda büyük çaba harcadıklarını ve önemli ilerlemeler kaydettiklerini, özellikle Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan dört af kararnamesinin Azerbaycan makamlarının kararlılığının bir göstergesi olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca, Yukarı-Karabağ konusunda yıllardır hiçbir ilerleme kaydedilmediğini, uluslararası toplumun daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini zira bu konunun bölgede istikrar ve barışın sağlanmasında son derece önemli olduğunu, Asamblenin aynı zamanda Ermenistan’a komşularının toprak bütünlüğüne saygı da dahil olmak üzere uluslararası hukuk ve prensiplere saygı göstermesi yönünde baskı unsuru olarak bazı metotlar geliştirmesi ve Azerbaycan ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini belirtmiştir.

Müzakerenin ardından raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak Azeri parlamenterler tarafından verilen 12 değişiklik önerisinden 10’u kabul edilmiş, 2’si reddedilmiştir.

 

Aile, Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu raportörü İngiliz Mc CAFFERTY tarafından hazırlanan Cinsel ve Üreme Sağlığı ile bu Hakların Geliştirilmesi için Avrupa Stratejisi başlıklı raporda, 1994 yılında Kahire’de yapılan Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansında kabul edilen tanıma göre her bireyin cinsel ve üreme sağlığı hakkı olması gerektiği belirtilerek, AK üyesi ülkeler arasında bu konudaki standartlar bakımından büyük farklılıklar bulunduğu, çok sayıda ülkenin artan çocuk yaşta hamilelik, AIDS dahil olmak üzere cinsel yolla geçen enfeksiyonlarda artış, artan kısırlık oranı, cinsel eğitimin yetersizliği gibi pek çok sorunla yüz yüze bulunduğuna dikkat çekilmektedir.

 

Raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 22 değişiklik önerisinden 15’i reddedilmiş, 5’i kabul edilmiştir.

 

Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu raportörü İrlandalı MOONEY tarafından hazırlanan Kadınların Seçimlere Katılımı başlıklı raporda bu konuda son yüzyılda kadınların büyük ilerleme kaydettikleri, demokratik katılım konusundaki ilerleme de ise halen güçlükler bulunduğu, pek çok Avrupa ülkesinde “aile oylaması” adı verilen ve demokratik olmayan uygulama sebebiyle bazı kadınların kendi tercihlerini yapmaktan alıkonuldukları, seçilme hakkı konusunda ise hemen tüm Avrupa ülkelerinde kadınların parlamentolardaki temsil oranının düşük olduğu kaydedilmektedir.

 

Diğer yandan raporda AK ülkeleri arasında yapılan sıralamada parlamentoda kadın temsilci ortalaması açısından İsveç’in 45.3’lük oranla birinci sırada, Türkiye’nin ise % 4.4 oranı ile sonuncu sırada olduğu kaydedilmektedir.

 

Memorandum bölümünde ülkemizde 2001 yılının sonuna kadar Medeni Kanunun 152. ve 153. maddelerine göre, kocanın ailenin reisi olduğunu ve evin kadının sorumluluğunda olduğunu, kadınların seçimlerdeki tutumuna ilişkin olarak Kadınların Sosyal Yaşamlarını Araştırma ve İnceleme Derneği tarafından 1999 yılında yapılan seçimlerin ardından yapılan bir çalışmanın oy kullanan kadınların sadece %15’inin kocaları tarafından kocalarının siyasi tercihi yönünde oy kullanmaya zorlandığı ve bunların yarısından fazlasının bu talebe riayet etmediği belirtilmektedir.

 

Rapor ile ilgili olarak Sosyalist Grup adına söz alan Türk Delegasyonu üyelerinden Abdülkadir ATEŞ, kadınların karar alma mekanizmalarına katılımının sadece demokrasi için değil aynı zamanda kadınların statüsünün geliştirilmesi için bir gereklilik olduğunu, kadınların siyasi hayata ve karar alma mekanizmalarına katılımlarına ilişkin bazı problemler bulunduğunu bunların yapısal, sosyal, kültürel ve ekonomik faktörlere bağlı olduğunu, kadınların  ekonomik gücü yetersiz olduğunda karar alma mekanizmalarına aktif olarak katılımlarının güçleştiğini, aynı zamanda kadınların aile içi sorumlulukları nedeniyle siyasi hayata adapte olmakta zorluk çektiklerini, geleneksel değerlerin de kadınlar için caydırıcı bir etmen teşkil ettiğini, seçimlerde eşitlik ile ilgili bir Şart geliştirilmesi fikrini desteklediğini, yasal hak ve teminatlara rağmen en önemli şeyin toplumda kadınların kendilerini baskı ve ayrımcılığa mağdur bırakmamaları erkeklerin de düşünce yapılarını kadınların eşitliğini kabul edecek şekilde değiştirmeleri gerektiğini ifade etmiştir.

 

Müzakere sonrası raporda yer alan tavsiye karar tasarısı oylanarak kabul edilmiştir.

 

6 Ekim 2004 Çarşamba, Sabah Oturumu

 

Siyasi İşler Komisyonu raportörü Rus parlamenter KOSACHEV tarafından hazırlanan Avrupa Konseyi Ülkelerinde Terör Sorunu başlıklı raporda üye ülkelerden terörle mücadelede entegre ve koordineli bir yaklaşım geliştirmeleri, terörün nedenlerini ortadan kaldırmaları, özel servisler, polis ve adalet sistemleri arasında işbirliği oluşturmaları, terörün finans kaynaklarını önlemeleri, görgü tanıklarının korunması için özel program geliştirmeleri, Avrupa Konseyi’nin terör ile ilgili sözleşmelerini bir an önce imzalamaları ve onaylamaları, siyasi güçlerden ise her türlü terör eylemini kınamaları, etnik düşmanlık, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile ilgili gösterileri önlemeleri, demokratik kurumları ve sivil toplum ile ilişkileri güçlendirmeleri, terörün nedenlerini ortadan kaldırabilmek için sosyal uyum, kültürel diyaloğu arttırmaları gerektiği belirtilmekte ayrıca Avrupa Konseyi’nin kapsamlı bir terörle mücadele sözleşmesi geliştirmesi gerektiği, mevcut sözleşmelerin ek protokollerle yeni terör tehditlerine göre uyarlaması gerektiği vurgulanmaktadır.

 

Ayrıca Bakanlar Komitesi’nden terörle mücadelede insan hakları ve temel özgürlüklere dayalı ortak bir hukuk alanı oluşturma yönündeki çabalarını yoğunlaştırması, kapsamlı bir terör suçu tanımı getirmesi istenmektedir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Mevlüt Çavuşoğlu konu ile ilgili olarak Avrupa Konseyi’nin terörizmin kabul edilemez bir olgu olduğunu vurgulayarak ve terörizmle mücadelenin Avrupa Konseyi’nin temel değerlerine gölge düşürmeyeceğini temin etmek suretiyle açık ve direk bir mesaj vermesi gerektiğini,  terörizmin kendisinin zaten insan haklarına bir saldırı olarak algılanması gerektiğini, terörizmin tek bir etnik veya dini gruptan kaynaklanmadığını, aksine terörün dünyanın her yerinde kurbanlarının, refah, cinsiyet ya da yaşları arasında ayrım gözetmeksizin, sivil halkın oluşturduğunu, terörizmle etkin bir şekilde mücadele edebilmek için ülkeler arasındaki işbirliğinin daha sistematik ve norma dayalı olarak gerçekleşmesi gerektiğini, Bakanlar Komitesi ve Genel Sekreterin bir an önce terör problemine etkin, sürdürülebilir ve çok taraflı bir cevap geliştirmeleri gerektiğini ifade etmiştir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Ali Rıza Gülçiçek ise terörizme uluslar arası kabul gören bir tanım getirilememiş olmasının terörizmle mücadelede önlemler geliştirilmesi önündeki en büyük engeli teşkil ettiğine inandığını, ABD’de başlayan, ardından İspanya, Türkiye ve RF’ye adeta salgın bir hastalık gibi yayılan ve son olarak da Beslan’daki okulda yaşanan vahim olayların terörizm olgusunun bölge, din, siyaset ayırımı yapmaksızın insanlık için ne kadar yıkıcı bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini, Avrupa Konseyi’nde terörizmle mücadele konusunda önemli hukuki belgeler üretildiğini, bunun en önemlisinin 1977 tarihli Avrupa Terörizmle Mücadele Sözleşmesi olduğunu, Sözleşmenin eksikliklerin giderilmesi amacıyla bir Protokol ile tadil edildiğini, ancak bunun yeterli olmadığı cihetle AK çerçevesinde kapsamlı bir terörle mücadele sözleşmesi oluşturulması önerisinin ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

 

Müzakerelerin ardından raporun görüşmesine ara verilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Parlamenter Asamble’de bir konuşma yapmıştır. (Konuşma metni Ek I).

 

Konuşmasının ardından Sayın ERDOĞAN’a parlamenterler sorular yöneltmişlerdir.

 

Avrupa Halk Partisi Grubu Başkanı Hollandalı parlamenter Van der LINDEN’in Türkiye’deki reform sürecinin takibi, hızlandırılması ve denetlenmesi için ne öngördükleri yönündeki  sorusuna cevaben Sayın Başbakan Kopenhag siyasi kriterleri çerçevesinde ortaya konmuş olan yol haritasını iktidar-muhalefet-sivil toplum el ele tamamladıklarını, uygulama çalışmalarının yoğun bir şekilde devam ettiğini, uygulama için zihniyet değişikliği gerektiğini bunu da en kısa sürede gerçekleştireceklerini, aksi takdirde tam üyeliğin söz konusu olamayacağını, ancak gerekli değişimin gerçekleşmesi için siyasi iradenin mevcut olduğunu ifade etmiştir.

 

Liberal, Demokrat ve Reformist Grup Başkanı Macar parlamenter EÖRSİ’nin Prodi’nin Ankara ziyaretinden sonra Kıbrıs’ın Türkiye’nin üyeliği için bir ön koşul olmadığını söylemiş olduğu ve bu cümleyi Kıbrıs sorunu çözümlenmemiş olsa bile Türkiye AB’ne üye olacaktır olarak mı yoksa Kıbrıs sorunu çözümlenmiş olsa bile Türkiye’nin şansı sınırlıdır şeklinde mi yorumlamaları gerektiği şeklindeki sorusuna cevaben samimi bir gayret ortaya koyduklarını, Annan’a 4. müzakere sürecinde Türkiye’nin Yunanistan’ın bir adım ötesinde olacağını söylediğini, Türkiye’nin sözünü yerine getirdiğini, 24 Nisan’da Kıbrıs Türklerinin küreselleşme ve barıştan yana olduklarını, Rumlarla birlikte yaşamaya hazır olduklarını gösterdiklerini, ancak Güney Kıbrıs’ın bunu istemediğini, bugün hayır diyenlerin ödüllendirildiğini evet diyenlerin ise izole edildiğini, ilk izolasyonu kaldıran kuruluş olarak Parlamenter Asambleye teşekkür etmek istediğini, dünyanın düşman kazanımının teşvik edildiği bir dünya değil dost kazanılan bir dünya olması gerektiğini belirtmiştir.

 

Birleşik Sol Grubundan  Hollandalı parlamenter KOX’un Helsinki İnsan Hakları İzleme Komitesi’ne (Human Rights Watch) göre Türkiye’de basın ve din özgürlüğü ile azınlıklara saygı açısından ilerleme olduğunun söylendiği, Türk Hükümeti’nin polis merkezlerinde ve cezaevlerindeki işkence ve yerlerinden edilmiş Kürtlerin geri dönüşü için gerekli tedbirleri almaya hazır olup olmadığı şeklindeki sorusuna cevaben Verheugen’in Türkiye’ye göndermiş olduğu uzmanların hazırladığı raporda Türkiye’de sistematik işkencenin olmadığının belirtildiğini ancak bazı bireysel vakalara rastlanabileceğini,  işkence iddialarında bulunanların terör örgütü ile münasebeti olan kişiler olduğunu bunun da sorun yarattığını ifade etmiştir.

 

Denetim Komisyonu Başkanı Fransız parlamenter Bn. DURRIEU’nün, Türkiye’nin laik yapısı ve ayrıca zina ile ilgili tartışmaların açtığı yarayı nasıl sarmayı düşündükleri yönündeki soruya cevaben Türkiye’nin zaten laik bir ülke olduğunu, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmış olduğunu, 1982 Anayasasında devletin din işlerinden tamamen uzak olmasının garanti altına alındığını, zina konusunun zaten TCK içinde yer almadığını, konunun gündeme düşünce tartışması halinde geldiğini ve medya tarafından gündeme gereğinden fazla oturtulduğunu, konunun zinanın TCK içinde yer almaması suretiyle çözümlendiğini ifade etmiştir.

 

Bulgaristan Delegasyonu Başkanı LOUTFI’nin Türkiye ile Bulgaristan’ın mükemmel bir komşuluk ilişkilerine sahip olduğunu belirttikten sonra  Türkiye ile Bulgaristan ilişkilerini Güney Doğu Avrupa’daki istikrar ve güvenlik bağlamında nasıl değerlendirdikleri sorusuna cevaben iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle kendi hükümetleri döneminde ciddi bir performans gösterdiğini, komşuluk ilişkilerimizin geliştiğini, Bulgaristan ve Romanya’nın 2007-2008’de AB’ne üye olacaklarını, Türkiye’nin de 17 Aralık tarihinden itibaren müzakere sürecine başlayacağını, bu durumun iki ülkeyi daha da yakınlaştıracağını, iki ülke arasındaki iktisadi, kurumsal ve sivil toplum dayanışmasının artarak devam edeceğini belirtmiştir.

 

İsviçreli Parlamenter GROSS’un Türkiye’nin Orta Doğu ve Uzak Doğu arasında bir köprü oluşturma fikri ile ilgili olarak yorumlarını almasını istemesi üzerine Sayın Başbakan coğrafi açıdan çok kültürel anlamda bir köprüden söz etmek istediğini Türkiye’nin bir köprü görevini üstlenebilecek örnek bir ülke olduğunu, bu konuda gereken heyecana sahip olduğunu ve sorumluluğunun farkında olduğunu belirtmiştir.

 

Denetim Komisyonu Türkiye eş-raportörü Belçikalı parlamenter Van den BRANDE’nin yerel yönetim reformu ve ademi merkeziyetçilik ile ilgili sorusuna cevaben kendisinin de yerel yöneticilik yaptığını, yerel yönetimin ne kadar önemli olduğunu bizzat yaşadığını, kamu yönetim reformunun gerçekleştirildiğini, Avrupa standartlarında hatta bu standartları aşan değişimlerin yapılacağını, Meclisin yasal değişiklikleri yapmaya hazır olduğunu ifade etmiştir.

 

Azerbaycan Delegasyonundan MOLLAZADE’nin komşu doğu Avrupa ülkelerinin ekonomilerine kıyasla Türk ekonomisinin durumuna, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin sorusuna cevaben Türk ekonomisinin son zamanlarda önemli ölçüde ilerleme kaydettiğini, iktidara geldiklerinde kişi başına düşen gelirin 2.600 $ iken şu anda 4 000 $’a ulaştığını, 2003 sonunda büyüme hızı % 7.8 iken 2004 yılının ilk altı ayında büyüme hızının % 13.4’e yükseldiğini, 2004 yılının 9. ayı itibariyle enflasyonun tek haneli rakama indirgendiğini, zayıf noktamızın faiz borcu ödemek olduğunu, 2005 yılında Türk Lirasından 6 sıfırın atılması suretiyle daha iyi bir ekonomik performans sergileneceğini, iktidara geldiklerinden bu yana hiçbir yolsuzluk iddiasının ortaya çıkmadığını, çalınanların halkımıza tekrar iadesine çalışıldığını belirtmiştir.

 

Makedonya Delegasyonu Üyesi PETROVA-MITEVSKA’nın Türkiye’nin AB’ne entegrasyonunun Makedonya ve komşu ülkeler ile az gelişmiş ekonomik ilişkileri canlandırma konusunu içerip içermeyeceği sorusuna cevaben müzakere sürecinde tüm komşu ülkelerle olduğu gibi  Makedonya ile de ekonomik, ticari, siyasi ve kültürel alanlardaki ilişkilerin devam ettirileceğini belirtmiştir.

 

İtalyan parlamenter MANZELLA’nın Irak’daki durum ve İran’ın nükleer politikası ile ilgili sorusuna cevaben Irak’ta hergün onlarca kişinin öldüğünü, masum insanların öldürüldüğünü, bir medeniyetin çökmekte olduğunu, Irak’ın geleceğine yönelik endişeleri bulunduğunu, bir insanın tedavisi için sağlıklı bir teşhisin şart olduğunu, Türkiye olarak BM Güvenlik Konseyi’nin insani yardım çağrısına icabetle hergün 2000’in TIR’ın Irak’a girdiğini, şoförlerin ölüm riskini bildikleri halde tekrar gittiklerini, seçimler konusunda Türkiye’nin her türlü yardıma hazır olduğunu, koalisyon güçlerinin bir an önce çekilmesi gerektiğini, Kuzey Irak’ta hiçbir etnik grubun bir başka grup üzerinde etkin olmasını istemediklerini, bu durumun toprak bütünlüğünü tehdit edeceğini ve güç dengesini bozacağını, İran’a yaptığı son ziyaret esnasında kendisine Iran’ın Uluslar arası Atom Enerji Ajansı ile çalışıldığının ve nükleer enerjinin ülkenin enerji gereksinimi için bir çözüm olarak görüldüğünün söylendiğini belirtmiştir.

 

6 Ekim 2004 Çarşamba, Öğleden Sonra Oturumu

 

Öğleden sonra oturumunda Terör ile ilgili raporda yer alan tavsiye karar tasarısına yönelik verilen 30 değişiklik önerisi görüşülmüş, bu önerilerden 24’ü kabul edilmiş, 2’si reddedilmiş ve 4’ü düşmüştür.

 

Ekonomik İşler ve Kalkınma Komisyonu raportörü Abdülkadir ATEŞ tarafından hazırlanan OECD ve Dünya Ekonomisi başlıklı raporda OECD ve AK üye ülkeleri heyetlerinden oluşan Genişletilmiş Parlamenter Meclisin, OECD ekonomik alanının büyük bölümünde ekonomik büyümenin başlamış olmasından memnuniyet duyduğu, bu durumun Avrupa’daki büyük ekonomilerin de büyümesini sağlayacağı belirtilmekte, AB ve genel olarak tüm Avrupa’nın, AB’nin 2000 Lizbon Gündemi kapsamında, yaratıcılığı ve girişimciliği  artırmak için yapması gereken pek çok şey bulunduğu kaydedilmektedir. Taslak kararda, Genişletilmiş Meclisin, ABD ekonomisinin içinde bulunduğu güç durum ve bunun yaratmış olduğu bütçe açığının kapatılması ve halihazırda çok düşük olan faiz oranlarının artırılması gereğinden endişe duyduğu, OECD alanında ticarette dengesizliklere, farklı para birimleri arasında gerilimlere sebebiyet veren ve sonuçta korumacı tedbirler alınmasına yolaçan farklılıkların diğer endişe kaynağını teşkil ettiği kaydedilmektedir.

 

Ayrıca, OECD’nin küreselleşmenin daha çok ülkeye fayda temin etmesi amacıyla politika ve programlar geliştirmesi istenmektedir.

 

Raportör olarak konuşma yapan Abdülkadir ATEŞ, raporun olumlu olduğunu, OECD ülkelerinde ve OECD üyesi olmayan ülkelerde ekonomik gelişme görüldüğünü bu ülkeler arasında Türkiye’nin de yer aldığını, burada önemli olanın AB Lizbon Ajandasında yer alan beklentileri uygun ve canlı ekonomiler haline getirmek olduğunu, dünya ekonomisi için yüksek petrol fiyatlarının bir tehlike teşkil ettiğini, bu nedenle OECD’nin sürdürülebilir kalkınma yönündeki çalışmalarının takdirle karşılandığını, raporun aynı zamanda iklim değişikliği ile ilgili Kyoto Protokolünün uygulanmasının önemine de değindiğini ancak Kyoto’nun yeterli olmadığının anlaşıldığını, küreselleşmenin birçok ülkeye yarar sağladığını ancak gelir dengesizliğine de neden olduğunu, OECD’nin genişletilmiş Asamblesinin amacının sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın geliştirilmesi aynı zamanda sosyal uyumun korunması olduğunu belirtmiştir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Yüksel ÇAVUŞOĞLU, Irak’taki savaş ve SARS vakaları sonrası son iki yıldır durgunluğa giren dünya ekonomisinin gelişmeye başladığını, OECD’deki büyümenin 2004’te % 3.4 ve 2005’te % 3.3, enflasyonun ise sırasıyla 1.7 ve 1.6 olmasının beklendiğini, küresel ekonomik kalkınmanın başında ABD’nin yer aldığını ancak diğer ülkelerin özellikle de Çin’in katkısının yadsınamayacağını belirtmiş ve Türkiye’den örnekler vermiştir, 2003 sonu itibariyle 42 milyar $ faiz borcu ödediğimizi, faiz oranlarının % 69’dan % 24’e düştüğünü, enflasyonun ise % 36.5’dan % 12’ye düştüğünü, özel sektör yatırımının 20 milyar Dolara yabancı yatırımın ise 2004 sonu itibariyle 1.8 milyon Dolara çıktığını ifade etmiştir.

 

Görüşmelerin ardından raporda yer alan tavsiye karar tasarısı oylanarak kabul edilmiştir.

 

7 Ekim 2004 Perşembe Sabah Oturumu

 

Siyasi İşler Komisyonu raportörü İsviçreli GROSS tarafından hazırlanan Çeçenistan’daki Siyasi Durum, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu raportörü BINDIG tarafından hazırlanan Çeçenistan’da İnsan Hakları Durumu ve Göçler, Mülteciler ve Nüfus Komisyonu raportörü Iwinski tarafından hazırlanan Yerlerinden Edilmiş Çeçen Halkının İnsani Durumu başlıklı raporlar ortak olarak müzakere edilmiştir.

 

Çeçenistan’da Siyasi Durum başlıklı raporda Çeçenistan’da bir hukuk devleti bulunamayışının demokratik bir toplum oluşmasına engel olduğu, korku, fakirlik, organize suçlar ve savaştan çıkar elde eden kişilerin bulunduğu bir toplumda demokratik kurumların sağlam olamayacağına işaret edilmektedir. Çeçenisten’da görülen ihlaller dışında, terör eylemlerinin RF’nin diğer federal birimlerine de yayılma etkisi gösterdiği, Beslan’daki bir okula düzenlenen saldırının buna örnek teşkil ettiği belirtilen raporda, barış ve uzlaşma için diyalog ve müzakereden başka yol bulunmadığı kaydedilmektedir.

 

Çeçenistan’da İnsan Haklarının Durumu başlıklı raporda, federal ve bölgesel güvenlik güçlerine mensup kişilerin sebep olduğu cinayet, kaybolmalar, işkence, rehin alınmalar, tecavüz ve keyfi tutuklama olaylarına değinilmekte, cezasızlık ortamının halen devam ettiğine işaret edilmekte, sorunların çözümü yönünde bazı önerilere yer verilmektedir. Bu kapsamda RF hükümetinin Çeçenistan’da cezasızlık ortamını sona erdirmek üzere önlem alması, RF’de suistimal iddialarının araştırılması için özel bir Komisyon kurulması, AK üye ülkelerinin RF ile ilişkilerinde bu ülkenin terörizm ve ayrılıkçılıkla mücadele ederken dahi, insan haklarına saygının gereklerine göre hareket etmesi hususunu her vesileyle dile getirmeleri ve Kuzey Kafkasya bölgesinde insan hakları sorunlarının, AK Bakanlar Komitesi ve Delegeler Komitesi gündemi kapsamında düzenli olarak ele alınması hususlarına yer verilmektedir.

 

Yerlerinden Edilmiş Çeçen Halkının İnsani Durumu ile ilgili raporda Çeçenistan’da güvenlik ve insani durumun güçlüğüne dikkat çekilirken, İnguşetya’da yerlerinden edilmiş Çeçen halkının durumunun bir ölçüde iyileşmiş olduğu belirtilmektedir. Yürürlükteki mevzuatın ve yardım çalışmalarının, yerlerinden edilmiş Çeçen halkının RF’nin diğer bölgelerine yerleşmesini teminde yetersiz kaldığına dikkat çekilen raporda, oturma izni sisteminin ise hareket özgürlüğüne ve ikamet yerini seçme serbestisine engel oluşturduğu belirtilmektedir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Süleyman GÜNDÜZ yerlerinden edilmiş Çeçen halkının insani durumu ile ilgili olarak Çeçenistan’daki durum ve mevcut gerilimin endişe verici olduğunu, halen insan hakları ihlallerine rastlandığını, yerlerinden edilmiş kişiler, keyfi tutuklamalar, Çeçen halkına yönelik şiddetin devam ettiğini, yerlerinden edilmiş Çeçen halkının dönmeye zorlandığı yönündeki bilgilerin içinde bulunduğumuz yüzyıl içinde kabul edilebilecek bir durum olmadığını, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve insan haklarına saygının tesisi için RF’nin uluslararası  organizasyonlarla işbirliği içinde olması gerektiğini, Avrupa Konseyi’nin durumun normale dönmesi ve yerlerinden edilmiş Çeçen halkın karşılaştığı zorlukların ortadan kaldırılmasında daha aktif rol alması gerektiğini ifade etmiştir.

 

Müzakerelerin ardından Siyasi Komisyon tarafından hazırlanan raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 10 değişiklik önerisinin tümü kabul edilmiştir.

 

Hukuk ve İnsan Hakları tarafından hazırlanan raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 26 değişiklik önerisinden 14’ü reddedilmiş, 10’u kabul edilmiş, 2’si düşmüştür.

 

Göçler, Mülteciler ve Nüfus Komisyonu tarafından hazırlanan raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 3 değişiklik önerisinin tümü kabul edilmiştir.

 

7 Ekim 2004 Perşembe, Öğleden Sonra Oturumu

 

Denetim Komisyonu raportörleri Fransız ANDRE ve Polonyalı JASKIERNIA tarafından hazırlanan Ermenistan Denetim Raporunun Uygulanması başlıklı raporda, Ermenistan konusunda Ocak ve Nisan 2004 Genel Kurul Toplantılarında kabul edilen son iki kararın uygulanması hususundaki gelişmelerin dikkate alındığı, AKPM ile Ermenistan makamları arasındaki ilişkilerin çok iyi durumda olduğu, Ermenistan makamlarının ülkede bir dizi reform geliştirmeyi üstlendikleri, bununla birlikte hassas konuların hala gündemde bulunduğu, son seçimlerde gözlenen eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, özellikle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, tutukluluk koşullarının iyileştirilmesi, basın sektöründe gelişmeler, alternatif sivil hizmetlerin süresi ve Yehova Şahitleri Derneğinin tescili konularında hızla ilerleme kaydedilmesi gerektiği belirtilmektedir.

 

Raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak çoğu Ermeni parlamenterler tarafından verilen 11 değişiklik önerisinden 1’i düşmüş, 1’i geri çekilmiş, 7’si kabul edilmiş, 2’si reddedilmiştir.

 

Çevre, Tarım ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Komitesi raportörü İngiliz MEALE tarafından hazırlanan Küresel Isınma: Kyoto’nun ötesinde başlıklı raporda istikrarlı kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biri olan küresel ısınmanın, uzun dönemde birçok ülkede yaşam koşullarını tehdit edecek nitelikte olduğu, bu tehdide uluslararası toplumun  ortak, sorumlu ve dayanışma temelinde bir yanıt vermesi gerektiği, yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesinin ve bir yandan enerji bağımlılığını azaltarak diğer taraftan fosil enerjilerin tüketiminin sınırlandırılması zamanının geldiği belirtilmekte, üye ve gözlemci ülkelere Kyoto Protokolünü imzalamaları, enerji sektöründe yasal önlemleri ve vergi reformlarını uygulamaya koymaları, toplumlarda çevresel duyarlılığın arttırılması için kampanyalar düzenlemeleri hususunda çağrıda bulunulmaktadır.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Ruhi Açıkgöz rapor ile ilgili olarak, küresel ısınmanın direk olarak çevre, gıda, sağlık ve ekonomik aktiviteler üzerinde etkisi bulunduğunu, bilim adamlarının insan aktivitelerinin atmosfere ısı tutan gazlar gönderilmesi suretiyle katkıda bulunduğunu belirttiklerini, modern teknoloji ve daha güçlü kanunlar ile bu duruma engel olunabileceğini, raportörün de belirtmiş olduğu gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ulaşımın şart olduğunu, bu enerji türünün hiç kuşkusuz gelişmekte olan ülkelerin yoksulluk ve enerji bakımından bağımlılığını azaltacağını Kyoto Protokolünün uygulanması gerektiğini, hükümetlerin kendi adlarına sera gaz emisyonlarını azaltabileceklerini, alternatif olarak rüzgar ve güneş enerjisini önerebileceklerini, fosil yakıt tüketiminin cezalandırılmasına yönelik tedbirler alabileceklerini, küresel ısınmanın hali hazırda çevre için büyük bir tehdit oluşturduğu ve kontrol edilemez ise toplumlarımızın yaşam standartlarını tehdit edeceğini ifade etmiştir.

 

Müzakere sonrası raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 7 değişiklik önerisinden 1’i geri çekilmiş, 5’i kabul edilmiş, 1’i reddedilmiştir.

 

 

 

 

8 Ekim 2004 Cuma, Sabah Oturumu

 

Siyasi İşler Komisyonu raportörü Romen SEVERIN tarafından hazırlanan Demokratik Gelişimin Değerlendirilmesinde Yeni Kavramlar başlıklı raporda demokratik reform ve gelişimin yalnızca demokratik kural ve uygulamaların idari, siyasi ve adli sistemler ile bütünleşmesi durumunda sürdürülebilir olacağı, evrensel değerler olarak nitelendirilen demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına farklı siyasi yollarla ulaşılabileceği, bu itibarla tüm üye ve gözlemci ülkelerdeki demokratik reform uygulamalarına ilişkin güncel bilgileri içeren periyodik raporların hazırlanmasının uygun olacağı belirtilmekte ve karar tasarısında bu konuda dikkate alınabilecek parametrelere yer verilmektedir.

 

Konu ile ilgili müzakerenin ardından karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 4 değişiklik önerisi kabul edilmiştir.

 

            Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu raportörü Fransız BRANGER tarafından hazırlanan Avrupa’da Aile İçi Şiddetle Mücadele başlıklı raporda, tüm AK üyesi ülkelere yayılan kadınlara karşı aile içi şiddet ile bir siyasi ve kamu sorunu olarak mücadele edilmesi gerektiği belirtilmekte ve Avrupa Komisyonu, AP, ilgili dernek ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği halinde, 2006 yılında bu amaçla bir kampanya başlatılması, kampanyanın parametrelerini belirleyecek geçici bir grup oluşturulması ve AK Üçüncü Zirvesi’nde konunun ele alınması hususunda Bakanlar Komitesi’ne çağrıda bulunulmaktadır.

 

Raporda bazı üye ülkelerde kadınlara yönelik şiddete ilişkin olarak yer alan istatistiki bilgiler çerçevesinde, Türkiye’de son zamanlarda yapılan bir araştırmada kadınların % 32’sinin aile içi şiddete maruz kaldıklarının belirlendiği kaydedilmektedir.

 

Müzakere sonrası raporda yer alan karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 5 değişiklik önerisi kabul edilmiştir.

 

Kültür, Bilim ve Eğitim Komisyonu raportörlerinden Romen PRISACARU tarafından hazırlanan Avrupa’da Eğitim başlıklı raporda, Avrupa Konseyi’nin yaklaşık iki yıldır Avrupa Konseyi ülkesi vatandaşlarını, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve çoğulculuk ilkeleri çerçevesinde bir araya getirmeye çalıştığı, bu çerçevede, eğitimin de bu amaca yönelik olarak özel bir önemi olduğu bildirilmektedir. Raporda ayrıca, Bakanlar Komitesi’nin eğitimi Avrupa işbirliğinin öncelikli hedefi haline getirme çabalarına ve demokratik vatandaşlık ve insan hakları için bir çerçeve Sözleşme imzalanmasına destek vermesi gerektiği kaydedilmektedir.

 

Türk Delegasyonu üyelerinden Ali Rıza GÜLÇİÇEK rapor ile ilgili olarak eğitimin özellikle kültürler arası diyaloğun geliştirilmesindeki rolünün büyük olduğunu, Avrupa Konseyi’nin Avrupa toplumlarının çeşitliliğinin geliştirilmesine ve sürdürülmesine katkılarını takdirle karşıladığını, AK’nın eğitim politikaları, tarih öğretimi, dil politikaları ve demokratik vatandaşlık eğitimi ile ilgili çalışma programının gereklerini başarıyla yürütmesinin, yeni Avrupa mimarisi içinde daha da önem kazandığını, demokrasi eğitimi ile kültürler arası eğitimin eğitim politikalarının ana unsurları haline getirmek ve eğitimde kaliteyi sağlamaya yönelik çabalara odaklanmak zorunda olduklarını, kültürler arası boyutun okul eğitim müfredatlarında dikkate alınması amacıyla teşvik edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

 

Müzakere sonrası hiçbir değişiklik önerisi olmaksızın raporda yer alan tavsiye karar tasarısı kabul edilmiştir.

 

Aile, Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu raportörü İngiliz Mc CAFFERTY tarafından hazırlanan Avrupa’da Nüfus Akımları ve Bu Konudaki Tedbirlere Karşı Hassasiyetler başlıklı raporda, Avrupa’nın nüfusunun gelecekte azalmasının beklendiği, bu durumun özellikle Doğu Avrupa’da görüldüğü, yakında Batı Avrupa’yı da etkileyeceği ve aynı zamanda Avrupa’nın nüfusunun yaşlanmaya başlayacağı bildirilmektedir. Raporda, ayrıca, nüfusun azalmasının ve yaşlanmasının özellikle gelecek dönemlerde nüfus yapısının değişmesinin farklı sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi politikalar izlenmesini gerekli kılabileceği, hatta bir noktada nüfus yapısının değiştirilmesi için farklı nüfus politikalarının izlenmesinin zorunlu hale geleceği belirtilmektedir.

 

Müzakere sonrası raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili 4 değişiklik önerisi oylanarak kabul edilmiştir.