|
GENEL KURUL TOPLANTILARINA AİT RAPORLAR AVRUPA
KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ 2004
SONBAHAR GENEL KURUL TOPLANTISI İLE İLGİLİ RAPOR (4-8 EKİM
2004 STRAZBURG) 4-8 Ekim 2004 tarihlerinde
Strazburg’da yapılan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi 2004 Sonbahar Genel
Kurul Toplantısına Türk Delegasyonu Başkanı, Eskişehir Milletvekili Murat
Mercan, Üyeler Aksaray Milletvekili Ruhi Açıkgöz, Ankara Milletvekili Gülsün
Bilgehan, Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Gaziantep Milletvekili
Abdülkadir Ateş, İstanbul Milletvekilleri Ali Rıza Gülçiçek ve Zülfü Livaneli,
İzmir Milletvekilleri Zekeriya Akçam ve Mehmet Tekelioğlu, Karaman Milletvekili
Yüksel Çavuşoğlu ve Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz katılmışlardır. 4 Ekim 2004 Pazartesi, Öğleden Sonra
Oturumu
Pazartesi öğleden sonra oturumunda gündemin kabulü
esnasında Siyasi Komisyon tarafından “Avrupa Konseyi ülkelerinde terör sorunu”
nun acil gündem maddesi adı altında görüşülme talebi Asamble tarafından kabul
edilmiştir. İlk gündem maddesi Başkanlık Divanı ve Daimi Komisyonun faaliyet
raporunu sunan Belçikalı parlamenter Luc Van den BRANDE, konuşması
esnasında aynı sabah Büro tarafından kabul edilen KKTC ile ilgili karara da
değinerek, 1376 sayılı kararda yer alan Kıbrıs Türk Toplumunun seçilmiş
temsilcilerinin Parlamenter Asamble ve Komisyon çalışmalarına daha fazla
katılımları tavsiyesinin kabul edildiğine de değinmiştir (sözkonusu
kararla Kıbrıs Türk toplumunun iki
seçilmiş temsilcisi Genel Kurul Toplantılarına davet edilmekte, her oturum için
içlerinden birisine konuşma hakkı tanınmakta, ayrıca bu iki seçilmiş
temsilcinin isimlerinin Kuzey Kıbrıs siyasi partilerince belirleneceği, yine
isimlerinin Asamble Listesinde Kıbrıslı parlamenterlerin yer aldığı sayfada
“Kıbrıs Türk Toplumu ibaresi ile yer alacakları belirtilmektedir) Rapor
üzerine Avrupa Halk Partisi adına söz
alan Güney Kıbrıs temsilcisi Pourgourides,
karara atfen grubunun Kıbrıs Türk Toplumu ile ilgili olarak alınan karardan
memnuniyet duyduğunu ancak bunun Kuzey Kıbrıs’daki yasa dışı rejimi tanımak ya
da uluslararası toplumun özellikle de Avrupa Konseyi’nin adanın sürekli
bölünmüşlüğünü kabul etmeye hazırlıklı olduğu anlamına gelmediğini dile
getirmiştir. Türk
Delegasyonu Başkanı Murat MERCAN ise raporda yer alan ve kendi açısından önemli
olduğunu düşündüğü üç konu üzerinde durmak istediğini, öncelikle Avrupa
Konseyi’nin terörle mücadelede ön saflarda yer alması gerektiğini, bugüne kadar
terör sorununun Asamble’de görüşüldüğünü bundan sonra ise Avrupa Konseyi
Parlamenter Asamblesi içinde direk olarak terörizmle ilgilenen bir geçici
komisyon, komisyon ya da alt- komisyon oluşturulması gerektiğini belirtmiştir. İkinci
olarak kötüye gitmekte olan Irak sorunu üzerinde durmak istediğini, Irak’ta
uzlaşma olmadan dünyanın güven içinde olamayacağını ve ekonomik büyümenin
mümkün olamayacağını bu nedenle Büro’nun Irak için daha güvenli ve barış içinde
bir model teşkil etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Aynı
sabah Büro tarafından kabul edilen karar ile ilgili olarak ise bu kararın
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar ile uzun müzakereler sonrası alınmış bir karar
olduğu cihetle doğru yönde atılmış bir adım olarak kabul edilmesi gerektiğini,
barışçıl bir sonuç elde etmek için uzlaşıya varılması gerektiğini Avrupa
Konseyi’nde öğrendiğini, hem Büro’ya hem Başkan Schieder ve Genel Sekreter
Haller’e çabalarından ötürü teşekkür etmek istediğini, bu kararın Kuzey
Kıbrıs’ın izolasyonunu ortadan kaldırma yönündeki uluslararası çabalara katkıda bulunacağına inandığını,
geçen Nisan ayında yapılan referandumda Türk toplumunun ortaklık ve siyasi
katılım temeline dayalı bir birleşmeden yana olduklarını gösterdiğini, Türkiye
gibi Kıbrıs Türklerinin de halen birleşmeden yana olduklarını, Büro tarafından
alınan kararı, tam olarak tatminkar olmasa da, kabul etmek istediklerini
belirtmiştir. Raporun
ardından Asambleye hitap eden yeni Genel Sekreter Terry DAVIS, Mayıs ayında
Varşova’da yapılacak AK Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi’nin Avrupa
Konseyi’nin rolünün ve diğer kuruluşlarla ilişkilerinin bir kez daha teyit edileceği bir vesile teşkil edeceğini, diğer
kuruluşlar ile ilişkilere önem vermeye devam edeceğini belirtmiş, Beslan’daki
terörist saldırıyı kınayarak, terörizme karşı bir pan-Avrupa reaksiyonu
gerektiğini, hiçbir ülkenin terörle tek başına mücadele edemeyeceğini, bu
amaçla Avrupa Konseyi’nde terörle mücadelede yeni inisiyatifler belirlemesi
için bir koordinatör atadığını ifade etmiş, Avrupa’da halen işkence ve insanlık
dışı muamelenin görüldüğünü, bunlara karşı gerçek bir kampanya başlatmaları
gerektiğini, Avrupa’da ayrıca Yahudi düşmanlığı, ırkçılık ve İslam düşmanlığına
karşı kampanyaya öncülük edeceklerini beyan etmiştir. Ekonomik
İşler ve Kalkınma Komisyonu raportörü Finlandiyalı SASI tarafından hazırlanan Doha
Kalkınma Ajansı: Dönüm Noktasındaki Dünya Ticareti başlıklı raporda özetle
Doha Kalkınma Gündemini zamanında ve başarıyla sonuçlandırmaları ve bu sayede
istikrar, barış ve artan refah döneminin getirilmesine katkıda bulunmaları
hususunda üye ülkelere çağrıda bulunulmaktadır. Müzakereler
sonrası raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 6
değişiklik önerisinden 4’ü reddedilmiş, 2’si kabul edilmiştir. 5 Ekim 2004 Salı, Sabah Oturumu
Denetim Komisyonu
eş-raportörleri İtalyan BUDIN ve Litvanyalı CEKUOLIS tarafından hazırlanan Sırbistan
ve Karadağ’da Demokratik Kurumların İşleyişi başlıklı raporda özetle,
Miloseviç rejiminin yıkılmasından sonra Sırbistan-Karadağ’ın önemli değişimler
geçirdiği, bununla birlikte Miloseviç rejimi sonrası ortaya çıkan potansiyelin,
yeni liderler tarafından bütünüyle hayata geçirilemediği, Miloseviç rejiminin
kalıntılarını yıkmanın kolay olmadığı bununla birlikte siyasi irade bulunduğu
takdirde imkansız da olmadığı, özellikle şimdiye kadar çözümlenmiş olması
gereken eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ile işbirliği konusunun
halen gündemde olduğu ve bunun demokratik gelişme ve ekonomik iyileşmeyi
olumsuz yönde etkilediği belirtilmekte ayrıca Sırbistan-Karadağ’ın üyelik
yükümlülüklerinin yerine getirilmesi sürecinin AKPM tarafından izlenmeye devam
edilmesi önerilmektedir. Türk Delegasyonu üyelerinden
Mevlüt ÇAVUŞOĞLU rapor ile ilgili olarak Sırbistan-Karadağ hükümetini reform
sürecinde ve bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için komşuları ile
ilişkilerini geliştirmesinde desteklediklerini, mevcut durumda ülkenin
beklentileri yerine getiremediğini bunun anayasaların değiştirilememiş ve
Anayasa Şartı ile uyumlu hale getirilememiş olmasından kaynaklandığını, Sırp
kurumlarının Djindjic’in öldürülmesinin ardından reform sürecini sekteye
uğratmama çabalarını takdirle karşıladığını, insanlık suçlarının cezasız
kalmaması gerektiğini, Sırbistan-Karadağ’ın eski Yugoslayva Uluslararası Ceza
Mahkemesi ile işbirliğini arttırması gerektiğini, Kosova’daki durum ve
Kosova’daki Sırp ve diğer Arnavut olmayan topluluklar arasında duyulan
güvensizliğin Sırbistan’ı negatif anlamda etkilediğini, Kosova’daki tüm
toplumları uzlaşıyı ve etnik topluluklar arasında hoşgörüyü engelleyici
faaliyetlerden uzak durmaları gerektiğini belirtmiştir. Raporda yer alan tavsiye kararı
ile ilgili olarak verilen 12 değişiklik önerisinden 11’i kabul edilmiş, 1’i
reddedilmiştir. Asamble’ye hitap eden Norveç
Dışişleri Bakanı ve AK Bakanlar Komitesi Dönem Başkanı Jan PETERSEN
konuşmasında, Beslan’da meydana gelen terör saldırısının ardından teröre karşı
ortak bir çaba, küresel bir yaklaşım gerekliliğinin daha da belirginleştiğini,
Terör Uzmanları Komitesi ve diğer ilgili komitelerin konu ile ilgili
çalışmalarını yoğunlaştırmalarının ve de İnsan Hakları Komitesinin terör
eylemleri kurbanlarının korunması ile ilgili klavuzu bir an önce tamamlamasının
istendiğini, Bakanlar Komitesinin Avrupa Konseyinin terör konusunda nasıl daha
etkin olabileceğine yönelik üye ülkelerden gelen önerileri incelemekte olduğunu
belirterek, Balkanlardaki gelişmelere değinmiş, reform sürecinin ümit verici
olduğunu ifade etmiş, Avrupa Konseyinin bölgede önemli bir role sahip olduğunu
belirtmiştir. Güney Kafkasya ile ilgili olarak
bölgenin sürekli olarak çatışmalara sahne olduğunu, Ago raportörler grubunun
genel kurul sonrası bölgeyi ziyaret edeceğini, Azerbaycan’daki siyasi durumdan
kaygı duyduğunu, Azerbaycan’daki tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması
gerektiğini, Yukarı Karabağ sorunu ile ilgili olarak Azerbaycan ve Ermenistan
tarafından barışçıl çözüm yönünde sürdürülen çabaları takdirle karşıladığını,
Gürcistan’da Kuzey Osetya’daki durumdan endişe duyduğunu ifade etmiştir. 5 Ekim 2004 Salı, Öğleden Sonra Oturumu
İlk gündem maddesi olarak Denetim
Komisyonu eş-raportörleri İsviçreli GROSS ve Estonyalı HERKEL tarafından
hazırlanan Azerbaycan Denetim Raporunun Uygulanması başlıklı raporda,
AKPM’de Ocak 2004’de kabul edilen 1358 sayılı kararın uygulanması ile ilgili
gelişmelere yer vermekte, AKPM ile Azerbaycan makamları arasındaki ilişkilerin
işbirliği ve güven ortamında yürüdüğü, Azerbaycan’ın yükümlülüklerini yerine
getirmekte ilerleme kaydettiği, bunun en sembolik örneğini siyasi tutuklu ve
siyasi tutuklu olduğu varsayılanların salıverilmesinin teşkil ettiği, bununla
birlikte çok sayıda güçlüğün halen devam ettiği ve çok sayıda reformun
ertelendiği belirtilmekte, Azerbaycan’a Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya
çıkan eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınması, olaylar
sırasında görevlilerin suistimallerinin cezalandırılması ve demokrasinin düzgün
işleyişinin sağlanması çağrısında bulunulmaktadır. Raporda ayrıca siyasi
faaliyette bulunanların, bunların destekçilerinin ve ailelerinin korunması
gerektiği de belirtilmekte, hukuk sisteminin reformunun devam etmesi, mültecilere,
yerlerinden edilmiş kişilere ve ilticacılara yardımların arttırılması gerektiği
kaydedilmektedir. Türk Delegasyonu üyelerinden
Mevlüt ÇAVUŞOĞLU rapor ile ilgili olarak Azerbaycan makamlarının Azerbaycan’ın
yükümlülüklerini yerine getirme konusunda büyük çaba harcadıklarını ve önemli
ilerlemeler kaydettiklerini, özellikle Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan
dört af kararnamesinin Azerbaycan makamlarının kararlılığının bir göstergesi
olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Yukarı-Karabağ konusunda
yıllardır hiçbir ilerleme kaydedilmediğini, uluslararası toplumun daha aktif
bir rol üstlenmesi gerektiğini zira bu konunun bölgede istikrar ve barışın
sağlanmasında son derece önemli olduğunu, Asamblenin aynı zamanda Ermenistan’a
komşularının toprak bütünlüğüne saygı da dahil olmak üzere uluslararası hukuk
ve prensiplere saygı göstermesi yönünde baskı unsuru olarak bazı metotlar
geliştirmesi ve Azerbaycan ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini belirtmiştir. Müzakerenin ardından raporda yer
alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak Azeri parlamenterler tarafından
verilen 12 değişiklik önerisinden 10’u kabul edilmiş, 2’si reddedilmiştir. Aile, Sağlık ve Sosyal İşler
Komisyonu raportörü İngiliz Mc CAFFERTY tarafından hazırlanan Cinsel ve
Üreme Sağlığı ile bu Hakların Geliştirilmesi için Avrupa Stratejisi başlıklı
raporda, 1994 yılında Kahire’de yapılan Uluslararası Nüfus ve Kalkınma
Konferansında kabul edilen tanıma göre her bireyin cinsel ve üreme sağlığı
hakkı olması gerektiği belirtilerek, AK üyesi ülkeler arasında bu konudaki
standartlar bakımından büyük farklılıklar bulunduğu, çok sayıda ülkenin artan
çocuk yaşta hamilelik, AIDS dahil olmak üzere cinsel yolla geçen
enfeksiyonlarda artış, artan kısırlık oranı, cinsel eğitimin yetersizliği gibi
pek çok sorunla yüz yüze bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Raporda yer alan tavsiye karar
tasarısı ile ilgili olarak verilen 22 değişiklik önerisinden 15’i reddedilmiş,
5’i kabul edilmiştir. Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu
raportörü İrlandalı MOONEY tarafından hazırlanan Kadınların Seçimlere
Katılımı başlıklı raporda bu konuda son yüzyılda kadınların büyük ilerleme
kaydettikleri, demokratik katılım konusundaki ilerleme de ise halen güçlükler
bulunduğu, pek çok Avrupa ülkesinde “aile oylaması” adı verilen ve demokratik
olmayan uygulama sebebiyle bazı kadınların kendi tercihlerini yapmaktan
alıkonuldukları, seçilme hakkı konusunda ise hemen tüm Avrupa ülkelerinde
kadınların parlamentolardaki temsil oranının düşük olduğu kaydedilmektedir. Diğer yandan raporda AK ülkeleri
arasında yapılan sıralamada parlamentoda kadın temsilci ortalaması açısından
İsveç’in 45.3’lük oranla birinci sırada, Türkiye’nin ise % 4.4 oranı ile
sonuncu sırada olduğu kaydedilmektedir. Memorandum bölümünde ülkemizde
2001 yılının sonuna kadar Medeni Kanunun 152. ve 153. maddelerine göre, kocanın
ailenin reisi olduğunu ve evin kadının sorumluluğunda olduğunu, kadınların
seçimlerdeki tutumuna ilişkin olarak Kadınların Sosyal Yaşamlarını Araştırma ve
İnceleme Derneği tarafından 1999 yılında yapılan seçimlerin ardından yapılan
bir çalışmanın oy kullanan kadınların sadece %15’inin kocaları tarafından
kocalarının siyasi tercihi yönünde oy kullanmaya zorlandığı ve bunların
yarısından fazlasının bu talebe riayet etmediği belirtilmektedir. Rapor ile ilgili olarak Sosyalist
Grup adına söz alan Türk Delegasyonu üyelerinden Abdülkadir ATEŞ, kadınların
karar alma mekanizmalarına katılımının sadece demokrasi için değil aynı zamanda
kadınların statüsünün geliştirilmesi için bir gereklilik olduğunu, kadınların
siyasi hayata ve karar alma mekanizmalarına katılımlarına ilişkin bazı
problemler bulunduğunu bunların yapısal, sosyal, kültürel ve ekonomik
faktörlere bağlı olduğunu, kadınların
ekonomik gücü yetersiz olduğunda karar alma mekanizmalarına aktif olarak
katılımlarının güçleştiğini, aynı zamanda kadınların aile içi sorumlulukları
nedeniyle siyasi hayata adapte olmakta zorluk çektiklerini, geleneksel
değerlerin de kadınlar için caydırıcı bir etmen teşkil ettiğini, seçimlerde
eşitlik ile ilgili bir Şart geliştirilmesi fikrini desteklediğini, yasal hak ve
teminatlara rağmen en önemli şeyin toplumda kadınların kendilerini baskı ve
ayrımcılığa mağdur bırakmamaları erkeklerin de düşünce yapılarını kadınların
eşitliğini kabul edecek şekilde değiştirmeleri gerektiğini ifade etmiştir. Müzakere sonrası raporda yer alan
tavsiye karar tasarısı oylanarak kabul edilmiştir. 6 Ekim 2004 Çarşamba, Sabah Oturumu
Siyasi İşler Komisyonu raportörü
Rus parlamenter KOSACHEV tarafından hazırlanan Avrupa Konseyi Ülkelerinde
Terör Sorunu başlıklı raporda üye ülkelerden terörle mücadelede entegre ve
koordineli bir yaklaşım geliştirmeleri, terörün nedenlerini ortadan
kaldırmaları, özel servisler, polis ve adalet sistemleri arasında işbirliği
oluşturmaları, terörün finans kaynaklarını önlemeleri, görgü tanıklarının
korunması için özel program geliştirmeleri, Avrupa Konseyi’nin terör ile ilgili
sözleşmelerini bir an önce imzalamaları ve onaylamaları, siyasi güçlerden ise
her türlü terör eylemini kınamaları, etnik düşmanlık, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı
ile ilgili gösterileri önlemeleri, demokratik kurumları ve sivil toplum ile
ilişkileri güçlendirmeleri, terörün nedenlerini ortadan kaldırabilmek için
sosyal uyum, kültürel diyaloğu arttırmaları gerektiği belirtilmekte ayrıca
Avrupa Konseyi’nin kapsamlı bir terörle mücadele sözleşmesi geliştirmesi
gerektiği, mevcut sözleşmelerin ek protokollerle yeni terör tehditlerine göre
uyarlaması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca Bakanlar Komitesi’nden
terörle mücadelede insan hakları ve temel özgürlüklere dayalı ortak bir hukuk
alanı oluşturma yönündeki çabalarını yoğunlaştırması, kapsamlı bir terör suçu
tanımı getirmesi istenmektedir. Türk Delegasyonu üyelerinden
Mevlüt Çavuşoğlu konu ile ilgili
olarak Avrupa Konseyi’nin terörizmin kabul edilemez bir olgu olduğunu
vurgulayarak ve terörizmle mücadelenin Avrupa Konseyi’nin temel değerlerine
gölge düşürmeyeceğini temin etmek suretiyle açık ve direk bir mesaj vermesi
gerektiğini, terörizmin kendisinin
zaten insan haklarına bir saldırı olarak algılanması gerektiğini, terörizmin
tek bir etnik veya dini gruptan kaynaklanmadığını, aksine terörün dünyanın her
yerinde kurbanlarının, refah, cinsiyet ya da yaşları arasında ayrım
gözetmeksizin, sivil halkın oluşturduğunu, terörizmle etkin bir şekilde
mücadele edebilmek için ülkeler arasındaki işbirliğinin daha sistematik ve
norma dayalı olarak gerçekleşmesi gerektiğini, Bakanlar Komitesi ve Genel
Sekreterin bir an önce terör problemine etkin, sürdürülebilir ve çok taraflı
bir cevap geliştirmeleri gerektiğini ifade etmiştir. Türk Delegasyonu üyelerinden Ali
Rıza Gülçiçek ise terörizme
uluslar arası kabul gören bir tanım getirilememiş olmasının terörizmle
mücadelede önlemler geliştirilmesi önündeki en büyük engeli teşkil ettiğine
inandığını, ABD’de başlayan, ardından İspanya, Türkiye ve RF’ye adeta salgın
bir hastalık gibi yayılan ve son olarak da Beslan’daki okulda yaşanan vahim
olayların terörizm olgusunun bölge, din, siyaset ayırımı yapmaksızın insanlık
için ne kadar yıkıcı bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini,
Avrupa Konseyi’nde terörizmle mücadele konusunda önemli hukuki belgeler
üretildiğini, bunun en önemlisinin 1977 tarihli Avrupa Terörizmle Mücadele
Sözleşmesi olduğunu, Sözleşmenin eksikliklerin giderilmesi amacıyla bir
Protokol ile tadil edildiğini, ancak bunun yeterli olmadığı cihetle AK
çerçevesinde kapsamlı bir terörle mücadele sözleşmesi oluşturulması önerisinin
ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Müzakerelerin ardından raporun
görüşmesine ara verilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip
ERDOĞAN Parlamenter Asamble’de bir konuşma yapmıştır. (Konuşma metni Ek I). Konuşmasının ardından
Sayın ERDOĞAN’a parlamenterler sorular yöneltmişlerdir. Avrupa Halk Partisi Grubu Başkanı
Hollandalı parlamenter Van der LINDEN’in Türkiye’deki reform sürecinin takibi,
hızlandırılması ve denetlenmesi için ne öngördükleri yönündeki sorusuna cevaben Sayın Başbakan Kopenhag
siyasi kriterleri çerçevesinde ortaya konmuş olan yol haritasını
iktidar-muhalefet-sivil toplum el ele tamamladıklarını, uygulama çalışmalarının
yoğun bir şekilde devam ettiğini, uygulama için zihniyet değişikliği
gerektiğini bunu da en kısa sürede gerçekleştireceklerini, aksi takdirde tam
üyeliğin söz konusu olamayacağını, ancak gerekli değişimin gerçekleşmesi için
siyasi iradenin mevcut olduğunu ifade etmiştir. Liberal, Demokrat ve Reformist
Grup Başkanı Macar parlamenter EÖRSİ’nin Prodi’nin Ankara ziyaretinden sonra
Kıbrıs’ın Türkiye’nin üyeliği için bir ön koşul olmadığını söylemiş olduğu ve
bu cümleyi Kıbrıs sorunu çözümlenmemiş olsa bile Türkiye AB’ne üye olacaktır
olarak mı yoksa Kıbrıs sorunu çözümlenmiş olsa bile Türkiye’nin şansı
sınırlıdır şeklinde mi yorumlamaları gerektiği şeklindeki sorusuna cevaben
samimi bir gayret ortaya koyduklarını, Annan’a
4. müzakere sürecinde Türkiye’nin Yunanistan’ın bir adım ötesinde olacağını
söylediğini, Türkiye’nin sözünü yerine getirdiğini, 24 Nisan’da Kıbrıs
Türklerinin küreselleşme ve barıştan yana olduklarını, Rumlarla birlikte
yaşamaya hazır olduklarını gösterdiklerini, ancak Güney Kıbrıs’ın bunu
istemediğini, bugün hayır diyenlerin ödüllendirildiğini evet diyenlerin ise
izole edildiğini, ilk izolasyonu kaldıran kuruluş olarak Parlamenter Asambleye
teşekkür etmek istediğini, dünyanın düşman kazanımının teşvik edildiği bir
dünya değil dost kazanılan bir dünya olması gerektiğini belirtmiştir. Birleşik Sol Grubundan Hollandalı parlamenter KOX’un Helsinki İnsan
Hakları İzleme Komitesi’ne (Human Rights Watch) göre Türkiye’de basın ve din
özgürlüğü ile azınlıklara saygı açısından ilerleme olduğunun söylendiği, Türk
Hükümeti’nin polis merkezlerinde ve cezaevlerindeki işkence ve yerlerinden
edilmiş Kürtlerin geri dönüşü için gerekli tedbirleri almaya hazır olup
olmadığı şeklindeki sorusuna cevaben Verheugen’in Türkiye’ye göndermiş olduğu
uzmanların hazırladığı raporda Türkiye’de sistematik işkencenin olmadığının
belirtildiğini ancak bazı bireysel vakalara rastlanabileceğini, işkence iddialarında bulunanların terör
örgütü ile münasebeti olan kişiler olduğunu bunun da sorun yarattığını ifade
etmiştir. Denetim Komisyonu Başkanı Fransız
parlamenter Bn. DURRIEU’nün, Türkiye’nin laik yapısı ve ayrıca zina ile ilgili
tartışmaların açtığı yarayı nasıl sarmayı düşündükleri yönündeki soruya cevaben
Türkiye’nin zaten laik bir ülke olduğunu, din ve devlet işlerinin birbirinden
ayrılmış olduğunu, 1982 Anayasasında devletin din işlerinden tamamen uzak
olmasının garanti altına alındığını, zina konusunun zaten TCK içinde yer
almadığını, konunun gündeme düşünce tartışması halinde geldiğini ve medya
tarafından gündeme gereğinden fazla oturtulduğunu, konunun zinanın TCK içinde
yer almaması suretiyle çözümlendiğini ifade etmiştir. Bulgaristan Delegasyonu Başkanı
LOUTFI’nin Türkiye ile Bulgaristan’ın mükemmel bir komşuluk ilişkilerine sahip
olduğunu belirttikten sonra Türkiye ile
Bulgaristan ilişkilerini Güney Doğu Avrupa’daki istikrar ve güvenlik bağlamında
nasıl değerlendirdikleri sorusuna cevaben iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle
kendi hükümetleri döneminde ciddi bir performans gösterdiğini, komşuluk
ilişkilerimizin geliştiğini, Bulgaristan ve Romanya’nın 2007-2008’de AB’ne üye
olacaklarını, Türkiye’nin de 17 Aralık tarihinden itibaren müzakere sürecine
başlayacağını, bu durumun iki ülkeyi daha da yakınlaştıracağını, iki ülke
arasındaki iktisadi, kurumsal ve sivil toplum dayanışmasının artarak devam
edeceğini belirtmiştir. İsviçreli Parlamenter GROSS’un
Türkiye’nin Orta Doğu ve Uzak Doğu arasında bir köprü oluşturma fikri ile
ilgili olarak yorumlarını almasını istemesi üzerine Sayın Başbakan coğrafi
açıdan çok kültürel anlamda bir köprüden söz etmek istediğini Türkiye’nin bir
köprü görevini üstlenebilecek örnek bir ülke olduğunu, bu konuda gereken
heyecana sahip olduğunu ve sorumluluğunun farkında olduğunu belirtmiştir. Denetim Komisyonu
Türkiye eş-raportörü Belçikalı parlamenter Van den BRANDE’nin yerel yönetim
reformu ve ademi merkeziyetçilik ile ilgili sorusuna cevaben kendisinin de
yerel yöneticilik yaptığını, yerel yönetimin ne kadar önemli olduğunu bizzat yaşadığını,
kamu yönetim reformunun gerçekleştirildiğini, Avrupa standartlarında hatta bu
standartları aşan değişimlerin yapılacağını, Meclisin yasal değişiklikleri
yapmaya hazır olduğunu ifade etmiştir. Azerbaycan Delegasyonundan
MOLLAZADE’nin komşu doğu Avrupa ülkelerinin ekonomilerine kıyasla Türk
ekonomisinin durumuna, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin sorusuna cevaben Türk
ekonomisinin son zamanlarda önemli ölçüde ilerleme kaydettiğini, iktidara
geldiklerinde kişi başına düşen gelirin 2.600 $ iken şu anda 4 000 $’a
ulaştığını, 2003 sonunda büyüme hızı % 7.8 iken 2004 yılının ilk altı ayında
büyüme hızının % 13.4’e yükseldiğini, 2004 yılının 9. ayı itibariyle
enflasyonun tek haneli rakama indirgendiğini, zayıf noktamızın faiz borcu
ödemek olduğunu, 2005 yılında Türk Lirasından 6 sıfırın atılması suretiyle daha
iyi bir ekonomik performans sergileneceğini, iktidara geldiklerinden bu yana
hiçbir yolsuzluk iddiasının ortaya çıkmadığını, çalınanların halkımıza tekrar
iadesine çalışıldığını belirtmiştir. Makedonya Delegasyonu Üyesi
PETROVA-MITEVSKA’nın Türkiye’nin AB’ne entegrasyonunun Makedonya ve komşu
ülkeler ile az gelişmiş ekonomik ilişkileri canlandırma konusunu içerip
içermeyeceği sorusuna cevaben müzakere sürecinde tüm komşu ülkelerle olduğu
gibi Makedonya ile de ekonomik, ticari,
siyasi ve kültürel alanlardaki ilişkilerin devam ettirileceğini belirtmiştir. İtalyan parlamenter MANZELLA’nın
Irak’daki durum ve İran’ın nükleer politikası ile ilgili sorusuna cevaben
Irak’ta hergün onlarca kişinin öldüğünü, masum insanların öldürüldüğünü, bir
medeniyetin çökmekte olduğunu, Irak’ın geleceğine yönelik endişeleri
bulunduğunu, bir insanın tedavisi için sağlıklı bir teşhisin şart olduğunu,
Türkiye olarak BM Güvenlik Konseyi’nin insani yardım çağrısına icabetle hergün
2000’in TIR’ın Irak’a girdiğini, şoförlerin ölüm riskini bildikleri halde
tekrar gittiklerini, seçimler konusunda Türkiye’nin her türlü yardıma hazır
olduğunu, koalisyon güçlerinin bir an önce çekilmesi gerektiğini, Kuzey Irak’ta
hiçbir etnik grubun bir başka grup üzerinde etkin olmasını istemediklerini, bu
durumun toprak bütünlüğünü tehdit edeceğini ve güç dengesini bozacağını, İran’a
yaptığı son ziyaret esnasında kendisine Iran’ın Uluslar arası Atom Enerji
Ajansı ile çalışıldığının ve nükleer enerjinin ülkenin enerji gereksinimi için
bir çözüm olarak görüldüğünün söylendiğini belirtmiştir. 6 Ekim 2004 Çarşamba, Öğleden Sonra Oturumu
Öğleden sonra
oturumunda Terör ile ilgili raporda yer alan tavsiye karar tasarısına yönelik
verilen 30 değişiklik önerisi görüşülmüş, bu önerilerden 24’ü kabul edilmiş,
2’si reddedilmiş ve 4’ü düşmüştür. Ekonomik İşler ve Kalkınma
Komisyonu raportörü Abdülkadir ATEŞ tarafından hazırlanan OECD ve Dünya
Ekonomisi başlıklı raporda OECD ve AK üye ülkeleri heyetlerinden oluşan Genişletilmiş
Parlamenter Meclisin, OECD ekonomik alanının büyük bölümünde ekonomik büyümenin
başlamış olmasından memnuniyet duyduğu, bu durumun Avrupa’daki büyük
ekonomilerin de büyümesini sağlayacağı belirtilmekte, AB ve genel olarak tüm
Avrupa’nın, AB’nin 2000 Lizbon Gündemi kapsamında, yaratıcılığı ve
girişimciliği artırmak için yapması
gereken pek çok şey bulunduğu kaydedilmektedir. Taslak kararda, Genişletilmiş
Meclisin, ABD ekonomisinin içinde bulunduğu güç durum ve bunun yaratmış olduğu
bütçe açığının kapatılması ve halihazırda çok düşük olan faiz oranlarının
artırılması gereğinden endişe duyduğu, OECD alanında ticarette dengesizliklere,
farklı para birimleri arasında gerilimlere sebebiyet veren ve sonuçta korumacı
tedbirler alınmasına yolaçan farklılıkların diğer endişe kaynağını teşkil
ettiği kaydedilmektedir. Ayrıca, OECD’nin küreselleşmenin
daha çok ülkeye fayda temin etmesi amacıyla politika ve programlar geliştirmesi
istenmektedir. Raportör olarak konuşma yapan
Abdülkadir ATEŞ, raporun olumlu olduğunu, OECD ülkelerinde ve OECD üyesi
olmayan ülkelerde ekonomik gelişme görüldüğünü bu ülkeler arasında Türkiye’nin
de yer aldığını, burada önemli olanın AB Lizbon Ajandasında yer alan
beklentileri uygun ve canlı ekonomiler haline getirmek olduğunu, dünya
ekonomisi için yüksek petrol fiyatlarının bir tehlike teşkil ettiğini, bu
nedenle OECD’nin sürdürülebilir kalkınma yönündeki çalışmalarının takdirle
karşılandığını, raporun aynı zamanda iklim değişikliği ile ilgili Kyoto
Protokolünün uygulanmasının önemine de değindiğini ancak Kyoto’nun yeterli
olmadığının anlaşıldığını, küreselleşmenin birçok ülkeye yarar sağladığını
ancak gelir dengesizliğine de neden olduğunu, OECD’nin genişletilmiş
Asamblesinin amacının sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın geliştirilmesi aynı
zamanda sosyal uyumun korunması olduğunu belirtmiştir. Türk Delegasyonu üyelerinden
Yüksel ÇAVUŞOĞLU, Irak’taki savaş ve SARS vakaları sonrası son iki yıldır
durgunluğa giren dünya ekonomisinin gelişmeye başladığını, OECD’deki büyümenin
2004’te % 3.4 ve 2005’te % 3.3, enflasyonun ise sırasıyla 1.7 ve 1.6 olmasının
beklendiğini, küresel ekonomik kalkınmanın başında ABD’nin yer aldığını ancak
diğer ülkelerin özellikle de Çin’in katkısının yadsınamayacağını belirtmiş ve
Türkiye’den örnekler vermiştir, 2003 sonu itibariyle 42 milyar $ faiz borcu
ödediğimizi, faiz oranlarının % 69’dan % 24’e düştüğünü, enflasyonun ise %
36.5’dan % 12’ye düştüğünü, özel sektör yatırımının 20 milyar Dolara yabancı
yatırımın ise 2004 sonu itibariyle 1.8 milyon Dolara çıktığını ifade etmiştir. Görüşmelerin ardından raporda yer
alan tavsiye karar tasarısı oylanarak kabul edilmiştir. 7 Ekim 2004 Perşembe Sabah Oturumu
Siyasi İşler
Komisyonu raportörü İsviçreli GROSS tarafından hazırlanan Çeçenistan’daki
Siyasi Durum, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu raportörü BINDIG tarafından
hazırlanan Çeçenistan’da İnsan Hakları Durumu ve Göçler, Mülteciler ve
Nüfus Komisyonu raportörü Iwinski tarafından hazırlanan Yerlerinden Edilmiş
Çeçen Halkının İnsani Durumu başlıklı raporlar ortak olarak müzakere
edilmiştir. Çeçenistan’da
Siyasi Durum başlıklı raporda
Çeçenistan’da bir hukuk devleti bulunamayışının demokratik bir toplum
oluşmasına engel olduğu, korku, fakirlik, organize suçlar ve savaştan çıkar
elde eden kişilerin bulunduğu bir toplumda demokratik kurumların sağlam
olamayacağına işaret edilmektedir. Çeçenisten’da görülen ihlaller dışında,
terör eylemlerinin RF’nin diğer federal birimlerine de yayılma etkisi
gösterdiği, Beslan’daki bir okula düzenlenen saldırının buna örnek teşkil
ettiği belirtilen raporda, barış ve uzlaşma için diyalog ve müzakereden başka
yol bulunmadığı kaydedilmektedir. Çeçenistan’da
İnsan Haklarının Durumu başlıklı
raporda, federal ve bölgesel güvenlik güçlerine mensup kişilerin sebep olduğu
cinayet, kaybolmalar, işkence, rehin alınmalar, tecavüz ve keyfi tutuklama
olaylarına değinilmekte, cezasızlık ortamının halen devam ettiğine işaret
edilmekte, sorunların çözümü yönünde bazı önerilere yer verilmektedir. Bu
kapsamda RF hükümetinin Çeçenistan’da cezasızlık ortamını sona erdirmek üzere
önlem alması, RF’de suistimal iddialarının araştırılması için özel bir Komisyon
kurulması, AK üye ülkelerinin RF ile ilişkilerinde bu ülkenin terörizm ve
ayrılıkçılıkla mücadele ederken dahi, insan haklarına saygının gereklerine göre
hareket etmesi hususunu her vesileyle dile getirmeleri ve Kuzey Kafkasya
bölgesinde insan hakları sorunlarının, AK Bakanlar Komitesi ve Delegeler
Komitesi gündemi kapsamında düzenli olarak ele alınması hususlarına yer
verilmektedir. Yerlerinden
Edilmiş Çeçen Halkının İnsani Durumu
ile ilgili raporda Çeçenistan’da güvenlik ve insani durumun güçlüğüne dikkat
çekilirken, İnguşetya’da yerlerinden edilmiş Çeçen halkının durumunun bir
ölçüde iyileşmiş olduğu belirtilmektedir. Yürürlükteki mevzuatın ve yardım
çalışmalarının, yerlerinden edilmiş Çeçen halkının RF’nin diğer bölgelerine
yerleşmesini teminde yetersiz kaldığına dikkat çekilen raporda, oturma izni
sisteminin ise hareket özgürlüğüne ve ikamet yerini seçme serbestisine engel
oluşturduğu belirtilmektedir. Türk Delegasyonu
üyelerinden Süleyman GÜNDÜZ yerlerinden edilmiş Çeçen halkının insani durumu
ile ilgili olarak Çeçenistan’daki durum ve mevcut gerilimin endişe verici
olduğunu, halen insan hakları ihlallerine rastlandığını, yerlerinden edilmiş
kişiler, keyfi tutuklamalar, Çeçen halkına yönelik şiddetin devam ettiğini,
yerlerinden edilmiş Çeçen halkının dönmeye zorlandığı yönündeki bilgilerin
içinde bulunduğumuz yüzyıl içinde kabul edilebilecek bir durum olmadığını,
demokrasi ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve insan haklarına saygının
tesisi için RF’nin uluslararası
organizasyonlarla işbirliği içinde olması gerektiğini, Avrupa
Konseyi’nin durumun normale dönmesi ve yerlerinden edilmiş Çeçen halkın
karşılaştığı zorlukların ortadan kaldırılmasında daha aktif rol alması
gerektiğini ifade etmiştir. Müzakerelerin
ardından Siyasi Komisyon tarafından hazırlanan raporda yer alan tavsiye karar
tasarısı ile ilgili olarak verilen 10 değişiklik önerisinin tümü kabul
edilmiştir. Hukuk ve İnsan
Hakları tarafından hazırlanan raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile
ilgili olarak verilen 26 değişiklik önerisinden 14’ü reddedilmiş, 10’u kabul
edilmiş, 2’si düşmüştür. Göçler, Mülteciler ve
Nüfus Komisyonu tarafından hazırlanan raporda yer alan tavsiye karar tasarısı
ile ilgili olarak verilen 3 değişiklik önerisinin tümü kabul edilmiştir. 7 Ekim 2004 Perşembe, Öğleden Sonra Oturumu Denetim Komisyonu
raportörleri Fransız ANDRE ve Polonyalı JASKIERNIA tarafından hazırlanan Ermenistan
Denetim Raporunun Uygulanması başlıklı raporda, Ermenistan konusunda Ocak
ve Nisan 2004 Genel Kurul Toplantılarında kabul edilen son iki kararın
uygulanması hususundaki gelişmelerin dikkate alındığı, AKPM ile Ermenistan
makamları arasındaki ilişkilerin çok iyi durumda olduğu, Ermenistan
makamlarının ülkede bir dizi reform geliştirmeyi üstlendikleri, bununla
birlikte hassas konuların hala gündemde bulunduğu, son seçimlerde gözlenen
eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, özellikle Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu, tutukluluk koşullarının iyileştirilmesi, basın
sektöründe gelişmeler, alternatif sivil hizmetlerin süresi ve Yehova Şahitleri
Derneğinin tescili konularında hızla ilerleme kaydedilmesi gerektiği
belirtilmektedir. Raporda yer alan
tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak çoğu Ermeni parlamenterler tarafından
verilen 11 değişiklik önerisinden 1’i düşmüş, 1’i geri çekilmiş, 7’si kabul
edilmiş, 2’si reddedilmiştir. Çevre, Tarım ve Yerel
ve Bölgesel Yönetimler Komitesi raportörü İngiliz MEALE tarafından hazırlanan Küresel
Isınma: Kyoto’nun ötesinde başlıklı raporda istikrarlı kalkınmanın önündeki
en büyük engellerden biri olan küresel ısınmanın, uzun dönemde birçok ülkede
yaşam koşullarını tehdit edecek nitelikte olduğu, bu tehdide uluslararası
toplumun ortak, sorumlu ve dayanışma
temelinde bir yanıt vermesi gerektiği, yenilenebilir enerjilerin
geliştirilmesinin ve bir yandan enerji bağımlılığını azaltarak diğer taraftan
fosil enerjilerin tüketiminin sınırlandırılması zamanının geldiği
belirtilmekte, üye ve gözlemci ülkelere Kyoto Protokolünü imzalamaları, enerji
sektöründe yasal önlemleri ve vergi reformlarını uygulamaya koymaları,
toplumlarda çevresel duyarlılığın arttırılması için kampanyalar düzenlemeleri
hususunda çağrıda bulunulmaktadır. Türk Delegasyonu
üyelerinden Ruhi Açıkgöz rapor ile ilgili olarak, küresel ısınmanın direk
olarak çevre, gıda, sağlık ve ekonomik aktiviteler üzerinde etkisi bulunduğunu,
bilim adamlarının insan aktivitelerinin atmosfere ısı tutan gazlar gönderilmesi
suretiyle katkıda bulunduğunu belirttiklerini, modern teknoloji ve daha güçlü
kanunlar ile bu duruma engel olunabileceğini, raportörün de belirtmiş olduğu
gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ulaşımın şart olduğunu, bu enerji
türünün hiç kuşkusuz gelişmekte olan ülkelerin yoksulluk ve enerji bakımından
bağımlılığını azaltacağını Kyoto Protokolünün uygulanması gerektiğini,
hükümetlerin kendi adlarına sera gaz emisyonlarını azaltabileceklerini,
alternatif olarak rüzgar ve güneş enerjisini önerebileceklerini, fosil yakıt
tüketiminin cezalandırılmasına yönelik tedbirler alabileceklerini, küresel
ısınmanın hali hazırda çevre için büyük bir tehdit oluşturduğu ve kontrol
edilemez ise toplumlarımızın yaşam standartlarını tehdit edeceğini ifade etmiştir. Müzakere sonrası
raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 7 değişiklik
önerisinden 1’i geri çekilmiş, 5’i kabul edilmiş, 1’i reddedilmiştir. 8 Ekim 2004 Cuma, Sabah Oturumu Siyasi İşler
Komisyonu raportörü Romen SEVERIN tarafından hazırlanan Demokratik Gelişimin
Değerlendirilmesinde Yeni Kavramlar başlıklı raporda demokratik reform ve
gelişimin yalnızca demokratik kural ve uygulamaların idari, siyasi ve adli
sistemler ile bütünleşmesi durumunda sürdürülebilir olacağı, evrensel değerler
olarak nitelendirilen demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına farklı
siyasi yollarla ulaşılabileceği, bu itibarla tüm üye ve gözlemci ülkelerdeki
demokratik reform uygulamalarına ilişkin güncel bilgileri içeren periyodik
raporların hazırlanmasının uygun olacağı belirtilmekte ve karar tasarısında bu
konuda dikkate alınabilecek parametrelere yer verilmektedir. Konu ile ilgili
müzakerenin ardından karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 4 değişiklik
önerisi kabul edilmiştir. Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu
raportörü Fransız BRANGER tarafından hazırlanan Avrupa’da Aile İçi Şiddetle
Mücadele başlıklı raporda, tüm AK üyesi ülkelere yayılan kadınlara karşı
aile içi şiddet ile bir siyasi ve kamu sorunu olarak mücadele edilmesi
gerektiği belirtilmekte ve Avrupa Komisyonu, AP, ilgili dernek ve sivil toplum
örgütleriyle işbirliği halinde, 2006 yılında bu amaçla bir kampanya
başlatılması, kampanyanın parametrelerini belirleyecek geçici bir grup
oluşturulması ve AK Üçüncü Zirvesi’nde konunun ele alınması hususunda Bakanlar
Komitesi’ne çağrıda bulunulmaktadır. Raporda bazı üye
ülkelerde kadınlara yönelik şiddete ilişkin olarak yer alan istatistiki
bilgiler çerçevesinde, Türkiye’de son zamanlarda yapılan bir araştırmada
kadınların % 32’sinin aile içi şiddete maruz kaldıklarının belirlendiği
kaydedilmektedir. Müzakere sonrası
raporda yer alan karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 5 değişiklik önerisi
kabul edilmiştir. Kültür, Bilim ve
Eğitim Komisyonu raportörlerinden Romen PRISACARU tarafından hazırlanan Avrupa’da
Eğitim başlıklı raporda, Avrupa Konseyi’nin yaklaşık iki yıldır Avrupa
Konseyi ülkesi vatandaşlarını, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve
çoğulculuk ilkeleri çerçevesinde bir araya getirmeye çalıştığı, bu çerçevede,
eğitimin de bu amaca yönelik olarak özel bir önemi olduğu bildirilmektedir.
Raporda ayrıca, Bakanlar Komitesi’nin eğitimi Avrupa işbirliğinin öncelikli
hedefi haline getirme çabalarına ve demokratik vatandaşlık ve insan hakları
için bir çerçeve Sözleşme imzalanmasına destek vermesi gerektiği
kaydedilmektedir. Türk Delegasyonu
üyelerinden Ali Rıza GÜLÇİÇEK rapor ile ilgili olarak eğitimin özellikle
kültürler arası diyaloğun geliştirilmesindeki rolünün büyük olduğunu, Avrupa
Konseyi’nin Avrupa toplumlarının çeşitliliğinin geliştirilmesine ve
sürdürülmesine katkılarını takdirle karşıladığını, AK’nın eğitim politikaları,
tarih öğretimi, dil politikaları ve demokratik vatandaşlık eğitimi ile ilgili
çalışma programının gereklerini başarıyla yürütmesinin, yeni Avrupa mimarisi
içinde daha da önem kazandığını, demokrasi eğitimi ile kültürler arası eğitimin
eğitim politikalarının ana unsurları haline getirmek ve eğitimde kaliteyi sağlamaya
yönelik çabalara odaklanmak zorunda olduklarını, kültürler arası boyutun okul
eğitim müfredatlarında dikkate alınması amacıyla teşvik edilmesi gerektiğini
belirtmiştir. Müzakere sonrası
hiçbir değişiklik önerisi olmaksızın raporda yer alan tavsiye karar tasarısı
kabul edilmiştir. Aile, Sağlık ve
Sosyal İşler Komisyonu raportörü İngiliz Mc CAFFERTY tarafından hazırlanan Avrupa’da
Nüfus Akımları ve Bu Konudaki Tedbirlere Karşı Hassasiyetler başlıklı
raporda, Avrupa’nın nüfusunun gelecekte azalmasının beklendiği, bu durumun
özellikle Doğu Avrupa’da görüldüğü, yakında Batı Avrupa’yı da etkileyeceği ve
aynı zamanda Avrupa’nın nüfusunun yaşlanmaya başlayacağı bildirilmektedir.
Raporda, ayrıca, nüfusun azalmasının ve yaşlanmasının özellikle gelecek dönemlerde
nüfus yapısının değişmesinin farklı sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi
politikalar izlenmesini gerekli kılabileceği, hatta bir noktada nüfus yapısının
değiştirilmesi için farklı nüfus politikalarının izlenmesinin zorunlu hale
geleceği belirtilmektedir. Müzakere sonrası
raporda yer alan tavsiye karar tasarısı ile ilgili 4 değişiklik önerisi
oylanarak kabul edilmiştir. |
![]() |