AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ

GENEL KURUL TOPLANTILARINA AİT RAPORLAR

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ

NİSAN 2004 GENEL KURUL TOPLANTISI

(26-30 Nisan 2004, Strazburg)

 

26 Nisan 2004 Pazartesi ,Öğleden Sonra Oturumu

 

 

            İlkbahar Genel Kurul Toplantısı gündeminin kabulü esnasında Kıbrıs, Kosova ve Ermenistan meselelerinin acil gündem maddesi altında görüşülmesine karar verilmiştir. Ayrıca, gündemde yer alan Türkiye’nin Yükümlülük ve Taahhütlerini Yerine Getirmesi başlıklı Denetim Komisyonu raporunun Leyla Zana ve arkadaşları ile ilgili olarak verilen mahkeme kararı nedeniyle Haziran ayında yapılacak Genel Kurul Toplantısına ertelenmesi önerilmiş, eş-raportörler de aynı görüşte olduklarını beyan etmişler ve oylama neticesinde bu öneri kabul edilmiştir.

 

            İngiliz Parlamenter Tony LLOYD tarafından hazırlanan Büro ve Daimi Komisyon’un Faaliyet Raporunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için yapılacak yargıç seçimlerinde artık kadın erkek eşitliğinin göz önünde bulundurulacağı bu nedenle Malta ve Slovakya’dan yeniden aday göstermelerinin istendiği, Letonya ile ilgili olarak denetim sürecinin başlatılıp başlatılmayacağına 30 Nisan’da karar verileceği, Beyaz Rusya’nın gözlemci statüsünün geri verilmesi yönündeki talebinin reddedildiği, Lihtenştayn ile ilgili olarak denetim sürecinin açılmamasına ancak yetkililer ile diyaloğun devam ettirilmesine karar verildiği belirtilmektedir.

 

            Alman Parlamenter Rudolf BINDIG tarafından hazırlanan Rusya Federasyonunda gerçekleştirilen Başkanlık seçimleri ile ilgili raporda adayların 2 milyon imza toplaması gereği ile ilgili olarak bazı itirazlarının olduğu, bu şartın daha sonra değiştirilmek zorunda kaldığı, adayların aynı zamanda medya özellikle de devlet medyasının adil davranmadığı yönünde şikayetlerinin bulunduğu, oylamanın her zaman gizlilik içinde gerçekleşmediği, ailelerin ortak oy kullandığı belirtilmektedir.

 

            Macar Parlamenter Matyas EÖRSI tarafından hazırlanan Gürcistan’daki seçimler ile ilgili raporda, Gürcistan’da yapılan son seçimlerin sadece ülke tarihinde değil aynı zamanda güney Kafkasya’da gerçekleştirilen en başarılı seçim olduğu, ancak bunun mükemmel olduğu anlamına gelmediği, iyileştirilmesi gereken hususlar bulunduğu, Adjara seçimlerinin ise başarısız olduğu belirtilmektedir.

 

            Göçler, Mülteciler ve Nüfus Komisyonu raportörü Polonyalı Parlamenter Tadeusz IWINSKI tarafından hazırlanan Avrupa Göç Ajansı başlıklı raporda, Avrupa’nın geçmişte ve halen çeşitli değişik tipte göç dalgaları ile karşı karşıya kaldığı belirtilerek, bunlar geçici iç göç, bölgeler arası göç, Avrupa dışı ülkelerden göç, geri dönüş göçü ve etnik göç olarak sıralanmaktadır. Ayrıca düzensiz göçün artmakta olduğu, bunların çoğunluğunun ise Avrupa ülkelerine yönelik insan ticareti veya kaçakçılığıyla bağlantılı olduğu bildirilmekte, AK üye ülkeleri, üye olmayan ülkeler ve AB arasında göç yönetimi konusunda işbirliğini arttırmak için yeni bir siyasi mekanizma yaratılması öngörülmekte, bu kapsamda önerilen Avrupa Göç Gözlem Ajansı politika tartışmalarına hazırlık yapılmasını ve gerekli verilerin toplanması, işlenmesi ve dağıtılmasını sağlayıcı bir unsur olması, Ulusal Temas Merkezleri arasında bir işbirliği ağı olarak faaliyet göstermesi öngörülmektedir.

 

            Rapor ile ilgili olarak söz alan Türk Delegasyonu Üyelerinden Ali Rıza GÜLÇİÇEK, göç konusunun bu genel kurul toplantısı esnasında görüşülmesinin son derece zamanlı olduğunu, göçmenlerin haklarının ulusal düzeyde önemli olduğunu, sığınma ve yasal göçün daha iyi kontrol edilmesi gerektiğini, Avrupa Göç Ajansının kurulmasının üye ülkelere genel bilgi açısından yararlı olacağını, yasal statünün sağlanmasının Batı Avrupa’da yaşayan 3.5 milyon Türk insanına yarar sağlayacağını, AK’nın düşünce, din ve kültür özgürlüğüne katkıda bulunması ve çoğulcu toplumu desteklemesi gerektiğini ifade etmiştir.

 

            Görüşmelerin ardından raporda yer alan tavsiye karar tasarısı oylanarak kabul edilmiştir.

 

            Ekonomik İşler ve Kalkınma Komisyonu raportörü Slovakyalı parlamenter Jan Figel tarafından hazırlanan Avrupa Konseyi 2005 Mali Yılı Bütçesi ve harcamaları başlıklı raporda, AK’nın sosyal işlerden, insan haklarının kounmasına, kültürel işbirliğinden terörizmle mücadeleye kadar geniş bir görev alanına sahip olması nedeniyle yeni mali ve insan kaynaklarına sürekli ihtiyaç duyduğu, AK’nın bugünkü bütçe sistemi içerisinde bunun karşılanmasının zor olduğu, bunun için sıfır büyüme ilkesinin terk edilmesi gerektiği, Genel Sekreter tarafından önerilen 2004 yılı bütçesinin desteklendiği, İnsan Hakları Komiserliğine daha etkin görev yapabilmesi için gerekli mali imkanların sağlanmasının uygun olacağı hususlarına yer verilmekte ve 2005 yılı bütçesinde 57.500 Euro’luk bir artış teklif edilmektedir.

 

            Görüşmelerin ardından raporda yer alan görüş taslağı oylanarak kabul edilmiştir.

 

27 Nisan 2004 Salı Sabah Oturumu

 

            Siyasi İşler Komisyonu raportörü Rus Parlamenter Leonid SLUTSKY tarafından hazırlanan Monako’nun Avrupa Konseyi Üyeliği Başvurusu başlıklı raporda, ülkede gerçekleştirilen yasal ve anayasal degişikliklerden memnuniyet duyulduğu, Monako’nun egemenliğinin büyük ölçüde Fransa ile imzalanmış anlaşmalar ile sınırlandırılmış olduğu, bu durumun düzeltilmesi için çaba sarf edildiğinin gözlendiği, 1930 Fransa-Monako Sözleşmesinin Monako vatandaşlarının üst düzey görevlere erişimden mahrum bırakmak suretiyle , ayrımcılık yapmama ilkesine ters düşüldüğü belirtilmekte, Sözleşmenin gözden geçirilmesi için iki ülke arasında başlatılan danışmaların bir Monako vatandaşlarının siyasi ve medeni haklardan tam olarak faydalanabilmelerini temin edecek bir fırsat olarak değerlendirilmesi ümit edilmekte, Monako’nun AK Statüsünün AK’ne üyelik için gerekli koşulları belirleyen 3. Maddesi hükümlerini yerine getirmeye ehil olduğuna kanaat getirilmekte, Denetim sürecinin üyelikten 6 ay sonra başlatılacağı ifade edilmekte, ve üye olana kadar konuk statüsü tanınması Büro’dan talep edilmektedir.

 

            Görüşmelerin ardından rapor birkaç küçük değişiklik ile kabul edilmiştir.

 

27 Nisan 2004 Salı, Öğleden Sonra Oturumu

 

            Sosyal İşler, Sağlık ve Aile İşleri Komisyonu raportörü İsviçreli Parlamenter Dick MARTY tarafından hazırlanan Ötenazi başlıklı raporda, durumlarında düzelme ümidi olmayan, sürekli dayanılmaz acılar içinde bulunan hastaların kararlı, gönüllü ve iyi düşünülmüş isteklerine cevap olarak, bazı doktorların ve tıp yetkililerinin hastanın hayatına son verdiği veya hastanın hayatına son vermesine yardım ettiği ayrıca doktorların hastanın öleceği bilgisiyle hayati destek uygulamalarından vazgeçme yönünde karar almaya yönlendirebileceği ifade edilmektedir. Yaygın olarak bilinen bu tıbbi uygulama gerçeklerinin, genellikle gizlilik içinde yürütüldüğü ve çoğu AK üyesi ülkede yasal olmadığı halde nadiren cezalandırıldığı belirtilmektedir.         Raportörün en fazla bu gerçeğin kötüye kullanma riski taşıdığına ve hukukun üstünlüğüne saygı gereği, kanunlar ile uygulamalar arasındaki farklılığın giderilmesi gerektiğine inandığı kaydedilmektedir.

 

            Ötenazinin AİHS’nin yaşam hakkına ilişkin 2. maddesine aykırı olduğu iddiası konusunda ise bu hususun AİHM önüne hiç gelmediğine işaret edilmektedir. Öte yandan, Belçika ve Hollandanın hastanın gönüllü aktif ötenazi veya doktor yardımı ile intihar taleplerine karşı doktorlara belirli şartlar altında yargılanmama imkanı sağlayan 2002 yılına ait kanunların incelenmek üzere Belçika ve Hollanda Devlet Konseylerine sunulduğu ve AİHS ile uyumlu olduklarının tespit edildiği belirtilmektedir.

 

            Yapılan müzakerelerin ardından rapor 1 yıl sonra tekrar görüşülmek üzere Sosyal İşler, Sağlık ve Aile Komisyonu’na geri gönderilmiştir.

            Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu raportörü Fransız parlamenter Michael Hunault tarafından hazırlanan Avrupa’da tutukevleri ve gözaltı merkezlerinin durumu başlıklı raporda, AK üye ülkelerinde gözaltı merkezlerinin durumuna ilişkin son tavsiye kararının üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen durumda herhangi bir iyileşme olmadığı, çoğu tutukevi ve gözaltı merkezindeki yaşam koşullarının insan onuruna yakışmadığı belirtilmektedir. AİHS’ye tutukluların haklarına ilişkin bir protokol eklenmesine dair 1995 tarihli AKPM önerisinin başarısızlığa uğradığı, kötüleşen durumun halen üzerinde çalışılmakta olan Avrupa Tutukevleri Kuralı hazırlanmasının gereğini ortaya çıkardığı kaydedilerek, sözkonusu belgenin daha bağlayıcı genel nitelikli bir belgeyle takviye edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

 

Böyle bir çalışmanın ardından yargı ve tutukevleri alanında sürekli bir kontrolün kurulmuş olacağı, bunun polis sorgulamasından, göz altına alınma ve cezaevinden salıverme aşamalarına kadar yargı sisteminin bütününün gözetim altında tutulmasını sağlayacağı belirtilmektedir. Raporda sözkonusu Avrupa tutukevleri şartının AB ile yakın işbirliği altında hazırlanması gereğine işaret edilmekte, böyle bir şartı hazırlamakla görevlendirilecek komisyonun, raporun ekinde yer alan yönlendirici ilkelerden istifade edebileceği kaydedilmektedir.

 

Türk Delegasyonu Üyelerinden Gülsün BİLGEHAN rapor ile ilgili olarak üye ülkelerin gözaltı sistemlerinin incelenmesinin son derece öncelikli bir konu olduğunu, raporda yer alan analizlerin son derece nitelikli olduklarını, Türkiye’nin 2001 yılından bu yana çok önemli gelişmeler kaydettiğini, bağımsız denetim kurumlarının kurulmuş olduğunu ve cezaevlerinde basılı materyalin kullanımının serbest bırakılmış olduğunu, kamu oyunu bilgilendirme kampanyaları ile uygulama alanında da adımla atıldığını, tutukevleri ve gözaltı merkezlerinin Avrupa standartlarına uyumunun sağlanması için önlemler alınması ve Avrupa Konseyi’nin bunun en iyi şekilde nasıl yapılabileceğini sorgulaması gerektiğini, Protokolün başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra alınabilecek en etkin ve hızlı tedbirin Bakanlar Komitesi’ne yönelik uygulanabilir bir tavsiye kararı olduğunu ifade etmiştir.

 

28 Nisan 2004 Çarşamba,  Sabah Oturumu

 

Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu raportörü Güney Kıbrıslı Christos POURGOIRIDES tarafından hazırlanan Beyaz Rusya’da Kayıp Kişiler ve Beyaz Rusya’da Basına Yapılan Baskı başlıklı raporlar ortak müzakere başlığı altında görüşülmüştür. Raporlarda sırasıyla, 1999 ve 2000 yıllarında Minsk’de kaybolan 4 tanınmış kişinin akıbeti ile ilgili olarak Raportör ve bu konuda oluşturulan alt-komisyonun araştırmalarının sonuçlarına yer verilmektedir. Alt-Komisyon tarafından varılan sonucun Beyaz Rusya hükümetinin bazı üst düzey temsilcilerinin ağır sorumluluğuna işaret ettiği belirtilmektedir. Basın ile ilgili olarak, Mayıs 2003’te çok sayıda bağımsız gazetenin Enformasyon Bakanlığının idari emri ile geçici olarak durdurulmasının uluslar arası eleştirilere sebep olduğu ve dikkatleri Beyaz Rusya’da basının durumu üzerine çektiği, konuyla ilgili olarak 9 temmuz 2003 tarihinde AKPM’ne sunulan karar önergesinin ham bu olaylara atıfta bulunduğu, hem de Beyaz Rusya Ulusal Meclisi’nin AKPM’nde özel konuk statüsünün geri verilmesi

 

28 Nisan 2004 Çarşamba, Öğleden Sonra Oturumu

 

Fransız Parlamenter Andre ve Polonyalı Parlamenter Jaskiernia tarafından hazırlanan Ermenistan’ın Taahhüt ve Yükümlülüklerini Yerine Getirmesi ile ilgili Denetim raporunda, Ermenistan’dan gösterilere izin vermesi, Ermenistan içinde hareket özgürlüğünün sağlanması, Ermenistan’da meydana gelen son olaylar ile ilgili olarak insan hakları olaylarını şeffaf bir şekilde incelemesi, gösterilere katıldıkları için tutuklanan kişilerin derhal serbest bırakılması, medyanın normal bir şekilde faaliyetlerini yerine getirmesi için gerekli koşulları sağlaması, mevcut krizi Avrupa Konseyi standartları ve Avrupa’daki demokratik teammüllere uygun bir biçimde çözmesi istenmekte ve denetim komisyonu raportörlerinin ülkedeki durumu ekim ayındaki genel kurul toplantısından önce rapor hazırlamak üzere Ermenistan’ı tekrar ziyaret etmekle görevlendirmektedir.

 

            Raporda yer alan karar tasarısı ile ilgili olarak verilen 17 değişiklik önerisinden 2’si geri çekilmiş, 1’i düşmüş, 4’ü reddedilmiş ve 10’u kabul edilmiştir.

 

 

29 Nisan 2004 Perşembe, Sabah Oturumu

 

            Siyasi İşler Komisyonu raportörü İngiliz Parlamenter Tony Lloyd tarafından hazırlanan ve acil gündem maddesi adı altında görüşülen Kosova’da Durum başlıklı raporda, Kosova’da Mart 2004’te meydana gelen şiddet olaylarının uluslararası toplumun çabalarına rağmen Kosova’nın çok etnili ve demokratik bir ülke olması için daha çok zamana ihtiyacı olduğunu gösterdiği, mevcut durumun aslen ilgili toplumların devam eden etnik nasyonalizmden kaynaklanmasına rağmen, uluslararası toplumun da kısmen dünyadaki diğer olayların ışığında Kosova’daki durumun unutulmasına neden olmakla sorumlu olduğu belirtilmekte, Kosova’daki siyasi liderler ve geçici kurumların Kosova Standartları Uygulama Planını benimsemeleri çağrısında bulunulmakta, aynı zamanda Kosovalı Sırp liderlerden siyasi sürece  ve merkezi ve yerel siyasi kurumlara yeniden katılmaları istenmektedir.

 

            Ayrıca, UNMIK’ten Kosova Standartlarını uygulaması, Kosova Standartları Uygulama Planının Kosova’da yaşayan azınlıklar için yeterli güvenceyi sağlamasını temin etmesi istenmektedir.

 

            Türk Delegasyonu Üyelerinden Süleyman Gündüz rapor ile ilgili olarak Mart ayındaki kanlı olayların zaten son derece kırılgan olan barış halini kırılma noktasına getirdiğini, acil gündem maddesi adı altında görüşülmesinin son derece yararlı olduğunu, masum insanları öldürenleri ve dini ve kültürel anıtların tahribini kınayan meslektaşlarına teşekkür etmek istediğini, faillerin bir an önce adalet önüne çıkarılmasını ümit ettiğini, Sırp hükümeti ve Kosovalı yetkililerin dini ve kültürel anıtların onarılması kararını takdirle karşıladığını, uluslar arası toplumun Kosova’da başarısız olmasının Balkanlar’da barışın mümkün olamaması anlamına geldiğini, Avrupa Konseyi’nin dğer uluslar arası kuruluşlar ile aktif katılımının Kosova’da demokrasi ve barışın tesisine katkıda bulunacağına inandığını belirtmiştir.

 

29 Nisan 2004 Perşembe, Öğleden Sonra Oturumu

 

Perşembe öğleden sonra oturumunun ilk gündem maddesi olarak aralarında Liberal, Demokrat ve Reformist Grup Başkanı Matyas Eörşi'nin de bulunduğu 20 parlamenterin imzalarıyla Büro'ya sunularak  acil gündem  gündem maddesi adı altında görüşülmesine karar verilen ve yine Siyasi Komisyon adına Macar Parlamenter Matyas Eörsi tarafından hazırlanan Kıbrıs başlıklı rapor görüşülmüştür. (Kabul edilen karar ektedir)

 

Raporu ile ilgili söz alan Eörsi, Kıbrıs’ın her iki kesiminde de referandumun gerçekleştiğini, sonuçlara göre kuzey kesiminde halkın üçte ikisinin yeniden birleşmeden yana olduğunu ancak güney kesiminde halkın dörtte üçünün Annan Planına karşı olduğunu, her iki kesimde de Annan Planı için oy kullananlara teşekkür etmek istediğini, sadece Kıbrıs’ta değil ama tüm dünyada tarihi yeniden yazmak isteyenlerin olduğunu ancak bunun mümkün olmadığını, Annan’ın kendisinin artık geçerli olmadığını çünkü çoğunluk tarafından reddedildiğini beyan ettiğini ifade etmiş, 46 üyeli bu Asamble’nin Kıbrıs Türk toplumunun göstermiş olduğu iradenin göz ardı edilmemesi gerektiğini, ancak tanımaya karşı olduğunu çünkü kendilerinin birleşmiş bir Kıbrıs’tan yana olduklarını, tanıma ile ilgili konuşmaya başlanması durumunda Kıbrıs’ta ayrı bir devletten yana olanların ekmeğine yağ sürmüş olacaklarını, Kıbrıslı Türklerin uluslararası organizasyonlarda Avrupa ile ilgili müzakerelere katılmaları için çağrıda bulunmaları ve Konsey’de sadece Kıbrıs ile ilgili konular için onları davet etmeye bir son vermeleri gerektiğini, Siyasi Komisyon’un tüm Asamble müzakereleri ve komisyon toplantılarına katılabilmeleri için davetiye göndermeyi teklif etmek istediğini, Asamble’nin karar tasarısına destek vereceğini ümit ettiğini, daha sonra daha detaylı bir rapor hazırlanabileceğini belirtmiştir.

 

Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu adına Kıbrıs raporuna görüş hazırlayan Hollandalı Parlamenter Eric Jurgens, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’nda bazı üyelerin Güney Kıbrıslıların Annan Planını reddetme haklarının olduğunu savunduklarını, bunun doğru olduğunu ancak Annan Planının adayı tekrar birleştirecek son şans olarak görülebildiğinde pek de akıllıca  bir şey olmadığını, bugüne kadar suçlanan kesim Türkiye iken bugün suçlanan kesimin Güney Kıbrıs yönetimi özellikle de Cumhurbaşkanı olduğunu, sonuç olarak Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunun sona ermeye başladığını ifade etmiştir.

 

Liberal grup adına söz alan İrlandalı Parlamenter Mooney, Güney Kıbrıs’ta evet taraftarı AB üst düzey yetkililerinin medyada demeç vermelerinin engellendiği yolundaki suçlamaların doğru olmadığını, Kıbrıs Yayın Kurulu Başkanının kendisine iddiaları yalanlayan mektuplar gönderdiğine değinmiştir.

 

Avrupa Demokratlar Grubu Başkanı İngiliz David Atkinson Kıbrıs Türk  Delegasyonu’nun Asamble çalışmalarına aktif katılımlarının sağlanması ve ekonomik izolasyonun kaldırılması gerektiğine değinmiştir.

 

Sosyalist Grup adına konuşan Danimarkalı Severinsen konuşmasında Kıbrıs Türk toplumunun siyasi diyalog içinde yer alması, Kıbrıs’ın  birleşmesine daha iyi hazırlayabilmek için sosyal ve ekonomik yardım sağlanması konularına atıfta bulunmuştur.

 

Avrupa Halk Partisi Grubu Başkanı Rene Van der Lınden de konuşmasında birleşme sürecine devam edilmesi için tüm engellerin kaldırılması  referandumun olumlu yanlarının ele alınması gerektiğine dikkat çekmiştir.

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetiminden Pourgourides, kendisi ve partisinin evet için çaba sarf ettiklerini, ancak hayır oyu verenlerin birleşmeye karşı olmadıklarını, eski Türk hükümetlerinin çözümden yana olmadıklarını, yeni hükümetin bu politikayı değiştirdiğini ancak birçok Kıbrıslının kendisinin sahip olduğu eğitim ve bilgiye sahip olmadığından bu politika değişikliğine inanmaları için zamana ihtiyacı olduklarını, hayır oyu kullandıklarını çünkü güven duygusundan yoksun olduklarını, Türkiye’nin AB üyeliğinden sonra bile Türk askerinin mevcut olacak olmasının birçok Kıbrıslı Rumu korkuttuğunu, Annan Planının kabulü için çok acele edildiğini, raportörün hazırladığı raporun da kabul edilemez olduğunu çünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yasal olarak tanınmayacağına dair bir açıklık bulunmadığını, AB tarafından alınan kararlara aykırı olduğu için karar tasarısı lehinde oy kullanamayacağını belirtmiştir.

 

Diğer bir Güney Kıbrıslı Parlamenter Christodoulides ise referandumda hayır oyu kullandığını çünkü iki toplumun birleşmesinden yana olduğunu, Annan Planının pratik olmadığını, örneğin yerlerinden edilmiş Rumların % 85’inin kuzeye geri dönebileceğini, Rum toplumunun % 90’ının ve Türk toplumunun % 75’inin evet kullanması koşuluyla ancak Planının uygulanabilir olacağını kaydetmiştir.

 

 

Türk Delegasyonu Üyelerinden Abdülkadir ATEŞ, Annan Planı’nın üç avantajı bulunduğunu, 1974’de yerlerinden edilmiş kişilere evlerine dönme fırsatı tanıdığını, Türk askerinin 6000’den 650 indirgenmesinin öngörüldüğünü, üçüncü avantajın ise birleşik bir Kıbrıs olmuş olacağını, bazı meslektaşlarının Planı eleştirdiklenini ancak bu eleştirilerinin adil olmadığını, Türk tarafının tam olarak tatmin olmasa bile Rumlarla barış içinde birleşik bir Kıbrıs’ta yaşamak istedikleri için Annan Planını kabul ettiğini, Rum tarafının Planı reddetmesiyle Türk tarafının yıllardır maruz kaldıkları ambargo ve izolasyondan kurtulup kurtulmayacaklarını merak ettiklerini, uluslararası toplumun bu sorulara cevap vermesinin zamanının çoktan geldiğini, özellikle AKPM’nin Kıbrıslı Türklerin demokratik haklarının tanınması konusunda öncelikli bir rol oynaması gerektiğini belirtmiştir.

 

Türk Delegasyonu Başkanı Murat Mercan,  Annan Planını her iki tarafın da kabul etmiş olmasını dilemiş olduğunu, o zaman Kıbrıs’ın birleşmesini kutlamış olacaklarını ve AB’nin genişlemesinin çok daha rahat gerçekleşmiş olacağını, bir önceki Genel Kurul’da Annan Planı’nın en iyi çözüm olduğunu söylediklerini, bizim de Annan Planından tatmin olmadığımızı, ancak yıllardır ihmal edilen problemleri büyütmek yerine  hükümetin müzakere etmeyi, ortak bir nokta bulmayı ve çözüme ulaşmayı öğrendiğini, bazı meslektaşlarının Rum tarafının güvenlikle ilgili kaygılarının bulunduğunu söylediğini, AB’ne üye olmaktan daha iyi bir garanti olamayacağını, iki taraf da anlaşmış olsa idi Türk askerinin sayısının 1968 anlaşmasındaki sınıra çekilmiş olacağını, hatta tamamen çekilebileceğini, ve bu durumda da yerlerinden edilmiş kişi sorununun çözümlenmiş olacağını, Türk tarafının AB üyeliği yolundaki açık iradesini göstermiş olduğunu, AB Konseyi’nin Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna bir son vermeye hazır olduğunu hatta Komisyonu adanın ekonomik entegrasyonuna ve her iki toplum ve AB arasındaki temasların geliştirilmesine önem vermeye davet ettiğini, bu son cümlenin altını çizmek istediğini, kendilerinin de iki toplum arasındaki ilişkiyi artırmaya çalışmaları gerektiğini belirtmiştir.

 

 

Raporda yer alan karar tasarısı ile ilgili olarak 12 değişiklik önerisi verilmiştir. Bu değişiklik önerilerinden 5 tanesi Türk Delegasyonu, 5 tanesi Kıbrıs Rum Kesimi, 2 tanesi de Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından verilmiştir. Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu adına Hollandalı Parlamenter Eric Jurgens tarafından verilen “ Asamble, Kıbrıs Rum Kesiminin, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin olumlu tutumuna alışabilmesi için zamana ihtiyacı olduğunu anlamıştır” cümlesi ilk paragrafın altına eklenmiş, Türk Delegasyonu tarafından verilen 5 değişiklik önerisinden 4 tanesi reddedilmiş, 1 tanesi de Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’nun önerisinin kabul edilmesi üzerine düşmüştür. Rum tarafınca verilen 4 değişiklik önerisinden 4 tanesi reddedilirken, Kıbrıs Türk Kesiminin seçilmiş temsilcilerinin Asamble çalışmalarına Kıbrıs Delegasyonuna entegre olmuş bir biçimde katılması” şeklindeki değişiklik önerisi ise kabul edilmiştir.

 

30 Nisan 2004 Cuma, Sabah Oturumu

 

            Kültür,Bilim ve Eğitim komisyonu raportörü İsveç’li parlamenter Majlane Westerlund tarafından hazırlanan Biyotıp Araştırma Konusunda İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesine Ek Protokol Taslağı başlıklı raporda Bakanlar Komitesi’nin 25 Eylül 2003 tarihli görüş talebini yanıtlamak üzere hazırlanan raporda, biyotıp araştırması konusundaki ek protokolün, araştırma özgürlüğüne gereksiz engeller çıkartmadan, insan onurunun korunmasındaki etkinliği arttırdığı ve İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin böylece daha da zenginleşmesinden memnuniyet duyulduğu belirtilmektedir. Bakanlar Komitesi’nin protokolü en kısa zamanda imzaya açması ve İnsan Hakları ve Biyotıp sözleşmesini imzalayan veya taraf olan ülkelerin de protokolü imzalaması tavsiye edilmektedir.

 

            Aile, Sağlık ve Sosyal İşler komisyonu raportörü Fransız Evin tarafından hazırlanan Avrupa’da sosyal Güvenliğin Geleceği başlıklı raporda Avrupa ekonomilerinin son otuz yıl içerisinde giderek büyüdüğü, bunun maliyet üzerinde rekabeti arttırıcı etkiler yarattığı, bununla birlikte bugün rekabetin iş gücünün etkinliğine ve gelecek güvenliğini garanti altına alan çalışma ve sosyal refah koşullarının sağlanmasına da bağlı olduğu belirtilmekte, sosyal güvenliğin maliyetinin bulunduğu, ancak sosyal güvenlik sağlanmaz ise ekonomik, sosyal ve siyasi maliyetin daha fazla olacağı ifade edilmektedir.