2008-10-22 - 16:15
MHP'DEN FİNANSAL KRİZLE İLGİLİ RAPOR...
MHP Genel Başkan Yardımcısı Toskay; "Hükümet bu konudaki sorumluluğunu kabul etmelidir."
MHP finansal krizle ilgili bir rapor hazırladı. Raporu hazırlayan milletvekilleri ile TBMM'de basın toplantısı düzenleyen
MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay, partisinin, ABD'de başlayıp tüm dünyayı
etkileyen küresel mali krizin Türkiye'ye olan yansımaları ve krizi önleme
çabalarının yakından izlenmesi amacıyla, ekim ayının başında ''Küresel Finans
Krizi İzleme ve Değerlendirme Komisyonu'' oluşturduğunu hatırlattı.
Toskay, komisyonda kendisiyle birlikte Denizli Milletvekili Emin Haluk
Ayhan, İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, Aydın Milletvekili Ertuğrul
Kumcuoğlu, İstanbul Milletvekili Mithat Melen ve Sakarya Milletvekili Münir
Kutluata'nın yer aldığını bildirdi.
Raporlarının ana sonucunun, MHP'nin hükümeti biran önce sorumlu, ciddi ve
tutarlı adımlar atması yönünde göreve çağırması olduğunu dile getiren Toskay,
raporda önce 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz öncesi ve sonrasında alınan
önlemlerin ve yapılan reformların bugün yaşanmakta olan mali kriz karşısında
ekonomiye nasıl bir katkı sağladığının araştırıldığını kaydetti.
Toskay, ABD ve Avrupa'da yoğun olarak devam eden mali krizin aynı
şiddette Türk ekonomisinde henüz hissedilmemesinde, finans sisteminin güçlü hale
getirilmesi amacıyla BBDK ve Merkez Bankasının özerkliğe kavuşturulmasının büyük
rol oynadığını söyledi.
Türk ekonomisinde, krizin etkileri şimdilik daha az hissedilmesinde 57.
Hükümetin yaptığı yapısal reformların etkili olduğunu belirten Toskay, 57.
Hükümet döneminde çıkartılan yasalar ve alınan kararlardan örnekler verdi.

-''HÜKÜMET SORUMLULUĞU KABUL ETMELİ''-

Tunca Toskay, MHP'nin, iktidarın sorumsuz yönetim anlayışı sebebiyle
vatandaşların gelecekte daha da ağırlaşacak olan krizin doğuracağı kötü
sonuçların bedelini ödememesi için, gerekli önlemlerin ivedi bir şekilde
alınmasını istediğini belirtti. Toskay, hazırladıkları raporda bu önerilerin
kurumsal, mali piyasalar ve reel sektör olarak 3 ana başlıkta sıralandığını
bildirdi.
Toskay, bu önerilerin bazıları için yasal düzenleme gerektiğini, bunlar
için partisinin gerekli desteği vereceğini belirterek, şöyle devam etti:
''Ekonomimizi son derece kırılgan hale getiren, cari açığı hızla büyüten,
ekonomik politikalara yöneltilen eleştirilere duyarsız kalan Hükümet bu konudaki
sorumluluğunu kabul etmelidir. Büyük bir hızla artan dış borçlar içindeki özel
sektör payının büyüklüğü ve taşıdığı risk konusunda yöneltilen eleştirileri, bu
konuda sorumluluğun özel sektörde olduğunu ifade ederek geçiştiren Hükümet,
gelinen noktada bu tutumunu sürdüremeyeceğini en yetkili ağızdan itiraf etmiştir.
Dünyada gıda ürünleri ve tarım krizi olduğunu söyleyen iktidar, altı yıldır kendi
haline terk ettiği, büyümeyen küçülen tarım kesiminin ve tarlasını ekemez hale
getirdiği çiftçimizin sorumluluğunu kabul etmek zorundadır.''
Toskay, komisyonun izleme çalışmalarının bundan sonra da devam edeceğini
ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi.

-KURUMSAL ÖNERİLER-

MHP'li milletvekilleri tarafından hazırlanan raporda, kurumsal öneriler
şöyle:
''Türkiye'de Hükümet, TBMM'nin desteğini almak için konuyu Meclise
taşımamış, bilgi vermemiş ve katkı talebinde bulunmamıştır. Önümüzdeki zor
dönemin aşılmasında TBMM'nin katkısı büyük olacaktır. Hükümet biran önce bu büyük
ihmali telafi etmelidir. Bu bağlamda; TBMM'de temsil edilen tüm siyasi partilerin
katıldığı, sürekli çalışan bir kriz komisyonu kurulmalıdır. Gerektiğinde küresel
kriz ve Türkiye ekonomisi üzerinde genel görüşme yapılmalıdır. Ekonomik birimler
tarafından Türkiye ekonomisi ve kriz ile ilgili güncel bilgilerin TBMM'de bulunan
siyasî partilere verilmesi faydalı olacaktır.
ABD ve AB son mali kriz ile tarihlerinin en önemli tedbirlerini almışlar
ve bazen piyasa ekonomisinden de sapma anlamına gelen radikal kararları ve başta
bankalar olmak üzere şirketleri kurtarma operasyonlarına girişmişlerdir. ABD
Kongresi'nde kabul edilen 850 milyar dolarlık resmi kurtarma rakamlarının
dışında, AB, AB bütçelerinden, Avrupa Merkez Bankası ve diğer fonlardan, başta
bankalar olmak üzere, sisteme yaklaşık 3,5 trilyon dolar nakit para girişi
yapmıştır. Bu gelişmeler ile AB yeni bir döneme ve yapısal değişime girmiştir.
Son gelişmeler çerçevesinde Türkiye yine AB ile sessiz müzakerelere devam edip,
ana konuya hiç girmeyecekse, o zaman dış ekonomik politikalarında yeni ve radikal
değişimlere gitmek zorundadır.''

-MALİ PİYASALARA YÖNELİK ÖNERİLER-

Raporda mali piyasalara yönelik önlemlere de yer verildi. Mali piyasalara
yönelik, Hükümetin mali disipline kesinlikle uyması gerektiği bildirildi.
''29 Mart 2009'da yapılacak Yerel Yönetim Seçimleri sebebiyle bütçe
disiplininin 2007'de olduğu gibi gevşetilmesi çok olumsuz etkiler doğuracaktır''
denilen raporda, kısa ve orta vadede kamuya ek kaynak yaratılması için etkin
önlemler alınması istendi.
Kamu finansman yapısının sağlamlığı krize dayanıklılığı mutlaka
artıracağına dikkat çekilen raporda, şunlar kaydedildi:
''Bankacılık kesimimiz ile ilgili en ufak bir güven bunalımına dahi izin
vermemek için uygulanabilir ve derhal yürürlüğe konabilecek bir önlem paketi
hazırlanmalıdır. Bu kapsamda Türk bankacılık sisteminin diğer ülkelerden daha
dezavantajlı bir konuma düşmesinin de önüne geçilmesini sağlamak amacıyla
Hükümetin mevduata verilen güvencenin artırılması hususunda karar vermeye her an
hazırlıklı olmasında yarar vardır.
Mali sektörün ve reel sektörün muhtemel likidite talebinin karşılanması
için gerekli güvencenin gerektiğinde Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası
tarafından verilmesi, mali sektör ile özel sektör arasındaki likidite akışını
güvence altına alacak gerekli pratik tedbirlerin alınması ve Merkez Bankasının
her türlü likiditeyi (lira ve döviz cinsinden) sağlamaya yönelik tedbirleri
aldığını bir kez daha duyurmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.
MHP olarak Hükümetin geçmişte şu veya bu şekilde yurt dışına kaçırılmış
veya yurt dışında tutulmakta olan, çok önemli miktarlarda olduğu iddia edilen
Türk vatandaşlarına ait döviz birikimlerinin, meşruiyeti ve etkinliği, tartışmalı
bazı yöntemlerle Türkiye'ye çekilmesine ilişkin girişimlerini de ihtiyatla
karşılamaktayız. Bu kriz bizlere önemli bir gerçeği hatırlatmış olmalıdır. Ne
kadar liberal olursa olsun bir ülkede bankacılık sektörünün bütünüyle
özelleştirilmesi ve önemli ölçüde yabancı sermayenin kontrolüne verilmesi son
derece yanlıştır. Onun için en azından Ziraat Bankasının özelleştirilmesinden
derhal ve kesinlikle vazgeçilmelidir.''

-REEL SEKTÖR-

Raporda, reel sektöre yönelik öneriler ise şöyle sıralandı:
''Bankalardan mevduat kaçışı kadar önemli bir diğer tehlike de bankaların
kredileri yenilememe veya geri çekme cihetine gitmeleridir. Krizin reel sektörü
çok olumsuz etkilememesi için bankacılık sektörünün fonlanmasında kesinlikle
daralma ve aksama olmamasının sağlanması Hükümet ve ilgili kurumların en çok
dikkat etmeleri gereken hususlardan birisi olarak tespit edilmiştir. Çünkü
Türkiye'deki reel sektörün, özellikle KOBİ'lerimizin mevcut şartlarda, böyle bir
baskıya dayanması imkansızdır.
Bu sebeple, bankaların bu açıdan da sürekli izlenmesi ve böyle bir eğilim
oluştuğunda makro ekonomik ihtiyaçlar çerçevesinde yönlendirilmesi gerekir.
Bankacılık sektörünün reel sektörün içinde bulunduğu zor şartları göz önünde
bulundurarak daha esnek davranabilmesinin şartları ekonomi yönetimlerince
hazırlanmalıdır. KOBİ'lerin üretime devamı için, kaynak ihtiyaçlarının
karşılanabilmesi bakımından özel çözümler getirilmelidir. KOBİ'lere, esnaf ve
sanayicimize yönelik kredilerin devamlılığının sağlanması için, küresel krizle
birlikte meydana gelen nakit sıkışıklığı ve kredi kullanımında yaşanan
problemlerin aşılması için gerekirse devlet bankalarının devreye girmesi
sağlanmalıdır. İç ticareti canlandıracak faaliyetler desteklenerek, yerli malı
tüketimi teşvik edilmeli ve tüketicilerimiz bilinçlendirilmelidir.''