2012-03-01 - 12:35
AK PARTİLİ ÖZDEMİR'İN BASIN TOPLANTISI?
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye Küçük Millet Meclislerinin Şubat ayı toplantısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye Küçük Millet Meclislerinin Şubat ayı toplantısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti Batman Milletvekili Özdemir, Küçük Millet Meclisi toplantılarının yeni Anayasanın oluşumuna toplumun bir çok kesiminin katkı sunmasına olanak tanıdığını söyledi.

Özdemir, Türkiye'nin kapsamlı bir yargı reformuna ve yeni bir Anayasaya ihtiyacı olduğunu, yargının adil, tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini söyledi.

Şubat ayı toplantılarında yeni yargı paketinin konuşulduğunu ifade eden Özdemir, yeni yargı paketinde olumlu düzenlemeler olduğu ancak bütün olarak bir yargı reformu niteliği taşımadığını ve yasama sürecinde katılımcılığın esas alınması gerektiğini, baroların, sivil toplum örgütlerinin görüşünün alınması gerektiğini belirtti.

AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, sözlerinde şunları kaydetti:

"Bugün küçük millet meclisleri Şubat 2012 raporunu açıklamak ve bu konular üzerine görüşlerimi aktarmak için karşınızda bulunuyorum.

Ben Batman Milletvekili olarak bu projenin anlamlı ve önemli olduğunu düşünüyorum. Küçük millet meclisinin bu çabalarının Sivil Toplum çalışmalarının Türkiye'de daha etkin hale gelmesinde önemli bir yer tuttuğu görüşündeyim.

Hedefi karar almak ve uygulamak olmayan, diyalog, ve herkesin birbirini dinlemesi ve anlaması üzerine kurulan bu toplantılara Batman milletvekili olarak ben de katılıyor ve destekliyorum, önemsiyorum. Bu toplantılarda konuşulan, tartışılan konuların özellikle yeni anayasanın oluşumuna toplumun bir çok kesiminin katkı sunmasına olanak sağladığını düşünüyorum.

Türkiye küçük millet meclisleri bu ay, Şubat 2012 genel konusunu, 'Yeni Yargı Paketi derde deva mı?' olarak belirledi. Bu başlık altında yeni yargı paketinin beklentileri karşılayıp karşılamayacağı, yargıda gözlenen sorunlara çare olup olmayacağı konuları tartışılırken, yeni düzenlemede eksik bulunan noktalar dile getirildi.

Toplantılarda ortak paydalar olarak şu görüşler ortaya çıkmıştır.

Yeni yargı paketinde olumlu düzenlemeler olduğu ancak bütün olarak bir "Yargı Reformu" niteliği taşımadığı,

Yasama sürecinin katılımcılığı esas alması gerektiği; baroların, STK'ların görüşüne başvurulması gerektiği,

Türkiye'nin kapsamlı bir yargı reformuna ve yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu ve son olarak Yargının adil, tarafsız ve bağımsız olması gerektiği,

Katılımcıların en fazla beklenti içerisinde olduğu konu, yargılamanın adilliği ve etkinliği. Yargı paketinin bunu sağlamayacağına itiraz eden katılımcı yok. Adil, bağımsız ve tarafsız bir yargı ihtiyacında herkes hemfikir. Beklentilerde ise yeni anayasa vurgusu öne çıkıyor.

Türkiye'nin bir bütün olarak demokratikleşmesi için yeni anayasa çalışmaları hızlanmadığı ve kapsayıcılığı artmadığı sürece, yargı reformunun tek başına yapılamayacağı görüşü hakim.

Yeni anayasa çalışması yapılırken, kısmi düzenlemelerin yapılması 'acaba anayasa çalışmasından vaz mı geçiliyor?' kaygısını arttırmış görünüyor. Ancak hepimizin de bildiği gibi yeni anayasa çalışmaları aralıksız sürdürülüyor. Bu açıdan yargı paketinin bu şekilde bir değerlendirme çerçevesinde ele alınmasına katılmak mümkün değildir.

Adil, iyi ve hızlı işleyen, etkili ve verimli bir yargı sisteminin varlığı hukuk devleti olmanın önemli gereklerinden biridir. Bir yargı sistemine güven duyulması için de bu niteliklerin varlığı, olmazsa olmaz bir koşuldur. Türkiye'de son yıllarda gerçekleştirilen reformlar çerçevesinde çok önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Bu kapsamda, bölge adliye mahkemelerinin kurulmasına dair 5235 sayılı Kanunun kabul edilmesiyle, Türk hukukuna istinaf sistemi girmiş; aynı şekilde Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu gibi temel kanunlar yenilenerek çağdaş bir yapıya kavuşturulmuştur.
Yasal alandaki yenilikler yanında, özellikle Türk yargısının alt yapısını güçlendirmek adına yeni ve modern adliye binaları inşa edilmiş ve bu yöndeki çalışmalara kararlılıkla devam edilmektedir. Ayrıca bilgisayar teknolojisi de Türk yargı teşkilatında etkin bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır.

İcra-iflas sisteminin etkililiğinin artırılması Günümüzde icra ve iflas sisteminin etkin işlememesi, ekonomik ve ticari hayatı olumsuz etkilemekte ve adalet hizmetlerine olan güveni sarsmaktadır. Ekonomik yaşamda hukuki güvenliğin sağlanması ve toplumsal barışın korunması bu fonksiyonun hızlı, etkili ve adil çalışacak şekilde tasarlanmasına bağlı bulunmaktadır.

Demokratik hukuk devleti, hukuk kurallarının oluşturulmasının yanında bunları uygulamakla görevli sistemi oluşturmak, geliştirmek ve işleyişini sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçla oluşturulan adalet sisteminin, güçlü ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi ancak toplumda güven duygusunun sağlanması ile mümkün olacaktır.

Güvenilir bir adalet sistemi insan hakları ve demokrasinin de teminatını oluşturmaktadır. Ancak maalesef bugün adalet sisteminin yeterince iyi işlemediği konusunda kamuoyunda yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Yıllardır yargıya ilişkin sorunlar, bilinen nedenlerden dolayı büyümüş ve karmaşık bir hal almıştır. Biriken bu sorunlar toplumda adalete olan güvenin sarsılmasına yol açmıştır.

Süregelen bu sorunların çözülmesi ve yargının daha etkili ve verimli bir şekilde işlemesine yönelik Strateji Belgesinde yer alan adımların atılması ile güven veren bir adalet sistemine ulaşılacağına inanıyorum.

Bilindiği gibi daha önce 6217 sayılı "Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kabul edilmişti.

Son olarak hazırlanan bu "Üçüncü Yargı Reformu Paketi" ile amaçlanan şey adaletin hızlandırılması, süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve yargılamada zaman ve emek kaybını önlemektir.

Sayın Adalet Bakanımız Yargı reformuyla getirilen düzenlemeleri tek tek kamuoyuna açıklamıştı o yüzden bu düzenlemeleri buradan tekrarlamak istemiyorum ancak birkaç cümleyle neler getiriyor hatırlatmak istiyorum.Tutuklama Kararı Vermek Zorlaşacak. Çek Borcuna Hapis cezası kaldırılacak

İcrada Yeni Uygulamalar getirilecek. Buna bağlı olarak İcra dairelerinin para ile olan ilişkileri kaldırılıyor. İcra dairelerinde iş yükü azaltılacak. Borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile fertlerinin mağduriyeti önlemek için beyaz eşya hacz edilemeyecek. Görevi Kötüye Kullanmak Rüşvet Sayılacak.

Basın ve İfade Özgürlüğü Kapsamında yeni Düzenlemeler getiriliyor. Yayın durdurma ortadan kalkıyor. Basın ve ifade özgürlüğü kapsamında yer alan suçların adli para cezası ve üst sınırı 5 yılı geçmeyen mahkumiyetler askıya alınıyor. Ehliyetsiz araç kullananlara Kaymakamlık ceza verecek.

Ceza mevzuatında, ehliyetsiz araç kullananlar adliyeye sevk edilmeyecek. Kaymakamlıklarca ceza kesilecektir. Savcıların böyle işlerle zaman kaybetmesi engellenecek.

Kaçak geçişe hapis yerine para cezası gelecek Kaçak Elektrik suçu hırsızlıktan karşılıksız yararlanmaya dönüştürülecek. Molotof silah olarak değerlendirilecek. Ömür boyu sabıkaya son verilecek. Enerji Kaçakçılığı örgütsel suç kapsamına alınacak

İşte hazırlanan bu reform paketiyle özellikle ceza adaleti sistemine ait pek çok yenilik ve değişiklik hedeflenmektedir. Ceza, icra-iflas ve idari yargı alanlarını kapsayan bu değişikliklerle bir çok konuda görülen aksaklık ve olumsuzluklar düzeltilme yoluna gidilmiştir.

Yapılması düşünülen bu yenilik ve değişiklikleri üç ana kategoride toplayabiliriz. Birinci kategoride yer alanlar yargı sürecini hızlandırmaya yönelik tedbir ve düzenlemelerdir. Bu kategorideki düzenlemeler yargının iş yükünü hafifletmek ve birikmiş dosyalar nedeniyle tıkanmış olan bazı damarların açılmasını sağlamak içindir.

Mesela karşılıksız çek yazma suçu 5941 sayılı Çek Kanunu'nda yapılan değişiklikle kaldırılmış bulunmaktadır. Bu konuda yapılan eleştirilere ancak şunu söyleyebilirim; karşılıksız çek yazma, çeki yazan ile çek verilen kişi arasındaki bir meseledir ve bir hukuki bir ihtilaftır; dolandırıcılık sözkonusu olmadığı takdirde cezai bir ihtilaf değildir.

Dünyada başka bir ülkede örneği olmayan çek suçlarının kaldırılmasının ceza adaleti sistemimize ve ceza yargısının iş yükünün azaltılmasına sağlayacağı katkı ise tartışmasızdır. Bütün bunların ötesinde belki de en önemlisi şu ki; bu suç nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz." kuralı nedeniyle yapılan anayasal tartışmalarda son bulacaktır.

İkinci kategoriyi ise belirli suç tiplerinin tanım ve cezalarında yapılan değişiklikler oluşturmaktadır. Bu bağlamda elektrik hırsızlığı, rüşvet gibi suçlarda suçun tanımında veya unsurlarında değişiklikler öngörülmektedir.

Bu kapsamda yapılması planlanan değişikliklerden biri "Molotof kokteyli" ile ilgilidir. Türk Ceza Kanunu'nun 6. ve 174. maddelerine ''yangın çıkarıcı'' ibaresinin eklenmesi suretiyle molotof kokteylinin "silah" olup olmadığı yönündeki tartışmalara son verilecektir.

Paketin üçüncü kategorideki değişiklikleri usul hukukunu ilgilendirmektedir. Bunların başında basın yoluyla işlenen ve ifade özgürlüğü ile ilgili bazı suç tiplerinde örtülü bir affın gündeme gelmesidir. Diğer bir husus ise, tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmesinin şartlarının ağırlaştırılmasıdır.

Bu düzenlemeyle AİHM tarafından aranan tutuklamanın soyut gerekçelere değil somut gerekçelere dayandırılması şartı da yerine getirilmiş olacaktır. Ayrıca, tutuklama yerine uygulanabilecek alternatif tedbirlerin genişletilmesi ve adli kontrol tedbirinin kapsamının genişletilmesi de söz konusu olacaktır.

Yapılması düşünülen değişikliklerden Çek Yasasındaki düzenleme gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Bu değişiklik Meclis Genel Kurulunda kabul edilmişti. Diğer değişiklikler de en kısa zamanda yapılacaktır.

Son olarak şunu belirtmek istiyorum ki; peşin olarak değişiklikler hakkında olumlu veya olumsuz değerlendirmelerde bulunmanın doğru olmadığı fikrindeyim. Çünkü Yargı yaşayan bir organizma gibidir. Dışarıdan yapılan müdahalelerin amaca ulaşması bazen zaman alabilmektedir.

Hatta bazen yapılan değişiklikler bünyede farklı sorunların ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemelerin hayatımıza olan yansımalarını hemen göreceğimizi düşünmüyorum. Çünkü uzun yıllardır uygulanan ve yerleşmiş adli kültür nedeniyle, yargıdaki bu reformların uygulanışı belli bir zaman alabilecektir. Eğer amaç bağcıyı dövmek değil üzüm yemekse o zaman bu düzenlemenin sonuçlarının beklenip görüldükten sonra eleştirilerin getirilmesi daha doğru olacaktır."

Küçük Millet Meclisleri Koordinatörü Oya Özden de yeni anayasa ile ilgili oluşturacakları önerileri Anayasa Uzlaşma Komisyonuna ileteceklerini kaydetti.

Daha sonra gazetecilerin, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın dün Genel Kuruldaki sözlerinin sorulması üzerine Özdemir, şunları kaydetti:

''O saatte Genel Kurulda değildim ama bu ülkede diktatörlük yaşandığına, ülkede yaşayan herkes belli dönmelerde şahit olmuştur. O süreç yaşandığı için bugüne kadar toplum olarak değişik dönemlerde demokrasiye ve hukuk devletine müdahaleler olmuştur. Bunlar tarih kitaplarımızda ve yakın tarihimizde şahit olduğumuz konulardır. Direk suçlamadan bir tespit yaptığını beyan etmiştir izlediğimi kadarıyla.''

Bir gazetecinin ''beli dönemlere derken hangi dönemi kastediyorsunuz'' sorusu üzerine Özdemir, ''Bu coğrafyada sıkıntıların yaşandığı az çok hepimiz biliyoruz, şahit oluyoruz. Yakın tarihimizde 12 Eylül'ü, 1970'leri, 27 Mayıs'ı, 28 Şubat'ı unutmadık. Bunlar bir diktatöryanın sevdası değil midir?'' diye sordu. (12.35)