2010-11-04 - 12:43
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında partisinin Silopi İlçe Başkanlığının askeri operasyonları protesto etmek amacıyla 3 Haziranda düzenlediği etkinlikte meydana gelen olaylar sonrasında sorumluların terfi ettiğini, kendisi hakkında ise fezleke düzenlenerek Meclis'e gönderildiğini söyledi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında partisinin Silopi İlçe Başkanlığının askeri operasyonları protesto etmek amacıyla 3 Haziranda düzenlediği etkinlikte meydana gelen olaylar sonrasında sorumluların terfi ettiğini, kendisi hakkında ise fezleke düzenlenerek Meclis'e gönderildiğini söyledi.
Parlamenter olarak 4 yıllık çalışma süreleri içerisinde kesintisiz olarak bu saldırıların sürdüğünü iddia eden Kaplan, hükümetin önlem almadığını ve faillerin korunduğunu öne sürdü.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, sözlerinde şunları kaydetti:
" Bugüne kadar 7 partimiz ve bu partilerimizin üyeleri, çalışanları, seçmenleri ve milletvekilleri her türlü baskıya maruz bırakılmıştır. Partilerimiz kapatılmakla kalmamış, parti binalarımıza saldırılar düzenlenmiş, binlerce parti üyemiz tutuklanmış, faili meçhul tutulan cinayetlerde canları alınmış ve kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetine uğratılmışlardır.
İşte siyasi geleneğimizin en son neferi olan Barış ve Demokrasi Partisi'nin belediye başkanları, il başkanları ve çeşitli kademelerde çalışan üyeleri bir yandan tutuklanırken diğer yandan il binalarımıza organize saldırılar düzenlenmiştir. Milletvekillerimizin neredeyse tamamı hem bizzat devletin güvenlik güçlerinin ve hem de organize edilen saldırıların hedefi olmuştur.
Van Milletvekillerimiz Sayın Fatma Kurtulan ve Özdal Üçer defalarca polis saldırılarının hedefi olmuştur. Sayın Ahmet Türk Samsun'da yumruklu saldıya uğramıştır, saldırıyı gerçekleştiren kişi 2 ay 5 gün gibi kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır.
Faili meçhul tutulmak üzere organize edilen bir cinayet teşebbüsünün kurşunlarını hala bedeninde taşıyan Sayın Akın Birdal'a Bursa da saldırı düzenlenmiş, saldırgan ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış, olaya müdahale eden partililer hakkında soruşturma açılmıştır.
Bu çirkin saldırılardan bir diğeri ise yine 6 ay önce parlamentonun iradesini hiçe sayarak, halkın seçilmiş temsilcilerine karşı yapılmış olanıdır. Partimizin Silopi İlçe Başkanlığının askeri operasyonları protesto amacıyla 3 Haziran 2010 tarihinde gerçekleştirdiği polisin hukuksuz müdahalesi sonucu milletvekillerimizin de aralarında bulunduğu onlarca kişi yaralandı.
Şırnak milletvekilimiz Sayın Sevhair Bayındır, Hakkari milletvekilimiz Sayın Hamit Geylani ve ben kitlenin önünde olmalarına ve güvenlik görevlileri tarafından durumun kesin bir biçimde bilinmesine rağmen , hiçbir uyarıda bulunulmadan anayasal bir hak olan gösteri yürüyüş hakkını kullanan topluluğa, tazyikli su, biber gazı, cop, ve gaz bombaları ile müdahalede bulunuldu.
Panzerlerin halkın üzerine sürüldüğü müdahalede, hedef gözetilerekkullanılan tazyikli suya maruz kalan Şırnak Milletvekili Sayın Sevhair Bayındır, yaralanmış, kalçasında sol femur boyun kırığı oluşmuştur. Sayın Sevhair Bayındır, maruz kaldığı şiddet nedeniyle yürüyemez duruma gelmiş ve Meclis çalışmalarına katılması fiili olarak engellenmiştir.
Vekilimize yapılan saldırının siyasi sorumlusu olan Sayın İçişleri Bakanı'nın da sorumluların yargı önüne çıkartılmasına yönelik hiçbir girişimi olmamıştır. Bir spor müsabakası sırasında Sayın Başbakan'ı yuhalayan bir kişi didik didik araştırılıyor ancak, bin milletvekiline saldıranlar, o saldırının bizzat emrini verenler bilinmesine v ehalen görecinin başında tutuluyor olmasına rağmen ortaya çıkartılamıyor.
İşte AK Parti Hükümetinin, milliyetçi, muhafazakar, Müslüman hükümetinin adaleti bu kadar. Benim hakkımda Silopi'nin Kaymakamı, Savcısı, Emniyet Müdürü... Ben acil serviste iken ambulans uçak Sevahir Bayındır'ı alırken bu görevlilerin bir tekinin yüzünü görmedim. O basın açıklamasının yapılacağı gün de hiçbirini görmedim, hiçbiri bizimle görüşmedi, hiçbirini de tanımıyorum. Bir hukuk devletinde, Başbakan, Bakanlar ve bürokratlar koruma ordularıyla geziyorlar. Devletin bütün gücü onlar için seferber ediliyor ama seçilmiş milletvekillerinin bir kısmına da muhalefet sözkonusu olunca bu tür saldırılar yapılıyor ve hukuk işlemiyor. Bunun toplumsal barış açısından, ülkemizin demokratik siyasetin geleceği açısından son derece tehlikeli olduğunu ifade ediyoruz. Hükümeti uyarıyoruz: Milletvekillerinin şahsında milletin seçtiği temsilcilerine saldırarak, 'Sizin iradenizi tanımıyoruz' anlayışının Türkiye'ye hiçbir faydası yoktur diyoruz.''
Kaplan, daha sonra bir gazetecinin eski milletvekilleri Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk'ün milletvekilliklerine dönmesi konusundaki çalışmalarını sorması üzerine, ''Hukukçularımız çalışma başlattılar. Yakın bir zamanda da Anayasa Mahkemesine başvuru yapacaklardır. Önce ulusal makamlar, sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Avrupa Parlamentosu'nda siyasi boyutunu dillendirmek bize düşüyor. Zaten, önümüzdeki günlerde eş başkanlarımız Avrupa Parlamentosu'nda yapılacak bir dizi etkinliğe katılacaklar ve orada ifade etme imkanı bulacaklardır'' karşılığını verdi. ( 12:43)
Parlamenter olarak 4 yıllık çalışma süreleri içerisinde kesintisiz olarak bu saldırıların sürdüğünü iddia eden Kaplan, hükümetin önlem almadığını ve faillerin korunduğunu öne sürdü.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, sözlerinde şunları kaydetti:
" Bugüne kadar 7 partimiz ve bu partilerimizin üyeleri, çalışanları, seçmenleri ve milletvekilleri her türlü baskıya maruz bırakılmıştır. Partilerimiz kapatılmakla kalmamış, parti binalarımıza saldırılar düzenlenmiş, binlerce parti üyemiz tutuklanmış, faili meçhul tutulan cinayetlerde canları alınmış ve kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetine uğratılmışlardır.
İşte siyasi geleneğimizin en son neferi olan Barış ve Demokrasi Partisi'nin belediye başkanları, il başkanları ve çeşitli kademelerde çalışan üyeleri bir yandan tutuklanırken diğer yandan il binalarımıza organize saldırılar düzenlenmiştir. Milletvekillerimizin neredeyse tamamı hem bizzat devletin güvenlik güçlerinin ve hem de organize edilen saldırıların hedefi olmuştur.
Van Milletvekillerimiz Sayın Fatma Kurtulan ve Özdal Üçer defalarca polis saldırılarının hedefi olmuştur. Sayın Ahmet Türk Samsun'da yumruklu saldıya uğramıştır, saldırıyı gerçekleştiren kişi 2 ay 5 gün gibi kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır.
Faili meçhul tutulmak üzere organize edilen bir cinayet teşebbüsünün kurşunlarını hala bedeninde taşıyan Sayın Akın Birdal'a Bursa da saldırı düzenlenmiş, saldırgan ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış, olaya müdahale eden partililer hakkında soruşturma açılmıştır.
Bu çirkin saldırılardan bir diğeri ise yine 6 ay önce parlamentonun iradesini hiçe sayarak, halkın seçilmiş temsilcilerine karşı yapılmış olanıdır. Partimizin Silopi İlçe Başkanlığının askeri operasyonları protesto amacıyla 3 Haziran 2010 tarihinde gerçekleştirdiği polisin hukuksuz müdahalesi sonucu milletvekillerimizin de aralarında bulunduğu onlarca kişi yaralandı.
Şırnak milletvekilimiz Sayın Sevhair Bayındır, Hakkari milletvekilimiz Sayın Hamit Geylani ve ben kitlenin önünde olmalarına ve güvenlik görevlileri tarafından durumun kesin bir biçimde bilinmesine rağmen , hiçbir uyarıda bulunulmadan anayasal bir hak olan gösteri yürüyüş hakkını kullanan topluluğa, tazyikli su, biber gazı, cop, ve gaz bombaları ile müdahalede bulunuldu.
Panzerlerin halkın üzerine sürüldüğü müdahalede, hedef gözetilerekkullanılan tazyikli suya maruz kalan Şırnak Milletvekili Sayın Sevhair Bayındır, yaralanmış, kalçasında sol femur boyun kırığı oluşmuştur. Sayın Sevhair Bayındır, maruz kaldığı şiddet nedeniyle yürüyemez duruma gelmiş ve Meclis çalışmalarına katılması fiili olarak engellenmiştir.
Vekilimize yapılan saldırının siyasi sorumlusu olan Sayın İçişleri Bakanı'nın da sorumluların yargı önüne çıkartılmasına yönelik hiçbir girişimi olmamıştır. Bir spor müsabakası sırasında Sayın Başbakan'ı yuhalayan bir kişi didik didik araştırılıyor ancak, bin milletvekiline saldıranlar, o saldırının bizzat emrini verenler bilinmesine v ehalen görecinin başında tutuluyor olmasına rağmen ortaya çıkartılamıyor.
İşte AK Parti Hükümetinin, milliyetçi, muhafazakar, Müslüman hükümetinin adaleti bu kadar. Benim hakkımda Silopi'nin Kaymakamı, Savcısı, Emniyet Müdürü... Ben acil serviste iken ambulans uçak Sevahir Bayındır'ı alırken bu görevlilerin bir tekinin yüzünü görmedim. O basın açıklamasının yapılacağı gün de hiçbirini görmedim, hiçbiri bizimle görüşmedi, hiçbirini de tanımıyorum. Bir hukuk devletinde, Başbakan, Bakanlar ve bürokratlar koruma ordularıyla geziyorlar. Devletin bütün gücü onlar için seferber ediliyor ama seçilmiş milletvekillerinin bir kısmına da muhalefet sözkonusu olunca bu tür saldırılar yapılıyor ve hukuk işlemiyor. Bunun toplumsal barış açısından, ülkemizin demokratik siyasetin geleceği açısından son derece tehlikeli olduğunu ifade ediyoruz. Hükümeti uyarıyoruz: Milletvekillerinin şahsında milletin seçtiği temsilcilerine saldırarak, 'Sizin iradenizi tanımıyoruz' anlayışının Türkiye'ye hiçbir faydası yoktur diyoruz.''
Kaplan, daha sonra bir gazetecinin eski milletvekilleri Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk'ün milletvekilliklerine dönmesi konusundaki çalışmalarını sorması üzerine, ''Hukukçularımız çalışma başlattılar. Yakın bir zamanda da Anayasa Mahkemesine başvuru yapacaklardır. Önce ulusal makamlar, sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Avrupa Parlamentosu'nda siyasi boyutunu dillendirmek bize düşüyor. Zaten, önümüzdeki günlerde eş başkanlarımız Avrupa Parlamentosu'nda yapılacak bir dizi etkinliğe katılacaklar ve orada ifade etme imkanı bulacaklardır'' karşılığını verdi. ( 12:43)
