2022-03-29 - 16:40
Adalet Komisyonunda, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini ilişkin düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç başkanlığında toplanan komisyonda, teklifin ilk imza sahibi AK Parti Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
Kadınların hak kazanımlarının hızlanması, toplumsal statülerinin güçlenmesi ve görünürlük kazanmaları, kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi amacıyla pek çok düzenleme yaptıklarını belirten Çam, uluslararası ve ulusal düzeyde alınan tedbirlere rağmen kadına şiddetin devam ettiğini söyledi.
Türkiye'de kadına şiddetin tamamen ortadan kaldırılması için birçok önlem alındığını anlatan Çam, "Yapılan bu düzenlemeler, ulusal eylem planları ve hayata geçirilen uygulamalar, kadına karşı her türlü ayırımcılığa karşı duruşumuzun ve şiddet eylemlerine karşı hassasiyetimizin önemli bir göstergesidir." dedi.
Çam, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ise etkili hasta bakım hizmeti verilebilmesini de tehdit eden çok önemli etmen olduğunu ifade ederek, bu konuda alınan önlemlere değindi.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücadelede önleyici hukuk sistemlerinin geliştirilmesinin yanı sıra cezai düzenlemelerin yapılmasının önemli olduğuna dikkati çeken Çam, şunları kaydetti:
"Bütün sağlık meslek mensuplarının korunması, karşı karşıya kaldıkları risklerin kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması, böylece insanlarımızın sağlık hizmetlerinden düzenli olarak faydalanabilmelerini temin etmek gayesiyle bu kanun teklifini hazırlamış bulunmaktayız. Aslında yapılan bu düzenlemeler ve hayata geçirilen uygulamalar, hem kadına hem de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerine karşı hassasiyetimizin önemli bir göstergesidir. AK Parti grubu olarak, önemli düzenlemeler içeren bu teklifi hazırlarken, milletimizin hassasiyetlerini en üst düzeyde dikkate alarak çalışmalarımızı titizlikle yürüttük."
CHP milletvekillerinin, Anayasa'ya aykırılık önergesinin kabul edilmemesinin ardından teklifin geneli üzerindeki görüşmelere geçildi.
Adalet Komisyonunda, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini ilişkin düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Türkiye'nin ana sorunlarından birinin eşitlikçi, özellikle kadın-erkek eşitliği temelinde net bir politik iradenin bulunmaması olduğunu söyledi.
Politik irade olmadığı sürece bu kanun teklifiyle beraber 100 tane daha kanun yapılsa hiçbir şeyin değişmeyeceğini savunan Aydoğan, "Bugün, kadına karşı birtakım suçların işleniyor olması aslında ceza kanunlarındaki cezaların azlığı, çokluğu meselesinin ötesinde bir şey, cezaların infazıyla alakalı, infaz rejimiyle alakalı, hakim kalitesiyle alakalı, başka konularla alakalı." dedi.
Kanun teklifinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri süren Aydoğan, şunları söyledi:
"Kadını süje tanımı içerisine alıyorsunuz ama suçu 'kadına karşı işlenen suç' tanımının ötesinde, kadına karşı şiddet ya da cinsiyet temelli şiddet tarifinden uzaklaştırıyorsunuz. Aslında getirdiğiniz yer, tamamen kadını iyice zora sokacak bir yasal düzenleme. Yaptıklarınızın hiçbiri de Anayasa'daki eşitlik ilkesine uygun değil. Neden suçun tipi üzerinden değil de failin kimliği üzerinden yol yürüyorsunuz? Esas olması gereken burada kadına karşı şiddet, eril şiddet, erkek şiddeti, eşitlikçi olmayan durum olması gerekmiyor mu? Bu kanun teklifinin neresinde bu var? Hiçbir yerinde yok."
HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise erkek şiddetinin her yerde yaşandığını belirterek, "Mobbingler, kadına yönelik cinsel tacizler, işverenin tacizi, diğer işçilerin tacizi ve binlerce kadın bunları dava konusu yapamıyor, yargılama konusu yapamıyor. Neden? Çünkü siz yargıya taşıdığınızda yargılanan kadın oluyor. Toplum yargılıyor, yetmiyor; kadı yargılıyor, yetmiyor; basın hedef gösteriyor. Basın güya kadına yönelik şiddet haberlerini yapıyor, erkeğin fotoğrafını basacağına kadının fotoğrafını basıyor, herkese kadını teşhir ediyor. Ondan sonra da bize diyorsunuz ki 'Gelin yargıya başvurun.' Nasıl yargıya başvuralım?" değerlendirmesini yaptı.
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, kadına karşı şiddetin sınırları, sınıfları ve sosyal ekonomik statüyü aşan bir sorun olduğuna dikkati çekerek, Avrupa ülkeleri ile diğer gelişmiş ülkelere bakıldığında kadına karşı şiddet rakamlarının çok yüksek olduğunun görüleceğini dile getirdi.
Türkiye'de, mevzuatta yer alan cezai düzenlemelerin ağırlıklı olarak kadına karşı ekonomik, psikolojik veya fiziki şiddetin fiilen ortaya çıkmasından sonraki aşamayı düzenlediğini aktaran Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugün dünyada gelişen olaylar da göstermektedir ki içinde insan faktörünün olduğu kadına yönelik şiddet olaylarında yasal düzenlemelerle tüm önlemlerin alınması mümkün olmamaktadır. Bu bakımdan bir başka çözüm önerisi olarak; insanların kadın hakları konusundaki olumsuz zihniyetini, kadın-erkek eşitliği hususunda hassasiyete dönüştürmek ve bu yönde eğitici, duyarlılık artırıcı adımların atılmasıdır. Toplumun her kesimini aynı düzeyde duyarlılığa ulaştırabilirsek, bu alanda en büyük adımı atmış olabileceğiz."
Kanun teklifi ile kadınlara yönelik hem yaralama, hem de kasten öldürme eylemlerinde cezaların artırılması, tek taraflı ısrarlı takip fiillerinin ayrı bir suç olarak düzenlenmesi gibi pek çok düzenlemenin hayata geçirileceğini anımsatan Öztürk, "Sağlık çalışanlarına yönelik, 'şiddet ve kabul edilemez tutumların' teklif ile katalog suçlar kapsamına alınması çok yerinde olmuştur. Özellikle cerrahi müdahalelerde bulunan doktorlarımızı tazminat baskısından kurtaracak, onların rahat ve güven içerisinde, kendinden emin bir biçimde görev yapmalarını sağlayacak düzenlemelerin teklif metninde yer alması da büyük bir beklentiyi karşılayacaktır." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ise kanun teklifinde kadına karşı işlendiğinde nitelikli hale gelen suçların failine yönelik bir açıklama getirilmediğini savundu.
Partisi tarafından hazırlanan Birleştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ilkelerinde kadına karşı şiddet suçunun açıkça anlatıldığını aktaran Erel, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini eleştirdi.
Kanun teklifiyle kadına ve sağlık çalışanlarına karşı şiddet sorunun ortadan kaldırılması konusunda etkili ve kararlı bir çözüm iradesinin olmadığını ileri süren Erel, "Teklif genel olarak değerlendirildiğinde kadına yönelik şiddeti önlemenin felsefesine ters düştüğü izlenimi uyandırmaktadır. Kadına şiddeti ölüm sonrası olarak değerlendiren bu zihniyet, vatandaşa büyük işler yapıyorum havasında algı yönetimi yapmaktadır." diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, toplumun her kesiminin kadına yönelik şiddetle mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
Kanun teklifi ile kadına yönelik şiddeti önleme konusunda yeni adımlar atılacağını dile getiren Gözgeç, "AK Parti olarak şiddete uğrayan tek bir kadın kalmayıncaya kadar şiddetin her türlüsü ile mücadelede kararlıyız." dedi.
Kadına karşı şiddetle mücadelede tüm siyasi partilerin daha duyarlı ve samimi olması gerektiğini kaydeden Gözgeç, "Geçtiğimiz gün Muğla CHP gençlik örgütünden sorumlu il başkan yardımcısı trafikte iki çocuk annesi kadını darp etti. Bu konuda CHP ne yaptı?" diye sordu.
TBMM Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık ise AK Parti'nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çok önemli düzenlemeler yaptığına dikkati çekti.
Kanun teklifinin kadına yönelik şiddeti önlemede çok önemli bir adım olduğuna işaret eden Çalık, "Bu teklifin, kadına yönelik şiddetle mücadelede cezasızlık algısını ortadan kaldıracak çok önemli bir teklif olduğunu düşünüyorum." dedi.
"Bergen" filminin gösterimde olduğunu anımsatarak, Bergen ismiyle tanınan sanatçı Belgin Sarılmışer'in hayatına ilişkin Çalık, "Bergen'in öldürülmesi nedeniyle yürütülen yargılama sonucunda takdir indirimi uygulanmış. 1991'de bu süreç maktul Bergen ile sanık arasında yaşanan tartışma ve ölümle sonuçlanan süreç maalesef takdir indirimi uygulamak suretiyle 15 yıl ağır hapis cezası verilmiş. İyi hal indiriminin sadece Bergen üzerinden bizde yarattığı travmayı söylemek için ifade ediyorum." diye konuştu.
"Hiçbir şey yapılmadı. 20 yıldır kadının statüsü yok, şiddet görüyor. İstatistikler tutulmadı." eleştirilerinin geldiğini aktaran Çalık, "Yıllardır istatistikler tutulmadığı için elimizde veriler yok. Şimdi istatistikler tutulmaya başlandığı için kadın cinayetleri de, şiddete maruz kalan kadınların sayıları da... Komisyonumuzda istatistiklerin yapılması, analizlerin yapılması, değerlendirilmesiyle alakalı da önerilerimiz var." ifadelerini kullandı.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Bahattin Azizağaoğlu, görüşmeler sırasında gündeme getirilen TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz cinayetine ilişkin şunları kaydetti:
"TRT sanatçısı merhum hanımefendinin dosyası son günlerde basında çok konuşuldu. Dosyada haksız tahrik söz konusu değil. Maalesef hanımefendiyi bir kişi evlilik teklifi kabul edilmeyince bıçakla öldürdü. Savcılık, iddianamesini 'tasarlayarak adam öldürme' olarak hazırladı. Benim şahsi kanaatimi soracak olursanız bana göre de 'tasarlama.' Genel mahkeme buna 'tasarlama' dedi. Birinci ceza dairesi de 'tasarlama yoktur' dedi. Hukukta çünkü tasarlamanın son derece ağır şartları var. Biz Yargıtay Başsavcılığı heyeti olarak "olağan üstü itirazı" kullanarak Ceza Genel Kuruluna itiraz ettik. Orada da 14 yüksek yargıç dedi ki 'tasarlama yoktur.' Hukuk böyle kendi mecrasında işledi. Başsavcılık görevini yaptı, Ceza Genel Kurulu da takdirine göre uzun bir müzakere sonucunda kararını verdi. Bundan sonra yapacak bir şey yok. Birkaç konuşmacının sözünde geçti, 'Yargıya güven düşük.' Biz yüzde 50 üzerinden değerlendiriyoruz."
Adalet Komisyonunda, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini ilişkin düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Teklife göre, Türk Ceza Kanunu'ndaki takdiri indirim nedenleri sınırlandırılacak. Failin pişmanlık içermeyen davranışları, takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmeyecek.
Failin salt indirim almaya yönelik kılık ve kıyafetine özen göstermesi, takım elbise giymesi, kravat takması gibi duruşmadaki şekli tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmayacak. Takdiri indirim uygulanması halinde ise gerekçeleri kararda mutlaka gösterilecek.
Kadına karşı şiddetle daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence ve eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezası artırılacak.
Kasten öldürme suçunun kadına karşı işlenmesi hali bu suçun nitelikli halleri arasına alınacak. Kasten öldürme suçunda ceza müebbet iken bu suçun kadına karşı işlenmesi halinde verilecek ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse çıkarılacak.
Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek kasten yaralama suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı 4 aydan 6 ay hapse yükseltilecek.
İşkence suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın 3 yıl olan alt sınırı 5 yıl hapse çıkarılacak.
Eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın 2 yıl olan alt sınırı 2 yıl 6 ay hapse yükseltilecek.
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle işlenen tehdit suçunun mağdurunun kadın olması halinde cezanın 6 ay olan alt sınırı 9 ay hapse çıkarılacak.
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunun konusunun sağlık hizmetleri olması durumunda verilecek ceza altıda biri oranına kadar artırılacak.
Israrlı takip olarak nitelendirilen fiiller müstakil bir suç haline getirilecek. Israrlı bir şekilde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Israrlı takip suçunun, çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi; mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması; hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi halinde faile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olacak.
Teklifle kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu ile sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçları tutuklamaya ilişkin katalog suçlar arasına alınacak.
Kasten yaralama suçunun, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi ya da canavarca hisle işlenmesi halleri de katalog suç olacak.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Mağdur ile şikayetçinin hakları" başlıklı maddesinde değişiklik yapılacak. Düzenlemeyle, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçu ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçları madde kapsamına dahil edilecek. Böylelikle soruşturma ve kovuşturma evrelerinde özellikle şiddet mağduru kadınların, istemleri halinde baro tarafından görevlendirilecek avukatın hukuki yardım ve desteğinden ücretsiz şekilde faydalanmaları sağlanacak ve hak arama yollarını etkin bir şekilde kullanabilmelerine imkan tanınacak.
Israrlı takip suçunda uzlaştırma hükümleri uygulanmayacak.
Teklife göre, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacak. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilecek. Kurul, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilecek.
Kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından 1 yıl içinde karar verilecek.
Teklifle ayrıca Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun üyeleri ve karar alma süreçleri de düzenlenecek.
Bu düzenleme haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmayacak ve soruşturma veya kovuşturmalara devam edilecek.
Kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurması için davacıya iki aylık süre verilecek. Başvuru yapılmaması halinde dava usulden reddedilecek.
Kadınların hak kazanımlarının hızlanması, toplumsal statülerinin güçlenmesi ve görünürlük kazanmaları, kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi amacıyla pek çok düzenleme yaptıklarını belirten Çam, uluslararası ve ulusal düzeyde alınan tedbirlere rağmen kadına şiddetin devam ettiğini söyledi.
Türkiye'de kadına şiddetin tamamen ortadan kaldırılması için birçok önlem alındığını anlatan Çam, "Yapılan bu düzenlemeler, ulusal eylem planları ve hayata geçirilen uygulamalar, kadına karşı her türlü ayırımcılığa karşı duruşumuzun ve şiddet eylemlerine karşı hassasiyetimizin önemli bir göstergesidir." dedi.
Çam, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ise etkili hasta bakım hizmeti verilebilmesini de tehdit eden çok önemli etmen olduğunu ifade ederek, bu konuda alınan önlemlere değindi.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücadelede önleyici hukuk sistemlerinin geliştirilmesinin yanı sıra cezai düzenlemelerin yapılmasının önemli olduğuna dikkati çeken Çam, şunları kaydetti:
"Bütün sağlık meslek mensuplarının korunması, karşı karşıya kaldıkları risklerin kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması, böylece insanlarımızın sağlık hizmetlerinden düzenli olarak faydalanabilmelerini temin etmek gayesiyle bu kanun teklifini hazırlamış bulunmaktayız. Aslında yapılan bu düzenlemeler ve hayata geçirilen uygulamalar, hem kadına hem de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerine karşı hassasiyetimizin önemli bir göstergesidir. AK Parti grubu olarak, önemli düzenlemeler içeren bu teklifi hazırlarken, milletimizin hassasiyetlerini en üst düzeyde dikkate alarak çalışmalarımızı titizlikle yürüttük."
CHP milletvekillerinin, Anayasa'ya aykırılık önergesinin kabul edilmemesinin ardından teklifin geneli üzerindeki görüşmelere geçildi.
Adalet Komisyonunda, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini ilişkin düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Türkiye'nin ana sorunlarından birinin eşitlikçi, özellikle kadın-erkek eşitliği temelinde net bir politik iradenin bulunmaması olduğunu söyledi.
Politik irade olmadığı sürece bu kanun teklifiyle beraber 100 tane daha kanun yapılsa hiçbir şeyin değişmeyeceğini savunan Aydoğan, "Bugün, kadına karşı birtakım suçların işleniyor olması aslında ceza kanunlarındaki cezaların azlığı, çokluğu meselesinin ötesinde bir şey, cezaların infazıyla alakalı, infaz rejimiyle alakalı, hakim kalitesiyle alakalı, başka konularla alakalı." dedi.
Kanun teklifinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri süren Aydoğan, şunları söyledi:
"Kadını süje tanımı içerisine alıyorsunuz ama suçu 'kadına karşı işlenen suç' tanımının ötesinde, kadına karşı şiddet ya da cinsiyet temelli şiddet tarifinden uzaklaştırıyorsunuz. Aslında getirdiğiniz yer, tamamen kadını iyice zora sokacak bir yasal düzenleme. Yaptıklarınızın hiçbiri de Anayasa'daki eşitlik ilkesine uygun değil. Neden suçun tipi üzerinden değil de failin kimliği üzerinden yol yürüyorsunuz? Esas olması gereken burada kadına karşı şiddet, eril şiddet, erkek şiddeti, eşitlikçi olmayan durum olması gerekmiyor mu? Bu kanun teklifinin neresinde bu var? Hiçbir yerinde yok."
HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise erkek şiddetinin her yerde yaşandığını belirterek, "Mobbingler, kadına yönelik cinsel tacizler, işverenin tacizi, diğer işçilerin tacizi ve binlerce kadın bunları dava konusu yapamıyor, yargılama konusu yapamıyor. Neden? Çünkü siz yargıya taşıdığınızda yargılanan kadın oluyor. Toplum yargılıyor, yetmiyor; kadı yargılıyor, yetmiyor; basın hedef gösteriyor. Basın güya kadına yönelik şiddet haberlerini yapıyor, erkeğin fotoğrafını basacağına kadının fotoğrafını basıyor, herkese kadını teşhir ediyor. Ondan sonra da bize diyorsunuz ki 'Gelin yargıya başvurun.' Nasıl yargıya başvuralım?" değerlendirmesini yaptı.
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, kadına karşı şiddetin sınırları, sınıfları ve sosyal ekonomik statüyü aşan bir sorun olduğuna dikkati çekerek, Avrupa ülkeleri ile diğer gelişmiş ülkelere bakıldığında kadına karşı şiddet rakamlarının çok yüksek olduğunun görüleceğini dile getirdi.
Türkiye'de, mevzuatta yer alan cezai düzenlemelerin ağırlıklı olarak kadına karşı ekonomik, psikolojik veya fiziki şiddetin fiilen ortaya çıkmasından sonraki aşamayı düzenlediğini aktaran Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugün dünyada gelişen olaylar da göstermektedir ki içinde insan faktörünün olduğu kadına yönelik şiddet olaylarında yasal düzenlemelerle tüm önlemlerin alınması mümkün olmamaktadır. Bu bakımdan bir başka çözüm önerisi olarak; insanların kadın hakları konusundaki olumsuz zihniyetini, kadın-erkek eşitliği hususunda hassasiyete dönüştürmek ve bu yönde eğitici, duyarlılık artırıcı adımların atılmasıdır. Toplumun her kesimini aynı düzeyde duyarlılığa ulaştırabilirsek, bu alanda en büyük adımı atmış olabileceğiz."
Kanun teklifi ile kadınlara yönelik hem yaralama, hem de kasten öldürme eylemlerinde cezaların artırılması, tek taraflı ısrarlı takip fiillerinin ayrı bir suç olarak düzenlenmesi gibi pek çok düzenlemenin hayata geçirileceğini anımsatan Öztürk, "Sağlık çalışanlarına yönelik, 'şiddet ve kabul edilemez tutumların' teklif ile katalog suçlar kapsamına alınması çok yerinde olmuştur. Özellikle cerrahi müdahalelerde bulunan doktorlarımızı tazminat baskısından kurtaracak, onların rahat ve güven içerisinde, kendinden emin bir biçimde görev yapmalarını sağlayacak düzenlemelerin teklif metninde yer alması da büyük bir beklentiyi karşılayacaktır." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ise kanun teklifinde kadına karşı işlendiğinde nitelikli hale gelen suçların failine yönelik bir açıklama getirilmediğini savundu.
Partisi tarafından hazırlanan Birleştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ilkelerinde kadına karşı şiddet suçunun açıkça anlatıldığını aktaran Erel, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini eleştirdi.
Kanun teklifiyle kadına ve sağlık çalışanlarına karşı şiddet sorunun ortadan kaldırılması konusunda etkili ve kararlı bir çözüm iradesinin olmadığını ileri süren Erel, "Teklif genel olarak değerlendirildiğinde kadına yönelik şiddeti önlemenin felsefesine ters düştüğü izlenimi uyandırmaktadır. Kadına şiddeti ölüm sonrası olarak değerlendiren bu zihniyet, vatandaşa büyük işler yapıyorum havasında algı yönetimi yapmaktadır." diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, toplumun her kesiminin kadına yönelik şiddetle mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
Kanun teklifi ile kadına yönelik şiddeti önleme konusunda yeni adımlar atılacağını dile getiren Gözgeç, "AK Parti olarak şiddete uğrayan tek bir kadın kalmayıncaya kadar şiddetin her türlüsü ile mücadelede kararlıyız." dedi.
Kadına karşı şiddetle mücadelede tüm siyasi partilerin daha duyarlı ve samimi olması gerektiğini kaydeden Gözgeç, "Geçtiğimiz gün Muğla CHP gençlik örgütünden sorumlu il başkan yardımcısı trafikte iki çocuk annesi kadını darp etti. Bu konuda CHP ne yaptı?" diye sordu.
TBMM Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık ise AK Parti'nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çok önemli düzenlemeler yaptığına dikkati çekti.
Kanun teklifinin kadına yönelik şiddeti önlemede çok önemli bir adım olduğuna işaret eden Çalık, "Bu teklifin, kadına yönelik şiddetle mücadelede cezasızlık algısını ortadan kaldıracak çok önemli bir teklif olduğunu düşünüyorum." dedi.
"Bergen" filminin gösterimde olduğunu anımsatarak, Bergen ismiyle tanınan sanatçı Belgin Sarılmışer'in hayatına ilişkin Çalık, "Bergen'in öldürülmesi nedeniyle yürütülen yargılama sonucunda takdir indirimi uygulanmış. 1991'de bu süreç maktul Bergen ile sanık arasında yaşanan tartışma ve ölümle sonuçlanan süreç maalesef takdir indirimi uygulamak suretiyle 15 yıl ağır hapis cezası verilmiş. İyi hal indiriminin sadece Bergen üzerinden bizde yarattığı travmayı söylemek için ifade ediyorum." diye konuştu.
"Hiçbir şey yapılmadı. 20 yıldır kadının statüsü yok, şiddet görüyor. İstatistikler tutulmadı." eleştirilerinin geldiğini aktaran Çalık, "Yıllardır istatistikler tutulmadığı için elimizde veriler yok. Şimdi istatistikler tutulmaya başlandığı için kadın cinayetleri de, şiddete maruz kalan kadınların sayıları da... Komisyonumuzda istatistiklerin yapılması, analizlerin yapılması, değerlendirilmesiyle alakalı da önerilerimiz var." ifadelerini kullandı.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Bahattin Azizağaoğlu, görüşmeler sırasında gündeme getirilen TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz cinayetine ilişkin şunları kaydetti:
"TRT sanatçısı merhum hanımefendinin dosyası son günlerde basında çok konuşuldu. Dosyada haksız tahrik söz konusu değil. Maalesef hanımefendiyi bir kişi evlilik teklifi kabul edilmeyince bıçakla öldürdü. Savcılık, iddianamesini 'tasarlayarak adam öldürme' olarak hazırladı. Benim şahsi kanaatimi soracak olursanız bana göre de 'tasarlama.' Genel mahkeme buna 'tasarlama' dedi. Birinci ceza dairesi de 'tasarlama yoktur' dedi. Hukukta çünkü tasarlamanın son derece ağır şartları var. Biz Yargıtay Başsavcılığı heyeti olarak "olağan üstü itirazı" kullanarak Ceza Genel Kuruluna itiraz ettik. Orada da 14 yüksek yargıç dedi ki 'tasarlama yoktur.' Hukuk böyle kendi mecrasında işledi. Başsavcılık görevini yaptı, Ceza Genel Kurulu da takdirine göre uzun bir müzakere sonucunda kararını verdi. Bundan sonra yapacak bir şey yok. Birkaç konuşmacının sözünde geçti, 'Yargıya güven düşük.' Biz yüzde 50 üzerinden değerlendiriyoruz."
Adalet Komisyonunda, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini ilişkin düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Teklife göre, Türk Ceza Kanunu'ndaki takdiri indirim nedenleri sınırlandırılacak. Failin pişmanlık içermeyen davranışları, takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmeyecek.
Failin salt indirim almaya yönelik kılık ve kıyafetine özen göstermesi, takım elbise giymesi, kravat takması gibi duruşmadaki şekli tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmayacak. Takdiri indirim uygulanması halinde ise gerekçeleri kararda mutlaka gösterilecek.
Kadına karşı şiddetle daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence ve eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezası artırılacak.
Kasten öldürme suçunun kadına karşı işlenmesi hali bu suçun nitelikli halleri arasına alınacak. Kasten öldürme suçunda ceza müebbet iken bu suçun kadına karşı işlenmesi halinde verilecek ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse çıkarılacak.
Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek kasten yaralama suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı 4 aydan 6 ay hapse yükseltilecek.
İşkence suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın 3 yıl olan alt sınırı 5 yıl hapse çıkarılacak.
Eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın 2 yıl olan alt sınırı 2 yıl 6 ay hapse yükseltilecek.
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle işlenen tehdit suçunun mağdurunun kadın olması halinde cezanın 6 ay olan alt sınırı 9 ay hapse çıkarılacak.
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunun konusunun sağlık hizmetleri olması durumunda verilecek ceza altıda biri oranına kadar artırılacak.
Israrlı takip olarak nitelendirilen fiiller müstakil bir suç haline getirilecek. Israrlı bir şekilde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Israrlı takip suçunun, çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi; mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması; hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi halinde faile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olacak.
Teklifle kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu ile sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçları tutuklamaya ilişkin katalog suçlar arasına alınacak.
Kasten yaralama suçunun, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi ya da canavarca hisle işlenmesi halleri de katalog suç olacak.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Mağdur ile şikayetçinin hakları" başlıklı maddesinde değişiklik yapılacak. Düzenlemeyle, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçu ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçları madde kapsamına dahil edilecek. Böylelikle soruşturma ve kovuşturma evrelerinde özellikle şiddet mağduru kadınların, istemleri halinde baro tarafından görevlendirilecek avukatın hukuki yardım ve desteğinden ücretsiz şekilde faydalanmaları sağlanacak ve hak arama yollarını etkin bir şekilde kullanabilmelerine imkan tanınacak.
Israrlı takip suçunda uzlaştırma hükümleri uygulanmayacak.
Teklife göre, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacak. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilecek. Kurul, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilecek.
Kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından 1 yıl içinde karar verilecek.
Teklifle ayrıca Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun üyeleri ve karar alma süreçleri de düzenlenecek.
Bu düzenleme haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmayacak ve soruşturma veya kovuşturmalara devam edilecek.
Kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurması için davacıya iki aylık süre verilecek. Başvuru yapılmaması halinde dava usulden reddedilecek.
