2013-01-24 - 11:48
CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, dövizle konut kredisi kullananların zarara uğradıklarını söyleyerek" 2008' de ortalama 100 bin TL kredi çeken vatandaş 55 ay taksit ödemesine rağmen kalan anapara borcu 130 bin TL'dir." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, dövizle konut kredisi kullananların zarara uğradıklarını söyleyerek" 2008' de ortalama 100 bin TL kredi çeken vatandaş 55 ay taksit ödemesine rağmen kalan anapara borcu 130 bin TL'dir." dedi.
Aksünger, konut sahiplerinin ipotekli konut kredilerini ödeyememelerinin, zayıf risk yönetim uygulamaları, derecelendirme kuruluşlarının ipotekli konut finansmanına ilişkin menkul kıymetler hakkında yanlış derecelendirme yapmalarının Uluslararası piyasalarda yaşanan krizin nedenlerinden olduğunu söyledi.
Merkez Bankası'nın Türkiye'de ki bankaları Japonya'nın para politikasını değiştireceğini ve Japon Yeni'nin de yükselişte olacağı konusunda uyardığını ifade eden Aksünger, ancak bazı bankaların global ekonomik krizi öngörerek Japon Yeni (JPY) ve İsviçre Frank'ına (CHF) endeksli konut kredisini vermeye başladığını belirtti.
Bankaların, Japon Yeninin ve İsviçre Frangının istikrarlı bir para birimi olduğunu ve bu kredilerin masraflarının daha düşük olacağını belirterek tüketicileri bu ürüne tahrik, telkin ve ağır teşvikle yönlendirdiğini kaydeden Aksünger, "Bankalar tüketiciyi JPY ve CHF konut kredisi kullanmaya güçlü bir şekilde özendirmişlerdir. Bankaların yönlendirmesi olmadığı takdirde sıradan bir tüketicinin JPY ve CHF ile kredi talep etmesini beklemek gerçekçi olamaz. Tüketicinin bu para birimlerinin riskini doğru değerlendirmesini beklemek mümkün değildir." diye konuştu.
Aksünger sözlerine şöyle devam etti:
"Ayrıca bankalar döviz piyasası da dahil olmak üzere piyasalarda oluşacak tüm riskleri daha iyi öngörerek ve fiyatlayarak her türlü uzmanlık bilgisine ve donanımına sahiptirler. Bankalar JPY ve CHF dalgalanmayı öngöremedilerse tüketicilerin bunu öngörmesini beklemek gerçekçi değildir. Tüketicilerin uğradığı mağduriyet sonucu hükümette önlem almak zorunda kalmış 16 Haziran 2009 tarihli 27260 sayılı resmi gazetede yayınlanan karar ile döviz ve dövize endeksli kredileri yasaklamıştır.
Buna istinaden çeşitli illerde 3000 civarında uyarlama-haksız şart davaları açılmıştır. Bunlardan en önemlisi Denizli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici mahkemesi sıfatıyla) uyarlama davasını kabul etmiş. Tedbir kararı koymuş, borcu TL çeken vatandaşın borcuna eşitleyerek(uyarlayarak) adaleti yerine getirmiştir. Fakat banka avukatlarının Yargıtay 13.Hukuk Dairesine temyiz başvurusu sonucu Yargıtay kararı bozarak uyarlama koşullarının oluşmadığına karar vererek davayı ret etmiştir.
Yargıtay, dünyanın öngöremediği global ekonomik krizi Türk vatandaşının kahin olarak öngörmesi gerektiği kararına vararak bu krizi Türkiye'nin krizi olarak kabul edip vatandaşın ortada olmayan egzotik bir para birimiyle dolandırılmasına müsaade etmiştir.
JPY-CHF deki artış, kredi çekilen 2007 sonundan bu tarihe kadar %137.1 oranında yükselmiştir. 11.03.2011 deki Japonya depremi sonrası Japon Yeni 1.9 seviyelerinden 2.48 seviyelerine kadar yükselmiş USD -JPY seviyesi 2. dünya savaşından beri en düşük seviyelerine gelmiştir.G8 ülkeleriyle Japon Merkez bankasının piyasaya tüm müdahaleleri ne rağmen kuvvetli yen düşmemiştir."
2008' de ortalama 100.000 TL kredi çeken vatandaşın 55 ay taksit ödemesine rağmen kalan anapara borcunun 130 bin TL olduğunu söyleyen Aksünger, "Bu soygunun ta kendisidir. Bunun adı döviz terörüdür." şeklinde konuştu.
Aksünger, "Dövizzedelerin isteği, dünyanın öngöremediği ekonomik kriz ve depremi vatandaşın öngörmesini bekleyen Yargıtay 13. Hukuk dairesinin verdiği kararın kanunla vatandaşın lehine düzenlenmesinin sağlanmasıdır. 5 yıldır yaptıkları ödemelere rağmen artmaya devam eden borçlarının, Türk Lirası kredi çeken vatandaşların durumuna uyarlanmalarını istiyorlar. Bu arkadaşlarımızın evleri haczedilmeden, aileleri dağılmadan, ekmeğinden ve işinden olmadan yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi gerekmektedir." dedi.
M.Fatih Kılıç
