2012-09-19 - 13:20
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ AKİF HAMZAÇEBİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi parlamentoda düzenlediği basın toplantısında son terör olaylarını ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "ulusçuluk" ile ilgili söylemlerini değerlendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi parlamentoda düzenlediği basın toplantısında son terör olaylarını ve Dışişleri Ahmet Davutoğlu'nun "ulusçuluk" ile ilgili söylemlerini değerlendirdi.

"Son 30 yılın en şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı bir süreçte" olduğumuzu ifade eden Hamzaçebi, "dünkü olayların acısı içerisindeyiz, bir taraftan da millet acaba bugün nereden bir şehit haberi gelir diye endişe ile bekliyor" dedi.

"Ankara'da her şehit haberinden sonra bitmeyen güvenlik zirveleri yapılıyor, Sayın Başbakan, Genelkurmay Başkanı ile görüşüyor, MİT müsteşarıyla, ilgili bakanlarla görüşüyor ama bu senaryo aynen yine uygulanmaya devam ediyor, Türkiye şehit haberleriyle her gün karşılaşıyor" şeklinde konuşan Akif Hamzaçebi, "bitmeyen güvenlik zirvelerinden milletin artık umudunu kestiğini" ifade etti.

"Sayın Başbakan eğer bir çözümü var ise bu çözümü açıklıkla ortaya koymalıdır. Telefon görüşmeleri, Obama ile görüşmeler, hükümetin her sıkıştığında Dışişleri Bakanı'nı Irak'a gönderip Barzani ile görüşmeler yapması, bütün bunlar bir oyalamadır" ifadelerine yer veren Hamzaçebi milletin artık bir çözüm beklediğini, terörün bitmesini istediğini vurguladı.

Milletin "moral gücü yüksek bir Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terör örgütü karşısında başarılı olmasını beklediğini, böyle bir başarıyı arzuladığını" belirten Hamzaçebi, "Sayın Başbakan'ın bir çözümü varsa göstermeli, yoksa konuya eğilmeli, gerekli girişimleri, gerekli görüşmeleri, gerekli araştırmaları, çalışmaları yapmalıdır" şeklinde konuştu. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi şunları kaydetti:

"Biz CHP olarak, AKP'nin sürekli olarak özel bir gündemi olduğunu ifade etmiştik. AKP'nin uyguladığı dış politikanın emperyal güçler tarafından biçimlendirildiğini söyledik. AKP'nin uyguladıklarının bağımsız Türk milletinin iradesini, arzularını yansıtan bir dış politikası yoktur. AKP'nin cumhuriyetle, ulus devletle problemi olduğunu ve önüne çıkan her fırsatı cumhuriyetle hesaplaşmak için kullandığını söyledik. AKP'nin Türkiye'yi ayrıştırdığını söyledik. AKP politikalarının Türkiye'yi bölünmeye doğru götürdüğünü söyledik. Biz bunları söylerken bazı çevreler bizi niyet okumakla suçladılar. Ama Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun en son yaptığı açıklamalar, 'ulusçulukla hesaplaşma zamanı gelmiştir' şeklindeki açıklaması AKP'nin niyetinin ne olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Davutoğlu, bugüne kadar Başbakan'ın, hiçbir Bakan'ın söylemediği ölçüde açıklıkla AKP'nin niyetini ortaya koymuştur."

"Davutoğlu akademik kariyeri olan bir kişinin bu açıklamaları bir dil sürçmesi değildir, ağızdan yanlışlıkla çıkmış olan laflar değildir. Ahmet Davutoğlu yeni Türkiye Kürt sorunu nasıl çözecek sorusunda karşılık olarak bu açıklamayı yapmaktadır. Vermiş olduğu cevap, 'ulusçuluk 19. Yüzyıl ideolojisidir, böyle bir ideoloji ile artık 21. Yüzyılda Türkiye hesaplaşmalıdır. Ulusçuluk bir ulus devlete dayanır. Ulus devlet var ise ulusçuluk vardır. Yoksa ulusçuluk yoktur' Sayın Davutoğlu açıklıkla diyor ki ulus devletle hesaplaşma zamanı gelmiştir" şeklinde konuşan Hamzaçebi, Davutoğlu'nun Avrupa ile Türkiye arasında bir değerlendirme yaparak "Avrupa'da ulusçuluk feodalite ile bölünmüş olan Avrupa uluslarını bir araya getirmiş iken Osmanlı İmparatorluğu üzerine kurulmuş olan cumhuriyet Osmanlı'nın ümmet ekseninde birleştirdiği ulusları ayrıştırmıştır" sözlerine yer verdi.

Davutoğlu'nun "ulus devleti tartışmalıyız" sözlerinin "ulus devleti parçalamalıyız" anlamına geleceğini ifade eden Hamzaçebi, "Sayın Davutoğlu bu açıklamalarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturmayı hak etmiyor, o koltuğa yakışmıyor. Bu açıklamalar AKP'nin kürt sorunu ile ilgili çözümünün ne olduğunu açıklıkla ortaya koymuştur" dedi.

Başbakan'ın bugüne kadar "kürt sorunun çözümü ile ilgili olarak hangi projeleri gündeme getirdiğini, hangi adımları attığını hatırlarsak Davutoğlu'nun açıklamalarının tesadüf olmadığını görürüz" diye konuşan Hamzaçebi, "Bugüne kadar önce kürt açılımı, sonra demokratik açılım, daha sonra milli birlik ve kardeşlik projesi adını alan bu projede Habur açılımı vardır. Sınır kaydırmaları yapılacak denmiştir. Yani Türkiye-Irak sınırı savunma açısında oldukça zor bir coğrafyadadır, dağlık olan bölgedeki sınırı daha güneye kaydırmak suretiyle sınır daha rahat kontrol edilecektir demiştir. Zamanın Genelkurmay Başkanı'nın Kandil için söylediği, 'orası BBG evi gibi, her şeyi biliyoruz' şeklindeki açıklaması, profesyonel ordu kanunu, Meclis'ten çıktı ama ortada böyle bir şey yok. Terörle TSK değil Emniyet Güçleri mücadele edecektir açıklaması, güzel şeyler olacak açıklaması, TOKİ sağlam karakol binaları yapacak açıklaması, özel koordinatör uygulaması, insansız hava araçları açıklaması? Bütün bu projelerin çoğu etkili olmamıştır, bir çoğu da gerçekleşmemiştir" ifadelerine yer verdi.

Konunun BDP'li Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına kadar gelmesinin "AKP'nin bu konuda aslında çözümsüz olduğunu gösterdiğini" sözlerine ekleyen Hamzaçebi, "Oslo'da AKP ile PKK arasında varılan mutabakat iki tarafın ifade ettiklerini üçüncü bir garantör ülkenin onlar adına imzalayarak kayıt altına almış olması Sayın Başbakan'ın bütün açıklamalarını geçersiz kılmaktadır" dedi. Başbakan'ın "altında bizim imzamız yok" sözlerinin "bunları AKP ile PKK ile konuşulmuştur, ama imzalanmamıştır" anlamına geldiğini belirten Hamzeçebi, bu mutabakatın "seçimlerden sonra imzalanacağını" iddia etti. Başbakan'ın "bunu açıklayan CHP'yi namertlikle suçladığını" ifade eden Hazmaçebi şunları kaydetti:

"Oslo görüşmelerini iddia ettiğimiz zaman da bizi alçaklıkla suçlamıştı. Sayın Başbakan bu sıfatları bir daha gözden geçirsin, bu sıfatları kimler için kullanması gerektiğini bir daha yeniden değerlendirsin. Öfkeyle karşı tarafa kızmak suretiyle kendi kabahatinizi, kendi suçlarınızı silmeniz mümkün değildir. Buradan BDP'ye de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Terör hiçbir politikanın aracı olarak kullanılamaz. Terörü vasıta alan kimlik politikalarının başarılı olma şansı yoktur. Terörü araç olarak kullanan bütün politikalar milletten dönmeye mahkûmdur. Kürt sorunu veya kimlik sorunu, kimlik politikaları, ismine ne derseniz deyin, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kürtlerin sorunu değil bütün milletin sorunudur. Bütün milletin üzerinde mutabık kalmadığı hiçbir çözümün gerçekleşme şansı yoktur. BDP'nin terörle arasına mesafeyi çok açık bir şekilde koyması gerekir." (13:20)

Banu Doğan