2010-02-03 - 15:50
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, dün TBMM Genel Kurulunda yaşanan olaylardan üzgün ve rahatsız olduklarını belirterek,
yaşananların Meclisin mehabetine (yücelik) yakışmadığını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ, Suat Kılıç, Ayşe Nur
Bahçekapılı, Nurettin Canikli ve Mustafa Elitaş, dün Mecliste yaşanan olaylarla
ilgili basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısında konuşan Bozdağ, toplantıyı, ''kamuoyunu doğru
bilgilendirmek'' için düzenlediklerini ifade ederek, ''Dün yaşanan olaylardan
dolayı üzgünüz, rahatsızız, TBMM'de böyle görüntülerin olması Meclisin mehabetine
yakışmamıştır'' dedi.
Görüşmelerin İçtüzük'te belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde
yürütülmesine bütün partilerin özen göstermesi gerektiğine işaret eden Bozdağ,
kendilerinin buna dikkat ettiklerini söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkındaki gensoru
önergesinin görüşmeleri normal seyrinde devam ederken, MHP Kırıkkale Milletvekili
Osman Durmuş'un, ''... Beyaz gömlekli doktorlar yok mu? Nejat Uygur'u ziyaret
etmek isteyen Hanımefendiye 'Gülhane'ye gelmeyin' demişler. Sizi beyaz
gömlekliler sizi... 3-5 kuruşu görünce kendinizi ne sanıyorsunuz? Peygamber
olarak anılan bir başbakanın eşini nasıl kabul etmezsiniz? 3-5 kuruş paranıza mı
güveniyorsunuz? Sizin muayenehanenizi kapatayım da bir görün...'' sözlerini
hatırlattı.
''Sayın Durmuş bu konuşmasıyla Peygamber Efendimize dil uzatmıştır''
diyen Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İslam Peygamberi son peygamberdir ve O'nu insanlarla kıyaslamak
suretiyle ve bir takım benzetmeleri kullanmak suretiyle Peygamber Efendimize,
bütün Müslümanlara ve İslama bizim açımızdan, bizim görüşümüze göre, dil
uzatmıştır. O nedenle Sayın Osman Durmuş, dil uzatması nedeniyle herkesten çıkıp
özür dilemelidir. Bütün Müslümanlardan özür dilemesi lazım. Siyaseten de olsa
böyle bir ifadeyi Müslüman bir kimsenin kullanması doğru değildir. Yakışır bir
şey değildir. Bunu kınıyoruz.
İkinci konu ise burada başörtüsüne de dil uzatılmıştır. Adeta oradaki
başını örten insanlar da bir nevi aşağılanmıştır. Onlar da bu dil uzatmadan
nasibini almıştır. Bu da kamuoyunu ve herkesi rencide eden bir başka yaklaşım
olmuştur.
Üçüncüsü ise Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve AK Parti Meclis Grubu
Başkanı, Başbakanımızın eşine dil uzatmıştır. Genel Kurul görüşmeleri yapılıyor
ve o görüşmede konuşmacılardan biri, bir grup başkanının ve Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanının eşine dil uzatıyor. Siyasetin seviyesini bu kadar düşürmek hiç
kimseye kazandırmaz. Dil uzatıyor ve bunu kendince bir siyaset anlayışıyla ortaya
koyuyor. Kişilerin ailesine saldırmak hangi ahlaka sığar? Sizi veya eşinizi
diline dolayıp, siyaset yapıyormuş edasıyla konuşmak kimin ahlakını yükseltir? Ne
kazandırır? Böylesi bir yaklaşım milletvekillerini tahrik etmiştir.
Buradan bir kez daha söylüyorum; Ne Sayın Başbakanımızın muhterem eşi
Hanımefendiye ne de herhangi bir insanımızın eşine hiç kimsenin ama hiç kimsenin
dil uzatmaya, diline dolamaya, hakaret etmeye, siyasetine alet etmeye hakkı
vardır. Böyle bir şey yapmak haddine de değildir. Hele hele Osman Durmuş'un hiç
haddine değildir. Bu Meclis böylesi bir ahlaki seviyeyi kaldıracak bir yer
değildir.''
GATA
Bozdağ, GATA'da yaşanan olaylar ilgili konuşurken de ''Elinizi
vicdanınıza koyun, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanının muhterem eşi, bir hasta
ziyaretine gitmek istiyor ve hasta ziyaretine başı örtülü olduğu gerekçesiyle
alınmadığı bildiriliyor. Böyle bir olay karşısında bu olay meşruymuş gibi, bu
olayı doğruymuş gibi gösterecek bir yaklaşım içine girmek ne kadar siyaseten,
insanen, vicdanen doğru?'' sorusunu yöneltti. Bozdağ, şunları kaydetti:
''Burada kınanması gereken şeylerden bir tanesi de GATA'da yaşanan bu
çağdışı uygulamanın ve çağın gerisinde kalan zihniyeti kınamaktır. Onu yapması
gerekirken, adeta bu uygulamayı meşrulaştırarak, oradan da bir başka türlü
tahrikin içine girmiştir. Bu da büyük bir yanlıştır. Bu söyledikleri şeyler
yenilir yutulur şeyler değildir.
Sayın Başbakanımızın kendisine ve muhterem Hanımefendiye yönelik
saldırılar karşısında bir insan olarak, bir Başbakan olarak, bir Grup Başkanı
olarak, tepki vermemesi, konuşmaması düşünülebilir mi? Sizin eşinize ve sizin
şahsınıza dönük büyük bir iftira ve dil uzatması var, böylesi bir saygısızlık
karşısında Sayın Başbakanın kalkıp buna cevap vermesi gayet normaldir. Ama bu
cevaba da tahammül edilmedi, dinlenmedi. Ve orada Sayın Başbakanımıza dönük
saldırılar ve bir takım hareketler olunca milletvekili arkadaşlarımızın
Başbakanımızın etrafına doğru gittiler. Hiçbirisi MHP Grubunun üzerine doğru
gitmedi. Bir koruma maksadıyla gittiler. Orada tahrikler, hareketler, MHP
grubundan AK Parti grubuna dönük hareketler, birbirini tetikledi.
Bu olaylar sırasında Meclis İdare Amiri Konya Milletvekili Orhan Erdem
olaylara müdahale etmiştir ama MHP milletvekillerinin yumruklarıyla ve
tekmeleriyle maalesef darp edilmiştir. Sayın milletvekilimizin gözlüğü
parçalanmıştır ve gözlüğünün camlarıyla darp izleri oluşmuştur. Hastanede tedavi
görmektedir. Öte yandan Bursa Milletvekili Ali Koyuncu da bu fiziki müdahaleler
sonucunda rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştır, tedavi görmektedir. Ordu
Milletvekilimiz Eyüp Fatsa da olayları engellemek için uğraşırken, parmağı
kanamıştır. Bütün bu olaylar alkışlanacak olaylar değil. Kınanacak, yanlış
olaylardır. ''
BAHÇELİ'NİN KORUMASI HAKKINDAKİ TUTANAK
Genel Kurul dışında kuliste de bazı olayların yaşandığını anlatan Bozdağ,
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin korumasının kulisteki Genel Kurul kapısından
ayrılmamakta direndiği, kendisini uyaran emniyet müdürlerine hakaret ve küfür
içeren sözler sarf ettiğini söyledi ve bu konuda tutulan tutanağın bir bölümünü
okudu.
Bozdağ, ''MHP milletvekilleri Genel Kurulda İdare Amirini yumruklarken,
dışarıda da Sayın Bahçeli'nin korumaları Genel Kurula müdahale etmek için
kapıları zorlar gibi yapıyor'' dedi.
Yaşananların kendilerine MHP'nin geçmişini de hatırlattığını anlatan
Bozdağ, 2001 yılında DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun Genel
Kurulda yaşanan olaylar sonucu hayatını kaybettiğini ve dönemin MHP Milletvekili
Cahit Tekelioğlu'nun 15 ay hapis cezası aldığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı seçimi döneminde ''töre mağduru MHP'li Sadi Somuncuoğlu'na
yapılan saldırıları'' da anlatan Bozdağ, konulara ilişkin gazete haberlerini
gösterdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin olaylar olurken, millletvekillerine ve grup
başkanvekillerine müdahale etmediğini, ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı konuşuyor,
devlet terbiyemiz buna müsaade etmez'' demesi gerektiğini belirten Bozdağ,
Bahçeli'nin en ufak bir girişimde bulunmamasından üzüntü duyduklarını ifade
etti.
SORULAR
Bozdağ, gazetecilerin sorularını yanıtlarken de ''peygamber'' benzetmesi
yaptığı iddia edilen partili hakkında araştırma başlattıklarını bildirdi. Bozdağ,
Başbakan Erdoğan'ın ''bizim partimizde böyle bir adam barınamaz'' dediğini
hatırlatarak, ''Bu konunun takipçisiyiz. Eğer böyle bir cümle sarf ettiyse AK
Parti çatısı altında siyaset yaptırmayız, partide de barındırmayız.
Araştırıyoruz. Bu lafı kim söylerse söylesin, ister Cumhurbaşkanı, ister
Başbakan, ister Meclis Başkanı söylesin... Kim olursa olsun. Bu lafı söyleyen
kişi bizim tarafımızdan hiç bir zaman ödüllendirilmez. Eğer, yanlışlık varsa onun
gereğini derhal yapacağız. Parti olarak gerekli çalışmalar başlatılmıştır'' diye
konuştu.
AK Parti milletvekillerinin, MHP'lilerce darp edildiklerini
söylediklerini aktaran Bozdağ, konuyla ilgili Meclis TV kayıtlarının ve
fotoğrafların incelendiğini söyledi.
Bekir Bozdağ, gazetecilerden Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu'nun
yönettiği birleşimlerin incelenmesini isteyerek, ''kararı siz verin'' dedi.
ELİTAŞ
Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da ''Meclis Başkanvekili Güldal
Mumcu'nun üzerine yürüdüğü'' iddialarının sorulması üzerine, şunları söyledi:
''Orada üç kişiydik. Sayın Mumcu, Giresun Milletvekili Murat Özkan ve
ben. Bir Grup Başkanvekili olarak, Meclisin hakkıyla, adil bir şekilde
yönetilmesi için Sayın Mumcu'yu İçtüzüğü uygulamaya davet ettim. Grup
Başkanvekilimiz Ayşe Nur Bahçekapılı'nın konuşmasına müdahale etmesini
hatırlatarak, İçtüzüğe uymaya ve bir CHP militanı gibi davranmamaya davet etmek
görevim vardı o görevi yerine getirdim. Partizanca bu görevi yapmaması
gerektiğini ifade ettim.
Sayın Mumcu da 'Ben istediğim yönetirim. Bana kimse karışamaz,
Başkanvekiliyim' dedi. Ben de 'İçtüzüğe bağlı hareket etmek zorundasınız, hiç
kimse istediği gibi davranma hakkına sahip değildir' diye grup başkanvekili
olarak uyarı görevimi yerine getirdim. Grup Başkanvekilleri, Meclis
Başkanvekiliyle her zaman görüşebilir. Ben hakkımı kullandım
Güldal Hanımefendi mi söylüyor bir başkası mı üzerime yürüdü diye...
Başkası söylüyorsa, iki kişinin konuştuğu şeyi saptırmak hiç kimseye yakışmaz.
Ben sadece AK Parti Grubunun hakkını korumak için Meclis Başkanvekili tarafsız
olmaya davet ettim. 'Gerilim oluyor, lütfen buna yol açmayın' dedim. Üzerine
yürüdüğümle ilgili söylenenler tamamen yalandır.'' (15:50)
