2012-07-12 - 13:00
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında HSYK'nın atama kararnamesini değerlendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında HSYK'nın atama kararnamesini değerlendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Tarhan, İktidarın, kendini korumak için ayrıca bir özel mahkeme daha kurduğunu öne sürdü ve "AK Partili belediyelerin ''yolsuzluklarına'' dokunmaya başlanacağının anlaşılması üzerine iktidar kendisine bir koruma zırhı hazırlamak istemiştir." dedi
CHP'li Tarhan," Faşizan uygulamaları ile hangi değerlere bağlı oldukları ayan beyan ortada olan iktidarla, katillere destek veren ve bu önergeyi hazırlayan ruh ikizi odaklar gerekli yerlere gerekli mesajları da vermişlerdir. Yasamanın da, Yürütmenin de şimdi artık Yargının da patronu olan Baş kadısı olan Erdoğan, hangi pazarlıklar sonucu bilinmez Bahçelievler katliamcılarını sokağa saldı. Ancak görünen o ki bu pazarlıkların yeni Özel Yetkili Mahkemelerin kadrolaşmasına da yansıdığı açık ve net anlaşılmaktadır." dedi
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Özel Yetkili Mahkemelerde atamaların jet hızıyla yapıldığını biliyoruz. HSYK'nın dün itibarı ile atama kararnamesi yayımlandı. Buna ilişkin değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Pazarlıklar sonucunda son gelişmeleri yakından izlediğimizde şunu gördük; Cemaate ihale edilen Ergenekon, Balyoz ve KCK için cemaatin Özel Yetkili Mahkemeleri muhafaza edildi.
Ancak özellikle AK Partili Belediyelere de yolsuzluklara da dokunmaya başlayacağı ve AK Parti yandaşlarına kamu ihale soruşturmasından sonra korku yaratan uygulamaları nedeniyle AK Parti kendisine bir koruma zırhı hazırlamak istedi. Adaletin kılıcı iktidar tarafından ele geçirildi ve sallanmaya başlandı. Aslında yanlışlıkla da kendisini kesme ihtimalide bulunmaktadır.
Çünkü bu ihtimali biz MİT olayında gördük. MİT olayında kılıç tam iktidarı kesecekti ki iktidar buna müdahale etti ve bu müdahale devlet için kurşun atmayı da kutsayan yeni bir dönemin habercisi oldu. "ÖYM'lerin görevi sadece muhalifleri ezmek ama beni korumaktır." dedi.
Ancak cemaat karşı çıkınca cemaat yetkisindeki mahkemeleri muhalifleri ezmek görevini sürdürmek için muhafaza etti. Kendisini korumak için ayrıca bir ÖYM daha kurdu. Özellikle iktidar belediyelerinde meydana gelen yolsuzluklara hukuk kılıfı yaratmak için, çeteye dokunulmazlık hakkı vermek için böyle bir mahkeme yapılandırılmasına gidildi.
Toplumda ve Avrupa dada ÖYM'lerin eleştirildiği bir dönemde aslına bakarsanız tamda zamanıydı ve böylece bir taşla iki kuş vurulmuş oldu. Şimdi yeni HSYK atamalarına baktığımızda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkıyor. Atamaların cemaatten çok AK Parti iktidarına yakın kişiler oldukları kulis bilgileri arasında.
Baş kadısı başbakan olan AK Partinin ÖYM'leri hayırlı olsun. Baş kadısı başbakan olan bir yargımız var. Yargının geldiği bu durum itibarı ile kim içerde, kim dışarda bir bakalım diyorum. İçerde olanlar yapılmamış sözde darbelerin sözde sanıkları, iktidarın antidemokratik uygulamalarını eleştiren gazeteciler ve milletvekilleri. Savaş isteyen bir iktidarın ordusunun savaş istemeyen generalleri, demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan ve yaşam hakkından yana olanlar içerdekiler.
Dışardakiler ise Sivas ve Hizbullah canileri, 42 milyon Euro'yu buharlaştırdığı iddia edilen Deniz Feneri sanıkları, Bahçelievler katliamcıları, Uludere'nin hayalet sorumluları, 12 Eylül faşist darbesinin planlayıcıları, uygulayıcıları ve işkenceci katilleri dışarda ve hatta Marmaris'te resim yapıyorlar. Uğur Mumcu, Gümüşhane eski Baro Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin, Türkan Saylan, İlhan Selçuk, Kuddisi Okkır, Kaşif Kozinoğlu, Hrant Dink'in gerçek katilleri dışardalar.
Düşünceden ve ifade özgürlüğünden korkan ve öldürmekten başka gücü olmayan korkaklar bugün dışardalar. Bu katillerin bu iktidar döneminde yeni yargı sistemi ile korunup kollandıkları ortada duran bir gerçektir. Özellikle son olarak Bahçelievler katliamı sanıklarına bir gece yarısı önergesi ve yargı kararı ile başbakanın jest yapmasından da anlaşılmıştır.
Olsa olsa bir canı değeri ancak iki yıl olabiliyor, Silivri de ne bir cana kıymış, ne bir haram yemiş olanlar ise 4,5 yıldır zulme tabi tutuluyorlar. Faşizan uygulamaları ile hangi değerlere bağlı oldukları ayan beyan ortada olan iktidarla, katillere destek veren ve bu önergeyi hazırlayan ruh ikizi odaklar gerekli yerlere gerekli mesajları da vermişlerdir.
Yasamanın da, Yürütmenin de şimdi artık Yargının da patronu olan Baş kadısı olan Erdoğan, hangi pazarlıklar sonucu bilinmez Bahçelievler katliamcılarını sokağa saldı. Ancak görünen o ki bu pazarlıkların yeni Özel Yetkili Mahkemelerin kadrolaşmasına da yansıdığı açık ve net anlaşılmaktadır."
CHP Grup Başkanvekili Tarhan, gazetecilerin sorularını da cevapladı. Tarhan, Başbakan Erdoğan'ın, ''3. yargı paketinde tutuklu milletvekilleri ile ilgili bir şey yok'' dediğini belirterek, ''Başbakan, dün örtülü olarak, tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemesi emrini mahkemeye verdi." (13:00)
CHP Grup Başkanvekili Tarhan, İktidarın, kendini korumak için ayrıca bir özel mahkeme daha kurduğunu öne sürdü ve "AK Partili belediyelerin ''yolsuzluklarına'' dokunmaya başlanacağının anlaşılması üzerine iktidar kendisine bir koruma zırhı hazırlamak istemiştir." dedi
CHP'li Tarhan," Faşizan uygulamaları ile hangi değerlere bağlı oldukları ayan beyan ortada olan iktidarla, katillere destek veren ve bu önergeyi hazırlayan ruh ikizi odaklar gerekli yerlere gerekli mesajları da vermişlerdir. Yasamanın da, Yürütmenin de şimdi artık Yargının da patronu olan Baş kadısı olan Erdoğan, hangi pazarlıklar sonucu bilinmez Bahçelievler katliamcılarını sokağa saldı. Ancak görünen o ki bu pazarlıkların yeni Özel Yetkili Mahkemelerin kadrolaşmasına da yansıdığı açık ve net anlaşılmaktadır." dedi
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Özel Yetkili Mahkemelerde atamaların jet hızıyla yapıldığını biliyoruz. HSYK'nın dün itibarı ile atama kararnamesi yayımlandı. Buna ilişkin değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Pazarlıklar sonucunda son gelişmeleri yakından izlediğimizde şunu gördük; Cemaate ihale edilen Ergenekon, Balyoz ve KCK için cemaatin Özel Yetkili Mahkemeleri muhafaza edildi.
Ancak özellikle AK Partili Belediyelere de yolsuzluklara da dokunmaya başlayacağı ve AK Parti yandaşlarına kamu ihale soruşturmasından sonra korku yaratan uygulamaları nedeniyle AK Parti kendisine bir koruma zırhı hazırlamak istedi. Adaletin kılıcı iktidar tarafından ele geçirildi ve sallanmaya başlandı. Aslında yanlışlıkla da kendisini kesme ihtimalide bulunmaktadır.
Çünkü bu ihtimali biz MİT olayında gördük. MİT olayında kılıç tam iktidarı kesecekti ki iktidar buna müdahale etti ve bu müdahale devlet için kurşun atmayı da kutsayan yeni bir dönemin habercisi oldu. "ÖYM'lerin görevi sadece muhalifleri ezmek ama beni korumaktır." dedi.
Ancak cemaat karşı çıkınca cemaat yetkisindeki mahkemeleri muhalifleri ezmek görevini sürdürmek için muhafaza etti. Kendisini korumak için ayrıca bir ÖYM daha kurdu. Özellikle iktidar belediyelerinde meydana gelen yolsuzluklara hukuk kılıfı yaratmak için, çeteye dokunulmazlık hakkı vermek için böyle bir mahkeme yapılandırılmasına gidildi.
Toplumda ve Avrupa dada ÖYM'lerin eleştirildiği bir dönemde aslına bakarsanız tamda zamanıydı ve böylece bir taşla iki kuş vurulmuş oldu. Şimdi yeni HSYK atamalarına baktığımızda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkıyor. Atamaların cemaatten çok AK Parti iktidarına yakın kişiler oldukları kulis bilgileri arasında.
Baş kadısı başbakan olan AK Partinin ÖYM'leri hayırlı olsun. Baş kadısı başbakan olan bir yargımız var. Yargının geldiği bu durum itibarı ile kim içerde, kim dışarda bir bakalım diyorum. İçerde olanlar yapılmamış sözde darbelerin sözde sanıkları, iktidarın antidemokratik uygulamalarını eleştiren gazeteciler ve milletvekilleri. Savaş isteyen bir iktidarın ordusunun savaş istemeyen generalleri, demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan ve yaşam hakkından yana olanlar içerdekiler.
Dışardakiler ise Sivas ve Hizbullah canileri, 42 milyon Euro'yu buharlaştırdığı iddia edilen Deniz Feneri sanıkları, Bahçelievler katliamcıları, Uludere'nin hayalet sorumluları, 12 Eylül faşist darbesinin planlayıcıları, uygulayıcıları ve işkenceci katilleri dışarda ve hatta Marmaris'te resim yapıyorlar. Uğur Mumcu, Gümüşhane eski Baro Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin, Türkan Saylan, İlhan Selçuk, Kuddisi Okkır, Kaşif Kozinoğlu, Hrant Dink'in gerçek katilleri dışardalar.
Düşünceden ve ifade özgürlüğünden korkan ve öldürmekten başka gücü olmayan korkaklar bugün dışardalar. Bu katillerin bu iktidar döneminde yeni yargı sistemi ile korunup kollandıkları ortada duran bir gerçektir. Özellikle son olarak Bahçelievler katliamı sanıklarına bir gece yarısı önergesi ve yargı kararı ile başbakanın jest yapmasından da anlaşılmıştır.
Olsa olsa bir canı değeri ancak iki yıl olabiliyor, Silivri de ne bir cana kıymış, ne bir haram yemiş olanlar ise 4,5 yıldır zulme tabi tutuluyorlar. Faşizan uygulamaları ile hangi değerlere bağlı oldukları ayan beyan ortada olan iktidarla, katillere destek veren ve bu önergeyi hazırlayan ruh ikizi odaklar gerekli yerlere gerekli mesajları da vermişlerdir.
Yasamanın da, Yürütmenin de şimdi artık Yargının da patronu olan Baş kadısı olan Erdoğan, hangi pazarlıklar sonucu bilinmez Bahçelievler katliamcılarını sokağa saldı. Ancak görünen o ki bu pazarlıkların yeni Özel Yetkili Mahkemelerin kadrolaşmasına da yansıdığı açık ve net anlaşılmaktadır."
CHP Grup Başkanvekili Tarhan, gazetecilerin sorularını da cevapladı. Tarhan, Başbakan Erdoğan'ın, ''3. yargı paketinde tutuklu milletvekilleri ile ilgili bir şey yok'' dediğini belirterek, ''Başbakan, dün örtülü olarak, tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemesi emrini mahkemeye verdi." (13:00)
