2016-08-16 - 16:16
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Berlin'de utanç duvarının yapılışına değindi.

CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı da gündem dışı konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin konuştu.

Yarayıcı, 15 Temmuz akşamı başarısızlığa uğratılan darbe girişiminin, demokrasinin etrafında bir uzlaşma ortamı yarattığını belirterek, darbecilerle mücadelenin, farklı görüşlerin tasfiyesine dönüşmemesi gerektiğini savundu.

Konuşmasında sanatın muhalif yönüne işaret eden Yarayıcı, iktidarın sanatın ve sanatçının üzerinden elini çekmesini istedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan ise 15 Temmuz darbe girişimi kadın şehit ve gaziler başlıklı gündem dışı söz aldı.

"Milletimizin gücü tankların gücünü yendi. 240 şanlı şehidimizle birlikte halkımız dünya tarihinde yeni bir sayfa açtı, demokrasi mücadelesini yeniden tanımladı" diyen Kavakcı, darbe girişimini önleme mücadelesinde şehit ve gazi olan kadınların hikayelerinden bahsetti.

Halkın mücadelesiyle herkese birlik ve beraberlik mesajı verdiğini aktaran Kavakçı, "Biz bu birlik ve beraberlik mesajını iyi okumalıyız. İyi okuyamazsak eğer, onlar bizi affetmez, Allah da affetmez." diye konuştu.

Kavakçı konuşmasının sonunda, 15 Temmuz darbe girişimini önlemeye çalışırken şehit olan kadınların isimlerini de saydı.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel yerinden söz alarak, olağanüstü hal uygulamalarını eleştirdi. Bu uygulamalar kapsamında, HDP ve bileşenlerine yönelik haksız gözaltı ve tutuklamalar yaşandığını ileri süren Demirel, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Meclis Başkanvekili Bahçekapılı, Demirel'in konuşmasında "Kürt illeri" ifadesini kullandığını belirterek, bu ifadeyi doğru bulmadığını söyledi. Bahçekapılı, Türkiye'nin tüm illerinin tüm milletin illeri olduğunu, bu şekilde bir söylemi ayrımcı bir dil olarak gördüğünü vurguladı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da kurumlarda yapılanan FETÖ üyelerinin mutlaka temizlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Bunu yaparken kurumların yıpratılmaması gerektiğini kaydeden Akçay, askeri okulların kapatılmasına da değindi. Akçay, "Askeri okullardaki FETÖ'cüler temizlenmelidir. Öğrenci alımında yeni ve objektif bir yöntem geliştirilmelidir. Çözüm okulların kapatılması değildir." ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Atatürk'ün Adana'nın Pozantı İlçesi'ne gelişinin yıl dönümü kutlamaları sırasında Pozantı Kaymakamı'nın partisinin Adana Milletvekili İbrahim Özdiş'e yönelik saygısız, yaralayıcı ve kaba bir tutum sergilediğini söyledi. Bir milletvekiline yönelik bu tutumun Meclis'e bomba bırakan pilotun tutumundan farkı olmadığını ifade eden Altay, "Bu kaymakama bu hükümetin haddini bildirmesini talep ediyoruz." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise Türkiye'nin, üst aklı aynı olan tüm terör örgütlerine karşı mücadelesinin kararlılıkla sürdüreceğini belirterek, "İhanet nöbetini FETÖ'den devralan PKK terör örgütünün, Diyarbakır'da, Şırnak'ta, Mardin'e bombalar patlatarak birlik ve beraberliğimize kastetmelerine karşı, duruşumuzu hep birlikte sürdüreceğiz. Gerek FETÖ'yle gerek PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelemiz sonuna kadar sürecektir." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti'nin, TBMM Genel Kurulu'nun çalışma takvimi ve gündemine ilişkin grup önerisi kabul edildi.

AK Parti'nin, Danışma Kurulu'nun bugün toplanamaması nedeniyle Genel Kurul'a getirdiği grup önerisiyle, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen Torba Kanun Tasarısı gündemin birinci sırasına çekildi.

Gündemin ikinci sırasına ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Kültür Yollarına İlişkin Genişletilmiş Kısmi Anlaşmayı Tesis Eden Kararına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı alındı. Ardından bazı uluslararası anlaşmalar da gündemde ön sıralara çekildi. Genel Kurul'un çalışma saatleri de günlük programın bitimine kadar olarak belirlendi.

Ayrıca, Genel Kurul'un, önümüzdeki cuma, cumartesi ve pazar günleri de toplanarak günlük programların bitimine kadar çalışması kabul edildi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası siyasi parti gruplarının Meclis çalışmalarına ilişkin sergiledikleri uzlaşmacı tavra işaret ederek, "Şoktan çıkılmış, travmadan çıkılmış ve maalesef iktidar partisi 14 Temmuz ayarlarına geri dönmüş. Hayırlı olsun, Allah bildiğiniz yolda sizi muvaffak etsin ama bu yol, yol değil, ben size söyleyeyim." ifadelerini kullandı.

İktidar partisinin sayısal çoğunluğuna güvenerek, üç muhalefet partisinin de karşı çıktığı düzenlemeleri içeren Torba Kanun Tasarısı'nı yasalaştırmaya çalıştığını dile getiren Altay, şunları kaydetti:

"Birbirinden çok farklı düşünen 3 muhalefet partisinin hiçbir uyarısını dikkate almadan, parlamento çoğunluğuyla 'İstediğimizi yaparız' noktasındasınız. Yaparsınız, hiçbir itirazım yok. Milli iradeye saygı bunu gerektirir. Çoğunluk elbette Parlamentonun gündemini de belirler, istediği kanunları da çıkarır ama yarın başınıza bir taş daha düşünce bize yine 'Hadi kucaklaşalım' falan demeyin. Çünkü bu tasarı, birbirinden çok farklı düşünen 3 muhalefet partisinin 3'ünün de çokça çekince koyduğu bir tasarı. Birimiz kusurluyuz, ikimiz kusurluyuz, üçümüz de mi kusurluyuz? Demek ki bu tasarıda, ülke menfaatine olmayan, millet menfaatine olmayan, beytülmalın çıkarlarına uymayan işler var."

İktidarın muhalefetin eleştirilerini göz önüne alması gerektiğinin altını çizen Altay, "Bu konuda muhalefet partileriyle bir mutabakat sağlanmazsa 19 Temmuz'da tatili unutun, ay sonuna kadar tatili unutun. Muhalefet partileri olarak TBMM İçtüzüğünün bize verdiği bütün imkanları kullanarak çalışacağız. Bu kanunun bu şekilde geçmemesi için CHP olarak İçtüzüğün bize verdiği bütün imkanları kullanacağız." şeklinde konuştu.

Konuşmasında FETÖ'nün darbe girişimine de değinen Altay, iktidar partisinin darbe girişimi karşısında sergiledikleri tutum nedeniyle muhalefet partilerine teşekkür etmesine gerek olmadığını, darbe girişiminin AK Parti'ye karşı değil, millete karşı yapıldığını söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da söz alarak, "Biz millet iradesini temsil eden siyasi partilerin darbeye karşı millet yanındaki duruşları dolayısıyla teşekkürlerimizi ifade ettik. Bize yapıldığı için değil, millet iradesine ve demokrasiye kastedildiği için." dedi.

Terör örgütünün iki yüzlü tavrı ile çok çeşitli kurumlara girdiğini, ancak özellikle 17-25 Aralık'tan sonra son derece dikkatli olduklarını ve bir mücadele yürüttüklerini anlatan Bostancı, "Terör örgütünün sonunu getirmek, bu ülkede demokrasi ve millet iradesinin yükseltilmesi istikametinde bütün güçlerle işbirliği yapmak bizim şiarımızdır. Bu çerçevede Meclisteki bütün partilerle ve aynı istikamette davranan kurumlarla beraberce bu işi yapmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Görüşmelerin ardından AK Parti grup önerisi oylanarak kabul edildi.

Öte yandan, HDP Grubunun Danışma Kurulu'nun toplanamaması nedeniyle, "Cezaevlerinde süregelen ve özellikle OHAL kararıyla ciddi boyutlara ulaşan hak ihlallerinin tüm boyutlarıyla araştırılması" amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, "torba kanun" olarak bilinen, Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

Temel kanun olarak görüşülen tasarının tümü üzerinde MHP Grubu adına konuşan Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, tasarının, 39 ayrı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yaptığını, bu durumun usul yönünden mevzuata aykırı olduğunu, yasama işlerinin düzensiz, özensiz, eksik ve ciddiyetsiz bir şekilde yürütüldüğünü savundu.

Tasarı hazırlanırken, katılımcılık ve sosyal diyaloğun dikkate alınmadığını, ilgili kurum ve kuruluşlarla meslek örgütlerinin görüşlerine başvurulmadığını anlatan Kalaycı, "AKP hükümeti torba sevdasından bir türlü vazgeçmemektedir. Torba düzenlemelerde pek çok konu dikkatlerden kaçmakta ya da kaçırılmaktadır. Anayasaya aykırı, özel nitelikte, adrese teslim, hatta çıkar sağlamaya yönelik bazı maddeler torba kanunlara sıkıştırılmaktadır. Bu tasarıda da benzer nitelikte düzenlemeler yer almıştır." diye konuştu.

Mustafa Kalaycı, MHP olarak il olmayı çoktan hak etmiş birçok ilçenin il yapılmasını desteklediklerini, ancak Hakkari ve Şırnak'ın ilçeye dönüştürülmesinin büyük haksızlık olduğunu ve MHP olarak buna karşı olduklarını kaydetti.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir ise tasarının darbenin devamı niteliğinde olduğunu iddia etti.

Tasarının yasalaşması durumunda yeni siyasi fay hatları açacağını ileri süren Baydemir, "Zaten toplumun şu anda tedaviye ihtiyaç duyduğu yeteri miktarda yara var. Gelin, toplumsal yaraları derinleştirmeden vazgeçin. Özellikle bu torba yasa içerisinde Şırnak, Hakkari ve belediyelere yönelik kayyum düzenlemelerini torba içerisinden çekelim, geriye kalan maddeleri ortak akılla oluşturmanın çabasını verelim." dedi.

HDP olarak kimden gelirse gelsin kayıtsız ve koşulsuz şekilde şiddete karşı olduklarını dile getiren Baydemir, "Bundan sonraki şiddet, halklarımızı, daha açık bir ifadeyle, Kürtleri, Türkleri, Alevileri, diğerlerini, karşı karşıya getirme riskini bünyesinde barındıran bir şiddettir. Cunta şükürler olsun ki başarılı olmadı ama şu andaki üst akıl Türkiye'yi iç savaşa götürmekte kararlı, ısrarlı." ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Basının özgür olması lazım, her fikrin özgürce ifade edilmesi lazım ancak basın özgürlüğü hiçbir zaman terörü teşvik etmek de değildir." dedi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda Torba Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrasında özgürlüklerin, hakların ve demokrasinin korunması için hükümetin bazı tedbirler almak zorunda kaldığını ifade eden Yılmaz, "Olağanüstü hal de bir anayasal düzendir. Hukuk düzeni içinde yapılan her yanlışın yine belli bir süre sonra düzeltilmesi mümkündür. Yeter ki biz demokrasiyi, hukuku ve parlamentoyu ayakta tutalım. Bir hukukçu olarak da söylüyorum, hak gecikir ama mutlaka yerine gelir." diye konuştu.

Muhalefet partisi milletvekillerinin darbe sonrası görevden uzaklaştırılanlar ile ilgili kullandığı "kıyım" ifadesinin yanlış olduğunu belirten Yılmaz, devletin tüm soruşturmaları son derece hassas bir şekilde yürüttüğünü vurguladı. Güvenliği sağlamanın özgürlüklerin garantisi olduğunu dile getiren Yılmaz, "İstiyoruz ki tek bir tane bile yaş, kurunun içinde yanmasın. Kıyım sözü doğru değildir." ifadesini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığının görevden almaların ardından 15 bin sözleşmeli öğretmen atayacağını açıkladığını hatırlatan Yılmaz, bu alımın duyurusunun birçok mecradan yapıldığını, bakanlığın internet sitesinde de başvuruya ilişkin bilgi ve dokümanların yer aldığını bildirdi.

"Ehliyet ve liyakata gerçekten önem veriyoruz. Ehliyet ve liyakatlı olanları öğretmen kadromuza kazandırmak istiyoruz." diyen Yılmaz, öğretmen alımlarında yapılacak mülakat ile daha seçici bir eğitim kadrosu oluşturmayı hedeflediklerini aktardı. Yılmaz, "Öğretmen rol modeldir. Dolayısıyla sadece sınavda alacağı puan yeter mi? Yetmeyeceğini herkes biliyor. Pekala seri katiller de çok iyi üniversiteleri bitirmiş olabiliyor ama evladınızı onlara teslim eder misiniz? Etmezsiniz. Öğretmen kendini ifade edebiliyor mu, anladığını anlatabiliyor mu, beden dilini kullanabiliyor mu, ikna edici olabiliyor mu, anlatırken heyecanlanıyor mu, liderlik yönü var mı? Bunları anlamak için mülakat lazım." şeklinde konuştu.

Bakan Yılmaz, okulların dönüştürülmesi konusunda da vatandaştan gelen taleplerin belirleyici olduğunu dile getirerek, vatandaşın talebi olmayan hiçbir hususun gündeme getirilmediğini söyledi.

Özelleştirme uygulamaları ile Atatürk'ün mirasına ihanet edildiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Böyle bir şey olamaz. Atatürk'ün mirasına sahip çıkmak, Atatürk'ün 'En büyük eserim' dediği Türkiye Cumhuriyeti'ni güçlendirmekle olur. Sonuçta özelleştirmeyle düşmana özelleştirmiyorsun, yine vatandaşına özelleştiriyorsun. Buradan alınan bir başka yere gitmiyor. Özelleştirilen yerlerin Türk ekonomisine katkısı olmuştur. Sizin de gözünüz bu özelleştirmelerin üzerinde olsun. Yanlış yaparsak uyarın. Muhalefet olarak bu da sizin göreviniz ama şu ana kadar biz yaptıklarımızdan eminiz."

Muhalefetin soruları üzerine Özgür Gündem gazetesinin yargı kararı ile kapatıldığına işaret eden Yılmaz, "Basının özgür olması lazım, her fikrin özgürce ifade edilmesi lazım ancak basın özgürlüğü hiçbir zaman terörü teşvik etmek de değildir." dedi.

Hakkari ve Şırnak'ın il statüsünden çıkarılmasına ilişkin eleştirilere de yanıt veren Yılmaz, iktidarların oy kaybedeceği uygulamalardan kaçınacağını, bunun ötesinde önceliğin vatandaşının rahatı ve huzuru olduğunu vurguladı. Yılmaz, iktidarların eninde sonunda sandık aracılığıyla vatandaşın karşısına gideceğini, yanlış bir uygulaması olduysa milletin gereken cevabı vereceğini de söyledi.

CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel de tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde, CHP Grubu adına söz aldı.

Türkiye?nin 15 Temmuz?da büyük bir badireyi atlattığını, şimdi de özel ve önemli bir süreçten geçtiğini belirten Temizel, böylesi süreçlerde gündemlerin ülkenin öncelikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Torba Kanun Tasarısı'nın içeriğini ve yapım tekniğini eleştiren Temizel, Meclis'in yangından mal kaçırırcasına, doğru dürüst tartışmadan neye hizmet ettiğini anlamadan ve anlatamadan torba yasalar yaptığını savundu. Bu torba yasalar içinde anayasaya aykırı düzenlemeler olduğu görüşünü ileri süren Temizel, "80 maddelik bir kanun görüşüyoruz. Kanun, defin ruhsatları ile başlıyor, 'Hakkari ve Şırnak illeri kaldırılmıştır' diye bitiyor. Bu trajikomik bir olaydır. Olamaz böyle bir kanun düzenlemesi. Bu Meclis böyle bir kanun düzenlemesini hak etmiyor." diye konuştu.

Tasarıdaki Hakkari ve Şırnak'ın il statüsünden çıkarılmasına ilişkin düzenlemeyi eleştiren Temizel, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İki ilimiz üç kelime ile kaldırılıyor. Hepiniz ülkemizdeki hemşehrilik duygusunun ne anlama geldiğini bilirsiniz. Bu bir statüdür, prestijdir. Bir ili ortadan kaldırıyorsanız orada insan olduğunu unutmayacaksınız. Neden il olmaktan çıkarılıyor? 'Güvenlik sebebiyle' deniliyor. İl olduğu için güvenliğini sağlayamayınca, ilçe olunca güvenliğini sağlamak daha mı kolay olacak? Bir insanın prestij olarak gördüğü, yaşadığı, nüfus cüzdanında yazılı olan yeri böyle bir gerekçe ile kaldıramazsanız. Böyle bir hakkınız yok."

Tasarıda belediye başkanlıklarına kayyum atanmasına ilişkin düzenlemeye de değinen Temizel, bunun yerel demokrasi ile bağdaşmayan bir durum olduğunu savundu. Bir belediye başkanı suç işlediğinde neler yapılacağının mevcut yasalarla belirlendiğine dikkati çeken Temizel, "Birisinin suç işlemiş olması, oradaki yerel demokrasinin ortadan kaldırılmasını haklı kılar mı?" diye sordu.

Kamu işletmelerinin Özelleştirme İdaresi yoluyla varlıklarını satmalarına ilişkin düzenlemeye de değinen Temizel, bu kuruluşların İhale Yasası'na tabi olduğunu ancak Özelleştirme İdaresine geçtiği andan itibaren bu kanunlara tabi olmaktan çıkacağını söyledi. Temizel, "Bir devlet rant yaratmaz, bir devlet özellikle rant yaratarak kendisine gelir sağlamaz. Kamu yararı ilkesi bu nedenle önemlidir." dedi.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay da şahsı adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı terör olaylarına ve özellikle 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişimine işaret ederek, böyle bir ortamdaki ülkenin ekonomisinin nasıl etkileneceğinin iyi düşünülmesini istedi.

Günay, tüm yaşananlara rağmen ülke ekonomisinin sağlam bir şekilde durduğunu vurgulayarak, "Türkiye ekonomisi ve finansal sistemi en sağlam ekonomilerden bir tanesi çünkü olabilecek en sert siyasi ve ekonomik testlerden geçti. Acaba kaç ülke bu testlerden geçebilirdi?" şeklinde konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ise şahsı adına yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin hassas bir süreçte olduğunu ve herkesin bu hassasiyete göre davranması gerektiğini belirtti.

Görüşülen tasarının bazı maddelerinin net bir şekilde Anayasaya aykırı olduğunu ileri süren Kuşoğlu, "Bunu neden yapıyoruz anlayabilmek mümkün değil. Bu piyasalara güven vermek değil, piyasaları sıkıntıya sokmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Biz bir darbe geçirdik. Bu darbe demokratik düzene yapılan en büyük saldırıdır. Bundan daha büyük bir saldırı olmaz." dedi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda,"torba kanun" olarak bilinen, Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümünün görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

FETÖ'nün darbe girişimi konusunda, "Biz bir darbe geçirdik. Bu darbe demokratik düzene yapılan en büyük saldırıdır. Bundan daha büyük bir saldırı olmaz." diyen Yılmaz, bir daha demokratik düzene yapılan bir saldırının olmaması için bazı tedbirlerin alınması gerektiğini kaydetti. Yılmaz, burada da mümkün olan en az hatayı yapmaya çalıştıklarını vurgularken, kapatılan okullardaki öğrencilerin oralara para ödediğini, devlet okullarına gelmeleri durumunda parasız eğitim vereceklerini söyledi.

Yılmaz, "140 bine yakın öğrenci vardı. 60 bine yakını devlet okullarına geldi, 20 bine yakını diğer özel okullara gitti. 60 bine yakını da bekliyor. Biz hiç kimsenin bu süreçte mağdur olmamasını isteriz." dedi.

Tasarının birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı birleşime ara verdi. Aranın sonrasında komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine Bahçekapılı birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.