Emir, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü'nün, hayvanlara karşı her türlü şiddetin gündeme getirileceği ve önlenmesi için neler yapılacağının konuşulması gereken bir gün olduğunu ancak iktidarın, Hayvan Hakları Yasası adı altında Meclis'ten çıkarttığı "katliam yasasını" konuşmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlüğe girmesiyle, Türkiye'de bir anda yüz binlerce barınak yapılmış ve sokak hayvanları sorununun çözülmüş gibi yapıldığını dile getiren Emir, belediyelerin hızlı bir şekilde barınakları yapabilmesi için merkezi hükümetin mutlaka destek vermesi gerektiğini ifade etti.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un, yasa hükümlerini uygulamayanlar için 2,5 yıl hapis cezası olduğu yönünde açıklama yaptığını belirten Emir, şöyle konuştu:
"Mutlulukla söyleyebilirim ki Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır'ın Anayasa Mahkemesi Başkanı ile yaptığı görüşmede Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı, hayvan hakları yasasını öncelikle inceleyeceklerini, bu konunun acil olduğunun farkında olduklarını, dolayısıyla hayvan hakları mücadelesi verenlerin, tüm Türkiye'nin gözünün, kulağının dönük olduğu bu kanuna Anayasa Mahkemesi öncelik vererek bakacak. Anayasa Mahkemesi umuyorum ki hukuka, evrensel hayvan haklarına uygun ve çevre hakkını da gözeterek sokak hayvanlarını koruyacak ve bu kanundaki yanlış düzenlemeleri, fiili ötanazi sonucu doğuracak düzenlemeleri ayıklamayı başarır. Anayasa Mahkemesinin bu kanunu öne almasını önemsiyoruz ama Anayasa Mahkemesinden çevre hakkını, hayvanların yaşam hakkını da gözeten bir karar bekliyoruz."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, TBMM'nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Meclis Genel Kurulundaki konuşmasında İsrail'e yönelik sözlerini hatırlatan Emir, İsrail'in gelecekte Türkiye'ye yönelik olası plan ve tehditlerinin önemli olduğunu ve mutlaka konuşulması gerektiğini kaydetti.
"Cumhurbaşkanı 'İsrail bize saldırabilir' diyorsa artık Türkiye yatırım yapılabilir ülke olmaktan çıkar demektir." ifadesini kullanan Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir Cumhurbaşkanı bunu söylemişse bunun Türkiye açısından ağır maliyeti vardır. Bu nedenle Meclisin bunu görüşmesi gerekir. Meclis Başkanı'nın açıklamalarından da anlıyoruz ki böyle bir oturumdan yarar ummakta, bu talebimize olumlu bakmaktadır. O halde yapılması gereken başta Milli Savunma ve Dışişleri bakanlıkları olmak üzere ilgililerin kapalı bir oturumda Meclisimizi bilgilendirmesidir. Aksi halde İsrail'in bize saldıracağı korkusuyla iç cepheyi tahkim etme çabası olarak değerlendiririz. Dolayısıyla bu oturumun yapılmasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Milli Savunma ve Dışişleri Bakanlarının bu noktada görevlerini yapmasını bekliyoruz. Artık bu noktadan sonra Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı kayıtsız kalamaz, Meclis Başkanlığına içtüzüğümüz gereğince başvurmak durumundadır."
- "Sayın Bahçeli inandırıcı değil"
KYK yurtlarına yemek hizmeti sunan bir şirketin hazırladığı köftede domuz eti tespit edildiğine ilişkin iddiayı anımsatan Emir, olayın hangi tarihte olduğunun mutlaka açıklanması gerektiğini söyledi. Emir, "Bu çocukların domuz etini ne kadar süre bilmeden yemeye devam ettiklerini ve sorumlular hakkında neler yapıldığının mutlaka açıklanması gerekir. Başka türlü bakanlık yetkilileri de bu suçun, bu ayıbın ortağı olurlar." diye konuştu.
Murat Emir, siyasilerin birbirlerine hakaret etmek yerine nitelikli tartışmalar yapmasını, halkın sorunları için gerektiğinde tartışmalarını ancak mümkünse yan yana gelip bu sorunları çözmesi gerektiğini düşündükleri için normalleşme süreci olarak tanımladıkları bir süreci yürütmeye çalıştıklarını dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Parti yetkililerinin elini sıkmasının doğru olduğunu ancak bunu samimi bulmadıklarını ifade eden Emir, şunları kaydetti:
"Sayın Bahçeli, 'terör yuvası, kapatılsın, hazine yardımı verilmesin' dediğiniz insanlara sadece Cumhurbaşkanının konuşmasını dinleyerek ikna olmanız inandırıcı değil. Bunlar sahte barış sözcükleri. Sıkışmışlıktan kaynaklanan ve etkileyebildiğiniz herkesi Cumhurbaşkanı tekrar seçilebilsin diye yapacağınız yeni anayasa masalarına çekmeye gayret ettiğinizi görüyoruz. Sahte nezaket gösterileri yerine gazetecileri, CHP'yi tehdit etmeyi bırakın, size oy vermeyenleri hain olarak nitelemekten vazgeçin. Herkesin birbirinden ayrı düşünebileceğini ama yoksullukta, işsizlikte, hukuksuzlukta hepimizin ortak bir sorunu paylaştığımızı bilerek herkesin sorumlu davranması gerektiğini söylüyoruz. Bu noktada atılacak her türlü olumlu adımı destekliyoruz. Ancak bunların samimi, içten ve kalıcı olmasını da bekliyoruz."
