2011-03-10 - 13:40
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın dün gerçekleştirdiği basın toplantısında ''yurt dışındaki vatandaşların mektupla oy kullanılmasına olanak sağlayan yasanın, CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürülerek, iptal ettirildiğini, bu vatandaşların oy kullanamamasının sorumlusunun, CHP olduğunu'' ifade ettiğini anımsatarak bu eleştiri ve değerlendirmelere karşılık CHP'nin görüşlerini belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın dün gerçekleştirdiği basın toplantısında ''yurt dışındaki vatandaşların mektupla oy kullanılmasına olanak sağlayan yasanın, CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürülerek, iptal ettirildiğini, bu vatandaşların oy kullanamamasının sorumlusunun, CHP olduğunu'' ifade ettiğini anımsatarak bu eleştiri ve değerlendirmelere karşılık CHP'nin görüşlerini belirtti.
Hamzaçebi, Bozdağ'ın ''yurt dışındaki vatandaşların mektupla oy kullanılmasına olanak sağlayan yasanın, CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürülerek, iptal ettirildiğini, bu vatandaşların oy kullanamamasının sorumlusunun, CHP olduğunu'' ifade ettiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Oda Tv çalışanı İklim Bayraktar üzerinden yürüyen tartışmanın tarafı olmadıklarını belirterek, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın ''tartışmada bahsi geçen AKP yöneticisi'' konusunda savcıya çağrı yapması gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bedelli askerliğin çıkmasını istedi. Hamzaçebi, bir kereliğine mahsus olmak üzere bedelli askerliğin faydalı olacağını ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sözlerinde şunları kaydetti:
" Sayın Bozdağ dünkü açıklamasında parlamentonun 2008 yılının Mart ayında kabul etmiş olduğu bir kanunla mektupla oy kullanılması yönünde bir düzenlemeyi getirmiş olmasına rağmen bu düzenlemenin CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürülerek iptal ettirildiğini ifade ederek yurtdışındaki vatandaşlarımızın oy kullanamamasının sorumlusunun CHP olduğunu iddia etmiştir.
Sayın Bozdağ'ın AK Parti Grup Başkanvekili kimliğinin ötesinde bir de hukukçu kimliği vardır. Siyaseten AK Parti Grup Başkanvekilleri'nin yapacağı bazı değerlendirmeleri siyasetin normal şartları içerisinde ele almak ve hoş görmek belki mümkün olabilir ancak hukukçu kimliğe sahip bir Grup Başkanvekili'nin yapmış olduğu bu açıklamayı son derece üzüntü verici buluyorum. Sayın Bozdağ'ın hukukçu kimliğine bu açıklama yakışmamaktadır.
CHP Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın mektup ile oy kullanması yönündeki kanunu 2008 yılı Nisan ayında Anayasa Mahkemesine götürmüştür. Anayasa Mahkemesi Mayıs ayı sonunda oy birliği ile almış olduğu bir kararla bu kanunun yürütmesini durdurmuştur. Daha sonra davanın esastan görüşülmesi sonucunda Anayasa Mahkemesi yine oy birliği ile almış olduğu bir kararla bu yasanın tümünü iptal etmiştir. Oy birliği ile alınan kararlar söz konusudur.
Anayasa Mahkemesine dava açılmasının sakıncalı olduğu, yanlış olduğu gibi bir demokrasi anlayışına sahip olan Bozdağ'ı kınıyorum. Bu çarpık bir demokrasi anlayışıdır. Çarpık bir hukuk anlayışıdır. AK Parti'nin, Anayasa Mahkemesine dava açmayı kınayan ama Anayasaya aykırı yasa yapmayı kendine hak gören bir hukuk anlayışı vardır. Bu tablo bunu göstermektedir. Anayasa Mahkemesi söz konusu düzenlemeyi seçimlerin güvenli bir şekilde yapılması, seçmenin özgür iradesinin hiçbir baskı altında olmadan oluşması gibi gerekçelerle iptal ettiğini ifade etmiştir.
Şimdi AK Parti bir bahane arıyor. 2008 yılının Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdiği halde o tarihten bu yana hükümet olmanın gereğini yerine getirmeyerek yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanması yönünde hiçbir çalışma yapmamıştır. Mektup ile oy kullanılması yönünde bir kanun çıkarıyorsanız gerekli diğer kanunları da çıkarırsınız. Diğer ülkelerle ilgili anlaşmaları, görüşmeleri yaparsınız. YSK'da bu çerçevede gerekli düzenlemeleri yapar ona göre de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız oy kullanabilirdi.
Seçime doğru giderken böyle bir açıklama yapma sorumluluğu? her zaman olduğu gibi sorumluluğu bir başkasına atma? Ana muhalefet Partisi olduğu için CHP'ye atma yaklaşımıdır. Bunu AK Parti çok sık yapmaktadır. Hedef şaşırtmaktadır. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanamamasının sorumluluğu dorudan doğruya AK Parti'ye aittir. CHP bu konuda üzerine düşeni yapmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu Almanya ve AB ile olan temaslarında orda yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanabilmesi yönündeki CHP'nin görüş ve önerilerini yetkililerle iletmiştir."
Hamzaçebi, ''Bozdağ'ın, gazeteci olduğunu iddia eden Bayraktar'ın iddialarına dayanarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu itham ettiğini'' söyledi.
Bozdağ'ın ''Sayın Kılıçdaroğlu'nda namus varsa o AKP üst düzey yöneticisi kimse açıklamalıdır'' dediğini kaydeden Hamzaçebi, şöyle devam etti:
''Sayın Bozdağ eğer gerçekten hukukçuysa, bu konuda çağrı yapacağı kişiyi gözden geçirsin. Sayın Kılıçdaroğlu, Oda Tv ile ilgili gelişmeler konusunda herhangi bir iddianın sahibi değildir. AKP'nin herhangi bir yöneticisi ile ilgili bir iddiayı Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP yetkilileri ortaya koymuş değildir. Biz, bu tartışmaların, yazılanların herhangi bir tarafından değiliz. Siyasetin, bunlar üzerine kurulmasını doğru bulmuyoruz; bunları da ciddiye almıyoruz.
Sayın Bozdağ bir çağrı yapacaksa savcıya yapabilir. Eğer savcının elinde bu tür kayıtlar varsa, bunlar da bir şekilde basında yer alabilir. Gazeteci olduğunu iddia eden kişiye çağrıda bulunabilir. Bu çağrılarda bulunmaksızın Sayın Kılıçdaroğlu'na 'gel bu ismi açıkla' demeyi, dürüst bir davranış olarak görmüyorum. Sayın Bozdağ bir hukukçuysa gerçekten dürüstse hedef şaşırtmasın, savcıya ve ilgili gazeteciye çağrıda bulunsun.''
Akif Hamzaçebi, önceki Avrupa Parlamentosu raporlarını olumlu bulan hükümetin, son raporda yazılanların doğru olmadığını ifade ettiğini de belirtti. Raporda, yargılama süreçleri ve gazeteci tutuklamaları konusunda yer alan eleştirileri dile getiren Hamzaçebi, ''Hükümetin nasıl bir AB üyeliği istediği ortaya çıkmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi, basın özgürlüğünün olduğu, bireylerin temel hak ve özgürlüklere sınırsız bir şekilde sahip olduğu bir AB veya demokrasi istemiyor. Kendi tek parti yönetiminin, kendi totaliter anlayışının hakim olduğu bir demokrasi istiyor'' görüşünü dile getirdi.
Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''Bayraktar ile görüşmesi hakkında bilgi vermediği gerekçesiyle Kılıçdaroğlu'na sitem ettiğinin'' belirtilmesi üzerine, şunları söyledi:
''CHP, bir senaryonun merkezine konulmak isteniyor. CHP, yıpratılmak isteniyor. 'Biz bu olayın tarafı değiliz' derken, bu olayda iddia sahibi bir parti değiliz. Sayın Baykal'ın hassasiyetini anlıyorum, saygıyla karşılıyorum ancak Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Baykal'ı aramış olsaydı, olaya önem vermiş gibi bir algılamaya yol açabilirdi. Böylesine hassas bir konudur. Oysa Sayın Kılıçdaroğlu, olayı ciddiye almamıştır. Telefon etmek 'olayı ciddiye almak' demektir. Ciddiye almadığı için Sayın Baykal'ı aramamıştır. Olayda, Baykal'ı yıpratma gayreti de vardır.''
Bir başka soru üzerine ''Kılıçdaroğlu'nun, herhangi bir AKP yöneticisini itham etmediğini'' kaydeden Hamzaçebi, ''Bu iddiayı ortaya koyanlar başkaları'' dedi.
Bayraktar'ın ''partide nasıl böyle üst düzey görüşmeler yapabildiğine'' ilişkin soruyu yanıtlarken de Hamzaçebi, bugüne kadar ''gazeteciyim'' diyerek gelen herkesi gazeteci kabul ederek, görüşmeler yaptığını söyledi. Bayraktar'ın ''basın kartının olmadığı'' yönünde basında haberlerin yer aldığını ifade eden Hamzaçebi, ''(Gazeteciyim) diyen bir kişi 'görüşmek istiyorum' diyorsa, ısrar ediyorsa ilgili kişiler görüşebilir. Bunda herhangi bir sakınca görmüyorum. Önemli olan iyi niyet. İyi niyetle görüşürsünüz ama karşınızdaki kişi kötü
niyetli ise o onun insafına, ahlakına kalmış bir şey'' diye konuştu.
Yazar Hüseyin Üzmez'in tahliyesine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Hamzaçebi, Yargıtayın davaya ilişkin kararını, öncelikli olarak vermesinin önemine işaret etti.
Hamzaçebi, TBMM'nin kapanmak üzere olduğunu da anımsatarak, karşılıksız çek nedeniyle hapse düşenlere yeni bir imkanın sağlanması konusunda düzenleme çağrısı yaptı.
Bedelli askerlik konusunda da büyük bir beklenti ve birikimin olduğunu kaydeden Hamzaçebi, ''Geçmişte birikimleri eritmek adına böyle düzenlemeler yapıldı. Bir defaya mahsus olmak üzere birikimi eritmek açısından bedelli askerlik düzenlemesi yapmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Meclis kapanmadan bu düzenlemeleri yapabiliriz'' dedi. (13:40)
