2017-10-05 - 16:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın ilk 9 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AK Parti iktidara geldiğinden bu yana Türkiye'nin nüfusunun yaklaşık yüzde 25 arttığını belirterek, "Biz bu süre içerisinde öğretmenlerin sayısını yüzde 100'den daha fazla artırdık." dedi.

Bahçekapılı, bugünün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olduğunu anımsatarak, tüm öğretmenlerin ellerinden öptüğünü ve önlerinde saygıyla eğildiğini dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de Dünya Öğretmenler Gününü kutlayarak, öğretmenlerin sorunlarının çözümü için herkesin ortak çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

Muharrem ayı olduğunu anımsatan Gök, İmam Hüseyin'in onurlu duruşu, erdemi, hürriyeti, adaleti temsil ederken Zeyid'in zorbalığı, güç ve iktidar uğruna insanları katledecek bir yapıyı temsil ettiğini anlattı.

İmam Hüseyin'in gösterdiği onurlu davranış ve hayatları pahasına ölümü tercih eden anlayışın bugün de zalimlere karşı bir tavır olarak sürdürüldüğünü ifade eden Gök, "Zalimler var ama zalimler karşında, adaletsizliğin karşısında direnecek milyonlarca insan var. Hazreti Hüseyin'in, yarenlerinin ölümü unutulmayacak, onların ölümü zalimlere karşı mücadele için bizlere her zaman saygıyla anılması gereken bir hatıra olarak kalmıştır." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Dünya Öğretmenler Gününü kutlayarak, öğretmenlerin bu çoğrafyanın kültürü, tarihi, duyarlıkları ve geleceği istikametinde çocukları yetiştirdiklerini belirtti.

Bostancı, "AK Parti iktidara geldiğinde, Türkiye'nin nüfusu ile bugünkü nüfusu arasında yaklaşık yüzde 25'lik fark var. Biz bu süre içerisinde öğretmenlerin sayısını yüzde 100'den daha fazla artırdık." ifadesini kullandı.

Öğretmenlere yapılan yatırımın, öğrencilere ve geleceğe yatırımın önemli unsurlarından olduğunun altını çizen Bostancı, böylece öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaldığını ve öğretmenlerin öğrencileriyle daha yakın ilişki kurduğunu vurguladı.

Bostancı, eğitim kalitesinin artırılması, modern ve bilimsel esaslarla eğitimin sürdürülmesi doğrultusunda AK Parti'nin 15 yıldan bu yana büyük çaba gösterdiğini aktardı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığınca belediyelere yapılan görevlendirmelere ilişkin gündemdışı söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, göreve getirilenlerin yolsuzluktan görevden alındığını savundu.

FETÖ ile süren mücadele sırasında "Ben burada vatan haini mezarlığı yapayım." diyen Kadir Topbaş'ın da istifa ettirildiğini öne süren Yiğitalp, bir insan, halk veya anlayışa yapılan kötülük karışısında sessiz kalınırsa, bu kötülüğün sessiz kalanların da kapısına geleceğini söyledi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğu Atıcı da "2 Ekim Dünya Şiddetten Kaçınma Günü ve Özgecan Davasındaki Son Durum"a ilişkin konuşmasında, Yargıtay'ın ceza artırımını bozduğunu söyledi. Atıcı, "Bunun anlamı şu, kadınlar artık toplu taşıma araçlarına güvenle binemeyeceklerdir. Bu karar, kadını eve bağlamak isteyen siyasi ideolojiye hizmet etmektedir ve asla kabul edilemez. Eğer AKP Hükümeti ve milletvekilleri olarak sizler bu duruma samimi olarak karşı çıkıyorsanız, derhal bir yasal düzenlemeyle toplu taşıma araçlarını devlet güvencesine almak zorundayız ve buraların zorunlu ortak yaşam alanı olduğunu yasal düzenlemeyle bildirmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir de "Camiler Haftası" dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, camilerin önemli kurumlar olduğunu belirterek, "Ne yazık ki artık camiler şehrin kalbine, mahallerin merkezine değil, kenarlara iliştirilmektedir, bodrumlara sığıştırılmaktadır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve MHP'nin verdiği grup önerileri görüşüldü.

Genel Kurulda ilk olarak, Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamadığı için fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesine yönelik MHP'nin grup önerisi ele alındı.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, fındığın Karadeniz için çok önemli bir ürün olduğuna işaret etti.

Usta, Türkiye açısından da önemli bir ürün olan fındıkta verimin düşük olduğunu, fındık ağaçlarının gençleştirilmesi gerektiğini belirtti. Usta, girdi fiyatlarının yüksek olduğunu, üreticinin, bu yıl fındığını maliyetin altında vermek zorunda kaldığını, bunun tek sorumlusunun hükümet olduğunu öne sürdü.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, ticari olarak Türkiye'nin 15 ilinde, genel olarak 35 ilde fındık üretildiğini, 700 bin hektar alanda 500 bin ailenin fındık üretimi ile uğraştığını söyledi.

Öztürk, Türkiye'nin, dünyadaki fındık üretiminin yüzde 75-80'ini karşılarken diğer ülkelerde de üretimin artması nedeniyle bu oranın yüzde 65'lere kadar düştüğünü vurguladı.

Fındık üretiminde doğal şartlara tabi olarak rekoltenin her yıl değişiklik gösterdiğine işaret eden Öztürk, "Fındıkta sorunlar elbette var, geçmişte de vardı, bugün de var, gelecekte de olacak. Fındık çok önemli bir ürünümüz, bu sorunları aşmak için hükümetimiz canhıraş çalışıyor. Bu yılki tartışmaların geçiçi olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki günlerde piyasa fiyatları, inanıyoruz ki TMO'nun ilan ettiği müdahale fiyatının da üstüne çıkmak zorunda kalacak. Türkiye'de rekolte yüksek ama İtalya, Gürcistan'da beklenen rekolte olmadığını bütün piyasa biliyor. " diye konuştu.

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, bazı okulların yıkım kararına ilişkin verdikleri grup önerisi üzerinde söz aldı.

Usluer, müfredat meselesinin memleket meselesi olduğunu ifade ederek, "Eğitimdeki 15 yılda, kadrolaşma, mezvuat değişiklikleri, cemaatlerle yapılan işbirliği, müfredatta en az 2 kez yapılan değişiklik, 6 kez değişen bakanla bu sistem, çocuklarda umutsuzluk, velilerde kaygı oluşturuyorsa bu vebal kimin?" sorusunu yöneltti.

MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, eğitimdeki kalitenin gittikçe düştüğünü savundu.

HDP de eğitim müfredatıyla ilgili grup önerisi verdi.

Yapılan oylamalarda, CHP, HDP ve MHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın ilk 9 maddesi kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda temel kanun olarak görüşülen tasarının kabul edilen maddelerine göre, iş mahkemeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde kurulacak.

Bu mahkemelerin yargı çevresi, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenecek.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilecek. Bu daireler numaralandırılacak. HSK, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımını gerçekleştirecek.

İş mahkemesi kurulmayan yerlerde, bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi bakacak.

Tasarıyla "dava şartı olarak arabuluculuk" kurumu ilk kez hukuka giriyor ve düzenlemede yer alan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunluluk olarak getiriliyor.

Kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi, işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulması dava şartı olarak aranacak. Arabulucuya başvurma zorunluluğu için alacak veya tazminat talebinin iş ilişkisinden kaynaklanması gerekecek.

Düzenlemeyle işçi kıdem, ihbar gibi tazminat ve fazla mesai, yıllık izin gibi ücret; işveren de alacak ve tazminat kalemleri için dava açmadan önce arabulucuya başvuracak.

İşçi veya işverenin iş ilişkisi kapsamında birbirlerine hakaret etmekten kaynaklanan ya da işçinin iş yerindeki işverene ait mal ve malzemelere zarar vermesinden doğan tazminat talepleri de dava açılmadan önce arabulucuya götürülecek.

Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine ekleyecek. Bu zorunluluğa uyulmazsa mahkeme davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulmasını, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderecek.

İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilecek.

Arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecek.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi, manevi tazminat davaları, bunlarla ilgili rücu davalarında, arabuluculuk şartı aranmayacak.

Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan, arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeleyecek, komisyon başkanlıklarına bildirecek.

Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderecek.

Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenecek. Taraflar, listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşırsa bu arabulucu görevlendirilecek.

Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamayacak. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilecek. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim edecek.

Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlayacak, dosyayı büroya iade edecek.

Yetki itirazının reddi durumda aynı arabulucu yeniden görevlendirilecek. Yetki itirazının kabulünde ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilecek.

Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren 3 hafta içinde sonuçlandıracak. Bu süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilecek.

Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya anlaşmaya varılamaması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirecek, son tutanağı düzenleyerek durumu derhal arabuluculuk bürosuna bildirecek.

Taraflardan biri, geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmazsa, arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacak. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyecek.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmadığı için sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda taraflar, yaptıkları yargılama giderlerini kendileri karşılayacak.

Taraflar, arabuluculuk sonunda anlaşırsa arabuluculuk ücreti, belirtilen tarife göre, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacak.

İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, ara bulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, tarifenin ikinci kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilecek.

Arabuluculuk sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya 2 saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hallerinde, 2 saatlik ücret tutarı ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek. 2017 yılı Arabuluculuk Ücret Tarifesine göre bir saatlik ücret miktarı 120 lira olduğundan, bu rakam 240 liradan az olamayacak.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenler, arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılacak, iradeleri birbirine uygun olacak.

Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılırsa anlaşma uyarınca taraflarca ödenecek, anlaşmaya varılamazsa ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanacak.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracak, hak düşürücü süre işlemeyecek.

Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilecek. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilecek ve son tutanağı imzalayabilecek.

Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülecek.

Gazeteciler ve gemi adamları da açacakları bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı, tazminatı, işe iade davalarında, arabulucuya başvuracak.

Arabulucuya başvurulmuş olmasını bir dava şartı olarak öngören maddede hüküm bulunmayan hallerde, niteliğine uygun düştüğü ölçüde Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanacak.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce SGK'ya başvurulacak. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan başvuruya 60 gün içinde kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılacak. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şartı aranacak.

Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebiyle işveren aleyhine açılan davalarda, dava kuruma resen ihbar edilecek. İhbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilecek.

İş mahkemeleri, gazeteciler, gemi adamları, İş Kanunu'na veya Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren, işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, idari para cezalarına itirazlar ile belirtilen uyuşmazlıklar hariç olmak üzere SGK veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakacak.

İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi olacak.

Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olacak. İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili sayılacak.

İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanacak. Davaların yığılması halinde, her bir talebe ilişkin vakalar bakımından ispat yükü ve deliller ayrı ayrı değerlendirilecek.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümleri iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacak. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlayacak. Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca ivedilikle karara bağlanacak.

Diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla bazı dava ve işlerde verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacak.

İş Kanunu uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davalarında verilen kararlar ile işveren tarafından toplu iş sözleşmesi veya iş yeri düzenlemeleri uyarınca işçiye verilen disiplin cezalarının iptali için açılan davalarda verilen kararlar bu kapsama girecek. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca iş yeri sendika temsilcilerinin iş sözleşmelerine, işletme toplu iş sözleşmesi yapılacak iş yerlerinin aranılan niteliğe sahip olup olmadıklarına ilişkin uyuşmazlıklara, uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıklara ve karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitine ilişkin açılan davalarda verilen kararlar da temyiz edilemeyecek. Sendika veya konfederasyonun ilk genel kurulunun düzenlenmesi konusunda hükümlere aykırı hareket edildiği iddiasıyla sendika şubesi, sendika veya konfederasyon yönetim kurulu hakkında açılan davalarda verilen kararlar ile sendika üyeliğine ilişkin açılan davalarda verilen kararlar konusunda da temyize gidilemeyecek.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****