2018-04-18 - 14:55
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, OHAL'in 3 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, nükleer enerji konusunun 1956 yılından beri Türkiye'nin gündeminde olduğunu söyledi.

Şu anda dünyada 66 nükleer santralin inşa edildiğine dikkati çeken Kalkan, Türkiye'nin attığı adımla nükleer enerjiye sahip ülkeler arasına gireceğini ifade etti.

Enerji çeşitliliği yaratılmasının gereğine işaret eden Kalkan, nükleer güç ile kesintisiz enerji üretileceğini bildirdi.

Ekonominin enerji ihtiyacının karşılanması gerektiğini belirten Kalkan, dünyanın en sık güvenlik tedbirlerinin nükleer santrallerde olduğunu kaydetti.

HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım, Enfal katliamına ilişkin konuşmasında, geçmişte Irak'ta yaşanan bu insanlık dışı olayda binlerce Kürt'ün yaşamını yitirdiğini ve onbinlercesinin de göç ettiğini vurguladı.

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm ise güncel ekonomik sorunlarla ilgili konuşmasında, ülkede kutuplaşmanın her geçen gün arttığını savunarak, toplumun ayrıştığını ileri sürdü.

Bireysel silahlanmanın ise her gün masum insanların canını almaya devam ettiğini vurgulayan Tüm, bu konuda bir denetimin olmadığını savundu.

Cinayetlerin çoğunda da ruhsatsız silahların kullanıldığını aktaran Tüm, silahlanmaya karşı yasa çıkarılması gerektiğini belirtti. Tüm, "Silahlanmaya bir milyonkere hayır." diyerek konuşmasını tamamlandı.

Başkanvekili Ahmet Aydın, şair Cemal Safi'nin yaşamını yitirdiğini anımsatarak, Safi'ye Allah'tan rahmet, yakınlarına ise başsağlığı diledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Türkiye Cumhuriyeti'nin veya milletimizin tarihinde hiçbir katliam, bir soykırım asla olmamıştır. Böyle bir şey yaşanmamıştır." dedi.

Genel Kurulda yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, şair Cemal Safi'ye rahmet ailesin ve sevenlerine başsağlığı dileğinde bulundu.

Usta, 13 Nisan 1915 tarihinde Basra yakınlarında İngilizlere karşı verilen savaşta şehit düşen Süleyman Askeri'nin, mücadeleden asla vazgeçmeyen bir Türk askeri olduğunu belirterek, "Ege'de Didim açıklarında yerleşim yeri olmayan kayalıklara Yunan bayrağı dikme cüreti gösterenler, Süleyman Askeri Bey ve müfrezesinin ruhunun hala içimizde yaşadığını bilsinler." diye konuştu.

Bahattin Şakir'in ise 17 Nisan 1922 tarihinde Ermenilerce katledildiğini anımsatan Usta, birinci dünya savaşı sırasında, terör olaylarının durmaması nedeniyle Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı bölgelerinde yaşayan Ermenilerin savaş bölgelerinden çıkarılarak uzak bölgelere iskan edilmesine karar verildiğini anlattı.

Usta, "Ermenilerin yerlerini değiştirmek onları imha etmek değil, devletin güvenliğini sağlamak ve korumak amacına dayalıdır ki sonuna kadar doğru, sonuna kadar da helaldir. Kim ne söylerse söylesin, Türk milletini sırtından vuranların tehciri Türk vatanının yüzyılını kurtaran muhteşem siyasi bir karardır ve çok şükür gereği yapılmıştır. Dönemin İttihatçı kadroları milli bir şuurla vazifelerini yapmışlardır. Biz onlardan razıyız, inanıyorum ki Rabbim de razıdır." ifadesini kullandı.

Suriye'de Türkmensiz bir gelecek düşünülemeyeceğini de belirten Usta, bu ülkedeki Türkmenlerin haklarının takipçisi olacaklarını kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, grup sıralarında sağında oturan HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan'ı göstererek, "Mecliste sağ tarafımda bir Ermeni vekil otururken, Talat Paşa'nın günlüklerine göre de 1 milyondan fazla Ermeni?nin katledildiği bir coğrafyada 'İttihatçı kadrolar gereğini yapmıştır' denilmesini kınıyorum." dedi.

AB ilerleme raporuna da değinen Kerestecioğlu, raporda OHAL'in vakit kaybetmeden kaldırılmasının istendiğini aktararak, Hükümetin ise muhalefetin sesini kısmak için bunu uzatmak istediğini ileri sürdü.

Bunun üzerine tekrar söz alan MHP Grup Başkanvekili Usta, Kerestecioğlu'nun kınamasını anlayamadığını belirterek, "O zaman şu soruyu sorarım. Doktor Bahattin Şakir Bey'i tasvip mi ediyorsunuz? Bizim sözümüz devlete karşı ayaklanan, Müslüman Türk milletine karşı katliamda bulunan Ermeni çetecileredir. Yoksa bugün itibarıyla ülkesine, milletine bağlı olan Ermenilere karşı bir sözümüz olamaz." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'nin 70 yıldır demokrasi mücadelesi verdiğini belirterek, bu sürede demokrasiye karşı çeşitli darbelerin gerçekleştirildiğini hatırlattı.

FETÖ'nün 15 Temmuz?daki darbe girişiminin ardından 20 Temmuz'da OHAL ilan edildiğini anımsatan Altay, "Adeta 15 Temmuzda Türkiye'ye bir arsenik içirilmeye çalışıldı ve içirildiyse 20 Temmuzda bir panzehir beklenirken bu millete ve Türk demokrasisine siyanür tasvip edildi. Verdiği tahribat 15 Temmuz?dan daha ağırdır. Bedeli de çok daha ağır olmuştur." iddiasında bulundu.

OHAL'in ülkede ekonomik tahribat yarattığını savunan Altay, "Gelin bugün Türkiye'yi bu ayıptan kurtaralım." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise Kerestecioğlu'nun açıklamasına tepki göstererek, şöyle dedi:

"Kendi ülkesine, milletine bu kadar düşmanlık yapacak bir açıklamayı bu parlamentoda ben şimdiye kadar görmedim. Sözde katliamlarla suçlanan Türkiye, milletimiz ve devletimizin bu konudaki açıklamaları gayet açık ve nettir. Arşivler ortadadır. 'Bunlar incelensin. Gerçekler ortaya çıksın' ifadelerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti kullanıyor. Sanki bunlar yokmuş gibi adeta Türkiye'yi suçlayacak, Ermeni diasporasının sözcülüğünü yapacak ifadeler kullanmak kimseye fayda sağlamaz.

Size bu şekilde konuşma talimatını ve emrini kim verdiyse onlara söyleyin, Türkiye bu iftiralara pabuç bırakmaz. Bu Gazi Meclisin çatısı altında hiç kimsenin ama hiç kimsenin milletimizle ilgili provokatörlük yapmaya hakkı yoktur. Bu milletin verdiği vergilerle maaş alacaksınız, bu milletin Gazi Meclisinde oturacaksınız ve bu millete böyle ağır bir iftirayı atacaksınız. Kusura bakmayın böyle bir hakkınız yok, haddiniz de yok."

Bunun üzerine tekrar söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, "Biz bu ülkede Ermeni diasporasının falan değil, kardeşliğin, barışın sözcülüğünü yapmaya çalışıyoruz." görüşünü dile getirdi.

Kimseyi ötekileştirerek konuşmadıklarını savunan Kerestecioğlu, bu sırada AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer'in müdahale etmesi üzerine "Gelin buradan konuşun." diye tepki gösterdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Muş da "1 milyon Ermenin katledildiği" iddiasını, uluslararası arenada Türkiye aleyhine kararlar çıkartmaya çalışan Ermeni diasporasının dillendirdiğini hatırlatarak, "Türkiye Cumhuriyeti?nin veya milletimizin tarihinde hiçbir katliam, bir soykırım asla olmamıştır. Böyle bir şey yaşanmamıştır." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "FETÖ mücadalede önemli adımlar atıldı ama daha yolun yarısında sayılırız." dedi.

Akçay, TBMM Genel Kurulunda, OHAL'in 3 ay daha uzatılmasına ilişkin tezkerenin görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmada, terör örgütlerinin sökülüp kökünün kazınması için OHAL'in kesin bir mecburiyet haline geldiğini ifade etti.

Olağanüstü tehditlerle mücadelenin, aynı derecede olağanüstü araç ve yöntemlerle başarıya ulaşabileceğini belirten Akçay, tehdit ve tehlikenin henüz geçmediğini söyledi.

Olağanüstü tehlikelerin olağan tedbirlerle engellenmesinin mümkün olamayacağını vurgulayan Akçay, "OHAL, başta FETÖ olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele etmek, 15 Temmuz'un yarattığı hasarı ortadan kaldırmak için yürütülen bir uygulamadır. OHAL'i, bireysel özgürlüklere, vatandaşlarımızın günlük hayatlarına ve işlerine karşı değerlendirmek yanlıştır. Eğer OHAL olmasaydı bu mücadelenin onda biri dahi yapılamazdı." değerlendirmesinde bulundu.

"FETÖ mücadalesinde önemli adımlar atıldı ama daha yolun yarısında sayılırız." diyen Akçay, başta siyasiler ve bürokratlar olmak üzere herkese büyük sorumluluklar düştüğünü bildirdi.

FETÖ ve her türlü terör örgütüyle mücadeleye destek olduklarını aktaran Akçay, "Kripto damar hala aktiftir. Bu şartlar altında 'OHAL kalksın' demek kripto damara göz kırpmaktır. Bölgesel risk ve tehlikeler önlenmesi, önüne geçilmesi gittikçe zorlaşan, karmaşık bir yapıya bürünmektedir." ifadesini kullandı.

15 Temmuz'un terörist bir girişim olduğunu belirten Akçay, "15 Temmuz ülkemize büyük ihanettir. Önümüzdeki zaman diliminde de devlete sızacak başka bir kadro, bir başka proje örgüt yeniden millete ölüm saçması diye gereken tedbirleri mutlaka almamız lazım." dedi.

MHP olarak tarihe, yaşanacak gelecek asırlarımıza karşı sorumluluklarını yerine getirmek istediklerine dikkati çeken Akçay, "Bu darbe girişimini nasıl hep birlikte defettiysek, aynı direnci korumalıyız." diye konuştu.

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Ortadoğu ülkelerinin on yıllardır adı konulmamış Olağanüstü hal (OHAL) ile yönetildiğini belirterek, "Hangisinde huzur, güven, istikrar, dünyayla yarışabilecek kriterler açısından bir insani gelişmişlik düzeyi var? Hiçbir şey yok. Demek ki bu politika Ortadoğu'ya huzur, barış getirmiyor." dedi.

Bilgen, TBMM Genel Kurulunda OHAL'in 3 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde grubu adına söz aldı.

Ayhan Bilgen, FETÖ soruşturmaları kapsamında yargı süreci tamamlanarak beraat eden ya da hakkında takipsizlik kararı verilenlerin hiçbir yerde işe giremediğini öne sürdü.

Ankara'da 1 Mayıs etkinliklerinin Ankara Valiliği tarafından yasaklandığını ifade eden Bilgen, "1 Mayıs resmi tatildir ve bunu da siz yaptınız. Valilik, hiçbir ciddi bilgi, istihbarat, somut gerekçe açıklama ihtiyacı duymadan bir demokratik etkinliği kullanmayı iptal edebiliyorsa nasıl kalkıp siz, 'OHAL toplumu ilgilendirmiyor, masum, suçsuz insanları ilgilendirmiyor, sadece terörle, suçla mücadele ediyoruz' diyorsunuz?" diye konuştu.

Bilgen, bazı gazeteci ve yazarlara verilen hapis cezalarını da eleştirdi.

OHAL'in bir de dış politika boyutu olduğuna işaret eden Bilgen, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye Raporu'nu açıkladığını anımsattı.

Bilgen, şöyle devam etti:

"Biz, Avrupa Birliği raporlarını, Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından önemsiyoruz ama Avrupa ülkelerinin de bu konudaki ikircikli tavrını her seferinde eleştiriyoruz. Diyoruz ki 'siz Kopenhag kriterleri gibi evrensel hukuk değerlerini önemsiyor olsaydınız başka türlü davranırdınız'. Bunu her platformda söylüyoruz. Avrupa Birliği ilerleme raporunun OHAL ile ilgili değerlendirmesini görmezlikten geliyorsunuz, 'felanca örgütü, terör örgütü saydı mı, saymadı mı?' buna odaklanıp durumu kurtarmaya çalışıyorsunuz. İlerleme raporu çok net. 'OHAL komisyonu etkin değil' diyor. Siz, 'hayır, etkin' diyorsanız, rakamları ortaya koyacaksınız. Bakıyorsunuz onbinlerce rakamın içerisinde yüzlü rakamlarda geri dönüş var. Ortadoğu'daki rejimlere bakın, bu ülkeler on yıllardır adı konulmamış OHAL ile yönetilen ülkelerdir. Hangisinde huzur, güven, istikrar, dünyayla yarışabilecek kriterler açısından bir insani gelişmişlik düzeyi var? Hiçbir şey yok. Demek ki bu politika Ortadoğu'ya huzur, barış getirmiyor."

CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, TBMM Genel Kurulunda, Olağanüstü hal'in (OHAL) 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde CHP Grubu adına söz aldı.

Konuşmasının başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlerin erken yapılmasına ilişkin açıklamasını hatırlatan Bingöl, şöyle konuştu:

"OHAL görüşmeleri sürüyorken erken seçim kararı alındı. Hayırlı olsun. Bizim açımızdan hiçbir mahsuru yok. 94 yıllık bir partiyiz, seçim tarihi ne zaman olursa olsun hazırlıklı bir partiyiz. Dolayısıyla bu seçim mutlaka Türkiye açısından önemli bir dönüm noktasına evrilecektir. Umut ediyorum ki bugün parlamento özellikle AK Parti Grubu olağanüstü hal koşullarında seçime gitmeyi içine sindirmeyecek ve olağanüstü hal bugünkü oylama ile sonlandırılacaktır."

İddialı siyasi partilerin seçimleri sıkıntıya sokabilecek OHAL koşullarına razı olmayacağını vurgulayan Bingöl, "Türkiye'de delikanlı siyaset yapmanın, özgür siyaset yapmanın tam zamanı." diye konuştu.

Ülkenin en iyi koşullarda seçime gitmesinin yolunun OHAL'i sonlandırmak olduğunu belirten Bingöl, 16 Nisan referandumunun OHAL koşullarında gerçekleştirildiğini ama bunun özellikle yurtdışında Türkiye'nin itibarı açısından olumsuzluklar doğurduğunu savundu.

Tüm milletvekillerinin ülkeye karşı sorumlulukları bulunduğuna değinen Bingöl, bu sorumluluğun gereğinin yeniden OHAL'de seçime gitmenin önüne geçmek olduğunu kaydetti.

Bingöl, "Dört siyasi parti birlikte el ele vererek OHAL'i sonlandıralım. Bu AKP'nin Türkiye'ye son dönemlerde yapacağı en büyük iyilik olacaktır. Bunu Adalet ve Kalkınma Partisi'nden bekliyoruz." dedi.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine tüm siyasi partilerin birlikte karşı durduğunu, o gece sağlanan geniş mutabakatın girişimi bertaraf ettiğini bildiren Bingöl, FETÖ'ye mücadelenin sonraki aşamalarında da bu birliktelik ruhunun korunmasının önemine değindi.

Bingöl, ancak iktidarın bu birliktelik ile gerekli yasal düzenlemeleri ve uygulamaları hayata geçirmek yerine OHAL ilan etmeyi tercih ettiğini ve bunu yalnızca FETÖ ile mücadelede değil, kendisine muhalif tüm kesimleri susturmada kullandığını ileri sürdü.

OHAL sürerken hükümet yetkililerin ve bakanların kendilerine bağlı kurumlarda FETÖ mensuplarını temizlendiğine ilişkin açıklamalar yaptıklarını ifade eden Bingöl, şöyle devam etti:

"Bütün kurumlardan darbeciler temizlendiyse hele hele Adalet ve Kalkınma Partisi kendi teşkilatlarında da Fethullahçıları temizlemişken yeniden OHAL'i uzatmaya niçin gerek duyuluyor? Olayın başka bir yönü var, o da şu; eğer AK Parti teşkilatlarında ve diğer kuruluşlarda Fethullahçılar temizlenmişse kimdir bu Fethullahçılar? Ve bunlar ile ilgili ne yapıldı? Türkiye'yi böyle bir darbe sürecine iten o Fethullahçılar Adalet ve Kalkınma Partisinin teşkilatlarına geniş bir şekilde sızmışsa ki bu sızma değil, çünkü sızma üç kişiyle, beş kişiyle olur, binlerce, on binlerce sızma olmaz. Bunlar yerleşti. Bu yerleşenler OHAL koşullarında hesap veriyorlar, versinler. Yerleşenler hesap veriyor da yerleştirenler ne zaman hesap verecek? Yerleştirenler piyasada yok. Bu işin siyasi ayağı ortaya çıkmıyor."

Bingöl, AK Parti'nin FETÖ ile mücadele konusunda samimiyse tüm bu yapının boyutlarının ortaya çıkarılmasını sağlaması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin insan hakları, demokrasi ve ekonomi gibi pek çok alanda geriye gittiğinin bunun başlıca sebebinin de OHAL olduğunu belirten Bingöl, şunları söyledi:

"12 Eylülde intihar edenlerin sayısı 43, bugün bu sayı 48. Bu anlayışınızı, antidemokratik uygulamalarınızı sürdürdüğünüz sürece bu intiharlar daha kim bilir hangi düzeylere ulaşacak. Bütün bunlar sizi rahatsız etmiyor mu? Hiç mi vicdan muhasebesi yapmıyorsunuz?"

Bingöl, 108 bin kişinin OHAL Komisyonu'na başvurduğunu, komisyonun ağır aksak ilerlediğini ileri sürerek, cezaevlerinde de hak ihlalleri yaşandığını savundu.

CHP'nin kısa süre önce 81 ilde OHAL'e karşı oturma eylemi yaptığını belirten Bingöl, "Siz bu milletin oturmasından korkmayın, milletin ayağa kalkmasından korkun. Hep dersiniz ya 'Milli irade", milli iradenin sesine kulak verin." ifadelerini kullandı.

OHAL'in hiçbir ülkeye yarar getirmediğini anlatan Bingöl, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Önümüzde bir erken seçim kararı alınmışken bu seçimi nitelikli bir hale dönüştürmek bizim elimizde. Bu parlamentonun son günlerinde bu ülkeye yapacağı en hayırlı iş OHAL'i bugün sonlandırmaktır. Gelin vicdan muhasebesi yapın, ülkeyi, 80 milyonu düşünüyorsanız, OHAL'i sonlandıralım. Bizden bu ülke bunu bekliyor. Siz geçmiş yıllarda 'OHAL'i desteklemek, teröre desteklemektir' demediniz mi? İşte biz, teröre destek vermediğimiz için OHAL'e karşıyız."

****HABERİNİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****