2013-01-23 - 13:05
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Diyarbakır'da PKK'lılar için düzenlenen cenaze töreni ile yaşanan son gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Diyarbakır'da PKK'lılar için düzenlenen cenaze töreni ile yaşanan son gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, "Devletin kuran irade Amasya Kongresinden Erzurum'a oradan Sivas'a; Oradan da Lozan'a kadar, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini esas almıştır. Bugün devlette, varlığı da, bölünmez bütünlüğü de tehdit altındadır." dedi
MHP'li Yeniçeri, AKP ile BDP arasında danışıklı dövüş sürecinin bütün hızıyla sürdüğünü iddia ederek. "Türk milletine karşı hem BDP hem de AKP var gücüyle büyük bir psikolojik harekât sürdürüyor." dedi
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, sözlerinde şunları kaydetti:
"Aralarından PKK'nın kurucularından birisi de olan üç kadın Paris'te öldürülmüş ve cenazeleri Türkiye'ye getirilmesine AKP hükümeti izin vermiştir. Öldürülen kadın teröristlerden birisi Tunceli, diğeri Kahramanmaraşlı ve üçüncüsü de Mersin doğumluydu. Hükümet bu kadın teröristlerin hiç birinin doğum yeri Diyarbakır olmamasına karşın Diyarbakır'da tören yapılmasına izin vermiştir.
Başbakan Erdoğan, PKK'lıların cenaze töreni öncesinde, törenin Habur'a benzememesi için İçişleri Bakanı'na "Provokasyonlara izin verilmemesi, katılımcılara müdahale edilmemesi ve emniyet görevlilerinin gerilerde durması" talimatın verir. BDP'li yetkililer de "katılımcıların kontrolü için partililer görev yapacak" açıklamaları yapar. Medya olanı biteni göstermez ve kamuoyu da bilgilendirilmez.
Sürecin "samimiyet testi" olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan ile yazar/çizer taifesi Diyarbakır'daki cenazelerde olay çıkmamasını barışın zaferi olarak nitelendirmişlerdir. Hâlbuki cenaze töreninde PKK bayrak çıkarmış, güç gösterisinde bulunmuş ve devlete de meydan okumuştur. Diyarbakır'da Devlet BDP'ye teslim edilmiştir!
Diyarbakır'da düzenlenen törenin düzenini 1000 BDP'linin sağladığı, emniyet güçlerinin duruma müdahil olmadığı ve olanı biteni uzaktan seyrettiği medyaya düştü. Gönderden Türk Bayrağı indirilip PKK paçavralarının çekildiği, cenazelerin tabutlarının üzerine PKK bezlerinin örtüldüğü, uygulanan karartmaya rağmen medyaya yansıdı. AKP, Diyarbakır'daki cenaze töreni sırasında devletin otoritesini temsil eden güvenlik güçlerini meydandan çekmiş, BDP'nin militanlarına alanı terk etmiştir. Devlet geçici bir süre de olsa bir anlamda otoritesini BDP'ye teslim etmiştir. Türk Bayrağının gönderden indirilmesi ne anlama gelmektedir?
Diyarbakır'da tören özünde devlete meydan okuyan bir güç gösterisiydi. Esasında Diyarbakırlı olmayan teröristler için Diyarbakır'da tören düzenlenmiş olması, sokağa büyük kitleleri toplamak amacını taşıyordu. Dahası bu törenin amacı bölge halkının hem BDP'nin hem de Öcalan'la yapılan görüşmelerin arkasında olduğu mesajını vermekti.
Devletten, milletten ve egemenlikten taviz vererek, sözde devleti, milleti ve egemenliği korumak AKP'ye özgü post modern bir gelenektir. Diyarbakır'da olanı biteni yanlış okuyan, yanlı anlam yükleyen ve amaçlı bir biçimde yorumlayanlar kısa sürede yanıldıklarını anlayacaklardır!
Diyarbakır'da düzenlenen törende olay çıkmamasını Kandil, İmralı ve BDP'nin katkısı ve "halkın barış" istediği sonucu çıkarıldı. Halkın savaş istediği hiçbir zaman görülmemiştir. Halk, PKK terör örgütünün baskısı altında kepenk kapatıyor. Öyle görülüyor ki Başbakan Erdoğan'ın başlattığı süreç de "samimiyet testinden geçmiştir!
Başbakan Erdoğan da teröristin İmralı'daki başını sevimli ve çözüme yakın görürken TBMM'deki uzantısı olan BDP'lileri ise yerden yere vuruyor. BDP'lileri hem yerden yere vuruyor gibi yapıyor hem de BDP'li milletvekillerini İmralı'yla görüşmesine izin veriyor.
BDP'li vekillerin fezlekelerini beklemeye alıyor? BDP'lileri İmralı'ya gönderiyor? Sonra da BDP'ye sizin iradeniz yok mu? Diye sataşıyor. Adeta AKP, BDP'liler İmralı'nın muhatabı biziz, siz de kim oluyorsunuz? Demiş oluyor. Başbakan Öcalan'ı BDP ile paylaşmaya razı olmuyor.
AKP ile BDP arasında danışıklı dövüş süreci bütün hızıyla sürüyor. Türk milletine karşı hem BDP hem de AKP var gücüyle büyük bir psikolojik harekât sürdürüyor. Çelişkiler İçinde Bir Başbakan!
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en çelişkili ve tutarsız bir yönetimi tarafından idare edilmektedir.
"Komşularla sıfır sorun" gibi bir hayali strateji Türkiye'nin kavgalı olmadığı bir komşu bırakmamıştır. "Bir adım önde olmak" stratejisi Türkiye'yi bölgede Yunanistan karşısında geriletmiştir. Çözümsüzlük çözüm değil diyerek Başbakanın başlattığı Ermeni ve Kıbrıs sorunundaki yaklaşımlar yüzde yüzlük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
PKK'nın döktüğü insanların kanları tam anlamıyla yerde kalmıştır. Bu iktidarı Halk da Hak da ve ülke uğruna hayatını feda etmiş olan şehitler de affetmeyecektir. İktidar terör örgütünün başını muhatap alarak, terör örgütüne devlete diz çöktürmenin yolunun namlunun ucundan geçtiğini göstermiş bulunmaktadır.
Hele hele Hükümet, İmralı ile vardığı mutabakat gereği bir takım yasal düzenlemeler yapar, adımlar atar ise silahlı terör örgütlerinin silah bırakması asla mümkün olmaz. Zira bu durumda silahlı cinayet örgütleri yasal ve yapısal düzenlemenin yolunun cinayet, şiddet ve katliamdan geçtiğini fiilen öğrenmiş olacaklardır.
Başbakan Erdoğan, Türk milletinin gözünden olup/biteni saklamak için çelişkili açıklamalar yaparak halkın dikkatini dağıtıyor. İmralı'yla hükümet değil devlet görüşüyor; Kürt sorun hem vardır hem yoktur sözlerini rahatlıkla kullanabiliyor.
Milletvekillerini Yeminlerinin Gereği Olarak Ayağa Kalkmaya Davet Ediyorum!
PKK/KCK bölgede vergi toplayan, yargılama yapan, insanları dağa kaldıran, yer yer bayrak asıp, kimlik kontrolü yapan bir konuma gelmiştir.
AKP iktidarının başka çare yok, denenmeyeni denemek, ezber bozmak adına İmralı'daki eli kanlı caniyle yaptığı görüşmeler ve TBMM'de bu pazarlığın sonucu olarak geçirmeye çalıştığı düzenlemeler ülkenin varlığın, bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü tehdit eden haldedir.
Hükümet ana dilde savunma hakkı adı altında getirdiği ve ana dilde kamu hizmetlerine erişim adı altında da getireceği düzenlemeler milli ve üniter yapıyı bozucu niteliktedir. Bütün bu düzenlemeler doğrudan T C Anayasasına aykırıdır.
Devletin kuran irade Amasya Kongresinden Erzurum'a oradan Sivas'a; Oradan da Lozan'a kadar, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini esas almıştır. Bugün devlette, varlığı da, bölünmez bütünlüğü de tehdit altındadır.
T. C Anayasası ve yukarıda ifade edilen esaslar üzerine yemin etmiş milletvekillerine yeminlerinin gereğini yerine getirmeye ve ayağa kalkmaya davet ediyorum."
H. Alper Durmaz.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, "Devletin kuran irade Amasya Kongresinden Erzurum'a oradan Sivas'a; Oradan da Lozan'a kadar, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini esas almıştır. Bugün devlette, varlığı da, bölünmez bütünlüğü de tehdit altındadır." dedi
MHP'li Yeniçeri, AKP ile BDP arasında danışıklı dövüş sürecinin bütün hızıyla sürdüğünü iddia ederek. "Türk milletine karşı hem BDP hem de AKP var gücüyle büyük bir psikolojik harekât sürdürüyor." dedi
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, sözlerinde şunları kaydetti:
"Aralarından PKK'nın kurucularından birisi de olan üç kadın Paris'te öldürülmüş ve cenazeleri Türkiye'ye getirilmesine AKP hükümeti izin vermiştir. Öldürülen kadın teröristlerden birisi Tunceli, diğeri Kahramanmaraşlı ve üçüncüsü de Mersin doğumluydu. Hükümet bu kadın teröristlerin hiç birinin doğum yeri Diyarbakır olmamasına karşın Diyarbakır'da tören yapılmasına izin vermiştir.
Başbakan Erdoğan, PKK'lıların cenaze töreni öncesinde, törenin Habur'a benzememesi için İçişleri Bakanı'na "Provokasyonlara izin verilmemesi, katılımcılara müdahale edilmemesi ve emniyet görevlilerinin gerilerde durması" talimatın verir. BDP'li yetkililer de "katılımcıların kontrolü için partililer görev yapacak" açıklamaları yapar. Medya olanı biteni göstermez ve kamuoyu da bilgilendirilmez.
Sürecin "samimiyet testi" olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan ile yazar/çizer taifesi Diyarbakır'daki cenazelerde olay çıkmamasını barışın zaferi olarak nitelendirmişlerdir. Hâlbuki cenaze töreninde PKK bayrak çıkarmış, güç gösterisinde bulunmuş ve devlete de meydan okumuştur. Diyarbakır'da Devlet BDP'ye teslim edilmiştir!
Diyarbakır'da düzenlenen törenin düzenini 1000 BDP'linin sağladığı, emniyet güçlerinin duruma müdahil olmadığı ve olanı biteni uzaktan seyrettiği medyaya düştü. Gönderden Türk Bayrağı indirilip PKK paçavralarının çekildiği, cenazelerin tabutlarının üzerine PKK bezlerinin örtüldüğü, uygulanan karartmaya rağmen medyaya yansıdı. AKP, Diyarbakır'daki cenaze töreni sırasında devletin otoritesini temsil eden güvenlik güçlerini meydandan çekmiş, BDP'nin militanlarına alanı terk etmiştir. Devlet geçici bir süre de olsa bir anlamda otoritesini BDP'ye teslim etmiştir. Türk Bayrağının gönderden indirilmesi ne anlama gelmektedir?
Diyarbakır'da tören özünde devlete meydan okuyan bir güç gösterisiydi. Esasında Diyarbakırlı olmayan teröristler için Diyarbakır'da tören düzenlenmiş olması, sokağa büyük kitleleri toplamak amacını taşıyordu. Dahası bu törenin amacı bölge halkının hem BDP'nin hem de Öcalan'la yapılan görüşmelerin arkasında olduğu mesajını vermekti.
Devletten, milletten ve egemenlikten taviz vererek, sözde devleti, milleti ve egemenliği korumak AKP'ye özgü post modern bir gelenektir. Diyarbakır'da olanı biteni yanlış okuyan, yanlı anlam yükleyen ve amaçlı bir biçimde yorumlayanlar kısa sürede yanıldıklarını anlayacaklardır!
Diyarbakır'da düzenlenen törende olay çıkmamasını Kandil, İmralı ve BDP'nin katkısı ve "halkın barış" istediği sonucu çıkarıldı. Halkın savaş istediği hiçbir zaman görülmemiştir. Halk, PKK terör örgütünün baskısı altında kepenk kapatıyor. Öyle görülüyor ki Başbakan Erdoğan'ın başlattığı süreç de "samimiyet testinden geçmiştir!
Başbakan Erdoğan da teröristin İmralı'daki başını sevimli ve çözüme yakın görürken TBMM'deki uzantısı olan BDP'lileri ise yerden yere vuruyor. BDP'lileri hem yerden yere vuruyor gibi yapıyor hem de BDP'li milletvekillerini İmralı'yla görüşmesine izin veriyor.
BDP'li vekillerin fezlekelerini beklemeye alıyor? BDP'lileri İmralı'ya gönderiyor? Sonra da BDP'ye sizin iradeniz yok mu? Diye sataşıyor. Adeta AKP, BDP'liler İmralı'nın muhatabı biziz, siz de kim oluyorsunuz? Demiş oluyor. Başbakan Öcalan'ı BDP ile paylaşmaya razı olmuyor.
AKP ile BDP arasında danışıklı dövüş süreci bütün hızıyla sürüyor. Türk milletine karşı hem BDP hem de AKP var gücüyle büyük bir psikolojik harekât sürdürüyor. Çelişkiler İçinde Bir Başbakan!
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en çelişkili ve tutarsız bir yönetimi tarafından idare edilmektedir.
"Komşularla sıfır sorun" gibi bir hayali strateji Türkiye'nin kavgalı olmadığı bir komşu bırakmamıştır. "Bir adım önde olmak" stratejisi Türkiye'yi bölgede Yunanistan karşısında geriletmiştir. Çözümsüzlük çözüm değil diyerek Başbakanın başlattığı Ermeni ve Kıbrıs sorunundaki yaklaşımlar yüzde yüzlük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
PKK'nın döktüğü insanların kanları tam anlamıyla yerde kalmıştır. Bu iktidarı Halk da Hak da ve ülke uğruna hayatını feda etmiş olan şehitler de affetmeyecektir. İktidar terör örgütünün başını muhatap alarak, terör örgütüne devlete diz çöktürmenin yolunun namlunun ucundan geçtiğini göstermiş bulunmaktadır.
Hele hele Hükümet, İmralı ile vardığı mutabakat gereği bir takım yasal düzenlemeler yapar, adımlar atar ise silahlı terör örgütlerinin silah bırakması asla mümkün olmaz. Zira bu durumda silahlı cinayet örgütleri yasal ve yapısal düzenlemenin yolunun cinayet, şiddet ve katliamdan geçtiğini fiilen öğrenmiş olacaklardır.
Başbakan Erdoğan, Türk milletinin gözünden olup/biteni saklamak için çelişkili açıklamalar yaparak halkın dikkatini dağıtıyor. İmralı'yla hükümet değil devlet görüşüyor; Kürt sorun hem vardır hem yoktur sözlerini rahatlıkla kullanabiliyor.
Milletvekillerini Yeminlerinin Gereği Olarak Ayağa Kalkmaya Davet Ediyorum!
PKK/KCK bölgede vergi toplayan, yargılama yapan, insanları dağa kaldıran, yer yer bayrak asıp, kimlik kontrolü yapan bir konuma gelmiştir.
AKP iktidarının başka çare yok, denenmeyeni denemek, ezber bozmak adına İmralı'daki eli kanlı caniyle yaptığı görüşmeler ve TBMM'de bu pazarlığın sonucu olarak geçirmeye çalıştığı düzenlemeler ülkenin varlığın, bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü tehdit eden haldedir.
Hükümet ana dilde savunma hakkı adı altında getirdiği ve ana dilde kamu hizmetlerine erişim adı altında da getireceği düzenlemeler milli ve üniter yapıyı bozucu niteliktedir. Bütün bu düzenlemeler doğrudan T C Anayasasına aykırıdır.
Devletin kuran irade Amasya Kongresinden Erzurum'a oradan Sivas'a; Oradan da Lozan'a kadar, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini esas almıştır. Bugün devlette, varlığı da, bölünmez bütünlüğü de tehdit altındadır.
T. C Anayasası ve yukarıda ifade edilen esaslar üzerine yemin etmiş milletvekillerine yeminlerinin gereğini yerine getirmeye ve ayağa kalkmaya davet ediyorum."
H. Alper Durmaz.
