2016-10-01 - 15:56
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 26. dönem 2. Yasama Yılı'nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı açış konuşmasına, yasama yılının, millete, devlete, bütün coğrafyamıza, insanlık için hayırlı ve başarılı çalışmalara vesile olmasını temenni ederek başladı. TBMM Başkanı Kahraman'ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Kurul'da milletvekillerine hitap etti.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 26. dönem 2. Yasama Yılı'nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı açış konuşmasına, yasama yılının, millete, devlete, bütün coğrafyamıza, insanlık için hayırlı ve başarılı çalışmalara vesile olmasını temenni ederek başladı.
"Zorluk ve yokluklar içinde Hak yolda ve halkı için mücadele eden bütün tarihi şahsiyetlerimizi, manevi ve milli önderlerimizi hürmet ve minnetle yad ediyorum." diyen Kahraman, Meclisin önceki yasama yılında aktif ve verimli bir çalışma sergilendiğini vurguladı.
Hareketli bir yıl yaşandığına dikkati çeken Kahraman, şöyle devam etti:
"Fakat ne yazık ki Türkiyemiz bir darbe teşebbüsü ile karşılaştı. 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi, bir ihanet şebekesi, milli varlığımıza ve bütünlüğümüze kast etmeye kalkıştı. Milli iradeyi hiçe sayan, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiyemizin varlığına kast eden, beyni yıkanmış, asker kıyafetli terörist bir grup, namuslarına teslim edilmiş millete ait silahları, milletin bağrına doğrulttu.
Tarihimizde olmayan ve dünya tarihinde de ender rastlanan bir trajediyi yaşadık. Milli egemenliğin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı, helikopterlerin ateşlerine maruz kaldık. 14 polisimiz yaralandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de bombalandı. Cumhurbaşkanımızı öldürmek için suikast teşebbüsünde bulundular. Mel?un ve menfur darbenin başlangıç saatlerinde bir teklif veya telkin olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisini açtım."
Kahraman, 16 Temmuz günü Meclisi olağanüstü toplantıya davet ettiğini, siyasi partilere ve milletvekillerine duyurduğunu anımsatarak, tanklar namlularını Meclise çevirmişken, uçakların bombaları ve helikopterlerin açtığı ateşlerin altında, her türlü zorluğu ve şehadeti göze alarak Meclise koşan ve gece boyunca Mecliste yapılan toplantıya katılan milletvekillerine teşekkür ve takdirlerini sunduğunu söyledi.
Çalışma günü olmadığı için Ankara'da bulunamayan diğer milletvekillerinin kalplerinin de salonda olduğuna yürekten inandığını aktaran Kahraman, salonda bulunmayan milletvekillerinin bulundukları illerde, demokrasi nöbetine girdiğini ve meydanlarda, ?Demokrasiye evet, darbeye hayır? diyen gür sese, milli sedaya öncülük ettiklerini bildirdi.
Kahraman, şunları vurguladı:
"İstiklâl harbimizde düşman toplarına karşı göğsünü siper eden, dünyada harp idare eden ilk Meclisimiz 'Gazi Meclis' unvanını almıştı. Bizler de topyekun Meclis olarak üzerimize atılan bombalar altında, milletimizin verdiği egemenliği koruma görevimizi yerine getirerek ikinci defa 'Gazi Meclis' unvanına sahip olduk. Milli iradeyi gasp etmek isteyen hainlerin darbe kalkışması, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan?ın cesur, dirayetli önderliğinde halkımızı meydanlara çağırması ve bütün milletimizin parti farkı gözetmeksizin meydanları doldurması ve tanklara göğüslerini siper etmesi ile önlendi.
Milletimizin DNA?sında yiğitlik, korkusuzluk ve cesaret vardır ve asil kanlıdır. Cesaret, korkusuzluk değil, korkuyu alt etmektir. Milletimiz, 15 Temmuz gecesi demokrasiyi özümsediğini, bir daha darbe olamayacağını ispat etti. Camilerden yükselen selalar, ezanlar, gece boyu süren demokrasi nöbetleri ile millet darbeyi yendi; Türkiye?de artık darbe devrini kapattı."
TBMM Başkanı Kahraman, 15 Temmuz şehitlerine, gazilerine ve aziz millete minnet ve şükran borçlu olduklarını belirterek, şehitlere Cenab-ı Hak'tan rahmet, yaralılara ve gazilere acil şifalar, hayırlı uzun ömürler diledi. 16 Temmuz günü Mecliste yapılan olağanüstü toplantıya grubu bulunan dört partinin de katıldığını ve ortak bir bildiri yayımlandığını ifade eden Kahraman, büyük ve örnek bir dayanışma örneği sergilendiğine işaret etti.
Kahraman, toplantıya katılarak, milli birlik ruhuna ve demokrasiye sahip çıkan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'e ve milletvekillerine teşekkür ederek, partilerin Meclis çatısı altında sergiledikleri tutum ile halkın da birbirleriyle kenetlenmesine vesile olduğunu, herkesin takdirle karşıladığı bu birlik ve beraberlik ruhunun Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" ile taçlandığını bildirdi.
Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti ile gerçekleşen ve 5 milyon kişinin katıldığı miting ile bütün dünyaya demokrasiyi özümsediğimizin, darbelere geçit vermeyeceğimiz ile birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu, yapılan konuşmalarla, devletin ebed müddet olarak dimdik ayakta olduğunu gösterdiğini dile getirdi.
Meclise yoğun şekilde "geçmiş olsun" ziyaretlerinin gerçekleştirildiğine dikkati çeken Kahraman, hainler tarafından atılan bombalarla Meclisin fiziki yapısının büyük zarar gördüğünü, bir bölümünü ise "Yaşayan Müze" olarak aynen muhafaza etmek istediklerini, bunun dışında kalan yerler için genel bir düzenleme gerektiğini, bu ihtiyacı karşılamak için ?Milletin Meclisini Millet Yapar? sloganıyla ve Meclis ile dayanışma halinde yenileme faaliyetlerine girişen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etti.
Kahraman, milletin, Meclisten beklentilerinin boşa çıkarılmaması gerektiğine işaret ederek, medenice tartışarak, konuşarak bu beklentileri karışlamak durumunda olduklarına anlattı. Bu konuda dört siyasi partinin de uzlaşma kültürünü yaşatarak, verimli bir yasama yılı geçirilmesine katkı sunacaklarına inandığına değinen Kahraman, "Meclis olarak bu dönemde oldukça yüklü bir gündem bizi beklemektedir. Türkiye'mizin muasır medeniyet yarışında önde giden bir ülke olması için ihtiyaç duyduğumuz düzenlemeleri daha fazla geciktirmeden yapmalıyız." dedi.
En öncelikli konulardan birinin sade, sivil, demokratik, hürriyetçi ve merkezinde bireyin olduğu yeni bir anayasa yapmak olduğuna belirten Kahraman, şu görüşlere yer verdi:
"Bildiğiniz gibi mevcut 1982 Anayasası?nda 18 ayrı tarihte değişiklikler yapılmıştır. Toplam 177 maddeden oluşan Anayasa, 114 ayrı değişikliğe uğramıştır. Böylesi insicamını ve bütünlüğünü kaybetmiş bir Anayasa daha fazla Türkiye?yi taşıyacak durumda değildir. Yeni Anayasa yapılması konusu toplumumuzun beklentisi ve bütün partilerimizin milletimize taahhüdüdür. Bu taahhüdü, mümkün olan en geniş mutabakatla yerine getirmeliyiz.
Bunun yanında Meclis çalışmalarını düzenli hale getirecek yeni bir iç tüzük tanzim etmemiz gerekmektedir. Meclis kanun üretim merkezi değildir. Başka görevlerimiz de var. Çalışmaları kilitleyen, kavgalı oturumlara sebep olan temel felsefe bir an önce değiştirilmelidir. Mevcut iç tüzüğümüz 1973 tarihinde kabul edilmiştir. 186 maddedir ve 13 ayrı tarihte 155 madde de değişikliğe gidilmiştir. Gündemde olması gereken konular arasında Siyasi Partiler, Seçim ve Milletvekilleri Kanunları da vardır."
Kahraman milletimiz, içeriden ve dışarıdan büyük tehditlerle karşı karşıya olduğuna vurgu yaparak, bir yandan kardeşi kardeşe düşürmeye çalışan bölücü terör örgütü PKK, bir yandan dış güçlerin maşası olarak üzerimize salınan DAEŞ çeteleri ile bunlarla kol kola devlete suikast düzenleyen Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), ittifak halinde saldırıya geçtiğini belirtti.
Türkiye?nin huzur ve güvenliğini bozmak, kalkınmasını engellemek isteyen bu şer güçlere karşı asker ve polis tarafından kararlı bir şekilde yürütülen mücadelenin mutlaka başarıyla neticeleneceğini vurgulayan Kahraman, "Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak teröre karşı yürüttüğü haklı ve kararlı mücadelede, her zaman üzerimize düşen vecibeleri yerine getireceğiz. Vatan, millet, devlet ve ay yıldızlı bayrağımızın tekliğini ilelebet sürdüreceğiz." diye konuştu.
TBMM Başkanı Kahraman, milletin temsilcileri olarak görevlerinin, ülkemizi bir daha tehditlere maruz kalmayacak, suikastler tertip edilmeyecek duruma kavuşturmak olduğunu ifade etti.
Kahraman, şunları kaydetti:
"Bu konuda milli birlik ve dayanışma ruhu ile hareket etmemizin ehemmiyeti malumlarınızdır. Sözlerime son vermeden Meclisimizin açılışından günümüze kadar hizmeti geçen Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, hiçbir dünyevi düşünce taşımadan fedakarca gayret gösteren değerli zevâtı ve birçok meçhul kahramanı saygıyla anıyorum. Milletimizin birliği, devletimizin varlığı, vatanımızın güvenliği için şehit olmuş asker, polis, köy korucusu ve tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Yeni yasama yılının hayırlı ve uğurlu olmasını niyaz ediyorum."
Kahraman'ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletvekillerine hitap etmek üzere Genel Kurul salonuna girdi ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Genel Kurulunda 26. dönem ikinci yasama yılı açılış konuşmasında, sözlerine "Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bugüne kadar TBMM çatısı altında görev yapmış tüm milletvekillerimizi saygıyla yad ediyorum. Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere TBMM üyelerinden ahirete irtihal etmiş bulunanları rahmetle anıyorum." diyerek başladı.
23 Nisan 1920'den bugüne kadar geçen sürede, TBMM tarihinin pek çok önemli dönüm noktası olduğunu belirten Erdoğan, "İnanıyorum ki bundan sonra, 15 Temmuz 2016 gecesinin, TBMM tarihinde de ayrı ve özel bir yeri olacaktır. Darbe girişimi sırasında, derhal bu salonda toplanan ve milletimizin sokaklara dökülerek darbecilere karşı gösterdiği tepkiyi Meclis?te ortaya koyan milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.
Milletvekillerinin, darbe girişimi karşısında onurlu ve güçlü bir duruş göstererek, milli iradenin tecelligahı olan kuruma sahip çıktığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu onurlu tavrın bedeli Meclisimizin savaş uçaklarıyla defalarca taciz edilmesi ve bombalanması, helikopterlerden ağır silahlarla ateş altına alınması, tanklarla kuşatılması olarak ödendi. 15 Temmuz?da Meclisimiz, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, ikinci defa gazilik şerefine nail oldu. Darbe girişimi gecesi, tamamına yakını Ankara ve İstanbul?da şehit olan 241 vatandaşımız, polisimiz ve askerimiz, milletimizin gönlüne ve tarihimizin şanlı sayfalarına altın harflerle kazınmışlardır. Aynı gece yaralanan 2 bin 194 gazimizi bu millet ve bu devlet asla unutmayacaktır. Esasen o gece sokakları, meydanları, darbecilerin hedef aldığı tüm kurumları, darbecilere destek vermesi muhtemel tüm mekanları kuşatan milletimizin tamamı gazilik sıfatını hak ediyor. Demokrasi nöbetlerinde 29 gece sabahlayan, içerideki ve dışarıdaki tüm şer güçlere, devletinin, milletinin, istiklalinin ve istikbalinin yanında olduğunu gösteren on milyonlarca vatandaşımıza borcumuzu asla ödeyemeyiz. Bu süreçte Türkiye, bir avuç hainin dışında, 79 milyon vatandaşının tamamıyla, tüm dünyaya, tarih boyunca örnek gösterilecek bir özgürlük ve demokrasi dersi verdi.
Milletimiz, terör örgütlerine olduğu gibi darbe heveslilerine de meydanı bırakmayacağını cümle aleme gösterdi. Aziz Türk Milleti ile ne kadar iftihar etsem azdır. Şahsım başta olmak üzere, şu salonda bulunan milletvekillerimizin tamamının milletimize can borcu olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Milletimize borcumuzu ödeyebilmek için hep birlikte daha çok çalışmalı, daha çok üretmeli, ülkemizi her alanda daha ileriye taşımalıyız. Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimize bir kez daha Allah?tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Gazilerimize sağlık ve afiyet temenni ediyorum."
Çarşamba günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Hükümete, bu tarihin "15 Temmuz Demokrasi ve Özgürlük Günü" resmi anma günü olarak kabulünü tavsiye ettiklerini anımsatan Erdoğan, İstanbul?da ve Ankara?da şehitler için anıtlar yapma hazırlıklarının sürdüğünü, şehit yakınlarına ve gazilere maddi-manevi her türlü desteğin verildiğini ve verilmeye devam edileceğini bildirdi.
"Bir kez daha ve altını çizerek ifade ediyorum: 15 Temmuz?u unutmamak ve unutturmamak mecburiyetindeyiz." diyen Erdoğan, bunun için okullardaki ders müfredatları ve ders kitaplarından belgesellere, filmlere, edebi eserlere kadar her mecrada 15 Temmuz?un işlenmesinin teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu mücadelede tereddüde düşen, yorulan, bunalan, duraksayan herkese şunu tavsiye ediyorum: Böyle bir durumda şehitlerimizin listesini önünüze koyun, resimlerine bakın, mesleklerine, memleketlerine, ailelerine, ikamet adreslerine bir bakın? O gece çekilen görüntüleri izleyin. Şehitlerimizin, gazilerimizin hikayelerini dinleyin. Orada 15 Temmuz darbesini herhangi bir organize ekibin, herhangi bir siyasi, sosyal, ekonomik grubun değil bu milletin omurgasını oluşturan sıradan insanların, bizatihi halkın engellediğini göreceksiniz. Emin olun, 15 Temmuz?da sokaklarda şehadete koşan insanların kahir ekseriyetinin, ne korumak zorunda olduğu malı-mülkü, ne unvanı-statüsü, ne de başka bir çıkarı vardı. Bu insanlar, sahip oldukları maddi varlıklar uğruna değil inançlarına, imanlarına, şahsiyetlerine, özgürlüklerine, kendilerinin ve sonraki nesillerin geleceğine sahip çıkmak için sokaklara dökülmüşlerdi. O gece milyonlar, benim her fırsatta 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' olarak ifade ettiğim ilkeler uğruna ölüm kusan silahların üzerine yürümüşlerdi.
Darbe girişiminin anlaşılmasının hemen ardından, önce Sayın Başbakan?ın, sonra şahsımın televizyonlarda yaptığı çağrının mahiyeti, zaten sokaklara dökülmeye başlamış olan milletimizin hissiyatının ifadesinden başka bir şey değildir. Maalesef, o gece ve daha sonrasında, bu hissiyatı anlamayan, anlamak istemeyenler oldu. Hatta 15 Temmuz?da yaşananları 'senaryo' diyerek, 'oyun' diyerek, 'tiyatro' diyerek, 'film' diyerek, 'böyle darbe mi olur?' diyerek küçümsemeye çalışanlar oldu. Buradan açıkça ifade ediyorum. Her kim ki 15 Temmuz?a amasız, fakatsız, lakinsiz 'darbe' diyemiyor ve lanetleyemiyorsa o da darbe girişiminin bir parçasıdır, en azından gönüllü destekçisidir. Böyle bir yanlışın içine düşenler, önce şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimize, onlarla birlikte o gece sokaklara dökülen milyonlara, daha ötesi milletimizin tamamına hesap vermekten kurtulamayacaktır."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
"Zorluk ve yokluklar içinde Hak yolda ve halkı için mücadele eden bütün tarihi şahsiyetlerimizi, manevi ve milli önderlerimizi hürmet ve minnetle yad ediyorum." diyen Kahraman, Meclisin önceki yasama yılında aktif ve verimli bir çalışma sergilendiğini vurguladı.
Hareketli bir yıl yaşandığına dikkati çeken Kahraman, şöyle devam etti:
"Fakat ne yazık ki Türkiyemiz bir darbe teşebbüsü ile karşılaştı. 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi, bir ihanet şebekesi, milli varlığımıza ve bütünlüğümüze kast etmeye kalkıştı. Milli iradeyi hiçe sayan, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiyemizin varlığına kast eden, beyni yıkanmış, asker kıyafetli terörist bir grup, namuslarına teslim edilmiş millete ait silahları, milletin bağrına doğrulttu.
Tarihimizde olmayan ve dünya tarihinde de ender rastlanan bir trajediyi yaşadık. Milli egemenliğin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı, helikopterlerin ateşlerine maruz kaldık. 14 polisimiz yaralandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de bombalandı. Cumhurbaşkanımızı öldürmek için suikast teşebbüsünde bulundular. Mel?un ve menfur darbenin başlangıç saatlerinde bir teklif veya telkin olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisini açtım."
Kahraman, 16 Temmuz günü Meclisi olağanüstü toplantıya davet ettiğini, siyasi partilere ve milletvekillerine duyurduğunu anımsatarak, tanklar namlularını Meclise çevirmişken, uçakların bombaları ve helikopterlerin açtığı ateşlerin altında, her türlü zorluğu ve şehadeti göze alarak Meclise koşan ve gece boyunca Mecliste yapılan toplantıya katılan milletvekillerine teşekkür ve takdirlerini sunduğunu söyledi.
Çalışma günü olmadığı için Ankara'da bulunamayan diğer milletvekillerinin kalplerinin de salonda olduğuna yürekten inandığını aktaran Kahraman, salonda bulunmayan milletvekillerinin bulundukları illerde, demokrasi nöbetine girdiğini ve meydanlarda, ?Demokrasiye evet, darbeye hayır? diyen gür sese, milli sedaya öncülük ettiklerini bildirdi.
Kahraman, şunları vurguladı:
"İstiklâl harbimizde düşman toplarına karşı göğsünü siper eden, dünyada harp idare eden ilk Meclisimiz 'Gazi Meclis' unvanını almıştı. Bizler de topyekun Meclis olarak üzerimize atılan bombalar altında, milletimizin verdiği egemenliği koruma görevimizi yerine getirerek ikinci defa 'Gazi Meclis' unvanına sahip olduk. Milli iradeyi gasp etmek isteyen hainlerin darbe kalkışması, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan?ın cesur, dirayetli önderliğinde halkımızı meydanlara çağırması ve bütün milletimizin parti farkı gözetmeksizin meydanları doldurması ve tanklara göğüslerini siper etmesi ile önlendi.
Milletimizin DNA?sında yiğitlik, korkusuzluk ve cesaret vardır ve asil kanlıdır. Cesaret, korkusuzluk değil, korkuyu alt etmektir. Milletimiz, 15 Temmuz gecesi demokrasiyi özümsediğini, bir daha darbe olamayacağını ispat etti. Camilerden yükselen selalar, ezanlar, gece boyu süren demokrasi nöbetleri ile millet darbeyi yendi; Türkiye?de artık darbe devrini kapattı."
TBMM Başkanı Kahraman, 15 Temmuz şehitlerine, gazilerine ve aziz millete minnet ve şükran borçlu olduklarını belirterek, şehitlere Cenab-ı Hak'tan rahmet, yaralılara ve gazilere acil şifalar, hayırlı uzun ömürler diledi. 16 Temmuz günü Mecliste yapılan olağanüstü toplantıya grubu bulunan dört partinin de katıldığını ve ortak bir bildiri yayımlandığını ifade eden Kahraman, büyük ve örnek bir dayanışma örneği sergilendiğine işaret etti.
Kahraman, toplantıya katılarak, milli birlik ruhuna ve demokrasiye sahip çıkan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'e ve milletvekillerine teşekkür ederek, partilerin Meclis çatısı altında sergiledikleri tutum ile halkın da birbirleriyle kenetlenmesine vesile olduğunu, herkesin takdirle karşıladığı bu birlik ve beraberlik ruhunun Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" ile taçlandığını bildirdi.
Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti ile gerçekleşen ve 5 milyon kişinin katıldığı miting ile bütün dünyaya demokrasiyi özümsediğimizin, darbelere geçit vermeyeceğimiz ile birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu, yapılan konuşmalarla, devletin ebed müddet olarak dimdik ayakta olduğunu gösterdiğini dile getirdi.
Meclise yoğun şekilde "geçmiş olsun" ziyaretlerinin gerçekleştirildiğine dikkati çeken Kahraman, hainler tarafından atılan bombalarla Meclisin fiziki yapısının büyük zarar gördüğünü, bir bölümünü ise "Yaşayan Müze" olarak aynen muhafaza etmek istediklerini, bunun dışında kalan yerler için genel bir düzenleme gerektiğini, bu ihtiyacı karşılamak için ?Milletin Meclisini Millet Yapar? sloganıyla ve Meclis ile dayanışma halinde yenileme faaliyetlerine girişen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etti.
Kahraman, milletin, Meclisten beklentilerinin boşa çıkarılmaması gerektiğine işaret ederek, medenice tartışarak, konuşarak bu beklentileri karışlamak durumunda olduklarına anlattı. Bu konuda dört siyasi partinin de uzlaşma kültürünü yaşatarak, verimli bir yasama yılı geçirilmesine katkı sunacaklarına inandığına değinen Kahraman, "Meclis olarak bu dönemde oldukça yüklü bir gündem bizi beklemektedir. Türkiye'mizin muasır medeniyet yarışında önde giden bir ülke olması için ihtiyaç duyduğumuz düzenlemeleri daha fazla geciktirmeden yapmalıyız." dedi.
En öncelikli konulardan birinin sade, sivil, demokratik, hürriyetçi ve merkezinde bireyin olduğu yeni bir anayasa yapmak olduğuna belirten Kahraman, şu görüşlere yer verdi:
"Bildiğiniz gibi mevcut 1982 Anayasası?nda 18 ayrı tarihte değişiklikler yapılmıştır. Toplam 177 maddeden oluşan Anayasa, 114 ayrı değişikliğe uğramıştır. Böylesi insicamını ve bütünlüğünü kaybetmiş bir Anayasa daha fazla Türkiye?yi taşıyacak durumda değildir. Yeni Anayasa yapılması konusu toplumumuzun beklentisi ve bütün partilerimizin milletimize taahhüdüdür. Bu taahhüdü, mümkün olan en geniş mutabakatla yerine getirmeliyiz.
Bunun yanında Meclis çalışmalarını düzenli hale getirecek yeni bir iç tüzük tanzim etmemiz gerekmektedir. Meclis kanun üretim merkezi değildir. Başka görevlerimiz de var. Çalışmaları kilitleyen, kavgalı oturumlara sebep olan temel felsefe bir an önce değiştirilmelidir. Mevcut iç tüzüğümüz 1973 tarihinde kabul edilmiştir. 186 maddedir ve 13 ayrı tarihte 155 madde de değişikliğe gidilmiştir. Gündemde olması gereken konular arasında Siyasi Partiler, Seçim ve Milletvekilleri Kanunları da vardır."
Kahraman milletimiz, içeriden ve dışarıdan büyük tehditlerle karşı karşıya olduğuna vurgu yaparak, bir yandan kardeşi kardeşe düşürmeye çalışan bölücü terör örgütü PKK, bir yandan dış güçlerin maşası olarak üzerimize salınan DAEŞ çeteleri ile bunlarla kol kola devlete suikast düzenleyen Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), ittifak halinde saldırıya geçtiğini belirtti.
Türkiye?nin huzur ve güvenliğini bozmak, kalkınmasını engellemek isteyen bu şer güçlere karşı asker ve polis tarafından kararlı bir şekilde yürütülen mücadelenin mutlaka başarıyla neticeleneceğini vurgulayan Kahraman, "Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak teröre karşı yürüttüğü haklı ve kararlı mücadelede, her zaman üzerimize düşen vecibeleri yerine getireceğiz. Vatan, millet, devlet ve ay yıldızlı bayrağımızın tekliğini ilelebet sürdüreceğiz." diye konuştu.
TBMM Başkanı Kahraman, milletin temsilcileri olarak görevlerinin, ülkemizi bir daha tehditlere maruz kalmayacak, suikastler tertip edilmeyecek duruma kavuşturmak olduğunu ifade etti.
Kahraman, şunları kaydetti:
"Bu konuda milli birlik ve dayanışma ruhu ile hareket etmemizin ehemmiyeti malumlarınızdır. Sözlerime son vermeden Meclisimizin açılışından günümüze kadar hizmeti geçen Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, hiçbir dünyevi düşünce taşımadan fedakarca gayret gösteren değerli zevâtı ve birçok meçhul kahramanı saygıyla anıyorum. Milletimizin birliği, devletimizin varlığı, vatanımızın güvenliği için şehit olmuş asker, polis, köy korucusu ve tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Yeni yasama yılının hayırlı ve uğurlu olmasını niyaz ediyorum."
Kahraman'ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletvekillerine hitap etmek üzere Genel Kurul salonuna girdi ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Genel Kurulunda 26. dönem ikinci yasama yılı açılış konuşmasında, sözlerine "Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bugüne kadar TBMM çatısı altında görev yapmış tüm milletvekillerimizi saygıyla yad ediyorum. Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere TBMM üyelerinden ahirete irtihal etmiş bulunanları rahmetle anıyorum." diyerek başladı.
23 Nisan 1920'den bugüne kadar geçen sürede, TBMM tarihinin pek çok önemli dönüm noktası olduğunu belirten Erdoğan, "İnanıyorum ki bundan sonra, 15 Temmuz 2016 gecesinin, TBMM tarihinde de ayrı ve özel bir yeri olacaktır. Darbe girişimi sırasında, derhal bu salonda toplanan ve milletimizin sokaklara dökülerek darbecilere karşı gösterdiği tepkiyi Meclis?te ortaya koyan milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.
Milletvekillerinin, darbe girişimi karşısında onurlu ve güçlü bir duruş göstererek, milli iradenin tecelligahı olan kuruma sahip çıktığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu onurlu tavrın bedeli Meclisimizin savaş uçaklarıyla defalarca taciz edilmesi ve bombalanması, helikopterlerden ağır silahlarla ateş altına alınması, tanklarla kuşatılması olarak ödendi. 15 Temmuz?da Meclisimiz, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, ikinci defa gazilik şerefine nail oldu. Darbe girişimi gecesi, tamamına yakını Ankara ve İstanbul?da şehit olan 241 vatandaşımız, polisimiz ve askerimiz, milletimizin gönlüne ve tarihimizin şanlı sayfalarına altın harflerle kazınmışlardır. Aynı gece yaralanan 2 bin 194 gazimizi bu millet ve bu devlet asla unutmayacaktır. Esasen o gece sokakları, meydanları, darbecilerin hedef aldığı tüm kurumları, darbecilere destek vermesi muhtemel tüm mekanları kuşatan milletimizin tamamı gazilik sıfatını hak ediyor. Demokrasi nöbetlerinde 29 gece sabahlayan, içerideki ve dışarıdaki tüm şer güçlere, devletinin, milletinin, istiklalinin ve istikbalinin yanında olduğunu gösteren on milyonlarca vatandaşımıza borcumuzu asla ödeyemeyiz. Bu süreçte Türkiye, bir avuç hainin dışında, 79 milyon vatandaşının tamamıyla, tüm dünyaya, tarih boyunca örnek gösterilecek bir özgürlük ve demokrasi dersi verdi.
Milletimiz, terör örgütlerine olduğu gibi darbe heveslilerine de meydanı bırakmayacağını cümle aleme gösterdi. Aziz Türk Milleti ile ne kadar iftihar etsem azdır. Şahsım başta olmak üzere, şu salonda bulunan milletvekillerimizin tamamının milletimize can borcu olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Milletimize borcumuzu ödeyebilmek için hep birlikte daha çok çalışmalı, daha çok üretmeli, ülkemizi her alanda daha ileriye taşımalıyız. Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimize bir kez daha Allah?tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Gazilerimize sağlık ve afiyet temenni ediyorum."
Çarşamba günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Hükümete, bu tarihin "15 Temmuz Demokrasi ve Özgürlük Günü" resmi anma günü olarak kabulünü tavsiye ettiklerini anımsatan Erdoğan, İstanbul?da ve Ankara?da şehitler için anıtlar yapma hazırlıklarının sürdüğünü, şehit yakınlarına ve gazilere maddi-manevi her türlü desteğin verildiğini ve verilmeye devam edileceğini bildirdi.
"Bir kez daha ve altını çizerek ifade ediyorum: 15 Temmuz?u unutmamak ve unutturmamak mecburiyetindeyiz." diyen Erdoğan, bunun için okullardaki ders müfredatları ve ders kitaplarından belgesellere, filmlere, edebi eserlere kadar her mecrada 15 Temmuz?un işlenmesinin teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu mücadelede tereddüde düşen, yorulan, bunalan, duraksayan herkese şunu tavsiye ediyorum: Böyle bir durumda şehitlerimizin listesini önünüze koyun, resimlerine bakın, mesleklerine, memleketlerine, ailelerine, ikamet adreslerine bir bakın? O gece çekilen görüntüleri izleyin. Şehitlerimizin, gazilerimizin hikayelerini dinleyin. Orada 15 Temmuz darbesini herhangi bir organize ekibin, herhangi bir siyasi, sosyal, ekonomik grubun değil bu milletin omurgasını oluşturan sıradan insanların, bizatihi halkın engellediğini göreceksiniz. Emin olun, 15 Temmuz?da sokaklarda şehadete koşan insanların kahir ekseriyetinin, ne korumak zorunda olduğu malı-mülkü, ne unvanı-statüsü, ne de başka bir çıkarı vardı. Bu insanlar, sahip oldukları maddi varlıklar uğruna değil inançlarına, imanlarına, şahsiyetlerine, özgürlüklerine, kendilerinin ve sonraki nesillerin geleceğine sahip çıkmak için sokaklara dökülmüşlerdi. O gece milyonlar, benim her fırsatta 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' olarak ifade ettiğim ilkeler uğruna ölüm kusan silahların üzerine yürümüşlerdi.
Darbe girişiminin anlaşılmasının hemen ardından, önce Sayın Başbakan?ın, sonra şahsımın televizyonlarda yaptığı çağrının mahiyeti, zaten sokaklara dökülmeye başlamış olan milletimizin hissiyatının ifadesinden başka bir şey değildir. Maalesef, o gece ve daha sonrasında, bu hissiyatı anlamayan, anlamak istemeyenler oldu. Hatta 15 Temmuz?da yaşananları 'senaryo' diyerek, 'oyun' diyerek, 'tiyatro' diyerek, 'film' diyerek, 'böyle darbe mi olur?' diyerek küçümsemeye çalışanlar oldu. Buradan açıkça ifade ediyorum. Her kim ki 15 Temmuz?a amasız, fakatsız, lakinsiz 'darbe' diyemiyor ve lanetleyemiyorsa o da darbe girişiminin bir parçasıdır, en azından gönüllü destekçisidir. Böyle bir yanlışın içine düşenler, önce şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimize, onlarla birlikte o gece sokaklara dökülen milyonlara, daha ötesi milletimizin tamamına hesap vermekten kurtulamayacaktır."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
