2017-02-23 - 16:06
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda "torba kanun teklifi" olarak anılan, "Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik cezaevlerindeki hak ihlalleri, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Artvin'in sorunları, AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora ise Trabzon'un kurtuluş günü dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptılar.

Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da memleketi Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yıldönümünü kutladı.

MHP Grup başkanvekili Erkan Akçay, İsrail parlamentosunun, hoparlörden ezan okunmasını yasaklamasıyla ilgili olarak, Mescid-i Aksa'da ezanın yasaklanmasının kabul edilemeyeceğini ve kararın ağır tahrik içerdiğini bildirdi.

Kararı kınadıklarını, hükümeti de göreve davet ettiğini belirten Akçay, "Ezan-ı Muhammedi'yi yasaklamaya hiçbir kuvvetin gücü yetmeyecektir. Umarım bu karar geçici olur ve kararı alanlar uygulamadan geri dönerler." dedi.

Akçay, memurluk güvencesinin terör örgütlerini besleyen bir yapı olduğu ve 20 yılını doldurmuş memurların darbe yapabilecekleri hususlarının kamuoyuna yansıdığını ve bu nedenlerden ötürü memurluk güvencesinin kaldırılacağının söylendiğini anımsattı.

Memurları böyle bir anlayış ile hedef almanın yanlış olduğunu belirten Akçay, "İş güvencesi memurun şahsına yönelik bir güvence değildir. Devletin ve kamu hizmetlerinin tarafsızlığını ve devamlılığını sağlamak adına oluşturulmuş ve tüm dünyada uygulanan bir sistemdir. Buna sadece bir iş güvencesi olarak bakmak yanlış olacaktır. Memurun iş güvencesinin darbeye sebep olan değil, devleti bilakis darbeden koruyan bir unsur olarak görülmesinde fayda vardır." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünün yarın kutlanacağına işaret ederek, işgalde canlarını veren tüm Trabzonlulara da Allah'tan rahmet diledi.

Hocalı katliamına da değinen Altay, katliamı CHP olarak şiddetle kınadıklarını vurguladı. Altay, "Bu katliamın unutulmaması ve unutturulmaması gerekir. Gönlümüz ve kalbimiz kardeş ve dost ülke Azerbaycan ile birliktedir." dedi.

Altay, KESK'e bağlı çok sayıda öğretmenin kamudan ihraç edilmesini de adaletsizlik olarak nitelediklerini, hükümetten bu adaletsizliğin bir an evvel giderilmesini beklediklerini kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, İsrail'in ezan yasağını şiddetle kınadıklarını belirterek, hükümetin İsrail'i uyarmasını ve bu ucube durumu ortadan kaldırmasını talep etti.

Yıldırım, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı bazı köylerde gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili herhangi bir bilgiye ulaşamadıklarını söyledi.

Söz konusu köylere giriş ve çıkışların yasak olduğunu anlatan Yıldırım, "Bu 3 köyde neler oluyor? Yürütülen operasyonlarla ilgili bizim derdimiz sivil yurttaşlardır. Hükümetten bir açıklama bekliyor, tarafsız gözlemcilerin bölgeye gitmesini talep ediyoruz." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Trabzon'un düşman işgalinden kurutuluşunu kutladı.

Mescid-i Aksa'da ezanın yasaklanmasını kabul etmediklerini belirten Muş, "İsrail'in burada bir takım emellere ulaşma çabası yersizdir. İsrail'in Mescid-i Aksa bölgesinde yerleşim yeri açmasıyla Filistinlileri orada yok saymasının hiçbir anlamı olmayacaktır." diye konuştu.

Nusaybin'deki operasyonlara da değinen Muş, güvenlik birimlerinin bölgedeki terörist unsunları temizleme faaliyeti yürüttüğünü bildirdi.

Muş, yapılan faaliyetin bölgedeki vatandaşların huzur ve güvenliğinin tesisine yönelik olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Yaptığım açıklama İçişleri Bakanlığından aldığım bilgilerdir. Birileri için bu açıklamalar belki bir şey ifade etmez ama açıklamayı da birilerini tatmin etmek için değil, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yapıyorum. 80 milyon vatandaşımızın huzurunu tehdit eden terörist unsurlarla mücadeleye sonuna kadar devam edilecektir. Buradan bir geri dönüş olmayacaktır."

HDP'nin, eş genel başkanları ve 11 milletvekilinin tutuklanmasına ilişkin verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.

Danışma Kurulu toplanamadığından HDP'nin Genel Kurul gündemine taşıdığı öneri üzerinde ilk sözü, HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar aldı.

Sancar, HDP milletvekillerinin tutuklanmaların ardından, milletvekilliklerinin düşürülmesiyle karşı karşıya kaldığını belirterek, "Bu yaşananlar bir intikam operasyonudur. 7 Haziran'ın intikamı, 8 Haziran'dan beri alınıyor. Bu plan daha da derinleştirilmek için milletvekillerimizin vekillikleri düşürülüyor." dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında mahkumiyet veren mahkemenin 3 üyesinin FETÖ üyeliği nedeniyle yargıdan ihraç edildiğine dikkati çeken Sancar, Yüksekdağ'ın mahkumiyet aldığı olayda bir tek sözünün, konuşmasının olmadığını, sadece toplantıya katıldığı için mahkumiyet aldığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaset yapabilmesi için geçmişte anayasanın değiştirildiğini iddia eden Sancar, Meclis'in 2002'de anayasanın bazı maddelerini değiştirdiğini ve Erdoğan'a siyaset yapma hakkı tanındığını, bunun da çok doğru bir davranış olduğunu bildirdi.

Yapılanların tek amacının HDP'nin kapatılması olduğunu savunan Sancar, "Hileli yöntemlerle partiyi fiilen kapatmak kurnazlıktır. Buna rağmen çalışmalarımızı son noktaya kadar sürdüreceğiz. Bu yöntemlerin hepsini boşa çıkartacak, inancımız, kararlılığımız, halk desteğimiz vardır. Sizden de beklentimiz vicdandır, tutarlılıktır, etiktir." diye konuştu.

Sancar, Yüksekdağ'ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararının TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın oturumu yönettiği zamanda okunduğunu anımsatarak, "Acaba bu tür ağır adaletsizlik uygulamaları bilerek mi sizin oturumu yönettiğiniz birleşimlere denk getiriliyor. Acaba siz, itiraz etmediniz mi? Neden ağır hukuksuzluk içeren kararı burada okumayı reddetmediniz? Sizin geçmişteki adalet ve hukuk mücadeleniz bunu gerektirirdi." ifadesini kullandı.

Sancar'ın sözleri üzerine oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da gündemi reddetme yetkileri olmadığını belirtti.

AK Parti Ankara Milletvekili Murat Alparslan, milletin temsilcileri olan, millet iradesinin asli savunucularının demokratik, hukuk kuralları çerçevesinde yasama faaliyetlerini yapabilmesini arzuladıklarını ancak adaletin kararına da saygılı olduklarını söyledi.

Yapılanların hukuk çerçevesinden alınarak bir başka noktaya, bir darbe planına evrilmesini kabul etmediklerini vurgulayan Alparslan, şunları kaydetti:

"AK Parti'nin bir darbe yapma zihniyetiyle bu hukuk sürecini işlettiği iddialarının kabulü mümkün değildir. AK Parti her daim darbelerle mücadelesini yapmış, yapmaya da devam edecektir. Bu toprakların yaşadığı en kanlı, vahşi, kalleş darbe, işgal teşebbüsünde de bu millet kendi iradesini, egemenliğini bu vesayete bırakmamıştır."

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında cezaevlerinde 50 bin kişinin bulunduğunu, bu sayının 2010 yılında 119 bin kişiye, bugün ise 197 bin kişiye çıktığını belirterek, "Cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 100'ü geçmiş durumda. Eskiden 'doluluk oranı' turizm için kullanılırdı şimdi cezaevleri için kullanılıyor. Son dönemde tutukladığınız 42 bin kişinin yüzde 90'ı iddianame bekliyor. Cumhuriyet Gazetesinin yazarları iddianame bekliyor." dedi.

Balbay, cumhurbaşkanına hakaret ve FETÖ operasyonları nedeniyle yapılan tutuklamaları da eleştirdi.

TBMM Genel Kurulunda, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. bölümü üzerinde gruplar adına konuşmalar yapıldı.

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, aylardır ekonomiyi canlandırmanın, vergi yapılandırılmasının konuşulduğunu, kredi yapılandırılmasının konuşulduğunu, esnafa, zanaatkara kredi vermeyi konuştuklarını belirterek, "Sonuç; ekonomi canlanmıyor. Esnaflar, 'iş yapamıyoruz, benim borcumu yapılandırsan ne olur, borcun anasını ödeyemiyorum ki danasını ödeyemiyorum' diyor. Bu yapılanlar sonuç vermiyor. Esnafa borcunu silmek işe yaramıyor." görüşünü savundu.

Şubat ayı tüketici güven endeksinin 2009 yılından beri en düşük seviyede olduğunu öne süren Paylan, tüketicinin güvenmeden harcama yapmayacağını bununla da ekonominin çarklarının dönmeyeceğini iddia etti.

Olağanüstü hal uygulamasının kaldırılarak, özgürlüklerin genişletilerek, demokratik iklimin gelişmesiyle ekonominin canlanacağını savunan Paylan, "Ekonomi güven ister, yabancı için de güvenli ülke olmasını ister ama Türk Silahlı Kuvvetleri şu anda Suriye'de, El Bab'da savaş halindedir." ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da yasanın yapılma yöntemini eleştirerek, "1 Kasım seçimlerinden sonra ekonominin ters gitmesi üzerine panik havasıyla gelişi güzel tarzda teklifler geliyor ve bunları konuşuyoruz ama her yamadan sonra bohça lime lime dökülüyor." dedi.

AK Parti'nin ekonomik politikaları sonucunda toplumun bütün kesimlerinin sıkıntılı olduğunu öne süren Bekaroğlu, "11 defa borç alacakları yapılandırıldı. Şu anda da daha önce yapılan yapılandırmayı değiştiriyoruz. Bu ülkenin ekonomisinin iyi yönetilmediğini gösteriyor." diye konuştu.

Ekonomide üretilenle, satılan ve alınan mallar arasında müthiş bir fark olduğunu, Türkiye'nin katma değeri olan bir ülke olmaktan giderek uzaklaşıldığını öne süren Bekaroğlu, 2017 yılı bütçesinin delindiğini, mali disiplin çıtasının çoktan aşıldığını savundu.

Bekaroğlu, "15 Temmuz sizin eserinizdir, bu cemaat sizin eserinizdir. Sizin yanlışlarınızdan dolayı bu oldu. Türkiye'yi OHAL ile yönetiyorsunuz. 100 binin üzerinde insan görevinden alındı, ihraç edildi. 30 binin üzerindeki insan tutuklu. Hangisi kuru, hangisi yaş belli değil. 15 Temmuz'un siyasi ayağı yok. Bu siyasi ayak burada, Bakanlar Kurulunda, belediyelerde. 15 Temmuz aslında sizsiniz. Eğer 15 Temmuz soruşturmaları siyasi ayağa, AKP'ye gelmezse yaptığınız her şey yalan olacak." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık da Türkiye'de nüfusun yüzde 97,5'inin sosyal güvenlik kapsamına alındığını, 21,5 milyonu aktif çalışan olmak üzere toplam 68 milyon vatandaşın sağlık sigortası kapsamında olduğunu anlatarak, "Eski Türkiye'de özel, devlet, üniversite hastanelerine gidemeyen yeşil kartlı insanın durumu ortadaydı. 20 milyon vatandaş sağlık hizmetinden istifade edemiyordu. Genel Sağlık Sigortası ile birlikte 590 lira geliri olan 7,4 milyon vatandaşın özel hastaneye gidebilmesi için primlerini biz yatırıyoruz. Bugün çıkacak yasa 2,4 milyon vatandaşı ilgilendiriyor." dedi.

AK Parti iktidarında sağlık alanına yapılan yatırımların yedi kat arttığını ifade eden Çalık, oranlarla eski ve yeni Türkiye karşılaştırmalarının yer aldığı grafikleri ve hastane kuyruklarının yer aldığı fotoğrafları gösterdi.

Çalık, "Biz esnafımızın da tüm sorunlarına kulak veriyoruz. Esnaflar için çıkacak Ahilik Sandığı ile 8-10 ay arasında işsizlik maaşlarını biz ödeyeceğiz. Sosyal devlet anlayışı kapsamında sosyal yardımları 45 milyar liraya çıkardık. Yapılan çalışmaların tamamı milletimiz içindir." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi de bir müteahhit ile bir belediye başkanı arasında geçtiğini iddia ettiği pazarlığa ilişkin belgeleri göstererek, belediye başkanının rüşvet olarak müteahhitten arsa ve evler aldığını iddia etti.

İddialarının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a Belediye Meclisinde de sorulduğunu, konunun "görevi kötüye kullanma, imar kirliliğine neden olma, kamu görevlilerinin suçu bildirmemesi, gerekli soruşturmayı yapmama, irtikap, nüfuz ticareti, zimmet" suçlarından İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin CHP'li üyelerince yargıya taşındığını söyledi.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Suriye'de görevli askeri personele tazminat ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Başbakanlığa gönderilmiş durumda. En yakın zamanda bulunla ilgili gerekli düzenlemeyi çıkaracağız." dedi.

Ağbal, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin ikinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Vergi ve sigorta borcu olan esnafa 36 aya kadar taksitlendirme ile ödeme kolaylığı getirdiklerini anımsatan Ağbal, yeniden yapılandırma ödemelerini de Mayıs ayına kadar ertelediklerini belirtti.

Ağbal, "Esnafımız açısından son derece doğru bir karar verildiğini şimdiden söyleyeyim. Ocak, Şubat ve Mart aylarında sigorta primleri ödemelerini de 9 ay süreyle faizsiz olarak erteledik. 2016 Ağustos ayından bu yana arka arkaya ekonomide canlılık meydana getirmek, talebi canlandırmak, işletmelerimize finansal kolaylıklar getirmek için çok sayıda karar aldık." diye konuştu.

Çiftçilerin alın terini ödediklerini ifade eden Ağbal, 2017 yılı tarımsal destekleme bütçesinin 18 milyar lira olduğunu kaydetti.

"Çiftçimiz bunların hepsini hak ediyor." diyen Ağbal, sözlerine şöyle devam etti:

"En son yemde ve gübredeki KDV'yi kaldırdık. Bu paket içinde çiftçilerin borçlarını yeniden yapılandırdık. Sizlerin de desteğiyle çiftçilerimizin refahının artırılması için güzel çalışmalar yapacağız."

Ağbal, Ahilik Fonu çalışması yapılırken, esnaf ve sanatkarlar birliği başta olmak üzere, meslek örgütleriyle istişare yapıldığını bildirdi.

Tasarının oluşmasında esnaf ve sanatkarların katkısı bulunduğunu anlatan Bakan Ağbal, "Burada gerçekten isminin dahi belirlenmesinde esnaf odalarımızın talebi vardır, katkısı vardır. Burada iyi gün var, kötü gün var. Kötü günde böyle bir sigorta sisteminin kurulması başta esnafımızın talebidir. Biz de onu bu şekilde yerine getirmiş olduk." diye konuştu.

Bakan Ağbal, Genel Kurul'da ilaç ve sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin tedirginliklerin ifade edildiğini aktardı.

Bunların tek tek incelenmesi gerektiğini, ancak hükümet olarak en iyi oldukları hizmetlerin başında sağlığın geldiğini vurgulayan Bakan Ağbal, "Bilgileri bizimle paylaşırsanız yaşanan aksaklıkların üzerine gidilir. Ama sağlık hizmet sunumunda ve ilaca erişimde son 14 yılda olağanüstü gelişmeler oldu. Ancak yaşanan bir aksaklık varsa, Sağlık Bakanımızla paylaşırız." dedi.

Yeni kimlik kartı için yoğun başvuru yaşandığını, ancak bunun referandum süreciyle ilgisi olmadığına işaret eden Ağbal, "Maliye Bakanlığı olarak artan talep karşısında İçişleri Bakanlığımıza bin 500 kadar sözleşmeli personel desteği kararı aldık. İkinci bir husus olarak da mevcut personelin fazla mesai yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Söz konusu personele fazla mesai ücreti ödenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı çalışması yaptık. Sorunların çözümü için var gücümüzle çalışıyoruz." diye konuştu.

Ülkenin güvenliği için görev yapan personele ilişkin hususun çok hassas olduğuna vurgu yapan Bakan Ağbal, "Suriye'de görevli askeri personele tazminat ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Başbakanlığa gönderilmiş durumda. Takip ediyoruz. En yakın zamanda bulunla ilgili gerekli düzenlemeyi de çıkaracağız." değerlendirmesinde bulundu.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***