2012-10-18 - 13:28
BDP'Lİ DORA'NIN BASIN TOPLANTISI?
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü ve Muş Milletvekili Demir Çelik ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı'nın "10. Sınıf Tarih Ders Kitabı" ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü ve Muş Milletvekili Demir Çelik ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı'nın "10. Sınıf Tarih Ders Kitabı" ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı'nın içinde Süryaniler ve Ermenilere yönelik ayrımcı ve hakaret dolu ifadeler bulunduğunu iddia etti.

BDP'li Dora, "Bu ders kitabının 67. ve 68. Sayfalarında Osmanlı Devleti zamanında var olan halkların durumunu anlatan bölümün " Osmanlı Devleti'nde Süryanilerin Durumu" başlıklı adlı kısmında Süryanilerle ilgili kısa bir tarih bilgisi verildikten sonra, Süryanilerin dış güçlerle işbirliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklandığını, vatan hainliği yaptıklarını iddia eden ifadeler yer almaktadır." dedi

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, sözlerine şöyle devam etti:

"Dünya üzerinde yaşayan bütün halklar eşittir. Hiç bir halkın başka bir halktan üstünlüğü olamaz. Kendisi dışında diğer halklara hakaret etmek, onları aşağılamak insan hakları ihlalinden başka bir şey değildir. Evrenselliği kabul edilmiş bu ifadeler insanların barış içinde kardeşçe ve eşit şekilde yaşaması için vardır.

Ortaöğretim 10. Sınıf öğrencileri hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'nun 04-05-2009 gün ve 67 sayılı kararı ile ders kitabı olarak okutulmaya karar verilen "Ortaöğretim Tarih" ders kitabı, açık ve net bir şekilde insan haklarına aykırı bir dille yazılmıştır.

Kitap, içinde nefret söylemini barındıran, Süryanileri ve Ermenileri karalayan düşünceler içermektedir. Bu karalamaların Milli Eğitim Bakanlığı'nın basmış olduğu, okutulması zorunlu bir ders kitabında yer alması ayrıca düşündürücüdür.

Bu ders kitabının 67. ve 68. Sayfalarında Osmanlı Devleti zamanında var olan halkların durumunu anlatan bölümün " Osmanlı Devleti'nde Süryanilerin Durumu" başlıklı adlı kısmında Süryanilerle ilgili kısa bir tarih bilgisi verildikten sonra, Süryanilerin dış güçlerle işbirliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklandığını, vatan hainliği yaptıklarını iddia eden ifadeler yer almaktadır.

Süryanileri tıpkı Araplar gibi dağılma döneminde "arkadan vuran isyancılar" olarak gösteren, Cumhuriyet'in ilk yıllarında da "ihanet" etmeye devam ettiğini söyleyen anlayış öğrencilere ne verebilir? Öğrenciler bu metinleri okuyarak bu ülkede yaşayan halkları nasıl sevebilir, onlara nasıl saygı duyabilir? Bu ülkenin eşit haklara sahip vatandaşları oldukları halde Süryaniler karalanmaya, " arakadan vuran hainler" olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu ifadelerin Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütün liselerde okutulan zorunlu bir tarih kitabında yer alması ülkenin geleceği açısından korkutucu değil midir?

Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 26. Maddesinin 2. Fıkrasında şöyle denilmektedir:

"Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir."

Aynı şekilde Türkiye'nin taraf olduğu "Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 29. Maddesi'nin 4. Fıkrasında şu ifadeler yer almaktadır:

"Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik, ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhu ile özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması"

Yukarıda söz edilen ve Türkiye'nin de taraf olduğu her iki uluslar arası sözleşme de çocuklara ve gençlere verilecek eğitimin neleri amaçlaması gerektiğini son derece net bir şekilde anlatmaktadır. Bu ders kitabında bu amaçların dışına çıkıldığı çok açıktır. Birlikte yaşamanın zeminini ortadan kaldıran çağdışı ifadelerin acilen kitaptan çıkarılması gerekmektedir. Çocuklarımızın beyinlerini kin ve nefret suçuyla dolduran bu "çağdışı" ifadeler, çocuklarımızı barış ve kardeşlikten uzaklaştıracaktır.

Büyük acı ve yıkımlardan geçmiş Süryaniler ve Ermeniler; eşit ve özgür bir hayat sürmek isterken böyle sözler ne anlama gelmektedir? Tarihi gerçeklerin ne olduğu ile ilgili olarak birçok değerli araştırmacının çalışmaları mevcutken Milli Eğitim Bakanlığı'nın bunları görmezlikten gelerek çocukların beyinlerini zehirlercesine yanlış eğitim vermesi kabul edilemez. Nefret suçu işlediği açık olan bu türden ifadelerin ders kitaplarından ve müfredattan bir an önce çıkarılması gerekmektedir.

Sayın Başbakan, Müslümanların Masumiyeti filminden sonra gelen tepkiler üzerine Hükümet'in nefret suçuna yönelik olarak harekete geçeceğini, gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağını kamuoyuyla paylaşmıştır. O halde soruyorum, kitapta geçen ifadeler nefret söylemi değil midir? Nefret suçu sadece Müslümanlara yönelik olduğunda mı harekete geçilecektir? Acılı bir halkı rencide etmek, onlara yönelik nefret söylemi geliştirmek hangi hukuka sığmaktadır?

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'in bir önceki görüşmemizde verdiği sözlerin arkasında durması gerekmektedir. Böylesi nefret söylemi içeren ifadelerin ders kitabından çıkarılması her şeyden önce bir yurttaşlık görevidir. Şunu ifade etmek istiyorum ki katliamlara maruz kalmış Süryaniler son yıllarda yaşadıkları anayurtlarından güvenlik gerekçesiyle Avrupa'ya göç etmek zorunda kaldı. Uğradıkları zulüm yetmezmiş gibi üstüne nefret söylemi içeren ifadelerin ders kitaplarında yer alması Süryanileri üzmektedir. Türkiye'de yaşayan Süryaniler de bu durumdan oldukça endişe duymaktadır.

Bugün konuyla ilgili soru önergesini ve ayrıca nefret söyleminin bir insanlık suçu olması hasebiyle Türkiye'de yaşanan nefret suçlarını araştırmaya ve nefret suçlarını önlemeye ve gerekli tedbirlerin geliştirilmesine yönelik araştırma önergesini de Meclis Başkanlığı'na sunmuş bulunmaktayım.

Sayın Bakan, ilk görüşmemizde 2009 yılında basılmış olan ilgili kitabın kendi bakanlık döneminde basılmadığını, içerikten dolayı kendisinin de rahatsız olduğunu ifade etmiş, bu konuda hakaret içeren ifadelerin müfredattan çıkarılması için harekete geçeğini bana iletmişti. Kitap 2012 yıllında yeniden basıldı fakat hiçbir değişiklik yapılmadı. Sayın Bakanı buradan bir kere daha göreve çağırıyorum.

Çocukların ve gençlerin önyargılarla dolu bir dünyada büyümemeleri için Sayın Bakan'ın da üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğine inanıyorum. Yüce Meclis'te görev yapan 550 milletvekiline ayrıca çağrıda bulunuyorum. Nefret söylemi hepimizi ilgilendirmektedir, hepimizin çocuklarını ilgilendiriyor, bu sorun sadece Süryanilerin ve Ermenilerin değil, bütün insanlığın sorunudur. Bu vesileyle ve sözü edilen ifadeler ders kitabından çıkarılana dek konunun takipçisi olacağımızı bir kere daha ifade ediyorum." dedi (13:28)

Alper Durmaz