2010-03-18 - 16:06
TBMM Genel Kurulu'nda, ''temel kanun'' olarak ele alınan Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın 2. bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ''GDO'nun serbestleştirilmesi'' ifadesinin doğru olmadığını belirterek, ''Risk değerlendirmesi yapılacak. Eğer risk varsa,
Türkiye'de kullanımına izin verilmeyecek'' dedi.
Kabul edilen maddelere göre, tasarı; bilimsel ve teknolojik gelişmeler
çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı
değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri
engellemeyi, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik
çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçlıyor.
Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerle ilgili araştırma,
geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil,
taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair
hükümleri kapsayan tasarı; veteriner tıbbi ürünlerle Sağlık Bakanlığınca ruhsat
veya izin verilen beşeri tıbbi ürünler ve kozmetik ürünleri kapsam dışında
bırakıyor.
İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin
korunması ve sürdürülebilir kullanımı gözönünde bulundurularak GDO veya
ürünlerinin, ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya
sürülmesiyle genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı alanda
kullanımına, bilimsel esaslara göre yapılacak risk değerlendirmesine göre karar
verilecek. Risk değerlendirme sonuçlarına göre, risk oluşturmayacağı belirlenen
başvurular için verilen kararın geçerlilik süresi 10 yıl olacak.
Her bir GDO ve ürününün ilk ithalatı için gen sahibi veya ithalatçı, yurt
içinde geliştirilen GDO ve ürünü için ise gerçek ve tüzel kişiler tarafından
Tarım ve Köyişleri Bakanlığına başvuru yapılacak. Başvurularda, başvurunun
içeriğine ilişkin bilgiler ile GDO ve ürününün ne amaçla kullanılacağı
yazılacak.
GDO ve ürünlerinin; insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik
çeşitliliği tehdit etmesi, üreticinin, tüketicinin tercih hakkının ortadan
kaldırılması, çevrenin ekolojik dengesinin ve ekosistemin bozulmasına neden
olması, GDO ve ürünlerinin çevreye yayılma riski olması durumlarında başvurular
reddedilecek.
Deneysel amaçlı serbest bırakma veya piyasaya sürme amacıyla ilk defa
ithal edilecek GDO ve ürünleri için ithalattan önce, yurt içinde geliştirilenler
için ise piyasaya sürülmeden önce Bakanlığa ayrı ayrı başvuru yapılacak.
GDO ve ürünlerinin transit geçişinde her bir geçiş için Bakanlıktan izin
alınması zorunlu olacak. Transit geçişler, Bakanlık tarafından verilen yazılı
izinde belirtilen koşullara ve Gümrük Kanununa uygun olarak gerçekleştirilecek.
Araştırma yapmaya yetkili kuruluşlar tarafından bilimsel araştırma
amacıyla ithal edilecek GDO ve ürünleri için Bakanlıktan izin alınacak.
GDO ve ürünleri ile ilgili yapılan başvurular hakkında, risk ve
sosyo-ekonomik değerlendirmeye ilişkin bilimsel raporlar, kurul tarafından,
biyogüvenlik bilgi değişim mekanizması vasıtasıyla kamuoyuna açıklanacak. Kurul,
nihai değerlendirme raporu ile olumlu kararını toplantı tarihinden itibaren en
geç 30 gün içinde bakanlığa sunmak zorunda olacak.
Başvuru sahibi, geçerlilik süresi dolmadan en az 1 yıl önce Bakanlığa
müracaat ederek uzatma talep edebilecek. Bu talep kurul tarafından
değerlendirilecek ve sonucu başvuru sahibine bildirilmek üzere Bakanlığa
gönderilecek. Sonucun 1 yıllık süre içerisinde başvuru sahibine bildirilmemesi
durumunda, izin süresi, karar verilinceye kadar uzayacak.
GDO ve ürünlerinin; onay almadan piyasaya sürülmesi, Biyogüvenlik Kurulu
kararlarına aykırı olarak kullanılması veya kullandırılması, genetiği
değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimi, GDO ve ürünlerinin kurul tarafından
piyasaya sürme kapsamında belirlenen amaç ve alan dışında kullanımı, bebek
mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve
küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasak olacak.
GDO ve ürünlerinin piyasaya sürülmesinden sonra, kararda verilen
koşullara uyulup uyulmadığı, insan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik
çeşitlilik üzerinde herhangi bir beklenmeyen etkisinin olup olmadığını, bakanlık
kontrol edecek ve denetleyecek.
Kararda belirtilen koşulların ihlali veya GDO ve ürünleriyle ilgili
olarak herhangi bir riskin ortaya çıkabileceği yönünde yeni bilimsel bilgilerin
ortaya çıkması durumunda karar, Kurul tarafından iptal edilebilecek. Kararı iptal
edilen GDO ve ürünleri toplatılacak. İnsan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve
biyolojik çeşitliliğe olumsuz etkisi olduğu tespit edilenler derhal imha
edilecek; herhangi bir olumsuz etkisi tespit edilmeyenlerin ise mülkiyeti kamuya
geçirilecek.
İzlenebilirliğin sağlanması amacıyla, GDO ve ürünlerinin ülkeye girişi ve
dolaşımında, Bakanlığa beyanda bulunulması, gerekli kayıtların tutulması, kararın
bir örneğinin bulundurulması ve etiketleme kurallarına uyulması zorunlu olacak.
Her bir GDO ve ürününe ayırt edici kimlik verilerek kayıt altına alınacak. Kayıt
altına alınan GDO ve ürünlerine ilişkin belgelerin 20 yıl süreyle saklanması
zorunlu olacak.
Herhangi bir ürünün, Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde
GDO ve ürünlerini içermesi halinde; etikette GDO içerdiği açıkça belirtilecek.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ''GDO'nun serbestleştirilmesi'' ifadesinin
doğru olmadığını belirterek, ''Risk değerlendirmesi yapılacak. Eğer risk varsa,
Türkiye'de kullanımına izin verilmeyecek'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Biyogüvenlik Kanunu Tasarısının 2. bölümü
üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Tasarı üzerinde soruları yanıtlayan Eker, süt fiyatlarının serbest
piyasada şekillendiğini anımsattı. Eker, geçen yıl süt fiyatlarında düşüş
yaşandığını, bunun üzerine aldıkları önlemlerin işe yaradığını, süt fiyatlarının
belirli bir seviyeye geldiğini anlatarak, ''Gayemiz, şimdilik, bu fiyat
seviyesini muhafaza edecek ya da belirli bir fiyatın altına düşmeyecek şekilde
önlemleri sürdürmektir'' dedi.
Eker, Türkiye'nin yıllardan bu yana yağlı tohumlarda dışa bağımlı
olduğunu, buna rağmen mısırda üretimin 5 milyon tona çıktığını söyledi. Bakan
Eker, yağlı tohumlarda, yüksek düzeyde destekleme sağladıklarını, soyada 6,
mısırda 7 çeşit geliştirdiklerini ifade etti.
Tasarının, Türkiye'de GDO'lu üretime izin vermediğini, Türkiye'nin özel
şartlarını dikkate aldıklarını vurgulayan Eker, ''Türkiye'de GDO'lu bir ürün
üretimi söz konusu değil. Sebze ve meyvede asla, hiçbir zaman olmadı, olmayacak''
dedi.
Eker, 8 laboratuvarda GDO tarama analizi, 5 laboratuvarda miktar analizi
yapılabildiğini, 2 özel laboratuvarın da GDO analizi için yetkilendirme
aşamasında olduğunu bildirerek, bunların kapasitesinin yeterli olduğunu
kaydetti.
''GDO'nun serbestleştirilmesi'' ifadesinin çok doğru olmadığını belirten
Eker, ''Burada risk değerlendirmesi yapılacak. Eğer risk varsa, ne suretle olursa
olsun, Türkiye'de kullanımına izin verilmeyecek. Bilimsel komiteler, Biyogüvenlik
Kurulu, insan, hayvan ve çevre sağlığı, sosyo-ekonomik risk değerlendirmesi
yaptıktan sonra, risk, en ufak şüphesi yoksa, etiketlerde belirtilmek suretiyle
kullanımına izin verilecek. AB'de de uygulama bu şekilde'' diye konuştu.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy da tasarının 2. bölümü
üzerinde partisinin görüşlerini dile getirirken, daha önce bu alanda çıkarılan
yönetmelikten, bakanlığın birimlerinin dahi haberinin olmadığını savundu.
Hükümetin, insan sağlığıyla ilgili çok önemli bir konuyu, gündemi
değiştirmekten kullanmaktan çekinmediğini öne süren Paksoy, ''Bu düzenleme için
neden 7 yıl beklenildi? Bunda bazı bakanların çocuklarının GDO'lu ürün ithalatı
yapmasının etkisi var mı? Bunlar bardakta GDO'lu mısırlar satarken önlem alındı
mı? Bu yasa 2004'te çıkarılsaydı, bardak mısır işine girerler miydi? Yönetmelikle
artan soya fiyatlarından kimler köşeyi dönmüştür?'' sorularını yöneltti.
CHP Burdur Milletvekili Kerim Özkan da hedefin, üreticiyi, GDO'suz doğal
pamuk, soya, mısırla buluşturmak olduğunu, bunun için de elektrik, mazot,
gübredeki KDV'nin yüzde 1'e indirilmesi gerektiğini belirtti.
Özkan, Türkiye'nin organik tarıma, ürüne sahip çıkması halinde,
üreticinin parayla buluşacağını, Türkiye'nin de birçok alanda lider ülke konumuna
geleceğini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise tasarının, insan sağlığını çok
yakından ilgilendirdiğini, gerekli olduğunu ancak geç kalındığını söyledi. (16:06)
