2011-11-16 - 13:44
CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç ve beraberindeki CHP milletvekilleri ile TBMM'de düzenledikleri basın toplantısında, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün bir yayın organına yaptığı açıklamaların kabul edilemeyecek bir değerlendirme olduğunu söyleyerek, " Sayın CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP organlarını bu konuda tavır koymaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz" dedi.
CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç ve beraberindeki CHP milletvekilleri ile TBMM'de düzenledikleri basın toplantısında, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün bir yayın organına yaptığı açıklamaların kabul edilemeyecek bir değerlendirme olduğunu söyleyerek, " Sayın CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP organlarını bu konuda tavır koymaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz" dedi.
Siyasi ve ekonomik açmazların kıskacında bulunan bir Türkiye manzarası ile karşı karşıya olduklarını dile getiren Koç, "Bir yandan geniş halk kesimleri, işsizliğin ve yoksulluğun pençesinde kıvranmakta iken diğer yandan da haksızlığın ve hukuksuzluğun geldiği nokta korkunç boyutlara ulaşmıştır." diye konuştu.
Koç, sözlerine şöyle devam etti:
"Yargı yürütmeye bağlanmış, yasama organının yetkileri fiilen yürütmeye devredilmiş, STK'ların, üniversitelerin, bazı istisnalar dışında tabela örgütleri haline getirilen sendika ve meslek odalarının dekor olarak kullanıldığı bir "Demokrasi İllüzyonu" ile kuşatılmış durumdayız. Bu "demokrasi illüzyonu" yandaş medya ve AKP'den çıkar sağlayan odaklarca ileri demokrasi adına kamuoyuna yutturulmaya devam edilmektedir. Diğer yandan terör örgütünün rehin aldığı siyaset kurumunun, uzlaşma izdivacı fotoğrafı altında yürüttüğü anayasa çalışmalarının, AKP tipi demokrasi uygulamalarıyla birleştiğinde nasıl bir sonuç çıkacağını da görmemiz gerekiyor. Şehitlerimizin ve deprem kurbanlarının acıları daha aklımızda iken, 10 Kasım günü, Atatürk'ün ölümünün 73. yılında ilginç bazı tartışmalara ve açıklamalara tanık olduk. Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü 1920-1940 arasındaki dondurulmuş bir zaman dilimine hapsederek o tarihteki dünya koşullarından soyutlayıp kimi kez hakarete vararak insafsızca eleştirenler kervanına CHP'den, içimizden birilerinin de katıldığını gördük.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün bir yayın organına yaptığı açıklamalar, bu çerçevede kabul edilebilecek değerlendirmeler değildir. CHP'ye oy veren, zor koşullarda mücadelesini yürüten ve umut olarak görmek isteyen milyonlarca yurttaşımız haklı olarak bu gelişmelere isyan etmektedir. En başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere CHP organlarını bu konuda tavır koymaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz."
CHP'nin, tesadüfen kurulmuş, siyaset mühendislerinin projelendirilmesiyle kendisine rota arayan, tarihiyle hesaplaşmaktan korkan, bir siyasi parti olmadığını ifade eden Koç sözlerini şöyle sürdürdü:,
"CHP; yüzyıl öncesinden kalan hesapların yeniden masaya yatırıldığı bu dönemde de kendisini başkalaştırmaya, zorlayan iç ve dış talep sahiplerine direnecek kadar güçlü ve birikimlidir, CHP tabanı Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk 'e de, partimizin temel ilkelerine de sımsıkı sahip çıkmaya devam edecektir. CHP'si sinsi politik maceraperestlerin devşirme, dönüştürme planlarını boşa çıkaracak yeniden bir direniş, bir karşı koyuş, bir siyasi başkaldırı partisi olmak durumundadır.
Tekrar ediyoruz; Sayın Genel Başkan ve CHP yetkili organlarının bu gelişmeler karşısındaki suskunluğunu kabul etmek mümkün değildir. Sessizlik ve tepkisizliğin dolaylı yoldan söylenenleri onaylamak anlamına çekileceği unutulmamalıdır. CHP Türkiye gündemini işgal eden çeşitli konularda ideolojik tutarlılık ve politik söylem birliği geliştirme noktasında duyarlı davranmak zorunluluğundadır. Muhafazakar ve neoliberal tavsiye odaklarının kılavuzluğuna uyum sağlamaya dönük siyasi tavırların, partimizi ve temel ilkelerimizin kamu oyunda tartışılır hale getirdiği artık görülmelidir.
Bu gün Fransa'da sol, kendi ulusal çıkarlarını öne alarak, küresel taleplerin sıkıntıya soktuğu halk yığınlarının desteğini alan programıyla 2012'de iktidar alternatifi haline gelmiştir. Yine Güney Amerika'da; 2-3 küçük devlet dışında tüm ülkeler, sömürgeci kolonyal azınlıklara ve kıtanın müdahaleci büyük gücü ABD'ye karşı, ulusal çıkarlarını esas alarak, kendi kaynaklarını kendilerinin kullandıkları, eşitlikçi sosyal politikalarla demokratik zaferlerini sandıkta kazanabilmişlerdir.
Bugün CHP'nin; çeşitli uluslararası siyasi çıkar faylarının üzerinde kesiştiği en kritik coğrafyada; her zamankinden daha güçlü ve net olmak zorunluluğu ve görevi vardır."
Bu tesbitlerin bir parti içi muhalefet geliştirme amacını taşımadığını vurgulayan Koç, " Amacımız partimiz tabanındaki ve kamuoyundaki tartışmalara karşı, tüm yöneticilerimizi ve milletvekillerimizi söylem ve duruş birlikteliğine çağırmaktır" dedi. (13.44)
