2011-09-30 - 13:10
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Meclis TV'nin yayın saatlerini eleştirerek, "Başbakan Erdoğan, muhalefetin sesinin halka ulaşmasından rahatsızlık duyuyor" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında,
Meclis TV'nin yayın saatlerini eleştirerek, "Başbakan Erdoğan, muhalefetin sesinin halka
ulaşmasından rahatsızlık duyuyor" dedi.
Hamzaçebi, dün Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde terör örgütü PKK'nın pusu kurması
sonucu iki askerin şehit olmasıyla ilgili taziye dileklerinde bulundu. Hamzaçebi "Terörü
kendi mücadelelerinin ana hareket noktası olarak kullanan örgütün başarıya ulaşması
mümkün değildir." diye konuştu.
Hamzaçebi, TRT Genel Müdürü'nün Meclis TV'nin yayın saatleri ile ilgili TBMM
Başkanlığına yazı gönderdiğini, TBMM Başkanı'nın bu yazıya olumlu cevap
verdiğini ifade ederek, " Tabii ki biz TBMM Başkanı'ndan böyle bir cevabi görüşü
oluştururken Meclis'te bulunan siyasi partilerle ve bağımsız milletvekilleri ile
görüşmesini arzu ederdik. Maalesef böyle olmadı. Tek yanlı bir irade ile Sayın
Meclis Başkanı TRT'nin Meclis TV'nin yayınlarını kısıtlamak istenen yazısını
uygun gördü" şeklinde konuştu.
Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:
"Anayasamızda haberleşme özgürlüğü güvence altındadır. Bizim anayasamızda
yer alan bu hüküm uluslararası belgelerde çok daha eski yıllardan beri vardır.
Haberleşme özgürlüğü ortak toplumsal yaşama herkesin eşit bir şekilde katılması
demektir. Eğer bu olanak yok ise ortada demokraside bir problem var demektir.
Bir demokrasiden söz edebilmek için bütün vatandaşların her kesimin kamunun
ve devletin faaliyetleri hakkında bilgi edinme hakkının olması gerekir. Bu hakkın
uygulanamadığı bir ülkede demokrasi yoktur. Kendi ülkesinin Meclisi'ndeki çalışmaları,
orada yapılan konuşmaları halktan saklamak isteyen bir hükümetin olduğu siyasi
rejimin adı demokrasi değildir. Böyle bir anlayışla, bizim anayasa sürecine
doğru giderken olumlu bir iklimi yakalamamız maalesef mümkün değildir.
Başbakan Erdoğan, muhalefetin sesinin halka ulaşmasından rahatsızlık duymaktadır.
Sayın Başbakan'ın tutumu, Sayın Meclis Başkanı'nın Meclis TV yayınları konusunda
hala suskun suretiyle koymuş olduğu tutum bu sürece zarar verir. Biz Anayasa
çalışmaları sürecinin sağlıklı bir şekilde işlemesini arzu ediyoruz. Bu sorunun yarın
Meclis açıldığında Meclis TV yayınlarının öteden beri nasıl ise aynı sisteme dönülmesi istiyoruz."
TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e çağrıda bulunduğunu ifade eden Hamzaçebi,
"Meclis TV yayınlarının hükümetin tutumundan bağımsız olarak eskisi gibi
devam edeceğini Sayın Meclis Başkanı açıklamalıdır. Bu açıklamayı demokrasi
adına Meclis Başkanı'ndan bekliyoruz " diye konuştu.
Türkiye'nin basın özgürlüğü açısından dünya ülkeleri ile kıyaslandığında
hep geriye doğru gittiğini belirten Hamzaçebi, " CHP olarak Türkiye'de basın
özgürlüğü olmadığını öteden beri hep ifade etmişizdir "dedi.
Hamzaçebi "Uluslararası kuruluşların raporlarında, Türkiye Basın özgürlüğü
konusunda sınıfta kalmıştır. Türkiye'nin karnesi giderek daha da kötüleşmektedir.
Açıklanan bir rapora göre Türkiye, 2002 yılında 100. sıradayken, 2010 yılında
138. sıralamaya gerilemiştir. Türkiye, Asya, Amerika ve Afrika ülkelerinin gerisindedir.
Türkiye'nin notu giderek zayıflamaktadır. Türkiye, basın özgürlüğü ihlal eden
7 ülkesinden birisi olmuştur. Bu tablo üzüntü vermekten ziyade utanç vericidir.
Bu tabloyu düzeltmek için hükümete düşen görevler vardır. Nasıl Anayasa yapmak
için olumlu bir iklime ihtiyaç duyuyor isek, Türkiye'nin basın özgürlüğü açısından
kötü olan notunu yükseltmek için de Türkiye'de olumlu bir iklime ihtiyaç var. Hükümetin
basın özgürlüğüne saygı duyan anlayışın içinde olması gerekir" şeklinde konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, anayasa değişikliği konusunda
''2012'nin ilk yarısı içerisinde biz bu işi bitirelim istiyoruz'' açıklaması
anımsatılarak, ''AK Parti heyeti, dünkü görüşmelerde aynı şeyi söyledi mi?''
sorusuna Hamzaçebi, şu karşılığı verdi:
''Hayır. İktidar partisi heyeti, Sayın Başbakan'ın söylediğinden daha farklı
şey söyledi; 1 yıllık bir süre düşündüklerini söyledi. AK Parti heyetinin,
1 yıllık süreyi önermesinin nedeni; anayasa yapımı çok ciddi bir iştir, meşru
bir anayasa, arkasında halk iradesinin geniş ölçüde olduğu anayasa yapacaksak,
bütün kesimlerin görüşlerinin alınması gerek, parlamentodaki sayılar yeterli
değildir bunun için, 1 yıllık süreyi öngördüklerini söylediler. AK Parti heyeti,
1 yıllık süreyi, uzun bir süre olarak değerlendirerek, masaya getirdi.
'Bu süreyi kısa tutmayalım, 1 yıllık süre makuldür, bu sürede çalışmaları
sonuçlandırırız' görüşünü ifade ettiler. CHP olarak bu anlayışı olumlu bulduk.
1 yıllık süreyle dahi komisyonu kısıtlamanın doğru olmayacağını ifade ettik,
belki 1 yılı da aşabilir ya da aşmayabilir. 1 yıllık sürede bu çalışmalar bitebilir
belki bitmeyebilir de... 1 yıllık süre yetersizdir demiyorum, komisyonun
çalışması, yöntemi bu sürenin yeterli olup olmayacağını gösterecektir.
Bir yıldan daha kısa süreyi düşünmek, sağlıklı bir anayasa yapmayacağız demektir.
Sayın Başbakan'ın aklında uzlaşmayla bir anayasa yapmak yok. Öyle anlıyorum.
Hemen, parlamentodaki parmakları sayarak, çoğunluk hesabı yaparak,
biz bu anayasayı 8-9 ayda bitiririz demek, özgürlüklerden yana bir anayasayı
yapmayacağız demektir. Sayın Başbakan'ın genel tarzıdır bu. Sayın Başbakan'ın
bu açıklaması, anayasa yapım sürecine çok açık şekilde zarar vermiştir. Sayın
Başbakan'ın aklındaki ile onun sözcülerin ifade ettikleri birbirinden farklıdır. Sayın
Başbakan'a bu cümlesini düzeltmesini öneriyorum, Uzlaşma Komisyonuna saygı göstersin.''
(13.10)
