2013-01-24 - 14:37
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, TBMM'de gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, Avrupa'da Türkiye kökenlilere yönelik ırkçı ve yabancı düşmanlığı motifli eylem verilerini açıkladı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, TBMM'de gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, Avrupa'da Türkiye kökenlilere yönelik ırkçı ve yabancı düşmanlığı motifli eylem verilerini açıkladı.
Komisyonun hazırladığı ara rapor hakkında bilgi veren Üstün, saldırılarla ilgili Mart ayında başlanılacak yargılama sürecini komisyonun takip edeceğini bildirdi.
Üstün, Türkiye'den gidenlere yönelik geçen yıl Almanya'da 67, Hollanda'da 13, Fransa'da 7, Belçika ve Ukrayna'da 4'er, Avusturya ve Yunanistan'da 3'er, Bulgaristan'da 2, Gürcistan, İngiltere, İsveç, İsviçre, Sırbistan'da 1'er olmak üzere 108 eylem gerçekleştiğini belirtti. Üstün, bunlardan 38'inin saldırı, 15'inin kundaklama, 19'unun tehdit mektubu, 36'sının gösteri, Kur'an yakma, hayvan ölüsü atma gibi eylemler olduğunu kaydetti.
Bu sayının daha da fazla olduğunu tahmin ettiğini vurgulayan Üstün, Almanya'ya gittiğinde, vatandaşların, ''Şikayet etmekten bıktık, ediyoruz bir şey olmuyor, hatta polisten farklı muamele görüyoruz, çocuğumuzun okuldan atılacağından endişe ediyoruz'' dediğini, Alman makamlarına güvenmediklerini anlattı.
Üstün, bu verilerin kendilerine ulaşan, duyabildikleri, büyükelçiliklere, konsolosluklara ulaşan olayların net dökümü olduğunu belirtti.
Üstün, kimsenin, kendilerine bu çalışmaların afaki olduğunu, birilerini köşeye sıkıştırmak amaçlı yaptıklarını söyleyemeyeceğini vurguladı.
Komisyonun geçmişte de ırkçılık ve yabancı düşmanlığı motifli eylemlerle yakından ilgilendiğini belirten Üstün, bunları izlemeyi daha da genişleterek sürdüreceklerini kaydetti.
Saldırılardan bazı örnekler veren Üstün, Kasım 2012'de Berlin'de Türk vatandaşlarının yoğun olduğu bir futbol kulübüne, ''Almanya Nazi ülkesi. Arapları, Barbarları ve Müslümanları istemiyoruz'' şeklinde bir mektup geldiğini söyledi.
Üstün, yine Berlin'de kız kardeşiyle Türkçe konuşan bir kadının yanına gelen birinin, Almanca konuşmasını istediğini, daha sonra yumruklu saldırıda bulunduğunu belirtti. Üstün, Brüksel'de bir camiye yarısı yanmış Kur'an-ı Kerim asıldığını ifade etti.
Yabancı heyetlerle, özellikle Almanlar ile görüşmelerinde bu olayları anlattıklarında, heyetlerin önce reddettiğini, şaşırdığını belirten Üstün, ''Günlük meşgalelerinizde bilemeyebilirsiniz. Bu eylemlere müdahale etmediğiniz, tolere ettiğiniz için daha büyük olaylar meydana geliyor'' dediğini aktardı.
Üstün, ancak gün gün, kişi kişi, olay olay anlattıklarında söyleyecek sözlerinin kalmadığını ifade etti.
Ayhan Sefer Üstün, Avrupa'da biraz da ekonomik krizin etkisiyle Nazizmin, ırkçılığın yükseldiğini, tavan yaptığını, bu ırkçılığın aslında Batı'nın bir hastalığı olduğunu vurguladı. Bu hastalığın tedavisinin de çok zor olduğunu dile getiren Üstün, biraz bastırıldığını daha sonra ortaya çıktığını kaydetti.
Batı'nın hastalığının bugünlerde tekrar nüksettiğini dile getiren Üstün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendilerini uyarıyoruz. 1939'da başlayan İkinci Dünya Savaşı'nda insanlar acılar çekti, en fazla siz çektiniz. Irkçı dalgayı ancak üzerinizden atabildiniz. İkinci bir dalgayı kaldıracak takatiniz olmayabilir. Bunu kendiniz için başarmanız, çözmeniz gerekir diye dostça uyarıyoruz. Irkçı yaklaşım toplumsal hayata da sirayet ediyor, eğitimsizlik gibi. Avrupa'da yaşayan Türk toplumunun, eğitim seviyesi Türkiye ortalamasından daha düşük, ekonomik seviyelerinin de böyle olduğunu hissediyoruz. Çalışma hayatında da sorunlar var. Sorunların ana kaynağı bu ırkçılıktan besleniyor, ön yargı, negatif yaklaşımlar başka sonuçları da getiriyor. Bunları her gelen heyetle paylaşıyoruz.''
Batının, insan hakları sorununu, dış politikanın enstrümanı gibi kullandığını, bu konularda samimi olmadığını ifade eden Üstün, insan hakları alanında yardım etmeye gittiği ülkelerin bile şüpheyle yaklaştığını söyledi.
Üstün, bu çalışmaları, dış politika malzemesi yapmak için değil Türkiye kökenli ve diğer vatandaşlara yönelik olumsuzlukları gidermek amacıyla yaptıklarını anlattı.
Amaçlarının, bir devleti, ülkeyi sıkıştırmak, dış politika enstrümanı yapmak olmadığını vurgulayan Üstün, çözüme katkı sağlamak istediklerini belirtti.
Başkan Üstün, Alman dostlarına, ''3 milyona yakın insan var, onların verimsiz, eğitimsiz olması, toplumun dışına itilmesi sizin ne yararınıza olabilir- Daha eğitimli olsa, Alman ekonomisine, sosyal, kültürel hayata katkı sağlasa daha iyi değil mi- Bu insanlar, annesi, babası öldürülmüş, en kötü senaryoyu yaşamış ama insanlar dönmemiş. Artık onların dönmeyeceğini kabul edeceksiniz. Bunlara uygun politikalar gerçekleştireceksiniz'' dediklerini aktardı.
Çözüm yanlılarının daha da arttığını düşündüğünü dile getiren Üstün, ''Irkçılık, Batı'nın temel sorunu. İnşallah ortadan kalkar. Avrupa'nın tamamında mücadele edilmesi gereken bir konu. İnşallah bunu başarırlar'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'in, TBMM Genel Kurulu'nda dün yaptığı konuşmanın anımsatılması üzerine Üstün, sadece Türkiye'de değil dünyada hiç kimseye yönelik ırkçılık yapılmasını arzu etmediklerini belirtti. Üstün, bunu kolaylaştırıcı unsurlar varsa kaldırmanın, politikacıların, medyanın, herkesin görevi olduğunu kaydetti.
Komisyonun cezaevi ziyaretlerinin anımsatılarak, bu ziyaretlerin İmralı ile devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Üstün, ''Şu anda yeterince ziyaret yapılıyor. Tecrit söz konusu değil, tecrit iddia edilemez, yeterince ziyaret var. Süreç yürüyor. Süreci sıkıntıya sokacak bir adım atmamamız gerekiyor şu anda'' dedi.
Paris'teki infazlarla ilgili komisyonun bir şey planlayıp planlamadığına ilişkin soruya Üstün, şöyle karşılık verdi:
''Bazen bu tür kriminal olaylar oluyor, bunun gibi. Bir çok kurumun aynı anda araştırdığı, belki bizim de az sonuç alabileceğimiz konular oluyor; bunun gibi. Paris savcılığı, hükümeti, Türk Hükümeti, herkes devrede. Bizim burada katkımız olacağını düşünsek gireriz. Ama tam da kriminal, girift bir olay. Şu an da bunu düşünmedik. Bu tür saldırılar devam ederse... Terör raporunda buna benzer olaylarla ilgili, faili meçhul, iç infazlarla ilgili değerlendirmemiz var. Belki o çerçevede düşünebilir.
Bunlar ilk kez olan olaylar değil. Bugün için olan olay değil, her zaman olan olay. Avrupa'da da Türkiye'de de olmuş. Bunu kim kullanmış, neden yapmış, birisi mi kulağına fısıldamış- Eğer bu işi yapmaya uygun yapı varsa, bunu birileri kullanır. Kendi içinde de olmuş olabilir, bir iç infaz olabilir, bir başka istihbarat örgütü de kullanmış olabilir. Önemli olan böyle bir yapının, 21. yüzyılda, bu dönemde Türkiye'de her şeyin konuşulduğu dönemde, böyle bir yapının varlığı sorun. Kendi içinden infaz da çıksa şaşırmayız, ikinci, üçüncü ülkelerin istihbarat örgütlerinin kulaklarına fısıldamasıyla çıksa da şaşırmayız. Türkiye artık bu şoklara, olaylara hazır hale geldi. Bu komisyonda her şey konuşuldu. Belki terör örgütlerinin kendi içlerinde söylemedikleri laflar burada konuşuldu. Demek ki her şey, her yerde konuşuluyor.''
Üstün, Orhan Miroğlu'nun dün kendilerini ziyaret ederek, olaylarla ilgili görüşlerini paylaştığını ifade etti.
Komisyonun hazırladığı ara rapor hakkında bilgi veren Üstün, saldırılarla ilgili Mart ayında başlanılacak yargılama sürecini komisyonun takip edeceğini bildirdi.
Üstün, Türkiye'den gidenlere yönelik geçen yıl Almanya'da 67, Hollanda'da 13, Fransa'da 7, Belçika ve Ukrayna'da 4'er, Avusturya ve Yunanistan'da 3'er, Bulgaristan'da 2, Gürcistan, İngiltere, İsveç, İsviçre, Sırbistan'da 1'er olmak üzere 108 eylem gerçekleştiğini belirtti. Üstün, bunlardan 38'inin saldırı, 15'inin kundaklama, 19'unun tehdit mektubu, 36'sının gösteri, Kur'an yakma, hayvan ölüsü atma gibi eylemler olduğunu kaydetti.
Bu sayının daha da fazla olduğunu tahmin ettiğini vurgulayan Üstün, Almanya'ya gittiğinde, vatandaşların, ''Şikayet etmekten bıktık, ediyoruz bir şey olmuyor, hatta polisten farklı muamele görüyoruz, çocuğumuzun okuldan atılacağından endişe ediyoruz'' dediğini, Alman makamlarına güvenmediklerini anlattı.
Üstün, bu verilerin kendilerine ulaşan, duyabildikleri, büyükelçiliklere, konsolosluklara ulaşan olayların net dökümü olduğunu belirtti.
Üstün, kimsenin, kendilerine bu çalışmaların afaki olduğunu, birilerini köşeye sıkıştırmak amaçlı yaptıklarını söyleyemeyeceğini vurguladı.
Komisyonun geçmişte de ırkçılık ve yabancı düşmanlığı motifli eylemlerle yakından ilgilendiğini belirten Üstün, bunları izlemeyi daha da genişleterek sürdüreceklerini kaydetti.
Saldırılardan bazı örnekler veren Üstün, Kasım 2012'de Berlin'de Türk vatandaşlarının yoğun olduğu bir futbol kulübüne, ''Almanya Nazi ülkesi. Arapları, Barbarları ve Müslümanları istemiyoruz'' şeklinde bir mektup geldiğini söyledi.
Üstün, yine Berlin'de kız kardeşiyle Türkçe konuşan bir kadının yanına gelen birinin, Almanca konuşmasını istediğini, daha sonra yumruklu saldırıda bulunduğunu belirtti. Üstün, Brüksel'de bir camiye yarısı yanmış Kur'an-ı Kerim asıldığını ifade etti.
Yabancı heyetlerle, özellikle Almanlar ile görüşmelerinde bu olayları anlattıklarında, heyetlerin önce reddettiğini, şaşırdığını belirten Üstün, ''Günlük meşgalelerinizde bilemeyebilirsiniz. Bu eylemlere müdahale etmediğiniz, tolere ettiğiniz için daha büyük olaylar meydana geliyor'' dediğini aktardı.
Üstün, ancak gün gün, kişi kişi, olay olay anlattıklarında söyleyecek sözlerinin kalmadığını ifade etti.
Ayhan Sefer Üstün, Avrupa'da biraz da ekonomik krizin etkisiyle Nazizmin, ırkçılığın yükseldiğini, tavan yaptığını, bu ırkçılığın aslında Batı'nın bir hastalığı olduğunu vurguladı. Bu hastalığın tedavisinin de çok zor olduğunu dile getiren Üstün, biraz bastırıldığını daha sonra ortaya çıktığını kaydetti.
Batı'nın hastalığının bugünlerde tekrar nüksettiğini dile getiren Üstün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendilerini uyarıyoruz. 1939'da başlayan İkinci Dünya Savaşı'nda insanlar acılar çekti, en fazla siz çektiniz. Irkçı dalgayı ancak üzerinizden atabildiniz. İkinci bir dalgayı kaldıracak takatiniz olmayabilir. Bunu kendiniz için başarmanız, çözmeniz gerekir diye dostça uyarıyoruz. Irkçı yaklaşım toplumsal hayata da sirayet ediyor, eğitimsizlik gibi. Avrupa'da yaşayan Türk toplumunun, eğitim seviyesi Türkiye ortalamasından daha düşük, ekonomik seviyelerinin de böyle olduğunu hissediyoruz. Çalışma hayatında da sorunlar var. Sorunların ana kaynağı bu ırkçılıktan besleniyor, ön yargı, negatif yaklaşımlar başka sonuçları da getiriyor. Bunları her gelen heyetle paylaşıyoruz.''
Batının, insan hakları sorununu, dış politikanın enstrümanı gibi kullandığını, bu konularda samimi olmadığını ifade eden Üstün, insan hakları alanında yardım etmeye gittiği ülkelerin bile şüpheyle yaklaştığını söyledi.
Üstün, bu çalışmaları, dış politika malzemesi yapmak için değil Türkiye kökenli ve diğer vatandaşlara yönelik olumsuzlukları gidermek amacıyla yaptıklarını anlattı.
Amaçlarının, bir devleti, ülkeyi sıkıştırmak, dış politika enstrümanı yapmak olmadığını vurgulayan Üstün, çözüme katkı sağlamak istediklerini belirtti.
Başkan Üstün, Alman dostlarına, ''3 milyona yakın insan var, onların verimsiz, eğitimsiz olması, toplumun dışına itilmesi sizin ne yararınıza olabilir- Daha eğitimli olsa, Alman ekonomisine, sosyal, kültürel hayata katkı sağlasa daha iyi değil mi- Bu insanlar, annesi, babası öldürülmüş, en kötü senaryoyu yaşamış ama insanlar dönmemiş. Artık onların dönmeyeceğini kabul edeceksiniz. Bunlara uygun politikalar gerçekleştireceksiniz'' dediklerini aktardı.
Çözüm yanlılarının daha da arttığını düşündüğünü dile getiren Üstün, ''Irkçılık, Batı'nın temel sorunu. İnşallah ortadan kalkar. Avrupa'nın tamamında mücadele edilmesi gereken bir konu. İnşallah bunu başarırlar'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'in, TBMM Genel Kurulu'nda dün yaptığı konuşmanın anımsatılması üzerine Üstün, sadece Türkiye'de değil dünyada hiç kimseye yönelik ırkçılık yapılmasını arzu etmediklerini belirtti. Üstün, bunu kolaylaştırıcı unsurlar varsa kaldırmanın, politikacıların, medyanın, herkesin görevi olduğunu kaydetti.
Komisyonun cezaevi ziyaretlerinin anımsatılarak, bu ziyaretlerin İmralı ile devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Üstün, ''Şu anda yeterince ziyaret yapılıyor. Tecrit söz konusu değil, tecrit iddia edilemez, yeterince ziyaret var. Süreç yürüyor. Süreci sıkıntıya sokacak bir adım atmamamız gerekiyor şu anda'' dedi.
Paris'teki infazlarla ilgili komisyonun bir şey planlayıp planlamadığına ilişkin soruya Üstün, şöyle karşılık verdi:
''Bazen bu tür kriminal olaylar oluyor, bunun gibi. Bir çok kurumun aynı anda araştırdığı, belki bizim de az sonuç alabileceğimiz konular oluyor; bunun gibi. Paris savcılığı, hükümeti, Türk Hükümeti, herkes devrede. Bizim burada katkımız olacağını düşünsek gireriz. Ama tam da kriminal, girift bir olay. Şu an da bunu düşünmedik. Bu tür saldırılar devam ederse... Terör raporunda buna benzer olaylarla ilgili, faili meçhul, iç infazlarla ilgili değerlendirmemiz var. Belki o çerçevede düşünebilir.
Bunlar ilk kez olan olaylar değil. Bugün için olan olay değil, her zaman olan olay. Avrupa'da da Türkiye'de de olmuş. Bunu kim kullanmış, neden yapmış, birisi mi kulağına fısıldamış- Eğer bu işi yapmaya uygun yapı varsa, bunu birileri kullanır. Kendi içinde de olmuş olabilir, bir iç infaz olabilir, bir başka istihbarat örgütü de kullanmış olabilir. Önemli olan böyle bir yapının, 21. yüzyılda, bu dönemde Türkiye'de her şeyin konuşulduğu dönemde, böyle bir yapının varlığı sorun. Kendi içinden infaz da çıksa şaşırmayız, ikinci, üçüncü ülkelerin istihbarat örgütlerinin kulaklarına fısıldamasıyla çıksa da şaşırmayız. Türkiye artık bu şoklara, olaylara hazır hale geldi. Bu komisyonda her şey konuşuldu. Belki terör örgütlerinin kendi içlerinde söylemedikleri laflar burada konuşuldu. Demek ki her şey, her yerde konuşuluyor.''
Üstün, Orhan Miroğlu'nun dün kendilerini ziyaret ederek, olaylarla ilgili görüşlerini paylaştığını ifade etti.
