2008-05-21 - 14:20
TBMM Çevre Komisyonu'nun, 'Kyoto Protokolü' özel gündemli toplantısına katılan kamu kuruluşu ve sivil toplum örgütü temsilcileri protokolün onaylanması konusunda görüşlerini açıkladılar.
TBMM Çevre Komisyonunun, ''Kyoto Protokolü''
özel gündemli bir toplantı yaptı.
Komisyonun, küçük grup toplantı salonunda gerçekleşen toplantısında, ilk
olarak söz alan Çevre ve Orman Bakanlığı Hava Yönetimi Dairesi Başkanı
Mustafa Şahin, protokolün BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto
Protokolü metni ve AB'ye katılım süreci göz önüne alınarak
değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Protokolün, birinci taahhüt döneminin sona ereceği 2012 sonrasına
kanalize olunması gerektiğini ifade eden Şahin, ''Şu aşamada, Türkiye
protokole taraf olsa bile karbondioksit salımı konusunda bir yükümlülük
altına girmeyeceği görüşü hakimdir. Dolayısıyla bizim 2012 sonrasını
düşünmemiz gerekiyor'' dedi.
Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi Nursel Berberoğlu da protokole ilişkin
teknik bilgilere yer verdiği sunumunda, ''Türkiye'nin protokole taraf
olması durumunda gaz salımı konusunda bir sınırlama yükümlülüğü altına
gireceği'' görüşünün doğru olmadığını savundu.
Devlet Planlama Teşkilatı Temsilcisi Niyazi İlter ise Türkiye'nin Kyoto
Protokolü'nün hazırlanmasına zemin hazırlayan küresel ısınma olgusun
ortaya çıkmasında sorumluluğu en az ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yavuz Cabbar,
Türkiye'nin sanayi ölçeğinde enerjiyi yoğun kullanan bir ülke olduğuna
dikkati çekti.
Cabbar, ''Çok ivedilikle Türkiye'nin bir proje çerçevesinde protokole
ilişkin pozisyonunu belirlemesi gerekiyor. Pozisyon belirlemeden
protokole taraf olmak hata olur'' dedi.
Greenpeace Akdeniz Enerji ve İklim Kampanyası sorumlusu Hilal Atıcı da
hükümetin, iklim değişikliğinin neden olacağı sorunlara karşı
vatandaşları koruma yükümlülüğü bulunduğunu bildirdi.
İklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Atıcı, ''Yani
tüm dünya hükümetlerinin, vatandaşlarını olası kötü sonuçlardan koruma
görevi vardır'' diye konuştu.
Türkiye'nin iklim değişikliğini bütüncül bir yaklaşımla ele almadığı
için zaman kaybettiğini savunan Atıcı, ''Protokol, bir an önce
imzalanmalıdır. Türkiye bunun içinde yer almalıdır. Bu ilk adım zaman
geçirilmeden atılmalıdır. Bakanlıkların bununla ilgili senaryo
çalışmalarını bir an önce yapmaları gerekiyor. Hem de bunu bizim
yapmamızı beklemeden''diye konuştu.
Toplantıda söz alan CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış, sunumların
ardından bakanlıklar arasında protokole ilişkin bir görüş birliği
bulunmadığının görüldüğünü belirtti.
MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan da protokolün imzasına ilişkin güçlü
bir altyapı oluşturulmadan üst yapının oluşturulmaması gerektiğini ifade
etti. İnan, ''Altyapının son derece sıkı hazırlanması gerekiyor'' dedi.
MHP Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ise ''Protokole ilişkin
açıklığa kavuşmayan konular var. Kendi içinde olgunlaşmamış bir süreç.
Örneğin, ABD'nin tutumu hakkında net bir veri yok. Sürecin iyice
irdelenip ondan sonra karar verilmesi gerekiyor'' diye konuştu.
özel gündemli bir toplantı yaptı.
Komisyonun, küçük grup toplantı salonunda gerçekleşen toplantısında, ilk
olarak söz alan Çevre ve Orman Bakanlığı Hava Yönetimi Dairesi Başkanı
Mustafa Şahin, protokolün BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto
Protokolü metni ve AB'ye katılım süreci göz önüne alınarak
değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Protokolün, birinci taahhüt döneminin sona ereceği 2012 sonrasına
kanalize olunması gerektiğini ifade eden Şahin, ''Şu aşamada, Türkiye
protokole taraf olsa bile karbondioksit salımı konusunda bir yükümlülük
altına girmeyeceği görüşü hakimdir. Dolayısıyla bizim 2012 sonrasını
düşünmemiz gerekiyor'' dedi.
Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi Nursel Berberoğlu da protokole ilişkin
teknik bilgilere yer verdiği sunumunda, ''Türkiye'nin protokole taraf
olması durumunda gaz salımı konusunda bir sınırlama yükümlülüğü altına
gireceği'' görüşünün doğru olmadığını savundu.
Devlet Planlama Teşkilatı Temsilcisi Niyazi İlter ise Türkiye'nin Kyoto
Protokolü'nün hazırlanmasına zemin hazırlayan küresel ısınma olgusun
ortaya çıkmasında sorumluluğu en az ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yavuz Cabbar,
Türkiye'nin sanayi ölçeğinde enerjiyi yoğun kullanan bir ülke olduğuna
dikkati çekti.
Cabbar, ''Çok ivedilikle Türkiye'nin bir proje çerçevesinde protokole
ilişkin pozisyonunu belirlemesi gerekiyor. Pozisyon belirlemeden
protokole taraf olmak hata olur'' dedi.
Greenpeace Akdeniz Enerji ve İklim Kampanyası sorumlusu Hilal Atıcı da
hükümetin, iklim değişikliğinin neden olacağı sorunlara karşı
vatandaşları koruma yükümlülüğü bulunduğunu bildirdi.
İklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Atıcı, ''Yani
tüm dünya hükümetlerinin, vatandaşlarını olası kötü sonuçlardan koruma
görevi vardır'' diye konuştu.
Türkiye'nin iklim değişikliğini bütüncül bir yaklaşımla ele almadığı
için zaman kaybettiğini savunan Atıcı, ''Protokol, bir an önce
imzalanmalıdır. Türkiye bunun içinde yer almalıdır. Bu ilk adım zaman
geçirilmeden atılmalıdır. Bakanlıkların bununla ilgili senaryo
çalışmalarını bir an önce yapmaları gerekiyor. Hem de bunu bizim
yapmamızı beklemeden''diye konuştu.
Toplantıda söz alan CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış, sunumların
ardından bakanlıklar arasında protokole ilişkin bir görüş birliği
bulunmadığının görüldüğünü belirtti.
MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan da protokolün imzasına ilişkin güçlü
bir altyapı oluşturulmadan üst yapının oluşturulmaması gerektiğini ifade
etti. İnan, ''Altyapının son derece sıkı hazırlanması gerekiyor'' dedi.
MHP Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz ise ''Protokole ilişkin
açıklığa kavuşmayan konular var. Kendi içinde olgunlaşmamış bir süreç.
Örneğin, ABD'nin tutumu hakkında net bir veri yok. Sürecin iyice
irdelenip ondan sonra karar verilmesi gerekiyor'' diye konuştu.
