2016-02-26 - 15:18
2016 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı'nın maddelerine geçilmesi, oylanarak kabul edildi. Daha sonra Meclis Başkanı Kahraman, alınan karar gereği 2016 yılı bütçesinin görüşmelerine devam edilmesi için birleşimi saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Azerbaycanlı kardeşlerimizin bundan 23 yıl önce Hocalı'da karşı karşıya kaldıkları vahşetin acısını her zaman kalbimizin en derinlerinde hissediyor ve içtenlikle bu acıyı paylaşıyoruz" dedi.

Kahraman, yaptığı konuşmada, Azerbaycan'ın Hocalı şehrinde yaşanan ve çoğunluğunu kadın, çocuk, yaşlıların oluşturduğu 613 Azerbaycanlının katledilmesine sebebiyet veren vahşetin, sadece Azerbaycan tarihine değil tüm dünya kamuoyunun hafızasına ve vicdanına kazındığını belirtti.

"Türkiye olarak Azerbaycanlı kardeşlerimizin bundan 23 yıl önce Hocalı'da karşı karşıya kaldıkları vahşetin acısını her zaman kalbimizin en derinlerinde hissediyor ve içtenlikle bu acıyı paylaşıyoruz" diyen Kahraman, Türkiye'nin, dersler çıkarılması gereken bu olayı anmak için düzenlenen etkinliklere desteğinin süreceğini kaydetti.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Hocalı katliamı ve benzeri tüm katliamların, dünyanın ve Türkiye'nin barışa ne denli ihtiyacı olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Gök, tüm ülkelerin kendi aralarındaki sorunları siyaseten çözmesi gerektiğini belirterek, "Önümüzdeki süreç, Suriye'de, muhtemelen bu gece yarısı başlayacak bir ateşkes antlaşmasıyla, siyaseten çözülebileceği bir sürece doğru evrilmiş görünüyor" dedi.

Gök, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün tahliyelerinin çok önemli olduğunu vurguladı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Hocalı katliamını kınadıklarını belirterek, katliamların bir daha yaşanmamasını temenni etti. Baluken, "Maalesef güncelde de bir ateş çemberi içinde bulunuyoruz. İnsanlık tarihinin artık bu katliamları bir kenara bırakarak yeni bir barış sayfasıyla geleceğe doğru yol almasını temenni olarak ifade etmek istiyorum" dedi.

Çatışmalarda şehit olan asker ve polislere Allah'tan rahmet dileyen MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan terörün bir an önce bitirilmesi için yapılacak çalışmalara MHP'nin bütün gayretiyle gereken katkıyı vereceğini söyledi. Akçay, Hocalı katliamının insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini dile getirdi.

Akçay, Can Dündar ve Erdem Gül'ün tahliyesini de mutluluk verici bulduklarını söyledi. Akçay, "Ayrıca, eski başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan'ın ölüm yıl dönümü olması münasebetiyle de Allah'tan rahmet dileklerimi iletiyorum" ifadesine yer verdi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da 24 yıl önce Hocalı'da bir insanlık dramının yaşandığını belirterek, "Bu olay bir tarafıyla soydaşlarımıza yönelik haince bir katliam olması bakımından bizi ilgilendiriyor, aynı zamanda insanlık bağlamına yerleştirdiğimizde, kendi işinde, gücünde olan insanlara yönelik böylesine sinsice, haince bir katliamın gerçekleştirilmesi ve insanlık suçu işlenmesi bakımından da bizi ilgilendiriyor" diye konuştu.

Geçmişte yaşanan bu tür vahşiliklere ve katliamlara karşı duyarlı olmanın, geleceği kurma bakımından önem taşıdığına dikkati çeken Bostancı, Hocalı katliamını kınadı.

Erdem Gül ve Can Dündar'ın tahliye edildiğini, mahkemenin devam ettiğini ve sürecin bütünüyle hukuki bir süreç olduğunu, politik olarak farklı yaklaşımların olabileceğini ama hukukun herkesi bağladığını kaydeden Bostancı, "Esasen AK Parti olarak biz hiç kimsenin suç işlemiş olmasından, suçlu sayılmasından, suçlu olarak ilan edilmesinden, mahkemelerin bu yönde karar vermesinden memnun olmayız" diye konuştu.

Eski Başbakan Necmettin Erbakan'ın vefatının beşinci yılı olduğunu hatırlatan Bostancı, Erbakan'a bir kez daha Allah'tan rahmet diledi.

TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmelerine, usul tartışmalarının ardından geçilebildi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı'na dair muhalefet şerhlerinin komisyon raporunda yer almaması üzerine TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın tutumuyla ilgili usul tartışması açılmasını istedi.

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç, muhalefet şerhlerinin, Anayasa ve İçtüzük kurallarına uygun yazılması gerektiğini belirterek, "Yapılan incelemede, muhalefet şerhinin İçtüzüğün 38, 67 ile Anayasa'nın 3, 4, 14, 38, 123, 126 ve 127. maddelerine aykırılık görüldüğü için muhalefet şerhi komisyon raporuna dahil edilmemiştir. Bu husus, aykırı olduğu düşünülen ifadeler de eklenerek ilgili komisyon üyelerine gönderilmiştir" dedi.

TBMM Başkanı Kahraman, komisyonların, kendilerine gelen tasarı ve teklifleri Anayasa'nın metin ve ruhuna göre tetkik etmekle yükümlü olduklarını anımsattı.

Muhalefet şerhlerinin muhatabının ilgili komisyonlar olduğunu belirten Kahraman, "Meclis Başkanlığı olarak buna herhangi bir müdahalede bulunamam, bu doğru da olmaz, hukuka da aykırı olur. Yetkili olan komisyon İçtüzüğün ve Anayasının şartlarına uymadığına dair kanaate ulaşmışsa o kanaate uymak başkanlığın görevidir" diye konuştu.

Bunun üzerine Baluken, usul tartışması açtı.

Baluken, Kahraman'ın tutumu aleyhinde söz alarak, partilerin, İçtüzük ve Anayasaya uygun olmak koşuluyla kendi politikaları doğrultusunda hazırladığı en ağır siyasi eleştirileri içselleştirmek zorunda olduklarını söyledi.

Muhalefet şerhine yazdıkları hususların hiçbirinde İçtüzük ve Anayasaya aykırılık bulunmadığını iddia eden Baluken, tasarının geri çekilmesini ve muhalefet şerhlerinin raporda yer almasını istedi.

Usul tartışması üzerinde lehte konuşan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP'nin 2013, 2014, 2015 merkezi yönetim bütçe tasarılarının muhalefet şerhlerinde, bu tutumunu sürdürdüğünü belirtti.

Kürsü masumiyeti bulunduğunu dile getiren Akçay, muhalefet şerhlerinin, bütçe kanun tasarısının resmi dokümanı olduğunu kaydetti.

Akçay, HDP'nin bütçe muhalefet şerhinde, Anayasanın başlangıç ve değiştirilemez ilkelerine aykırı ifadeler yer aldığını belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, CHP milletvekillerinin birçok yazılı soru önergesi ve kanun tekliflerinin gruplarına iade edildiğini anlatarak TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, Meclisin denetim organı olan işleyişini aksattığını, sorumluluğunu yerine getirmediğini ileri sürdü.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, kendilerine 14 kez bütçe hazırlama imkanı veren millete teşekkür etti.

Bütçe görüşmelerinin, özel, milletin merakla beklediği görüşmeler olduğuna işaret eden Turan, İçtüzüğün 38. maddesine göre, komisyonların kendilerine havale edilen tasarı ve teklifleri Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığına göre tetkik ettiğini söyledi.

Turan, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun 29 Ocak'ta, AR-GE tasarısını görüştüğünü, HDP'nin muhalefet şerhinin, aynı gerekçeyle komisyon raporuna basılmadığını anımsattı. Turan, "1 ay önce komisyon raporu basılmadığında tek itiraz yapmayan siz, usul tartışması açmayan siz, bugün ne oldu da bu yetkinin komisyondan alınıp başkana verildiğini düşündünüz?" diye sordu.

Sataşma gerekçesiyle Turan'a yanıt veren Baluken, "Kürdistan" ibaresinin, Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne saldırı olmadığını iddia ederek, muhalefet şerhinin, "Kürdistan" ibaresi nedeniyle reddedilmediğini savundu. Baluken, HDP'nin görüşlerinin tırpanlanmak istendiğini öne sürdü.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, CHP Grup Başkanvekili Gök'ün soru önergeleriyle ilgili sözlerine, yarınki Meclis Başkanlığı bütçesi görüşmelerinde yanıt verileceğini söyledi.

Kahraman, soru önergesini tarif eden TBMM İçtüzüğü'nün 96. maddesini okuyarak, gelen sorularda bazı kaba, yaralayıcı ifadeler bulunduğunu kaydetti. Kahraman, bunların olmamasının, bütün milletvekillerinin kabul etmesi gereken bir husus olduğunu dile getirdi.

Gök'ün, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in projelerini anlattığı toplantıya yargı organları başkanlarının katılmasına ilişkin soru önergesi verdiğini anımsatması üzerine Kahraman, "Konuşmanızın başlangıcında Sayın Gökçek'i bir karar olmaksızın 'şunları şunları yapan' Gökçek diye suçladınız. Suçluluğu sabit olana kadar kimseye suçlu denemez. Mütalaada bulunuyorsunuz, girizgahınıza dikkat edin. Önergenin geri verildiğinde, şu satır, şu cümle, şu cümle diye tek tek yazılıyor. Ezbere değil" karşılığını verdi.

Kahraman, Plan ve Bütçe Komisyonunun HDP'li üyelerinin imzalarının bulunduğu muhalefet şerhinin rapora eklenerek, komisyon başkanlığına sunulduğunu anımsattı.

Komisyon raporlarına eklenecek muhalefet şerhlerindeki Anayasa ve İçtüzüğe aykırılıkları değerlendirmenin öncelikle komisyonun yetki ve görevleri arasında olduğunu ifade eden Kahraman, bu yasama döneminde AR-GE Kanun Tasarısı'na ilişkin HDP'nin muhalefet şerhinin Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanlığınca, Anayasaya aykırı ifadeler içerdiği gerekçesiyle işleme konulmadığını kaydetti.

Kahraman, "Yerleşik uygulamalar dikkate alındığında Anayasa ve İçtüzüğe aykırı ifadeler içerdiği gerekçesiyle Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı tarafından işleme konulmayan muhalefet şerhleri hakkında başkanlığımızca yapılacak işlem bulunmamaktadır" diyerek, tutumunda herhangi bir değişiklik bulunmadığını söyledi.

HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, muhalefet şerhlerini düzeltme fırsatı vermeden komisyon raporunun basıldığını savundu.

Komisyon Başkanı Bilgiç, matbaada muhalefet şerhleri dışındaki bölümlerin basıldığını, daha önceki uygulamaların da bu yönde olduğunu belirtti.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, eğer şerhte düzeltme olursa ek sıra numarasıyla bunları basabileceklerini söyledi.

HDP'li Yıldırım'ın usul tartışması açmak istemesini Kahraman, usul tartışmasının yapıldığını, bunun hakkın suistimali olacağını dile getirerek kabul etmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

Genel Kurul'da yapılan usul tartışmalarının ardından Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2016 yılı bütçesi üzerindeki sunumuna başladı.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, sağladıkları mali disiplin sayesinde Türkiye'nin özellikle gelişmiş ekonomilerden kamu maliyesi göstergelerinde pozitif yönde ayrıştığını ve dış şoklara karşı dayanıklılığını artırdığını bildirdi.

Ağbal, TBMM Genel Kurulunda 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, küresel ve Türkiye ekonomisi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Küresel ekonominin kriz sonrası dönemde hala yukarı yönlü bir büyüme trendi içine giremediğine işaret eden Ağbal, 2014 yılında yüzde 3,4 büyüyen küresel ekonominin 2015 yılında yavaşlayarak yüzde 3,1 büyümesinin beklendiğini söyledi.

Bunun kriz sonrası dönemdeki en düşük küresel büyüme oranı olduğuna dikkati çeken Ağbal, bu yıl ise küresel ekonominin bir miktar hızlanarak yüzde 3,4 büyümesinin öngörüldüğünü kaydetti.

Fed?in para politikasının neden olduğu belirsizlikler, finansal kırılganlıklar, Çin ekonomisindeki yavaşlama, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş, verimlilikte beklenenin altında gerçekleşen artışlar ve jeopolitik sorunların gelişmekte olan ülkelerin büyümesini yavaşlattığını anlatan Ağbal, "2014 yılında yüzde 7,3 büyüyen Çin ekonomisi 2015 yılında yüzde 6,9 büyümüştür. 2016 yılında ise yüzde 6,3 büyümesi beklenmektedir. Çin ekonomisinin büyüme modelindeki değişim çabaları ve yüksek borçluluk büyümeyi sınırlandırmaktadır" dedi.

Küresel ticaretin, kriz sonrası dönemde ortalama sadece yüzde 3,8 büyüyebildiğine işaret eden Ağbal, 2015 yılında yüzde 2,6 büyümesi tahmin edilen küresel ticaret hacminin 2016 yılında yüzde 3,4 artmasının beklendiğini bildirdi. Bu oranın kriz öncesi dönem ortalamasının yarısından az olduğuna dikkati çeken Ağbal, "Başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan düşüş gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış makro ekonomik dengeleri etkilemeye devam etmektedir" görüşüne yer verdi.

Ağbal, küresel ekonomiye ilişkin riskleri, "Fed?in para politikası, Çin?de büyümenin yavaşlaması, jeopolitik gerginliklerin devam etmesi, Avro Bölgesi?nde yavaş toparlanma, gelişmekte olan ülkelerde düşük büyüme, emtia ihracatçısı ülkelerde talebin daralması, finansal piyasalarda dalgalanma ve varlık fiyatlarındaki düşüş ve aşırı borçlanmanın küresel büyümenin önünde engel teşkil etmesi" olarak sıraladı.

Ağbal, küresel kriz sonrası dönemde (2011-2015) Türkiye'nin ortalama yüzde 4,4 büyürken aynı dönemde Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin ortalama yüzde 3,4 büyüdüğünü belirtti.

İki ayrı seçimin gerçekleştiği, Avro Bölgesi ekonomilerinde canlanmanın sınırlı kaldığı, komşularda yaşanan sosyo-ekonomik sorunların devam ettiği, finansal oynaklıklar ve jeopolitik gerginliklerin arttığı bir ortamda, Türkiye ekonomisinin 2015?in 9 ayında yüzde 3,4 büyüdüğünü ifade eden Ağbal, 2015 yılını yüzde 4 büyüme ile kapatmayı öngördüklerini bildirdi. Geçen yıl Türkiye?nin, G20, OECD ve AB ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olmasının beklendiğini belirten Ağbal, şöyle devam etti:

"2016 yılında siyasi istikrar ve reform iradesinin öngörülebilirliğinin artırmasını ve en büyük ticaret ortağımız olan AB?de beklenen ekonomik toparlanma sonucunda büyümenin yüzde 4,5 seviyesine ulaşmasını bekliyoruz. Bu oran, gelişmekte olan ülkeler için öngörülen yüzde 4,3?ün, gelişmekte olan Avrupa için öngörülen yüzde 3,1?in, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler için öngörülen yüzde 2,5?in ve Latin Amerika için öngörülen yüzde eksi 0,3'ün üzerindedir"

Enflasyonun geçen yıl Türk lirasında yaşanan değer kaybı ve gıda fiyatlarında kaydedilen yüksek oranlı artış nedeniyle hedefin üzerinde yüzde 8,8 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Ağbal, bu yılın ocak ayında yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 9,58 olduğunu söyledi. Ağbal, bu yükselişte gıda ve hizmet grupları ile fiyatı yönetilen-yönlendirilen bazı ürünlerde ocak ayı başında yapılan ayarlamaların etkili olduğunu ifade etti.

Küresel emtia fiyatlarındaki düşük seyrin devamı, sıkı para politikası, mali disiplin ve döviz kurundan kaynaklanan olumlu baz etkisiyle enflasyonun 2016 yılında yüzde 7,5?e gerilemesini beklediklerini bildiren Ağbal, "Enflasyonun kademeli bir şekilde düşerek orta vadede düşük tek hanelerde istikrar kazanmasını hedefliyoruz" şeklinde konuştu.

Geçen yıl ihracatın yüzde 8,7, ithalatın da yüzde 14,4 daraldığını, dış ticaret açığının ise 63,3 milyar dolara gerilediğini anımsatan Ağbal, ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yüzde 65,1?den, yüzde 69,5?e yükseldiğini söyledi. Geçen yıl Türkiye'nin AB pazarından daha fazla pay aldığını belirten Ağbal, cari açığın, alınan makro ihtiyati tedbirler ve başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüş ile önemli bir daralma sürecine girdiğini vurguladı.

Cari açığın 2015 yılında yüzde 26,1 daralarak 32,2 milyar dolara gerilediğini belirten Ağbal, "2014'te yüzde 5,5 olarak gerçekleşen cari açığın milli gelire oranı 2015 yılında yüzde 4,5?e gerilemiştir. Bu oranın 2016'da yüzde 3,9?a gerileyeceğini öngörüyoruz" dedi.

İstihdamın geçen yılın kasım döneminde 26,7 milyon kişiye yükseldiğini anlatan Ağbal, "Avro Bölgesi hala kriz öncesi seviyeyi yakalayamamışken Türkiye?de istihdam 2007 yılına göre yüzde 32 artmıştır" şeklinde konuştu.

Bunun yanı sıra kriz dönemi ve sonrasında uygulanan istihdamı artıran politikalar sayesinde son yıllarda işgücüne katılım oranlarının da arttığını ve 2015 Kasım ayında yüzde 51,2 olarak gerçekleştiğini dile getiren Ağbal, geçen yıl yüzde 10,2 olacağı öngörülen işsizlik oranının program dönemi sonunda yüzde 9,6?ya düşmesini beklediklerini kaydetti.

Güçlü bankacılık sisteminin ekonominin dalgalanmalara karşı koruyan önemli unsurlardan bir tanesi olduğuna işaret eden Ağbal, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen bankacılık sektörünün temel rasyolarının güçlü ve sağlıklı yapısını koruduğunu söyledi.

Geçen yıl sonu itibarıyla sermaye yeterlilik oranının yüzde 15,6 ile yasal sınır olan yüzde 8?in yaklaşık iki katı olduğunu belirten Ağbal, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bankacılık sektörü aktif kalitesini de korumaya devam etmektedir. Sektörün en önemli göstergelerinden biri olan aktif toplamı 2015 yılında 2014 yılına göre yüzde 18 oranında büyüyerek 2,4 trilyon lira olmuştur. Mali dengelerin iyileşmesi nedeniyle kamu sektörünün dış borcunun milli gelir içindeki payının, 2002 yılındaki yüzde 28?lik seviyesinden 2015 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 15,5?e gerilediğini görüyoruz. Özel sektör borcu içerisinde finans sektörü dışında kalan reel kesimin yani firmaların dış borcunun milli gelire oranı ise 2002'de yüzde 13,3 iken, 2015 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 15,9'a çıkmıştır."

Ağbal, Türkiye'nin, 90?lı yıllarda yüksek bütçe açıklarına ve sürdürülemez bir borç yüküne maruz kaldığını hatırlatarak, "Hükümetlerimiz döneminde sağladığımız mali disiplin sayesinde Türkiye, hem küresel krizde hem de sonrasında, özellikle gelişmiş ekonomilerden kamu maliyesi göstergelerinde pozitif yönde ayrışmış ve dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmıştır" görüşüne yer verdi.

Türkiye'nin genel devlet açığında, küresel kriz yılı olan 2009 hariç, son 11 yıldır Maastricht Kriterini sağladığını belirten Ağbal, 2002 yılında yüzde 10,8 olan genel devlet açığının milli gelire oranının, 2015 yılında dengede gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.

Geçen yıl genel devlet açığının milli gelire oranının gelişmekte olan ülkelerde yüzde 4,3, OECD ortalamasında yüzde 3,3 ve Avro Bölgesi?nde yüzde 2 olduğu göz önüne alındığında bu performansın daha çarpıcı hale geldiğini vurgulayan Ağbal, AB tanımlı borç stokunun milli gelire oranını geçen yıl sonunda yüzde 32,6?ya indirdiklerini, bu oranın 2018'in sonunda yüzde 29,5 olmasını beklediklerini kaydetti.

Ağbal, "Kamu borç stokunun milli gelire oranı yüzde 115,2 olan OECD ortalamasından, yüzde 93,7 olan Avro Bölgesi ortalamasından ve hatta yüzde 44,4 olan gelişmekte olan ülkeler ortalamasından bile oldukça düşük düzeydedir" dedi.

Diğer taraftan 2002 yılından bu yana kamu net borç stokunun milli gelire oranını yüzde 61,5?ten yüzde 7,6?ya düşürdüklerini anlatan Ağbal, aynı dönemde kamu net dış borç stokunun milli gelire oranını da yüzde 25,2?den yüzde eksi 5,1?e düşürüp kamu sektörünü fazla verir hale getirdiklerini söyledi.

Ağbal, ayrıca borçlanma vadelerini tarihi yüksek seviyelere ulaştırdıklarını belirterek, "Hükümete geldiğimizde Hazine, iç piyasalardan ortalama 9,4 ay vade ile borçlanırken bugün söz konusu vade 70,4 aya kadar uzamıştır" ifadesini kullandı.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***