2012-06-21 - 13:29
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Özel Yetkili Mahkemeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Özel Yetkili Mahkemeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP'nin Adalet Komisyonu üyeleri olarak özel yetkili mahkemeler ve devlet sırrıyla ilgili düşüncelerini aktarmak üzere basın toplantısı düzenlediklerini söyleyen Öztürk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir programda özel yetkili mahkemelerin devlet güvenlik mahkemelerinin bir devamı olduğunu ve devlet yönetimine çomak sokan bir hale geldiğini söylediğini hatırlatarak, Başbakan Erdoğan'ın kendi düşüncelerini itiraf ettiğini belirtti.
Türkiye'de söylenen hususların, ne olduğuna değil kimin söylediğine bakıldığını belirten Öztürk, "Muhalefet söylediği zaman pek fazla itibar edilmiyor. CHP milletvekilleri olarak 23. Dönemde özel yetkili mahkemeleri düzenleyen maddelerin yürürlükten kaldırılmasıyla ilgili kanun teklifini verdik. 24. Dönemde bunu tekrarladık." dedi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın "özel yetkili mahkemeler, hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir' ve 'bu mahkemelerin ihtiyaçtan doğmuş ihtisas mahkemeleri olduğunu söylediğini belirten Öztürk, "Anayasamızın 2. Maddesinde T.C. nitelikleri sayılırken,Türkiye Cumhuriyetinin demokratik hukuk devleti olduğu ilkesi vardır. O zaman Bozdağ'ın özel yetkili mahkemeler hukuk devletinde olmaması gerekir dediğini dikkate alırsak, Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuk devleti değil midir? Sorusunu sormak lazım. Yada anormal hukuk devletimidir? İhtiyaçtan doğduğu sözü, bazı çevrelerin darbelerin de ihtiyaçtan kaynaklandığına yönelik savunmalarına meşruiyet kazandırmıyor mu?" şeklinde konuştu.
Özel yetkili mahkemelerin derhal kaldırılması gerektiğini söyleyen Öztürk, Devlet Sırrı Tasarısı'nın, devletin, özgür bireyin katledilmesine yönelik olduğunu öne sürerek, neyin devlet sırı, nelerin açıklanmasının suç oluşturduğunu Başbakan'ın belirleyeceğini ifade etti.
Öztürk, ''MİT Yasası, İnsan Hakları Kurumu Tasarısı ve Devlet Sırrı Tasarısı ile Başkan'ın sahip olduğu yetki, İtalya'nın Mussolisinde, Almanya'nın Hitlerinde, İspanya'nın Francosunda, Şili'nin Pinoşesinde ve dünyanın diğer diktatör liderlerinde bile yoktu'' diye konuştu.
Öztürk, şöyle konuştu:
''Başbakan, gizli kapaklı işlerin tek bileni; sırların efendisi, patronu, gizli kapaklı işlerin sır küpü olacak. Bu yasa tasarısı, Başbakan'ın kurmak istediği tek adam modeline, despotik yönetimine yeni bir yasal kılıftır. Bu yasa tasarısıyla, otoriter yönetimden totaliter yönetime geçiş sağlanacak; demokrasi ve özgürlüklerin tabutuna bir çivi daha çakılmış olacaktır. Devlet sırrı adı altında suç işlenmesinin önü açılacak. Bir çok bilgi devlet sırrı olarak yargılama süreçlerinden kaçırılacaktır.
Gizlenmiş,-devlet sırrı kavramına saklanarak- siyasi cinayetlerin üstü örtülecek. Siyasi iktidarın gizli kapaklı iş yapmasını, kötü yönetimini kurumsallaştıracak. Sorumsuz ve denetimsiz bir ortamda faaliyet göstermesi sağlayacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve yol arkadaşlarının, kapalı kapılar ardında çevirdikleri dolaplar, gizli-kapaklı işler; devlet sırrı olacak ve bu çevirilen dolapları, gizli kapaklı işlerini açıklayanlar; devlet sırrını açıkladıkları gerekçesiyle hapishanelere tıkılacak. Yozlaşma ve yolsuzluklar, daha da artacak. Bir çok bilgi devlet sırrı olarak yargılama süreçlerinden kaçırılacak. Devlet sırrı kavramına saklanarak siyasi cinayetlerin üstü örtülecektir. Bu düzenleme siyasi iktidara istediği bilgiyi gizleyebilme imkanını vermektedir. İktidarın denetimini engelleyen, bilgi edinme hakkını ortadan kaldıran, şeffaf, demokratik, özgürlükçü bir rejimin yerine gizliliği tercih eden bir düzenlemedir.''
(13.29)
CHP'nin Adalet Komisyonu üyeleri olarak özel yetkili mahkemeler ve devlet sırrıyla ilgili düşüncelerini aktarmak üzere basın toplantısı düzenlediklerini söyleyen Öztürk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir programda özel yetkili mahkemelerin devlet güvenlik mahkemelerinin bir devamı olduğunu ve devlet yönetimine çomak sokan bir hale geldiğini söylediğini hatırlatarak, Başbakan Erdoğan'ın kendi düşüncelerini itiraf ettiğini belirtti.
Türkiye'de söylenen hususların, ne olduğuna değil kimin söylediğine bakıldığını belirten Öztürk, "Muhalefet söylediği zaman pek fazla itibar edilmiyor. CHP milletvekilleri olarak 23. Dönemde özel yetkili mahkemeleri düzenleyen maddelerin yürürlükten kaldırılmasıyla ilgili kanun teklifini verdik. 24. Dönemde bunu tekrarladık." dedi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın "özel yetkili mahkemeler, hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir' ve 'bu mahkemelerin ihtiyaçtan doğmuş ihtisas mahkemeleri olduğunu söylediğini belirten Öztürk, "Anayasamızın 2. Maddesinde T.C. nitelikleri sayılırken,Türkiye Cumhuriyetinin demokratik hukuk devleti olduğu ilkesi vardır. O zaman Bozdağ'ın özel yetkili mahkemeler hukuk devletinde olmaması gerekir dediğini dikkate alırsak, Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuk devleti değil midir? Sorusunu sormak lazım. Yada anormal hukuk devletimidir? İhtiyaçtan doğduğu sözü, bazı çevrelerin darbelerin de ihtiyaçtan kaynaklandığına yönelik savunmalarına meşruiyet kazandırmıyor mu?" şeklinde konuştu.
Özel yetkili mahkemelerin derhal kaldırılması gerektiğini söyleyen Öztürk, Devlet Sırrı Tasarısı'nın, devletin, özgür bireyin katledilmesine yönelik olduğunu öne sürerek, neyin devlet sırı, nelerin açıklanmasının suç oluşturduğunu Başbakan'ın belirleyeceğini ifade etti.
Öztürk, ''MİT Yasası, İnsan Hakları Kurumu Tasarısı ve Devlet Sırrı Tasarısı ile Başkan'ın sahip olduğu yetki, İtalya'nın Mussolisinde, Almanya'nın Hitlerinde, İspanya'nın Francosunda, Şili'nin Pinoşesinde ve dünyanın diğer diktatör liderlerinde bile yoktu'' diye konuştu.
Öztürk, şöyle konuştu:
''Başbakan, gizli kapaklı işlerin tek bileni; sırların efendisi, patronu, gizli kapaklı işlerin sır küpü olacak. Bu yasa tasarısı, Başbakan'ın kurmak istediği tek adam modeline, despotik yönetimine yeni bir yasal kılıftır. Bu yasa tasarısıyla, otoriter yönetimden totaliter yönetime geçiş sağlanacak; demokrasi ve özgürlüklerin tabutuna bir çivi daha çakılmış olacaktır. Devlet sırrı adı altında suç işlenmesinin önü açılacak. Bir çok bilgi devlet sırrı olarak yargılama süreçlerinden kaçırılacaktır.
Gizlenmiş,-devlet sırrı kavramına saklanarak- siyasi cinayetlerin üstü örtülecek. Siyasi iktidarın gizli kapaklı iş yapmasını, kötü yönetimini kurumsallaştıracak. Sorumsuz ve denetimsiz bir ortamda faaliyet göstermesi sağlayacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve yol arkadaşlarının, kapalı kapılar ardında çevirdikleri dolaplar, gizli-kapaklı işler; devlet sırrı olacak ve bu çevirilen dolapları, gizli kapaklı işlerini açıklayanlar; devlet sırrını açıkladıkları gerekçesiyle hapishanelere tıkılacak. Yozlaşma ve yolsuzluklar, daha da artacak. Bir çok bilgi devlet sırrı olarak yargılama süreçlerinden kaçırılacak. Devlet sırrı kavramına saklanarak siyasi cinayetlerin üstü örtülecektir. Bu düzenleme siyasi iktidara istediği bilgiyi gizleyebilme imkanını vermektedir. İktidarın denetimini engelleyen, bilgi edinme hakkını ortadan kaldıran, şeffaf, demokratik, özgürlükçü bir rejimin yerine gizliliği tercih eden bir düzenlemedir.''
(13.29)
