2010-08-27 - 15:10
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç: ''AK Parti ve hükümeti, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle müzakere içerisinde olmamıştır, pazarlık arayışına girmemiştir, girmeyecektir. Türkiye'de işbaşında olduğu dönemde terör örgütü ve yandaşlarıyla kimlerin pazarlığa girdiği, idam cezası yürürlükteyken asmak yerine idam cezasını kaldırmaya onay verenlerin varlığıyla teyit edilmiştir.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu'nun Tunceli'de yaptığı açıklamada genel af talebinde bulunduğunu ve
sınırlarını belirlemediği bu talebinin halkın arasında doğal olarak terörist başı
Öcalan'ı da kapsayacağı şeklinde değerlendirildiğini kaydetti.
''Genel af talebi, PKK'lıları ve Öcalan'ı da kapsayacak şekilde bir af
talebi olarak tarafımızdan telakki edilmektedir'' diyen Kılıç, Öcalan'ı kapsamı
dışına çıkardığı açıkça belirtilmeyen af talebinin toplumda derin kaygı ve
tedirginlikleri beraberinde getirdiğini söyledi.
Kılıç, ''Sayın Kılıçdaroğlu sözlerine derhal açıklık getirmek
mecburiyetindedir'' dedi.
Kılıçdaroğlu açısından genel af talebinden geriye dönüş yapmak ve bu
talebi inkar ya da reddetmek imkanı da kalmadığını dile getiren Kılıç,
Kılıçdaroğlu'nun geçmişte de bu talebini gündeme getirdiğini söyledi.
CHP Genel Başkanının riskli konularda yaptığı açıklamalarla siyasetine
güç kazandırmaya çalıştığını ancak sonra geri adım attığını kaydeden Kılıç,
''Fırsatçılıklar üzerine kurulu bu siyaset anlayışının adı olsa olsa Kemal
Kılıçdaroğlu oportünizmi olarak adlandırılacaktır'' dile konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun başka konularda da açıklamalar yaptığını sonra geri adım
attığını belirten Kılıç, şunları ifade etti:
''Sayın Kılıçdaroğlu'na soruyorum; Tunceli'de seslendirdiği genel af
talebi kişisel görüşü müdür, CHP'nin kurumsal görüşü müdür? Genel af talebinin
İmralı canisi Öcalan'ı da kapsayacak şekilde düşünülüp düşünülmediğini kısa zaman
içerisinde açıklamaya mecbur ve mahkumdur. Söylediği riskli beyanların arkasında
durmayan bir siyaset adamının, Türkiye gündemini temelinden sarsacak riskli
açıklamalarla ülkemizi ve insanımızı meşgul etmeye hakkı yoktur.
Bu açıklamalarla bir kez daha görülmüştür ki 'hayır'da hayır yoktur.
'Hayır'da şer vardır. 'Hayır'da şer odaklarının beklentilerine cevap vermek
vardır. 'Hayır'cılar hayırsız çıkmıştır. MHP'liler de kısa süre içerisinde kendi
durumunu netliğe kavuşturmalı, CHP ile birlikte sürecin başından bu yana
yürütmekte oldukları derin 'hayır' koalisyonu içerisinde CHP'nin destekçisi ve
payandası olma konumunu sürdürüp sürdürmeyeceğini açıklamak zorundadır.''
Kılıç, bir televizyon programında söylediği, ''Ama nihayetinde terör
örgütü var olduğu sürece, teröristler askerimize ve polisimize kurşun sıkmaya,
pusu kurmaya devam ettiği sürece, 20 Eylülden sonra da olsa devletin elbette ki
terörle, teröristle mücadelesi aynı kararlılıkla sürecektir'' şeklindeki
sözlerinin, Türkiye'nin bugün ve gelecekte terörle ve teröristle mücadelesinin
kararlı şekilde süreceğinin teyidi olduğunu söyledi.
Bu cümlelerden cımbızlayarak başka türlü anlam çıkarmaya çalışmanın
''olsa olsa bir vuvuzela çığlığı olarak adlandırılabileceğini'' belirten Kılıç,
şunları kaydetti:
''AK Parti ve hükümeti, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle müzakere
içerisinde olmamıştır, pazarlık arayışına girmemiştir, girmeyecektir. Türkiye'de
işbaşında olduğu dönemde terör örgütü ve yandaşlarıyla kimlerin pazarlığa
girdiği, idam cezası yürürlükteyken asmak yerine idam cezasını kaldırmaya onay
verenlerin varlığıyla teyit edilmiştir. İdam cezasının kaldırılmasını hükümeti
bozma gerekçesi olarak görmeyenlerin, idam cezasını Başbakanlıktan TBMM
Başkanlığına sevk etmeyenlerin bugün AK Parti'ye ve hükümetine laf atmaya, çamur
bulaştırmaya, içine düştükleri pisliği ve kiri AK Parti'ye yansıtmaya hiçbir
şekilde hakları yoktur. Son genel af çağrılarıyla birlikte 'hayır'cıların
hayırsız çıktığı ortaya çıkmıştır.''
KPSS ile ilgili iddialara ilişkin Kılıç, ''İddialar herkesi derinden
rahatsız etmiştir. İddiaların, olumsuzlukların tespit edilmesi, tümüyle ortadan
kaldırılması temel arzumuz ve talebimizdir. Devlet Denetleme Kurulu çalışmaya
başlama talimatını aldı. Bu sınav üzerindeki bütün kuşkuların, olumsuzlukların
ortadan kaldırılması, ilgili, yetkili, sorumlu, herkesin görevidir'' dedi.
Bir gazetecinin, ''Tartışmalar sürerse sınavın iptali söz konusu olabilir
mi?'' sorusuna Kılıç, ''En nihayetinde sınavın yeniden yapılması bile bir yol ve
yöntem olarak değerlendirilecek şekilde, adalet ve hakkaniyet duygusunun
gençlerimizdeki varlığını kaybetmeyecek şekilde risk alınmalı ve inisiyatif
kullanılmalıdır'' dedi. (15:10)
