2008-06-12 - 20:53
TBMM'de Gemi İnşa Sanayisindeki İş Güvenliği ve Çalışma Şartları Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu'nun Üyesi Bayram Meral, ''Bir işçinin kaza yapmaması için kafasının rahat olması lazım, ama rahat değil'' dedi.
TBMM'de Gemi İnşa Sanayisindeki İş
Güvenliği ve Çalışma Şartları Sorunlarının Araştırılarak Alınması
Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu'nun
Üyesi Bayram Meral, ''Bir işçinin kaza yapmaması için kafasının rahat
olması lazım, ama rahat değil'' dedi.
Meclis Araştırma Komisyonu üyelerinin de katıldığı, Deniz Ticaret
Odasının Haziran ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda söz
alan Komisyon Başkanı Mehmet Domaç, tersanelerdeki ölümlerin durması ve
bunun üzerinden de siyaset yapılmaması gerektiğini söyledi.
Komisyonun çalışmalarını tamamladığını anımsatan Domaç, ''Ölümleri
önlemek boynumuzun borcu. Bunu hep birlikte sağlayacağız'' dedi.
Komisyon üyesi Çetin Soysal da gemi inşa sektörünü önemsediklerini ifade
ederek, ölümler karşısında işverenin töhmet altında bırakılmaması
gerektiğini söyledi.
Bu sorunu siyasetin çözeceğini belirten Soysal, ''Tersanelerdeki
ölümler, 19. yüzyıl şartları içinde gerçekleşen ölümler. Bunlar ilkel,
önlenebilir ölümler'' görüşünü dile getirdi.
Soysal, ''günah keçisi'' aramadıklarını ifade ederek, taşeronluğun
sistemin ana parçası haline geldiğini, bunun da beraberinde sorunlar
getirdiğini anlattı.
Tuzla'ya yeni tersane yapılmasının gündemde olduğunu kaydeden Soysal,
bunun hem çevreye, hem Tuzla'ya hem de sektöre ihanet ve haksızlık
olduğunu savundu.
Soysal, devletin yeterince sorunun çözümüne dayalı hareket içinde
olmadığını ileri sürdü.
-''400 KİŞİYE 5 TUVALET''-
Komisyon üyesi Bayram Meral, Tuzla'daki yaşam koşullarının çok ağır ve
ilkel olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bir işçinin kaza yapmaması için kafasının rahat olması lazım, ama
rahat değil. İşçi çalışmış, oturup dinleneceği sandalye yok. İşten
çıkarılma korkusu var.
Taşeronlar Anadolu'dan işsizleri getiriyor, çalıştırıyor. Bu işçi
çalışacak, köyüne, eşine, çocuklarına bir şeyler götürecek. Ne pahasına
olursa olsun çalışacak. Gezdiğimiz bir tersanede 400 işçi çalışıyor, 5
tuvalet var. Bunun mantığa sığar yanı yok.''
Yeni yasal düzenlemeler karşısında kısa süreli çalışan işçilerin emekli
olma şansı bulunmadığını anlatan Meral, ''Emekli olamayacağını bilen
işçi de işverenle, taşeronla anlaşıyor; 'sigorta primini ödeme, onun
yerine bana daha çok ücret ver' diye. Yasa böyle... İşçi taşeronun
kısmetine razı oluyor. Çalışanları taşeronun kaderine, kısmetine
bırakmayın'' dedi.
Komisyon Üyesi Ali Rıza Öztürk de sorunların yasal boşluktan
kaynaklanmadığını belirterek, iş yerlerinin yasalar ve tüzüklerde
öngörülen tedbirleri almadığını, ilgili bakanlığın da gerekli denetimi
yapmadığını savundu.
-İŞVEREN İŞÇİ OLURSA...-
Deniz Ticaret Odası Üyesi Nevzat Kalkavan da kendisini bir işçi yerine
koyarak konuşacağını ifade ederek, ''Neden sendikalaşmamıza müsaade
etmiyorsunuz? Ben 7,5 saat çalışmak istiyorum, 11-12 saat çalışmak
istemiyorum. 365 gün primimin yatmasını istiyorum. Emekli olmak
istiyorum. Devletten büyük tersane yerleri istiyorum. Artık ölüm değil,
iyi yaşamak istiyorum'' diye konuştu.
DOK Gemi-İş Sendikası Başkanı Necip Nalbantoğlu, bugün itibariyle
Tuzla'da 34 iş yerinde örgütlü olduklarını ve 7 bin 70 üyeleri
bulunduğunu belirtti.
Tuzla'da yürüttükleri eğitim çalışmaları hakkında bilgi veren
Nalbantoğlu, tüm işçileri eğitimden geçirmeyi hedeflediklerini söyledi.
''Bizim işimiz bağcı dövmek değil, üzüm yemek'' diyen Nalbantoğlu, Türk
tersanelerini dünyanın bir numarası haline getirmeyi hedeflediklerini
kaydetti.
Nalbantoğlu, ''Benim akit olduğum tersanelerde sigorta kaçağı yok.
34'ünde de garanti veriyorum'' diyerek, hedeflerinin sıfır iş kazası
olduğunu dile getirdi.
Güvenliği ve Çalışma Şartları Sorunlarının Araştırılarak Alınması
Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu'nun
Üyesi Bayram Meral, ''Bir işçinin kaza yapmaması için kafasının rahat
olması lazım, ama rahat değil'' dedi.
Meclis Araştırma Komisyonu üyelerinin de katıldığı, Deniz Ticaret
Odasının Haziran ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda söz
alan Komisyon Başkanı Mehmet Domaç, tersanelerdeki ölümlerin durması ve
bunun üzerinden de siyaset yapılmaması gerektiğini söyledi.
Komisyonun çalışmalarını tamamladığını anımsatan Domaç, ''Ölümleri
önlemek boynumuzun borcu. Bunu hep birlikte sağlayacağız'' dedi.
Komisyon üyesi Çetin Soysal da gemi inşa sektörünü önemsediklerini ifade
ederek, ölümler karşısında işverenin töhmet altında bırakılmaması
gerektiğini söyledi.
Bu sorunu siyasetin çözeceğini belirten Soysal, ''Tersanelerdeki
ölümler, 19. yüzyıl şartları içinde gerçekleşen ölümler. Bunlar ilkel,
önlenebilir ölümler'' görüşünü dile getirdi.
Soysal, ''günah keçisi'' aramadıklarını ifade ederek, taşeronluğun
sistemin ana parçası haline geldiğini, bunun da beraberinde sorunlar
getirdiğini anlattı.
Tuzla'ya yeni tersane yapılmasının gündemde olduğunu kaydeden Soysal,
bunun hem çevreye, hem Tuzla'ya hem de sektöre ihanet ve haksızlık
olduğunu savundu.
Soysal, devletin yeterince sorunun çözümüne dayalı hareket içinde
olmadığını ileri sürdü.
-''400 KİŞİYE 5 TUVALET''-
Komisyon üyesi Bayram Meral, Tuzla'daki yaşam koşullarının çok ağır ve
ilkel olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bir işçinin kaza yapmaması için kafasının rahat olması lazım, ama
rahat değil. İşçi çalışmış, oturup dinleneceği sandalye yok. İşten
çıkarılma korkusu var.
Taşeronlar Anadolu'dan işsizleri getiriyor, çalıştırıyor. Bu işçi
çalışacak, köyüne, eşine, çocuklarına bir şeyler götürecek. Ne pahasına
olursa olsun çalışacak. Gezdiğimiz bir tersanede 400 işçi çalışıyor, 5
tuvalet var. Bunun mantığa sığar yanı yok.''
Yeni yasal düzenlemeler karşısında kısa süreli çalışan işçilerin emekli
olma şansı bulunmadığını anlatan Meral, ''Emekli olamayacağını bilen
işçi de işverenle, taşeronla anlaşıyor; 'sigorta primini ödeme, onun
yerine bana daha çok ücret ver' diye. Yasa böyle... İşçi taşeronun
kısmetine razı oluyor. Çalışanları taşeronun kaderine, kısmetine
bırakmayın'' dedi.
Komisyon Üyesi Ali Rıza Öztürk de sorunların yasal boşluktan
kaynaklanmadığını belirterek, iş yerlerinin yasalar ve tüzüklerde
öngörülen tedbirleri almadığını, ilgili bakanlığın da gerekli denetimi
yapmadığını savundu.
-İŞVEREN İŞÇİ OLURSA...-
Deniz Ticaret Odası Üyesi Nevzat Kalkavan da kendisini bir işçi yerine
koyarak konuşacağını ifade ederek, ''Neden sendikalaşmamıza müsaade
etmiyorsunuz? Ben 7,5 saat çalışmak istiyorum, 11-12 saat çalışmak
istemiyorum. 365 gün primimin yatmasını istiyorum. Emekli olmak
istiyorum. Devletten büyük tersane yerleri istiyorum. Artık ölüm değil,
iyi yaşamak istiyorum'' diye konuştu.
DOK Gemi-İş Sendikası Başkanı Necip Nalbantoğlu, bugün itibariyle
Tuzla'da 34 iş yerinde örgütlü olduklarını ve 7 bin 70 üyeleri
bulunduğunu belirtti.
Tuzla'da yürüttükleri eğitim çalışmaları hakkında bilgi veren
Nalbantoğlu, tüm işçileri eğitimden geçirmeyi hedeflediklerini söyledi.
''Bizim işimiz bağcı dövmek değil, üzüm yemek'' diyen Nalbantoğlu, Türk
tersanelerini dünyanın bir numarası haline getirmeyi hedeflediklerini
kaydetti.
Nalbantoğlu, ''Benim akit olduğum tersanelerde sigorta kaçağı yok.
34'ünde de garanti veriyorum'' diyerek, hedeflerinin sıfır iş kazası
olduğunu dile getirdi.
