Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2024 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin nitelikli personeli, teknolojik donanımı, milletinin desteği ve devletinin sahip olduğu imkanlarla, bölgesinde ve dünyada etkin ve güçlü bir ordu konumunda bulunduğunu vurgulayan Güler, dünyada kritik gelişmelerin yaşandığı, artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik ortamının hızlı ve sürekli değiştiği hassas bir süreçten geçildiğini söyledi.
Siyasi, askeri, sosyokültürel, ekonomik ve toplumsal alanlarda meydana gelen çok yönlü ve karmaşık gelişmelerin özellikle savunma ve güvenlik konusunu her zamankinden daha önemli kıldığına dikkati çeken Güler, "Bu doğrultuda Milli Savunma Bakanlığımız, devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarını azim ve kararlılıkla sürdürmektedir." diye konuştu.
Sınırların kademeli emniyet sistemleriyle korunduğunu, birliklerin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli geliştirildiğini belirten Güler, "Buna rağmen sosyal medya platformlarında servis edilen görüntüler asla gerçek olmayıp başka ülke sınırlarından çekilen görüntüleri ihtiva etmektedir. Bunlar art niyetli olarak servis edilmekte ve maalesef çeşitli maksatlarla kullanılmaktadır. Kimsenin şüphesi olmasın ki hudutlarımızı namus bilen Mehmetçik, büyük bir özveriyle ve başarıyla görev yapmaktadır." ifadelerini kullandı.
Terörü, ülkenin enerjisini ve kaynaklarını harcayan, uzun yıllardır ülkeyi en çok etkileyen sorun olarak nitelendiren Güler, "Tehditleri kaynağında etkisiz hale getirme stratejisiyle yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürdüğümüz terörle mücadelede en başarılı dönemi yaşıyoruz." dedi.
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı ile Pençe serisi harekatlar ve diğer operasyonlarla, terör örgütünün yurt içinde bitme noktasına geldiğini, sınır ötesinden Türkiye'ye yönelik saldırıların bertaraf edilerek kurulmak istenen terör koridorunun parçalandığını vurgulayan Güler, şunları söyledi:
"Gururla ifade etmeliyim ki ülkemizin ve milletimizin güvenliği için tüm terör örgütlerine karşı verilen bu mücadelede destansı başarılar elde edilmiştir. 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar yurt içinde, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde toplam 39 bin 211, bu yılın başından itibaren ise 1868 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Suriye ve Irak’taki tüm operasyonlarımız, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51'inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, komşularımızın egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılı olarak gerçekleştirilmektedir. Operasyonların planlanması ve icrasında masum sivillerin, dost unsurların, tarihi ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmaktadır. Ülkemize ve asil milletimize tehdit oluşturan PKK/KCK, PYD/YPG ve DEAŞ’ın Suriye ve Irak’taki tüm unsurları, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da meşru hedefimizdir."
Suriye ve Irak harekat alanlarındaki Mehmetçiğe yönelik taciz ve saldırı girişimlerine misliyle karşılık verildiğini, gerekli tedbirlerin alındığını dile getiren Güler, "Bundan sonra da Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde ülkemizin meşru çıkarları ve güvenliğine yönelik her türlü tedbiri tereddütsüz ve tavizsiz bir şekilde kararlılıkla uygulayacağız. Tüm bunlarla birlikte Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi ve Suriyelilerin emniyetli bir ortama, güvenli geri dönüşlerini sağlamak için insani yardım ve destek faaliyetleri ile hayatın normalleşmesine yönelik çalışmalarımızı da sürdürmekteyiz." açıklamasında bulundu.
- "Dürüst ve yapıcı bir ilişki iki ülkenin de yararına"
"Asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından gerçekleştirilen ziyaret ve görüşmeler sonucu Yunanistan ile ilişkilerde olumlu bir dönem yaşandığına dikkati çeken Güler, şöyle konuştu:
"Yunanistan ile gelişen bu olumlu havanın devamına yönelik gayretlerimizi sürdürmekteyiz. Amacımız, Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunlarımızı uluslararası hukuka, iyi komşuluk ilişkilerine ve müttefiklik ruhuna uygun bir şekilde çözüme kavuşturmaktır. Görüşmelerimizde ağırlıklı olarak Ege’de gerginliğin azaltılması, diyalog kanallarının açık tutularak sorunların iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözümü konuları ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda, yıl içerisinde Ege'deki askeri faaliyetlerimiz karşılıklı olarak azaltılmış, bölgemizde tansiyonu düşük tutmaya gayret edilmiştir. Biz, her zaman iki komşu olarak aramızdaki tüm sorunları karşılıklı diyalogla, barışçıl yöntemlerle, birbirimizin hakkına saygı göstererek ve müttefiklik ruhu ile çözme konusunda kararlı olduğumuzu ifade ediyoruz. Yunanistan ile aramızdaki ilişkilerin geliştirilmesinde tarihi bir dönemden geçtiğimize, çözüm odaklı bir yaklaşım ile dürüst ve yapıcı bir ilişkinin iki ülkenin de yararına olacağına inanıyoruz."
Bakan Güler, pazartesi Ankara'da yapılan Güven Artırıcı Önlemler toplantısının, Yunanistan ile ilişkileri daha da geliştirmek için güzel bir fırsat olduğunu belirterek, "İki yıldan fazla bir süredir ara verilen heyetler arası görüşmeler tekrar başlatılmış, toplantıda bu görüşmelere önümüzdeki sene de devam edilmesine yönelik görüş birliğine varılmıştır. Komşumuz Yunan halkı emin olmalıdır ki Türkiye, Yunanistan ile barış içinde ve müreffeh bir gelecekten yanadır ancak barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken milli menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi de özellikle vurgulamak istiyorum. Çok açık bir şekilde ifade etmek isterim ki mavi vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi koruma kararlılığımız tamdır." ifadelerini kullandı.
- "Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceğiz"
Kıbrıs'ta bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden Rumların uzlaşmaz tutumu ve statükocu tavırları nedeniyle bir sonuç alınamadığını dile getiren Güler, "Rum tarafı, halen de yaptıkları askeri anlaşmalar ve üçüncü ülkelerden aldıkları askeri yardımlar ile sadece ve sadece çözümsüzlüğe hizmet etmektedirler. Artık, adada tek ve kesin çözümün, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi olduğu bilinmelidir. Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının meşru çıkarlarını ve güvenliğini teminat altına alacak şekilde bir an önce çözüme kavuşturulması, ülkemizin en önemli önceliklerinden birisidir." diye konuştu.
Uluslararası camiayı "adil ve kalıcı bir çözüm için destek olmaya, sadece bir tarafın iddialarını desteklemeyi bırakıp konuya makul ve mantıklı şekilde yaklaşmaya" davet eden Bakan Güler, "Milli meselemiz olan bu konuda Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda destekliyor, garanti ve ittifak antlaşmaları kapsamında bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adanın huzuru, güvenliği ve refahı için elimizden geleni yapacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz." şeklinde konuştu.
TSK'nın kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmaya devam ettiğini, bu kapsamda Azerbaycan’ı desteklemeyi sürdürdüklerini belirten Güler, "Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. Artık, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik yeni bir fırsat kapısı daha açılmıştır. Ermenistan’ın bunun bilincinde olarak davranmasını umut ediyoruz. Sonuç olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 'İki devlet, tek millet' anlayışıyla Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceğiz." dedi.
Türkiye'nin, tarihi köklü dostluk ve kardeşlik bağları bulunan Libya’da da barış ve istikrara katkı sağlamaya, BM'nin tanıdığı tek meşru hükümet olan Ulusal Mutabakat Hükümetinin daveti ve ikili antlaşmalar doğrultusunda Libya ordusuna eğitim ve danışmanlık faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiğini söyleyen Güler, "Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Libya'da barış, huzur ve güven ortamının oluşması için desteğimizi sürdüreceğiz." diye konuştu.
İsrail'in Gazze'ye saldırılarına dikkati çeken Güler, sivillere yönelik saldırıların derhal sonlandırılması ve acilen insani ateşkes ilan edilmesi gerekliliğini dile getirdi.
"Bu şekilde uluslararası hukukun ihlal edilmesi, hastaneler, okullar, kutsal mekanlar, mülteci kampları ile daha da vahimi çocuk ve kadınların katledilmesi ve olayın vahşet boyutuna dönüşmesi savaş suçudur ve asla kabul edilemez." diyen Güler, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde insani yardım konusunda üzerine düşeni yapmaya, Gazze'ye yönelik saldırıların durdurulması ve kalıcı çözüm için diplomatik girişimlerde bulunmaya devam edeceğini söyledi.
Türkiye'nin NATO'nun etkin ve saygın üyesi ve ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu, ittifaktaki görev ve sorumluklarını eksiksiz şekilde yerine getirdiğini vurgulayan Güler, Türkiye'nin hem kuvvet katkısında hem de NATO misyon, operasyon ve karargahlarına katkıda ilk beş ülke arasında yer aldığına dikkati çekti.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Türkiye'nin başından beri krizin çözümü için gayretlerini sürdürdüğünü belirten Güler, şöyle konuştu:
"Bu kapsamda bölgemizde ve dünyada istikrarın sağlanması için Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini her seviyede ve her platformda dile getiriyoruz. Karadeniz'de barış ve istikrarın yeniden tesisi, başta kıyıdaş devletler olmak üzere tüm dünya açısından önem arz etmektedir. Türkiye olarak Karadeniz'deki dengeyi sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni dikkatle, sorumlu ve tarafsız bir biçimde uyguluyoruz ve uygulamakta da kararlıyız. Diğer yandan, ülkemizin koordinasyonunda hayata geçirilen ve etkinliğiyle tahıl krizinin aşılmasına büyük katkı sağlayan Karadeniz Tahıl Anlaşması'nın yeniden aktif hale gelmesi için girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Temennimiz, iki komşumuz arasında olan ancak tüm dünyayı etkileyen bu savaşın bir an önce son bulmasıdır."
Güler, personel ve askeri öğrenci alımlarının diğer kamu kurumlarıyla koordineli olarak yasalar ve ilgili mevzuata uygun, idari ve adli denetime açık ve şeffaf şekilde gerçekleştirildiğini dile getirerek, bunların yanı sıra personelin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğünü söyledi.
FETÖ ile mücadelenin elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda büyük bir hassasiyetle devam ettiğini vurgulayan Güler, "15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden itibaren FETÖ bağlantısı nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden 23 bin 971 şahıs ihraç edilmiştir. Hain örgütle mücadelemiz, iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya dek tavizsiz bir şekilde ve kararlılıkla devam edecektir." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde hayata geçirilen Milli Teknoloji Hamlesi'yle savunma sanayisinde yerlilik ve millilik oranının yüzde 80'lere ulaştığını kaydeden Güler, şunları söyledi:
"Yakın zamanda, savunma sanayimizin yeni gözbebekleri olan İMECE uydumuz, Fırtına obüslerimiz, çok namlulu roketatarlarımız, ANKA/Aksungur İHA sistemimiz, dünyaca ünlü Bayraktar TB2 SİHA'larımız, Akıncı TİHA'larımız, temel eğitim uçağımız HÜRKUŞ, helikopter ve uçak taşıma kabiliyetine sahip ilk çok maksatlı amfibi gemimiz TCG Anadolu ve bunlar gibi birçok kritik sistem kahraman ordumuzun envanterine dahil edilmiştir. Bunların yanı sıra Altay Tankımız, insansız savaş uçağımız KIZILELMA, HÜRJET ve milli muharip uçağımız KAAN'ın üretim çalışmaları da tüm hızıyla devam etmektedir. Büyük ve güçlü Türkiye'nin yolunun ekonomik ve teknolojik bağımsızlıktan geçtiğinin bilinciyle, yerli ve milli savunma sanayimizi daha üst seviyelere taşımak için Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya ve ilgili kurum ve kuruluşlarımıza tam destek vermeye devam edeceğiz."
- Personel temini
Milli Savunma Bakanlığının tüm faaliyetlerinin yanı sıra 6 Şubat depremlerinin ilk anından itibaren tüm imkanlarıyla arama kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteğiyle yaraların sarılması için seferber olduğunu hatırlatan Güler, "Şu anda da bölgede hayatın normalleştirilmesine yönelik, ilgili bakanlık ve kurumlarla tam bir koordinasyon içerisinde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Depremin yanı sıra orman yangınları ve diğer afetlerle mücadele çalışmalarına da ilgili kurumlarımızın talepleri doğrultusunda destek veriyoruz." dedi.
Güler, bunlarla birlikte Libya ve Afganistan'da meydana gelen afetler sonrasında AFAD'ın arama kurtarma, sağlık ekipleri ve yardım malzemelerinin askeri gemi ve kargo uçaklarıyla bölgeye sevk edildiğini, Gazze için gönderilen insani yardımların da Mısır'a askeri kargo uçaklarıyla ulaştırıldığını söyledi.
Bakan Güler, ayrıca dün gece çoğunluğunu acil tedaviye ihtiyaç duyan kanser hastalarının oluşturduğu 27 Gazzelinin Türkiye'ye intikalinin sağlandığını bildirdi.
Asker alma faaliyetlerinin 2019'da yürürlüğe konulan kanun kapsamında sürdürüldüğünü ifade eden Güler, söz konusu kanun hükümlerinden yürürlüğe girmesinden bugüne kadar 2 milyon 744 bin 202 kişinin yararlandığını belirtti.
TSK'nın başta terörle mücadele harekatı olmak üzere yurt içi ve dışındaki tüm faaliyetlerinde sağlık hizmet desteğinin öncelikle askeri sağlık personeli, geri bölgede de Sağlık Bakanlığı personeli tarafından sağlandığını dile getiren Güler, şunları kaydetti:
"Ülkemizin jeopolitik konumu, bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırırken risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Böyle kritik bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek, aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için en başta askeri açıdan güçlü olmak zorundayız. Dolayısıyla 2024 yılı Bütçe teklifimiz ile Bakanlığımıza tahsis edilecek kaynakların bu doğrultuda en etkin ve en yüksek faydayı sağlayacak şekilde kullanılması hedeflenmiştir."
CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Türk ordusunun göz bebekleri olduğunu ifade ederek, "Biz ordumuzun her zaman güçlü ve iyi yönetilir olmasını istemekteyiz." dedi.
FETÖ'nün darbe girişiminden sonra bir daha darbe olmasını engellemek adına telaşla yapılan düzenlemelerin birçok yanlışa yol açtığını savunan Ceylan, "Ordunun başı olması gereken Genelkurmay, barış zamanlarında artık kuvvet komutanlıklarına hükmedemez hale geldi. Kara, Deniz ve Hava Kuvvet komutanlıkları ayrı ayrı Milli Savunma Bakanlığına bağlandı. Bu durum ordu bütünlüğünü direkt tehdit eder bir nitelik almıştır." diye konuştu.
Türk ordusunun en büyük özelliği olan emir komuta zincirinin bozulma tehlikesi olduğunu öne süren Ceylan, "Genelkurmay Başkanının, savaşta emrindeki birlikleri müşterek harekat içerisinde sevk ve idare edebilmesi için birliklerin savaşa hazırlanmasında da sorumlu olması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
- Temelli'nin sözlerine tepki gösterildi
HEDEP Muş Milletvekili Sezai Temelli, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki göstererek, Türkiye'nin savaşı durdurmak için daha ciddi adımlar atması gerektiğini söyledi.
Filistin sorununun Kürt sorunuyla beraber Orta Doğu'nun en ciddi sorunu olduğunu savunan Temelli, Orta Doğu'ya barışın gelmesiyle tüm dünyada barışın ve huzurun sağlanacağını dile getirdi.
Konuşmasında, TSK'nın Suriye'nin kuzeyinde icra ettiği terörle mücadele faaliyetlerini "işgal" olarak niteleyen ve TSK'nın silah envanteriyle ilgili iddialarda bulunan Temelli'ye, AK Parti ve MHP milletvekilleri tepki gösterdi.
Komisyon Başkanı Mehmet Muş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem kendi anayasasından hem de uluslararası hukuktan doğan meşru haklarını kullandığını belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, TBMM'nin görevlendirmesinin ardından tezkerelerle meşru haklarını kullandığının altını çizen Muş, "Bunu da uluslararası hukuktan aldığı güçle yapıyor. Türkiye, sınırlarında ne DEAŞ ne de PKK ve YPG istiyor. Türkiye'nin güneyi, Suriye'nin kuzeyinde bir DEAŞ terör örgütü vardı. Oradaki insanlar yerlerinden edildi ve emperyalist ABD tarafından silahlandırılan PKK, YPG'ye teslim edildi. Türkiye de DEAŞ'ı oradan püskürttükten sonra aynı müdahaleyi PKK, YPG terör örgütlerine de yapmaktadır." diye konuştu.
Muş, Temelli'nin TSK'nın silah kullanımıyla ilgili iddialarına tepki göstererek, "Kaynağı belirsiz, televizyonda birisi bir şey söyledi diye bunun üzerinden topyekun bir şekilde TSK'yı ya da ülkemizi töhmet altında bırakacak ifadelerden lütfen sakınalım. Sayın Temelli siz bir akademisyensiniz, dolayısıyla referans kaynaklarınızın ayaklarının yere basması gerekir." dedi.
Bu arada HEDEP milletvekillerinin masalarında askeri ve savunma yatırımlarını eleştiren dövizler yer aldı.
- "Hep teyakkuzda olmalıyız"
İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, Cumhuriyet'in 100'üncü yılının kutlandığını anımsatarak, "Bizden sonra gelecek evlatlarımızın Cumhuriyetimizin nice yüzyıllarını kutlamasını istiyorsak ülkemizin güvenliğini sağlamak zorundayız. Bunun için en önemli şey ise güçlü ordudur." ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanlığının ve diğer güvenlik güçlerinin bütçeleri konusunda çok hassas ve yapıcı davrandıklarını vurgulayan Ataş, "Milli Savunma Bakanlığının her bütçesine 'yetmez ama evet' dedik. Bugün de bu tavrımızda bir değişiklik bulunmamaktadır." dedi.
Türkiye'nin savunma bütçesinin yeterli seviyede olmadığını, özellikle savunma yatırımlarının artırılması gerektiğini belirten Ataş, "Yıllardır terörle mücadele ediyoruz, etrafımızda sıcak savaşlar var. Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Filistin savaşı, İran'daki ayaklanmalar, Yunanistan ve Kıbrıs'la süren sürtüşmeler, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarıyla ilgili yaşadığımız hukuki sorunlar, Suriye'deki sınır ötesi operasyonlar... Şüphesiz bizim hep teyakkuzda olmamız gerektiğini gösteriyor. Bu yüzden askeri gücümüzün önemi son derece büyüktür." değerlendirmesinde bulundu.
- "GATA yeniden açılmalı"
Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mustafa Nedim Yamalı, Türkiye'nin güvenliği ile ilgili konuların milletin ve devletin geleceği açısından vazgeçilmez olduğunu; bu konuları günlük tartışmaların dışında tutmaları gerektiğini söyledi.
Hem dünyada hem de Türkiye'de giderek artan sorunlara, tehditlere, risklere ve güvenlik kaygılarına her gün bir yenisinin eklendiğini anlatan Yamalı, "İyi yetişmiş ve donanımlı, gerekli sayıda asker ve sivil personele, yüksek teknolojili araç, gereç, silah ve mühimmata, yerlilik oranı yüksek askeri imalata, motivasyonu yüksek bir orduya sahip olmak ülkemizin en büyük hedeflerinden biri olmalıdır." dedi.
Yamalı, askeri hastaneler ve Gülhane Askeri Tıp Akademisinin 15 Temmuz'daki darbe girişiminden sonra kapatıldığını ifade ederek, "Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO içinde askeri hastanesi olmayan tek ordudur. GATA yeniden açılmalıdır." diye konuştu.
- "Milli Savunma Bakanlığı bütçesi yüzde 106,2 oranında arttırıldı"
MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, Türk ordusunun saygınlığının, günlük tartışma konularıyla yıpratılmasına hiçbir şekilde fırsat verilmemesi gerektiğini ifade etti.
Milli Savunma Bakanlığının, kararlaştırılacak savunma politikası çerçevesinde; barışta ve savaşta personel temini ile asker alma hizmetleri, tedarik, harp sanayi hizmetleri ve milli savunmayla ilgili hukuki, askeri ve eğitim işlerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu belirten Aksu, "Bu hizmetlerin ifası için 2023 yılında 213,6 milyar lira olan Milli Savunma Bakanlığı bütçesi, yaklaşık yüzde 106,2 oranında artırılarak, 2024 yılında, 440,5 milyar lira olarak öngörülmüştür. Savunma ve güvenlik birimleri için Savunma Sanayi Destekleme Fonu kaynakları da dahil edildiğinde 2024 yılında 1 trilyon 133,5 milyar lira ödenek öngörülmekte olup söz konusu tutar merkezi yönetim bütçe büyüklüğünün yüzde 10,2'sine karşılık gelmektedir." dedi.
TSK'nın Türk milletinden aldığı destekle, başta FETÖ, PKK, PYD, YPG, DEAŞ, DHKP-C gibi tüm terör örgütleriyle mücadelesini sürdürdüğünün altını çizen Aksu, "Türkiye'ye yönelik 'işgalci' suçlaması, iftira, büyük bir bühtan, aynı zamanda da terör dilidir. Esasen Irak'ın ve Suriye'nin asli sahibi olan toplumun hak ve menfaatleri de Türkiye'nin hayati çıkarları da PKK/YPG, DEAŞ gibi terör yapılanmalarının bertaraf edilmesini ve bölgedeki tüm terörist yapıların faaliyetlerinin sonlandırılmasını gerektirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Aksu, Türk ordusunun dünyanın en güçlü ordularından biri olarak öne çıktığını vurgulayarak, "Jeostratejik önemi yüksek olan bu coğrafyada var olabilmek için etkin, caydırıcı ve saygın bir orduya sahip olmak zorunludur." ifadesini kullandı.
- "Güçlü şekilde ayakta durmaktan başka şansımız yok"
AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, jeopolitik gelişmelerin hızlandığı, giderek derinleşen mevcut sorunlara yenilerinin eklendiği, artan risk, tehdit ve tehlikelere bağlı olarak güvenlik kaygılarının en üst seviyeye çıktığı bir dönemden geçtiklerini belirtti.
Milli Savunma Bakanlığının, bölgesel ve küresel güvenlik için yeni yaklaşım ve stratejilerle cumhuriyet tarihinin en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra ettiğini dile getiren Kırkpınar, "Bu coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durmaktan başka şansımız yoktur. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, hangi öncelikleri Türkiye'nin geleceği için kendimizce öncelik olarak kabul ediyorsak edelim, sonuçta bu memlekette 85 milyon olarak bir ve beraber olacağız ve hep beraber ayaklarımızı sağlam bir şekilde yere basacağız. Savunma alanında güçlü ve bağımsız olamayan milletlerin istikballerine güvenle bakabilmeleri mümkün değildir" diye konuştu.
Bugün savunma sanayisini yüzde 80 millileştirdiklerinin altını çizen Kırkpınar, savunma sanayisine harcanan tutarları yüzde 40 düşürdüklerini, bunda yerli ve millileşmenin büyük etkisinin olduğunu kaydetti.
Milli Savunma Bakanlığının 2024 yılı bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde milletvekilleri görüşlerini dile getirdi.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Bakanlığın bütçesinde şehit yakını ve gaziler için ayrılan payın yetersiz olduğunu; vatan savunması için fedakarlık yapanların daha iyi koşullarda yaşamaları için bütçede düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.
Savunma sanayindeki yerlileştirme çalışmalarına değinen Akay, "Yerel ve milli savunma sanayimizin geliştirilmesiyle ilgili önemli çalışmalar var. Bunu takdirle karşılıyoruz." dedi.
Askeri hastanelerin kaldırılmasının yanlış olduğunu savunan Akay, "Dünyada kendi rütbeli tabipleri ve hastanesi olmayan tek ordu TSK'dır. Gelin, hep birlikte TSK mensuplarının yarası olan bu konuyu birlikte çözelim. Asker kişilerin kendi hastanelerinde silah arkadaşları tarafından tedavi edilmelerine ivedilikle imkan sağlayacak düzenlemeleri CHP olarak sonuna kadar destekleyeceğiz." diye konuştu.
- "Savunma ve güvenlik günlük tartışmaların ötesinde tutulmalı"
AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, savunma ve güvenliğinin devletin ve milletin bekası açısından hayati önemde olduğu ve günlük tartışmaların ötesinde tutulması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada tarih boyunca savaşların ve çatışmaların eksik olmadığına dikkati çeken Aksu, "Elbette ki 100 yaşını tamamlamış Cumhuriyetimiz Gazi Mustafa Kemal'in ifadesiyle 'Yurtta sulh cihanda sulh' ülküsüyle hareket etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Barışın, her türlü tedbiri almak ve her an savaşa hazır olmakla ancak mümkün olabileceğini hepimiz biliyoruz." ifadelerini kullandı.
Aksu, Türkiye'nin çevresinde yaşanan tüm sorunların farkında olduklarını, bu konuda önlemler alarak geleceğe güvenle baktıklarını vurgulayarak "Son terörist yok olana kadar, son yapılanmalar da çökene kadar içeride ve dışarıda hedefleri yok etmeye de devam edeceğiz." dedi.
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Selim Temurci, TSK'nın güçlü olmasını istediklerini belirterek "Hem barışta hem savaşta güçlü olalım diyoruz. 2017'de özellikle savaş gücüyle ilgili değerlendirmelerde Türkiye ordusu 8'inci, 9’uncu sıralardaydı. Geçen yıl biraz gerilemiştik, bu yıl tekrar 11'inci sıradayız. Bu ülkenin sevdalısı biri olarak Güney Kore'nin, Pakistan’ın bizim üzerimizde olmasını çok kabullenemiyoruz. Bu konuda da inşallah daha ciddi adımlar atılacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
- "Bu ülkenin daha fazla göçmen kaldıracak hali kalmadı"
CHP Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, Türkiye'de milyonlarca düzensiz göçmen olduğunu dile getirerek "Bu ülkenin daha fazla göçmen kaldıracak hali kalmadı. Vatandaşımız her geçen gün göçmen sorunu yaşıyor. Bu konuda daha çok önlem alınmalı. Sınırlarımız yol geçen hanına dönmesin, tedbirler artırılsın." diye konuştu.
Erdem, yerli üretim Altay tankının 2020 yılında bitirileceği yönünde söz verildiğini ancak şu ana kadar sadece iki tankın test amacıyla orduya teslim edildiğini ifade ederek "Eğer verilen söz tutulmazsa o zaman halkı içi boş vaatlerle kandırarak seçim kazanmanız aklımıza gelecek." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, zorunlu askerlikle ilgili bir çalışma yapılıp yapılmadığını merak ettiklerini dile getirerek "Artık teknolojinin bu kadar ilerlediği bir yerde zorunlu askerliğe gerek var mı? Bunlar konuşulmalı, tartışılmalı. Bu konuda orta vadede ne düşünüyorsunuz?" diye sordu.
AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, savunma sanayisindeki yerlileşme ve millileşmenin gurur verici seviyeye geldiğini aktararak, "Zaten elinde silah olmadan bile düşmana karşı dik durabilen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu teknik ve teçhizatla gerçekten de daha güçlü; düşmana korku salmakta, dostlarına da güven vermektedir." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, Türk savunma sanayisinin daha fazla ihtiyaç duyduğu alanlara özel önem verilmesi gerektiğini söyledi. Savunma sanayisinde yurt dışından daha fazla kişinin istihdam edilmesi gerektiğini söyleyen Gürban, "Yurt dışından istihdam edilen kişilerle koordineli şekilde gerçekleştirilecek eğitim ve staj programları sektörün insan kaynak havuzunun da gelişmesine yardımcı olacaktır. Bu açıdan yaklaşıldığında küresel hale gelen istihdam piyasasından Türk savunma sanayisinin yararlanması sektörün gelişimine ciddi anlamda katkı sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
- "Kahraman ordumuzun yanındayız"
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, savunma sanayisindeki atılımın takdire şayan olduğunu dile getirerek "Savunma sanayimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kazandığı büyük hareket kabiliyetinin ve dış politikada müttefiklerimize sağladığımız büyük avantajın yanı sıra ekonomimiz de büyük fayda görüyor." dedi.
Dünyanın pek çok ülkesine yapılan satışlarla birlikte geçtiğimiz yıl Türk savunma ve havacılık sektörünün toplam 4,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini anlatan Sancaklı, "Kahraman ordumuzun yanındayız. Terörle mücadelede yurt içi, yurt dışı bütün operasyonlarda sonuna kadar destekliyoruz. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri ne kadar güçlü olursa Türkiye Cumhuriyeti'nin de o kadar güçlü olacağını biliyoruz." diye konuştu.
