2014-01-29 - 17:01
Balyoz davasının sonuçlanması ve uzun süreli tutukluluklarla birlikte açıklanan son TÜBİTAK raporundan sonra bu konuda bir şeyler yapılmasının zorunlu hale geldiğinin altını çizen Batum, bu sebeple iki kanun teklifi verdiğini söyledi.
CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum Meclis'te düzenlediği basın toplantısında Meclis Başkanlığı'na iki adet kanun teklifi verdiklerini açıkladı.
"Katkı sunabilecek, ilgi alanı hukuk olan herkesin bir şeyler yapması, bu hukuksuzluğu, bu oldu bittiyi izlemekle yetinmemesi gereken günler yaşıyoruz" ifadelerine yer veren Batum, 2007'den beri devam eden Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargâh gibi davaların "yargının ve adaletin bir silah gibi kullanıldığı ve tamamen mağduru olan kişi ve kurumları ortadan kaldırmaya, etkisizleştirmeye yönelik siyasi davalar" olduğunu dile getirdi.
Açıklanan son TÜBİTAK raporu ile bu durumun herkesin kabul ettiği bir olgu haline geldiğini kaydeden Batum, kanıtların, soruşturmaların, kovuşturma işlemlerinin hukuka uygun olmadığını, savunma haklarının da dikkate alınmadığını, hukukun en temel kurum ve kavramlarının göz ardı edildiğini ifade etti.
Balyoz davasının sonuçlanması ve uzun süreli tutukluluklarla birlikte açıklanan son TÜBİTAK raporundan sonra bu konuda bir şeyler yapılmasının zorunlu hale geldiğinin altını çizen Batum, bu sebeple iki kanun teklifi verdiğini söyledi. Batum şunları kaydetti:
"Bu iki teklifi verirken iki temel zorunluluktan yola çıktım. Birincisi, içinden çıkılmaz hale gelmiş olan, artık kimsenin hukuku, biraz daha içinden çıkılmaz hale getirecek toptancı ve hukuku zorlayan formüllere itibar etmemek zorunluluğu idi. İkinci temel zorunluluk da şuydu; 2007'den beri sürdürülen ve hukuka aykırılığını bizler ileri sürerken, bir kesim ve tabii ki iktidar tarafından da kabul edilir oldu. Kumpas, çete suçlamaları, 'meğer neler çekmişler, neler yaşamışlar' biçimindeki timsah gözyaşları, bizzat altı yıldır bu oyunun suç ortağı olan iktidar tarafından da söylenmeye başlandı. Bu durum, tabii ki bu inanılmaz hukuksuzluğu bizzat yaşayan mağdurlar ve üzüntülü ailelerinde inanılmaz bir hayal kırıklığına, çaresizlik duygusuna yol açtı."
CHP'li Batum, verdiği kanun tekliflerinden birincisinin "hukuksuzlukları, hukuka aykırılıkları artık hiç kimse tarafından reddedilmeyen" davaların yeniden görülmesi, yargılamaların yeniden yapılması konusunda CMK 308. Maddede bir değişiklik yapılmasına yönelik olduğunu, böylece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu konudaki takdir yetkisinin sınırlandırılacağını söyledi.
İkinci yasa önerisinin de yeniden yargılanma süreci beklenirken ya da yeniden yargılanma formülü bir an önce yasalaşmazsa zaman yitirmeden "Fatih Hilmioğlu gibi hastalıkları nedeniyle mağdur olan kişilerin açık ve telafisi olmayan mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik" olduğunu kaydetti.
Bu düzenlemenin Öcalan ile hiçbir ilgisi olmadığını altını çizen Süheyl Batum, bu yasa önerisinin hemen yararlanabilecek kişiler için hazırlandığını ifade etti.
Süheyl Batum, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın fezlekesinin usule uygun olmadığı gerekçesiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade edilmesi ile ilgili sorulan bir soruya, bu konuda bir araştırma önergesi de vereceklerini belirterek, "Bir suç işlendiğini duyan bir savcı eğer iktidar tarafından görevden alınıp sonra ölümlerden ölüm beğenmekten korkmuyor ise yapacağı şudur. Böyle bir ihbar alınca bir fezleke düzenler, burada iddia edilen suçu rapor edip parlamentoya gönderir. Yapmış mı? Yapmış. Adalet Bakanlığı'na göndermiş mi bunu parlamentoya gönder diye? Göndermiş. Neresi hukuka aykırıymış bunun? Bunların hepsi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ı Yüce Divan'dan kurtarmak için getirilmiştir. Bekir Bozdağ'ları, Sadullah Ergin'leri, başbakanları Yüce Divan'da yargılanmaktan kimse kurtaramayacak" dedi.
F. Banu Doğan
"Katkı sunabilecek, ilgi alanı hukuk olan herkesin bir şeyler yapması, bu hukuksuzluğu, bu oldu bittiyi izlemekle yetinmemesi gereken günler yaşıyoruz" ifadelerine yer veren Batum, 2007'den beri devam eden Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargâh gibi davaların "yargının ve adaletin bir silah gibi kullanıldığı ve tamamen mağduru olan kişi ve kurumları ortadan kaldırmaya, etkisizleştirmeye yönelik siyasi davalar" olduğunu dile getirdi.
Açıklanan son TÜBİTAK raporu ile bu durumun herkesin kabul ettiği bir olgu haline geldiğini kaydeden Batum, kanıtların, soruşturmaların, kovuşturma işlemlerinin hukuka uygun olmadığını, savunma haklarının da dikkate alınmadığını, hukukun en temel kurum ve kavramlarının göz ardı edildiğini ifade etti.
Balyoz davasının sonuçlanması ve uzun süreli tutukluluklarla birlikte açıklanan son TÜBİTAK raporundan sonra bu konuda bir şeyler yapılmasının zorunlu hale geldiğinin altını çizen Batum, bu sebeple iki kanun teklifi verdiğini söyledi. Batum şunları kaydetti:
"Bu iki teklifi verirken iki temel zorunluluktan yola çıktım. Birincisi, içinden çıkılmaz hale gelmiş olan, artık kimsenin hukuku, biraz daha içinden çıkılmaz hale getirecek toptancı ve hukuku zorlayan formüllere itibar etmemek zorunluluğu idi. İkinci temel zorunluluk da şuydu; 2007'den beri sürdürülen ve hukuka aykırılığını bizler ileri sürerken, bir kesim ve tabii ki iktidar tarafından da kabul edilir oldu. Kumpas, çete suçlamaları, 'meğer neler çekmişler, neler yaşamışlar' biçimindeki timsah gözyaşları, bizzat altı yıldır bu oyunun suç ortağı olan iktidar tarafından da söylenmeye başlandı. Bu durum, tabii ki bu inanılmaz hukuksuzluğu bizzat yaşayan mağdurlar ve üzüntülü ailelerinde inanılmaz bir hayal kırıklığına, çaresizlik duygusuna yol açtı."
CHP'li Batum, verdiği kanun tekliflerinden birincisinin "hukuksuzlukları, hukuka aykırılıkları artık hiç kimse tarafından reddedilmeyen" davaların yeniden görülmesi, yargılamaların yeniden yapılması konusunda CMK 308. Maddede bir değişiklik yapılmasına yönelik olduğunu, böylece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu konudaki takdir yetkisinin sınırlandırılacağını söyledi.
İkinci yasa önerisinin de yeniden yargılanma süreci beklenirken ya da yeniden yargılanma formülü bir an önce yasalaşmazsa zaman yitirmeden "Fatih Hilmioğlu gibi hastalıkları nedeniyle mağdur olan kişilerin açık ve telafisi olmayan mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik" olduğunu kaydetti.
Bu düzenlemenin Öcalan ile hiçbir ilgisi olmadığını altını çizen Süheyl Batum, bu yasa önerisinin hemen yararlanabilecek kişiler için hazırlandığını ifade etti.
Süheyl Batum, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın fezlekesinin usule uygun olmadığı gerekçesiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade edilmesi ile ilgili sorulan bir soruya, bu konuda bir araştırma önergesi de vereceklerini belirterek, "Bir suç işlendiğini duyan bir savcı eğer iktidar tarafından görevden alınıp sonra ölümlerden ölüm beğenmekten korkmuyor ise yapacağı şudur. Böyle bir ihbar alınca bir fezleke düzenler, burada iddia edilen suçu rapor edip parlamentoya gönderir. Yapmış mı? Yapmış. Adalet Bakanlığı'na göndermiş mi bunu parlamentoya gönder diye? Göndermiş. Neresi hukuka aykırıymış bunun? Bunların hepsi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ı Yüce Divan'dan kurtarmak için getirilmiştir. Bekir Bozdağ'ları, Sadullah Ergin'leri, başbakanları Yüce Divan'da yargılanmaktan kimse kurtaramayacak" dedi.
F. Banu Doğan
