2016-11-30 - 17:54
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın 20 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, siyasi parti temsilcileri Adana'nın Aladağ ilçesinde 11 öğrenci ve bir eğitmenin yaşamını yitirdiği özel öğrenci yurdunda çıkan yangına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gündem dışı söz alan AK Parti Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan, "Mezhep Çatışmalarına Karşı Sağduyulu İttifak Çağrısı" başlıklı konuşmasında, mezhep çatışmalarına karşı Müslümanların uyanık olması gerektiğini söyledi.
CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık da gündem dışı konuşmasında Adana'daki özel öğrenci yurdunda çıkan yangında yoksul ailelerin çocuklarının hayatlarını kaybettiğini belirterek, eğitimdeki en önemli sorunun barınma olduğunu öne sürdü.
Karabıyık, eğitimdeki barınma sorununu çözmenin devletin görevi olduğunu belirterek, Aladağ'daki devlet yurdunun kapatılmasının ardından ihtiyacın bir cemaate ait yurt tarafından giderildiğini, yaşanan hadisede de kamu görevlilerinin ihmali ve sorumluluğu olduğunu savundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yangında hayatını kaybeden çocuklara Allah'tan rahmet diledi.
Devletin eğitim çağındaki çocukları cemaat, tarikat gibi yapıların kucağına bırakmaması gerektiğini ifade eden Akçay, "Devlet ne idüğü belirsiz informel yapılara terk ettiği alanlardaki hizmetleri denetleyemezse, düzenleyemezse yeni Somalar, yeni Siirt Şirvanlar ve yeni Aladağlar yaşamaya devam ederiz. Bu facianın sorumlularını bulup, adaletin kısa sürede tesis edilmesi, bundan sonrası için de gerekli, etkili adımların atılması gerekiyor." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili adına konuşan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve bir grup HDP milletvekilinin Kandıra'da cezaevi ziyaretinde bulunmak için yolda olduklarını ancak valilik emri olduğu iddiasıyla ilçeye giremediklerini iddia etti. Kerestecioğlu, konuya ilişkin TBMM Başkanlığının bir an önce girişimde bulunmasını istedi.
Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel kız yurdu yangınında 11'i çocuk 12 kişinin öldüğünü hatırlatan Kerestecioğlu, "Halk bu Meclisin sadece rahmet ve taziye bildiren bir yer olmasından da bıktı ve endişe ediyor. İlk soru; bu çocukların orada ne işi vardı? Lise ve üniversite çağındaki çocuklar için özel öğrenci yurtları açılabilecekken bu yaştaki çocukların orada ne işi var? Kimse 'ihmali olan kim varsa' demesin, ihmali olan şey iktidarın çocuk politikalarıdır." dedi.
Kerestecioğlu, yangına ilişkin yayın yasağı getirildiğini hatırlatarak, "Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir yangınla ilgili yayın yasağı getiriliyor. Demek ki siz hakikati şu anda karartma gayretindesiniz. FETÖ yurtları dediğiniz yurtların hepsi TÜRGEV'e ya da başka cemaatlere devredildi. Yeni bir darbe olmasını mı bekliyorsunuz? Bu cemaatlerde nasıl yapılanma olduğunu gayet iyi biliyorsunuz, o nedenle denetime açık olun, yayın yasağı getirmeyin." değerlendirmesini yaptı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Meclisin taziye dilemekten başka sorumlulukları olduğunu vurgulayarak, CHP Grubu olarak, yarın yangınla ilgili Meclis araştırma önergesi vereceklerini bildirdi. Altay, "Hem iktidar hem diğer muhalefet partilerinin de desteğine ihtiyaç var. Buradan siyaset yapmayalım, 'falan cemaatti, şuydu buydu' demek istemiyoruz. TBMM, ortaöğretim yurtlarıyla ilgili duruma el koymalıdır. TBMM'nin bir taziye çadırı olmadığını umuyorum." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da yangında hayatını kaybeden çocuklara ve eğitmene Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek, "AK Parti iktidarı olarak bu olayın takipçisi olacağız. İhmali olan kim olursa olsun statüsüne, konumuna bakılmaksızın gereği yapılacaktır. Bu tip acı hadiseleri siyaset üstü mesele olarak ele almalıyız. İhmali olan kim varsa kanunlar ve hukuk içinde hesabı sorulacaktır." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Buldan da Meclis Başkanlık Divanı olarak hayatını kaybeden çocuklara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Buldan, HDP'li Kerestecioğlu'nun dile getirdiği HDP Grup Başkanvekili Demirel ve bir grup HDP milletvekilinin Kandıra'ya alınmamasına ilişkin konu üzerine TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve İçişleri Bakan Yardımcısı ile görüştüğünü, Kahraman'ın kendisine dönüş yaptığını, ancak Genel Kurulu yönettiği için tekrar görüşemediklerini, konunun takipçisi olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay yerinden söz alarak, Demirel ve beraberindeki milletvekillerinin Kandıra'ya alınmamasının ülkenin barışına, birliğine, huzuruna açık bir sabotaj olduğunu ileri sürerek, şöyle devam etti:
"Bir valinin bir siyasi partinin milletvekillerini, grup başkanvekilini bir ilçeye sokmamasının ne gibi bir gerekçesi olabilir? CHP olarak buna seyirci kalmamız, bizim demokrasi anlayışımızla çelişir. Meclis Başkanı hepimizin başkanıdır. En önemli görevlerinden biri de TBMM'nin itibarını, tek tek milletvekillerinin itibarını korumaktır. Böyle bir şey kabul edilemez. Bir milletvekili bir valinin keyfi kararıyla ilçeye alınmıyor. Bugün onlara yarın bize, MHP'ye."
Bu durumu protesto ettiğini belirten Altay, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'dan birleşime ara vererek, grup başkanvekilleriyle bu durumu değerlendirmesini istedi.
Buldan da beş milletvekilinin bir ilçeye alınmamasının vahim bir durum olduğunu belirterek, grup başkanvekilleriyle görüşmek üzere birleşime ara verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda HDP'nin, 15 Temmuz sonrası siyasi gözaltı ve tutuklamalarla ilgili Meclis Araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, partisinin eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutukluklarına ilişkin eleştirilerde bulundu.
Tutuklu milletvekillerinin girdikleri seçimlerden aldıkları oy oranlarını kürsüden okuyan Yıldırım, milli iradeyi dilinden düşürmeyenlerin seçim bölgelerinde yüksek oylar alan milletvekillerinin tutukluluklarını bir kez daha düşünmelerini istedi.
Yıldırım, tutuklu bulunan partisinin grup Başkanvekili İdris Baluken'e Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'ndan bugün gönderilen bir temel atma törenine ilişkin davetiyeyi de kürsüden gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, AK Parti'nin Türkiye'nin her yerinden oy alan bir parti olduğunu belirterek, tek adam yönetimi iddialarını kabul etmediklerini bildirdi.
Eline silah alıp halka kurşun sıkanlara devletin sessiz kalamayacağını belirten Muş, terörle kararlı mücadelelerinin süreceğini kaydetti.
Muş, "Kürtler bizim öz be öz kardeşimizdir. Buradaki mücadele Kürtlere karşı değil, teröriste karşıdır." ifadelerini kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya grup önerisine ilişkin konuşmasında, milletin AK Parti hükümetlerinin hizmetlerini takdir ettiğini, ona her seçimde tek başına iktidar yolunu açarak gösterdiğini anlattı.
Halkın oylarıyla seçilen hiçbir milletvekilinin görevinin kendisine sağladığı olanakları, demokrasinin altını oymak için kullanamayacağını vurgulayan Kaya, HDP milletvekillerinin ifadeye gitmeme kararlarını eleştirdi.
Kaya, "Siz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yargısını, adaletini tanımayacaksınız, 'Ben ifadeye gitmem' diyeceksiniz, ondan sonra da gözaltına alındıktan sonra da 'Ben milletvekiliyim, bana dokunmayın'. Yok öyle yağma. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çadır devleti değildir." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Muş Milletvekili Yıldırım, sataşma nedeniyle söz aldı.
Yıldırım, "Biz seçim çalışmalarını makarna, kömür dağıtarak yürütmedik, yoksul halkla yürüttük. Seçimden söz ediyorsunuz, hadi hodri meydan, kayyum atamayın, görevden aldığınız belediye başkanlıklarında yüreğiniz yetiyorsa, seçime gidelim." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Muş ise terör örgütü elebaşlarından birinin seçimlere ilişkin, "Biz olmasaydık, HDP yüzde 5 bile oy alamazdı" yönünde açıklaması olduğunu ifade ederek, "Ben bunu daha önce de ifade ettim. Yalandıysa neden buna cevap vermediniz, 'Yalan' demediniz?" diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da yerinden söz alarak, Aladağ'da özel öğrenci yurdundaki yangını hatırlattı.
Altay, "Yavrularımızın cesedi ortadayken bu tartışmaları doğru bulmuyorum. Bütün Türkiye'nin kan ağladığı böyle bir günde, herkesi bu konuları daha makul bir zamanda tartışmaya davet ediyorum." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da HDP Grup önerisi üzerinde söz aldı.
Bekaroğlu, Olağanüstü hal'i (OHAL) eleştirerek, iktidarın OHAL'de fırsatçılık yaptığını, kurunun yanında yaşın yanmasına göz yumduğunu ileri sürdü.
Milletvekillerinin tutuklanmasının TBMM'nin saygınlığına gölge düşürdüğünü de belirten Bekaroğlu, şunları söyledi:
"Ben 'evet' oyu vermedim. Bunu açıkça da söylüyorum. Ama TBMM dokunulmazlıkları kaldırdı. Bir grup milletvekili ifade vermeye gitmedi, bir grup gitti. İfade vermeye gitmemek tutuklama gerekçesi olamaz. Bu intikam almaya girer. Devlet intikam almaz. Milletvekillerini yargılamayın demiyoruz ki. Elbette yargılanabilirler. Ama milletvekilleri suçları sabit olana kadar onlara verilen yasama görevini yapacaklar."
AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu da önerinin aleyhinde yaptığı konuşmada, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bazı milletvekillerinin açıklamalarına işaret ederek, bu söz, eylem ve faaliyetlerin kanun önüne karşılığı bulunduğunu bildirdi.
Çavuşoğlu, Meclis'in dokunulmazlıkların kaldırılmasına karar verdiğini, herkesin yargının çağrısına uyarak, ifade vermeye gittiğini anımsatarak, "Ancak dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin olarak, TBMM Başkanlığı'na dilekçe vermelerine rağmen kof kabadayılık yaparak yargıya meydan okuyan siyasetçilerin bugün sızlanmalarına anlam vermek mümkün değildir." dedi.
HDP'li Ahmet Yıldırım ise sataşma nedeniyle söz alarak, "Herkesin yargıda hesap vermesinden söz ediyorsunuz. O zaman lütfedip de o dört bakanı da gönderseydiniz." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, partisine mensup herhangi bir milletvekili hakkında aracında herhangi bir örgüt üyesi ya da silah taşıdığına dair savcılık dosyasının ortaya konulması halinde milletvekilliğinden istifa edeceğini de belirtti.
Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından, oylanan HDP Grup önerisi, kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için oraya girdik, başka bir şey için değil." dediğini anımsatarak bu ifadenin anayasayı ihlal, parlamentoyu yok saymak olduğunu öne sürdü.
Usluer, parlamentonun, hükümete DEAŞ, PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadele ve sınır güvenliği için yetki verdiğini aktardı.
Görüşülen yasa tasarısının eğitimde deformasyona neden olacağını öne süren Usluer, tasarının çıraklık eğitiminde çocuk emeğinin sömürülmesine, ucuz işçi çalıştırılmasına neden olacağını savundu.
Mesleki eğitimde devletin, işverenin ve işçinin sorumluluk ve görevleri bulunduğuna dikkati çeken Usluer, şöyle konuştu:
"Mesleki eğitimde hedef, vasıflı iş gücünü oluşturmak, orta eğitim gençliğini üniversitenin önüne yığmamaktır ancak gördük ki 2012 yılında hayata geçirilen 4+4+4 sistemi bir reform değildir. Bugün bu sistemin milli eğitimde oluşturduğu dertleri, sorunları adeta bir yumak olmuş biçimde hep birlikte izliyoruz. Öğrenciler meslek ve teknik liseleri seçmek istememektedirler. Ne yazık ki yoksul halkın çocukları kısa yoldan iş bulsun düşüncesiyle çıraklık eğitimine, meslek ve teknik liselere yönlendirilmektedir."
Usluer, AK Parti sıralarına yönelik, "Bu yasa tasarısının hiçbir maddesiyle eğitimde reform olmaz. Kaldırdığınız parmaklar çocuklarımızın geleceğini yok ediyor. Eğitim sistemindeki deformasyon sizin ürününüzdür. Gücünüz yetiyorsa ağabeyinize karşınıza gelin." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Usluer'in parlamentonun seviyesini düşürdüğünü ifade etti.
TBMM'ye gelen bütün milletvekillerinin bölgelerinden seçilerek geldiğine işaret eden Muş, "Bilmiş edalarla 'Onu bilmiyorsunuz, bunu bilmiyorsunuz....' Sizin bildiğiniz size kalsın. Bu milletvekilleri canhıraş çalışarak Türkiye'nin yönetilmesi noktasında oy kullanıyorlar, irade ortaya koyuyorlar. Çıkıp da yükseklerden bakan bakış açısıyla ifadeler kullanmayın, bunların aynısını size iade ediyorum." dedi.
Mehmet Muş, CHP'nin tek tipçi anlayışı savunduğunu dile getirerek Usluer'in ifadelerinin de bu anlayışın dışa vurumu olduğunu söyledi.
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Aladağ'da özel öğrenci yurdunda çıkan yangınla ilgili konuşmasında, "10 öğrenci ve bir görevli cayır cayır yandı. Sizin Madımak'ta yaktığınız aydınlar gibi yandılar." ifadesini kullandı.
Demir'in sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki göstererek sözünü geri almasını ve özür dilemesini istedi. Demir, tepkinin büyümesi üzerine milletvekillerini kast etmediğini belirterek sözlerini geri aldığını ve özür dilediğini söyledi. Ancak AK Parti milletvekillerinin tepkileri devam etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, sataşma nedeniyle kürsüye gelerek Demir'in sözlerinin kabul edilemez ve talihsiz bir açıklama olduğunu dile getirerek "O dönem Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü. Adalet Bakanı Moğultay. Neden ortaya çıkarmadınız?" diye sordu.
Muş'un konuşmasını tamamlamasından sonra da AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında gerginliğin devam etmesi üzerine Meclis Başkanvekili Pervin Buldan birleşime ara verdi.
Çalışmalara verilen ara sırasında da karşılıklı sözlü atışmalar devam etti. Bazı AK Parti milletvekillerinin CHP sıralarına yönelmesi üzerine, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Buraya gelmeyin. Buraya gelen ya ölür ya öldürür." diye bağırdı. Bu sırada bazı AK Parti milletvekilleri ve CHP milletvekilleri birbirlerinin üzerine yürüdü.
Gerginlik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve bir grup milletvekillinin araya girmesi ile sona erdi.
Birleşimi yeniden açan Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, kürsüde hitap eden milletvekili başta olmak üzere tüm milletvekillerinin konuşmalarında birbirilerini rencide edici, kırıcı, yaralayıcı söz kullanmamaları gerektiğini vurgulayarak hatiplere üslupları konusunda uyarıda bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yerlerinden söz alarak milletvekillerinin konuşmalarını yaparken kullandıkları ifadelere özen göstermelerinin Meclis çalışmalarının verimli bir şekilde yürümesi açısından önemli olduğuna işaret etti.
Altay, konuşmasında, gerginlik sırasında muhalefet sıralarına yürüyen milletvekillerine yönelik kullandığı "Buraya gelen ya ölür ya öldürür" ifadesinin kendisini üzdüğünü de kaydetti.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, tasarının üçüncü bölümünün tümü üzerinde görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Ortaöğretimde özel öğrenci yurdu sayısının 2 bin 242, toplam barınmanın 69 bin 544 olduğunu ifade eden Yılmaz, yükseköğretimdeki özel öğrenci yurtlarının sayısının ise bin 641, burada barınan öğrenci sayısının da 129 bin olduğunu söyledi.
Yurtlarda yangın algılama sistemlerine ilişkin sorular üzerine Yılmaz, "Her yıkılış bir yürüyüş öğretir derler. Dolayısıyla, bundan dolayı da mutlaka bir ders almamız gerekir. Şimdi, soruşturma devam ediyor, hem yargı hem idari yönden. Bunun neticesinde mutlaka bir şey alacağız ama yangın tedbirleri için de ben biraz daha tekniğim yani hem hukukçu hem tekniğim; kesinlikle yangın sisteminin olması lazım, insanları uyarması lazım hatta otomatik söndürme sistemlerinin olması lazım. Ancak bunları yapacağız, onu söyleyeyim." diye konuştu.
Adana'nın Aladağ ilçesinde özel bir öğrenci yurdunda yaşanan yangına değinen Bakan Yılmaz, yurdun Haziran 1997 yılında açıldığını, 2010 yılında da kız yurduna dönüştürüldüğünü ve kapasitesinin 54 öğrenci olduğunu bildirdi.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Kasım ayı 2016 tarihinde Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne 31 öğrencinin yurtta kaldığı kurum tarafından bildirilmiştir. İlgili kurum 26 Ekim 2015 tarihinde maarif müfettişlerince ve 26 Mayıs 2016 tarihinde Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce denetlenmiştir. Maarif müfettişleri denetiminde, binanın olası bir yangından korunmasına yönelik her katta yangın tüplerinin bulunduğu, yangın tüpleri yangına ne kadar engel oluyor işte bu da bir ders, yangın tüplerinin periyodik bakımının yapıldığı, yapılmış olabilir ama demek ki bu yangın söndürmeye yetmiyor, sivil savunma ekiplerinin güncellendiği, yangın söndürme tatbikatının yapıldığı, ama belli ki gereği gibi yapılmış eğer yapılsaydı, pekala iyi bir eğitim verilseydi kurtarılabilirdi, binada da yangın merdiveninin bulunduğu belirtilmektedir."
Yılmaz, Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün denetiminde ise yurt binasında yangına karşı gerekli tedbirlerin alındığının belirtildiğini aktardı.
Bakan Yılmaz, "29 Kasım 2016 tarihinde saat 19.30 sıralarında Aladağ Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdunda ilk belirlemelere göre, soruşturma devam ediyor, elektrik panosundan kaynaklı binanın giriş kısmında bir yangın olayının başladığı ifade edilmekte. Dolayısıyla bununla ilgili soruşturma neticesini bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Adana'da Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Yatılı İlköğretim Bölge Okullarında (YİBO) kapasitenin bin 518 olduğunu, halen bin 47 öğrencinin kaldığını, yaklaşık 500 kişilik kapasite açığının bulunduğunu dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Aladağ'a en yakın yer Kozan. Kozan'da 360 kontenjanımız var, 176 mevcudu var, geri kalanında boşluk var. Bu evlatlarımızı da Kozan'daki yatılı pansiyonlara yerleştirmişiz. Fakat yerleştirdikten sonra bu yurdu işletenler köylere gitmişler, ailelerle konuşmuşlar, dolayısıyla da bir şekilde ikna etmişler. Niye vermediniz dediğimizde, ailelerin bir kısmı Kozan'ın uzak olduğunu, bir kısmı da yolunun iyi olmadığını söyledi. Dolayısıyla kimisi yoldan, kimisi uzaklıktan dolayı burayı tercih etmediğini, Aladağ'ı tercih ettiğini söylüyor. Yapmamız gereken ne? Daha çok yurt. Şu anda Aladağ'da da bir yurdumuz var. 164 kapasitesi var. Bir başkası ile temeli yapılmış. 300 yataklı. Bunu da yaparsak Aladağ'da sorun kalmıyor."
Olayla ilgili olarak 14 kişi hakkında gözaltı kararı olduğunu bildiren Yılmaz, bunların arasında yurt müdürü, bekçi ve yurtta misafir kalan üç kadının bulunduğunu aktardı. Yılmaz, "Biz isteriz ki adalet yerini bulsun. Kim hata yapmışsa, ihmal göstermişse o eyleminin karşılığı bir müeyyideye çarptırılması, adaletin yerine getirilmesi uygundur." diye konuştu.
Bakan Yılmaz, bir milletvekilinin "Yurdu Süleymancıların yurdu olduğu söyleniyor. Öyle midir?" sorusuna "Biz böyle değerlendirmiyoruz. Bu Süleymancıların yurdudur demiyoruz. 1997 yılında açılmış. Hayır demiyorum ama benim böyle bir tasnifim yok" karşılığını verdi.
Bakan Yılmaz, engelli öğretmen atamalarına ilişkin sorular üzerine de şubat ayında bin 500 engelli öğretmen atayacaklarını söyledi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Gündem dışı söz alan AK Parti Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan, "Mezhep Çatışmalarına Karşı Sağduyulu İttifak Çağrısı" başlıklı konuşmasında, mezhep çatışmalarına karşı Müslümanların uyanık olması gerektiğini söyledi.
CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık da gündem dışı konuşmasında Adana'daki özel öğrenci yurdunda çıkan yangında yoksul ailelerin çocuklarının hayatlarını kaybettiğini belirterek, eğitimdeki en önemli sorunun barınma olduğunu öne sürdü.
Karabıyık, eğitimdeki barınma sorununu çözmenin devletin görevi olduğunu belirterek, Aladağ'daki devlet yurdunun kapatılmasının ardından ihtiyacın bir cemaate ait yurt tarafından giderildiğini, yaşanan hadisede de kamu görevlilerinin ihmali ve sorumluluğu olduğunu savundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yangında hayatını kaybeden çocuklara Allah'tan rahmet diledi.
Devletin eğitim çağındaki çocukları cemaat, tarikat gibi yapıların kucağına bırakmaması gerektiğini ifade eden Akçay, "Devlet ne idüğü belirsiz informel yapılara terk ettiği alanlardaki hizmetleri denetleyemezse, düzenleyemezse yeni Somalar, yeni Siirt Şirvanlar ve yeni Aladağlar yaşamaya devam ederiz. Bu facianın sorumlularını bulup, adaletin kısa sürede tesis edilmesi, bundan sonrası için de gerekli, etkili adımların atılması gerekiyor." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili adına konuşan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve bir grup HDP milletvekilinin Kandıra'da cezaevi ziyaretinde bulunmak için yolda olduklarını ancak valilik emri olduğu iddiasıyla ilçeye giremediklerini iddia etti. Kerestecioğlu, konuya ilişkin TBMM Başkanlığının bir an önce girişimde bulunmasını istedi.
Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel kız yurdu yangınında 11'i çocuk 12 kişinin öldüğünü hatırlatan Kerestecioğlu, "Halk bu Meclisin sadece rahmet ve taziye bildiren bir yer olmasından da bıktı ve endişe ediyor. İlk soru; bu çocukların orada ne işi vardı? Lise ve üniversite çağındaki çocuklar için özel öğrenci yurtları açılabilecekken bu yaştaki çocukların orada ne işi var? Kimse 'ihmali olan kim varsa' demesin, ihmali olan şey iktidarın çocuk politikalarıdır." dedi.
Kerestecioğlu, yangına ilişkin yayın yasağı getirildiğini hatırlatarak, "Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir yangınla ilgili yayın yasağı getiriliyor. Demek ki siz hakikati şu anda karartma gayretindesiniz. FETÖ yurtları dediğiniz yurtların hepsi TÜRGEV'e ya da başka cemaatlere devredildi. Yeni bir darbe olmasını mı bekliyorsunuz? Bu cemaatlerde nasıl yapılanma olduğunu gayet iyi biliyorsunuz, o nedenle denetime açık olun, yayın yasağı getirmeyin." değerlendirmesini yaptı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Meclisin taziye dilemekten başka sorumlulukları olduğunu vurgulayarak, CHP Grubu olarak, yarın yangınla ilgili Meclis araştırma önergesi vereceklerini bildirdi. Altay, "Hem iktidar hem diğer muhalefet partilerinin de desteğine ihtiyaç var. Buradan siyaset yapmayalım, 'falan cemaatti, şuydu buydu' demek istemiyoruz. TBMM, ortaöğretim yurtlarıyla ilgili duruma el koymalıdır. TBMM'nin bir taziye çadırı olmadığını umuyorum." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da yangında hayatını kaybeden çocuklara ve eğitmene Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek, "AK Parti iktidarı olarak bu olayın takipçisi olacağız. İhmali olan kim olursa olsun statüsüne, konumuna bakılmaksızın gereği yapılacaktır. Bu tip acı hadiseleri siyaset üstü mesele olarak ele almalıyız. İhmali olan kim varsa kanunlar ve hukuk içinde hesabı sorulacaktır." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Buldan da Meclis Başkanlık Divanı olarak hayatını kaybeden çocuklara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Buldan, HDP'li Kerestecioğlu'nun dile getirdiği HDP Grup Başkanvekili Demirel ve bir grup HDP milletvekilinin Kandıra'ya alınmamasına ilişkin konu üzerine TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve İçişleri Bakan Yardımcısı ile görüştüğünü, Kahraman'ın kendisine dönüş yaptığını, ancak Genel Kurulu yönettiği için tekrar görüşemediklerini, konunun takipçisi olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay yerinden söz alarak, Demirel ve beraberindeki milletvekillerinin Kandıra'ya alınmamasının ülkenin barışına, birliğine, huzuruna açık bir sabotaj olduğunu ileri sürerek, şöyle devam etti:
"Bir valinin bir siyasi partinin milletvekillerini, grup başkanvekilini bir ilçeye sokmamasının ne gibi bir gerekçesi olabilir? CHP olarak buna seyirci kalmamız, bizim demokrasi anlayışımızla çelişir. Meclis Başkanı hepimizin başkanıdır. En önemli görevlerinden biri de TBMM'nin itibarını, tek tek milletvekillerinin itibarını korumaktır. Böyle bir şey kabul edilemez. Bir milletvekili bir valinin keyfi kararıyla ilçeye alınmıyor. Bugün onlara yarın bize, MHP'ye."
Bu durumu protesto ettiğini belirten Altay, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'dan birleşime ara vererek, grup başkanvekilleriyle bu durumu değerlendirmesini istedi.
Buldan da beş milletvekilinin bir ilçeye alınmamasının vahim bir durum olduğunu belirterek, grup başkanvekilleriyle görüşmek üzere birleşime ara verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda HDP'nin, 15 Temmuz sonrası siyasi gözaltı ve tutuklamalarla ilgili Meclis Araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, partisinin eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutukluklarına ilişkin eleştirilerde bulundu.
Tutuklu milletvekillerinin girdikleri seçimlerden aldıkları oy oranlarını kürsüden okuyan Yıldırım, milli iradeyi dilinden düşürmeyenlerin seçim bölgelerinde yüksek oylar alan milletvekillerinin tutukluluklarını bir kez daha düşünmelerini istedi.
Yıldırım, tutuklu bulunan partisinin grup Başkanvekili İdris Baluken'e Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'ndan bugün gönderilen bir temel atma törenine ilişkin davetiyeyi de kürsüden gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, AK Parti'nin Türkiye'nin her yerinden oy alan bir parti olduğunu belirterek, tek adam yönetimi iddialarını kabul etmediklerini bildirdi.
Eline silah alıp halka kurşun sıkanlara devletin sessiz kalamayacağını belirten Muş, terörle kararlı mücadelelerinin süreceğini kaydetti.
Muş, "Kürtler bizim öz be öz kardeşimizdir. Buradaki mücadele Kürtlere karşı değil, teröriste karşıdır." ifadelerini kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya grup önerisine ilişkin konuşmasında, milletin AK Parti hükümetlerinin hizmetlerini takdir ettiğini, ona her seçimde tek başına iktidar yolunu açarak gösterdiğini anlattı.
Halkın oylarıyla seçilen hiçbir milletvekilinin görevinin kendisine sağladığı olanakları, demokrasinin altını oymak için kullanamayacağını vurgulayan Kaya, HDP milletvekillerinin ifadeye gitmeme kararlarını eleştirdi.
Kaya, "Siz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yargısını, adaletini tanımayacaksınız, 'Ben ifadeye gitmem' diyeceksiniz, ondan sonra da gözaltına alındıktan sonra da 'Ben milletvekiliyim, bana dokunmayın'. Yok öyle yağma. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çadır devleti değildir." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Muş Milletvekili Yıldırım, sataşma nedeniyle söz aldı.
Yıldırım, "Biz seçim çalışmalarını makarna, kömür dağıtarak yürütmedik, yoksul halkla yürüttük. Seçimden söz ediyorsunuz, hadi hodri meydan, kayyum atamayın, görevden aldığınız belediye başkanlıklarında yüreğiniz yetiyorsa, seçime gidelim." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Muş ise terör örgütü elebaşlarından birinin seçimlere ilişkin, "Biz olmasaydık, HDP yüzde 5 bile oy alamazdı" yönünde açıklaması olduğunu ifade ederek, "Ben bunu daha önce de ifade ettim. Yalandıysa neden buna cevap vermediniz, 'Yalan' demediniz?" diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da yerinden söz alarak, Aladağ'da özel öğrenci yurdundaki yangını hatırlattı.
Altay, "Yavrularımızın cesedi ortadayken bu tartışmaları doğru bulmuyorum. Bütün Türkiye'nin kan ağladığı böyle bir günde, herkesi bu konuları daha makul bir zamanda tartışmaya davet ediyorum." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da HDP Grup önerisi üzerinde söz aldı.
Bekaroğlu, Olağanüstü hal'i (OHAL) eleştirerek, iktidarın OHAL'de fırsatçılık yaptığını, kurunun yanında yaşın yanmasına göz yumduğunu ileri sürdü.
Milletvekillerinin tutuklanmasının TBMM'nin saygınlığına gölge düşürdüğünü de belirten Bekaroğlu, şunları söyledi:
"Ben 'evet' oyu vermedim. Bunu açıkça da söylüyorum. Ama TBMM dokunulmazlıkları kaldırdı. Bir grup milletvekili ifade vermeye gitmedi, bir grup gitti. İfade vermeye gitmemek tutuklama gerekçesi olamaz. Bu intikam almaya girer. Devlet intikam almaz. Milletvekillerini yargılamayın demiyoruz ki. Elbette yargılanabilirler. Ama milletvekilleri suçları sabit olana kadar onlara verilen yasama görevini yapacaklar."
AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu da önerinin aleyhinde yaptığı konuşmada, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bazı milletvekillerinin açıklamalarına işaret ederek, bu söz, eylem ve faaliyetlerin kanun önüne karşılığı bulunduğunu bildirdi.
Çavuşoğlu, Meclis'in dokunulmazlıkların kaldırılmasına karar verdiğini, herkesin yargının çağrısına uyarak, ifade vermeye gittiğini anımsatarak, "Ancak dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin olarak, TBMM Başkanlığı'na dilekçe vermelerine rağmen kof kabadayılık yaparak yargıya meydan okuyan siyasetçilerin bugün sızlanmalarına anlam vermek mümkün değildir." dedi.
HDP'li Ahmet Yıldırım ise sataşma nedeniyle söz alarak, "Herkesin yargıda hesap vermesinden söz ediyorsunuz. O zaman lütfedip de o dört bakanı da gönderseydiniz." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, partisine mensup herhangi bir milletvekili hakkında aracında herhangi bir örgüt üyesi ya da silah taşıdığına dair savcılık dosyasının ortaya konulması halinde milletvekilliğinden istifa edeceğini de belirtti.
Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından, oylanan HDP Grup önerisi, kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için oraya girdik, başka bir şey için değil." dediğini anımsatarak bu ifadenin anayasayı ihlal, parlamentoyu yok saymak olduğunu öne sürdü.
Usluer, parlamentonun, hükümete DEAŞ, PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadele ve sınır güvenliği için yetki verdiğini aktardı.
Görüşülen yasa tasarısının eğitimde deformasyona neden olacağını öne süren Usluer, tasarının çıraklık eğitiminde çocuk emeğinin sömürülmesine, ucuz işçi çalıştırılmasına neden olacağını savundu.
Mesleki eğitimde devletin, işverenin ve işçinin sorumluluk ve görevleri bulunduğuna dikkati çeken Usluer, şöyle konuştu:
"Mesleki eğitimde hedef, vasıflı iş gücünü oluşturmak, orta eğitim gençliğini üniversitenin önüne yığmamaktır ancak gördük ki 2012 yılında hayata geçirilen 4+4+4 sistemi bir reform değildir. Bugün bu sistemin milli eğitimde oluşturduğu dertleri, sorunları adeta bir yumak olmuş biçimde hep birlikte izliyoruz. Öğrenciler meslek ve teknik liseleri seçmek istememektedirler. Ne yazık ki yoksul halkın çocukları kısa yoldan iş bulsun düşüncesiyle çıraklık eğitimine, meslek ve teknik liselere yönlendirilmektedir."
Usluer, AK Parti sıralarına yönelik, "Bu yasa tasarısının hiçbir maddesiyle eğitimde reform olmaz. Kaldırdığınız parmaklar çocuklarımızın geleceğini yok ediyor. Eğitim sistemindeki deformasyon sizin ürününüzdür. Gücünüz yetiyorsa ağabeyinize karşınıza gelin." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Usluer'in parlamentonun seviyesini düşürdüğünü ifade etti.
TBMM'ye gelen bütün milletvekillerinin bölgelerinden seçilerek geldiğine işaret eden Muş, "Bilmiş edalarla 'Onu bilmiyorsunuz, bunu bilmiyorsunuz....' Sizin bildiğiniz size kalsın. Bu milletvekilleri canhıraş çalışarak Türkiye'nin yönetilmesi noktasında oy kullanıyorlar, irade ortaya koyuyorlar. Çıkıp da yükseklerden bakan bakış açısıyla ifadeler kullanmayın, bunların aynısını size iade ediyorum." dedi.
Mehmet Muş, CHP'nin tek tipçi anlayışı savunduğunu dile getirerek Usluer'in ifadelerinin de bu anlayışın dışa vurumu olduğunu söyledi.
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Aladağ'da özel öğrenci yurdunda çıkan yangınla ilgili konuşmasında, "10 öğrenci ve bir görevli cayır cayır yandı. Sizin Madımak'ta yaktığınız aydınlar gibi yandılar." ifadesini kullandı.
Demir'in sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki göstererek sözünü geri almasını ve özür dilemesini istedi. Demir, tepkinin büyümesi üzerine milletvekillerini kast etmediğini belirterek sözlerini geri aldığını ve özür dilediğini söyledi. Ancak AK Parti milletvekillerinin tepkileri devam etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, sataşma nedeniyle kürsüye gelerek Demir'in sözlerinin kabul edilemez ve talihsiz bir açıklama olduğunu dile getirerek "O dönem Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü. Adalet Bakanı Moğultay. Neden ortaya çıkarmadınız?" diye sordu.
Muş'un konuşmasını tamamlamasından sonra da AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında gerginliğin devam etmesi üzerine Meclis Başkanvekili Pervin Buldan birleşime ara verdi.
Çalışmalara verilen ara sırasında da karşılıklı sözlü atışmalar devam etti. Bazı AK Parti milletvekillerinin CHP sıralarına yönelmesi üzerine, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Buraya gelmeyin. Buraya gelen ya ölür ya öldürür." diye bağırdı. Bu sırada bazı AK Parti milletvekilleri ve CHP milletvekilleri birbirlerinin üzerine yürüdü.
Gerginlik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve bir grup milletvekillinin araya girmesi ile sona erdi.
Birleşimi yeniden açan Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, kürsüde hitap eden milletvekili başta olmak üzere tüm milletvekillerinin konuşmalarında birbirilerini rencide edici, kırıcı, yaralayıcı söz kullanmamaları gerektiğini vurgulayarak hatiplere üslupları konusunda uyarıda bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yerlerinden söz alarak milletvekillerinin konuşmalarını yaparken kullandıkları ifadelere özen göstermelerinin Meclis çalışmalarının verimli bir şekilde yürümesi açısından önemli olduğuna işaret etti.
Altay, konuşmasında, gerginlik sırasında muhalefet sıralarına yürüyen milletvekillerine yönelik kullandığı "Buraya gelen ya ölür ya öldürür" ifadesinin kendisini üzdüğünü de kaydetti.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, tasarının üçüncü bölümünün tümü üzerinde görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Ortaöğretimde özel öğrenci yurdu sayısının 2 bin 242, toplam barınmanın 69 bin 544 olduğunu ifade eden Yılmaz, yükseköğretimdeki özel öğrenci yurtlarının sayısının ise bin 641, burada barınan öğrenci sayısının da 129 bin olduğunu söyledi.
Yurtlarda yangın algılama sistemlerine ilişkin sorular üzerine Yılmaz, "Her yıkılış bir yürüyüş öğretir derler. Dolayısıyla, bundan dolayı da mutlaka bir ders almamız gerekir. Şimdi, soruşturma devam ediyor, hem yargı hem idari yönden. Bunun neticesinde mutlaka bir şey alacağız ama yangın tedbirleri için de ben biraz daha tekniğim yani hem hukukçu hem tekniğim; kesinlikle yangın sisteminin olması lazım, insanları uyarması lazım hatta otomatik söndürme sistemlerinin olması lazım. Ancak bunları yapacağız, onu söyleyeyim." diye konuştu.
Adana'nın Aladağ ilçesinde özel bir öğrenci yurdunda yaşanan yangına değinen Bakan Yılmaz, yurdun Haziran 1997 yılında açıldığını, 2010 yılında da kız yurduna dönüştürüldüğünü ve kapasitesinin 54 öğrenci olduğunu bildirdi.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Kasım ayı 2016 tarihinde Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne 31 öğrencinin yurtta kaldığı kurum tarafından bildirilmiştir. İlgili kurum 26 Ekim 2015 tarihinde maarif müfettişlerince ve 26 Mayıs 2016 tarihinde Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce denetlenmiştir. Maarif müfettişleri denetiminde, binanın olası bir yangından korunmasına yönelik her katta yangın tüplerinin bulunduğu, yangın tüpleri yangına ne kadar engel oluyor işte bu da bir ders, yangın tüplerinin periyodik bakımının yapıldığı, yapılmış olabilir ama demek ki bu yangın söndürmeye yetmiyor, sivil savunma ekiplerinin güncellendiği, yangın söndürme tatbikatının yapıldığı, ama belli ki gereği gibi yapılmış eğer yapılsaydı, pekala iyi bir eğitim verilseydi kurtarılabilirdi, binada da yangın merdiveninin bulunduğu belirtilmektedir."
Yılmaz, Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün denetiminde ise yurt binasında yangına karşı gerekli tedbirlerin alındığının belirtildiğini aktardı.
Bakan Yılmaz, "29 Kasım 2016 tarihinde saat 19.30 sıralarında Aladağ Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdunda ilk belirlemelere göre, soruşturma devam ediyor, elektrik panosundan kaynaklı binanın giriş kısmında bir yangın olayının başladığı ifade edilmekte. Dolayısıyla bununla ilgili soruşturma neticesini bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Adana'da Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Yatılı İlköğretim Bölge Okullarında (YİBO) kapasitenin bin 518 olduğunu, halen bin 47 öğrencinin kaldığını, yaklaşık 500 kişilik kapasite açığının bulunduğunu dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Aladağ'a en yakın yer Kozan. Kozan'da 360 kontenjanımız var, 176 mevcudu var, geri kalanında boşluk var. Bu evlatlarımızı da Kozan'daki yatılı pansiyonlara yerleştirmişiz. Fakat yerleştirdikten sonra bu yurdu işletenler köylere gitmişler, ailelerle konuşmuşlar, dolayısıyla da bir şekilde ikna etmişler. Niye vermediniz dediğimizde, ailelerin bir kısmı Kozan'ın uzak olduğunu, bir kısmı da yolunun iyi olmadığını söyledi. Dolayısıyla kimisi yoldan, kimisi uzaklıktan dolayı burayı tercih etmediğini, Aladağ'ı tercih ettiğini söylüyor. Yapmamız gereken ne? Daha çok yurt. Şu anda Aladağ'da da bir yurdumuz var. 164 kapasitesi var. Bir başkası ile temeli yapılmış. 300 yataklı. Bunu da yaparsak Aladağ'da sorun kalmıyor."
Olayla ilgili olarak 14 kişi hakkında gözaltı kararı olduğunu bildiren Yılmaz, bunların arasında yurt müdürü, bekçi ve yurtta misafir kalan üç kadının bulunduğunu aktardı. Yılmaz, "Biz isteriz ki adalet yerini bulsun. Kim hata yapmışsa, ihmal göstermişse o eyleminin karşılığı bir müeyyideye çarptırılması, adaletin yerine getirilmesi uygundur." diye konuştu.
Bakan Yılmaz, bir milletvekilinin "Yurdu Süleymancıların yurdu olduğu söyleniyor. Öyle midir?" sorusuna "Biz böyle değerlendirmiyoruz. Bu Süleymancıların yurdudur demiyoruz. 1997 yılında açılmış. Hayır demiyorum ama benim böyle bir tasnifim yok" karşılığını verdi.
Bakan Yılmaz, engelli öğretmen atamalarına ilişkin sorular üzerine de şubat ayında bin 500 engelli öğretmen atayacaklarını söyledi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
