2010-02-04 - 12:20
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Genel
Kurulda yaşanan kavgada MHP'nin herhangi bir mensubunun ''peygambere dil uzatılması'' konusuyla ilişkilendirilmesini reddettiklerini, bunu yapanları kınadıklarını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Genel
Kurulda yaşanan kavgada MHP'nin herhangi bir mensubunun ''peygambere dil
uzatılması'' konusuyla ilişkilendirilmesini reddettiklerini, bunu yapanları
kınadıklarını söyledi.
Vural, düzenlediği basın toplantısında, önceki gün Genel Kurul'da meydana
gelen kavganın, AK Parti'li milletvekillerin, MHP'li milletvekillerinin oturduğu
sıralara yürüdüklerini öne sürdü ve buna ilişkin fotoğrafları gösterdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, konuşması sırasında AK Parti'li
milletvekillerin saldırılarına sessiz kaldığını, daha sonra Genel Kuruldan
ayrıldığını anlatan Vural, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kavga sırasında
yerinden kalkmadığını ve Genel Kurulu terk etmediğini söyledi.
Türkiye'nin kritik bir yöne gittiğini, kaos, kargaşa ve çatışmanın
kimseye hayrı olmayacağını ifade eden Vural, ''Türkiye Cumhuriyeti Devletini
yönetme konusunda daha dikkatli olunuz, bunun bedelini milletimiz öder. Yanlış
yapıyorsunuz. Acımasızca, bunlardan istifade etmek yanlış bir düşüncedir.
Kendinize gelin Sayın Başbakan. Dolayısıyla amigo gibi hareket edemezsiniz'' diye
konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, MHP'li Osman Durmuş konuşurken ''2008'de peygamber
benzetmesi yapanların kınanmasını beklediğine'' ilişkin sözleri üzerine söz
talebinde bulunduğunu kaydeden Vural, ''Bunların siyaseten konuşulmasını doğru
bulmuyorum. Ama bu benzetmeyi yapan adamla ilgili hiçbir eleştiri yapmayanlar, bu
ifadeleri kullanan il genel meclisi üyesi yapılmışken bu adama laf söylemeyenler,
bunu eleştiren MHP'ye dil uzatabiliyor'' dedi.
Benzetmede bulunan eski AK Parti Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser'in,
partisinden istifa etmiş olmasının, MHP'nin eleştirilerini haklı çıkardığını
belirten Vural, böyle bir benzetmeyi, dine dil uzatanları hafife
alamayacaklarını, konuyu geçiştiremeyeceklerini söyledi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın benzetme yapılması
konusunu hafife aldığını savunan Vural, şöyle devam etti:
''Bizim için değerli, önemlidir. Böyle bir ifadeyi kullanan kimsenin,
parti tarafından taltif edilmesini doğru bulmamız mümkün değildir. Bir siyasetçi
olarak, bu ifadeleri kullanan kişi hakkında, bu kadar destekleyici bir tavır
oluşturulmasını düşünemem, bunu AKP'ye oy veren milyonlarca insanı da dışlayarak
söylüyorum. Onlar da rencide olmuştur. Nasıl bir muhafazakar anlayışla bunu kabul
edebiliriz. Rencide olan onlardır. Onlarca telefon geliyor 'böyle bir şeyi
muhafaza eden zihniyet, nasıl olur da adım atmaz' diyorlar, kınıyorlar.''
''BOZDAĞ, ÖZÜR DİLEMELİDİR''
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın, MHP'nin ''bir takım
benzetmeleri kullanmak suretiyle peygamberlere, bütün Müslümanlara dil uzattığı''
şeklinde ifadeler kullandığını anımsatan Vural, şunları kaydetti:
''Tövbe estağfurullah. Bu nasıl vicdansızlıktır. Hepimiz hep beraber
birlikte böyle bir benzetme yapana karşı çıkmamız gerekirken, şunlar yaptı,
bunlar yaptı... İnsanlarımızı nasıl böyle rencide edersiniz. Bizim eleştirdiğimiz
tavır, o kişinin tavrı, o kişinin benzetmesidir. Bugün kalkıp konuşmasıyla dil
uzatmıştır. Bütün Müslümanlardan özür dilemesi gerekir. Böyle bir haksızlık
olabilir mi? Bu gibi konularda suçlamalar yapmak yerine, kitleleri rencide etmek
yerine, bu tavrı oluşturan ve böyle bir tartışmaya yol açan kişinin eleştirilmesi
daha uygun olacaktır. Biz, o kişinin tavrını doğru bulmadığımızı bir yıl önce
söyledik, CD'leri dağıttım. Şimdiye kadar siyasi tavır oluşturulmamasını eksiklik
olarak görüyorum.
Biz, milliyetçi ve muhafazakar bir partiyiz. Milliyetçi ve muhafazakar
bir parti olarak, bizim mukaddeslerimize dil uzatılmasını, MHP'nin herhangi bir
mensubunun bununla ilişkilendirilmesini reddediyoruz ve bunu yapanları kınıyoruz.
MHP'ye, milliyetçi ve muhafazakar değerlere bu kadar çarpık bakan bir zihniyeti
kınıyoruz. Nedir alıp veremediğiniz bu milletin kimliğiyle, bu milletin
mukaddesatıyla? Bu tartışmaların kimseye faydası yok.''
Vural, bu tür konuların siyasi tartışma ve suçlama aracı yapılmaması
gerektiğini belirterek, ''Bu siyasette fayda vermez ama değerlerinizi aşındırır.
Günahtır, siyaset için bunlara değmez. Tavır alalım, bu konuların siyaset aracı
yapılmasını doğru bulmayalım. Bu değerler hepimizin değeridir. Partiye göre değer
olur mu? Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, bu ifadelerden rahatsız olmayacak
bir fert bulmamız mümkün değil'' diye konuştu.
Koltuk ve mevkilerin gelip geçici olduğunu belirten Vural, ''Ant olsun ki
Allah indinde, biz MHP olarak, samimi bir Müslüman ve bu milletin değerlerine,
Cumhuriyetine, kurumlarına bağlı bir parti olarak, bu milletin milli ve manevi
değerlerini bu şekilde yıpratan, MHP'ye haksızca bu tür isnatlarda bulunanların
iki cihanda elimiz yakalarında olacak'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ı bütün Müslümanlardan özür
dilemeye davet eden Vural, ''Siyasetin bu kadar acımasızca yapıldığı, dini
değerlerimizin bu kadar acımasızca istismar edildiği bir ortamda, bunun üzerinden
siyaset devşirmek isteyenleri kınıyorum, telin ediyorum'' diye konuştu.
''GÖZYAŞI SİYASETİ''
Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın başı örtülü olduğu gerekçesiyle
GATA'ya alınmamış olması konusunun herkesi üzdüğünü belirten Vural, Erzurum'da
çocuğunun diploma töreninden başı örtülü olduğu için çıkarılan insanların da
yüreğinin ağladığını söyledi.
Vural, üniversiteye giremeyen kızların sorununun çözülmesi için ortaya
koydukları planın AK Parti tarafından uygulanmadığını ileri sürdü.
Başbakan Erdoğan'ı, grev yapan işçilerin sorunlarıyla ilgilenmeye davet
eden Vural, şöyle devam etti:
''Muhterem eşinizin GATA'ya alınmamasından duyulan ıstırabı, başı açık,
başı kapalı belki herkes hissetmiştir. Ama böyle bir konuyu gündeme getiren
sizsiniz, biz değiliz. Yedi yıldan bu yana Türkiye'yi yöneten sizsiniz, biz
yönetmiyoruz. Eğer böyle bir sıkıntı olmuşsa, üzerinden gözyaşı siyaseti üretmek
yerine, bu gözyaşını ortadan kaldıracak adımlar atmanız lazım. Başkalarının da
annesi, kız kardeşinin gözyaşı vardır. Onun için böyle bir hususu -olup
olmadığını bilmediğimiz- eğer böyle bir husus var ise bunu kabullenemeyeceğimizi
ifade etmek istiyoruz. Ama böyle bir konunun siyaset aracı olarak yapılmasını ve
bununla ilgili olarak bu meselenin kişileştirilmesini... Ne olacak... Bir töreni
izleyen başı örtülünün alınması ya da bir diploma törenine sokulmayanın gözyaşı,
gözyaşı değil mi? Onun için bunların istismarı yerine, bunlarla ilgili bir çözüm
yolu, uzlaşma arayışı oluşturmak ve 7 yıldan bu yana tek başına ülkeyi yöneten
Hükümetin bu konuda kılını kıpırdatmamış olması son derece düşündürücü. Açılımı
da gözyaşı üzerinden pazarlıyorlar tutmadı. Onun için bu siyasete ailelerinizi,
eşleri, siyasetin malzemesi yapmadan üretilmesi, aile kurumumuza, milli ve manevi
değerlerimize daha uygun olacaktır diye düşünüyorum.''
''MİLLET, MESELENİN ÇÖZÜLMESİNİ BEKLİYOR''
Vural, Anayasada yapılan ve daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından
yürütmesi durdurulan kılık kıyafet düzenlemesine de değindi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AK Parti Grup
Başkanvekili Bekir Bozdağ ve Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ile yaptıkları
görüşmeler sonucunda Anayasa ve YÖK Kanununda aynı paralellikte değişiklik yapma
konusunda anlaşmaya vardıklarını anlatan Vural, AK Parti'nin sözünde durmayarak
YÖK Kanununda değişiklik yapmadığını ileri sürdü.
MHP'nin baş örtüsü konusunda ''hizmet alan-hizmet veren'' şeklinde
düzenleme yapılması konusunda tavrının net olduğunu kaydeden Vural, MHP'nin
iradesini, YÖK Kanununun ek 17. maddesinin ile Anayasa'da değişiklik yapılması
konusunda net olarak ortaya koyduğunu söyledi.
Vural, ''Baş örtüsü, siyasetin, siyasi tartışmaların odağı olmamalıdır.
Dini hususlar, siyasetin öznesi olarak dönüştürülüp, tartışma alanına
dönüştürülecek hususlar değil. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'nde milletimiz,
makul bir uzlaşma alanıyla bu meselenin çözülmesini istiyor. Baş örtüsü
ekseninde, başı açık ya da başı örtülü insanların dini anlayışıyla ilgili
kıyaslama yapılmasını da yanlış olarak görüyorum. Bu milletin dini ve diyanetiyle
uğraşmayın, siyasetin malzemesi yapmayın. Bu ülkenin insanlarının, başı açığının
da başı kapalının da dini bir açıdan sorgulanmasını eksiklik ya da fazlalık
olarak ortaya konulmasını doğru bulmuyorum. Bizim haddimiz değildir bunlarla
ilgili değerlendirmeler'' şeklinde konuştu.
''MANEVİ DEĞERLERİN HORTUMLANMASINA...''
AK Parti'li Bekir Bozdağ'ın korumalar ile ilgili tutanağı basın
mensuplarına dağıttığını belirten Vural, ''Şu hukuk devletine bakın. Bunun
üzerinden siyaset üretiyorlar. Acaba o gün orada Başbakan'ın, bakanların
korumaları yok muydu? Onlarla ilgili tutanak neden tutulmadı?'' diye sordu.
Bu tür konuların siyasete malzeme yapılmaması gerektiğini söyleyen Vural,
''Bu olayları maalesef AKP Grup Başkanvekilleri çıkıp acımasızca söylüyorlar.
Onları vicdana ve gerçeğe davet ediyorum. Vicdansızlık yapmasınlar. Bu milletin,
milli ve manevi değerlerinin bu kadar hortumlanmasına karşı seslerini
çıkaramıyorlar'' dedi.
Oktay Vural, AKPM görevli milletvekillerinin üye bulundukları siyasi
grupların listesini basın mensuplarına dağıtarak, MHP'li ve AK Parti'li ikişer
milletvekilinin Avrupa Demokratlar Grubuna, AK Parti'li 5 milletvekilin Avrupa
Halk Partileri-Hıristiyan Demokratlar Grubuna, CHP'li iki milletvekilin Sosyalist
Gruba, AK Parti'li bir milletvekilin ise Avrupa Liberal Demokratlar Grubuna üye
olduğunu söyledi. (12:20)
