2018-02-22 - 14:36
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. "Yardımcı doçentlik" kadrosu yerine "doktor öğretim üyesi" kadrosunun ihdas edilmesini öngören, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek kanunlaştı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
CHP Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu, denizcilik ve balıkçılığın sorunları, konulu gündem dışı söz aldı.
Bektaşoğlu, Türkiye'nin, üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu, deniz yolları açısından stratejik bir önemi bulunduğunu ancak bu potansiyelin kullanılamadığını bildirdi.
Deniz ve su kaynaklarının korunamadığını savunan Bektaşoğlu, "Su duruyor biz bakıyoruz, kirletiyoruz yok, ediyoruz." dedi.
Bektaşoğlu, geçimini denizcilikle sağlayanların büyük sorunlar içinde olduğunu belirterek, denizlerin ve denizciliğin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, Osmaniye'deki yatırımlara değindi.
Durmuşoğlu, Osmaniye'nin yatırımda öncelikli bölge statüsü kazandıktan hemen sonra yapılan yatırımların kente, bölgeye ve ülkeye önemli katkılar sağladığını ifade etti.
Kentte son 15 yılda gerçekleştirilen yatırımları anlatan Durmuşoğlu, projeler hakkında da bilgi verdi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp ise "Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri" konusunda söz aldı.
Cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin ihtiyaçlarının karışılanamadığını ileri süren Yiğitalp, cezaevlerinde bulunan herkesin, devletin ve hükümetin sorumluluğu altında olduğunu belirtti.
Yiğitalp, cezaevlerinde bulunanların sorunlarının giderilmesi için gerekli önlemlerin biran önce alınmasını istedi.
TBMM Genel Kurulunda yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin'de terör örgütlerine yönelik sürdürdüğü Zeytin Dalı Harekatı'na değindi.
Usta, "Suriye'de rejim güçlerinin Afrin'e girmesine ilişkin haberleri kaygıyla izliyoruz. Bu çok da anlamlandıramadığımız bir durum. Çünkü burada eğer Suriye rejim güçlerinin amacı topraklarını korumaksa şu soruyu sormak lazım; YPG topraklarının neredeyse üçte birini ele geçirirken akılları neredeydi?" diye konuştu.
Türkiye'nin Afrin'de terör örgütlerine yönelik bir harekat yürüttüğünün altını çizen Usta, bu hedeften dönüş olmadığını vurguladı.
Afrinlilerin bölgeye gelen Türk askerine karşı sevgi dolu yaklaşımlarının gözden kaçmaması gerektiğini belirten Usta, şöyle konuştu:
"Afrin terör unsurlarından temizlenecektir. Orada PKK, YPG kıyafeti giyen her kim olursa olsun Türkiye'nin hedefi olacaktır. Hükümetin bu konudaki açıklamalarını biz de MHP olarak destekliyoruz. Türkiye kendi sınırlarının güvenliği için, o bölgeden Türkiye'ye gelen misafirlerinin vatanlarına kavuşması için bölgededir. Dolayısıyla biz işgalci konumunda değiliz. Sivillere karşı da son derece hassas davranılmaktadır. Suriye'nin toprak bütünlüğü her zaman hassas olduğumuz bir konudur."
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da seçim ittifaklarına olanak tanıyan kanun teklifine değindi.
"Diğer hiçbir partiye danışmadan, çoğunluğa güvenerek bir yasa hazırlayıp tüm Türkiye'ye bunu dayatmak artık demokrasiyi ve uzlaşıyı, istişare siyasetini tamamen terk etiğinizin göstergesidir." diyen Kerestecioğlu, teklifin demokratik zeminde katılımcı şekilde yasa yapma sürecini de ortadan kaldırdığını savundu.
Kerestecioğlu, düzenlemenin tartışma yaratacak pek çok unsuru bulunduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de konuşmasında Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili bazı çevrelerce "haçla hilalin savaşı" şeklinde bir jargon yerleştirilmeye çalışıldığını belirterek, bir milletvekili tarafından Genel Kurulda okunan Afrin'den geldiği ifade edilen şiirde dahi bu ifadelerin yer aldığına dikkati çekti.
Türkiye'de gayrimüslim vatandaşların da olduğunun altını çizen Özel, Zeytin Dalı Harekatı gibi bir milli meseleye haçla hilalin savaşı denilerek, diğer inançların şeytanlaştırılmasının doğru olmadığını belirtti.
Özel, şeker fabrikalarının kapatılmasına karşı olduklarını da dile getirerek, Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba başkanlığında 18 milletvekilinden oluşan bir heyet ile şeker fabrikalarını ziyaret edeceklerini, işçilerle görüşeceklerini anlattı.
Özgür Özel, yakın zamanda sınavla 100 kaymakam alındığını, bunlardan 20'sinin Trabzonlu olduğunu ileri sürerek, bu kişilerin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun katkısıyla göreve getirildikleri iddiasının olduğunu ifade etti.
Konunun hassasiyetle ele almasını isteyen Özel, "Kaymakamlık için gereken üstün yetenekler hamsiden dolayı gelişiyorsa, bütün kaymakam adayları hamsi yesin. Ama sadece ve sadece Süleyman Soylu'dan torpil yaptırarak oluyorsa nerede kaldı hakkaniyet, liyakat, eşitlik, kul hakkı?" ifadelerini kullandı.
Özel, Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş'ın ve bazı yöneticilerinin gözaltına alınmalarını da eleştirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise konuşmasında bundan 56 yıl önce bugün Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir'in meşru hükümete karşı darbe girişiminde bulunduğunu hatırlattı.
Darbe girişiminin başarısız kaldığını, Aydemir'in ise dönemin iktidarı tarafından affedildiğini, ancak bir yıl sonra yeniden darbe girişiminde bulunduğunu anlatan Turan, "Bu durumun yol açtığı sonuç oldukça ibret vericidir. Demek ki bir anlamda darbecilik bulaşıcıymış. 'Darbecileri affedelim, daha yumuşak davranalım' diyen arkadaşlarımıza, 15 Temmuz sonrası yaşanan olumsuzlukları hatırlatmayı görev biliyorum." dedi.
Turan, dün akşam saatlerinde sanatçı Volkan Konak'ın sahne aldığı bir mekanda silahların patladığı yönünde haberler çıktığını, bu haberlerin hemen ardından ilgili kişiler açıklama yapmamışken eski ve yeni bazı milletvekillerinin sosyal medya hesaplarından "Atatürkçülere saldırı var. Vatanseverlere saldırı var" şeklinde paylaşımlar yaptığını aktardı.
Olayın aslı bilinmeden yapılan bu paylaşımların nedensiz gerginliklere yol açabileceğinin altını çizen Turan, herkesi sağduyulu davranmaya ve ayrıntılı bilgi sahibi olmadan değerlendirmede bulunmamaya çağırdı.
Turan, CHP'li Özel'in kaymakamlık sınavına ilişkin sözlerine de değinerek, "Kaymakamlık sınavı kariyer sınavıdır. Usulleri bellidir. Dolayısıyla bir mesleğe girerken memlekete, nüfusa göre kişiyi almak veya almamak diye bir şey yoktur." diye konuştu.
Haç ile hilal kavramlarının gündem olmasıyla ilgili de Turan, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu iki ifade bir tarihi sembol olarak kullanıldı. Tabii ki Suriye'deki meselenin bir terör meselesi olduğunu, Türkiye'nin kendi güvenliği için bunu yaptığını, haç, hilal tarzı bir tartışmadan kaynaklanmadığını ifade etmek istiyorum. Derdimiz, isteğimiz, Türkiye'nin güvenliğinin sağlanması, terör faaliyetlerinin son bulmasıdır."
Özel de tekrar söz alarak, "Bedelliyi tercih etmeyen, askerden kaçmayan, çürüğe ayrılmayan ama dini Hristiyanlık olan haçı kutsal olarak boynunda taşıyan Mehmetçik'imiz de var. Bunu da bilmek lazım. 'Haç ile hilalin savaşı' diyerek, birilerinin gönlünü kırmamak lazım. Bu ülkenin vatandaşları içinde Hristiyan vatandaşlar da var. Bu konuda bir uyarıda bulundum, bundan rahatsızlık duyulacak bir şey yok." açıklamasında bulundu.
Öte yandan Azerbaycan Milletvekili Elman Mehmedov ve beraberindeki heyet izleyici locasına gelerek bir süre Genel Kurul çalışmalarını izlediler.
Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, heyette Hocalı katliamına şahit olan kişilerin de bulunduğunu kaydederek, "Tüm siyasi parti grupları adına ben de sizlere hoş geldiniz diyorum. Bu vesileyle, Hocalı Katliamını en sert şekilde bir kez daha kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Hocalı'da hayatlarını kaybeden tüm şehit kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Azerbaycan'ın acısı Türkiye'nin acısıdır." diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Hastane enfeksiyonlarını önlemenin biricik yolu, personelin el yıkama hususundaki hassasiyetidir. Yoksa dezenfektan kullanarak hastane enfeksiyonlarını tek başına engelleyemezsiniz." dedi.
CHP, son dönemde hastane mikroplarındaki artışın ve bu nedenle ortaya çıkan ölümlerin nedenlerinin araştırılmasına ilişkin önerisini TBMM Genel Kuruluna getirdi.
Öneri üzerinde konuşan CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, bu konunun üzerine bir an önce gidilmesi gerektiğini ifade ederek, "Çünkü, konu sağlık sorunu." diye konuştu.
Aydın, sağlık sektöründe kullanılmak üzere merdiven altı firmalarda üretilen alkollerin kaçak içki olarak piyasaya sürüldüğünü ve insanların bundan hayatını kaybettiğini iddia etti.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, CHP'ye, "Önergenizde, 'hastanedeki ölümlerin 3'te 2'si hastane enfeksiyonundan kaynaklanıyor' diyorsunuz. Bunu neye göre söylüyorsunuz?" diye sordu. İktidarlarında sağlık sektöründe yapılanları anlatan Kavuncu, 2002'de 870 olan yoğun bakım yatağı sayısının 16 bine çıktığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ da 13 yıldır hastane enfeksiyonlarını kontrol etme konusunda çok iyi sistem kurduklarını ifade etti.
Kurdukları bu sistemin, Dünya Sağlık Örgütünün takdirini aldığını vurgulayan Akdağ, "Hastane enfeksiyonları bütün dünyanın ciddi sorunu. Türkiye'de alınan tedbirlerle ve hekimlerimizin, çalışanlarımızın dikkatli takipleriyle hastane enfeksiyonları, her yıl yüzde 8 ila yüzde 10 oranında azalmaktadır." dedi.
Recep Akdağ, antibiyotik kullanımını kontrol altına almak gerektiğini, aksi takdirde riskin her zaman olduğunu belirterek, son yıllarda yaptıkları çalışmalarla antibiyotik kullanımını azalttıklarına işaret etti.
Şehir hastanelerinin en büyük özelliğinin, mekanların teknolojik açıdan mükemmel olması, ameliyatların ve yoğun bakımların, hastane enfeksiyonlarını önleyebilecek teknolojileri barındırması olduğunu anlatan Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yıllarca riskli hastaları, kanserli hastaları da takip etmiş bir hekim olarak söylüyorum; ne yaparsanız yapın, hastane enfeksiyonlarını önlemenin biricik yolu, personelin el yıkama hususundaki hassasiyetidir. Sağlık Bakanlığımız bunun için eğitimler yapıyor, bu eğitimler devam edecek.
Bütün sağlık çalışanlarına Meclisten sesleniyorum; el yıkama konusu, hastane enfeksiyonlarını önlemenin en önemli ayağını teşkil etmektedir. Yoksa dezenfektan kullanarak hastane enfeksiyonlarını tek başına engelleyemezsiniz. Hastanelerimizin kullandığı bütün malzemeler standartlar çerçevesinde kullanılmaktadır."
MHP de Erzurum'un sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, konuşmasında, ilinin bazı sorunlarını aktararak, Erzurum'un tarım ve hayvancılıkta destek beklediğini söyledi.
Erzurum'a yüksek hızlı trenin gelmesini beklediklerini ifade eden Aydın, Erzurum Şeker Fabrikasının da kapatılmamasını istedi.
HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir, önergenin kapsamının, diğer illeri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini belirterek, "Muş ve Ağrı'nın da büyük sorunları var, oralardaki sorunları da araştırmamız lazım." dedi.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, AK Parti iktidarı döneminde, yatırımların yüzde 60'ının İstanbul ve çevresine yapıldığını söyleyerek, "Peki bu durumda Erzurum ne yapsın? Erzurum, 1970'li yıllara kadar Türkiye'nin en büyük 6-7 vilayetinden biriydi, bugün ise 60. sırada galiba." ifadesini kullandı.
Kuşoğlu, Cumhuriyet'in ilk üniversitelerinden birisi olan Atatürk Üniversitesinin Erzurum'da kurulduğunu, ilk şeker fabrikalarından birinin de Erzurum'da yapıldığını belirtti.
AK Parti Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, iline yapılan ve yapılacak yatırımları anlattı.
2019 Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali'nin Erzurum'da yapılacağını kaydeden Ilıcalı, Erzurumlu çiftçilerin mücadelesi sayesinde, bütün çiftçilerin borçlarının ertelendiğini bildirdi.
Müzakerelerin ardından CHP ve MHP ile HDP'nin, "İstanbul'da yapımı devam eden 3. Havalimanı inşaatı" ile ilgili grup önerileri kabul edilmedi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, sözleşmeli öğretmenlerin içinde bulunduğu sorunların giderilmesi gerektiğini belirterek, "Sözleşmeli öğretmen uygulaması bir zorunluluktan kaynaklanmış ise de alınan tedbirlerle daha uygulanabilir bir hale gelecektir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın "yardımcı doçentlik" kadrosu yerine "doktor öğretim üyesi" kadrosunun ihdas edilmesini öngören "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin görüşmelerine devam ediliyor.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, teklifin tezsiz yüksek lisans programlarıyla ilgili 9. maddesi üzerinde yaptığı konuşmada, bir akademisyenin kolay yetişmediğine, yıllar süren zorlu bir süreçten geçildiğine işaret etti.
Üniversitelerin özgürlüğünün bilimsel gelişme açısından önemine de değinen Dora, Türkiye'nin bu konuda olumsuz bir ortam sunduğunu ileri sürdü.
Dora, şöyle konuştu:
"Türkiye'de son yıllarda üniversite ve üniversite eğitimine ilişkin politikaların geldiği en önemli nokta, eğitimin toplumsal hareketlilik, toplumsal adalet, barış ve eşitlik gibi temel özelliklerinin ikinci plana itilmesi ve üniversitelerin giderek piyasanın taleplerine uygun bireyler yetiştiren kurumlar haline gelmesidir. Artık bilimsel araştırmada itici güç olarak merak, demode bir kavram haline dönüşmüştür, bunun yerine araştırmalar, piyasa ve sermaye gruplarının hizmetinde gerçekleştirilmektedir."
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor da sözleşmeli öğretmen uygulamasına değindi.
Sözleşmeli öğretmenlerin şartları nedeniyle mutsuz olduğunu, kadrolu öğretmenlerle aralarında maaş ve özlük hakları bakımından ciddi eşitsizlikler bulunduğunu ifade eden Tor, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sözleşmeli öğretmen uygulaması bir zorunluluktan kaynaklanmış ise de alınan tedbirlerle daha uygulanabilir bir hale gelecektir. Çözüm; aynı yerde dört yıl sözleşmeli artı iki yıl kadrolu olmak üzere altı yıllık süre çok uzundur, azaltılmalıdır; iki artı bir olarak yarıya düşürülmelidir. Kadrolu öğretmenlerle aralarındaki her türlü ücret farklılığı giderilmelidir."
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır ise teklifin TBMM gündemine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yardımcı doçentlik konusu ile ilgili talepleri üzerine geldiğini savundu.
Sındır, teklifin yardımcı doçentliği ortadan kaldırmadığını, bu unvanın adını değiştirdiğini ve bazı özelliklerini de olumsuzlaştırdığını öne sürdü.
Taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine ilişkin uygulamaya da değinen Sındır, beklentilerin karşılanmadığını ve sorunların yaşandığını söyledi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 14 şeker fabrikasıyla ilgili özelleştirme sürecinin sürdüğünü, diğer 11 fabrikanın ise kamu eliyle çalıştırılmaya devam edileceğini söyledi.
Arslan, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
"Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi" ile ilgili soruyu yanıtlayan Arslan, iktidarın ülkenin kalkınması, ekonomik olarak katma değer oluşturması adına birçok yatırım yaptığını, bu yatırımları gerçekleştirecek özel sektörün önünü açtığını, AK Parti olarak da yaptıklarının bu olduğunu söyledi.
Arslan, 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Bu özelleştirme kapsamında, şartnamede, fabrikadaki hiçbir çalışanın mağdur edilmemesi ve haklarının devam etmesi konusunda madde var. Kotalar çerçevesinde çiftçilerin üretimlerine devam etmesi ve bu işle uğraşan şeker pancarı üreten çiftçilerin haklarına herhangi bir halel gelmemesi adına da bir madde var. Bu da önemli. Daha önemlisi fabrikaların, kesinlikle şeker üretimi yapma konusunda çalışmasının zorunluluğu da ortaya konmaktadır.
Şeker üretimiyle ilgili zorunlu olan şeker fabrikası ve arazisi verilecek, onun dışında şeker üretimi için zorunlu olmayan alanlar bu kapsamda verilmeyecek. 14 şeker fabrikasıyla ilgili özelleştirme süreci devam ediyor, diğer 11 fabrika ise şu anki durumuyla kamu eliyle çalıştırılmaya devam edecek."
Ahmet Arslan, "Bu sorunun canınızı sıktığını biliyorum ama Cankurtaran Tüneli ile ilgili ne düşüyorsunuz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Işık çoktan göründü, tünel çoktan bitti. Bu soru hiçbir zaman benim canımı sıkmıyor. Benim canımı sıkıyor olsa bu makamda olmam, bu işleri yapmam. Biz millete hizmetkar olmak adına bu işleri yapıyoruz, canımız sıkılmıyor, tam tersine gurur duyuyoruz, Cankurtaran Tüneli'ni yapmakla gurur duyduğumuz gibi.
Mahkemenin yerine kendimi koyup karar verme şansım yok. Tüneli bitirdik, tünelin devamındaki viyadük konusu mahkemedeydi, mahkeme sonucunu beklemek zorundaydık, bekledik. Mahkeme kararından sonra da hızlı bir şekilde çalışmalara başlandı, kış şartlarında da viyadükte çalışmalar devam ediyor. Biter bitmez bu ayın sonu ya da mart ayı başı, bir hafta-10 gün içerisinde hizmete girecek."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
CHP Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu, denizcilik ve balıkçılığın sorunları, konulu gündem dışı söz aldı.
Bektaşoğlu, Türkiye'nin, üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu, deniz yolları açısından stratejik bir önemi bulunduğunu ancak bu potansiyelin kullanılamadığını bildirdi.
Deniz ve su kaynaklarının korunamadığını savunan Bektaşoğlu, "Su duruyor biz bakıyoruz, kirletiyoruz yok, ediyoruz." dedi.
Bektaşoğlu, geçimini denizcilikle sağlayanların büyük sorunlar içinde olduğunu belirterek, denizlerin ve denizciliğin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, Osmaniye'deki yatırımlara değindi.
Durmuşoğlu, Osmaniye'nin yatırımda öncelikli bölge statüsü kazandıktan hemen sonra yapılan yatırımların kente, bölgeye ve ülkeye önemli katkılar sağladığını ifade etti.
Kentte son 15 yılda gerçekleştirilen yatırımları anlatan Durmuşoğlu, projeler hakkında da bilgi verdi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp ise "Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri" konusunda söz aldı.
Cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin ihtiyaçlarının karışılanamadığını ileri süren Yiğitalp, cezaevlerinde bulunan herkesin, devletin ve hükümetin sorumluluğu altında olduğunu belirtti.
Yiğitalp, cezaevlerinde bulunanların sorunlarının giderilmesi için gerekli önlemlerin biran önce alınmasını istedi.
TBMM Genel Kurulunda yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin'de terör örgütlerine yönelik sürdürdüğü Zeytin Dalı Harekatı'na değindi.
Usta, "Suriye'de rejim güçlerinin Afrin'e girmesine ilişkin haberleri kaygıyla izliyoruz. Bu çok da anlamlandıramadığımız bir durum. Çünkü burada eğer Suriye rejim güçlerinin amacı topraklarını korumaksa şu soruyu sormak lazım; YPG topraklarının neredeyse üçte birini ele geçirirken akılları neredeydi?" diye konuştu.
Türkiye'nin Afrin'de terör örgütlerine yönelik bir harekat yürüttüğünün altını çizen Usta, bu hedeften dönüş olmadığını vurguladı.
Afrinlilerin bölgeye gelen Türk askerine karşı sevgi dolu yaklaşımlarının gözden kaçmaması gerektiğini belirten Usta, şöyle konuştu:
"Afrin terör unsurlarından temizlenecektir. Orada PKK, YPG kıyafeti giyen her kim olursa olsun Türkiye'nin hedefi olacaktır. Hükümetin bu konudaki açıklamalarını biz de MHP olarak destekliyoruz. Türkiye kendi sınırlarının güvenliği için, o bölgeden Türkiye'ye gelen misafirlerinin vatanlarına kavuşması için bölgededir. Dolayısıyla biz işgalci konumunda değiliz. Sivillere karşı da son derece hassas davranılmaktadır. Suriye'nin toprak bütünlüğü her zaman hassas olduğumuz bir konudur."
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da seçim ittifaklarına olanak tanıyan kanun teklifine değindi.
"Diğer hiçbir partiye danışmadan, çoğunluğa güvenerek bir yasa hazırlayıp tüm Türkiye'ye bunu dayatmak artık demokrasiyi ve uzlaşıyı, istişare siyasetini tamamen terk etiğinizin göstergesidir." diyen Kerestecioğlu, teklifin demokratik zeminde katılımcı şekilde yasa yapma sürecini de ortadan kaldırdığını savundu.
Kerestecioğlu, düzenlemenin tartışma yaratacak pek çok unsuru bulunduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de konuşmasında Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili bazı çevrelerce "haçla hilalin savaşı" şeklinde bir jargon yerleştirilmeye çalışıldığını belirterek, bir milletvekili tarafından Genel Kurulda okunan Afrin'den geldiği ifade edilen şiirde dahi bu ifadelerin yer aldığına dikkati çekti.
Türkiye'de gayrimüslim vatandaşların da olduğunun altını çizen Özel, Zeytin Dalı Harekatı gibi bir milli meseleye haçla hilalin savaşı denilerek, diğer inançların şeytanlaştırılmasının doğru olmadığını belirtti.
Özel, şeker fabrikalarının kapatılmasına karşı olduklarını da dile getirerek, Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba başkanlığında 18 milletvekilinden oluşan bir heyet ile şeker fabrikalarını ziyaret edeceklerini, işçilerle görüşeceklerini anlattı.
Özgür Özel, yakın zamanda sınavla 100 kaymakam alındığını, bunlardan 20'sinin Trabzonlu olduğunu ileri sürerek, bu kişilerin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun katkısıyla göreve getirildikleri iddiasının olduğunu ifade etti.
Konunun hassasiyetle ele almasını isteyen Özel, "Kaymakamlık için gereken üstün yetenekler hamsiden dolayı gelişiyorsa, bütün kaymakam adayları hamsi yesin. Ama sadece ve sadece Süleyman Soylu'dan torpil yaptırarak oluyorsa nerede kaldı hakkaniyet, liyakat, eşitlik, kul hakkı?" ifadelerini kullandı.
Özel, Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş'ın ve bazı yöneticilerinin gözaltına alınmalarını da eleştirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise konuşmasında bundan 56 yıl önce bugün Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir'in meşru hükümete karşı darbe girişiminde bulunduğunu hatırlattı.
Darbe girişiminin başarısız kaldığını, Aydemir'in ise dönemin iktidarı tarafından affedildiğini, ancak bir yıl sonra yeniden darbe girişiminde bulunduğunu anlatan Turan, "Bu durumun yol açtığı sonuç oldukça ibret vericidir. Demek ki bir anlamda darbecilik bulaşıcıymış. 'Darbecileri affedelim, daha yumuşak davranalım' diyen arkadaşlarımıza, 15 Temmuz sonrası yaşanan olumsuzlukları hatırlatmayı görev biliyorum." dedi.
Turan, dün akşam saatlerinde sanatçı Volkan Konak'ın sahne aldığı bir mekanda silahların patladığı yönünde haberler çıktığını, bu haberlerin hemen ardından ilgili kişiler açıklama yapmamışken eski ve yeni bazı milletvekillerinin sosyal medya hesaplarından "Atatürkçülere saldırı var. Vatanseverlere saldırı var" şeklinde paylaşımlar yaptığını aktardı.
Olayın aslı bilinmeden yapılan bu paylaşımların nedensiz gerginliklere yol açabileceğinin altını çizen Turan, herkesi sağduyulu davranmaya ve ayrıntılı bilgi sahibi olmadan değerlendirmede bulunmamaya çağırdı.
Turan, CHP'li Özel'in kaymakamlık sınavına ilişkin sözlerine de değinerek, "Kaymakamlık sınavı kariyer sınavıdır. Usulleri bellidir. Dolayısıyla bir mesleğe girerken memlekete, nüfusa göre kişiyi almak veya almamak diye bir şey yoktur." diye konuştu.
Haç ile hilal kavramlarının gündem olmasıyla ilgili de Turan, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu iki ifade bir tarihi sembol olarak kullanıldı. Tabii ki Suriye'deki meselenin bir terör meselesi olduğunu, Türkiye'nin kendi güvenliği için bunu yaptığını, haç, hilal tarzı bir tartışmadan kaynaklanmadığını ifade etmek istiyorum. Derdimiz, isteğimiz, Türkiye'nin güvenliğinin sağlanması, terör faaliyetlerinin son bulmasıdır."
Özel de tekrar söz alarak, "Bedelliyi tercih etmeyen, askerden kaçmayan, çürüğe ayrılmayan ama dini Hristiyanlık olan haçı kutsal olarak boynunda taşıyan Mehmetçik'imiz de var. Bunu da bilmek lazım. 'Haç ile hilalin savaşı' diyerek, birilerinin gönlünü kırmamak lazım. Bu ülkenin vatandaşları içinde Hristiyan vatandaşlar da var. Bu konuda bir uyarıda bulundum, bundan rahatsızlık duyulacak bir şey yok." açıklamasında bulundu.
Öte yandan Azerbaycan Milletvekili Elman Mehmedov ve beraberindeki heyet izleyici locasına gelerek bir süre Genel Kurul çalışmalarını izlediler.
Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, heyette Hocalı katliamına şahit olan kişilerin de bulunduğunu kaydederek, "Tüm siyasi parti grupları adına ben de sizlere hoş geldiniz diyorum. Bu vesileyle, Hocalı Katliamını en sert şekilde bir kez daha kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Hocalı'da hayatlarını kaybeden tüm şehit kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Azerbaycan'ın acısı Türkiye'nin acısıdır." diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Hastane enfeksiyonlarını önlemenin biricik yolu, personelin el yıkama hususundaki hassasiyetidir. Yoksa dezenfektan kullanarak hastane enfeksiyonlarını tek başına engelleyemezsiniz." dedi.
CHP, son dönemde hastane mikroplarındaki artışın ve bu nedenle ortaya çıkan ölümlerin nedenlerinin araştırılmasına ilişkin önerisini TBMM Genel Kuruluna getirdi.
Öneri üzerinde konuşan CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, bu konunun üzerine bir an önce gidilmesi gerektiğini ifade ederek, "Çünkü, konu sağlık sorunu." diye konuştu.
Aydın, sağlık sektöründe kullanılmak üzere merdiven altı firmalarda üretilen alkollerin kaçak içki olarak piyasaya sürüldüğünü ve insanların bundan hayatını kaybettiğini iddia etti.
AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, CHP'ye, "Önergenizde, 'hastanedeki ölümlerin 3'te 2'si hastane enfeksiyonundan kaynaklanıyor' diyorsunuz. Bunu neye göre söylüyorsunuz?" diye sordu. İktidarlarında sağlık sektöründe yapılanları anlatan Kavuncu, 2002'de 870 olan yoğun bakım yatağı sayısının 16 bine çıktığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ da 13 yıldır hastane enfeksiyonlarını kontrol etme konusunda çok iyi sistem kurduklarını ifade etti.
Kurdukları bu sistemin, Dünya Sağlık Örgütünün takdirini aldığını vurgulayan Akdağ, "Hastane enfeksiyonları bütün dünyanın ciddi sorunu. Türkiye'de alınan tedbirlerle ve hekimlerimizin, çalışanlarımızın dikkatli takipleriyle hastane enfeksiyonları, her yıl yüzde 8 ila yüzde 10 oranında azalmaktadır." dedi.
Recep Akdağ, antibiyotik kullanımını kontrol altına almak gerektiğini, aksi takdirde riskin her zaman olduğunu belirterek, son yıllarda yaptıkları çalışmalarla antibiyotik kullanımını azalttıklarına işaret etti.
Şehir hastanelerinin en büyük özelliğinin, mekanların teknolojik açıdan mükemmel olması, ameliyatların ve yoğun bakımların, hastane enfeksiyonlarını önleyebilecek teknolojileri barındırması olduğunu anlatan Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yıllarca riskli hastaları, kanserli hastaları da takip etmiş bir hekim olarak söylüyorum; ne yaparsanız yapın, hastane enfeksiyonlarını önlemenin biricik yolu, personelin el yıkama hususundaki hassasiyetidir. Sağlık Bakanlığımız bunun için eğitimler yapıyor, bu eğitimler devam edecek.
Bütün sağlık çalışanlarına Meclisten sesleniyorum; el yıkama konusu, hastane enfeksiyonlarını önlemenin en önemli ayağını teşkil etmektedir. Yoksa dezenfektan kullanarak hastane enfeksiyonlarını tek başına engelleyemezsiniz. Hastanelerimizin kullandığı bütün malzemeler standartlar çerçevesinde kullanılmaktadır."
MHP de Erzurum'un sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, konuşmasında, ilinin bazı sorunlarını aktararak, Erzurum'un tarım ve hayvancılıkta destek beklediğini söyledi.
Erzurum'a yüksek hızlı trenin gelmesini beklediklerini ifade eden Aydın, Erzurum Şeker Fabrikasının da kapatılmamasını istedi.
HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir, önergenin kapsamının, diğer illeri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini belirterek, "Muş ve Ağrı'nın da büyük sorunları var, oralardaki sorunları da araştırmamız lazım." dedi.
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, AK Parti iktidarı döneminde, yatırımların yüzde 60'ının İstanbul ve çevresine yapıldığını söyleyerek, "Peki bu durumda Erzurum ne yapsın? Erzurum, 1970'li yıllara kadar Türkiye'nin en büyük 6-7 vilayetinden biriydi, bugün ise 60. sırada galiba." ifadesini kullandı.
Kuşoğlu, Cumhuriyet'in ilk üniversitelerinden birisi olan Atatürk Üniversitesinin Erzurum'da kurulduğunu, ilk şeker fabrikalarından birinin de Erzurum'da yapıldığını belirtti.
AK Parti Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, iline yapılan ve yapılacak yatırımları anlattı.
2019 Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali'nin Erzurum'da yapılacağını kaydeden Ilıcalı, Erzurumlu çiftçilerin mücadelesi sayesinde, bütün çiftçilerin borçlarının ertelendiğini bildirdi.
Müzakerelerin ardından CHP ve MHP ile HDP'nin, "İstanbul'da yapımı devam eden 3. Havalimanı inşaatı" ile ilgili grup önerileri kabul edilmedi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, sözleşmeli öğretmenlerin içinde bulunduğu sorunların giderilmesi gerektiğini belirterek, "Sözleşmeli öğretmen uygulaması bir zorunluluktan kaynaklanmış ise de alınan tedbirlerle daha uygulanabilir bir hale gelecektir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın "yardımcı doçentlik" kadrosu yerine "doktor öğretim üyesi" kadrosunun ihdas edilmesini öngören "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin görüşmelerine devam ediliyor.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, teklifin tezsiz yüksek lisans programlarıyla ilgili 9. maddesi üzerinde yaptığı konuşmada, bir akademisyenin kolay yetişmediğine, yıllar süren zorlu bir süreçten geçildiğine işaret etti.
Üniversitelerin özgürlüğünün bilimsel gelişme açısından önemine de değinen Dora, Türkiye'nin bu konuda olumsuz bir ortam sunduğunu ileri sürdü.
Dora, şöyle konuştu:
"Türkiye'de son yıllarda üniversite ve üniversite eğitimine ilişkin politikaların geldiği en önemli nokta, eğitimin toplumsal hareketlilik, toplumsal adalet, barış ve eşitlik gibi temel özelliklerinin ikinci plana itilmesi ve üniversitelerin giderek piyasanın taleplerine uygun bireyler yetiştiren kurumlar haline gelmesidir. Artık bilimsel araştırmada itici güç olarak merak, demode bir kavram haline dönüşmüştür, bunun yerine araştırmalar, piyasa ve sermaye gruplarının hizmetinde gerçekleştirilmektedir."
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor da sözleşmeli öğretmen uygulamasına değindi.
Sözleşmeli öğretmenlerin şartları nedeniyle mutsuz olduğunu, kadrolu öğretmenlerle aralarında maaş ve özlük hakları bakımından ciddi eşitsizlikler bulunduğunu ifade eden Tor, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sözleşmeli öğretmen uygulaması bir zorunluluktan kaynaklanmış ise de alınan tedbirlerle daha uygulanabilir bir hale gelecektir. Çözüm; aynı yerde dört yıl sözleşmeli artı iki yıl kadrolu olmak üzere altı yıllık süre çok uzundur, azaltılmalıdır; iki artı bir olarak yarıya düşürülmelidir. Kadrolu öğretmenlerle aralarındaki her türlü ücret farklılığı giderilmelidir."
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır ise teklifin TBMM gündemine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yardımcı doçentlik konusu ile ilgili talepleri üzerine geldiğini savundu.
Sındır, teklifin yardımcı doçentliği ortadan kaldırmadığını, bu unvanın adını değiştirdiğini ve bazı özelliklerini de olumsuzlaştırdığını öne sürdü.
Taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine ilişkin uygulamaya da değinen Sındır, beklentilerin karşılanmadığını ve sorunların yaşandığını söyledi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 14 şeker fabrikasıyla ilgili özelleştirme sürecinin sürdüğünü, diğer 11 fabrikanın ise kamu eliyle çalıştırılmaya devam edileceğini söyledi.
Arslan, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
"Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi" ile ilgili soruyu yanıtlayan Arslan, iktidarın ülkenin kalkınması, ekonomik olarak katma değer oluşturması adına birçok yatırım yaptığını, bu yatırımları gerçekleştirecek özel sektörün önünü açtığını, AK Parti olarak da yaptıklarının bu olduğunu söyledi.
Arslan, 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Bu özelleştirme kapsamında, şartnamede, fabrikadaki hiçbir çalışanın mağdur edilmemesi ve haklarının devam etmesi konusunda madde var. Kotalar çerçevesinde çiftçilerin üretimlerine devam etmesi ve bu işle uğraşan şeker pancarı üreten çiftçilerin haklarına herhangi bir halel gelmemesi adına da bir madde var. Bu da önemli. Daha önemlisi fabrikaların, kesinlikle şeker üretimi yapma konusunda çalışmasının zorunluluğu da ortaya konmaktadır.
Şeker üretimiyle ilgili zorunlu olan şeker fabrikası ve arazisi verilecek, onun dışında şeker üretimi için zorunlu olmayan alanlar bu kapsamda verilmeyecek. 14 şeker fabrikasıyla ilgili özelleştirme süreci devam ediyor, diğer 11 fabrika ise şu anki durumuyla kamu eliyle çalıştırılmaya devam edecek."
Ahmet Arslan, "Bu sorunun canınızı sıktığını biliyorum ama Cankurtaran Tüneli ile ilgili ne düşüyorsunuz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Işık çoktan göründü, tünel çoktan bitti. Bu soru hiçbir zaman benim canımı sıkmıyor. Benim canımı sıkıyor olsa bu makamda olmam, bu işleri yapmam. Biz millete hizmetkar olmak adına bu işleri yapıyoruz, canımız sıkılmıyor, tam tersine gurur duyuyoruz, Cankurtaran Tüneli'ni yapmakla gurur duyduğumuz gibi.
Mahkemenin yerine kendimi koyup karar verme şansım yok. Tüneli bitirdik, tünelin devamındaki viyadük konusu mahkemedeydi, mahkeme sonucunu beklemek zorundaydık, bekledik. Mahkeme kararından sonra da hızlı bir şekilde çalışmalara başlandı, kış şartlarında da viyadükte çalışmalar devam ediyor. Biter bitmez bu ayın sonu ya da mart ayı başı, bir hafta-10 gün içerisinde hizmete girecek."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
