2016-04-22 - 16:22
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan AK PARTİ İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli, 23 Nisan'ı kutlayarak başladığı konuşmasında, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle andı.

Bugün Tunceli'de şehit olan güvenlik görevlilerine rahmet, ailelerine de başsağlığı dileyen Sürekli, terörle mücadelede başarılı çalışmaların yoğunlukla ve artarak devam ettiğini belirtti. Sürekli, "Bugün de kırsalda güvenlik güçlerimizin başlattığı başarılı operasyonlar var. Bu terörün sonuna geldik inşallah. Bu terörü yeneceğiz. Bu ülkeyi böldürtmeyeceğiz, bu ülkeyi böldürtmeyeceğiz inşallah." dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesine her türlü desteği verdiklerini dile getiren Sürekli, "Biz İzmir için her şeyi yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Ancak, biz bunları yaparken yerel idare bazen gerçekten bizi üzüyor." diye konuştu.

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, tarımsal alanların kaybı konusunda yaptığı konuşmada, ülkedeki tarım alanlarının heba edildiğini, iyi kullanılmadığını, çoraklaştırıldığını ve bazı yerlerde de sanayi faaliyetlerine açıldığını iddia etti.

Bu alanların daha iyi bir şekilde değerlendirilmesi ve verim elde edilecek şekilde kullanılması gerektiğini dile getiren Arslan, Türkiye'de ulusal bir tarım politikasına ihtiyaç olduğunu belirtti.

Arslan, bu program yapıldığı takdirde Türkiye'nin değişmeyen bir tarım politikası olacağını ve bunun hükümetler tarafından uygulanacağını, planlı tarımsal üretimle birlikte de ithalatın sıfırlanacağını anlattı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Tunceli'deki terör saldırısında şehit olan askerlere rahmet ve yakınlarına başsağlığı diledi. Akçay, "Türk milleti birlik ve beraberliğini daha da pekiştirerek bütün ihanetleri püskürtecektir. TBMM'nin kuruluşunun 96. yılında bu kararlılık daha da artacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Yargıtay'ın Ergenekon davası kararına değinen ve "Yargıtay'ın kararıyla öğrendik ki Ergenekon diye bir örgüt yokmuş" diyen Akçay, bütün kamuoyunun, bu sürecin bir kumpas olduğuna kanaat getirdiğini kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Tunceli'de şehit olan askerlerin yakınlarına başsağlığı dileyerek, olayın kendilerini üzdüğünü dile getirdi. "Bu savaşın çıkmaz bir yol olduğunu, acıları artırma dışında hiçbir işe yaramadığını" savunan Baluken, Meclis'in, bu ölümleri durduracak bir çare bulması gerektiğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Tunceli'deki şehitlere rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileyerek, terör saldırılarının bir insanlık suçu olduğunu belirtti.

Yargıtayın Ergenekon davası kararına değinen Özel, "Bu davanın hukuki savcısı firarda, siyasi savcısı sarayda oturmaktadır şu anda." dedi.

AK PARTİ'den ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan özür beklediklerini dile getiren Özel, bu yapılmadığı takdirde CHP olarak, "Geçmiş zaman olur ki" adı altında tutanak incelemesini her gün Meclis'te paylaşacaklarını ve dava sürecine ilişkin geçmişte siyasilerin neler söylediğini hatırlatacaklarını kaydetti.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Tunceli'deki şehitlere rahmet dileyerek başladığı konuşmada, ülkede hiç kimsenin hayatını kaybetmesini istemediklerini bunu ahlaki bir ödev olarak gördüklerinin altını çizdi.

Suriye'deki gelişmelerden kendisine görev çıkartan terör örgütünün fiili olarak bir teşebbüste bulunduğunu ve kaybettiğini vurgulayan Bostancı, Türkiye'de barışın ve selametin yerleşeceği günlerin gelmesi dileğinde bulunarak, devletin bunu sağlayacak güçte olduğunu söyledi.

Ergenekon davasına ilişkin Yargıtay kararına da değinen Bostancı, "Sabah akşam parlamentoda 'yargı iktidarın elinde' ve 'iktidar bu Ergenekon davasında taraf' diye değerlendirme yapanların yargının bu kararı karşısında özeleştiri yapması gerektiğini" dile getirdi.

Bostancı, "Türkiye'de hukuk belki kimi aksamalar yaşamakta, kimi zaman problemler ve üzerinde spekülasyonlar doğmakta. Ama nihai olarak kamu vicdanını tatmin edecek bir güzergahta ilerlemektedir. Bunu sevindirici bulmak gerekir" dedi.

Türkiye'nin yakın tarihinin 1960'dan beri bir darbeler tarihi olduğunu belirten Bostancı, böyle bir tarihsel arka planın olduğu bir ülkede bu tür girişimlerin, bunlara ilişkin tartışmaların, spekülasyonların, bunların zaman zaman bir şekilde mahkemeye intikalinin ve bunun etrafında siyasi tartışmaların yaşanmasının olağan görülmesi gerektiğini belirtti.

AK PARTİ olarak hukukun verdiği kararlara saygılı olduklarını dile getiren Bostancı "Yargının kararı kamu vicdanını tatmin edecek mahiyettedir. Biz de saygıyla karşılarız." değerlendirmesinde bulundu.

Başkanvekili Bahçekapılı da Başkanlık Divanı olarak şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına da sabır ve başsağlığı dilediklerini ifade etti.

HDP'nin, basın özgürlüğüyle ilgili Meclis araştırması açılmasını içeren grup önerisi kabul edilmedi.

HDP, TBMM Danışma Kurulunun toplanamaması üzerine önerisini Genel Kurula taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Meclis Başkanlığı tarafından kendilerine gönderilen yazıda, milletvekillerine F klavye bilgisayar verileceğinin yer aldığını belirterek, kendisinin 30 yıllık gazeteci olduğunu ve Q klavye kullandığını kaydetti.

Bilgen, "Hangi klavyeyle yazıp yazamayacağımıza dair kararda bile milletvekili iradesi bir şey ifade etmiyorsa; bırakın grupları, partileri, bu Meclisin ne kadar demokratik işlediği konusunda suçu İçtüzüğe atarak işin içinden çıkamayız. Darbe döneminin Anayasası, İçtüzüğü var. 'İki klavyeden hangisini tercih edersiniz?' diye sormak varken, 'Biz F klavye alacağız, ister alın ister almayın' diyen bir tarzla Parlamentonun kendi iç işleyişini demokratikleştirmesi için sadece İçtüzük değişikliği de yetmez" dedi.

Cezaevlerinde 32 tutuklu ve hükümlü gazeteci bulunduğunu savunan Bilgen, bu kişilerin gazeteci olup olmadığı yönünde tartışmalar yapıldığını ve konunun yurt dışında da gündeme geldiğini anlattı. Konuyla ilgili Meclis araştırması açılmasını istediklerini anlatan Bilgen, Türkiye'de geçmişte Demokrat Parti tarafından çıkarılan Atatürk'ü Koruma Kanunu nedeniyle gazetecilerin yargılandığını söyledi. Bilgen, son yıllarda Cumhurbaşkanı'na hakaretten yargılananların sayısının, 65 yılda Atatürk'ü Koruma Kanunu'ndan yargılananlara ulaştığını ileri sürdü.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Türkiye'de basın kadar özgür kurum yoktur. Sabah erken kalkan ülkenin Cumhurbaşkanı ve AK PARTİ kadrolarına ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Basın özgürlüğü sınırsız hak demek değil. Bir marangozun, doktor grubunun suç işleme özgürlüğü yoksa basının da yoktur. Devletin ve milletin bekası, vatandaşımızın can ve mal güvenliği her şeyden önce gelir" görüşünü savundu.

Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün, gazetecilik faaliyeti kapsamında değil, casusluk faaliyeti kapsamında tutuklandığını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:

"Batılı ülkelerde bu tür tedbirler alındığında hukukun üstünlüğü olarak yorumlanmaktadır. 2010 yılında ABD askerinin sızdırdığı belgeleri kurucusu olduğu Wikileaks'te yayınlayan Julian Assange'ın tutuklanmasına karar verildi. Kendisi şu anda Ekvador Konsolosluğundan kafasını dışarı çıkaramıyor. Mesele ne basın özgürlüğüdür ne de tutuklu gazetecilerdir; mesele AK PARTİ ve Recep Tayyip Erdoğan'ın temsil ettiği hareketin başarılı olmasının engellenmesi çabasıdır. Artık fantastik cümlelerle muhalefet yapma zamanı geçmiştir; şimdi geçerli olan reel politiktir ve reel politiğin başında da AK PARTİ ve kadroları var."

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, öneri lehine yaptığı konuşmada, "Yasaklardan, parti kapatmalardan gelen bir heyetin yasaklara sığınmasını, yüzde 50 oyla gelenlerin muhaliflerin konuşmasından korkmasını ibretle izliyorum" diye konuştu.

Basının susturulmasının anlaşılır olmadığını, düşünce ve ifade özgürlüğü yoksa hiçbir şeyin olmayacağını dile getiren Bekaroğlu, "Düşünce ve ifade özgürlüğü yoksa demokrasiden söz edemez, 'İyi şeyler yapıyoruz' diyemezsiniz. Ağzını açan terör yandaşı damgası vurulup susturuluyor, düşüncesini açıklayanlar yargılanıyor. Yargının verdiği kararları idare ya uygulamıyor ya da istediği gibi uyguluyor. 'Yeni Türkiye' diyorsunuz. Siz eski Türkiye'nin bütün araçlarına sarıldınız. Türkiye'yi bir karanlığa yuvarlıyorsunuz. Firavun yönetimler geçmişte de günümüzde de yüzde 95'lerle seçilmişlerdi" dedi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız ise öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, basın özgürlüğünün Anayasa'da teminat altına alındığını, bunun milli güvenlik ve kamu düzeni gibi sebeplerle nasıl sınırlanabileceğinin de düzenlendiğini belirterek, Türkiye'nin demokratik standartlarda uygulanan basın özgürlüğüne sahip olduğunu, "Türkiye'de basın özgürlüğü olmadığını beyan edenlerin milletin yerli ve milli değerlerine, AK PARTİ'ye ve millete düşmanlık ettiklerini" söyledi.

Konuşmaların ardından HDP'nin, basın özgürlüğüyle ilgili Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da daha sonra "Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısı"nın görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.

"Temel Kanun" olarak ele alınan tasarının görüşmelerine 16. madde üzerinden devam edildi. Önerge üzerine söz alan MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul, mali suçlarda ya beyaz ya da siyah tarafta olunacağını dile getirerek, "Bunun aksi durumlarda AKP Hükümeti gibi gri alanda kalmak isterseniz ülkemizi uluslararası yaptırımlardan kurtulmak isteyen yasa dışı ticaret ilişkilerinin ortasında bırakırsınız. Nitekim, iki arsızın ülkemizde dağıttığı rüşvetler ve yürüttükleri kirli ilişkilerin neticesini yabancı mahkemelerden öğrenmek için bekleyen bir ülkeye dönüşmüş durumdayız maalesef." dedi.

HDP Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı, "Bir ülkede gazeteciler gazetecilik yaptığı için yargılanıyorsa, siyasetçiler siyaset yaptıkları için tutuklanıyorsa, merkezi makamlar yargı üzerinde bir baskı aracı olarak tutuluyorsa demokrasiden bahsetmek mümkün değildir." diye konuştu.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise Ergenekon davası sırasındaki hukuksuzlukları dile getirerek, "Ben kendi adıma özür beklemiyorum. Gelin, bu davanın yanlış olduğunu siz de söyleyin bundan sonrakiler için." ifadesini kullandı.

İstanbul'da Can Dündar ve Erdem Gül'ün yargılandığı dava ile akademisyenlerin davasının görüldüğünü hatırlatan Balbay, "Hepiniz canhıraş 'dava doğru' diyorsunuz. İnanın, biraz ayrıntılarına baktığınızda belki önümüzdeki yıl 'çok farklıymış' diye düşüneceksiniz." değerlendirmesinde bulundu.

CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, "Sayın Başkan, değerli vekiller; sizlere bir haberim var: Ergenekon diye bir örgüt yokmuş." diye başladığı konuşmasında, şunları kaydetti:

"Oysa ne faydalı bir çuvaldı, sevmediklerinizi, fikrine katılmadıklarınızı, karşıt görüşte bulduklarınızın tamamını o çuvala bir bir atıveriyordunuz. Hatırlar mısınız, bir zamanlar katliamlar üzerinden siyaset yaparken "Literatürde varsa özür dileriz." diyen bir Başbakan vardı. Ben yine haber veriyorum arkadaşlar, evet, literatürde var, buyursunlar özür dilesinler, bugün özür günüdür. Yetmez ama evet, devamının da olması gereklidir. Çünkü özür yetmez çünkü hayatlarını çaldığınız insanların, intihar etmek zorunda bıraktığınız, tecritlerde işkence ettiğiniz gazetecilerin, salt babasını ziyarete gitti diye terörist muamelesi yaparak elbisesini delik deşik ettiğiniz küçücük çocukların, ailelerin vebali üzerinizde, onlardan da özür dilemek zorundasınız."

Genel Kurul'da, tutuklu 4 akademisyenin tahliyesine ilişkin karar üzerine grup başkanvekilleri görüşlerini ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "AKP iktidarında 'düşüncelerine katılmıyorum ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim.' diyen Voltaire'in 250 yıl önce söylediğinin gerisine düştük. Bizi evrensel düşünce özgürlüğü değerlerinde çağın 250 yıl geresinde götüren AKP iktidarına karşı Türkiye'de hakimler var." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, akademisyenlerin tahliyesine ilişkin kararın Türkiye tarihi açısından önemli olduğunu belirterek, "bu suça ortak olmayacağız" diyen ve barış talepleri için düşüncelerini ifade ettikleri için tutuklanmaların AB ile uyum sürecinde olması ayıptı. Bu karar, umut verici sürecin başladığını gösteriyor." görüşünü savundu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da aynı konuda, "4 akademisyen önce tutuklandı bir süre sonra bırakıldı. Tutuklandığında siyasi spekülasyon yapıldı; 'AKP iktidarı tutuklattırdı' diye... İktidar yerinde duruyor, Saray dediğiniz adam da yerinde duruyor, mahkemeler de duruyor. Ne değişti; dün tutuklandı, bugün bırakıldılar. İktidarın bu konulara ilişkin iddia edildiği gibi tavrı olsaydı o insanlar hala içeride olurdu. Tamamen yargıya ait bir iştir. AK PARTİ'ye yönelik siyasi yaklaşımın ne kadar tutarsız olduğunu gösteriyor." diye konuştu.

Tasarının görüşmeleri sürüyor.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****