2018-02-28 - 16:31
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. İflas ertelemeyi kaldırarak, alacaklılar ile borçlunun müzakere etmesi ve anlaşmalarının mahkemece tasdiki temeline dayanan konkordato kurumunu işlevsel hale getiren tasarı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Aydın, "28 Şubat darbesi, millete rağmen ve millete karşı hiçbir eylemin ve fikrin asla muvaffak olamayacağını göstermesi bakımından da siyaset tarihine geçmiş en büyük örneklerden biridir." dedi.

Gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Boyraz, 28 Şubat'ın 21. yılı nedeniyle yaptığı konuşmada, ülkenin içinde bulunduğu zor zamanlarda Refah Partisi'nin kendine özgü yöntemlerle milletle irtibat kurduğunu ve 158 milletvekiliyle iktidarı kurma yetkisi aldığını anımsattı.

Refah Partisi'nin, iktidara gelmesinin ardından, vesayetin sermaye ayağına darbe vurduğunu belirten Boyraz, 28 Şubat'ın darbeler tarihinde bir ilk olduğunu ve doğrudan milleti hedef aldığını dile getirdi. "15 Temmuz, bu anlamda 28 Şubat'ın rahminde döllenmiştir." ifadesini kullanan Boyraz, FETÖ'nün bu süreçte tahkim edildiğini söyledi.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan, seçim ittifakına ilişkin konuşmasında, "ülkeyi kötü yöneten iktidarın, hukuku, demokrasiyi ve devletin kurumlarını güçlendirmek yerine, kendi iktidarını sağlama almak ve tek adam rejimini tahkim etmek için uğraştığını, ittifak düzenlemesinin ise bunun hukuki adımı olduğunu" ileri sürdü.

CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci, çocuk istismarları konusundaki konuşmasında, dünyada çocuk istismarı oranı, yüzde 1 ila 10 arasında iken, Türkiye'de bu oranın yüzde 10 ila 53 arasında olduğunu iddia etti. Ülkedeki çocuk tecavüzü vakalarının sadece yüzde 5'inin ortaya çıktığını, yüzde 95'inin ise gizli kaldığını söyleyen Yedekci, son 10 yılda çocuk tecavüzlerinin yüzde 700 arttığını ifade etti.

Hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Yedekci, konuşmasının ardından tepki olarak ellerindeki çiçekleri, Genel Kurulda bakanlar için ayrılan bölüme bıraktı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Meclisin, çocuklar üzerinden kişisel siyaset ikbali için şov yapma yeri olmadığını belirterek, "Her kim ki bu çocuk istismarı üzerinden kendisine siyasi bir gelecek oluşturmaya çalışıyorsa Allah onun bin belasını versin." dedi.

Bu tür suçlara ilişkin cezaların, AK Parti iktidarında ağırlaştırıldığını hatırlatan Muş, bu konunun, istismar edilecek bir konu olmadığını vurguladı. Muş, bu konu hakkında parlamentodaki bütün siyasi parti gruplarının ve milletvekillerinin hassas olduğunun altını çizdi.

Başkanvekili Aydın, konunun çok hassas olduğuna dikkati çekerek, "Siyasete malzeme edilecek bir konu değil. Bu konuda bütün gruplar ortaklaşa yapılabilecek en iyi şeyi yapmalıdır." diye konuştu.

Öte yandan Ahmet Aydın, bugünün, Türkiye'nin siyasi tarihinin kara günlerinden biri olan ve millete zorla dayatılan 28 Şubat darbesinin yıl dönümü olduğunu belirterek, "28 Şubat darbesi, millete rağmen ve millete karşı hiçbir eylemin ve fikrin asla muvaffak olamayacağını göstermesi bakımından da siyaset tarihine geçmiş en büyük örneklerden biridir." değerlendirmesinde bulundu.

"28 Şubat sürecinin bin yıl süreceği iddiasında ve aymazlığında olanlara karşı milletin direnişi ve gösterdiği mücadele, bugünün ve yarınların güçlü ve büyük Türkiye'sinin temellerinin atılmasına da vesile olmuştur." diyen Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ülke ve bu aziz millet, Allah'ın izniyle dün 28 Şubat'ta, bugün 15 Temmuz'da da kendisini esarete sürüklemeye yeltenenlere gereken cevabı verdiği gibi bu duruşunu ilelebet sürdürecektir. 15 Temmuz'da bir ve beraber olan bu milletin gücünün, darbecilerin ve tankların gücünün çok çok üzerinde olduğu bir kez daha net bir şekilde ortaya konulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ve aziz milletimiz var olduğu sürece hiçbir zaman darbelere yenik düşmeyecektir. Teslimiyete asla izin vermeyecek olan demokrasimiz, milletin hürriyetine halel getirmek isteyenleri de her daim tarihin karanlık dehlizlerine gömecek güce sahiptir."

Bu kara günü unutmamak ve unutturmamak adına bugün Türkiye'de değişik etkinlikler düzenlendiğini kaydeden Aydın, "Artık 15 Temmuz'da bu millet uyanışa geçti, ne kadar büyük bir millet ve ne kadar büyük bir medeniyetin ürünü olduğunu bir kez daha gösterdi. İnşallah bundan sonraki süreçte de artık darbeler, tarihin karanlık sayfalarında yer alacaktır. Bu millet asla ve asla darbelere ve darbecilere prim vermeyecektir." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bugünün siyasi tarihe ve demokrasi tarihine karar bir leke olarak geçen 28 Şubat'ın yıl dönümü olduğunu anımsatarak, 28 Şubat 1997'de siyasete müdahalenin derin fay kırıklarına neden olduğunu söyledi.

Akçay, "Nasıl ki 15 Temmuz'un tüm sorumlularının cezalandırılmasını talep ediyorsak, adaletin tesis edilmesi çağrısı yapıyorsak 28 Şubat için de düşüncelerimiz aynıdır. Türkiye'nin bu tür yüklerden kurtulması gerekir." diye konuştu.

Terör örgütü PYD/PKK'nın eski eş başkanı Salih Müslüm'ün Çekya'da serbest bırakılmasını da eleştiren Akçay, Çekya'nın, bu kararıyla terörle küresel mücadeleye zarar verdiğini ve uluslararası kanunlara da aykırı davrandığını dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise, "Biz CHP olarak postmodern, asker, sivil hangi isimle, yol ve yöntemle olursa olsun bu darbelere karşıyız. Tüm darbelerin temel hedefi, 28 Şubat'ta da olduğu gibi siyasettir." değerlendirmesinde bulundu.

15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından 20 Temmuz'da da Meclis'in işlevsiz hale getirildiğini savunan Özkoç, "Bugün ülke olarak sivil darbe koşullarında yaşamaktayız. Bombalara direnen, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten TBMM, 20 Temmuz itibarıyla devre dışı bırakılmıştır." görüşünü ileri sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, 28 Şubat'ı, "milli iradeye yapılan zelil bir süreç" olarak nitelendirdi. Halkın oylarıyla seçilmiş meşru iktidarın, sandık dışı yöntemlerle düşürülmesi için her türlü rezaletin sergilendiği bir sürecin en büyük mağdurunun millet olduğunun altını çizen Muş, şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye'de 'diktatör' yalanını dolaşıma sokanların, 28 Şubat'ta darbecilerle nasıl kola kola ve demokrasi sicillerinin ne kadar bozuk olduğunu milletimiz çok iyi bilmektedir. Çok şükür ki bugün bambaşka Türkiye var. Bugün Türkiye'de iktidarları manşetler değil, millet belirliyor. Bugün Türkiye'de sokak olayları ve vesayet odaklarının algı operasyonlarıyla iktidarlar hizaya getirilemiyor. Bugün Türkiye'de hiç kimse kıyafetinden, dininden, dilinden, etnik kökeninden ötürü ayrımcılığa tabi tutulmuyor, herkes eşit bir şekilde eğitim hakkından ve kamu hizmetlerinden faydalanıyor. Bugün tanklar Sincan'da milli iradeye değil, Afrin'de teröristlere karşı yürüyor."

MHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için emeklilerin sorunlarının araştırılması için verdiği önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Türkiye'de 11 milyonu aşkın emekli bulunduğuna işaret ederek, ülkenin kalkınmasına hizmet eden, alın teri döken emeklilere en iyi şartları sağlanamın, sosyal devletin gereği olduğunu söyledi.

Emeklilerin bir kısmının asgari ücretin altında maaş aldığını ifade eden Şimşek, bu maaşla kişilerin hayatını idame ettiremeyeceğini, en düşük emekli maaşının en az asgari ücret kadar olması gerektiğini ifade etti.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamu ve özel ayrımı olmaksızın emeklilerden muayene ücreti ve katkı payı alınmamasını ve ilaçta katkı payının kaldırılmasını önerdi.

AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, banka kuyruklarının tarihe karıştığını, şimdi maaşların vatandaşa evlerinde teslim edildiğini belirtti.

IMF'nin geçmişte Türkiye'ye durağan politikalar dayattığını, "emeklilerden vergi alın." dediğini anımsatan Uslu, "IMF'yi defettik, durağan politikaları reddettik. Emeklilerden kesinti yok. Katılım payı var bu suistimali önlemek açısından var." dedi.

Uslu, 2013'te intibakla ilgili bir düzenleme yapıldığını, 6 ayrı grup bulunduğunu, emeklilik maaşlarının farklı olduğunu, intibak yasasıyla bunun düzeltildiğini anımsattı.

Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra CHP'nin özelleştirme kapsamındaki şeker fabrikalarının karlılık, istihdam oranları, nişasta bazlı şeker kullanımının ortaya çıkardığı sorunların belirlenmesine ilişkin önergesine dair grup önerisinin görüşmelerine geçildi.

AK Parti Samsun Milletvekili Hasan Basri Kurt, yurt içi şeker ihtiyacının yurt içi kaynaklardan karşılanmasını esas aldıklarını, çiftinin korunmasının da bu kapsama dahil olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin çikolata, şekerli ürünlerde gerçekleştirdiği ihracat rakamlarını kimsenin görmediğini ifade eden Kurt, göreve geldiklerinde 900 milyon dolar olan şekerleme ürün ihracatının, 2016'da 2,2 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Kurt, "Bütün glukoz şuruplarını sadece kendi vatandaşımıza sunuluyormuş gibi çelişkiyi ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

CHP'nin grup önerisi de yapılan oylama sonrasında kabul edilmedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 14 şeker fabrikasının özelleştirileceğini belirterek, "Anayasa Mahkemesinin kararlarını dikkate alarak çok güzel bir şartname hazırladık. İşçilerin, çiftçilerin mağduriyeti olmayacak, bazı kıymetli arsalar kapsam dışında tutulacak, kotalar aynen devam edecek." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, yatırım ortamının iyileştirilmesini amaçlayan İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde görüşmeler sürüyor.

Bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Eroğlu, 14 şeker fabrikasının özelleştirileceğini, bunun satış değil, özelleştirme işlemi olduğunu belirtti.

Anayasa Mahkemesinin kararlarını dikkate alarak çok güzel bir şartname hazırladıklarını dile getiren Eroğlu, daha önceki mahzurların telafi edildiğini söyledi. Eroğlu, buradaki işçilerin hiçbir mağduriyet yaşamayacağını, bazı kıymetli arsaların da kapsam dışında tutulacağını bildirerek, "Şeker fabrikası işlemeye devam edecek. Ayrıca çiftçilerin mağduriyeti olmayacak. Kotalar aynen devam edecek." diye konuştu.

Eroğlu, şehit yakınlarının başlarının tacı olduğunu ifade ederek, hükümetin, şehit yakınlarına çok büyük imkanlar sağladığını anlattı.

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, tasarının birçok maddesinde mutabık kaldıklarını, iş yaşamı ve icra iflas düzenlemeleri için gerekli, yapıcı bir düzenleme olduğunu kaydetti.

Aldan, sadece elektronik tebligata ilişkin bazı kaygıları bulunduğuna, özellikle yaşlı ya da bilgisayar kullanmasını bilmeyen avukatlar ile engelli avukatlar açısından sıkıntılı sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti.

TBMM Genel Kurulunda, yatırım ortamının iyileştirilmesini amaçlayan İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, icrada ve iflasta, ticari ve ekonomik bütünlük arz eden, bir bütün halinde satıldığında daha yüksek gelir elde edeceği anlaşılan mal ve haklar, bir bütün olarak paraya çevrilecek.

Borca batık durumdaki sermaye şirketi veya kooperatifin, mali darboğazı aşması ve ekonomi içindeki üretken konumunu devam ettirmesi amacına yönelik olarak kabul edilen iflasın ertelenmesi kurumu, uygulamada ortaya çıkan sorunlar ve kötüye kullanım nedeniyle kaldırılacak.

Sermaye şirketleri ve kooperatifler, iflas erteleme yerine konkordato talebinde de bulunabilecekler.

Kanunla, bir kısım kamu alacaklıları ile rehinle temin edilmiş alacakların rüçhanı yer değiştiriliyor. Bir kısım kamu alacakları, rehinle temin edilmiş alacaklar karşılandıktan sonra diğer alacaklara nazaran öncelikli ödenecek.

Müflisin, iflas masası hakkında faydalı olmayacağı anlaşıldığı için kapatılıp mühürlenen yerleri, üzerinde rehin bulunmasa dahi ilk alacaklılar toplanması tarafından da uygun bulunması halinde iflas dairesince derhal satılacak.

İflas kararının tebliğinden sonra, tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılacağına karar verme süresi ise 3 aydan 2 aya indirilecek.

İflas dairesi, müflisin mağazalarını, eşya depolarını, fabrikalarını, imalathanelerini ve üretime yönelik yerlerini, perakende satış dükkanlarını ve buna mümasil yerlerini iflas masası hakkında faydalı olacağı anlaşılırsa, ilk alacaklılar toplanmasına kadar kontrolü altında idare edecek, aksi takdirde bu yerler kapatılıp mühürlenecek.

İflas idaresi, iflas masasına kabul edilen alacaklılara, talepleri halinde iflas tasfiyesinin seyri ile müteakip işlemlerin planı ve takvimi hakkında bilgi verecek.

İflas tasfiyesinin makul sürede tamamlanabilmesi için sıra cetveli hazırlanması için öngörülen 3 aylık asıl ve 3 aylık uzatma süresi 2'şer ay şeklinde kısaltılacak.

Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında olan borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilecek.

Konkordato, "borçların yeniden yapılandırılması suretiyle iflasa tabi borçluların mali durumunun düzeltilerek iflastan kurtulmasını, diğer borçluların ise mali durumunun düzeltilmesini amaçlayan, alacaklıların da belirli bir tenzilatla veya vadede alacağına kavuşmasını sağlayan ve mahkemenin tasdikiyle taraflar açısından bağlayıcı hale gelen bir anlaşma" olarak tanımlanıyor.

İflas talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilecek.

Konkordato talebi üzerine mahkeme, istenilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı verecek ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacak.

Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracak. Mahkemece geçici mühlet kararı ticaret sicili gazetesinde ve Basın İlan Kurumunun resmi ilan portalında ilan edilecek, derhal tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer ilgili yerlere bildirilecek.

Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını, geçici mühlet içinde verecek. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilecek.

Mahkemece, kesin mühlet kararıyla beraber veya kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda 7 alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilecek. Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilecek. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de görüşü alınacak.

Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin bu durumu açıklayan gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece 6 aya kadar uzatılabilecek.

Dosyayı teslim alan komiser kesin mühlet içinde, konkordatonun tasdikine yönelik işlemleri tamamlayarak dosyayı raporuyla birlikte mahkemeye iade edecek.

Komiser, konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunacak, borçlunun faaliyetlerine nezaret edecek, mahkemenin istediği konularda ara raporlar sunacak, alacaklılar kurulunu konkordatonun seyri hakkında bilgilendirecek, talepte bulunan diğer alacaklılara konkordatonun seyri ve borçlunun güncel mali durumu hakkında bilgi verecek.

Bir kişi eş zamanlı olarak 5'ten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamayacak.

Alacaklılar Kurulu, komiserin faaliyetlerine nezaret edecek, komisere tavsiyelerde bulunabilecek.

Alacaklılar Kurulu, komiserin faaliyetlerini yeterli bulmazsa mahkemeden komiserin değiştirilmesini gerekçeli bir raporla isteyebilecek. Mahkeme, bu talep hakkında borçluyu ve komiseri dinledikten sonra kesin olarak karar verecek.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***