2009-02-25 - 15:40
Nihat Ergün, Parlamentoda düzenlediği basınla sohbet toplantısında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın muhalefet yaklaşımının doğru olmadığını öne sürerek, ''Google ve internet farelerinin peşine takılmayın. Onlar sizi iyi bir yere götürmez. Pis, karanlık bir iftira ve karalama kanalına sürükler'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, TBMM'de düzenlediği basınla sohbet toplantısında, Baykal'ın kendi
partisine ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik eleştirilerine yanıt verdi.
CHP'nin eleştirilerinin ''eleştirinin çok ötesinde'' olduğunu savunan Ergün,
Türkiye'nin geçmişi karartan eylemler ortaya çıktığında, ''AK Parti muhalifleri
susturulmak isteniyor'' denildiğini söyledi. ''Dünyanın neresinde silahla
bombayla muhalefet yapılıyor? Buna göz mü yumulsun?'' diye soran Ergün, aynı
şekilde bir gruba vergi kaçakçılığı cezası kesildiğinde de muhalefetin ''özgür
basın susturuluyor'' diye tepki gösterdiğini anlattı.
Böyle bir yaklaşımla hareket etmenin sorunları çözmeyi
kolaylaştırmayacağını kaydeden Ergün, ''Ne yapsın vergi denetmenleri,
kontrolörleri? Bir kaçakçılık ihbarı aldığında görmezden mi gelsinler?'' sorusunu
yöneltti.
Basına yansıyan bazı telefon konuşmalarına da işaret eden Ergün, ''Bu
konuşmada olduğu gibi 'küçük rakamlarla geçiştiriliversin' politikalarına mı
yönelsin kamu görevlileri? Bunu mu istiyorsunuz? Yoksa vergi denetmenleri,
bıraksın büyük vergi kaçakçılarını, seyyar köfteci ve simitçinin peşine mi
düşsün? Böyle vergi kaçakçılığıyla mücadele yöntemi mi olsun? İnsanlar haksızlığa
uğradığında, hakkını arayabileceği yargı ve mahkemeler var. Baykal niçin bunları
savunuyor?'' diye konuştu.
Ergenekon davası kapsamında İP Genel Başkanı Doğu Perinçek
tutuklandığında, Baykal'ın ''Saygın politikacılar gözaltına alınıyor'' diyerek
kendisine sahip çıktığını ileri süren Ergün, şunları söyledi:
''Bu sahip çıkmanın altında acaba, 1980'li yıllarda Aydınlık Dergisi'nde,
'Baykal'ın evine bir şirketten çantalarla şu kadar milyon dolar gönderildi'
iddiaları mı var? Yoksa, Aydınlık Dergisi'nin bu iddialarına paralel olarak Doğu
Perinçek ve arkadaşlarının elinde sizinle ilgili yeni iddialar mı var ki siz
onlara sahip çıkma gereği duyuyorsunuz? Siz, 80'li yıllarda siyasi yasaklı
olduğunuz dönemde avukatlık yaptığınızı ve bugünkü servetinizin kaynağını o
gelirle elde ettiğinizi iddia ettiniz. Bu avukatlık gelirlerinden bugünkü
servetinize kaynaklık eden gelirlerinizden, bir zahmet ne kadar vergi ödediğinizi
açıklayıversenize... Belli ki iyi kazanç elde etmişsiniz. Bu iyi kazancın iyi bir
vergisi olmalıydı. Ne kadar vergi ödediğinizi açıklayıverseniz. Bugün vergi
kaçakçılığı konusundaki hassasiyetinizin altında, acaba sizin de geçmiş yıllarda
bir vergi kaçakçılığınız mı var? Şimdiye kadar ödediğiniz vergiyi
açıklamadığınıza göre, bir vergi kaçakçılığıyla karşı karşıya olduğunuzu mu
düşünüyorsunuz? Bunlar siyaset değil...
AK Parti'ye, Sayın Başbakan'a davalar açılırken, nasihatın biri bin
para... 'Bağımsız yargıya güvenin, Anayasa'ya boyun eğin, şeriatın kestiği parmak
acımaz' öğütlerini duyuyoruz. İşinize gelmeyen olaylar olduğu zaman, 'canım zaten
memlekette yargı bağımsız değil, parmağımız acıyor...' Eskiden bunu
gecekonducular yapardı. Belediye zabıtaları, jandarma bir kanunsuzluğu ortadan
kaldırmaya gittiği zaman, hemen Türk bayrağı, Atatürk posteri açılır, İstiklal
Marşı söylenir, güvenlik güçlerinin görevlerini yapmasına engel olunurdu. Eski
gecekonducular gibi siyaset yapmanın alemi var mı?''
-''YAZIKLAR OLSUN''-
Ergün, iktidar ve Başbakan Erdoğan'a yönelik iftira ve çamur atıldığını,
Almanya'daki Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak Baykal'ın ''bunu basit bir dava
olarak görmeyin, AK Parti'nin siyasetinin finansmanı meselesidir'' dediğini ifade
ederek, ''Böyle bir iddiaya yazıklar olsun. AK Parti, finansman kaynağını
defalarca ve en şeffaf şekilde açıklamasana rağmen bu iddiaları sürdürmek büyük
ayıptır'' dedi.
Baykal'ın ''Başbakan'ın dünyanın en zengin 10 siyasetçisi arasında yer
aldığı'' iddiasında bulunduğunu hatırlatan Ergün, ''Bu iddianın kaynağı malum
medya grubu, yandaş medya... Oh ne güzel, ilişkiye bak, onlar sizi yönlendiriyor,
siz onları savunuyorsunuz. Onlar size malzeme üretiyor, siz onların avukatlığını
yapıyorsunuz. Böyle ilişkiye can kurban'' diye konuştu.
Son iddianın kaynağının Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Mehmet Yılmaz'ın
yazısı olduğunu savunan Ergün, yazının bir bölümünü okuyarak şöyle konuştu:
''Ateş olmayan yerden duman çıkmazmış. Elalemin ağzı torba değilmiş ki
büzelim. Sizin için medya çevrelerinde, şöyle böyle diyorlar. Derler... 'Sizin
için sahibinin kapısındaki en sadık, en çok sesi çıkan iyi bir eleman' diyorlar.
Öyle mi, bilmiyoruz. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, elalemin ağzı torba değil
ki büzelim. İşin acı tarafı, Sayın Baykal'ın da siyasette bu malzemeleri
kullanmasıdır. Bakın, bu google farelerinin peşine takılmayın. Bu google,
internet fareleri sizi iyi bir yere götürmez. Pis, karanlık bir iftira ve
karalama kanalına sürükler ve oraya sürüklüyorlar. Bu pis ve karanlık iftira
kanalı, sizi siyasette bunaltır, boğar ve bu kanaldan malum medyanın elinize
tutuşturduğu Alman yapımı fenerle de çıkamazsınız. Bu fenerle de yolunuzu
aydınlatamazsınız. Onun için bırakın google farelerinin peşine takılmayı, daha
düz bir alanda siyaset yapın.
Türkiye'de siyasetin en büyük sorunu, sizin gibi bir muhalefetin olması,
daha doğru adam gibi bir muhalefetin olmamasıdır. Türkiye, bu sorunu aşmak
mecburiyetindedir. Sorun, anamuhalefetin bir şey üretememesi... Google,
Vikipedia'nın ve malum medyanın kanallarından ve çöplüklerinden beslenerek
siyaset yapmasıdır ve sonra gelip siyasetimizi iftira ve karalamayla kirletmesi
sorunudur. Türkiye'de temiz ve dürüst siyaset yapılacaksa, önce temiz ve dürüst
bir muhalefetin olması lazımdır. Türkiye'de temiz ve dürüst siyasetin öncelikle
temiz ve dürüst muhalefetten başlaması, iftira ve karalama kampanyalarına
yönelmeden yoluna devam etmesi gerekir.
Sayın Baykal'ın bu muhalefet yaklaşımını doğru bulmuyoruz, temiz ve
dürüst olmadığını elaleme talkın verip, kendisi salkım yutan bir siyaset anlayışı
olduğunu hatırlatmakta yarar var. Seçime daha 1 ay var, hiç olmazsa bundan
sonraki siyaseti temiz ve dürüst şekilde sürdürün. Google farelerinin peşinde
siyaseti sürdürmeyin, iftira ve karalama kanalarına girmeyin, oradan çıkın.''
-''BAZI YANLIŞ İLİŞKİLER SÜRDÜRÜLÜYOR''-
Ergün, Doğan Yayın Grubu Başkan Yardımcısı Soner Gedik ile Gelir İdaresi
Başkanı Mehmet Akif Ulusoy arasındaki telefon konuşmasının dinlenilmesinin
sorulması üzerine, konunun iki boyutu olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
''Birincisi yasadışı boyutu... Hiç kimse yasadışı dinlemeye maruz
kalmamalı. İkincisi ise kamuoyuna intikal ettikten sonraki boyutu. Kamuoyuna
intikal ettikten sonra bazı yanlış ilişkiler sürdürülmektedir. Bu yanlış
ilişkiler, kamuoyunun önüne düştükten sonra, sadece 'kim bunları sızdırdı?'
boyutuyla değerlendirilmiyor. 'Bu tür yanlış ilişkiler niye sürdürülüyor?' diye
de değerlendiriliyor. Bu tür yanlış ilişkiler olmamalı. Ama maalesef Türkiye'de
yanlış ve çarpık ilişkilerin olduğunu bu tablolar önümüze koymaktadır.''
Bir gazetecinin, CHP MYK Üyesi Ali Kılıç'ın kendisi hakkında tazminat
davası açtığını hatırlatması üzerine, Kılıç'ın iddialarını henüz
yanıtlanmadığını, belgeleriyle ortaya koymadığını anlatan Ergün, Deniz Feneri ile
ilgili belgelerin nasıl elde edildiğinin de açıklanamadığını söyledi. ''Alman
Adalet Bakanlığı her isteyene dosya mı veriyor?'' diye soran Ergün, bunun, Kılıç
ve bazı CHP'lilerin Alman makamlarıyla ''çok özel ilişkileri'' bulunduğunun bir
kanıtı olduğunu iddia etti. Ergün, Kılıç'ın ''Almanya'da yanlış ve karanlık
ilişkiler içinde olduğunu'' ve CHP'yi yanlış bilgilendirdiğini de ileri sürdü.
partisine ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik eleştirilerine yanıt verdi.
CHP'nin eleştirilerinin ''eleştirinin çok ötesinde'' olduğunu savunan Ergün,
Türkiye'nin geçmişi karartan eylemler ortaya çıktığında, ''AK Parti muhalifleri
susturulmak isteniyor'' denildiğini söyledi. ''Dünyanın neresinde silahla
bombayla muhalefet yapılıyor? Buna göz mü yumulsun?'' diye soran Ergün, aynı
şekilde bir gruba vergi kaçakçılığı cezası kesildiğinde de muhalefetin ''özgür
basın susturuluyor'' diye tepki gösterdiğini anlattı.
Böyle bir yaklaşımla hareket etmenin sorunları çözmeyi
kolaylaştırmayacağını kaydeden Ergün, ''Ne yapsın vergi denetmenleri,
kontrolörleri? Bir kaçakçılık ihbarı aldığında görmezden mi gelsinler?'' sorusunu
yöneltti.
Basına yansıyan bazı telefon konuşmalarına da işaret eden Ergün, ''Bu
konuşmada olduğu gibi 'küçük rakamlarla geçiştiriliversin' politikalarına mı
yönelsin kamu görevlileri? Bunu mu istiyorsunuz? Yoksa vergi denetmenleri,
bıraksın büyük vergi kaçakçılarını, seyyar köfteci ve simitçinin peşine mi
düşsün? Böyle vergi kaçakçılığıyla mücadele yöntemi mi olsun? İnsanlar haksızlığa
uğradığında, hakkını arayabileceği yargı ve mahkemeler var. Baykal niçin bunları
savunuyor?'' diye konuştu.
Ergenekon davası kapsamında İP Genel Başkanı Doğu Perinçek
tutuklandığında, Baykal'ın ''Saygın politikacılar gözaltına alınıyor'' diyerek
kendisine sahip çıktığını ileri süren Ergün, şunları söyledi:
''Bu sahip çıkmanın altında acaba, 1980'li yıllarda Aydınlık Dergisi'nde,
'Baykal'ın evine bir şirketten çantalarla şu kadar milyon dolar gönderildi'
iddiaları mı var? Yoksa, Aydınlık Dergisi'nin bu iddialarına paralel olarak Doğu
Perinçek ve arkadaşlarının elinde sizinle ilgili yeni iddialar mı var ki siz
onlara sahip çıkma gereği duyuyorsunuz? Siz, 80'li yıllarda siyasi yasaklı
olduğunuz dönemde avukatlık yaptığınızı ve bugünkü servetinizin kaynağını o
gelirle elde ettiğinizi iddia ettiniz. Bu avukatlık gelirlerinden bugünkü
servetinize kaynaklık eden gelirlerinizden, bir zahmet ne kadar vergi ödediğinizi
açıklayıversenize... Belli ki iyi kazanç elde etmişsiniz. Bu iyi kazancın iyi bir
vergisi olmalıydı. Ne kadar vergi ödediğinizi açıklayıverseniz. Bugün vergi
kaçakçılığı konusundaki hassasiyetinizin altında, acaba sizin de geçmiş yıllarda
bir vergi kaçakçılığınız mı var? Şimdiye kadar ödediğiniz vergiyi
açıklamadığınıza göre, bir vergi kaçakçılığıyla karşı karşıya olduğunuzu mu
düşünüyorsunuz? Bunlar siyaset değil...
AK Parti'ye, Sayın Başbakan'a davalar açılırken, nasihatın biri bin
para... 'Bağımsız yargıya güvenin, Anayasa'ya boyun eğin, şeriatın kestiği parmak
acımaz' öğütlerini duyuyoruz. İşinize gelmeyen olaylar olduğu zaman, 'canım zaten
memlekette yargı bağımsız değil, parmağımız acıyor...' Eskiden bunu
gecekonducular yapardı. Belediye zabıtaları, jandarma bir kanunsuzluğu ortadan
kaldırmaya gittiği zaman, hemen Türk bayrağı, Atatürk posteri açılır, İstiklal
Marşı söylenir, güvenlik güçlerinin görevlerini yapmasına engel olunurdu. Eski
gecekonducular gibi siyaset yapmanın alemi var mı?''
-''YAZIKLAR OLSUN''-
Ergün, iktidar ve Başbakan Erdoğan'a yönelik iftira ve çamur atıldığını,
Almanya'daki Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak Baykal'ın ''bunu basit bir dava
olarak görmeyin, AK Parti'nin siyasetinin finansmanı meselesidir'' dediğini ifade
ederek, ''Böyle bir iddiaya yazıklar olsun. AK Parti, finansman kaynağını
defalarca ve en şeffaf şekilde açıklamasana rağmen bu iddiaları sürdürmek büyük
ayıptır'' dedi.
Baykal'ın ''Başbakan'ın dünyanın en zengin 10 siyasetçisi arasında yer
aldığı'' iddiasında bulunduğunu hatırlatan Ergün, ''Bu iddianın kaynağı malum
medya grubu, yandaş medya... Oh ne güzel, ilişkiye bak, onlar sizi yönlendiriyor,
siz onları savunuyorsunuz. Onlar size malzeme üretiyor, siz onların avukatlığını
yapıyorsunuz. Böyle ilişkiye can kurban'' diye konuştu.
Son iddianın kaynağının Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Mehmet Yılmaz'ın
yazısı olduğunu savunan Ergün, yazının bir bölümünü okuyarak şöyle konuştu:
''Ateş olmayan yerden duman çıkmazmış. Elalemin ağzı torba değilmiş ki
büzelim. Sizin için medya çevrelerinde, şöyle böyle diyorlar. Derler... 'Sizin
için sahibinin kapısındaki en sadık, en çok sesi çıkan iyi bir eleman' diyorlar.
Öyle mi, bilmiyoruz. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, elalemin ağzı torba değil
ki büzelim. İşin acı tarafı, Sayın Baykal'ın da siyasette bu malzemeleri
kullanmasıdır. Bakın, bu google farelerinin peşine takılmayın. Bu google,
internet fareleri sizi iyi bir yere götürmez. Pis, karanlık bir iftira ve
karalama kanalına sürükler ve oraya sürüklüyorlar. Bu pis ve karanlık iftira
kanalı, sizi siyasette bunaltır, boğar ve bu kanaldan malum medyanın elinize
tutuşturduğu Alman yapımı fenerle de çıkamazsınız. Bu fenerle de yolunuzu
aydınlatamazsınız. Onun için bırakın google farelerinin peşine takılmayı, daha
düz bir alanda siyaset yapın.
Türkiye'de siyasetin en büyük sorunu, sizin gibi bir muhalefetin olması,
daha doğru adam gibi bir muhalefetin olmamasıdır. Türkiye, bu sorunu aşmak
mecburiyetindedir. Sorun, anamuhalefetin bir şey üretememesi... Google,
Vikipedia'nın ve malum medyanın kanallarından ve çöplüklerinden beslenerek
siyaset yapmasıdır ve sonra gelip siyasetimizi iftira ve karalamayla kirletmesi
sorunudur. Türkiye'de temiz ve dürüst siyaset yapılacaksa, önce temiz ve dürüst
bir muhalefetin olması lazımdır. Türkiye'de temiz ve dürüst siyasetin öncelikle
temiz ve dürüst muhalefetten başlaması, iftira ve karalama kampanyalarına
yönelmeden yoluna devam etmesi gerekir.
Sayın Baykal'ın bu muhalefet yaklaşımını doğru bulmuyoruz, temiz ve
dürüst olmadığını elaleme talkın verip, kendisi salkım yutan bir siyaset anlayışı
olduğunu hatırlatmakta yarar var. Seçime daha 1 ay var, hiç olmazsa bundan
sonraki siyaseti temiz ve dürüst şekilde sürdürün. Google farelerinin peşinde
siyaseti sürdürmeyin, iftira ve karalama kanalarına girmeyin, oradan çıkın.''
-''BAZI YANLIŞ İLİŞKİLER SÜRDÜRÜLÜYOR''-
Ergün, Doğan Yayın Grubu Başkan Yardımcısı Soner Gedik ile Gelir İdaresi
Başkanı Mehmet Akif Ulusoy arasındaki telefon konuşmasının dinlenilmesinin
sorulması üzerine, konunun iki boyutu olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
''Birincisi yasadışı boyutu... Hiç kimse yasadışı dinlemeye maruz
kalmamalı. İkincisi ise kamuoyuna intikal ettikten sonraki boyutu. Kamuoyuna
intikal ettikten sonra bazı yanlış ilişkiler sürdürülmektedir. Bu yanlış
ilişkiler, kamuoyunun önüne düştükten sonra, sadece 'kim bunları sızdırdı?'
boyutuyla değerlendirilmiyor. 'Bu tür yanlış ilişkiler niye sürdürülüyor?' diye
de değerlendiriliyor. Bu tür yanlış ilişkiler olmamalı. Ama maalesef Türkiye'de
yanlış ve çarpık ilişkilerin olduğunu bu tablolar önümüze koymaktadır.''
Bir gazetecinin, CHP MYK Üyesi Ali Kılıç'ın kendisi hakkında tazminat
davası açtığını hatırlatması üzerine, Kılıç'ın iddialarını henüz
yanıtlanmadığını, belgeleriyle ortaya koymadığını anlatan Ergün, Deniz Feneri ile
ilgili belgelerin nasıl elde edildiğinin de açıklanamadığını söyledi. ''Alman
Adalet Bakanlığı her isteyene dosya mı veriyor?'' diye soran Ergün, bunun, Kılıç
ve bazı CHP'lilerin Alman makamlarıyla ''çok özel ilişkileri'' bulunduğunun bir
kanıtı olduğunu iddia etti. Ergün, Kılıç'ın ''Almanya'da yanlış ve karanlık
ilişkiler içinde olduğunu'' ve CHP'yi yanlış bilgilendirdiğini de ileri sürdü.
