2020-12-03 - 15:12
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan ilk 12 madde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, bugünü her gün hatırlamak gerektiğini söyledi.

Bayram, 2020'nin "Erişilebilirlik Yılı" ilan edildiğini dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da engellilerin yanında olduğunu belirtti. Engellilere yönelik yapılan çalışmalara değinen Bayram, geçmişte sokağa çıkamayan engellilerin artık hayatın her alanında yer almaya başladığını vurguladı.

Engelliler için "Nerede eksik kaldı?" diye soran Bayram, "Niye bir engelli valimiz, büyükelçimiz, rektörümüz, başhekimimiz yok? Bunları da hep birlikte, el birliğiyle gerçekleştirelim. İcrai alanlarda engelli kardeşlerimiz yer alsın." dedi.

Bayram, şöyle konuştu:

"Avcılar Belediye Başkanımızı, engelli kardeşimizi belediye başkanı adayı gösterdiği için Sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkür ediyorum. Tekirdağ Süleymanpaşa İlçe Başkanı kadın bir engellimizi, kardeşimizi, ablamızı aday gösterdikleri için Sayın Babacan'a da teşekkür ediyorum. Engellilerin partisi olmaz. Bütün partilerimizin engelli kardeşlerimize sahip çıkması lazım. Peygamberimiz Yemen'e engelli bir sahabeyi vali atıyor, Medine'ye görme engelli bir sahabeyi vekil tayin bırakıyor. Sizlerden istirhamım, Meclis olarak hayatın her alanında engelli kardeşlerimize sahip çıkalım. Niye bir engelli bakanımız yok, niye bir engelliler bakanlığımız yok? El birliğiyle bu Meclisimiz gerçekleştirsin."

AK Parti Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta, Artvin'in Murgul İlçesindeki altın madeni hakkındaki konuşmasında, Murgul insanının zararına asla bir şeye göz yummayacaklarını ifade etti.

Madenciliğin karını da zararını da Murgul kadar bilen başka bir memleket olmadığnı dile getiren Balta, Murgulluların madenin ne getirip ne götüreceğini anlayacak, ona göre tavrını alabilecek durumda olduğunu söyledi.

Balta, yapılanların ülkenin, ilin ve doğanın zararına olmaması için süreçleri takip ettiklerini kaydetti.

İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, tarımın hayati öneme sahip bir sektör olduğunu belirterek, tarımın temel girdilerindeki artışın çiftçileri canından bezdirdiğini savundu.

Erel, elektrik fiyatlarının makul seviyeye düşürülmesini talep ederek, Güneydoğu'daki teşviklerin İç Anadolu Bölgesi'nde de uygulanmasını istedi. Üreticilerin Tarım Kredi Kooperatifi ve Ziraat Bankası'na borçlarının yapılandırılmasını istediğini dile getiren Erel, süt fiyatlarının da günün şartlarına göre çok düşük olduğunu ifade etti.

TBMM Genel Kurulu'nda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Türkiye'nin engelliler açısından yaşanabilir olmadığını ileri sürdü. Engellilerin karşılaştığı sorunların gözardı edilmemesi gerektiğini belirten Türkkan, daha erişilebilir ve yaşanabilir engelsiz bir Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

TÜİK'in enflasyon oranlarını açıkladığını anımsatan Türkkan, "Gördük ki ekonomi değil, enflasyon şahlanmış. TÜİK rakamları tersinden okumaya alışık olduğu için enflasyonu yüzde 14 açıklamış. Aslında enflasyon yüzde 41'lerde. Tencere kaynamıyor, evlere et girmiyor, insanlar geçim sıkıntısı çekiyor, faturalarını ödeyemiyor, sizin açıkladığınız rakamlara bakın." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bazı konuların bir güne, bir haftaya sığmayacak kadar önemli olduğunu dile getirerek, engelliliğin çok boyutlu bir mesele olduğunu kaydetti.

Akçay, Türkiye'de 10 milyona varan engelli olduğuna dikkati çekerek, "Engelli vatandaşlarımız ülkemizin eşit haklara sahip vatandaşlarıdır. Sosyal devlet anlayışıyla engellilere fırsat eşitliği sağlamak, engellilerin yetenekleri doğrultusunda gelişmelerini teşvik etmek, ekonomik ve sosyal refahını temin etmek devletin en temel vazifesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Akçay, MHP olarak engelli vatandaşların durumlarının iyileştirilmesi konusunda dün olduğu gibi bugün de desteklerinin süreceğini söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, TÜİK'in açıkladığı enflasyonun gerçekleri yansıtmadığını savunarak, bu rakamların bile enflasyondaki yükselişi gizleyemediğini iddia etti.

En yüksek artışın ulaştırma ve gıdada yaşandığını, bunun da "halkı en fazla vuran" iki konu olduğunu ifade eden Oluç, "İktidarın enflasyonu düşürmeye dönük ekonomi politikaları tam olarak bir fiyaskoyla karşı karşıya kalmıştır. Bütün tezler çökmüştür." dedi. Oluç, gerçek enflasyonun yüzde 35-40 olduğunu öne sürdü.

Açıklanan enflasyon oranlarının asgari ücret görüşmelerinde kullanılacağını belirten Oluç, asgari ücretin 4 bin lira civarında olması gerektiği görüşünü dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olduğunu hatırlatarak, bugün Meclis yakınında yapılan bir basın açıklamasına katıldıklarını söyledi. Özel, basın açıklamasındaki talepleri sıralayarak, "Bizim önerimiz bugün, buradan bakanlara iletilsin. Sağlık Bakanı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı temsilcileri çağırıp dinlesinler. Meclis'ten de gruplar olarak anlaşırsak davet edelim çünkü görmediğimiz, bilmediğimiz ciddi sıkıntılar var." diye konuştu.

Madencilere verilen sözlerin de tutulmasını talep eden Özel, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü'nü kutladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, engellilerin sosyal hayata dahil olması noktasında çevresel faktörleri büyük oranda ortadan kaldırdıklarını belirterek, yasal düzenlemeleri hayata geçirdiklerini ve uygulanmasını takip ettiklerini söyledi. Akbaşoğlu, "Önce insan diyen bir geleneğin mensupları olan bizler, her konuda engelli kardeşlerimizin yanında yer almaya, onların hayatlarını kolaylaştırmaya büyük önem veriyoruz. Bundan sonraki süreçlerde de hassasiyetle engelli kardeşlerimizin standartlarını yükseltmek için samimi gayretimizi hep birlikte ortaya koyacağız." dedi.

Dağlık Karabağ'da 28 yıl sonra ezan seslerinin yükseldiğini dile getiren Akbaşoğlu, bu muhteşem zaferle Türkiye ile Türk dünyasının kara yoluyla birleştiğini, siyasi ve ekonomik açıdan kazanımlar elde edildiğini vurguladı.

Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Aralık'ta Azerbaycan'a resmi ziyarette bulunacağını ve zafer sevincine milleti temsilen ortak olacağını da bildirdi.

Genel Kurulda ilk olarak İYİ Parti'nin, engelli vatandaşların sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, 3 Aralık'ın Dünya Engelliler Günü olduğunu belirterek, "Onlar her gün engellerle yaşıyor ama kastettiğim sağlıktan dolayı olan engelleri değil. Devleti yönetenlerin, hele de kovid sürecinde ihtiyacı olanları sağlamak yerine neredeyse sorunlarını yok sayan bir görmezden gelmezliği yüzünden engellilerimizin sorunları katbekat artmış vaziyette." dedi.

Engelliler için gerekli erişilebilirlik koşulları ve fırsat eşitliğini sağlamanın devletin görevi olduğunu vurgulayan Cesur, "Maalesef onlar her gün ülkemizde ihmallerden kaynaklı olarak yeni engellerle mücadele etmek zorunda kalıyorlar." diye konuştu.

Cesur, engelli aylıklarının artırılması gerektiğini dile getirerek, "Açlık sınırı 2 bin 431 lira olan ülkemizde engelli aylığı 567 lira, yüzde 70 üzeri engeli olan vatandaşlarımızın aylığı 854 lira." ifadesini kullandı.

CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, engellilerin eğitimden istihdama, ulaşımdan sağlığa kadar çok çeşitli sorunlarının olduğunu söyleyerek, "En önemli sorunları eğitim sorunu. Engelli bir bireyiniz varsa, özel bir çocuğunuz varsa bu ailelerin okul çağı adeta bir dram oluyor. Hele hele anne, baba çalışıyorsa ve bu çocuğun kreşe gitme ihtiyacı varsa işte dram orada daha da büyüyor." diye konuştu.

Ailelerin kreşlerden, "Biz bu çocuğu zapt edemiyoruz. Bizim bu çocuğa burada eğitim verme imkanımız ya da bakma imkanımız yok. Başka bir kreş arar mısınız?" şeklinde yanıt aldıklarını anlatan Arık, "Gönül arzu ederdi ki bugün bu sorunları çözelim, bunlarla ilgili kanun teklifleri düzenleyelim." dedi.

AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez ise bugünün Dünya Engelliler Günü olduğunu anımsatarak, "Eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunma sanayisine, adaletten emniyete, enerjiden tarıma her alanda tarihi reformlar hayata geçiren hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sosyal politikalarda da önemli başarılara imza atmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Engelli bireylere gösterilen ilgi ve desteğin sosyal devlet anlayışlarının bir gereği olduğunu vurgulayan Etyemez, engelliler alanında hak temelli ve bütüncül bir bakış açısıyla politika belirleyip programlar ve projeleri hayata geçirdiklerini kaydetti.

Engelli bireylerle ilgili eksikliklerin giderilmesini bir lütuf olarak değil hakların sahiplerine teslim edilmesi olarak gördüklerini ifade eden Etyemez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülke olarak 2007'de engellilerin haklarına ilişkin sözleşmeyi imzalayan ilk ülkeler arasında yer aldık. Öğrenim çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan her bireye evde, hastanede, rehabilitasyon merkezlerinde ve eğitim kurumlarında eğitim imkanı sağladık. İlk kez engelli kamu personeli seçme sınavı imkanını sağladık. 2002 yılında kamu kurumlarında 5 bin 777 engelli memur istihdam edilirken 2020 yılı ekim ayı itibarıyla engelli personel sayımız 57 bin 809 kişiye ulaşmıştır.

İstihdam politikalarımızla 2002 yılından bugüne kadar 406 bin engelli kardeşimizi iş hayatıyla buluşturduk. Engellilerin çalışma hayatına katılabilmesi için korumalı iş yerlerinde çalışan her engelli için de aylık 851 lira ücret teşviki sunmaya devam ediyoruz. Engellilere yönelik hibe desteklerini sürdürüyoruz. 50 bin lira olan hibe desteğini 2020 yılında 65 bin liraya çıkardık. Kendi işini kuran 3 bine yakın engellimize 130 milyon lira hibe verdik."
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada İYİ Parti'nin önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra HDP'nin "Türkiye'de engellilerin temel yurttaşlık haklarının ve özgürlüklerinin tanınması, korunması ve geliştirilmesine" ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisine geçildi.

HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık, demokratik ilkelerin yerleşik olmadığı toplumlarda nüfusun çok önemli kesimlerinin temel sorunlarının ifade edilemediğini belirterek, "Ülkemizde de engellilerin, yurttaşlığın gerekleri olan temel hak ve hürriyetlere erişim sorunu yıllardır çözülemiyor. Aradan geçen yıllara rağmen Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi halen tam anlamıyla toplumsal yaşama yansıtılamamış." dedi.

Müzakerelerin ardından yapılan oylamada HDP'nin önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, CHP'nin "Merkez Bankası'nın döviz rezervini neden satmaya zorlandığının" araştırılmasına ilişkin önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de ele alındı.

CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, Türkiye ekonomisinin uzunca bir süredir yanlış kararlarla yönetildiği için çok zor bir dönemden geçtiğini savunarak, yaşanan bu dönemin bazı göstergelerini hatırlattı.

Enflasyonun 2017 yılından bu yana çift haneli olduğunu ve kalıcı bir hale dönüştüğünü söyleyen Hamzaçebi, "Bugün TÜİK enflasyon rakamını da yüzde 14 olarak açıklamıştır. Enflasyonun ineceği yönünde herhangi bir beklenti bulunmamaktadır." diye konuştu.

Uluslararası net rezervlerin eksi olduğunu belirten Hamzaçebi, "Merkez Bankası'nın 63 milyar dolarlık swapını yani para takası işlemini düştüğümüzde dahi net rezerv eksi 55,5 milyar dolardır." dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına kaldıramayacağı ölçüde yük yüklendiğini savunan Hamzaçebi, "Maliye politikasında yani işin gelir ve gider tarafında bir önlem olmaksızın, ciddi bir orta vadeli program ortaya koymaksızın münhasıran faize yüklenmek suretiyle ülke ekonomisini düze çıkarma imkanı yoktur." görüşünü dile getirdi. Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yıl pandemiyle birlikte yine ağır bir ekonomik kriz sürecinin içerisine girdik. İktidar, ekonomi yönetimi bunu aşmak için piyasaya kredi pompaladı, olağanüstü ölçüde kredi pompalandı. Bu krediler nereye gitti? Altına gitti, dolara gitti, avroya gitti. İşte buraya giden bu TL'ye karşılık önlem olarak iktidar, Merkez Bankası üzerinden, kamu bankaları üzerinden piyasaya döviz verdi, dolar verdi. Geçen yıldan bu yana, ağırlığı bu yılda olmak üzere, piyasaya bu şekilde sürülen dövizin miktarı toplam 128 milyar dolardır.

Merkez Bankası'nın kendi sahip olduğu varlıkları, rezervleri erimiştir. Swap dediğimiz para takası yoluyla bir iki ülkenin merkez bankası ile Türkiye'deki bankalardan sağlanmış olan borç paranın miktarı 63 milyar dolardır. Bu 63 milyar doları dahi düştüğümüzde Merkez Bankasının yine kendi rezervi yoktur, sadece ödünç aldığı paralarla oluşturduğu rezervin toplamı da eksi 55,5 milyar dolardır. Mesele, bu 128 milyar dolar kime verilmiştir?"

İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ise 35 yıl Merkez Bankasında çalıştığını anımsatarak, "Döviz kıtlığını yaşadım, gördüm. Sıfır döviz rezervine şahit oldum. Sıfıra yakın döviz rezervine şahit oldum ama eksi rezervi hiçbir zaman görmedim, duymadım. Siz bunu da becerdiniz gerçekten sizi tebrik etmek gerekiyor." ifadesini kullandı.

Döviz rezervinin, çok pahalı bir enstrüman olduğunu ve bunun oluşmasının zaman aldığını belirten Yılmaz, yaşananların aslında suç teşkil eden bir iş olduğunu öne sürdü.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı, AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz, her türlü eleştiriye, değerlendirmeye Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da diğer kurumlar gibi açık olduğunu ancak önergede yer alan, "Türkiye'nin kredi notu çöp seviyesine indi", "kamu bankaları aracılığıyla arka kapıdan dolar satıldı" gibi ifadeleri de kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Yılmaz, "Bunlar teknik bir tartışma değil, daha ziyade dayanaktan yoksun, suçlayıcı, itham edici değerlendirmelerdir. Kurumlarımızın yıpratılmaya ihtiyacı yok. Kurumlarımızın daha güçlü kurumlar olarak yoluna devam etmesi gerekiyor." dedi.

Merkez Bankasının bütün görevlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nda öngörüldüğü şekilde gerçekleştirdiğini ifade eden Yılmaz, araştırma önergesinde içinden geçilen süreçle ilgili hiçbir değerlendirmenin yer almadığını kaydetti. Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dünyada büyümenin eksi 4'ün üstüne çıkacağı, ticaret hacminin yüzde 10'dan fazla daraldığı bir dönemden geçiyoruz, Kovid'in etkilerini hepimiz biliyoruz. Maliye politikalarında, para politikalarında tüm dünyada geçmişte eşine rastlanmadık birtakım hareketlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemden geçtiğimizi bu önergede göremiyoruz maalesef. Diğer taraftan önergede, rezervlerin eksi 55 milyara düştüğü söyleniyor. Bunu da kabul etmek mümkün değil.

Tabii ki Merkez Bankamızın temel politikası rezervleri güçlü tutmak ve güçlendirmektir. Ancak rezerv rakamları değişen finansal koşullar ve kullanılan enstrümanlara göre değişebilmektedir. Bu nedenle rezerv rakamlarındaki günlük değişimler yerine orta vadeli eğilime odaklanılması gerekmektedir. Bu perspektiften daha doğru değerlendirmeler yapılabilecektir. 27 Kasım itibarıyla brüt döviz rezervleri 84,2 milyar dolar olarak, resmi olarak açıklanmıştır."

Yılmaz, Merkez Bankasının yaptığı operasyonlara ilişkin detaylı verileri birçok ülkede görülmediği kadar şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaştığını vurgulayarak, "Rezervlerin güçlendirilmesi Merkez Bankamızın mutlak önceliğidir. Merkez Bankası, her hafta, bir hafta önceki döneme ilişkin mevduatlar, krediler, Merkez Bankası bilançosu, parasal büyüklükler, rezervler, yurt dışı yerleşiklerin portföy hareketleri, mevduat ve kredi faiz oranları gibi birçok veriyi açıklamaktadır. Bu anlamda şeffaflık noktasında da eleştirilerin haksız olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Yılmaz, yakın bir süreçte TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna Merkez Bankasının geleceğini, orada da tüm bu konuları ayrıntılı değerlendirme imkanına sahip olacaklarını kaydetti.

Yerinden söz alan CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, "Eğer her şey şeffaf olsaydı Merkez Bankası döviz satışlarını ihaleyle yapardı. Kamu bankaları aracılığıyla yapılan satışlar ihalesiz yapılmıştır. Nasıl yapıldığı bilinmemektedir. Ben net rezervi ifade ettim, Sayın Yılmaz brüt rezervi ifade etti. Sonuç fark etmiyor, ekim sonu itibarıyla net rezerv eksi 55 milyar dolardır." dedi.

Görüşmelerin ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmelere geçildi.

Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan ilk 12 madde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak verimliliğini artırmak ile ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak üzere Türkiye Çevre Ajansı kurulacak.

Ajansın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen ve belirli bir depozito bedeli alınarak piyasaya sürülen ürünlerin tüketilmesi sonrasında iade alınması ve depozito bedelinin geri ödenmesine dayalı sistem üzerinden çalışması öngörülüyor.

Ajans, Bakanlıkça belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda depozito yönetim sistemini kuracak ya da kurduracak. İlgili tarafların depozito yönetim sistemine dahil olmasını sağlayacak Ajans, Bakanlıkça belirlenen depozito bedeli, ücret, teminat ve iadeleri alacak.

Depozito uygulamasına tabi tutulan ürünlere yönelik depozito yönetim sistemi altyapısını oluşturacak Ajans, geri kazanılabilir ürünlerin kullanımları sonrası ülke ekonomisine kazandırılmasına ve geri kazanılabilir atıkların yönetimine ilişkin faaliyetlere katkı sağlayacak.

Kanunla Çevre ve Şehircilik Bakanınca 3 yıl süreyle görevlendirilecek Türkiye Çevre Ajansının Yönetim Kurulu 7 üyeden oluşacak.

Ajansın Yönetim Kurulu; en az 4 yıllık yükseköğretim gören, meslekleriyle ilgili konularda kamu kurum ve kuruluşları veya özel kuruluşlarda en az 5 yıl süreyle görev yapan, mesleki açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve devlet memuru olma niteliğine sahip kişiler arasından, Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından 3 yıl süreyle görevlendirilecek. Yönetim kurulu üyeleri, gerektiğinde görev süreleri dolmadan görevden alınabilecek.

Ajans organlarıyla hizmet birimlerinin görev ve yetkileri, üyelerinin atanması, teşkilat yapısı ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecek.

Ajans başkanına, yardımcılarına ve personeline mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili maddesi uyarınca belirlenen emsali personele mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmemek üzere Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından belirlenecek.

Ajansın geliri, genel bütçeden aktarılan tutarların yanı sıra her türlü bağış ve yardımlar, Ajansın faaliyetlerinden elde edilen gelirler ve sair gelirlerden oluşacak. Ajansın gelirlerinin genel yönetim giderleri haricinde kalan kısmının tamamı Ajans faaliyetleri için kullanılacak.

Ajans, yapılan bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden, faaliyetleri dolayısıyla yaptığı işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda düzenlenen kağıtlar nedeniyle damga vergisinden, kiraya verilmemek şartıyla sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden, tapu ve kadastro işlemleri bakımından, döner sermaye hizmet bedelinden, her türlü dava ve icra işleminde teminat yatırma mükellefiyetlerinden de muaf tutulacak.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***