2020-01-29 - 20:48
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin birinci bölümü üzerindeki görüşmelerin tamamlandı.
Genel Kurulda, MHP Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy "Kayseri ili ve ilçelerinin sorunları", İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu "İstanbul'un Sultanbeyli ilçesindeki mülkiyet sorunları" ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş "İşçi sınıfı açısından deprem gerçeği ve Kanal İstanbul Projesi" konularında gündem dışı konuşma yaptı.
MHP Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy, Kayseri'nin tarım ve hayvancılığa ilişkin sorunlarını sıraladı ve çözümü için adım atılmasını istedi. Şehrin bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine yönelik problemler de yaşandığını belirten Ersoy, uzman doktor eksikliğinin vatandaşların sağlık hizmetine erişiminde aksaklık oluşturduğunu söyledi.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Sultanbeyli'de tapu sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar sırasında hak sahiplerinden gerçek fiyatlardan yüksek bedeller istendiğini öne sürerek, gerçek bedellerin talep edilmesi gerektiğini ifade etti. Sultanbeyli'de kentsel dönüşüm yapılmasını isteyen Nuhoğlu, tapu sorunları çözülerken deprem gerçeğine uygun yapılaşmanın da sağlanması gerektiğini belirtti.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, dün toplanan TBMM Genel Kurulu'nda depremin sadece konuşulduğunu, deprem mağdurlarının acılarının azaltılmasına yönelik bir adım atılmadığını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, yerlerinden söz alan grup başkanvekilleri değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, işsizlik sigortası başvurularının son yılların en yüksek rakamına ulaştığını, başvuranların sadece yüzde 25'ine İşsizlik Sigortası Fonundan ödeme yapılabildiğini ifade etti.
Türkkan, hükümetin pembe tablo çizerken işsizliğin ülkenin en büyük problemi olduğunu, vatandaşın elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemediğini söyledi.
İYİ Partili Türkkan, ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim yaklaştıkça Yahudi lobilerine şirin görünmeye çalıştığını belirterek, "Kudüs'ten veya Kudüs'ün herhangi bir parçasından feragat edilmesi mümkün değildir. İsrail'in Kudüs'ü işgal etme faaliyetleri, gerçeklerin üzerini örtme ve Kudüs'ün tarihi dokusunu bozma çabaları bizim için yok hükmündedir." diye konuştu.
Belçika'da bir mahkemenin terör örgütü PKK'yı "savaşan taraf" olarak ilan ettiğini dile getiren Türkkan, "Bu kesinlikle kabul etmeyeceğimiz bir karardır. Kararı reddediyoruz, şiddetle kınıyoruz. Bu skandal karar asla cevapsız kalmamalıdır. Dışişleri Bakanlığımızın Belçika hükümetine nota vermesini ve Belçika ile ilişkilerimizi revize etmesini ivedilikle bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başladığı günden itibaren Filistin konusunda emperyal ve sinsi planlarını ortaya koyduğunu söyledi.
Akçay, ABD'nin sözde Orta Doğu barış planı hakkında, "Uluslararası hukuku hiçe sayan, 15 Kasım 1988'de bağımsızlığını ilan eden Filistin'i yok sayan ve Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilan eden bu mütecaviz plan, küstahlıktan, şımarıklıktan başka bir şey değildir." değerlendirmesinde bulundu
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakcı'nın Birleşmiş Milletlerdeki (BM) Türkiye hakkındaki insan hakları raporlarının görüşmesi sırasında Cumartesi Anneleri?nin eylemlerinin neden yasaklandığına ilişkin soruya "Turistleri rahatsız ettiği için" yanıtını verdiğini söyledi.
Söz konusu ifadeyi eleştiren Oluç, "Utanç verici bir ifade." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İsrail'de bir gazetenin MİT Başkanı Hakan Fidan'ı hedef gösterdiğini belirterek, bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.
Altay, "Sayın Erdoğan 'Muhatap olmam.' diyor ama neticede kaynak İsrail olunca, İsrail-ABD arasındaki anlaşma sıcak olunca, MİT Müsteşarımıza yapılan hedef gösterme ve hakaretle ilgili yürütme organından yüksek refleks beklemek millet adına hakkımızdır. Biz eleştiririz ama İsrail medyası tarafından MİT Başkanına yönelik böyle bir hedef göstermeyi, tutumu ve ithamı kabul etmemiz mümkün değil." dedi.
Altay, depremzedelere yönelik yardımların dağıtılması konusunda şeffaf olunması gerektiğini, ancak Türkiye'de bu konuda soru işaretleri bulunduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yardım paraları konusunda hesap vermesi gerektiğini dile getiren Altay, "Bir TV programcısı yardım toplamış, Allah razı olsun. İçişleri Bakanı'na 'Aman ha bunu doğru kullanın.' demek zorunda hissediyorsa veya o ruh iklimi içindeyse burada bazı şeyler kötü gidiyor demektir." diye konuştu.
CHP'li Altay, Başkent Doğalgaz A.Ş'nin, Kızılay Genel Müdürlüğüne, bağışladığı tutarın bir kısmının Ensar Vakfı tarafından yurt yapımında kullanılmasına imkan tanıyan bir yazı gönderdiğini belirterek, "Bu ne kepazelik? Kızılay'ın yurt yapmak için Ensar Vakfına mı ihtiyacı var?" diye sordu.
AK Parti'li Zengin, CHP'li Altay'ın MİT Başkanı Fidan'a yönelik açıklamasına teşekkür etti.
Ülke içinde her konunun tartışılabileceğini söyleyen Zengin, "İktidar, muhalefet konunun takipçisiyiz. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti'nin MİT Başkanı'nı tehdit edemez." ifadelerini kullandı.
ABD'nin sözde Orta Doğu barış planına da değinen Zengin, 71 yıl önce BM'nin Kudüs'ün statüsüne koruma getiren bir kararına rağmen değişen bir şey olmadığını söyledi.
Zengin, planın, iki ülkenin başka bir ülkenin toprakları üzerinde sanki kendi mallarıymış gibi davranma cüretinde bulunduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın sahibi Allah'tır. Bizim inanç değerlerimiz bunu söylüyor. Buradan güç alacağız. Filistin'de yaşayan insanlar 71 yıldır hiçbir şeyleri olmadan, imanlarından güç alarak bugüne kadar geldiler. Dünyada, adalete, hukuka, masum insanların kazanacağına inanan insanlar var. Bu manada dünyanın güç birliği oluşturmasında bugün TBMM'nin yapacağı çalışmanın örnek teşkil edeceğini düşünüyorum."
Zengin, yardımların her kuruşunun, emanet bilinciyle harcanmasının vazifeleri olduğunu vurgulayarak, "Özel şirketin yaptığı bir bağış var. Bağışın Kızılay ile ilgisi nedir, takip edeceğiz. Fakat biz özel şirketlerin avukatı, savunucusu değiliz, milletimizin temsilcisiyiz, onların hakkını hukukunu savunuyoruz. Hiçbir yanlışlık olmasına da asla müsade etmeyiz." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Altay, elindeki belgeyi Zengin'e verdi.
TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "İdlib'ten Türkiye'ye doğru gelen yeni sığınmacı akını" için verdiği araştırma önergesinin öngörüşmelerinin bugün yapılmasına dair önerisi ele alındı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Suriye'de başlayan iç savaşın üzerinden 9 yıl geçtiğini anımsattı.
AK Parti iktidarının hatalı dış politikaları sonucu Türkiye'nin "Arap Baharı"nın kaybeden ülkesi konumuna geldiğini öne süren Türkkan, "Rusya, Amerika ve İran'ın etki alanlarının hiç olmadığı kadar artmasıyla Türkiye bölgenin kaybetmiş ülkesi durumundadır. Türkiye bugün dünyanın en çok sığınmacı barındıran ülkesi konumuna geldi. Ülkemizde bulunan Suriyeli göçmen sayısı 5 milyonun üzerine çıktı. Türkiye Cumhuriyeti devleti, sınırları içindeki sığınmacıların külfetini ülkemizin sınırlı kaynaklarından karşılamaya gayret etmeye devam ediyor." dedi.
Gelinen noktada İdlib'in muhalif grupların son mevzisi, Esed rejiminin ise son hedefi haline geldiğini ifade eden Türkkan, şöyle konuştu:
"İlan edilen son ateşkes çoktan bozulmuş durumdadır. İdlib'de Şam ve müttefiklerinin sivil yerleşim yerleri de dahil olmak üzere saldırıları giderek artmaktadır. Bölgenin doğusu her an Esed yönetiminin eline geçebilir. İdlib'de ateşkes lafta kalmış, aldanan yine ne yazık ki Ankara olmuştur. Sığınmacı akımı bu durumun vahametini daha da artırmaktadır. İki gün önce yerlerinden edilerek Türkiye sınırına dayanan sivil sayısı 450 bindi. Bugün bu sayı 541 bine dayanmış durumda. İdlib'in düşmesi halinde bu sayının 2 milyona ulaşacağını öngörüyoruz. Ülkemizin yanı başında gerçekleşecek ve aralarında mutlaka teröristlerin de yer alacağı nüfus yoğunlaşması, siyasi gelişmelere göre Türkiye'ye ve halkımıza yönelik daimi bir risk zeminini de oluşturacaktır."
HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, İdlib'de yoğunlaşan iç savaşın sonucunda Türkiye'ye akın akın gelenlerin önemli bir bölümünün selefi cihadist çetelerden oluştuğunu öne sürdü.
Ankara ve İstanbul'un dahi güvenli olmadığını iddia eden Oruç, "Bugün 'İdlib'de çatışmasızlık bölgesi ilan edilecek.' adı altında rol üstlenildi. Türkiye, bu rolü de yerine getiremedi. AKP iktidarı bu rolün de altında kaldı ve dolayısıyla bugün oturup şunu düşünmek zorundadır; İdlib'ten gelecek selefi cihadist çetelerle bu ülkede ne yapacak?" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da İYİ Parti grubunun önerisinin İdlib'deki tehlikeye dikkat çektiğini, bu durumun mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.
AK Parti'nin, ortada çok önemli sorunların bulunmasına karşın Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni Genel Kurul gündemine getirdiğini ifade eden Altay, "Türkiye'de daha çok sıcak bir deprem olmuşken ve Türkiye bir taraftan Ege'de, Marmaris, Manisa adeta beşik gibi sallanırken İmar Kanunu ile belediyelerin kimi yetkilerini TOKİ'ye ve Çevre Bakanlığına alarak sandıkta kaybedileni Mecliste bir kanun çıkararak yetkiyi merkezi idareye alma peşine düşmesi olacak iş değil." dedi.
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi ise Esed güçlerinin son günlerde, diğer ülkelerin hava desteğiyle İdlib'in güneydoğusundaki en büyük ilçesi olan Maaret El Numan'a ve çevresine hedef gözetmeksizin yaptığı saldırılar sonucunda yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini söyledi.
Saldırılar dolayısıyla yüz binlerce insanın Türkiye sınırına doğru akın etmeye başladığını belirten Şanverdi, şöyle devam etti:
"Hükümetimiz tüm kurumlarımızla gerekli tedbirleri almış durumdadır. Gerekli tedbirler ilgili kurumlar tarafından sürekli olarak güncellenmektedir. Ne İdlib'de ne de güney sınırımızın diğer bölgelerinde hazırlıksız olduğumuz herhangi bir durum söz konusu değildir. Son günlerde yaşanan göç hareketine yönelik 'İdlib'in Yanındayız' kampanyası başlattık. Sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde, evlerinden edilen bu insanlara kendi topraklarında yeni kamplar oluşturarak bu insanların barınmaları sağlanmaktadır. Yerleşecek mekan bulamayan bu masum sivillere yönelik Suriye içerisinde briket barınaklar kurulmaktadır. Her türlü insani ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığımız bu masum insanlar, briket binaların bitmesinin ardından buralara yerleştirilecektir."
İYİ Parti'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra görüşülen HDP'nin "Deprem vergilerinin araştırılması", CHP'nin ise "Çiftçilerin sorunlarının araştırılmasına" ilişkin önergelerinin öngörüşmelerinin bugün yapılmasına dair önerileri de kabul edilmedi.
Grup önerilerinin ardından Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, teklifi, bundan sonra gelmesi muhtemel yerel yönetimler kanununa ön hazırlık olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Teklifi, 31 Mart seçimlerinden sonra kaybedilen büyükşehir belediyelerinin intikamını alır gibi hazırlanan bir yasa olarak gördüklerini belirten Türkkan, "Teklifte bazı belediye gelirlerinin tekrar iktidarın rantına sunulması için yetkinin TOKİ'ye devrini görüyoruz. Yani bu kanun teklifi 'Aman ha rantı bizden almayın, biz bu işe çok alıştık, TOKİ vasıtasıyla devam edelim'in mealidir." diye konuştu.
Türkkan, TBMM'nin iki gündür depremi konuştuğunu, her an depreme hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.
Büyük depremler atlatan ülkelerden Çin, Tayvan, Şili ve Yeni Zelanda'nın yatırımlarını duble yollara değil, sismik güçlendirmeye yaptıklarını ifade eden Türkkan, AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı'nın "Deprem paraları sadece depreme harcanmaz." sözünü yadırgadığını dile getirdi.
Türkkan, "deprem vergisi" adı altında toplanan paranın başka alanlarda kullanılmasının kabul edilemeyeceğinin altını çizerek, "Bilim adamları olası bir Marmara depreminde İstanbul'da 50 bin binanın ağır hasar alacağını söylüyorlar. 50 bin bina yıkılırsa ağır hasar alırsa ne olur biliyor musunuz? 10'ar kişiden hesaplasak 500 bin kişi büyük Marmara depreminde hayatını kaybeder. Bakın, siz bu kafayla giderseniz bu 500 bin kişiyi gömecek mezarlık bulamazsınız." diye konuştu.
MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek de Türkiye'nin deprem kuşağında bulunduğunu ve her daim tedbirli olunması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olduğunu vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu:
"Fay hattındaki yapılaşmalara son verilmesi, daha sağlam binaların yapılması ve tüm Türkiye genelinde, kırsal kesimler dahil, ciddi bir tarama yapılmalıdır. Oturulamaz raporu verilen binalarla ilgili önlemlerin mutlaka alınması gerekmektedir. Artık kırsal kesimlerde de dönüşüm gerekmektedir. Bununla ilgili de gerekli çalışmalar mutlaka yapılmalıdır. Elazığ'da yıkılan 8 binanın 1980 yılından sonra yapılmış olan, normalde planlı, projeli, ruhsatlı ama maalesef malzemelerden çalınarak yapılan binalar olduklarını görmekteyiz.
Türkiye depremle ilgili bir seferberlik ilan etmek mecburiyetindedir ve kaynakları olumlu bir şekilde kullanarak bununla ilgili kentsel dönüşümdeki öncelikleri, öncelikle yıkılacak binaların olduğu bölgeleri belirleyerek, sadece kentin silüetini ve görüntüsünü düzeltmekten ziyade, önce insanlarımızın hayatını kurtaracak projeler hayata geçirmelidir. Türkiye bunu yapacak güce sahiptir. Yaşadığımız hadiselerden sonra bu ortam içerisinde günlerce depremi konuşuyoruz, yapılması gerekenleri tartışıyoruz ama maalesef daha sonra her şey normale dönüyor, hiçbir şey yaşanmamış gibi herkes hayatına devam ediyor. Bilinçlendirme bakımından ilkokuldan başlayarak insanlarımız deprem konusunda bilinçlendirilmeli, yaşanılabilir binaların yapılması sağlanmalı ve bütün Türkiye'de genel bir tarama yapılmalıdır."
HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki de Türkiye'de en çok değişiklik yapılan yasaların başında İmar Kanunu'nun geldiğini söyledi.
AK Parti iktidarları döneminde toplumun yaşam alanlarını ilgilendiren alanların betona boğulduğunu iddia eden Tiryaki, "1999 yılı sonrasında belirlenen toplanma alanlarının yüzde 97'si ya gökdelenlerle ya da AVM'lerle dolduruldu. İktidar partisi İstanbul seçimlerini kaybedince belediyelerin yetkilerini daraltmak amacıyla bu teklifi getiriyor. Çok süslü söylemlerle halkı kandırmayı amaçlıyorsunuz. Mega projelerle tarihi alanlar yok ediliyor. Kentsel dönüşüm projeleri arsa değeri yüksek bölgelerde uygulanıyor. Kentsel dönüşümlerde ilk önce bölge insanının ihtiyaçları ele alınmalıdır." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek de depremin önemli bir gerçek olduğunu belirtti.
2004 ile 2019 yılları arasında "deprem vergisi" adı altında toplanan özel iletişim vergilerinin rakamsal karşılığının 34 milyar dolar olduğunu ileri süren Zeybek, "Başta Naci Görür olmak üzere değerli hocalarımız depremlerin nerede olacağını noktasına kadar vermiş olmalarına rağmen, riskli yapıların iyileştirilmesi ve fay hattı üzerindeki bölgede yaşayan yurttaşlarımızın güvenli alanlara taşınması konusunda hiçbir çaba gösterilmemiştir. Yani Sivrice'de depremin olacağı söylendiğinde dikkate alınmadı." diye konuştu.
Zeybek, deprem sonrası yapılan bütün çalışmaların bir kriz yönetimi olduğunu, Türkiye'nin bu konuda son 20 yıl içinde önemli mesafe katettiğini söyledi.
Deprem, heyelan ve su taşkını gibi doğal afetler sonrası yapılacak çalışmaların herhangi bir öneminin olmadığını savunan Zeybek, "Riski daha başlangıçta doğru yönetebilirsek o zaman bir büyük depremde ne yıkılacak bir binamız ne de binaların altında can verecek yurttaşlarımız kalır." diye konuştu.
Teklif sahibi AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ise teklif ile sahada karşılaşılan sorunların çözümü, bakanlıklardan gelen ve ihtiyaç duyulan konular hakkında yapılmış çalışmaları ele alacaklarını dile getirdi.
Coğrafi bilgi sisteminin kanunla düzenlenmesinin temel hedefinin, e-devlet oluşumunun olmazsa olmaz temel dayanaklarından birisi olduğunu ifade eden Demir, "Akıllı devlet iki temel esas üzerine oturtulur; bunlardan bir tanesi yönetim bilgi sistemidir, diğeri coğrafi bilgi sistemidir. Bunları gerçek anlamda bütünleşik olarak çalıştırabilirseniz o zaman e-devleti oluşturabilirsiniz. Bir devlet modelinde millete hizmet etmenin en temel kaidesi bilgiye sahip olmaktır. Vatandaşlar hakkında bilgiye sahip olduğunuzda aslında hizmetin en kalitelisini en kısa zamanda üretmek durumunda olduğunuzu da görebilirsiniz." dedi.
TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Tahir Akyürek, İmar Kanunu'nda değişiklik teklifinde yerel yönetimlerin yetkisini kısıtlayan herhangi bir konu bulunmadığını söyledi.
Akyürek, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Komisyon toplantılarının demokratik nezaket içinde geçtiğini ifade eden Akyürek, söz almak isteyen tüm milletvekillerinin konuştuğu komisyon toplantısına ilişkin 98 sayfalık Komisyon raporunun Meclis Başkanlığına sunulduğunu belirtti.
Akyürek, belediye başkanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı yaptığını anımsatarak, teklifin, belediye başkanlarının sürekli gündeminde olan birçok konu ve problemi çözüme kavuşturacağını vurguladı.
Komisyon Başkanı Akyürek, teklifle değer artış vergisi, yatay mimari, parsel bazında imar artışının yapılmaması ve ruhsatsız yapılarda "tapuya beyanlar" bölümüne şerh düşülmesi ile ilanların herkesin görebileceği şekilde yapılması gibi birçok konunun düzenlendiğini de kaydetti.
Teklife yönelik en çok, "yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlanması" ve "vesayet oluşturulması" şeklinde eleştiri geldiğini anımsatan Akyürek, kanun teklifinde yerel yönetimlerin yetkisini kısıtlayan herhangi bir konu bulunmadığına işaret etti.
Büyükşehir dışında ortaya çıkan değer artışından belediyenin istifade edemeyeceği yönündeki eleştirilerin de gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Akyürek, "Büyükşehir dışındaki belediyelerde de yüzde 40'ı onaylayan idare belediyeye ait; yüzde 30, yüzde 30 da yine kentsel dönüşümde kullanılmak üzere Şehircilik Bakanlığına ve Maliye hazinesine gitmiş oluyor." şeklinde konuştu.
Akyürek, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde millet bahçesi konusunda atıf bulunduğunu, kanun çıktıktan sonra bu konuda farklı bir çalışmanın yapılacağını ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Konya'ya ilişkin sorularını da yanıtlayan Akyürek, memleketi olan Konya'da toplu ulaşım, su, ekmek ve kamu alanı ücretlendirmesinde her zaman en düşük rakamların uygulandığını, son dönemde suda özel bir indirim daha yapıldığını kaydetti.
Meclis Başkanvekili Mithat Sancar, Genel Kurulda teklifin birinci bölümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi.
Aranın ardından Sancar, Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
MHP Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy, Kayseri'nin tarım ve hayvancılığa ilişkin sorunlarını sıraladı ve çözümü için adım atılmasını istedi. Şehrin bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine yönelik problemler de yaşandığını belirten Ersoy, uzman doktor eksikliğinin vatandaşların sağlık hizmetine erişiminde aksaklık oluşturduğunu söyledi.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Sultanbeyli'de tapu sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar sırasında hak sahiplerinden gerçek fiyatlardan yüksek bedeller istendiğini öne sürerek, gerçek bedellerin talep edilmesi gerektiğini ifade etti. Sultanbeyli'de kentsel dönüşüm yapılmasını isteyen Nuhoğlu, tapu sorunları çözülerken deprem gerçeğine uygun yapılaşmanın da sağlanması gerektiğini belirtti.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, dün toplanan TBMM Genel Kurulu'nda depremin sadece konuşulduğunu, deprem mağdurlarının acılarının azaltılmasına yönelik bir adım atılmadığını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, yerlerinden söz alan grup başkanvekilleri değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, işsizlik sigortası başvurularının son yılların en yüksek rakamına ulaştığını, başvuranların sadece yüzde 25'ine İşsizlik Sigortası Fonundan ödeme yapılabildiğini ifade etti.
Türkkan, hükümetin pembe tablo çizerken işsizliğin ülkenin en büyük problemi olduğunu, vatandaşın elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemediğini söyledi.
İYİ Partili Türkkan, ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim yaklaştıkça Yahudi lobilerine şirin görünmeye çalıştığını belirterek, "Kudüs'ten veya Kudüs'ün herhangi bir parçasından feragat edilmesi mümkün değildir. İsrail'in Kudüs'ü işgal etme faaliyetleri, gerçeklerin üzerini örtme ve Kudüs'ün tarihi dokusunu bozma çabaları bizim için yok hükmündedir." diye konuştu.
Belçika'da bir mahkemenin terör örgütü PKK'yı "savaşan taraf" olarak ilan ettiğini dile getiren Türkkan, "Bu kesinlikle kabul etmeyeceğimiz bir karardır. Kararı reddediyoruz, şiddetle kınıyoruz. Bu skandal karar asla cevapsız kalmamalıdır. Dışişleri Bakanlığımızın Belçika hükümetine nota vermesini ve Belçika ile ilişkilerimizi revize etmesini ivedilikle bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başladığı günden itibaren Filistin konusunda emperyal ve sinsi planlarını ortaya koyduğunu söyledi.
Akçay, ABD'nin sözde Orta Doğu barış planı hakkında, "Uluslararası hukuku hiçe sayan, 15 Kasım 1988'de bağımsızlığını ilan eden Filistin'i yok sayan ve Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilan eden bu mütecaviz plan, küstahlıktan, şımarıklıktan başka bir şey değildir." değerlendirmesinde bulundu
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakcı'nın Birleşmiş Milletlerdeki (BM) Türkiye hakkındaki insan hakları raporlarının görüşmesi sırasında Cumartesi Anneleri?nin eylemlerinin neden yasaklandığına ilişkin soruya "Turistleri rahatsız ettiği için" yanıtını verdiğini söyledi.
Söz konusu ifadeyi eleştiren Oluç, "Utanç verici bir ifade." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İsrail'de bir gazetenin MİT Başkanı Hakan Fidan'ı hedef gösterdiğini belirterek, bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.
Altay, "Sayın Erdoğan 'Muhatap olmam.' diyor ama neticede kaynak İsrail olunca, İsrail-ABD arasındaki anlaşma sıcak olunca, MİT Müsteşarımıza yapılan hedef gösterme ve hakaretle ilgili yürütme organından yüksek refleks beklemek millet adına hakkımızdır. Biz eleştiririz ama İsrail medyası tarafından MİT Başkanına yönelik böyle bir hedef göstermeyi, tutumu ve ithamı kabul etmemiz mümkün değil." dedi.
Altay, depremzedelere yönelik yardımların dağıtılması konusunda şeffaf olunması gerektiğini, ancak Türkiye'de bu konuda soru işaretleri bulunduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yardım paraları konusunda hesap vermesi gerektiğini dile getiren Altay, "Bir TV programcısı yardım toplamış, Allah razı olsun. İçişleri Bakanı'na 'Aman ha bunu doğru kullanın.' demek zorunda hissediyorsa veya o ruh iklimi içindeyse burada bazı şeyler kötü gidiyor demektir." diye konuştu.
CHP'li Altay, Başkent Doğalgaz A.Ş'nin, Kızılay Genel Müdürlüğüne, bağışladığı tutarın bir kısmının Ensar Vakfı tarafından yurt yapımında kullanılmasına imkan tanıyan bir yazı gönderdiğini belirterek, "Bu ne kepazelik? Kızılay'ın yurt yapmak için Ensar Vakfına mı ihtiyacı var?" diye sordu.
AK Parti'li Zengin, CHP'li Altay'ın MİT Başkanı Fidan'a yönelik açıklamasına teşekkür etti.
Ülke içinde her konunun tartışılabileceğini söyleyen Zengin, "İktidar, muhalefet konunun takipçisiyiz. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti'nin MİT Başkanı'nı tehdit edemez." ifadelerini kullandı.
ABD'nin sözde Orta Doğu barış planına da değinen Zengin, 71 yıl önce BM'nin Kudüs'ün statüsüne koruma getiren bir kararına rağmen değişen bir şey olmadığını söyledi.
Zengin, planın, iki ülkenin başka bir ülkenin toprakları üzerinde sanki kendi mallarıymış gibi davranma cüretinde bulunduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın sahibi Allah'tır. Bizim inanç değerlerimiz bunu söylüyor. Buradan güç alacağız. Filistin'de yaşayan insanlar 71 yıldır hiçbir şeyleri olmadan, imanlarından güç alarak bugüne kadar geldiler. Dünyada, adalete, hukuka, masum insanların kazanacağına inanan insanlar var. Bu manada dünyanın güç birliği oluşturmasında bugün TBMM'nin yapacağı çalışmanın örnek teşkil edeceğini düşünüyorum."
Zengin, yardımların her kuruşunun, emanet bilinciyle harcanmasının vazifeleri olduğunu vurgulayarak, "Özel şirketin yaptığı bir bağış var. Bağışın Kızılay ile ilgisi nedir, takip edeceğiz. Fakat biz özel şirketlerin avukatı, savunucusu değiliz, milletimizin temsilcisiyiz, onların hakkını hukukunu savunuyoruz. Hiçbir yanlışlık olmasına da asla müsade etmeyiz." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Altay, elindeki belgeyi Zengin'e verdi.
TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "İdlib'ten Türkiye'ye doğru gelen yeni sığınmacı akını" için verdiği araştırma önergesinin öngörüşmelerinin bugün yapılmasına dair önerisi ele alındı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Suriye'de başlayan iç savaşın üzerinden 9 yıl geçtiğini anımsattı.
AK Parti iktidarının hatalı dış politikaları sonucu Türkiye'nin "Arap Baharı"nın kaybeden ülkesi konumuna geldiğini öne süren Türkkan, "Rusya, Amerika ve İran'ın etki alanlarının hiç olmadığı kadar artmasıyla Türkiye bölgenin kaybetmiş ülkesi durumundadır. Türkiye bugün dünyanın en çok sığınmacı barındıran ülkesi konumuna geldi. Ülkemizde bulunan Suriyeli göçmen sayısı 5 milyonun üzerine çıktı. Türkiye Cumhuriyeti devleti, sınırları içindeki sığınmacıların külfetini ülkemizin sınırlı kaynaklarından karşılamaya gayret etmeye devam ediyor." dedi.
Gelinen noktada İdlib'in muhalif grupların son mevzisi, Esed rejiminin ise son hedefi haline geldiğini ifade eden Türkkan, şöyle konuştu:
"İlan edilen son ateşkes çoktan bozulmuş durumdadır. İdlib'de Şam ve müttefiklerinin sivil yerleşim yerleri de dahil olmak üzere saldırıları giderek artmaktadır. Bölgenin doğusu her an Esed yönetiminin eline geçebilir. İdlib'de ateşkes lafta kalmış, aldanan yine ne yazık ki Ankara olmuştur. Sığınmacı akımı bu durumun vahametini daha da artırmaktadır. İki gün önce yerlerinden edilerek Türkiye sınırına dayanan sivil sayısı 450 bindi. Bugün bu sayı 541 bine dayanmış durumda. İdlib'in düşmesi halinde bu sayının 2 milyona ulaşacağını öngörüyoruz. Ülkemizin yanı başında gerçekleşecek ve aralarında mutlaka teröristlerin de yer alacağı nüfus yoğunlaşması, siyasi gelişmelere göre Türkiye'ye ve halkımıza yönelik daimi bir risk zeminini de oluşturacaktır."
HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, İdlib'de yoğunlaşan iç savaşın sonucunda Türkiye'ye akın akın gelenlerin önemli bir bölümünün selefi cihadist çetelerden oluştuğunu öne sürdü.
Ankara ve İstanbul'un dahi güvenli olmadığını iddia eden Oruç, "Bugün 'İdlib'de çatışmasızlık bölgesi ilan edilecek.' adı altında rol üstlenildi. Türkiye, bu rolü de yerine getiremedi. AKP iktidarı bu rolün de altında kaldı ve dolayısıyla bugün oturup şunu düşünmek zorundadır; İdlib'ten gelecek selefi cihadist çetelerle bu ülkede ne yapacak?" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da İYİ Parti grubunun önerisinin İdlib'deki tehlikeye dikkat çektiğini, bu durumun mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.
AK Parti'nin, ortada çok önemli sorunların bulunmasına karşın Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni Genel Kurul gündemine getirdiğini ifade eden Altay, "Türkiye'de daha çok sıcak bir deprem olmuşken ve Türkiye bir taraftan Ege'de, Marmaris, Manisa adeta beşik gibi sallanırken İmar Kanunu ile belediyelerin kimi yetkilerini TOKİ'ye ve Çevre Bakanlığına alarak sandıkta kaybedileni Mecliste bir kanun çıkararak yetkiyi merkezi idareye alma peşine düşmesi olacak iş değil." dedi.
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi ise Esed güçlerinin son günlerde, diğer ülkelerin hava desteğiyle İdlib'in güneydoğusundaki en büyük ilçesi olan Maaret El Numan'a ve çevresine hedef gözetmeksizin yaptığı saldırılar sonucunda yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini söyledi.
Saldırılar dolayısıyla yüz binlerce insanın Türkiye sınırına doğru akın etmeye başladığını belirten Şanverdi, şöyle devam etti:
"Hükümetimiz tüm kurumlarımızla gerekli tedbirleri almış durumdadır. Gerekli tedbirler ilgili kurumlar tarafından sürekli olarak güncellenmektedir. Ne İdlib'de ne de güney sınırımızın diğer bölgelerinde hazırlıksız olduğumuz herhangi bir durum söz konusu değildir. Son günlerde yaşanan göç hareketine yönelik 'İdlib'in Yanındayız' kampanyası başlattık. Sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde, evlerinden edilen bu insanlara kendi topraklarında yeni kamplar oluşturarak bu insanların barınmaları sağlanmaktadır. Yerleşecek mekan bulamayan bu masum sivillere yönelik Suriye içerisinde briket barınaklar kurulmaktadır. Her türlü insani ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığımız bu masum insanlar, briket binaların bitmesinin ardından buralara yerleştirilecektir."
İYİ Parti'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra görüşülen HDP'nin "Deprem vergilerinin araştırılması", CHP'nin ise "Çiftçilerin sorunlarının araştırılmasına" ilişkin önergelerinin öngörüşmelerinin bugün yapılmasına dair önerileri de kabul edilmedi.
Grup önerilerinin ardından Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, teklifi, bundan sonra gelmesi muhtemel yerel yönetimler kanununa ön hazırlık olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Teklifi, 31 Mart seçimlerinden sonra kaybedilen büyükşehir belediyelerinin intikamını alır gibi hazırlanan bir yasa olarak gördüklerini belirten Türkkan, "Teklifte bazı belediye gelirlerinin tekrar iktidarın rantına sunulması için yetkinin TOKİ'ye devrini görüyoruz. Yani bu kanun teklifi 'Aman ha rantı bizden almayın, biz bu işe çok alıştık, TOKİ vasıtasıyla devam edelim'in mealidir." diye konuştu.
Türkkan, TBMM'nin iki gündür depremi konuştuğunu, her an depreme hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.
Büyük depremler atlatan ülkelerden Çin, Tayvan, Şili ve Yeni Zelanda'nın yatırımlarını duble yollara değil, sismik güçlendirmeye yaptıklarını ifade eden Türkkan, AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı'nın "Deprem paraları sadece depreme harcanmaz." sözünü yadırgadığını dile getirdi.
Türkkan, "deprem vergisi" adı altında toplanan paranın başka alanlarda kullanılmasının kabul edilemeyeceğinin altını çizerek, "Bilim adamları olası bir Marmara depreminde İstanbul'da 50 bin binanın ağır hasar alacağını söylüyorlar. 50 bin bina yıkılırsa ağır hasar alırsa ne olur biliyor musunuz? 10'ar kişiden hesaplasak 500 bin kişi büyük Marmara depreminde hayatını kaybeder. Bakın, siz bu kafayla giderseniz bu 500 bin kişiyi gömecek mezarlık bulamazsınız." diye konuştu.
MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek de Türkiye'nin deprem kuşağında bulunduğunu ve her daim tedbirli olunması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olduğunu vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu:
"Fay hattındaki yapılaşmalara son verilmesi, daha sağlam binaların yapılması ve tüm Türkiye genelinde, kırsal kesimler dahil, ciddi bir tarama yapılmalıdır. Oturulamaz raporu verilen binalarla ilgili önlemlerin mutlaka alınması gerekmektedir. Artık kırsal kesimlerde de dönüşüm gerekmektedir. Bununla ilgili de gerekli çalışmalar mutlaka yapılmalıdır. Elazığ'da yıkılan 8 binanın 1980 yılından sonra yapılmış olan, normalde planlı, projeli, ruhsatlı ama maalesef malzemelerden çalınarak yapılan binalar olduklarını görmekteyiz.
Türkiye depremle ilgili bir seferberlik ilan etmek mecburiyetindedir ve kaynakları olumlu bir şekilde kullanarak bununla ilgili kentsel dönüşümdeki öncelikleri, öncelikle yıkılacak binaların olduğu bölgeleri belirleyerek, sadece kentin silüetini ve görüntüsünü düzeltmekten ziyade, önce insanlarımızın hayatını kurtaracak projeler hayata geçirmelidir. Türkiye bunu yapacak güce sahiptir. Yaşadığımız hadiselerden sonra bu ortam içerisinde günlerce depremi konuşuyoruz, yapılması gerekenleri tartışıyoruz ama maalesef daha sonra her şey normale dönüyor, hiçbir şey yaşanmamış gibi herkes hayatına devam ediyor. Bilinçlendirme bakımından ilkokuldan başlayarak insanlarımız deprem konusunda bilinçlendirilmeli, yaşanılabilir binaların yapılması sağlanmalı ve bütün Türkiye'de genel bir tarama yapılmalıdır."
HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki de Türkiye'de en çok değişiklik yapılan yasaların başında İmar Kanunu'nun geldiğini söyledi.
AK Parti iktidarları döneminde toplumun yaşam alanlarını ilgilendiren alanların betona boğulduğunu iddia eden Tiryaki, "1999 yılı sonrasında belirlenen toplanma alanlarının yüzde 97'si ya gökdelenlerle ya da AVM'lerle dolduruldu. İktidar partisi İstanbul seçimlerini kaybedince belediyelerin yetkilerini daraltmak amacıyla bu teklifi getiriyor. Çok süslü söylemlerle halkı kandırmayı amaçlıyorsunuz. Mega projelerle tarihi alanlar yok ediliyor. Kentsel dönüşüm projeleri arsa değeri yüksek bölgelerde uygulanıyor. Kentsel dönüşümlerde ilk önce bölge insanının ihtiyaçları ele alınmalıdır." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek de depremin önemli bir gerçek olduğunu belirtti.
2004 ile 2019 yılları arasında "deprem vergisi" adı altında toplanan özel iletişim vergilerinin rakamsal karşılığının 34 milyar dolar olduğunu ileri süren Zeybek, "Başta Naci Görür olmak üzere değerli hocalarımız depremlerin nerede olacağını noktasına kadar vermiş olmalarına rağmen, riskli yapıların iyileştirilmesi ve fay hattı üzerindeki bölgede yaşayan yurttaşlarımızın güvenli alanlara taşınması konusunda hiçbir çaba gösterilmemiştir. Yani Sivrice'de depremin olacağı söylendiğinde dikkate alınmadı." diye konuştu.
Zeybek, deprem sonrası yapılan bütün çalışmaların bir kriz yönetimi olduğunu, Türkiye'nin bu konuda son 20 yıl içinde önemli mesafe katettiğini söyledi.
Deprem, heyelan ve su taşkını gibi doğal afetler sonrası yapılacak çalışmaların herhangi bir öneminin olmadığını savunan Zeybek, "Riski daha başlangıçta doğru yönetebilirsek o zaman bir büyük depremde ne yıkılacak bir binamız ne de binaların altında can verecek yurttaşlarımız kalır." diye konuştu.
Teklif sahibi AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ise teklif ile sahada karşılaşılan sorunların çözümü, bakanlıklardan gelen ve ihtiyaç duyulan konular hakkında yapılmış çalışmaları ele alacaklarını dile getirdi.
Coğrafi bilgi sisteminin kanunla düzenlenmesinin temel hedefinin, e-devlet oluşumunun olmazsa olmaz temel dayanaklarından birisi olduğunu ifade eden Demir, "Akıllı devlet iki temel esas üzerine oturtulur; bunlardan bir tanesi yönetim bilgi sistemidir, diğeri coğrafi bilgi sistemidir. Bunları gerçek anlamda bütünleşik olarak çalıştırabilirseniz o zaman e-devleti oluşturabilirsiniz. Bir devlet modelinde millete hizmet etmenin en temel kaidesi bilgiye sahip olmaktır. Vatandaşlar hakkında bilgiye sahip olduğunuzda aslında hizmetin en kalitelisini en kısa zamanda üretmek durumunda olduğunuzu da görebilirsiniz." dedi.
TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Tahir Akyürek, İmar Kanunu'nda değişiklik teklifinde yerel yönetimlerin yetkisini kısıtlayan herhangi bir konu bulunmadığını söyledi.
Akyürek, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Komisyon toplantılarının demokratik nezaket içinde geçtiğini ifade eden Akyürek, söz almak isteyen tüm milletvekillerinin konuştuğu komisyon toplantısına ilişkin 98 sayfalık Komisyon raporunun Meclis Başkanlığına sunulduğunu belirtti.
Akyürek, belediye başkanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı yaptığını anımsatarak, teklifin, belediye başkanlarının sürekli gündeminde olan birçok konu ve problemi çözüme kavuşturacağını vurguladı.
Komisyon Başkanı Akyürek, teklifle değer artış vergisi, yatay mimari, parsel bazında imar artışının yapılmaması ve ruhsatsız yapılarda "tapuya beyanlar" bölümüne şerh düşülmesi ile ilanların herkesin görebileceği şekilde yapılması gibi birçok konunun düzenlendiğini de kaydetti.
Teklife yönelik en çok, "yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlanması" ve "vesayet oluşturulması" şeklinde eleştiri geldiğini anımsatan Akyürek, kanun teklifinde yerel yönetimlerin yetkisini kısıtlayan herhangi bir konu bulunmadığına işaret etti.
Büyükşehir dışında ortaya çıkan değer artışından belediyenin istifade edemeyeceği yönündeki eleştirilerin de gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Akyürek, "Büyükşehir dışındaki belediyelerde de yüzde 40'ı onaylayan idare belediyeye ait; yüzde 30, yüzde 30 da yine kentsel dönüşümde kullanılmak üzere Şehircilik Bakanlığına ve Maliye hazinesine gitmiş oluyor." şeklinde konuştu.
Akyürek, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde millet bahçesi konusunda atıf bulunduğunu, kanun çıktıktan sonra bu konuda farklı bir çalışmanın yapılacağını ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Konya'ya ilişkin sorularını da yanıtlayan Akyürek, memleketi olan Konya'da toplu ulaşım, su, ekmek ve kamu alanı ücretlendirmesinde her zaman en düşük rakamların uygulandığını, son dönemde suda özel bir indirim daha yapıldığını kaydetti.
Meclis Başkanvekili Mithat Sancar, Genel Kurulda teklifin birinci bölümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi.
Aranın ardından Sancar, Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
