2010-09-22 - 12:15
CHP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na iki soru önergesi verdiğini belirterek içerikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
CHP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na iki soru önergesi verdiğini belirterek içerikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
CHP'li İçli, 11.12.2009 tarihli Vatan gazetesinde, Hollanda, İsveç, Danimarka basınında çıkan haberlerden alıntı yapılarak; Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) danışma kurulunda yer alan bazı profesörlerin domuz gribi aşısı ve ilacı üreten firmalara maaşlı danışmanlık yaptıkları, ortaya çıktığı, hükümetlerinde bu nedenle milyonlarca doz aşı ve ilaç siparişi verdiği, Hollanda meclisinde bu konuda soruşturma açılmasına karar verildiği, Rus Meclisi Sağlık Komisyonu'nun Cenevre'deki DSÖ temsilcilerine iddiaları detaylı bir şekilde incelemesi talimatı verdiği iddialarını hatırlatarak " www.milliyet.com.tr'nin 17.12.2009 tarihli haberinde ise de Almanya ve İspanya'nın kullanamadığı için elinde kalan fazla domuz gribi aşılarını üretici firmalara iade etmek istediklerine dair haber yer almıştır." dedi
Kamuoyunun merak ettiği konuların cevaplandırılması istemi ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Anayasa'nın 98., içtüzüğün 96. ve müteakip maddeleri gereğince 18.12.2009 tarihli yazılı soru önergesine cevap verilmediğini anımsatan İçli" İçtüzüğün 99/3 maddesi gereğince verilmiş olan 09.02.2010 tarihli TBMM Başkanlığı'nca dikkat çekme yazısına da cevap verilmemiştir." dedi
İçli, konu ile ilgili Anayasa'nın 98., İçtüzüğün 96 ve müteakip maddeleri hükümleri gereğince Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından yazılı olarak cevaplandırılması amacı ile TBMM Başkanlığ'na soru önergesi verdiğini belirtti.
CHP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli, sözlerinde şunları kaydetti;
" 1) Sağlık Bakanı 21.09.2010 tarıhli açıklamasında "DSÖ bu sene de domuz gribi virüsünün yaygın olabileceğini düşündüğü için 3 antijen içeren aşının içerisine domuz gribi virüsünün de eklenmesini kararlaştırdı. Bu doğru bir karar. Domuz gribi de artık mevsimsel grip gibi düşünülecek." Dediğine göre ; eğitim ve öğretim yılının başlandığı bu günlerde domuz gribinin yaygın olacağı da düşünüldüğüne göre , M.E.B ile koordineli bir biçimde domuz gribi ya da diğer salgın hastalıkları engellemek için söz konusu yeni aşının ithali ve okullarda bedelsiz olarak uygulanması düşünülüyor mu?
2)Yukardaki anlatım bölümünde aktarılan iddialar hükümetinizce neden ciddiye alınmamış ve Anayasa ile içtüzüğün amir hükümleri hiçe sayılarak milletvekilinin yazılı soru önergesine cevap verilmemiştir?
3)Türkiye'nin kullanmadığı domuz gribi aşılarının miktarı ve parasal değeri nedir?
Kullanmama nedeni ile elimizdeki fazla domuz gribi aşılarının üretici firmalara iadesi için bir girişimde bulunulmuş mudur?
4)Dünya Sağlık Örgütü Türkiye temsilcisine haberlere konu iddiaların detaylı bir şekilde incelenmesi talimatı verildi mi? Verildi ise hükümete intikal etmiş bir rapor var mıdır?
5)Sağlık Bakanlığı'ndaki görevlilerden ya da Dünya Sağlık Örgütü kurullarında görevli temsilcilerimizden aynı zamanda domuz aşısı üreten firmalarda maaşlı danışmanlık yapanlar var mıdır?"
İçli, ''Hükümet bu sorularıma yanıt verinceye kadar Hükümetin yakasında olacağım'' dedi.
Bir diğer konunun ise, TÜİK'in rakamlarına göre, Türkiye'nin nüfusunun 2009 yılında, 2007'ye göre 1 milyon 975 bin 56 kişi arttığını vurgulayan İçli, YSK'nın verilerine göre ise seçmen sayısının 3 yılda 9 milyon 252 bin 525 kişi artış gösterdiğini ifade etti.
İçli, ''Bir ülkenin nüfusu 2 yılda yaklaşık 1 milyon 900 bin kişi artarken seçmen sayısının 3 yılda yaklaşık 10 milyon artması garip değil mi?'' diye sorarak, bu sorulara İçişleri Bakanı'nın yanıt vermesi gerektiğini belirtti. YSK'nın bunu sorgulaması gerektiğini, basın aracılığıyla bunun bir suç duyurusu olduğunu kaydeden İçli, ayrıca YSK'ya başvuracağını bildirdi.
YSK ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılan protokol nedeniyle Danıştaya dava açtığını, bunun yaklaşık 2 yıldır beklediğini anımsatan İçli, Danıştaya öncelik dilekçesi vererek, dava dosyasının sonuçlandırılmasını talep edeceğini vurguladı.
Gelecek yıl genel seçim yapılacağına işaret eden İçli, ''Seçimler demokratik biçimde yapılmazsa, sahte, naylon seçmenlerle oy kullandırılarak seçime hile karıştırılıyorsa, o ülkenin demokratik ülke olduğu söylenemez'' dedi.
YSK'nın kullandığı bilgisayar programının güvenirliği konusundaki kaygılara işaret eden İçli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Gelecek seçimlerin daha güvenli, sağlıklı yapılabilmesi için bugünden gerekli önlemler alınmalıdır. Bu konuların mutlaka YSK tarafından irdelenmesi gerekiyor. Bu konu anayasa gereği YSK'nın görevidir.
13 milyon 800 bin civarında seçmen sandığa gitmemiştir. Yasaya göre halkoylamasına katılmak zorunludur ve katılmayanlar hakkında para cezası uygulanmaktadır. Bu kadar kişi hakkında ilçe seçim kurulu başkanları, gerekli para cezasını tahsis edecek mi? Çünkü bu miktar bir amme alacağıdır. Amme alacağının takibi ve tahsisi ülkeyi yönetenlerin asli görevlerindendir. Eğer anayasa ve yasa hükümleri gereği gibi yerine getirilirse, önümüzdeki seçimlerin çok daha sağlıklı ve katılım oranı çok daha yüksek bir şekle dönüşmesi mümkün olacaktır. Keyfiliğe yer yok.''
Son günlerdeki en büyük yolsuzluğun ÖSYM yolsuzluğu olduğunu da ifade eden İçli, bunu bir hak gaspı, hak yolsuzluğu olarak nitelendirdi. İçli, milyonlarca gencin emeği, alın teri ve haklarının, ''birtakım ahlaksızlar tarafından'' gasp edildiğini ifade etti.(12:15)
