2012-11-12 - 15:56
CHP Ankara Milletvekili Günaydın, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Büyükşehir Kanunu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Kamuoyunda Büyükşehir Yasa Tasarısı olarak bilinen tasarının TBMM Genel Kurul'undan sabah 06:30'da geçtiğini hatırlatan Gökhan Günaydın, bu yasa ile Türkiye'de 29 kentin 'bütünşehir' ilan edildiğini belirterek "AKP grubu bunu yaparken Kocaeli ve İstanbul örneğinin başarılı örnekler olduğunu ve bunun Türkiye'ye yayılmasının uygun olacağını söylemektedir. Oysa örneğin İstanbul 5300 km kare yüzölçümüne sahip ve 19 milyar lira konsolide bütçeye sahip bir kenttir. Buna karşılık Konya 38 bin km kare yüzölçümüne sahip ve konsolide bütçesi 1 milyar lira civarında olan bir kentimizdir. Dolayısıyla İstanbul örneğinden yola çıkarak bu uygulamanın Konya'da da, Antalya'da da, Ankara'da da, Muğla'da da başarılı olacağını söylemek örnekler üzerinden bakıldığında akla aykırıdır" şeklinde konuştu.
Muğla, Ankara, Konya gibi illerin bütünşehir yasası ile 'etkin ve verimli olarak yönetilemeyeceğini' sözlerine ekleyen Günaydın, "Bu yasa tasarısı ile Türkiye'deki 2950 belediyenin 1582'si kapatılmaktadır. Yani yerel yönetimlere yetki devrettiğini iddia eden AKP hükümeti her iki belediyeden birini kapatarak belediye reformu yaptığını ileri sürmektedir. Bu bir trajikomik durumdur" dedi.
Bütün bunların "halkın iradesine yapılmış bir saygısızlık" olduğunu ifade eden Günaydın, "Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler özerklik şartının 5. Maddesi eğer belediye kapatılmasına ilişkin, sınır değiştirilmesine ilişkin bir değişiklik yapacaksınız, mevzuat uygunsa ve mümkünse yerel halka danışılmadan bu değişikliğin yapılamayacağını öngörmektedir" şeklinde konuştu.
Türkiye'de 430 beldede 14 ve 21 Ekim tarihlerinde referandum yaptıklarını belirten Günaydın, "bu beldelerden 168'i CHP'li, 152'si AKP'li 63'ü MHP'li, 22'si DP'li, 8'i DSP'li" olduğunu, bu seçim tutanaklarının altına AKP'nin belde teşkilat başkanı, MHP'nin belde teşkilat başkanı ve diğer partilerin teşkilat başkanları, belediye başkanları meclis üyeleri imza attıklarını söyledi. CHP'nin yaptığı referandumda 430 beldede 362 bin kişinin sandığa gittiğini ve 352 bin kişinin de "belediyeme dokunma" dediğini ileri süren Günaydın "AKP sözcüleri diyorlar ki CHP'nin yaptığı çadır tiyatrosudur. Ben bu sözün halka yapılmış bir saygısızlık olduğunun altını çiziyorum ve bir adım daha atarak şunu söylüyorum. Beğenmiyor musunuz bizim yaptığımızı? Bizim yaptığımızı çadır tiyatrosu olarak mı tanımlıyorsunuz? O zaman kendiniz yapın. Mevzuat uygun, mümkün olmayacak bir durum yok. Kurun sandıkları, kapattığınız beldelerin tamamında halkın iradesini araştırın. Çünkü kimisi 150-200 yıllık bu belediyeler burada kavuniçi koltuklarda oturan milletvekillerinin kararıyla kapatılamaz. Çünkü ol belediyelerin ev sahibi halktır" dedi.
Tasarıyla Türkiye'deki 34 bin 500 köyün 15 bin 82'sinin kapatıldığını belirten Günaydın, "yani her iki köyden birinin kapatıldığı bir yerel yönetim reformu yaptığını iddia ediyor AKP. Türkiye'de tarımın ve köylülüğün içinde bulunduğu durum analiz edildiğinde bu düzenlemenin mevcut durumu daha da kötüleştireceğini söylemek sürpriz olmayacaktır. Kaldı ki mevcut düzenleme sıradan yurttaşın yaşamına ilave vergi yükü olarak dönecektir" dedi. Günaydın şunları kaydetti:
"Emlak vergisi kanunun 8. Maddesi binalarda verginin binde bir olduğunu, mesken dışı binalarda ise binde iki olduğunu söylüyor. Ve büyükşehir kanunun uygulandığı bölgelerde bu emlak vergisinin yüzde yüz fazla uygulanacağını hükme bağlıyor. Yine aynı kanunun 18. Maddesi arazi vergilerinin binde bir, arsa vergilerinin binde üç olduğunu söylüyor ve 5216 sayılı kanunun uygulandığı yerlerde bu vergilerin de yüzde yüz arttırımlı olarak uygulanacağını söylüyor. Bugün illerimizde ilçelerimizde basit usulde vergilendirilen kasap, manav, fırın, kırtasiyeci gibi esnaf yani küçük esnaf bu yasa ile birlikte gerçek usulde vergilendirilmeye başlayacak, defter tutmaya başlanacak ve her üç ayda bir geçici vergi beyannamesi vermek durumunda bırakılacak. Köylerde yaşayan yurttaşlarımız için her ne kadar yasa harçlarda ve katılım paylarında beş yıllık bir geçiş süresi tanımış ise de su için bu muafiyet getirilmemiştir. Yasanın tasarının hükmüne göre içme suyu ve kullanma suyu en düşük tarifenin yüzde 25'i oranında faturalandırılacaktır. Yani yasanın yürürlüğe girdi tarihten itibaren köyleri kapanan ve mahalleye dönüşen, kağıt üzerinde kentleşen yurttaşımız ineğinin içtiği suyu vergisiyle faturasıyla birlikte ödeyecektir. Gürül gürül akan köy çeşmeleri iki muamele ile karşı karşıya kalacaktır. Ya bu köy çeşmelerini tıpayla kapatacaklar ya da köy çeşmelerine sayaç takacaklar."
TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na AK Parti'nin verdiği başkanlık teklifinin zamanlamasına da dikkat çeken CHP'li Günaydın, "Biz buradan Cumhurbaşkanı'na bir çağrı yapmak istiyoruz. Lütfen incelemeden, yine bir uçak merdiveninde bu tasarıyı imzalamayınız. Cumhurbaşkanı tüm toplum kesimlerinden ve hukukçulardan, ilgili sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerden ve barolardan görüş almalı. Yani TBMM'de yerine getirilmeyen danışılma süreci hiç olmazsa Cumhurbaşkanlığı katında yerine getirilmeli ve bu yasa bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade edilmelidir. Çünkü TBMM'ye seçilerek gönderilen 550 milletvekilinin görevi Türkiye'nin yönetimini kaosa götürmek ya da yurttaşın yaşamını zorlaştırmak değil, tam tersine daha etkin, daha verimli bir yönetim için gayret ortaya koymak ve emekçi yurttaş üzerindeki tahammül edilmesi güçleşen vergi yükünü arttırmak değil hafifletmektir" şeklinde konuştu.
Banu Doğan
Muğla, Ankara, Konya gibi illerin bütünşehir yasası ile 'etkin ve verimli olarak yönetilemeyeceğini' sözlerine ekleyen Günaydın, "Bu yasa tasarısı ile Türkiye'deki 2950 belediyenin 1582'si kapatılmaktadır. Yani yerel yönetimlere yetki devrettiğini iddia eden AKP hükümeti her iki belediyeden birini kapatarak belediye reformu yaptığını ileri sürmektedir. Bu bir trajikomik durumdur" dedi.
Bütün bunların "halkın iradesine yapılmış bir saygısızlık" olduğunu ifade eden Günaydın, "Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler özerklik şartının 5. Maddesi eğer belediye kapatılmasına ilişkin, sınır değiştirilmesine ilişkin bir değişiklik yapacaksınız, mevzuat uygunsa ve mümkünse yerel halka danışılmadan bu değişikliğin yapılamayacağını öngörmektedir" şeklinde konuştu.
Türkiye'de 430 beldede 14 ve 21 Ekim tarihlerinde referandum yaptıklarını belirten Günaydın, "bu beldelerden 168'i CHP'li, 152'si AKP'li 63'ü MHP'li, 22'si DP'li, 8'i DSP'li" olduğunu, bu seçim tutanaklarının altına AKP'nin belde teşkilat başkanı, MHP'nin belde teşkilat başkanı ve diğer partilerin teşkilat başkanları, belediye başkanları meclis üyeleri imza attıklarını söyledi. CHP'nin yaptığı referandumda 430 beldede 362 bin kişinin sandığa gittiğini ve 352 bin kişinin de "belediyeme dokunma" dediğini ileri süren Günaydın "AKP sözcüleri diyorlar ki CHP'nin yaptığı çadır tiyatrosudur. Ben bu sözün halka yapılmış bir saygısızlık olduğunun altını çiziyorum ve bir adım daha atarak şunu söylüyorum. Beğenmiyor musunuz bizim yaptığımızı? Bizim yaptığımızı çadır tiyatrosu olarak mı tanımlıyorsunuz? O zaman kendiniz yapın. Mevzuat uygun, mümkün olmayacak bir durum yok. Kurun sandıkları, kapattığınız beldelerin tamamında halkın iradesini araştırın. Çünkü kimisi 150-200 yıllık bu belediyeler burada kavuniçi koltuklarda oturan milletvekillerinin kararıyla kapatılamaz. Çünkü ol belediyelerin ev sahibi halktır" dedi.
Tasarıyla Türkiye'deki 34 bin 500 köyün 15 bin 82'sinin kapatıldığını belirten Günaydın, "yani her iki köyden birinin kapatıldığı bir yerel yönetim reformu yaptığını iddia ediyor AKP. Türkiye'de tarımın ve köylülüğün içinde bulunduğu durum analiz edildiğinde bu düzenlemenin mevcut durumu daha da kötüleştireceğini söylemek sürpriz olmayacaktır. Kaldı ki mevcut düzenleme sıradan yurttaşın yaşamına ilave vergi yükü olarak dönecektir" dedi. Günaydın şunları kaydetti:
"Emlak vergisi kanunun 8. Maddesi binalarda verginin binde bir olduğunu, mesken dışı binalarda ise binde iki olduğunu söylüyor. Ve büyükşehir kanunun uygulandığı bölgelerde bu emlak vergisinin yüzde yüz fazla uygulanacağını hükme bağlıyor. Yine aynı kanunun 18. Maddesi arazi vergilerinin binde bir, arsa vergilerinin binde üç olduğunu söylüyor ve 5216 sayılı kanunun uygulandığı yerlerde bu vergilerin de yüzde yüz arttırımlı olarak uygulanacağını söylüyor. Bugün illerimizde ilçelerimizde basit usulde vergilendirilen kasap, manav, fırın, kırtasiyeci gibi esnaf yani küçük esnaf bu yasa ile birlikte gerçek usulde vergilendirilmeye başlayacak, defter tutmaya başlanacak ve her üç ayda bir geçici vergi beyannamesi vermek durumunda bırakılacak. Köylerde yaşayan yurttaşlarımız için her ne kadar yasa harçlarda ve katılım paylarında beş yıllık bir geçiş süresi tanımış ise de su için bu muafiyet getirilmemiştir. Yasanın tasarının hükmüne göre içme suyu ve kullanma suyu en düşük tarifenin yüzde 25'i oranında faturalandırılacaktır. Yani yasanın yürürlüğe girdi tarihten itibaren köyleri kapanan ve mahalleye dönüşen, kağıt üzerinde kentleşen yurttaşımız ineğinin içtiği suyu vergisiyle faturasıyla birlikte ödeyecektir. Gürül gürül akan köy çeşmeleri iki muamele ile karşı karşıya kalacaktır. Ya bu köy çeşmelerini tıpayla kapatacaklar ya da köy çeşmelerine sayaç takacaklar."
TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na AK Parti'nin verdiği başkanlık teklifinin zamanlamasına da dikkat çeken CHP'li Günaydın, "Biz buradan Cumhurbaşkanı'na bir çağrı yapmak istiyoruz. Lütfen incelemeden, yine bir uçak merdiveninde bu tasarıyı imzalamayınız. Cumhurbaşkanı tüm toplum kesimlerinden ve hukukçulardan, ilgili sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerden ve barolardan görüş almalı. Yani TBMM'de yerine getirilmeyen danışılma süreci hiç olmazsa Cumhurbaşkanlığı katında yerine getirilmeli ve bu yasa bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade edilmelidir. Çünkü TBMM'ye seçilerek gönderilen 550 milletvekilinin görevi Türkiye'nin yönetimini kaosa götürmek ya da yurttaşın yaşamını zorlaştırmak değil, tam tersine daha etkin, daha verimli bir yönetim için gayret ortaya koymak ve emekçi yurttaş üzerindeki tahammül edilmesi güçleşen vergi yükünü arttırmak değil hafifletmektir" şeklinde konuştu.
Banu Doğan
