2021-12-11 - 23:59
2022 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2022 yılı bütçeleri kabul edildi.
Genel Kurulda Sağlık Bakanlığı ile bağlı kuruluşları Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile bağlı kuruluşları Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, İklim Değişikliği Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı kuruluşu Mesleki Yeterlilik Kurumunun 2022 yılı bütçeleri ele alınacak.

Bütçeler üzerinde ilk sözü İYİ Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Abdul Ahat Andican aldı.

Çok sayıda sağlık çalışanının özellikle de doktorların yurt dışına göç etmeye başlamasının sağlık sistemi açısından çok büyük bir tehlike olduğunu belirten Andican, "Çalışanlara cüzi iyileştirmeler yaparak bunun önüne geçmek mümkün değildir. Onların çalışma şartlarını, ekonomik şartlarını ve ortamlarını dünya standartlarına uygun hale getirme zorunluluğu vardır." dedi.

Tıp fakültelerinin borç içerisinde yüzdüğünü ve borçlarını ödeyemediklerini aktaran Andican, tıp fakültelerinin, üniversitelerin kalitesi tutturulmadığı sürece mezun edilen doktorların da kalitesinin yükseltilemeyeceğini savundu.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur ise sağlıkta şiddetin arttığını, Kovid-19 salgını sürecinin başarısız yönetildiğini öne sürdü. İktidarın Türkiye'nin içinde bulunduğu sağlık krizinin farkında olmadığını öne süren Cesur, şunları kaydetti:

"Bakın 'Omicron' kapımıza kadar, Yunanistan'a kadar geldi, bununla ilgili yeni bir salgın stratejimiz var mı? Bunları da bizimle paylaşın lütfen. BioNTech etkinliğinin 6'ncı aydan sonra azaldığına dair yayınlar var. Dünya 3'üncü dozu aşılıyor; biz 3'üncü doz ne olacak bununla ilgili bilgi almak istiyoruz. TURKOVAC'ı bekliyorsanız da büyük hata yapıyorsunuz. Sağlık çalışanlarına verilen ek ödemeler şaka gibiydi. Meslektaşlarımızın haklarını koruyamadınız. 39 branşta 800 bin sağlık çalışanı bekliyor. Sağlık çalışanına en çok ihtiyaç olan dönemde neden yapmadınız bu atamaları, bunu soruyoruz. Şehir hastanelerine bu yıl ödenen parayla 10 bin lira maaşla 136 bin sağlık çalışanı istihdam edebilirdik."

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Türkiye'nin yüz ölçümünün büyük çoğunluğunun deprem riski altında olduğunu anımsattı. Bilim insanlarının uyarılarına rağmen başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde depremlere karşı kayda değer bir kentsel dönüşüm veya hazırlıktan bahsetmenin mümkün olmadığını ileri süren Ergun, "Milyonlarca yapı depreme karşı dayanıksız bir vaziyette beklemektedir. İktidarın rant projeleri için, tarihimizin ve kültürümüzün birer aynası olan şehirlerimize karşı adeta düşmanca bir anlayışla emsalsiz zararlar verilmiştir." diye konuştu.

İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı da sadece iklim ve çevre politikalarının değil ekonomi, sanayi, eğitim, istihdam piyasaları, vergi, dış ticaret, sosyal koruma politikalarının da kökünden değiştirilmesi gerektiğini savundu. İklim değişikliğiyle mücadelenin sadece başkanlık kurmakla olmayacağını iddia eden Sıdalı, "Bakanlığa bağlı bir başkanlıktan daha etkin, lider bir kuruma yani ekolojik geçiş bakanlığına ihtiyacımız var. Çünkü dünya bugün ikiz dönüşümün eşiğinde. Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm eş zamanlı ve kol kola ilerliyor. Tüm sektörleri yatay kesen dijital ve yeşil dönüşüm, sadece çevreci değil aynı zamanda ekonomik bir dönüşümü de temsil ediyor yani romantik değil gerçekçi." değerlendirmesini yaptı.

Sıdalı, milli eğitim müfredatında iklim değişikliği dersi bulunmadığını belirterek "Ocak ayındaki İklim Şurası'na şimdiden çağrı yapıyoruz, iklim değişikliğinde belirleyici platform olan Şura'da bu kararı lütfen alın." dedi.

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu, kız çocuklarının geleceğini tehdit eden çocuk yaşta evliliklere ilişkin, "Çocuk yaşta evlilik alelade bir olgu değildir, geçmiş ve gelecekteki toplumsal sorunları içinde barındıran derin ve önemli bir toplumsal yaradır, ülkelerin gelişmesi önünde önemli bir engeldir. Reşit olmayanla evlilik sıklığı dünyada azalmakla beraber ülkemizde devam etmektedir." ifadesini kullandı.

Çocuk yaşta evliliklerde kızların köle olarak kullanıldığını vurgulayan Kabukçuoğlu, "Çocuk yaşta evliliğin önüne geçmede eğitim çok önemlidir. 'Baba beni okula gönder' ve 'Haydi kızlar okula' çok yerinde projelerdir. Çocuk yaşta evlilik pek çok sosyal ve teknik çözümlemeler gerektirmektedir ancak önümüzdeki yolsuzluk ve yoksulluk bütçesi bunlara cevap vermekten uzaktır." diye konuştu.

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş ise memurların her yıl toplu sözleşmede kaybettiklerini söyledi. Memurlara ve işçilere 2022'de yüzde 36,2 zam yapılması gerektiğini dile getiren Yokuş, "Toplu sözleşmeleri tekrar gözden geçiriniz. Asgari ücret bunun çok üstünde olmalı." dedi.

Emeklilerin maaşlarını da eleştiren Yokuş, "Emeklilerin maaşını asgari ücrete kadar çıkaracaksınız, emeklinin durumunu düzelteceksiniz. Asgari ücret en az 4 bin olmalı ama 6 ayda bir tekrar oturmalısınız; çünkü bu ekonomik hıza, bu enflasyon hızına, bu zam furyasına yetişmek mümkün değil. 6'ncı ayda bir yüzde 20 daha zam yapmanız lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Genel Kurulda, MHP milletvekilleri bütçe üzerine söz aldı.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, salgında kişisel hatalar olduğunu da belirterek, aşı retçilerinin ve aşıya karşı olan tepkilerin getirdiği sorunun ve buna bağlı toplumsal bağışıklamada yaşanan sorunların önemli bir negatif etken olduğuna işaret etti.

Maske kullanımındaki gevşeme ve duyarsızlığın da başka bir etken olduğuna değinen Aycan, bu durumun virüsün dolaşmasına ve dolaşmayla birlikte yeni hastalıklara ve yeni ölümlere sebep olduğunu kaydetti. Aycan, kanser ve kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölümlerin de yüksek olduğuna değinerek, bu rahatsızlıklara karşı tedavilerin ve taramaların devam etmesi gerektiğine dikkati çekti.

Aile hekimlerinin sorunlarına değinen Aycan, hastaların takiplerini yaptırmamasından dolayı negatif performans uygulanmamasını istedi. Aycan, aile hekimlerine kayıtlı hasta sayısının yüksek olduğunu ifade ederek, aile hekimliği hizmetinin daha etkili olması için kayıtlı kişisi sayısının 4 binden 3 bine indirilmesini önerdi.

MHP olarak, aylıklarda tüm sağlık personelini kapsayan bir iyileştirme olmasını beklediklerini vurgulayan Aycan, "Sağlık personeli arasında ayrım yapmadan; sözleşmeli, kadrolu ayrımı yapmadan, mümkünse sözleşmelilerinin tümünü kadroya geçirerek ya da özlük hakları konusunda eşitleyerek tüm sağlık personelinin maaşlarının iyileştirilmesini istiyoruz. Ek ödemenin maaşa yansımasını ve bunun da emekliliğe yansımasını istiyoruz ve bu düzenlemenin tüm sağlık personelini kapsayacak şekilde olmasını öneriyoruz." diye konuştu.

MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan, pandemiyle birlikte yerli ilaç sektörünün öneminin daha da ön plana çıktığını ifade ederek, 11. Kalkınma Planı'nda yer alan Türkiye'nin ilaçta yerelleşme projesinin Türk milletinin geleceği için hayati öneme sahip çalışmaları arasında olacağını kaydetti.

Taşdoğan, yüksek katma değerli ürün üretebilen, küresel pazarlara ürün ve hizmet sunabilen, yurt içi ilaç ve tıbbi ilaç cihaz ihtiyacının daha büyük bir kısmını karşılayabilen bir üretim yapısına geçilmesi, yerli atıl üretim kapasitesinin kullanılır duruma getirilmesi, ruhsatlandırmaya yönelik mevzuat altyapısı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu kadrolarının güçlendirilmesinin Sağlık Bakanlığının 2022 yılı hedefleri arasında ve bütçesinde öncelikle yerini alması gerektiğini söyledi.

MHP İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz, Kovid-19'un tek çözümünün aşı olduğunu belirterek, Türkiye'de aşılama sürecinde büyük bir özveriyle çalışıldığını kaydetti.

Aşı karşıtlığına değinen Arkaz, "Vatandaşlarımızın bilime inanmalarını istiyorum. Aşı karşıtlığı yapmak insan sağlığının karşısında durmaktır. Gelin, bu mücadelede dün olduğu gibi bugün de birlikte olalım. Ayrıca, sağlıklı olmak için dengeli beslenme ve egzersizi ihmal edemeyiz. Herkesin bir aile hekimi olduğu gibi spor ve diyet uzmanlarının da olması gerekiyor." dedi.

TURKOVAC'ın da an itibariyle hazır olduğunu ve kısa zamanda vatandaşların aşılanmaya başlanacağını dile getiren Arkaz, Türkiye'nin bu aşıyı bütün dünya ülkelerinin kullanımına açacağını, ihtiyacı olan her ülkeye hibe olarak verileceğini söyledi.

Arkaz, tıpta başarının yalnızca hekim hizmetleriyle olmadığını, yeniliklerin, bilimin ve teknolojinin takip edilmesi gerektiğini belirterek, Türk tıbbının da gelişmeleri takip ettiğini ve sürekli ilerlediğini kaydetti.

MHP Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, insanoğlu çeşitli modern akımların etkisiyle kendisini her şeye gücü yeten ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir varlık olarak konumlandırmaya başladığında, esasında kendi sonunu da hazırlamış olduğunu söyledi.

Değişen ve sınırsız boyuta ulaşan tüketim sonucunda salınan sera gazlarının tabiattaki düzeni bozduğunu dile getiren Durmaz, "İnsanlığın geleceği ne yazık ki yine insan eliyle tetiklenen iklim krizi nedeniyle tehdit altına girmiştir. Bu tehdit bazı yaşam alanlarında hayatta kalmayı imkansız kılarken buna bağlı göçler de iklim mültecilerini ortaya çıkarmıştır." dedi.

Türkiye'nin iklim krizinden en fazla zarar görecek iklim kuşağında yer aldığını ve bu durumun doğal etkilerinin de iki üç yıldır net şekilde görüldüğünü ifade eden Durmaz, bilim insanlarının 150 yılda hava sıcaklığının 1,5 derece yükseldiğini, 2 derece yükselmesinin felaketlere yol açacağını, 4 dereceye ulaşması durumunda insanlığın varoluş tehlikesi yaşayabileceğinin altını çizdiğini kaydetti.

Durmaz, BM verilerine göre 2025'te 3 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağına işaret ederek, iklim değişikliğiyle mücadelede yenilenebilir enerji kaynaklarının alternatiften ziyade tek seçenek olduğunu söyledi. Durmaz, şöyle konuştu:

"Türk sanayisinin üretim tarz ve tekniklerinin çevreye tam duyarlı, sıfır salımı esas alan ve Allah'ın tabiat eliyle verdiği nimetlerden tam kapasiteyle yararlanan bir değişim ve dönüşüm yaşaması gerekmektedir. Vatanımız canımız ise dünya evimizdir. Vatanımızı da dünyamızı da canımız gibi sevmeliyiz. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak geleceğimizi korumak adına atılacak her adımı destekliyor, değerli buluyoruz. Türkiye, 2053 yılında sıfır karbon salınımına ulaştığında hem iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstlenecek hem de mali dengede en büyük yükü oluşturan ithalat kalemi olan enerjideki açığı kapatarak Türk ekonomisini de güçlendirmiş olacaktır. Bu hem çevrenin selameti hem de mali yapının istikrarı açısından bir zarurettir."

MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, milli değerler bir milletin olmazsa olmazı, manevi değerlerin de devleti güçlü kılan unsurlar olduğunu söyledi.

Çocukların zararlı akım ve alışkanlıkların tuzağına düşmelerini önlemek için milli manevi kültürel değerlere uygun yetiştirmenin anne, baba, toplum olarak herkesin görevi olduğunu ifade eden Erdem, "Atalarımızın yaptığı gibi milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalı ve çocuklarımıza aktarmalıyız." diye konuştu.

Aile kurumunun önemini anlatmak için gençlere evlilik öncesi eğitim verilmesi gerektiğini dile getiren Erdem, maddi ve manevi zorlukların yanında vatandaşların ruhsal olarak yaşadıkları sıkıntıların da farkında olduklarını söyledi. Erdem, bir ruh sağlığı yasasına da ihtiyaç olduğunu düşündüklerini dile getirdi.

MHP Ankara Milletvekili Nevin Taşlıçay, asgari ücret politikasında vatandaşın refah düzeyini artırmak, asgari ücretlilere toplu taşımada ulaşım desteği sağlamak, asgari ücretin vergiden muaf tutulmasına imkan sağlamak gibi düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesini önemsediklerini bildirdi.

Tüm iş kollarında liyakati öncelediklerini, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarındaki sözleşmeli, ücretli ve geçici personel politikasının revize edilerek bu çalışanların kadrolu hale getirilmesinin de doğru olacağına inandıklarını dile getiren Taşlıçay, "Sadece çalışanlarımızın değil emeklilerimizin de yaşam kalitesinin artırılması için bazı düzenlemeler elzemdir. Emekli maaşlarındaki eşitsizliklerin yanı sıra aldıkları sağlık hizmetleri için ödedikleri katkı payı da emeklilerimizin hayatını zorlaştırmaktadır. Bu sebeple emeklilerin ücret dengesizliğinin giderilmesi ve sağlık için ödedikleri katkı payının kaldırılmasından yanayız." dedi.

Taşlıçay, engelli vatandaşların çalışma hayatına katılımının kolaylaştırıldığı, kamuda engelli kotasının artırıldığı ve engellilere yönelik meslek danışmanlığının artırıldığı bir süreci de yönetmek gerektiğine değindi.

MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, çalışma hayatının, işçi ile işveren haklarının dengeli bir şekilde korunmasının yanında, işin korunmasını da dikkate alan politikalar çerçevesinde tanzim edilmesi gerektiğini söyledi.

Ersoy, hayat pahalılığından başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere dar ve sabit gelirli vatandaşların etkilendiğini ifade ederek, çalışanların ve emeklilerin maaşlarında ve asgari ücrette artış yapılırken bu durumun dikkate alınması gerektiğine değindi.

Emeklilikte yaş şartını bekleyenlerden, işsiz durumda kalanlardan genel sağlık sigortası pirimi alınmaması gerektiğini vurgulayan Ersoy, kamuda ücret adaleti sağlayacak, statü ve istihdam karmaşasını giderecek, işe girişte ilerleme ve yükselmede liyakati esas alacak bir personel rejiminin uygulamaya konulması ihtiyacının devam ettiğini söyledi.

Bütçe üzerinde HDP Grubu adına konuşan Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, sağlık hizmetlerinin ana dilde verilmesinin önemine işaret ederek, bu hizmetin sunulmaması nedeniyle bazı vatandaşların sağlık hizmeti alamadığını söyledi. Sığınmacı kadınların sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ileri süren Güzel, kimsenin bu iktidardan lütuf beklemediğini belirterek, Mülteciler İçin Mali Yardım Programı kapsamında oluşturulan fonun nereye harcandığını sordu.

HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, AK Parti iktidarında hastanelerdeki kuyrukların bittiğini ancak çevrim içi randevu kuyrukları oluştuğunu savundu.

İlaç temininde ciddi sıkıntı yaşandığını anlatan Koçyiğit, "Hastalar eczanelerde, eczaneler de ecza depolarından ilaç bulamıyorlar. Çünkü ilaç kuru 4,75 lirada sabitlenmiş durumda. Ama avronun Türk lirası karşısındaki değeri 14-15 civarında. O zaman, bu aradaki ciddi farkla ilaç bulunmaması normalleşmiş oluyor çünkü biz ilaçta dışa bağımlı bir ülkeyiz." diye konuştu.

Koçyiğit, Türk Eczacıları Birliği'nin, 657 ilaca erişimde sorun yaşandığını ve eğer sorun giderilmezse büyük bir ilaç kriziyle karşı karşıya kalınacağını açıkladığını aktararak, iktidarın bu konuda hiçbir önlem almadığını savundu. Koçyiğit, "Ülkede yaklaşık 28 bini aşkın eczane var. Sağlık Bakanlığı 261 eczanenin stoklarında sorun olduğu ya da uyumsuzluk olduğunu fark etmiş. 28 bin eczanenin karşısında 261 eczanenin stokunda sorun olmasını 'Eczacılar stok yapıyor.' diye kamuoyuna sunmak ve bunun üzerinden manipülasyon yapmak aslında topu taca atmaktır, sorunu görmezden gelmektir." sözlerini sarf etti.

Son 2 yılda 1308 ilacın geri ödeme kapsamından çıkarıldığını da belirten Koçyiğit, "Artık anneler, bebeklerinin dişi çıktığında gidip para verip o jelleri almak zorundalar çünkü Bakanlığınız, onların ücretsiz alınmasını uygun bulmamış." dedi.

HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, sağlığın bir ekip işi olduğuna işaret ederek, "Ancak son maaş düzenlemesiyle, uygulamasıyla ekip işi olarak bakmadığınız bir daha ortaya çıktı. AKP Genel Başkanı tüm basının önünde ısrarla soruyor 'Para pul işini konuştunuz mu?' diye. Aslında kendi Bakanlığınıza dair iki cümle kurarken dahi icazet almak, hesap vermek zorunda kaldığınız için emin olun biz de sizin adınıza üzülüyoruz." şeklinde konuştu.

Ana dilde sağlık hizmeti sunulmasının önemli olduğunu söyleyen Dede, Kürtçe bir cümle sarf ederek bunun anlamını sordu.

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Kürtlerin eğitimin her alanında olduğu gibi tıp eğitiminde de ana dillerini kullanamadığını söyleyerek, bazı Kürtçe cümleler sarf etti. Taşçıer, bunları milletvekillerinin anlayıp anlamadıklarını sordu.

Bu sırada bazı milletvekilleri Taşçıer'e tepki gösterdi. TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, konuşmasını Türkçe yapması konusunda Taşçıer'i uyardı.

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, iktidarın halkı bilerek ve isteyerek yoksullaştırdığını öne sürdü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakara suresinden ayetler okuduğunu anlatan Ersoy, "Korku salan, açlık yaratan, mallardan, canlardan, ürünlerden eksilten kim? Yine bu iktidar. Halkın aklıyla dalga geçmeyin." dedi.

Son dönemde görülen afetleri sıralayan Ersoy, bunun, "iklim krizi" değil, neoliberal politikaların yarattığı ekolojik kriz olduğunu, doğanın kendini yenileyemediğini söyledi. Ersoy, "Paris İklim Anlaşması'nı imzalamakla övündünüz, buna övünürken de ormansızlaştırmaya son vermek yerine son kalan orman alanlarını da talana açmayı hedefliyorsunuz. Bir yandan ormanları katlederken diğer yandan ekoloji koridoru oluşturmak bahanesiyle 81 ilde millet bahçelerini yaygınlaştırmaktan bahsediyorsunuz. Millet bahçeleri, TOKİ eliyle yapılan rant projesidir." görüşlerini savundu.

HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, kadına yönelik şiddetin bu iktidar döneminde arttığını iddia ederek, bu yılın 11 ayında 411 kadının erkek şiddeti sonucunda katledildiğini söyledi. Başaran, "Yargı da kadınlara yönelik her türlü suçta cezasızlık politikalarını sistematik bir biçimde uyguluyor. Bu ülkede üniformalı bir erkekseniz her türlü suçu işleme özgürlüğünüz vardır. Musa Orhan bir genç kadına tecavüz etti, kadını günlerce hürriyetinden yoksun bıraktı. İpek Er, başvurularından sonuç alamayınca bir mektupla yaşamına son verdi. Musa Orhan on yıl aldı; 12 yıldan da indirildi, iyi halden. Çok iyi halliydi. Hala elini, kolunu sallayarak serbest bir biçimde kadınlara tehlike oluşturmaya devam ediyor." şeklinde konuştu.

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre Türkiye'nin çalışanlar için dünyanın en kötü 10 ülkesinden biri olduğunu savundu. Bu yılın 10 ayında 1853 işçinin çalışma koşulları güvenli olmadığı için hayatını kaybettiğini anlatan Kerestecioğlu, "İş kazası diyerek geçiştirilen bu cinayetlerin önü niçin alınamıyor diye sormayacağım çünkü kapitalizm öldürür, biliyorum. AKP'li kapitalizmse, katbekat öldürüyor maalesef." sözlerini sarf etti.

Kerestecioğlu, Türkiye'de 7 milyon işçinin, açlık sınırının altında ücret aldığını savunarak, "Bu veri, açlık sınırını hesaplayabildiğimiz günlere ait. Son aylarda bu hesabı yapmak da imkansızlaştı. Temel ihtiyaç ürünlerinin her gün fiyatları artıyor. Çiğ süte tek seferde yüzde 47 zam gelebilir mi? Geldi. Gıda krizi de hızla geliyor. Marketlerde şeker, yağ, un satışı kısıtlanıyor." görüşlerini öne sürdü.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***