2010-12-02 - 14:35
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
Wikileaks internet sitesinde yayımlanan belgeler konusunda hukuki araştırma
yaptıklarını, çalışma sonucuna göre yargıya başvuracaklarını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
Wikileaks internet sitesinde yayımlanan belgeler konusunda hukuki araştırma
yaptıklarını, çalışma sonucuna göre yargıya başvuracaklarını söyledi.
Gazetecilerin sorularını cevaplayan Bozdağ, ortaya çıkan bilgilerin
hepsinin iftira olduğunu belirterek, konuyla ilgili hem ulusal, hem de
uluslararası hukuk açısından nelerin, nasıl, nerede ve kime karşı yapılabileceği
konusunda hukuki araştırma yaptıklarını kaydetti.
Konunun uluslararası sözleşmeleri ilgilendiren boyutunun olduğunu
vurgulayan Bozdağ, böylesi bir olayın Türkiye açısından ilk olduğunu, bu nedenle
konuyu bilen kişilerle bir çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Bozdağ, o çalışmanın
sonucuna göre, yargı yoluna başvuracaklarını bildirdi.
''Eski büyükelçileri (ABD) cezalandırmak mümkün mü?'' sorusu üzerine
Bozdağ, ''Hukuk ne diyorsa o. Bu konuda hemen mikrofona konuşacak bir hukukçu
olduğunu zannetmiyorum. İncelememiz lazım. İnceledikten ve doğru bilgiye sahip
olduktan sonra konuşabilirim'' dedi.
Bilgilerin iftira olduğu konusunda şüphesinin olmadığını yineleyen
Bozdağ, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hısımı Sadık Albayrak'ın ömrü
hayatında ticaretin T'si ile bir alakasının olmadığını, sadece okuyup, yazan biri
olduğunu'' söyledi. Bozdağ, Antalya raylı sistemiyle ilgili ihaleyi alan
firmaların belli olduğunu belirterek, ''Bu kadar açık ve aleni bir iftira
olabilir mi? Ömrü hayatında ticaret yapmamış bir adamı çok büyük bir işadamı
olarak göstermek hem ahlaksızlıktır, hem de iftiradır. Başbakan ile ilgili
söyledikleri de iftiranın büyüğüdür, ahlaksızlıktır'' diye konuştu.
Bekir Bozdağ, ''amacı ne olabilir?'' sorusuna karşılık da ''Amacı çok
açık. AK Parti'ye karşı, hükümetimize karşı bir önyargının olduğunu görüyoruz.
Muhalefetin dillendirdiği söylemler ile Wikileaks'te ortaya çıkan bilgilere
baktığınızda çok büyük bir benzeşmeyi, örtüşmeyi görüyorum'' dedi.
Çıkan bilgelerin amacı konusundaki değerlendirmesinin sorulması üzerine
de Bozdağ, konuyla ilgili subjektif değerlendirmeler yapıldığını kaydetti.
Bozdağ, şöyle konuştu:
''Net olarak 'şu ülkenin parmağı var' demek doğru olmaz çünkü kesin bilgi
yok. Benim tahminim, herhangi bir kişinin yapması pek imkanlı gözükmüyor. Amerika
kendisi yapabilir mi? Bu işten en fazla zarar gören ülke Amerika, o da pek akla
yatkın değil. Ama Amerikanın içinde mahrem bilgilerin olduğu yere girecek kadar
güvenilir olan birileri ancak bunu sızdırabilir. İnternet üzerinden birileri
almadıysa ki onu da pek mümkün görmüyorum, o zaman bu birilerini oraya kimler
soktu? Onu da bilemiyoruz.
Bunun bir başka ülke ile irtibatı var mı? Onu da bilemiyoruz ama ortaya
dökülen iftiralara ve bu iftiralarla hedeflenen şeye baktığınızda, Amerika'nın
kendi içinde birtakım hedeflerin olduğunu ben şahsen düşünüyorum. Onun dışında
hedefe konulan ülkelere baktığınızda, İsrail ile Amerika içerisinde birtakım
kesimlerin işbirliği olabileceği ihtimalini düşünüyorum.''
AK Parti Grup Başkanvekili Bozdağ, ''Belgelerde diplomatların isim
verilmeden bazı AKP'lilerle görüşme yaptığı belirtiliyor. Bunlar kimler?'' sorunu
yanıtlarken de iftiralar üzerine bir değerlendirme yapmayacağını söyledi. Bozdağ,
''AK Parti'ye dönük iftiraları her yerde görüyoruz. AK Parti iftiralara karşı
şerbetlidir'' diye konuştu.
Kalan belgelerin yayımlanmaması ya da internet erişiminin engellenmesi
yönünde girişimde bulunulup bulunulmayacağının sorulması üzerine de Bozdağ,
''Zannetmiyorum. Türkiye, demokratik bir ülke'' dedi.
Bekir Bozdağ, ''Başbakan Erdoğan, 'benim param var' diyen kişi şu anda
Ergenekondan'dan içeride. Daha önce de böyle bir iddia olmuştu, demişti. Bu,
tehdit olarak algılandı. Sizce bu açıklama bir tehdit miydi?'' sorusuna karşılık
da şunları söyledi:
''Ortada bir iftira var. Sayın Babakanımızın iftiralar karşısındaki
hassasiyeti çok açık. Sayın Başbakan ile ilgili Sayın Anamuhalefet Lideri 'böyle
böyle bir konu var, Başbakan bunu ispat etsin, yoksa altında kalır' dedi. Olmayan
bir konuyu nasıl ispat edecek. Sayın Başbakan diyor ki 'Hiçbir yerde param,
hesabım yok. İspat eden biri varsa milletvekilliğinden ayrılım' diyor.
Vekillikten ayrılmak demek başbakanlıktan, siyasetten ayrılmak demektir. Bu kadar
açık, meydan okuyor, bunu ispat edemeyenleri müfteri ilan ediyor. O zaman Sayın
Kılıçdaroğlu'nun namuslu bir insan olarak şunu demesi lazım: İşte belgeleri bu.
İftiraya sarılıyor, arkasından Sayın Başbakan 'bunu ispat edin, etmeyen
müfteridir' deyince de 'gidin bunu Amerika ispat etsin' diyor. O zaman iftirayı
niye alıp kullanıyorsun. İşine yaradığı zaman, bel altı vurmak istediği zaman
iftiraya hakikat gibi sarılıyor, 'ispata gel' deyince 'Amerika ispat etsin'
diyor. Ayıptır. Bu gayri ahlaki bir tutumdur.
Sayın Başbakan'ın bütün hayatı kameralar önündedir. Sayın Başbakanın
yapıp, ettikleri bir kısım medya ve bazı kişiler tarafından özel olarak
didiklenip, ayıp kusur aranan ikinci bir kişi yok. Zerre kadar bir kusur
bulsalardı Türkiye'de yeri yerinden oynatırlardı. İftira etmekten başka hiçbir
şey yapamıyorlar. Müfterileri milletimiz de tanıyor, biz de tanıyoruz. O nedenle
iftiracılara 'iftiracı' demek, ortaya attığı çamuru ispat etmeyenlere dair bir
takım değerlendirmeler yapmak tehdit değildir.'' (14.35)
Wikileaks internet sitesinde yayımlanan belgeler konusunda hukuki araştırma
yaptıklarını, çalışma sonucuna göre yargıya başvuracaklarını söyledi.
Gazetecilerin sorularını cevaplayan Bozdağ, ortaya çıkan bilgilerin
hepsinin iftira olduğunu belirterek, konuyla ilgili hem ulusal, hem de
uluslararası hukuk açısından nelerin, nasıl, nerede ve kime karşı yapılabileceği
konusunda hukuki araştırma yaptıklarını kaydetti.
Konunun uluslararası sözleşmeleri ilgilendiren boyutunun olduğunu
vurgulayan Bozdağ, böylesi bir olayın Türkiye açısından ilk olduğunu, bu nedenle
konuyu bilen kişilerle bir çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Bozdağ, o çalışmanın
sonucuna göre, yargı yoluna başvuracaklarını bildirdi.
''Eski büyükelçileri (ABD) cezalandırmak mümkün mü?'' sorusu üzerine
Bozdağ, ''Hukuk ne diyorsa o. Bu konuda hemen mikrofona konuşacak bir hukukçu
olduğunu zannetmiyorum. İncelememiz lazım. İnceledikten ve doğru bilgiye sahip
olduktan sonra konuşabilirim'' dedi.
Bilgilerin iftira olduğu konusunda şüphesinin olmadığını yineleyen
Bozdağ, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hısımı Sadık Albayrak'ın ömrü
hayatında ticaretin T'si ile bir alakasının olmadığını, sadece okuyup, yazan biri
olduğunu'' söyledi. Bozdağ, Antalya raylı sistemiyle ilgili ihaleyi alan
firmaların belli olduğunu belirterek, ''Bu kadar açık ve aleni bir iftira
olabilir mi? Ömrü hayatında ticaret yapmamış bir adamı çok büyük bir işadamı
olarak göstermek hem ahlaksızlıktır, hem de iftiradır. Başbakan ile ilgili
söyledikleri de iftiranın büyüğüdür, ahlaksızlıktır'' diye konuştu.
Bekir Bozdağ, ''amacı ne olabilir?'' sorusuna karşılık da ''Amacı çok
açık. AK Parti'ye karşı, hükümetimize karşı bir önyargının olduğunu görüyoruz.
Muhalefetin dillendirdiği söylemler ile Wikileaks'te ortaya çıkan bilgilere
baktığınızda çok büyük bir benzeşmeyi, örtüşmeyi görüyorum'' dedi.
Çıkan bilgelerin amacı konusundaki değerlendirmesinin sorulması üzerine
de Bozdağ, konuyla ilgili subjektif değerlendirmeler yapıldığını kaydetti.
Bozdağ, şöyle konuştu:
''Net olarak 'şu ülkenin parmağı var' demek doğru olmaz çünkü kesin bilgi
yok. Benim tahminim, herhangi bir kişinin yapması pek imkanlı gözükmüyor. Amerika
kendisi yapabilir mi? Bu işten en fazla zarar gören ülke Amerika, o da pek akla
yatkın değil. Ama Amerikanın içinde mahrem bilgilerin olduğu yere girecek kadar
güvenilir olan birileri ancak bunu sızdırabilir. İnternet üzerinden birileri
almadıysa ki onu da pek mümkün görmüyorum, o zaman bu birilerini oraya kimler
soktu? Onu da bilemiyoruz.
Bunun bir başka ülke ile irtibatı var mı? Onu da bilemiyoruz ama ortaya
dökülen iftiralara ve bu iftiralarla hedeflenen şeye baktığınızda, Amerika'nın
kendi içinde birtakım hedeflerin olduğunu ben şahsen düşünüyorum. Onun dışında
hedefe konulan ülkelere baktığınızda, İsrail ile Amerika içerisinde birtakım
kesimlerin işbirliği olabileceği ihtimalini düşünüyorum.''
AK Parti Grup Başkanvekili Bozdağ, ''Belgelerde diplomatların isim
verilmeden bazı AKP'lilerle görüşme yaptığı belirtiliyor. Bunlar kimler?'' sorunu
yanıtlarken de iftiralar üzerine bir değerlendirme yapmayacağını söyledi. Bozdağ,
''AK Parti'ye dönük iftiraları her yerde görüyoruz. AK Parti iftiralara karşı
şerbetlidir'' diye konuştu.
Kalan belgelerin yayımlanmaması ya da internet erişiminin engellenmesi
yönünde girişimde bulunulup bulunulmayacağının sorulması üzerine de Bozdağ,
''Zannetmiyorum. Türkiye, demokratik bir ülke'' dedi.
Bekir Bozdağ, ''Başbakan Erdoğan, 'benim param var' diyen kişi şu anda
Ergenekondan'dan içeride. Daha önce de böyle bir iddia olmuştu, demişti. Bu,
tehdit olarak algılandı. Sizce bu açıklama bir tehdit miydi?'' sorusuna karşılık
da şunları söyledi:
''Ortada bir iftira var. Sayın Babakanımızın iftiralar karşısındaki
hassasiyeti çok açık. Sayın Başbakan ile ilgili Sayın Anamuhalefet Lideri 'böyle
böyle bir konu var, Başbakan bunu ispat etsin, yoksa altında kalır' dedi. Olmayan
bir konuyu nasıl ispat edecek. Sayın Başbakan diyor ki 'Hiçbir yerde param,
hesabım yok. İspat eden biri varsa milletvekilliğinden ayrılım' diyor.
Vekillikten ayrılmak demek başbakanlıktan, siyasetten ayrılmak demektir. Bu kadar
açık, meydan okuyor, bunu ispat edemeyenleri müfteri ilan ediyor. O zaman Sayın
Kılıçdaroğlu'nun namuslu bir insan olarak şunu demesi lazım: İşte belgeleri bu.
İftiraya sarılıyor, arkasından Sayın Başbakan 'bunu ispat edin, etmeyen
müfteridir' deyince de 'gidin bunu Amerika ispat etsin' diyor. O zaman iftirayı
niye alıp kullanıyorsun. İşine yaradığı zaman, bel altı vurmak istediği zaman
iftiraya hakikat gibi sarılıyor, 'ispata gel' deyince 'Amerika ispat etsin'
diyor. Ayıptır. Bu gayri ahlaki bir tutumdur.
Sayın Başbakan'ın bütün hayatı kameralar önündedir. Sayın Başbakanın
yapıp, ettikleri bir kısım medya ve bazı kişiler tarafından özel olarak
didiklenip, ayıp kusur aranan ikinci bir kişi yok. Zerre kadar bir kusur
bulsalardı Türkiye'de yeri yerinden oynatırlardı. İftira etmekten başka hiçbir
şey yapamıyorlar. Müfterileri milletimiz de tanıyor, biz de tanıyoruz. O nedenle
iftiracılara 'iftiracı' demek, ortaya attığı çamuru ispat etmeyenlere dair bir
takım değerlendirmeler yapmak tehdit değildir.'' (14.35)
