2013-05-27 - 12:42
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI FARUK LOĞOĞLU'NUN BASIN TOPLANTISI...
Loğoğlu: "Başkan Obama (Suriye konusunda) ölçülü bir politika izlemekte ve Sayın Başbakanı da bu çizgiye getirmiş olmaktadır. Bu olumsuz bir şey değildir. Ama demek ki böyle kükreyen, herkese bağırıp çağıran bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı demek ki hizaya getirilebiliyor."
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Suriye, insan hakları ve Reyhanlı konularına değindi.
Suriye konusu ile ilgili olarak bir süre önce ABD Dışişleri Bakanı ve Rusya Dışişleri Bakanı'nın, Cenevre'de ilgili çevrelerin ve Suriye'den muhalefet ve rejimin de katılacağı bir toplantı düzenlenmesi konusunda bir karar alındığını hatırlatan Loğoğlu, bu kararı CHP olarak olumlu karşıladıklarını söyledi.

"Bu toplantı formatını aslında CHP olarak biz 6 Şubat 2012 tarihinde çok ayrıntılı bir biçimde gündeme getirmiştik. Sadece o tarihte değil, ondan sonra bu önerimizi yine ayrıntılı bir yazıyla Başbakan'a da iletmiştik" ifadelerine yer veren Loğoğlu, eğer bu konferans önerisine sahip çıkılsaydı

Suriye'deki durumun bambaşka olabileceğini, Türkiye'nin Suriye politikasının sonuçlarının ve yansımalarının bambaşka olabileceğini ileri sürdü. Loğoğlu, İktidar partisinin CHP'nin bu önerisine sahip çıkmayarak ciddi bir fırsatı kaçırmış olduğu görüşünü savundu.

Cenevre toplantısının umut verici olduğunu ancak gidişatın çok kolay olmayacağını anladıklarını ifade eden Loğoğlu, "her ne kadar Suriye'deki rejim konferansa katılacağını açıkladı ise de Suriye muhalefetinin yaptığı en son açıklamalara göre bu konferansa katılma niyetlerinin olmadığını anlamaktayız" dedi.

Bu bağlamda Türkiye'ye iki önemli görev düştüğünü belirten Loğoğlu bu görevlerin Adalet ve Kalkınma Partisi'ne düştüğünü, bu Cenevre sürecini gerçekten samimi olarak şartsız destek vermesi ve Suriye muhalefeti üzerindeki etkilerini kullanarak onları da konferansa katılmaya teşvik etmek olduğunu söyledi.

"Zaman Suriye'de artık şiddetin sona erdirilmesi zamanıdır. Bu kadar can kaybından sonra, bu kadar yerlerinden edilmiş sığınmacıların oluşmasından sonra Suriye'ye istikrar getirme zamanıdır" ifadelerine yer veren Loğoğlu, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere bazı AB üyesi ülkelerin Suriye muhalefetine olan silah ambargosunun kaldırılmasını istediğini, bu durumu CHP olarak yanlış bulduklarını kaydetti. Loğoğlu, "Suriye'nin daha çok silaha değil, daha çok diplomasiye ve daha çok siyasi sürece ihtiyacı var. Sadece muhalefete değil, rejime de daha fazla silah verilmesine biz CHP olarak karşıyız" dedi.

Suriye gibi ciddi bir konuda "bazı ciddiyetsiz açıklamaların da" olduğunu belirten Loğoğlu, Davutoğlu'nun Suriye'de olup bitenlerden sadece Esad'ı değil, Esad'ın annesini sorumlu tuttuğu yönündeki açıklamalarını takdire bıraktığını söyledi.

Suriye konusunda Başbakan'ın ABD ziyaretine de değinen Loğoğlu şunları kaydetti:

"Suriye konusunda Sayın Başbakan fikirlerimizi geliştirip ülkeye döndük dedi. Sayın Davutoğlu da ABD ile görüşlerimizi senkronize ettik dedi. Türkiye'nin Suriye görüşleri, Suriye politikası demek ki bir yandan gelişmeye muhtaçtı, bir yandan da senkronize edilmeye muhtaçtı. Bu operasyonların Washington'da tamamlandığını anlıyoruz. Ben bundan olumsuz bir şey çıkarmıyorum. Burada olumsuz yön sadece hükümetin kendi politikalarından geri dönmesi. Ama döndükleri nokta Suriye'ye bir askeri müdahale yapılmaması, Suriye muhalefetine ağır öldürücü silahlar verilmemesi. BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan Suriye'de uçuşa güvenli bölgeler gibi hamlelere kalkışılmaması. Bu konularda Başkan Obama ölçülü bir politika izlemekte ve Sayın Başbakanı da bu çizgiye getirmiş olmaktadır. Bu olumsuz bir şey değildir. Ama demek ki böyle kükreyen, herkese bağırıp çağıran bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı demek ki hizaya getirilebiliyor."

Loğoğlu, Suriye'nin dostları çekirdek grup toplantısına da değinerek burada önemli kararlar alındığını vurguladı. Oradaki çağrılardan bir tanesinin İran ve Hizbullah'ın Suriye'deki askerlerini çekmelerine yönelik olduğu bilgisini veren Loğoğlu, "bu yaklaşım doğrudur. Ama Suriye'de eli bulunan herkesin bu elini Suriye'den çekmesi lazım. Suriye'deki en büyük dış el de Türkiye'nin elidir. Dolayısıyla Türkiye hükümetinin, AKP iktidarının Suriye'deki elini çekmesi Suriye'ye yapılacak en büyük yardımdır" dedi.

Bu bağlamda Davutoğlu'nun Cenevre sürecine "eli kana bulaşmamış olanların katılması gerektiği" yolundaki açıklamalarını Loğoğlu şu şekilde değerlendirdi:

"Sayın Davutoğlu'nun kendisine şu soruyu sormasını istiyoruz. Cenevre'de eli kana bulaşmamış tarafla toplantıya katılacak ise Türkiye bu toplantıya hakikaten katılabilir mi? Oradaki çatışmalara bu kadar taraf olmuş, çatışmaları körüklemiş, büyümesine, keskinleşmesine katkıda bulunmuş bir Türkiye hangi vicdanla o toplantıya katılacaktır onu da sormamız lazım."

Hükümetin atadığı bir büyükelçinin sosyal paylaşım sitelerinden birindeki resmi hesabında el kaide terör örgütünün bir terör örgütü olmadığını söylediğini belirten Loğoğlu, aylardır bunu gündeme getirdiklerini ve aylardır "çetin bir sessizlikle karşı karşıya olduklarını" söyledi. Loğoğlu, "El kaide terör örgütü eğer terör örgütü değilse buna hükümetin sahip çıkması lazım. Eğer el kaide terör örgütü bir terör örgütü ise o büyükelçinin derhal görevden alınması lazım" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, ikinci olarak insan hakları konusuna değindi. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu'nun ilk defa İstanbul'da bir toplantı yaptığını kaydeden Loğoğlu, toplantı tarihinin ABD Dışişleri Bakanlığı'nın insan hakları raporu, Avrupa Konseyi'nin ve değişik uluslararası örgütlerin Türkiye hakkında yayınladıkları raporların hemen sonrasında olmasına dikkat çekti.

Toplantıda, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu'nun Başbakan'a ve yardımcısı Beşir Atalay'a gönderdiği mektuplardaki tavsiyelerden bahsedildiğini kaydeden Loğoğlu, bu tavsiyelerin "Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleri ile uyumlu olarak ifade özgürlüğünün tam olarak güvence altına alınması, siyasal şiddetle mücadele ederken insan haklarına saygı gösterilmesi, keyfi olarak özgürlüklerinden mahzun bırakılanların serbest bırakılması, insan hakları ihlalleri mağdurlarının adalet, hakikat ve tazminat haklarının sağlanması ve bunların tekrar etmemesinin güvence altına alınması gibi temel alanlarda atılması gereken adımlar" olduğunu belirtti.

Reyhanlı'daki olaylardan sonra Emniyet ve güvenlik makamlarının büyük bir süratle olayı gerçekleştirenleri bulduklarını ve bağlantılarını büyük bir başarıyla ortaya çıkardıklarını hatırlatan Loğoğlu, daha sonra bir suskunluk geldiğini, suskunluk hüküm sürerken birden bire "bu işlerden CHP'nin sorumlu olduğu gibi bir iddia ortaya atıldığını" söyledi. Loğoğlu şunları kaydetti:

"Daha önce de hükümet bazı CHP'li belediyelerin PKK'ya yardımda bulunduğu iddiasını öne sürmüştü. Bu devletin elinde bunu ispatlayacak belgelerin olması lazım. İddiayı ortaya atacaksın, arkasını getirmeyeceksin. Şimdi daha ciddi bir iddiayla karşı karşıyayız. Bu konudaki iddiayı ileri sürenlerin Türkiye'nin ana muhalefet partisini böyle bir olayla bağlamaya kalkması özellikle iktidarın yürüttüğü siyasetin çürüdüğü, tefessüh ettiği anlamına gelmektedir"

F. Banu Doğan