2012-12-11 - 12:00
CHP'Lİ ÇIRAY'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Sağlık Bakanlığı'nın, resmi ve özel sağlık kuruluşlarından, hastaların kişisel sağlık bilgilerini istemesinin hasta mahremiyetine tecavüz olduğunu belirterek 663 sayılı KHK çıktıktan sonra, uzun bir süredir genelgelerle, özel ve resmi sağlık kuruluşlarından, hastaların kişisel sağlık bilgilerinin istediğini söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Sağlık Bakanlığı'nın, resmi ve özel sağlık kuruluşlarından, hastaların kişisel sağlık bilgilerini istemesinin hasta mahremiyetine tecavüz olduğunu belirterek 663 sayılı KHK çıktıktan sonra, uzun bir süredir genelgelerle, özel ve resmi sağlık kuruluşlarından, hastaların kişisel sağlık bilgilerinin istediğini söyledi.

CHP'li Çıray, KHK ile düzenlenen bu yetkilerin, anayasadaki kişi hürriyeti, güvenliği, özel hayatın gizliliği ve korunması, temel hak ve hürriyetlerin korunmasına, insan haklarını düzenleyen uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu savundu.

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, sözlerinde şunları kaydetti:

"Sağlık Bakanlığı, Sağlık Net 2 Veri Gönderimi adını verdiği bir sistem çerçevesinde gönderdiği genelgelerle özel ve resmi tüm sağlık kuruluşlarında tedavi gören hastaların bilgilerini isim-soyad ve vatandaşlık numarası dahil olmak üzere istiyor ve topluyordu. Bu yetmiyormuş gibi şimdi de serbest hekimlerden hastalarının tüm bilgilerini isim-soyad ve vatandaşlık numarası dâhil her gün sonunda bilgisayar ortamında istiyorlar.

Hukuk açısından bakıldığında, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 16. Maddesi hekimleri ile "gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri talep edildiği takdirde ibraz etmek, ?" zorunda bırakırken, 47. Maddesi ile de hastalarımızın kişisel bilgilerinin gizliliğini güvence altına alacak sınırlar çizilmeden Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarına "bütün kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarından; sağlık hizmeti alanların, aldıkları sağlık hizmetinin gereği olarak ilgili sağlık kurum ve kuruluşuna vermek zorunda oldukları kişisel bilgileri ve bu kimselere verilen hizmete ilişkin bilgileri her türlü vasıtayla toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" verilmiştir.

KHK ile düzenlenen bu yetkiler Anayasa'daki kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği ve korunması, temel hak ve hürriyetlerin korunması maddelerine; Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 4. Maddesine ve insan haklarını düzenleyen uluslararası hukuk kurallarına aykırıdır ve hastaların fişlenmesine yöneliktir. Vatandaşlarımızın sağlık kuruluşlarında kayıtlı kimlikleri ve tıbbi bilgileri hukuken kişisel bilgi kapsamındadır. Yurttaşların kişisel bilgilerinin gizliliği temel haklarıdır.

Anayasa'nın 20. Maddesiyle özel yaşamın gizliliği koruma altına alınmıştır. Özel bilgiler kişinin rızası veya yargıç kararı olmaksızın kullanılamaz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarına göre "kişisel bilgi olarak tıbbi bilgi ve verilerin tıbbi işlemler dışında başka kurum ya da kişilerce toplanması ve kullanılması özel yaşam gizliliğinin ve kişilik haklarının açıkça ihlalidir."

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nın 8.maddesinde "Herkes kendisini İlgilendiren kişisel verilerin korunması hakkına sahiptir." kuralına yer verilirken Dünya Tabipleri Birliği tarafından 1981 yılında yayımlanan Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi'nde ise "Hasta hekimden, tüm tıbbi ve özel hayatına ilişkin bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını bekleme hakkına sahiptir" İlkesine yer verilmiştir. Bu nedenle; Anayasa mahkemesi Sağlık Bakanlığı'na "hastaları fişleme" yetkisi veren 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yi -47. Maddesi- derhal iptal etmelidir.

Hastalar bilgilerinin tümünün, hem de kimlik bilgilerini içerecek şekilde 3. Şahıslar tarafından depolandığını, yani fişlendiğini öğrendikçe dramatik sonuçlar yaşayacaklardır. Bu uygulama bekâret, gebelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi töre cinayetlerine, intiharlara, aile facialarına yol açabilecek bilgilerin 3. kişilerin eline geçme korkusu ile hastaların bir kısmının hekime başvurmasını, sıkıntılarını paylaşmasını engelleyecek ve vahim sonuçlar doğuracaktır.

Hastalığının duyulmasını istemeyen bir kanser hastasının; eşlerle bile paylaşılmayan ruhsal sorunları ortaya çıkaran en derin sırların; cinsel sorunlarını sadece seçtikleri doktoru ile paylaşan insanlarımızın bu bilgilerinin paylaşılması kabul edilemez. Bu karardan sonra toplum iyice paranoyaklasaçak ve dertlerini özgürce paylaşamayan hastalarımızda intiharlar artacaktır.

İlaç firmaları, sigorta şirketleri, organ mafyaları için bu bilgiler hazine değerindedir ve bugünkü teknolojiler ile hackerliğin geldiği bu noktada mutlak bilgi güvenliğine inanmak ve daha önemlisi hastayı verdiği bilgilerin/sırların emin ellerde olduğuna inandırmak çok zordur. Dolayısı ile hastalar bilginin, özellikle mahrem olanın 3. kişilere aktarılmasına bilgilendirilmiş ve bilinçli onam vermeyeceklerdir. Hasta mahremiyeti ve hasta-hekim ilişkisinin özelliği nedeniyle sağlık bakanlığının bu genelgesi kabul edilemez.

Bu bilgilerin 3. şahısların eline geçmesi halinde (Sigorta şirketleri, medikal firmalar, pazarlama firmaları, kötü niyetli kişiler, vb.) hastalar ve doktorlar mağdur ve hatta tehdit edilebilirler. Bu bir tür Fişlemedir ve insanlarımızı şantaja açık hale getirir. Kısacası Bakanlığın bu bilgileri, kimlikleri ile birlikte istemesi hasta mahremiyetine tecavüzdür. Özellikle herkesin dinlendiği, insanlarımızın özel hayatlarına tasallutta bulunulduğu AKP demokrasisinde bu çok daha tehlikelidir." dedi

H. Alper Durmaz.