2009-02-25 - 12:00
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ŞANDIR'IN BASIN TOPLANTISI...
Parlamentoda basın toplantısı düzenleyen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, tüm siyasi partileri, 29 Martta yapılacak seçim sürecinde seviyeli bir siyasi propaganda yapmaya, halkın huzurunu kaçırmamaya, gerginlikten ve çatışmalardan medet ummamaya davet etti.
Parlamentoda basın toplantısı düzenleyen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır
29 Martta yapılacak seçimlerle ilgili kampanyalarda son viraja dönüldüğünü söyledi.
Bu seçimlerin ülkeye, millete, partilere ve adaylara hayırlı olmasını dileyen Şandır, ''Seçim
kampanyasının Türkiye'ye ve Türk milletine yakışır olgunlukta, seviyeli, nezaket
içerisinde, bir demokrasi yarışına dönüşmesini yürekten temenni ediyoruz. MHP
olarak, tüm sözcülerimizle bu temenniye yürekten katılacağız'' diye konuştu.

Şandır, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, AK Parti
sözcülerinin gerginlik ve çatışma stratejisi uyguladığını öne sürerek, böylece
hem toplumun kafasının karıştırıldığını, hem de huzurunun kaçırıldığını ileri
sürdü.
Buna Türk milletinin müstahak ve mecbur olmadığını dile getiren Şandır,
''Biz, tüm siyasi partileri seviyeli bir siyasi propaganda yapmaya, halkın
huzurunu kaçırmamaya, gerginlikten, çatışmalardan medet ummamaya davet ediyoruz.
Ama başta Sayın Başbakan olmak üzere AKP sözcüleri, kanuna rağmen hukuksuz bir
takım davranışlar içerisinde. Halkı yönlendirmeye, hatta yanıltmaya dönük
propagandayı bir maharet olarak görüyorlar'' dedi.
Şandır, ''öfkenin bir sanat olduğunu'' ifade eden Başbakan Erdoğan'ın,
toplumu gerdiğini ve cepheleştirdiğini iddia ederek, bu cepheleştirme ve
gerginliğin Türkiye'ye pahalıya mal olacağını söyledi.
Bu konuda bir çok örneğin bulunduğunu anlatan Şandır, ''Halkı tehdit
ederek, halka şantaj yaparak, halkın iradesini yönlendirme, yöneltme gibi bir
niyet, yanlıştır. MHP, seviyeli, olgun, milletimize yakışan, huzur veren,
projelerimizi anlatarak, halkımızın iradesini talep eden bir kampanya
başlatacağız'' diye konuştu.

-AK PARTİ'Lİ ÖZBAYRAK'I KINADI-

MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş da vatandaşlara beyaz eşya
dağıtılmasını, seçim rüşveti olarak nitelendirdi. Bu uygulamanın, yerel yönetim
seçimlerini kazanmak için yetmediğini anlayan AK Parti'li yöneticilerin, şimdi de
iktidarı kaybetmenin telaşıyla halkı tehdit etmeye başladığını ileri süren
Durmuş, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Özbayrak'ın sözlerini
eleştirdi.
Özbayrak'ı, ''daha önce satanistlerin hakkını savunan biri'' olarak
suçlayan Durmuş, ''Kırıkkale'de yaşayan vatandaşlarım adına Sayın milletvekilini
şiddetle kınıyorum. Halkı tehdit ederek, iktidar olmanın gücünü, size o gücü
veren halkın üzerinde bir korku aracı olarak kullanmak, en hafif tabiriyle milli
iradeye ve demokrasiye saygısızlıktır'' dedi.
Durmuş, Anayasa göre, vatandaşların eşit olduğunu ve devletten hizmet
almada eit haklara sahip bulunduğunu vurgulayarak, Siyasi Partiler ve Seçim
Kanunu ile Yüksek Seçim Kurulu kararlarına göre de vatandaşlar arasında
ayrımcılığa ve korkutmaya dayalı seçim propagandasının suç olduğuna dikkati
çekti.
''Gerçek olmayan ve kanun dışı beyanlarla seçmen iradesinin
yönlendirilmesi ve yanıltılması suçtur'' diyen Durmuş, şöyle devam etti:
AKP yöneticileri, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AKP'li bakanlar ve
milletvekilleri, seçim kampanyasında daha önceki seçimlerde olduğu gibi yeniden
yalan, karalama, istismar, korkutma, tehdit ve aldatmacaya dayanan seviyesiz ve
ucuz bir propaganda üslubuna sarıldılar. Vatandaşımız, üslup ve hitap düzeyi
giderek düşen iktidar partisi sözcülerini dehşetle izliyor.''

-MEDYAYA KASK TAKIN ÖNERİSİ-

MHP'li Durmuş, AK Parti mitinglerini izleyen medya mensuplarının hayati
tehlike yaşayabileceklerini öne sürerek, ''Medya mensuplarına kask takmayı
öneriyorum. Çünkü Sayın Başbakan, medyayı hedef gösteriyor'' dedi.
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan da mahalli idarelerin,
mali kaynaklarına ilişkin bilgi verdi. Akcan, her ay toplanan vergilerin belli
bir oranının, belediye payı olarak gönderildiğini ifade ederek, bu paranın
gönderilmesi için hiç kimsenin emrine ihtiyaç duyulmadığını söyledi. Akcan, bu
kaynakları kimsenin engelleyemeyeceğini de sözlerine ekledi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, daha sonra
gazetecilerin Türk'ün partisinin grup toplantısında Kürtçe konuşmasıyla ilgili sorularını yanıtladı.
Dün TBMM çatısı altında Anayasal suç işlendiğini ifade eden Şandır, Anayasaya
göre devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu hatırlattı.
Şandır, Türkçe'nin dışında hiçbir kamu hizmetinin yapılamayacağını, hiç
bir kamu kuruluşunun çatısı altında Türkçe'nin dışında başka dil
kullanılamayacağına dikkati çekerek, ''Dün Meclis çatısı altında bir siyasi parti
genel başkanı anayasal düzlemde suç işlemiştir. Bunun muhatabı, bu suçu
işleyenlerdir ve bu suça sebep olanlardır. Bize göre bu suçun faili, başta
Başbakan olmak üzere bu suçu işleyenlerdir. Muhatabı da Türk milleti adına
yargılama görevi yapacak yargıdır, siyasi sorumluluğu da Başbakan'a ve AKP
Hükümetine aittir'' diye konuştu.
Ahmet Türk'ün, ''Başbakan konuşuyor, suç olmuyor, ben konuşursam ne
olur?'' gerekçesiyle bu suçu işlediğini belirten Şandır, şöyle devam etti:
''İşin vahameti, gelinen noktada Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Türk
milletinin egemenlik hakkına, TBMM çatısı altında bir meydan okuma yaşanmıştır.
Meydan okunuyor. Bu kimseye bir fayda getirmez. Bunu özgürlüklerle, 'ne olur, şık
olmamış' gibi ifadelerle geçiştirmek hiç kimsenin hakkı değildir. Bu sonucun
nereye ulaşacağını herkes kendi sorumluluğu ile düşünmek zorundadır.''
Bu konuşma, DTP'nin kapatılmasına kadar gider mi?'' şeklindeki soruya ise
Şandır, ''Onu bilemem, bu yargının konusu'' karşılığını verdi.
Başbakan Erdoğan'ın, Anayasanın dil ile ilgili düzenlemesini ihlal
ettiğini ileri süren Şandır, ''Bu Anayasanın hiçbir yerinde Kürt vatandaşları,
Kürt milletvekilleri tanımı yoktur. Siz böyle derseniz, kendini Kürt olarak ifade
eden vatandaşlarımızı ayrıştırırsanız, bu ayrışmayı bir dil etrafında
milletleştirmenin yolunu açarsanız, Meclis Genel kurulunda Türkçe dışındaki bir
dil ile konuşulmasını veya Türkçe dışında eğitim talebini de yakında görürsünüz''
şeklinde konuştu.

-ULUSOY İLE GEDİK ARASINDAKİ TELEFON KAYDI-

Şandır, Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy ile Doğan Yayın Başkan
Yardımcısı Soner Gedik'in telefon konuşmasının internette yayınlanmasıyla ilgili
soru üzerine de şunları söyledi:
''Türkiye'de kötü şeyler oluyor. Türkiye hukuk devleti olmakla övünmesine
rağmen her seviyede hukuk ihlal ediliyor. Sayın Başbakan Yardımcısı, kanun dışı
dinlemelerin cezasını gazetelerde ifade ediyor, ama devletin bir görevlisiyle
muhatabı arasındaki telefon görüşmesi, resmi kanallardan internet sitelerine
servis yapılıyor. Herkes meseleyi seyrediyor. Türkiye'yi, Türk milleti adına AKP
yönetiyor, olan hukuksuzluğun sorumlusu siyasi iktidardır. Dolayısıyla bu
kocakulak dedikleri kanunsuz dinlemeleri dehşetle izliyoruz. Milletin gözünün
içine baka baka AKP'nin himayesinde Türkiye'de tüm kurallar çiğneniyor. Bugün
gazetelere yansıyan olay, olağanlaştı, çok fazla yadırgamıyorum.''
MHP Kırıkkale Milletvekili Osman durmuş da dinleme işinin tepesinde
Başbakan Erdoğan'ın bulunduğunu ileri sürerek, ''Dinleyen de bizzat kendisi'' dedi.