2012-02-23 - 12:00
CHP MİLLETVEKİLİ KART'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart: " Deniz Feneri e.v. olayı ile ilgili Türkiye Cumhuriyeti'nin Adalet Bakanı ve Anayasal Kurumları yalan söylemeye, yargıya doğrudan talimat vermeye, tavsiye ve telkinde bulunmaya devam ediyorlar. Hükümet odaklı olarak suçlama yapılan insanlar savunma hakkını kullanamaz hale gelmişlerdir."
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, basın toplantısının gündemine geçmeden önce iki güncel konudaki değerlendirmelerini paylaştı.

BDP'nin iki milletvekilinin açlık grevine başlamış olmaları ile ilgili Kart şunları söyledi: "Burada şunu görüyoruz TBMM olarak, hem milletvekilleri olarak hem Meclis Başkanı olarak artık tutuklu vekiller olayına gerçekten doğrudan müdahale edilmesini gerektiren gelişmelerin yaşandığını görüyorum. Şimdiye kadar TBMM Genel Kurulu bu konuda gereken duyarlılığı gösterememiştir. Meclis Başkanı da sorumluluk üstlenmekten kaçınmıştır, inisiyatif kullanmaktan kaçınmıştır. Bu süreç bu duyarsızlıkla devam ettiği sürece tutuklu milletvekili olayının çok daha sıkıntılı sonuçlar yaratacağını görüyoruz. Milli iradeye saygı adına demokrasiye saygı adına ben TBMM Başkanının doğrudan sorumluluk üstlenmesi gereğini ve TBMM'nin de konuya ivedi olarak bir çözüm bulma noktasında üstüne düşen görevi yapması gerektiğini milletvekili olarak kişisel düşüncem ve sorumluluk anlayışım çerçevesinde dile getiriyorum."

İkinci husus olarak İstanbul Milletvekili Nur Serter'e yönelik çirkin ve aşağılık saldırı ile değerlendirmede bulunan Kart sözlerinde şunları kaydetti: "Burada bence sorgulanması gereken temel husus şudur. Medya adı altında görev yapan birileri bir milletvekiline yönelik olarak böyle bir değerlendirmeyi yapmak ve üslup kullanmak konusunda kimden nereden cesaret alıyor? Bu cüreti nereden buluyor? Asıl sorgulanması gereken budur diye düşünüyorum. Tepkilerin RÜTÜK'ten başlayarak yaptırıma dönüşmesi gerektiğini belirtmek istiyorum."

Atilla Kart, daha sonra Deniz Feneri e.V olayı ile ilgili soruşturmada yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

''Türkiye'de yargıda yaşanan sorun, 'adil yargılamaya müdahalenin' ötesindedir'' diyen Kart, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal kurumlarının, iktidarın vücut diliyle paralel bir şekilde, 'durumdan vazife' çıkararak, işlem tesis etmekte ve uygulama yapmaktadırlar'' iddiasını paylaştı.

''Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmanın kritik aşamalarında, hükümet gözünü karartarak, neden her türlü yasadışı müdahaleyi yapıyor-'' sorusunu soran Kart, şunları söyledi:

''HSYK, 19 Şubat'ta bir basın açıklaması yapıyor ve Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmanın asli ve doğal savcılarına yönelik suçlamalar sabit olmuşcasına kesin ifadeler kullanıyor. Aslında bir taraftan yargılamayı yapacak Yargıtay'a satır aralarında uyarı yapıyor, yol gösteriyor ve gözdağı veriyor. HSYK en hafif deyimiyle görev suiistimali yapıyor. HSYK, Adalet Bakanlığının kurumsal baskı, talimat, tavsiye ve telkinleri doğrultusunda ve bu anlamda organize olarak görev yapan bir 'idari kurum' haline gelmiştir.''

Atilla Kart, bu süreçte Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in de yaptığı açıklamalarla, 'yargıya talimat' verdiğini iddia ederek, Hükümet'in Wikileaks belgeleriyle ilgili suskunluğunu sürdürdüğünü belirtti. kart, "Başbakan önceki genel başkanımız Deniz Baykal'ın yaptığı gibi bir özgüven içinde neden İsviçre mercilerine başvurup belge alma yoluna başvurmamaktadır. dedi.

Atilla Kart, bir gazetecinin CHP'nin hafta sonu yapılacak tüzük kurultayına ilişkin sorusu üzerine de ''Böyle bir çalışma ancak takdir edilir. Çünkü bir parti tabandan gelen istek üzerine tüzüğü üzerinde çalışıyor. Bu bir demokrasi göstergesidir. Hangi partide böyle bir şey gördünüz. O kurultayda, bir yerlerden beslenen medyanın beklediği görüntüler yaşanmayacak'' şeklinde konuştu.(12:00)