2016-12-09 - 11:48
2017 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda Dışişleri, Adalet ve Kalkınma bakanlıklarının 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda Dışişleri, Adalet ve Kalkınma bakanlıklarının 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.

Başkanvekili Pervin Buldan, birleşimi saat 11.00'de açtı ve toplantıya, eski TBMM Başkanı İsmet Sezgin'in Meclis'teki cenaze töreni nedeniyle yarım saat ara verdi.

Aradan sonra birleşimi açan Buldan, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan istifasına ilişkin yazısının TBMM Başkanlığına ulaştığını bildirdi.

Dördüncü turda; Dışişleri Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bütçeleri ele alınacak.

Bütçeler üzerinde ilk sözü HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy aldı.

HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, Sayıştay raporlarına göre, her yıl milyonlarca liranın, yurt dışına giden Dışişleri Bakanlığı görevlilerine yolluk olarak verildiğini iddia ederek, "Yurt dışında işi gücü olmayan Dışişleri Bakanlığı çalışanlarına gidiyor paralar. Halkın parası bazı çalışanlara tatil veya ekonomik kazanç olarak veriliyor." iddiasında bulundu.

Hükümetin, Dış politikadaki yanlışlığı eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'na keserek sorumluluktan kurtulamayacağını belirten Özsoy, "Türkiye'nin AB ile ilişkileri kriz durumuna geçmiş, bölgesel gelişmelere katkısı yok, İsrail ve Rusya dışında neredeyse herkesle çatışmalı bir konumda. Büyük bir bölgesel türbülansın içinde sağa sola çarpan dış politika makinesi ile karşı karşıyayız." diye konuştu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Tan, her yıl bütçe görüşmelerinde GAP'la ilgili konuştuğunu ifade ederek, "Artık bıktım konuşmaktan, aslında konuşmaktan bıkmadım, söylediklerime bir karşılık alamamaktan bıktım." sözlerini sarfetti.

GAP sınırları içindeki bölgenin nüfusunun 8,5 milyon olduğunu söyleyen Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Allah aşkına bu GAP yıllardır niye bitmiyor? 2,5 senede 3. Köprü bitiyor, Osmangazi Köprüsü bitiyor, Marmaray bitiyor, bu niye bitmiyor? Eğer bu devletin parası yoksa, o projelere bu paralar nasıl bulunuyor? Bölgenin 8,5 milyon nüfusunu 20 milyona çıkaracak ve Ortadoğu'nun ekonomisini, sosyal yapısını değiştirecek bu proje niye bitmiyor? 'Silvan Barajını PKK bırakmıyor yapalım, araçlar yakılıyor, bombalanıyor' deniliyor. Evet bunlar oluyor ama Silopi ve Şırnak'taki termik santrallere neden bir şey olmuyor? Olayların en yoğun olduğu dönemde Ilısu Barajının ana gövdesi nasıl bitirildi? Birisi bunları izah etsin. Bir derin el bölgenin kalkınmasını istemiyor. Bu derin el yurt dışında değil, derin el Ankara'da da var."

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, konuşmasında kendisinin de katıldığı İmralı görüşmeleri hakkında bilgi verdi.

Barış görüşmelerinde inisiyatif ve risk almak gerektiğini belirten Önder, "O zaman, devlet ile devam eden görüşmelerde, 'PKK rehin kamu görevlilerini serbest bıraksın, biz de hukuken tahliye hakkı kazanmış bütün hasta tutukluları bir an önce salıverelim' denildi ama devlet verdiği bu sözün gereğini bir tek mahkumda bile yapmadı. Hep çeşitli bahaneler bulundu. 100'ün üzerinde bu hakkı kazanmış mahkumdan, sadece iki mahkum ölümlerinden bir gün önce aileleri ile vedalaşma hakkı kazanabildi." değerlendirmesini yaptı.

Önder, bölgede ilk hendeğin Diyarbakır'ın Lice İlçesinde kazıldığını belirterek, "Barış süreci başlar başlamaz, orada kalekol yapılmaya başlandı. Halk da buna isyan etti, 'söz verilen deprem konutları yapılmadı ama siz kalekol' yapıyorsunuz' dedi ve tepkisini ortaya koydu." görüşünü savundu.

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın, "kaçma şüphesi var" denilerek gözaltına alındığını ifade eden Önder, "Kaçma şüphesinden dolayı değil, bu topraklarda yaşama iradesinden dolayı içerideler." diye konuştu.

HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat ise "Milletvekilini tutuklamakla yapılan tek bir şey vardır o da onların efsaneleştirilmesidir." dedi.

Konuşmasında yeni Anayasa çalışmalarına değinen Irgat, "Yeni bir Anayasa arayışı var. Gizlice, kapı arkalarında yapılan uzlaşılarla yeni bir sistem inşa edilmeye çalışıyor. Bu sistemin adı ne başkanlık ne yarı başkanlık ne de monarşi; bu sistemin adı Türk tipi diktatöryel rejim. Böyle bir sistem dünyada yok." sözlerini sarfetti.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da kayyum atanan bütün belediyelerin karakol gibi olduğunu savunarak, "Gidin bakın, bütün belediyelerin etrafı polis araçlarıyla çevrilidir." ifadelerini kullandı.

Adli yıl açılışı ile hakim ve savcı atama kura törenlerinin Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapılmasını da eleştiren Beştaş, Adalet Bakanı yerine Cumhurbaşkanı'nın yeni savcı ve hakimlere brifing verdiğini söyledi.

HDP'li Beştaş, cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin can güvenliğinin Adalet Bakanlığının sorumluluğu altında olduğunu belirterek, "Bütün milletvekillerimiz tecrittedir, tek başlarına bir odada tutulmaktadır. Tecrit işkencedir. İşkenceye karşı suçlarda zamanaşımı yoktur. Tecrit kararı alanlar er ya da geç sanık sandalyesinde hesap verecektir." diye konuştu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a, "Milletvekillerimizin tek başlarına kalmalarının talimatını siz mi verdiniz?" diye soran Beştaş, "Eğer verdiyseniz, işkenceyi koruyan, kollayan ve o kararı veren bakan olarak tarihte yerinizi alacaksınız." dedi.

Meral Danış Beştaş'ın, konuşmasının sonunda kürsüden, cezaevinde tutuklu bulunan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'un sesini Ipad'dan dinletmesi tartışmaya neden oldu.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, kürsüden bir kişinin sesinin dinletilmesinin doğru olmayacağını ifade ederek, "Yarın bir gün IŞİD'ın liderinin sesi de dinletilebilir." dedi.

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, "Buna kimse izin vermez. Sayın Beştaş'ın sesini dinlettiği kişiler, bu Parlamentonun üyeleridir, bunda da bir mahsur yoktur." ifadesini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Burada sesi dinletilen kişi Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken'dir ve bu kürsüde yaptığı konuşmadadır. Başkalarının sesinin dinletilmesi doğru değildir ama bu kişiler milletvekilidir." değerlendirmesini yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "Sesi dinletilen alelade birisi değil, milletvekilidir. Suçu sabit olmadığı halde cezaevinde tutulan bir grup başkanvekilidir. Diğer partilerin daha toleranslı olması ülkemiz demokrasisine katkı yapacaktır. Milletvekillerinin sözlerinin kürsüden dinletilmesinde CHP açısından hiç bir sakınca yoktur." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise sesi dinletilen konuşmacının ne söylediği ve kim olduğunun önemli olmadığını, orasının Meclis kürsüsü olduğunu söyledi.

Turan, "Ses dinletiliyor ama sesin zabıtlara geçmesi, televizyonlardan dinlenmesi problem. Biz, 'kürsünün vehametine aykırı bir konuşma olmasın' istiyoruz, yoksa yarın bir gün, müzik ya da başka bir şey de dinletilebilir." dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MHP İstanbul Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu ile MHP sıralarında bir süre sohbet etti.

MHP İstanbul Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu, Fırat Kalkanı Harekatı'na ilişkin, "Parti olarak Fırat Kalkanı Harekatı'nın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ama bunun çok geciktiğine inanıyoruz; 2016'da değil, 2012'de, 2013'te yapılması gerekirdi." dedi.

MHP Grubu adına söz alan İhsanoğlu, AK Parti iktidarında Türkiye'nin dış politikadaki en başarılı çalışmalarının, "AB müzakerelerinin başlatılması, İslam İşbirliği Genel Sekreterliğinin kazanılması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine talip olunması" şeklinde sıralanabileceğini söyledi.

Türkiye'nin İslam dünyasındaki gücü arttığında batı dünyasındaki gücünün de arttığını vurgulayan İhsanoğlu, bunun önemli şahitlerinden biri olduğunu ifade etti. Son yıllarda ise Türk dış politikasının farklı mecralara gittiğini belirten İhsanoğlu, 2009 yılından itibaren gerçeklere dayalı değil, hayallere yönelik bir dış politika takip edildiğini savundu.

Suriye politikasını örnek gösteren İhsanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AK Parti iktidarı ile Suriye rejimi arasındaki ilişkiler önce bal ile kaymak noktasına geldi. Sınırlar, bariyerler kalktı, muhteşem yakınlık oldu. Suriye bize tüm Ortadoğu pazarlarını açtı, Türkiye'ye büyük yararlar sağladı. Daha sonra Suriye rejimi zalim davranışlar içine girdi. Biz ne yaptık, 'Bu rejimi düşüreceğiz' dedik. Peki olur, düşürebilirsen düşür. Ama orada Baas Partisi'nin rejiminin ne kadar güçlü olduğunu, uluslararası beklentileri bilmeden hareket ettik. Sonunda ne oldu, ateş bütün Suriye'yi sardı ve bize intikal etti."

Suriye politikasında ateş başladığı anda Türkiye'nin rejimi düşürmek yerine ateşi söndürmeye yönelik çalışma yapması gerektiğini anlatan İhsanoğlu, Suriye'de Halep'te tarihte görülmeyen bir katliam yaşandığını ifade etti.

Fırat Kalkanı Harekatı'na değinen Ekmeleddin İhsanoğlu, "Parti olarak Fırat Kalkanı Harekatı'nın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ama bunun çok geciktiğine inanıyoruz; 2016'da değil, 2012'de, 2013'te yapılması gerekirdi. Çünkü aynı meşruiyet gerekçeleri dün de vardı, bugün de var. Bugün gecikmiş olarak biz çok pahalı bedel ödüyoruz." diye konuştu.

Dış politikadaki hataların Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'ndan önceki dönemde başladığına işaret eden İhsanoğlu, "Sayın Bakan, sizin ve yanınızdaki değerli arkadaşların, bilhassa yeni göreve gelen değerli yardımcılarınızın ne kadar tecrübeli olduğunu biliyoruz ve biz biliyoruz ki bugün karşı karşıya geldiğimiz bu sıkıntıların bir kısmı sizin döneminizden önce başlamıştır. Siz masumsunuz ama siz müteselsilen kefilsiniz ve sorumlusunuz; masumsunuz ama sorumlusunuz. Dış siyaset nostaljiyle, hevesle, havayla olmaz, dış politika ideolojik bağımlılıkla, hayallerle olmaz." ifadelerini kullandı.

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, Devlet Planlama Teşkilatı'nın ekonomik ve sosyal tüm alanlarla ilgilendiğini belirterek, teşkilatın kapatılmasını bir hata olarak değerlendirdi.

Bürokratlarda "bağımsızlık" ilkesinin kalmadığını, AK Parti mensubu gibi hareket ettiklerini ileri süren Usta, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bürokratları partili gibi davranıyor. Hele hele bir muhalefet partisi milletvekiliyseniz, karşınızda, şuradaki siyasetçilerden daha güçlü siyaset yapan bir bürokratik yapıyla karşılaşıyorsunuz. Bu, Türkiye'yi hiçbir yere götürmez." dedi.

MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, adalet kurumunun çökmemesi, verilen kararların vicdanlarda karşılık bulması için tüm hukukçuların hukuk ve adalet çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Geçmişte valilerin, devlet yetkililerinin kendilerini arayarak Doğu ve Güneydoğu'da hendekler kazıldığı, silah ve bombaların depolandığı yönünde uyarılarda bulunduklarını aktaran Adan, kendilerinin de aynı uyarıları iktidar mensuplarına ilettiklerini anlattı. Adan, Güneydoğu'da yaşanan olaylarda o dönemin sorumlularının adalet önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, milletin son 14 yıldaki uygulamalarla adalete olan güvenini yitirdiğini öne sürerek, FETÖ mensubu hakimlerin, savcıların baktığı kararları sorgulamaya başladığını dile getirdi. Adaletin bir toplum içinde herkese eşit olarak davranılmasıyla sağlanacağını belirten Parsak, 15 Temmuz'daki darbe girişimi ile mücadele edilirken olağanüstü hal yetkilerinin kullanılması sırasında özenle davranılması gerektiğini söyledi.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, "Kıbrıs, sessiz sedasız gidiyor. Daha müzakereler bitmeden KKTC toprakları yüzde 29,2'ye indi. Eğer anlaşma hayata geçerse, kapalı Maraş bölgesi, Güzelyurt'un bir kısmı, Lefkoşa arazisinin bir kısmı gidiyor." dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Dışişleri, Kalkınma ve Adalet bakanlıklarının 2017 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.

CHP Ardahan Milletvekili Yılmaz, Türkiye'nin dış politikasını eleştirdi.

Türkiye'nin Suriye politikasının tutarsız olduğunu iddia eden Öztürk, "Kardeşim Esat'tan katil Esed'e geldik ama bu daha sonra yine değişebilir." diye konuştu.

Öztürk, Şanghay Beşlisi konusunda kafa karışıklığı olduğunu ifade ederek, "20 yıl önce Orta Asya'daki kardeş Türk cumhuriyetlerinin Avrupa Atlantik kurumlarına girmesi için çalışıyorduk, şimdi biz onlara gidiyoruz ve 'şuraya bizi üye yapın' diyoruz. Üstelik Şanghay Beşlisi örgütünün ne olduğu da belli değil. Örgütün içinde demokratik bir ülke yok. Brüksel'e küsüyoruz, Şanghay'a demir atmaya çalışıyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyi konusunda kırmızı çizgileri olduğunu vurgulayan Öztürk, "(Fırat'ın batısına geçilirse bu bizim kırmızı çizgimiz, Afrin'in doğusuna geçilirse bu bizim kırmızı çizgimiz) denildi. Bu kırmızı çizgiler sarı çizgi ile çizildi, söylenenlerin hiçbiri yapılmadı." dedi.

Öztürk, şöyle konuştu:

"Kıbrıs, sessiz sedasız gidiyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı bir zaferdir ama biz bu zaferin 2016 yılında kaybedilmesini istemiyoruz. Kıbrıs'ta kapsamlı çözümü, iki kesimin eşit bir şekilde siyasi eşitliğine dayanan iki toplumlu bir çözümü destekliyoruz. Türkiye'nin etkinliğini ve garantörlüğünü de destekliyoruz ama daha müzakereler bitmeden, KKTC toprakları yüzde 29,2'ye indi. Daha da inmesi için baskı uygulanıyor. Nereler veriliyor? Bütün ara bölgeler veriliyor. Eğer bu anlaşma hayata geçerse, kapalı Maraş bölgesi gidiyor, Güzelyurt'un bir kısmı gidiyor, Lefkoşa arazisinin bir kısmı gidiyor.

Dipkarpaz'a göz koymuşlar, KKTC'nin orada egemen olmasını istemiyorlar. Rumlar, 'KKTC'nin nüfusu 220 bin, bizim 800 bin' diyor. Rumlar, 'kıyı şeridinin yüzde 54'ünü siz kontrol ediyorsunuz ama bu olmaz, kıyı şeridinin kontrolünü nüfusa göre indireceksiniz' diyor. Rumlar ayrıca 90 bin nüfusu kuzeye yerleştirmek istiyor. 'Mülkler ve mallar var, değeri 18 milyar dolar, bunları da siz ödeyeceksiniz' diyorlar."

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi.

Azerbaycan ve Rusya ile imzalanan doğalgaz anlaşmalarındaki fiyatlarda Türkiye aleyhine durumun ortaya çıktığını savunan Erdoğdu, "Yeni anlaşmadan sonra ortaya çıkan ek fatura 25 milyar dolar, bunu ödemek durumundayız. Alamadığımız doğalgazın faturasını ödemeye başladık." dedi.

Kömür madenlerinin yandaş firmalara devredildiğini ileri süren Erdoğdu, "Fakir ailelere kömür dağıtılırken yolsuzluk yapılıyor. Çünkü, kömür mafyasını kıramıyorlar. Yarattıkları kömür mafyaları önümüzde işçi katlediyor ama oralara yine para aktarıyorlar." şeklinde konuştu.

Aykut Erdoğdu, TOKİ'nin yolsuzluğun kalesi haline getirildiğini öne sürerek, "İhaleyi muhalif işadamı almışsa, ona, 'sen bu sözleşmede yazılı olanları yapamadın' deyip işi ondan alıp, yeniden ihale ediyorlar ve yandaşlara veriyorlar." diye konuştu. Erdoğdu, uygulanan yanlış politikalar sonucunda TOKİ'nin batma noktasına getirildiğini iddia etti.

Erdoğdu, "İktidarınızda 13 yıl yaptıklarınızdan sonra yeni anayasa getiriyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti tabutlanıyor. Türkiye'nin tabutlanmasına, bölünmesine, kardeşliğimizin zarar görmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye büyük zarar görüyor, Türkiye iyi gitmiyor. Ne olur bu halkın geleceği için vicdanınızı bir yere emanet etmeyin." ifadelerini kullandı.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise Erdoğdu'nun söyledikleriyle, hangi ülkedeki tabloyu çizdiğini anlayamadığını belirtti.

"Varsa bildikleriniz, bunları belgelerle savcılığa verirsiniz, suç duyurusunda bulunursunuz." diyen İnceöz, somut belgeler olmadan yapılan suçlamaların haksızlık olacağını, somut olmayan şeylerle ilgili iddialarda bulunulmaması gerektiğini vurguladı.

İnceöz, Erdoğdu'ya, "Ülkede yolsuzluk yapılıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışmanızı kabul edemeyiz. Eğer bunları ispatlamazsanız müfteri olursunuz. Türkiye'nin tabutlanmasından bahsettiniz. Sayın Cumhurbaşkanı ve bizler şunu hep söylüyoruz; tek millet, tek vatan, tek bayrak." dedi.

Kürsüye gelen CHP'li Erdoğdu da "Olan bir şeyi söylemek müfterilik değildir. 'Adalete gidin' diyorsunuz, 4 bakan adalete gitti mi? Gerçi adalet de kalmadı." diye konuştu.

CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, AK Parti'nin geçmişte FETÖ ile işbirliği yaptığını iddia ederek, "Ama siz şimdi utanmazsanız CHP'ye FETÖ'cü diyeceksiniz." ifadesini kullandı.

Vatanın bölünmesine izin vermeyeceklerini dile getiren Ekici, "FETÖ ile mücadelede başlangıç, 17-25 Aralık olarak kabul ediliyor. Neden? Ondan önce hepiniz FETÖ'cü müydünüz, bunu kabul mu ediyorsunuz?" diye sordu.

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise Karadeniz'e demiryolu yapılmasını beklediklerini söyledi.

Ordu-Giresun illeri arasında havalimanı olduğunu dile getiren Bayraktutan, "Bu havalimanı Ordu'ya 17, Giresun'a ise 28 kilometre uzaklıkta. Artvin ile Rize arasında havaalanı yapılıyor. Ancak bu havaalanı Artvin'e 127, Rize'ye ise 35 kilometre uzaklıkta. Havaalanını Güneysu'ya yapın, tam olsun." dedi.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, 14 yıl önce AK Parti iktidara geldiğinde cezaevlerinde 59 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısının bugün 191 bine çıktığını söyledi.

14 yılda tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 400 arttığını ifade eden Hakverdi, "(Nüfus arttı) denilebilir ama nüfus sadece yüzde 20 arttı. AKP döneminde suç ve suçlu oranının artması demek, toplumun her geçen gün huzurunun kaçması demek." diye konuştu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***