2012-04-05 - 13:18
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ HAMZAÇEBİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın özelikle son zamanlarda din eksenli siyaset yürüttüğünü iddia ederek, ''Milleti oluşturan ana harcı, Sayın Başbakan yeniden karmak istemektedir'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın özelikle son zamanlarda din eksenli siyaset yürüttüğünü iddia ederek, ''Milleti oluşturan ana harcı, Sayın Başbakan yeniden karmak istemektedir'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın izlediği siyasetin, toplumu kutuplaştırmak üzerine kurulduğunu ileri sürdü. Erdoğan'ın, özellikle son iki aydır din eksenli siyaset yürüttüğünü iddia eden Hamzaçebi, ''Toplum, manevi değerlerinde, din ve inanç konularında kutuplaştırılmaktadır'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, sözlerinde şunları kaydetti:

" Sayın Başbakanın son günlerde ele aldığı konular şaşırtıcı konular değil. Başlangıçtan bu yana siyaseti toplumu kutuplaştırma üzerine kurulu konulardır.

Kutuplaştırma ve bu çerçevede bizden olanlar ve olmayanlar şeklindeki ayırım Sayın Başbakanın temel siyaseti olmak yanında bireysel olarak da haz aldığı ve mutlu olduğu konulardır.

Sayın Başbakanın son iki aylık siyasetine baktığımızda Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş şekilde din eksenli bir siyaset yürüttüğü görülecektir.

Toplum manevi değerler ile din ve inanç konularında kutuplaştırılmaktadır. Sayın Başbakana göre dinin sahibi, manevi değerlerin sahibi sadece kendisi, Adalet ve Kalkınma partililerdir.

Sayın Başkanın din eksenli bu siyaseti Türkiye'ye damgasını vururken Adıyaman da, Erzincan da Alevi vatandaşlarımızın evlerinin duvarlarına işaret konulmaktadır.

Sayın Başbakanın din eksenli kutuplaştırma siyasetinin sonuçlarıdır bunlar. Sayın Başbakan hiçbir bahane aramasın, bu tablonun sorumlusu kendisidir.

Sayın Başbakan buna çözüm olarak elindeki Kur'an'ı Kerim'i göstermektedir. Özellikle Milli Eğitim yasasının Türkiye'nin gündemine gelmesinden bu yana ve TBMM'de son şeklini almasından bu yana Sayın Başbakan ağızından Kur'an'ı Kerim'i düşürmemektedir.

Alevi vatandaşlarımızın evlerinin duvarlarına işaret konulmasıyla kendini gösteren ayrıştırma ve kutuplaştırma siyasetine veya bu siyasetin sonuçlarına karşı Sayın Başbakanın çözüm olarak sunduğu dindir.

Elinden Kur'an'ı Kerim'i düşürmeyen Sayın Başbakan bununla ayrıştırma ve kutuplaştırma siyasetinin kendine göre önleneceğini söylemektedir. Yani bir yandan neden olduğu bir konuyu öte yandan aynı nedene dayandırarak çözmek istemektedir.

Milleti kültür dediğimiz kavram oluşturur. Kültürün içerisinde din ve diğer bütün değerler vardır. Kültürü parçalarsanız bunun içerisinden sadece dini alıp bununla toplumu bütünleştirmeyi ve bir arada yaşama kültürünü sağlamayı düşünürseniz milleti parçalamış olursunuz.

Milleti oluşturan ana harcı Sayın Başbakan yeniden karmak istemektedir. Bu harcın içinde milleti oluşturan bütün diğer manevi değerler bir kenara atılarak sadece ana malzeme olarak din konulmaktadır."

Başbakan Erdoğan'ın, CHP ve onun tarihini hedefine koyduğunu, İsmet İnönü'yü faşistlikle suçlamaya çalıştığını belirten Hamzaçebi, ''Sayın Başbakan'a bugüne gelmesini öneriyorum. Bütün dünyanın dışladığı Sudan Cumhurbaşkanı El Beşir'i Ankara'da kucaklamıştır'' dedi.

İslam tarihinde Sıffin Savaşı'nı örnek gösteren Hamzaçebi, Kur'an-ı Kerim'in alet edildiği bu savaşın, İslam toplumunda ilk bölünmeye neden olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan'a bu örneği verirken, ''Muaviye rolüne soyunma'' dediklerini anlatan Hamzaçebi, ''Bizim eleştirimiz; 'Türk toplumunu bölme, yanlış yoldasın' uyarısını yapmaktı. Ama öyle görünüyor ki Sayın Başbakan, Emevi Devleti'nin Muaviye rolünü üstlenmekten şikayetçi değil'' diye konuştu.

TBMM'nin gündeminde denetimli serbestlikle ilgili tasarının bulunduğunu, tasarının, öngörülen şartları taşıyan hükümlülerin tahliye edilmelerine yönelik düzenleme içerdiğini belirten Hamzaçebi, CHP olarak bu düzenlemeye destek vereceklerini bildirdi.

Ancak, düzenlemenin yargı reformundan doğmuş bir ihtiyaç olmadığını savunan Hamzaçebi, şöyle devam etti:

''Cezaevlerinde şu anda tutuklu ve hükümlü olarak toplam 132 bin kişi vardır. Son 3 ayda tutuklu ve hükümlü sayısı 4 bin kişi artmıştır. Mahkûmlar ve tutuklular beton zeminlerde yatmaktadır. Amaç, cezaevlerindeki bu sıkışıklığı gidermek, yeni tutuklulara yer açmaktır. Yaklaşık 15 bin kişinin tahliye olacağı hesaplanıyor. 15 bin kişilik ilave bir kapasitenin yaratılması hedeflenmektedir.

Amaç, yargı reformu değildir. Türkiye, tutuklu milletvekilleri ayıbını yaşıyor. Buna rağmen bir yargı reformu hazırlığı yok. Hükümet, hukuksuzluk yaratma konusunda adeta yarış halindedir. Silivri'de bir çok insan suçsuz yere cezaevinde yatmaktadır. Sayın Meclis Başkanı, tutuklu milletvekillerini ziyaret etmek gibi bir insani görevi yapmaktan bile kaçınmaktadır.

12 Eylül 2010 referandumundaki Anayasa değişikliğinde, ''Kuvvet komutanları ve genelkurmay başkanları, görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanır'' denildi. Ancak Sayın İlker Başbuğ, Anayasa'nın bu hükmü bir tarafa atılmak üzere, diğer mahkemelerde yargılanmaktadır.''

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hamzaçebi, 12 Eylül davasına ilişkin soru üzerine, ''Dava hangi şekilde sonuçlanır, bilemiyorum. Bunu izleyeceğiz. Davanın sonucuna ilişkin yorumda bulunmam doğru değil'' dedi.

Hamçzaçebi, ''Başbakan Erdoğan'ın, bu konuda size yönelik eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz-'' sorusuna, ''Geçici 15. maddenin kaldırılması, CHP'nin düşüncesiydi. Bu düşünce Anayasa paketine Sayın Başbakan tarafından dahil edilmiştir. Onların başlangıçta hazırladıkları pakette bu yoktu. Sayın Başbakan'ın eleştirisi samimi değil'' yanıtını verdi. (13:18)