2016-10-11 - 17:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, ülke genelinde devam eden olağanüstü halin, 19 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 01.00?den geçerli olmak üzere 3 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, "Kerbela olayı, şüphesiz bütün Müslümanların ortak acısıdır. İslam dünyasının birliğe ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bugünler bizler için bir ibret vesilesidir. Bundan çıkaracağımız çokça dersler olmalıdır." dedi.
Gündem dışı söz alan CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, 10 Muharrem Kerbela Matem Günü nedeniyle yaptığı konuşmada, "Dünyanın neresinde bir zulüm görülüyorsa orası Kerbela'dır. Nerede hayrın ve şerrin kavgası varsa orası Kerbela'dır. Orada İmam Hüseyin değil, insanlık onuru katledilmiştir." ifadesini kullandı.
MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, imzalanan uluslararası sözleşmelere rağmen, Türkiye'de kız çocuklarının okula devam etmesinde sorunlar yaşandığını ve kız çocuklarının yüzde 13'ünün hala çocuk yaşta evlendirildiğini belirtti. Depboylu, Mecliste Çocuk Hakları Komisyonu kurulmasını istedi.
AK Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, Hazreti Hüseyin'in, İslam'ın kardeşliği için mücadele ettiğini bildirdi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ise Muharrem Aşure Günü olan bugünde, tüm İslam alemi için hüzün kaynağı olan Kerbela vakasının yaşandığını anımsatarak, "Hazreti Peygamberimizin emanetini korumak ve Ehlibeyt sevgisini muhafaza etmek için canını feda eden Hazreti Hüseyin ve aile fertlerinin şehadete yürüdüğü gün." diye konuştu.
Aydın, şöyle devam etti:
"Bu vesileyle Kerbela şehitlerimizi, o günden bugüne tüm şehitlerimizi, rahmetle anıyoruz. Rabbim onların şefaatine bizleri de nail etmeyi nasip etsin. Bu acı, Kerbela olayı, şüphesiz bütün Müslümanların ortak acısıdır. İslam dünyasının birliğe ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bugünler bizler için bir ibret vesilesidir. Bundan çıkaracağımız çokça dersler olmalıdır. Bu nedenle 10 Muharrem şuurunu en derin bir şekilde idrak etmemiz büyük önem arz etmekte, birlik, dirlik ve kardeşliğimiz için, acı, hüzün ve kederde ortak olmamız için bizlere yol göstermektedir. Tüm İslam aleminin ve vatandaşlarımızın Ehlibeyt sevgisiyle bir arada olmasını, Rabbimin bir daha İslam alemine Kerbela'lar yaşatmamasını, Yezitlerle karşılaştırmamasını, şerlerden uzak tutmasını temenni ediyor, 10 Muharrem'in ve Aşure Gününün hayırlara vesile olmasını diliyorum."
AK Parti Dicle İlçe Başkanı ve Özalp İlçe Başkan Yardımcısının hunharca katledilerek şehit edilmesinin derin bir üzüntü verdiğini dile getiren Aydın, terörü bir kez daha lanetlediğini belirtti.
Aydın, "Bu bağlamda, tüm zalimlere, yezidlere ve terör örgütlerine karşı gelin canlar bir olalım diyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum" ifadesini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, terörizmle etkin bir mücadelenin önemine dikkati çekerek, hayata geçirilecek terörizmle mücadele konsepti çerçevesinde bir vizyon geliştirilmesi, siyasetin oluşturulması ve eylem planı hazırlanması gerektiğini anlattı.
Geçen yıl gerçekleşen Ankara Garı önündeki terör saldırısının ise Türk milletinin birliğine karşı yapılmış bir eylem olduğunu belirten Akçay, "Bu süreçte birlik ve beraberlik içerisinde terörle mücadeleye devam etmemiz çok önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, terör saldırılarında bugüne kadar şehit olanları saygıyla andıklarını belirterek, terör örgütleri PKK, DEAŞ ve FETÖ ile çember içine alınmak istenen Türkiye'de bugün her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğuna işaret etti.
AK Parti ilçe teşkilatları görevlilerinin katledilmesinin, Türkiye siyasetine yapılmış bir suikast olduğunu vurgulayan Gök, "Bu suikastleri yapanlar bilmelidir ki Türkiye'deki tüm siyasetçiler böylesine olaylarda daha fazla birbiriyle kenetlenecek ve terör karşısında tek bir grup olacaklardır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Ankara Garı'nda geçen yıl düzenlenen terör saldırısında 101 kişinin yaşamını yitirdiğini anımsatarak, onların barış mirasına sahip çıkacaklarını bildirdi. Siyasi cinayetleri de en sert şekilde kınadıklarını dile getiren Baluken, hiçbir gerekçenin, bu siyasi cinayetleri meşrulaştırmak için öne sürülemeyeceğini belirterek, demokratik siyaset alanının genişletilmesini istediklerini ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, özellikle son zamanlarda AK Parti'li siyasetçilere yapılan saldırıları şiddetle ve nefretle kınadıklarına değindi. Elitaş, AK Parti'li kadrolara karşı yapılan bu gaddarca eylemin, terörist faaliyetlerin, AK Parti kadrolarını yıldıramayacağını belirterek, partisinin PKK terör örgütü ve uzantıları ile DEAŞ ve uzantılarına karşı mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini kaydetti.
Bu arada TBMM'yi ziyaret eden Pakistanlı milletvekillerinden oluşan heyet, bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi.
TBMM Genel Kurulunda, ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü halin, 19 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine başlandı.
Tezkere üzerinde HDP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili İdris Baluken, 15 Temmuz'da darbe kalkışması yaşandığını ancak bu darbe girişiminin püskürtüldüğünü belirterek, "O kalkışmadan sonra Meclis, bütün sürecin kendisi üzerinden gitmesini talep etti, ancak Cumhurbaşkanı ve Hükümet darbeyi boşa çıkarmış olan Meclis'i boşa çıkarmayı seçtiler." diye konuştu.
Darbe girişiminden sonra Hükümetin yaptıklarını eleştiren Baluken, "Bizim çağrılarımıza OHAL ile cevap verdiniz. Şırnak'ta ölüm rejimi inşa ettiniz. Şırnaklılar bile 7 aydır illerine giremiyor. Şırnak üzerinden bütün Kürt halkını cezalandırmayı seçtiniz. Bir vekilimiz Şırnak'a adımını attığı zaman vali aracılığıyla o ile girmesini engelliyorsunuz." iddiasında bulundu.
Baluken, KHK'larla Meclis iradesinin ayaklar altına alındığını ileri sürerek, "Bu kadar önemli bir KHK'nın gerekçesi sadece 3-4 cümleden oluşuyor. Meclis'i sıradanlaştırıyorsunuz. Bırakın bu tezkereye evet oyu vermeyi, bunu yırtıp atmak gerekiyor." dedi.
İdris Baluken, şöyle konuştu:
"OHAL'le yapılmak istenen tek adam rejimini sağlamak. OHAL'i siz, tek adam rejimini tahkim etmek için getiriyorsunuz. Seçimde tek adam diktatörlüğünü alamadınız. O zaman alamadığınız yetkilerle şimdi yürütmeyi, yasamayı, yargıyı ve medyayı kendinize göre dizayn edecek tek adam rejimliği üzerinden OHAL'i buraya getiriyorsunuz.
Meclis'in hiçbir yetkisi yok. KHK çıkıyor 550 milletvekili de seyrediyor. Medyayı tamamen biat ettirdiniz, muhalif olan sese izin vermiyorsunuz. Yargı da aynı, AKP'li birini görünce 100 metreden önünü ilikleyen bir yargı. Belediyelere kayyım atadınız. Ha darbe yaptınız ha kayyım atadınız, ikisi de aynı şey. Binlerce kurumu kapattınız, kapattığınız dersane, okul ve hastanelerin açılış kurdelelerini siz kestiniz. Zamanında Cumhurbaşkanı Bank Asya'yı açtı, şimdi 'Bank Asya'ya para yatırdı' diye, para yatıranı işten atıyorsunuz."
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "14 yıldır her seçimde millet iradesiyle iş başına gelmiş bir gruba 'darbeci' diyor Sayın Baluken. Bunu reddediyorum ama benim bunu reddetmem önemli değil çünkü halk her seçimde reddediyor zaten." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Akçay ise bu tezkerenin, bugüne kadar sunulan bütün tezkereler içinde gerekçesi en yetersiz olan tezkere olduğunu savundu.
15 Temmuz akşamı, TSK'nın içine sızmış cemaat kisveli bir örgütün, ülkeyi ele geçirme kalkışmasını yaşadıklarını belirten Akçay, bu kalkışmanın sadece Hükümete değil topyekün millet iradesine, bütün kurumlara karşı yapıldığını ve Türk milletinin varlığıyla hedef alındığını kaydetti. Erkan Akçay, "15 Temmuz, emperyalist işbirlikçilerinin Türkiye'de isyan çıkarma ve Türkiye'nin bölünmesi hamlesidir." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Akçay, "Bu görüşmeyi partiler arasında ve iktidarla muhalefet arasında tesis edilen ilişkilerin çok özel ve hassas dengeleri içerisinde gerçekleştiriyoruz. Bu dengelerin, Türkiye'nin bekasına yönelik tehdit bertaraf edilinceye kadar devam etmesi gerekmektedir. MHP sadece bu çerçevede OHAL'e destek vermektedir." değerlendirmesini yaptı.
OHAL'in demokrasiyi hukuk dışına çıkarmayacağını ve demokrasi dışına çıkarmaya da gerekçe olmayacağını vurgulayan Akçay, ülkeyi OHAL'e götüren sebepler kontrol edilebilir düzeye gelinceye kadar OHAL'in devam etmesinde fayda olduğunu söyledi.
Akçay, 667 ve 668 sayılı KHK'ların gerekçelerinde, OHAL döneminde terörle mücadelenin etkin şekilde sürdürülmesi hususuna dikkat çekildiğini kaydederek, OHAL'de sadece FETÖ ile değil bütün terör örgütleriyle mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
"FETÖ ile mücadele ederken PKK ile mücadeleyi bir kenara bırakamazsınız." diyen Akçay, OHAL'de terör örgütü PKK ile etkin mücadele edilmesi için düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti.
Akçay, FETÖ ile mücadelenin, devletin kurumsal yapılanmasında köklü bir değişime gerekçe gösterilemeyeceğini, muhalifleri tasfiye edecek ve sindirecek bir sürece döndürülemeyeceğini söyledi.
Parelel devlet unsurlarının tümünün ortaya çıkartılmasının önemine işaret eden Akçay, şöyle devam etti:
"Bu üç aylık dönemde, 'yurtta sulh konseyi' isimli ihanet oluşumunun bütün unsurları ortaya çıkarılmalıdır. Bu terör konseyinin siyasi, askeri, ekonomik ve bürokratik alandaki ele başları mutlaka yargı önüne çıkarılmalı, milletimize açıklanmalı ve hesap sorulmalıdır. Binlerce kişi görevlerinden uzaklaştırılıp tutuklanırken, örgütün tepe yönetiminin flu kalması, toplumda adalete olan inanç ve güveni zedeleyecektir."
MHP Grup Başkanvekili Akçay, FETÖ'cüleri tespit edip yargı önüne Hükümetin çıkaracağını ifade ederek, "Hükümetin, 'Her parti kendi temizliğini yapsın' demesi, FETÖ ile mücadelede Hükümetin zımnen başarısız kaldığını itiraf etmesidir." dedi.
Bu arada, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ve milletvekilleri, MHP Grup Başkanvekilliği görevine seçilen Samsun Milletvekili Erhan Usta'yı tebrik etti.
Genel Kurul'da, ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü halin, 19 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresinin görüşmelerinde CHP Grubu adına konuşan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, 15 Temmuz gecesi yurttaşların ve TMBB'de milletvekillerinin bir darbe girişimine karşı silahların ve bombaların gölgesinde yaralanma ve hayatlarını kaybetme pahasına emsalsiz bir direniş gösterdiğini söyledi.
Darbe girişimi karşısında Meclisteki tüm partilerin, Meclis dışındaki tüm siyasi faktörlerin darbenin karşısında net bir duruş sergilediğini ifade eden Gök, "O gece tüm partiler burada uzlaşarak 'parlamento çalışmalıdır, çalışacaktır, bunu dosta düşmana ve darbecilere göstereceğiz' dediler. Sabaha kadar burada nöbet tutarak, bombalarla tahrip edilen Mecliste bütün milletvekilleri destan yazarak bu parlamentoyu çalıştırdılar." diye konuştu.
O gece sabaha kadar tüm milletvekillerininin omuz omuza vererek mücadele ettiğinin altını çizen Gök, "Türkiye'nin 15 Temmuz gecesi atlattığı FETÖ darbe girişimi karşısında ne denli dik durulduysa ondan sonraki süreçte yaşananlar o gece yansıtılan iradenin dışına taşmıştır. Niçin mücadele ettik? Parlamento kapanmasın, olağan dönem sürsün... Bu nedenle hükümetin 21 Temmuz'da getirdiği olağanüstü hal tezkeresinde 'hayır' oyu kullandık. 'Gerek yok, ne gerekiyorsa her şeyi parlamentoda yapalım' dedik." ifadelerini kullandı.
Darbe girişimi sonrasında hiçbir dünya ülkesinin darbeyi kınayan açıklamada bulunmadığını dile getiren Gök, şunları kaydetti:
"Fetullahçı darbe girişimini niçin anlamıyorsunuz' diye sorduğunuzda onların cevabı 'kardeşim yıllarca bunun siz bize reklamını yaptınız, anlattınız, bu yapıyı koruyun diye anlattınız' diye cevap verdiler. Böyle bir tablo içerisinde olağanüstü hal ilan edildi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da 'arkadaşlar biz kısa tutacağız olağanüstü hali. 1.5 aya kadar işimizi bitirir olağanüstü hali kaldırırız, Türkiye normalleşir' dedi. Olağanüstü halin 3 ay daha uzatılmasının gerekçelerini Türkiye bilmelidir."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Meclise yönelik sözlerini de eleştiren Gök, "Meclisin devre dışı kalmasını hiç kimse kabul etmemelidir. Türkiye hükümet olarak, olağanüstü hal ilan edildikten sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bir mektup sundu ve 13 kişisel ve siyasal haklar sözleşmeninin maddesini askıya alacağını bildirdi. Toplam madde sayısı 27. Türkiye yarısını askıya alacağını ilan etti." dedi.
Bir devletin ne olursa olsun adil yargılama hakkını askıya alamayacağını savunan Gök, bu maddenin derhal geri çekilmesi gerektiğini, aksi halde Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde çok büyük tazminat davalarının beklediğini dile getirdi.
FETÖ darbe girişimi sonrası çıkarılan kararnameler ile mağduriyetlerin yaşandığını, mağduriyet tablosunun da giderek genişlediğini iddia eden Gök, şöyle devam etti:
"Biz bizi neyin beklediğini de biliyoruz. Türkiye'nin, iktidarın yaptığı uygulamalar, gerçekten çok kaygı verici bir tablo içerisinde. Yaratılan mağduriyetlerin büyüklüğü, Türkiye'yi onarılamaz tazminat davalarıyla karşı karşıya bırakacak boyuttadır. Biz bu tabloyu görüyoruz. Bu tablonun içerisinde iktidarın olağanüstü halin kolaycılığına kapılarak Meclisi devre dışı bırakmak suretiyle, Mecliste yapılması gereken işleri yürütmeye devretmek suretiyle de keyfi bir yönetim anlayışına doğru kaydığını görüyoruz ve bunu kaygıyla izliyoruz. Türkiye'nin en önemli problemi budur. Eğer böyle bir kaygıyla siz Türkiye'yi yönetmeye, devletin organlarını değiştirmeye, kurumları ortadan kaldırarak, başka kurumlar ihdas ederek Türkiye'yi yeniden bir yapılandırmaya kalkarsanız bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine aykırı olur.
Olağanüstü halin kolaycılığıyla okullarda laik eğitim sisteminden vazgeçiliyor, en barışçıl gösteriler yasaklanıyor ve Türkiye'de olağanüstü hal keyfi bir uygulama olarak bugün önümüzde duruyor.
Sonuç olarak Avrupa Birliği normları, kendi yasalarımız, kendi uygulamalarımız ve geçmişten gelen tecrübelerimize bakıldığında olağanüstü halin bir an önce sona ermesi, Meclisin çalışır halde olduğu gerçeği göz önünde tutularak olağan, normal düzene gelmemiz en gerçekçi yoldur. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak FETÖ'ye karşıyız, darbelere karşıyız ama hukuka saygılıyız, Anayasa'ya saygılıyız ve tüm dünyadaki evrensel normları biliyoruz. Bu açıdan, olağanüstü halin uzatılmasına ret oyu vereceğimizi hepinize saygıyla arz ederim."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, "Kerbela olayı, şüphesiz bütün Müslümanların ortak acısıdır. İslam dünyasının birliğe ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bugünler bizler için bir ibret vesilesidir. Bundan çıkaracağımız çokça dersler olmalıdır." dedi.
Gündem dışı söz alan CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, 10 Muharrem Kerbela Matem Günü nedeniyle yaptığı konuşmada, "Dünyanın neresinde bir zulüm görülüyorsa orası Kerbela'dır. Nerede hayrın ve şerrin kavgası varsa orası Kerbela'dır. Orada İmam Hüseyin değil, insanlık onuru katledilmiştir." ifadesini kullandı.
MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, imzalanan uluslararası sözleşmelere rağmen, Türkiye'de kız çocuklarının okula devam etmesinde sorunlar yaşandığını ve kız çocuklarının yüzde 13'ünün hala çocuk yaşta evlendirildiğini belirtti. Depboylu, Mecliste Çocuk Hakları Komisyonu kurulmasını istedi.
AK Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, Hazreti Hüseyin'in, İslam'ın kardeşliği için mücadele ettiğini bildirdi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ise Muharrem Aşure Günü olan bugünde, tüm İslam alemi için hüzün kaynağı olan Kerbela vakasının yaşandığını anımsatarak, "Hazreti Peygamberimizin emanetini korumak ve Ehlibeyt sevgisini muhafaza etmek için canını feda eden Hazreti Hüseyin ve aile fertlerinin şehadete yürüdüğü gün." diye konuştu.
Aydın, şöyle devam etti:
"Bu vesileyle Kerbela şehitlerimizi, o günden bugüne tüm şehitlerimizi, rahmetle anıyoruz. Rabbim onların şefaatine bizleri de nail etmeyi nasip etsin. Bu acı, Kerbela olayı, şüphesiz bütün Müslümanların ortak acısıdır. İslam dünyasının birliğe ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bugünler bizler için bir ibret vesilesidir. Bundan çıkaracağımız çokça dersler olmalıdır. Bu nedenle 10 Muharrem şuurunu en derin bir şekilde idrak etmemiz büyük önem arz etmekte, birlik, dirlik ve kardeşliğimiz için, acı, hüzün ve kederde ortak olmamız için bizlere yol göstermektedir. Tüm İslam aleminin ve vatandaşlarımızın Ehlibeyt sevgisiyle bir arada olmasını, Rabbimin bir daha İslam alemine Kerbela'lar yaşatmamasını, Yezitlerle karşılaştırmamasını, şerlerden uzak tutmasını temenni ediyor, 10 Muharrem'in ve Aşure Gününün hayırlara vesile olmasını diliyorum."
AK Parti Dicle İlçe Başkanı ve Özalp İlçe Başkan Yardımcısının hunharca katledilerek şehit edilmesinin derin bir üzüntü verdiğini dile getiren Aydın, terörü bir kez daha lanetlediğini belirtti.
Aydın, "Bu bağlamda, tüm zalimlere, yezidlere ve terör örgütlerine karşı gelin canlar bir olalım diyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum" ifadesini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, terörizmle etkin bir mücadelenin önemine dikkati çekerek, hayata geçirilecek terörizmle mücadele konsepti çerçevesinde bir vizyon geliştirilmesi, siyasetin oluşturulması ve eylem planı hazırlanması gerektiğini anlattı.
Geçen yıl gerçekleşen Ankara Garı önündeki terör saldırısının ise Türk milletinin birliğine karşı yapılmış bir eylem olduğunu belirten Akçay, "Bu süreçte birlik ve beraberlik içerisinde terörle mücadeleye devam etmemiz çok önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, terör saldırılarında bugüne kadar şehit olanları saygıyla andıklarını belirterek, terör örgütleri PKK, DEAŞ ve FETÖ ile çember içine alınmak istenen Türkiye'de bugün her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğuna işaret etti.
AK Parti ilçe teşkilatları görevlilerinin katledilmesinin, Türkiye siyasetine yapılmış bir suikast olduğunu vurgulayan Gök, "Bu suikastleri yapanlar bilmelidir ki Türkiye'deki tüm siyasetçiler böylesine olaylarda daha fazla birbiriyle kenetlenecek ve terör karşısında tek bir grup olacaklardır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Ankara Garı'nda geçen yıl düzenlenen terör saldırısında 101 kişinin yaşamını yitirdiğini anımsatarak, onların barış mirasına sahip çıkacaklarını bildirdi. Siyasi cinayetleri de en sert şekilde kınadıklarını dile getiren Baluken, hiçbir gerekçenin, bu siyasi cinayetleri meşrulaştırmak için öne sürülemeyeceğini belirterek, demokratik siyaset alanının genişletilmesini istediklerini ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, özellikle son zamanlarda AK Parti'li siyasetçilere yapılan saldırıları şiddetle ve nefretle kınadıklarına değindi. Elitaş, AK Parti'li kadrolara karşı yapılan bu gaddarca eylemin, terörist faaliyetlerin, AK Parti kadrolarını yıldıramayacağını belirterek, partisinin PKK terör örgütü ve uzantıları ile DEAŞ ve uzantılarına karşı mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini kaydetti.
Bu arada TBMM'yi ziyaret eden Pakistanlı milletvekillerinden oluşan heyet, bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi.
TBMM Genel Kurulunda, ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü halin, 19 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine başlandı.
Tezkere üzerinde HDP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili İdris Baluken, 15 Temmuz'da darbe kalkışması yaşandığını ancak bu darbe girişiminin püskürtüldüğünü belirterek, "O kalkışmadan sonra Meclis, bütün sürecin kendisi üzerinden gitmesini talep etti, ancak Cumhurbaşkanı ve Hükümet darbeyi boşa çıkarmış olan Meclis'i boşa çıkarmayı seçtiler." diye konuştu.
Darbe girişiminden sonra Hükümetin yaptıklarını eleştiren Baluken, "Bizim çağrılarımıza OHAL ile cevap verdiniz. Şırnak'ta ölüm rejimi inşa ettiniz. Şırnaklılar bile 7 aydır illerine giremiyor. Şırnak üzerinden bütün Kürt halkını cezalandırmayı seçtiniz. Bir vekilimiz Şırnak'a adımını attığı zaman vali aracılığıyla o ile girmesini engelliyorsunuz." iddiasında bulundu.
Baluken, KHK'larla Meclis iradesinin ayaklar altına alındığını ileri sürerek, "Bu kadar önemli bir KHK'nın gerekçesi sadece 3-4 cümleden oluşuyor. Meclis'i sıradanlaştırıyorsunuz. Bırakın bu tezkereye evet oyu vermeyi, bunu yırtıp atmak gerekiyor." dedi.
İdris Baluken, şöyle konuştu:
"OHAL'le yapılmak istenen tek adam rejimini sağlamak. OHAL'i siz, tek adam rejimini tahkim etmek için getiriyorsunuz. Seçimde tek adam diktatörlüğünü alamadınız. O zaman alamadığınız yetkilerle şimdi yürütmeyi, yasamayı, yargıyı ve medyayı kendinize göre dizayn edecek tek adam rejimliği üzerinden OHAL'i buraya getiriyorsunuz.
Meclis'in hiçbir yetkisi yok. KHK çıkıyor 550 milletvekili de seyrediyor. Medyayı tamamen biat ettirdiniz, muhalif olan sese izin vermiyorsunuz. Yargı da aynı, AKP'li birini görünce 100 metreden önünü ilikleyen bir yargı. Belediyelere kayyım atadınız. Ha darbe yaptınız ha kayyım atadınız, ikisi de aynı şey. Binlerce kurumu kapattınız, kapattığınız dersane, okul ve hastanelerin açılış kurdelelerini siz kestiniz. Zamanında Cumhurbaşkanı Bank Asya'yı açtı, şimdi 'Bank Asya'ya para yatırdı' diye, para yatıranı işten atıyorsunuz."
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "14 yıldır her seçimde millet iradesiyle iş başına gelmiş bir gruba 'darbeci' diyor Sayın Baluken. Bunu reddediyorum ama benim bunu reddetmem önemli değil çünkü halk her seçimde reddediyor zaten." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Akçay ise bu tezkerenin, bugüne kadar sunulan bütün tezkereler içinde gerekçesi en yetersiz olan tezkere olduğunu savundu.
15 Temmuz akşamı, TSK'nın içine sızmış cemaat kisveli bir örgütün, ülkeyi ele geçirme kalkışmasını yaşadıklarını belirten Akçay, bu kalkışmanın sadece Hükümete değil topyekün millet iradesine, bütün kurumlara karşı yapıldığını ve Türk milletinin varlığıyla hedef alındığını kaydetti. Erkan Akçay, "15 Temmuz, emperyalist işbirlikçilerinin Türkiye'de isyan çıkarma ve Türkiye'nin bölünmesi hamlesidir." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Akçay, "Bu görüşmeyi partiler arasında ve iktidarla muhalefet arasında tesis edilen ilişkilerin çok özel ve hassas dengeleri içerisinde gerçekleştiriyoruz. Bu dengelerin, Türkiye'nin bekasına yönelik tehdit bertaraf edilinceye kadar devam etmesi gerekmektedir. MHP sadece bu çerçevede OHAL'e destek vermektedir." değerlendirmesini yaptı.
OHAL'in demokrasiyi hukuk dışına çıkarmayacağını ve demokrasi dışına çıkarmaya da gerekçe olmayacağını vurgulayan Akçay, ülkeyi OHAL'e götüren sebepler kontrol edilebilir düzeye gelinceye kadar OHAL'in devam etmesinde fayda olduğunu söyledi.
Akçay, 667 ve 668 sayılı KHK'ların gerekçelerinde, OHAL döneminde terörle mücadelenin etkin şekilde sürdürülmesi hususuna dikkat çekildiğini kaydederek, OHAL'de sadece FETÖ ile değil bütün terör örgütleriyle mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
"FETÖ ile mücadele ederken PKK ile mücadeleyi bir kenara bırakamazsınız." diyen Akçay, OHAL'de terör örgütü PKK ile etkin mücadele edilmesi için düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti.
Akçay, FETÖ ile mücadelenin, devletin kurumsal yapılanmasında köklü bir değişime gerekçe gösterilemeyeceğini, muhalifleri tasfiye edecek ve sindirecek bir sürece döndürülemeyeceğini söyledi.
Parelel devlet unsurlarının tümünün ortaya çıkartılmasının önemine işaret eden Akçay, şöyle devam etti:
"Bu üç aylık dönemde, 'yurtta sulh konseyi' isimli ihanet oluşumunun bütün unsurları ortaya çıkarılmalıdır. Bu terör konseyinin siyasi, askeri, ekonomik ve bürokratik alandaki ele başları mutlaka yargı önüne çıkarılmalı, milletimize açıklanmalı ve hesap sorulmalıdır. Binlerce kişi görevlerinden uzaklaştırılıp tutuklanırken, örgütün tepe yönetiminin flu kalması, toplumda adalete olan inanç ve güveni zedeleyecektir."
MHP Grup Başkanvekili Akçay, FETÖ'cüleri tespit edip yargı önüne Hükümetin çıkaracağını ifade ederek, "Hükümetin, 'Her parti kendi temizliğini yapsın' demesi, FETÖ ile mücadelede Hükümetin zımnen başarısız kaldığını itiraf etmesidir." dedi.
Bu arada, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ve milletvekilleri, MHP Grup Başkanvekilliği görevine seçilen Samsun Milletvekili Erhan Usta'yı tebrik etti.
Genel Kurul'da, ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü halin, 19 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresinin görüşmelerinde CHP Grubu adına konuşan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, 15 Temmuz gecesi yurttaşların ve TMBB'de milletvekillerinin bir darbe girişimine karşı silahların ve bombaların gölgesinde yaralanma ve hayatlarını kaybetme pahasına emsalsiz bir direniş gösterdiğini söyledi.
Darbe girişimi karşısında Meclisteki tüm partilerin, Meclis dışındaki tüm siyasi faktörlerin darbenin karşısında net bir duruş sergilediğini ifade eden Gök, "O gece tüm partiler burada uzlaşarak 'parlamento çalışmalıdır, çalışacaktır, bunu dosta düşmana ve darbecilere göstereceğiz' dediler. Sabaha kadar burada nöbet tutarak, bombalarla tahrip edilen Mecliste bütün milletvekilleri destan yazarak bu parlamentoyu çalıştırdılar." diye konuştu.
O gece sabaha kadar tüm milletvekillerininin omuz omuza vererek mücadele ettiğinin altını çizen Gök, "Türkiye'nin 15 Temmuz gecesi atlattığı FETÖ darbe girişimi karşısında ne denli dik durulduysa ondan sonraki süreçte yaşananlar o gece yansıtılan iradenin dışına taşmıştır. Niçin mücadele ettik? Parlamento kapanmasın, olağan dönem sürsün... Bu nedenle hükümetin 21 Temmuz'da getirdiği olağanüstü hal tezkeresinde 'hayır' oyu kullandık. 'Gerek yok, ne gerekiyorsa her şeyi parlamentoda yapalım' dedik." ifadelerini kullandı.
Darbe girişimi sonrasında hiçbir dünya ülkesinin darbeyi kınayan açıklamada bulunmadığını dile getiren Gök, şunları kaydetti:
"Fetullahçı darbe girişimini niçin anlamıyorsunuz' diye sorduğunuzda onların cevabı 'kardeşim yıllarca bunun siz bize reklamını yaptınız, anlattınız, bu yapıyı koruyun diye anlattınız' diye cevap verdiler. Böyle bir tablo içerisinde olağanüstü hal ilan edildi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da 'arkadaşlar biz kısa tutacağız olağanüstü hali. 1.5 aya kadar işimizi bitirir olağanüstü hali kaldırırız, Türkiye normalleşir' dedi. Olağanüstü halin 3 ay daha uzatılmasının gerekçelerini Türkiye bilmelidir."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Meclise yönelik sözlerini de eleştiren Gök, "Meclisin devre dışı kalmasını hiç kimse kabul etmemelidir. Türkiye hükümet olarak, olağanüstü hal ilan edildikten sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bir mektup sundu ve 13 kişisel ve siyasal haklar sözleşmeninin maddesini askıya alacağını bildirdi. Toplam madde sayısı 27. Türkiye yarısını askıya alacağını ilan etti." dedi.
Bir devletin ne olursa olsun adil yargılama hakkını askıya alamayacağını savunan Gök, bu maddenin derhal geri çekilmesi gerektiğini, aksi halde Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde çok büyük tazminat davalarının beklediğini dile getirdi.
FETÖ darbe girişimi sonrası çıkarılan kararnameler ile mağduriyetlerin yaşandığını, mağduriyet tablosunun da giderek genişlediğini iddia eden Gök, şöyle devam etti:
"Biz bizi neyin beklediğini de biliyoruz. Türkiye'nin, iktidarın yaptığı uygulamalar, gerçekten çok kaygı verici bir tablo içerisinde. Yaratılan mağduriyetlerin büyüklüğü, Türkiye'yi onarılamaz tazminat davalarıyla karşı karşıya bırakacak boyuttadır. Biz bu tabloyu görüyoruz. Bu tablonun içerisinde iktidarın olağanüstü halin kolaycılığına kapılarak Meclisi devre dışı bırakmak suretiyle, Mecliste yapılması gereken işleri yürütmeye devretmek suretiyle de keyfi bir yönetim anlayışına doğru kaydığını görüyoruz ve bunu kaygıyla izliyoruz. Türkiye'nin en önemli problemi budur. Eğer böyle bir kaygıyla siz Türkiye'yi yönetmeye, devletin organlarını değiştirmeye, kurumları ortadan kaldırarak, başka kurumlar ihdas ederek Türkiye'yi yeniden bir yapılandırmaya kalkarsanız bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine aykırı olur.
Olağanüstü halin kolaycılığıyla okullarda laik eğitim sisteminden vazgeçiliyor, en barışçıl gösteriler yasaklanıyor ve Türkiye'de olağanüstü hal keyfi bir uygulama olarak bugün önümüzde duruyor.
Sonuç olarak Avrupa Birliği normları, kendi yasalarımız, kendi uygulamalarımız ve geçmişten gelen tecrübelerimize bakıldığında olağanüstü halin bir an önce sona ermesi, Meclisin çalışır halde olduğu gerçeği göz önünde tutularak olağan, normal düzene gelmemiz en gerçekçi yoldur. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak FETÖ'ye karşıyız, darbelere karşıyız ama hukuka saygılıyız, Anayasa'ya saygılıyız ve tüm dünyadaki evrensel normları biliyoruz. Bu açıdan, olağanüstü halin uzatılmasına ret oyu vereceğimizi hepinize saygıyla arz ederim."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
